Gürsel Tekin, Bunu Konuşalım'da gündemi değerlendirdi

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, 14 Ekim 2015 tarihinde Kanaltürk'te yayınlanan Bunu Konuşalım programına konuk oldu ve gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

7 Haziran'dan itibaren yükselen ve son olarak Ankara'da yaşanan bombalı saldırı ile devam eden terör olaylarını değerlendiren Gürsel Tekin, “Bizim coğrafyamızda uzun süredir, sadece bugüne mahsus değil ne yazık ki toplumsal geçişkenliklerden dolayı kendi sorunlarımızı bir türlü çözememişiz. Sadece bu iktidarın döneminde değil, 12 Eylül'de de, 12 Eylül'den öncede. Bütün bunlara baktığımızda demokrasi ve özgürlüğü hazmedemedik ve bunu geliştiremedik. İslam coğrafyası ve Ortadoğu coğrafyası sadece bugün sorunlu bir coğrafya değil. 1400 yıl önce Kerbela'dan itibaren maalesef çok ciddi acılar yaşanmıştır. Yani Ankara'da yaşanan şey bir Kerbela olayıdır. Bu öyle geçiştirilecek bir şey değildir. 1400 yıl geçmiş ama Kerbela kafası hala değişmiş değil. Aynı kafalar, aynı zihniyetler bugün hayatımızın her alanında. 1 Mart Tezkeresinde CHP olarak çok itiraz ettik. Aman dedik, yanıbaşımızdaki komşularımızla ilgili küresel dünyanın buralarda hesapları olabilir, enerji beklentileri olabilir. Bunlara taşeronluk yapmayalım dediğimizde bugünkü iktidar mensuplarının cümlelerini hatırlatmak isterim. Başta eski başbakan; “Biz Ortadoğu eş başkanı olduk" demişti. Bakanları da dedi ki, "Küresel dünya olacağız, sadece Türkiye'yi değil Türkiye dışındaki belli ülkeleri de biz yöneteceğiz."
Maalesef bu hayallerle Türkiye'yi bugün öyle bir noktaya getirdiler ki yanı başımızdaki komşularımızdaki yangın artık Türkiye'nin içine yansıdı." dedi.

Gürsel Tekin konuşmalarını şöyle sürdürdü:
"Birincisi hatırlayın üçlü koalisyon hükümeti vardı son derecede başarılı gidiyordu, hiçbir sorun yoktu. En az yolsuzluğun olduğu dönemdi, ekonomi iyiydi. Ne oldu da bir ekonomik kriz oldu. Hatırlar mısınız 2000 yılında Rahmetli Ecevit Amerika'ya davet edilmişti. Amerika'ya davet edildiğinde Rahmetli Ecevit'e Irak'taki operasyonla ilgili talep geldi. Rahmetli Ecevit çok namuslu bir insandı bu talebi reddetti. Bunu bilmemiz lazım yani durduk yere bir ekonomik kriz oluyor ve iç siyasetimizde olağanüstü sorunlar yaşanıyor. Daha sonra AKP geldi ve Sayın Erdoğan'ında o dönemki açıklamalarında ilk cümlesi özellikle küresel dünyaya mesaj olsun diye, "Milli görüş gömleğimi attım" olmuştu. Yani bu küresel dünyaya selam çakmaktı. Hemen AKP iktidar olur olmaz önümüze hemen Irak operasyonu geldi. Irak operasyonunda Irak'ın iç işleri bozuldu. Çok ciddi mezhep çatışmaları başladı. O çatışmaların sonucu Türkiye burada taraf oldu. Irak eski başkan yardımcısını biliyorsunuz Türkiye'ye getirdiler. Irak anayasasına göre doğru ya da yanlış terör lideri olarak nitelendirilen insanı getirdiniz ev sahipliği yaptınız. Öyle olunca Irak'la bütün ilişkileriniz koptu. Diplomatik bütün ilişkilerimiz bozuldu ve oradaki iş adamlarımız da geri dönmek zorunda kaldı. İkincisi Libya olayı. Kaddafi'nin Libya'daki olayında Sayın Davutoğlu Dış İşleri bakanıyken, "Ben Kaddafi muhaliflerine 200 Milyon Dolar çantaya para koydum götürdüm" demişti. Bu diplomatik olarak kabul edilmeyecek bir iştir. Nihayet Libya paramparça oldu. Libya'daki enerji kaynaklarının tamamı küresel dünyanın eline geçti. Bu sefer Mısır'da Müslüman kardeşlerin iktidar oluşuyla Türkiye'de başka bir dönem başladı. Biliyorsunuz özellikle İslam coğrafyasının iki önemli ülkesi Mısır ve Türkiye'dir. Bu Mısır'daki değişimle beraber, iktidara çok yakın oldukları için Müslüman Kardeşler buradaki iktidarla birlikte Ortadoğu coğrafyası üzerinde yeni bir yapılandırma üzerine gidecekti. Ortadoğu coğrafyasındaki sıkıntılar gittikçe arttı ve belli bir döneme geldi nihayet en son Suriye meselesine geldik. Hatırlarsanız çok iyi ilişkilerle başladılar. Hatırlarsanız Sayın Erdoğan aramızdaki tel örgüleri kaldırdık dedi, tatillere gidildi. İş dünyası yatırımlar yapmaya başladı. Sonra ansızın ne olduysa Ortadoğu'daki mezhep çatışmasından da kaynaklı Suriye ile çatışır vaziyete geldik. Ne oldu bilmiyoruz. Birçok alanda kandırıldıkları gibi büyük olasılıkla bu alanda da kandırıldılar. Tahminim, Mısır'daki Müslüman Kardeşlerle buradaki iktidar arasında bir geçişkenlikten dolayı bir Ortadoğu hâkimiyeti kurabilir miyiz projesi vardır diye düşünüyorum. Zaten Sayın Davutoğlu'nun kitabına da baktığımızda Stratejik Derinlik nedir o da belli değil. Stratejik derinlikten stratejik çukura düştük kendimizi kurtarmaya çalışıyoruz. Şimdi arkaya ne bıraktılar? Bir, Ahrarus Şam, iki El Kaide, El Nusra çıktı, IŞİD çıktı Ensari şeria çıktı. Şimdi bütün bu örgütlerin Türkiye'de yakın bağları var. Şimdi Sayın Davutoğlu geçen gün söyledi ya, "Biz bu canlı bombaları biliyoruz" diye valla gözlerim yaşardı. Bu kadar hukuka saygılı bir iktidar valla bombacıya gelince hukuk anlatıyor. Ben şaşırdım. Sayın Davutoğlu siz hukuk mu tanırsınız? Televizyon kablosuna tahammül edemeyen bir iktidar bombacıya tahammül ediyor.
Şimdi bunlar öngörüsüz olduğu için, biz baştan beri söyledik öngörüsüzsünüz maalesef bilmiyorsunuz yanıltıldınız. Sonuç itibariyle karşılarındaki de bir ülkedir. Onun da bir takım ilişkileri var. Bu ilişkileri göz ardı ederek Esad'ı yıkacağım, gideceğim namaz kılacağım hikâyeleriyle başlayan süreç Esad yıkılamayınca Esad'a karşı bir muhalif ordu oluşturabilir miyize dönüştü. Özgür Suriye Ordusu diye bi şey oluşturdular. Derme çatma sağdan soldan toplamışlar. Özgür Suriye Ordusu darmadağın oldu. Küresel ülkeler baktı, böyle bir ordunun ayakta kalma şansı yok.
Şimdi PYD'ye düşman gibi davranıyorlar da Süleyman Şah Türbesi'ni Türkiye'ye ilk duyuran bendim. O yalama medyaları bana neler yazdı. Sayın Davutoğlu'da çıktı böyle bir şey yok falan dedi. Ben çok memnun olurum, olsun istemem. Bizim varlık sebebimize saldırıdan biz mutlu olacak değiliz. Amerikan Generali ve koalisyon ülkelerinin yöneticileri Ankara'da toplandılar.  Sonra öğrenildi ki toplantıda PYD lideri de var. Siz terör örgütü dediğiniz kurumun liderini Ankara'ya niye getirdiniz Sayın Davutoğlu? Getirmelerinin sebebi şu, koalisyon ülkeleri aşağıya inecekler. Bizim Süleyman Şah Türbesi IŞİD tarafından işgal edilmiş bu işgalin kaldırılması için de yerel unsurlara ihtiyaç var. Yerel unsur kim PYD. PYD'yi kullanarak bunu yaptılar. Tüm bunlara baktığınızda buradaki sorunların temel sebebi Türkiye.
Şimdi Sayın Davutoğlu dedi ki "Biz canlı bombaların kim olduğunu biliyoruz ama hukuken bir şey yapamıyoruz". Bir başbakanın Ankara'da yaşanmış bir acı üzerine kullandığı bu cümleleri sağduyusu yerinde olmadığı için kullanmıştır diye kabul ediyorum. Şimdi Sayın Davutoğlu'na soruyorum. Az önce saydığım örgütlerin Türkiye'de bir tanımı var mı? Bütün bu örgütleri bizim basınımız, istihbarat örgütümüz, basınımız biz göremiyoruz. Ama bizim dışımızdaki herkes görüyor. El Nusra yeni mi çıktı? Günaydın Sayın Davutoğlu. Hatırlayın Reyhanlı'da 53 vatandaşımız hayatını kaybetti. O gün bile bu canavar örgütlere terör örgütü diyemediler. Reyhanlı olayı saat dokuz buçukta olmuş saat on birde Hüseyin Çelik bir basın toplantısı yaptı. İstihbarat ne kadar hızlı çalışmış helal olsun bunlara. Çıktı, "Esad güçleriyle bir sol örgüt yaptı" dedi. Üç saat sonra dünya ajansları El Kaide'nin Rakka'daki denetiminden çıkan kamyonlar olduğu El Kaide tarafından yapıldığı anlaşıldı. Bütün bunlara rağmen, 53 vatandaşımız hayatını kaybetmiş siz nasıl terör örgütü diyemiyorsunuz?"

1 Kasım seçimleri için de değerlendirmelerde bulunan Gürsel Tekin, anket şirketlerinin bağımsızlığını kaybettiğini dile getirerek, "Anket firmaları bağımsız olurlar, kamuda iş yapmazlar. Kamuda iş yapıyorsanız bakanlıklardan para kazanıyorsanız bağımsızlığınızı kaybetmişsiniz demektir. Anket şirketleri tomografi görevi yapar yani bir kurum benim durumumu bir araştırın der. Doktor diyor ya git tomografi çektir. Tomografi çekilirken tomografiyi çeken kişi size, "Arkadaş doktora gitmene gerek yok senin hiçbir şeyin yok eve mi git diyor". Veriyor sonucu git doktora diyor. Şimdi bizim anket şirketlerimizin yöneticileri çıkıyor at yarışı gibi bahse giriyor. Ya kardeşim sana ne? Böyle maskaralık mı olur? Ben anket şirketi gibiyim. Adıyaman'ından Malatya'sından Kırıkkale'sinden İstanbul'una her yerde gezen MHP'lisiyle De HDP'lisiyle de AKP'lisiyle de çok sıcak ilişkileri olan bir insanım. Sokakta da tek başıma çok şükür geziyorum. Korumam yok, silahım yok hiçbir şeyim yok. Silah da almayan tek vekilim. Silahları önce vekiller bırakacak. Böyle bir şey yok. Barış diyeceğiz, kardeşlik diyeceğiz silaha veda edeceğiz. Bu seçimin kazananı CHP olacak. Çok açık söylüyorum. Görünen köy kılavuz istemez. Hem oyunu, hem itibarını artıran tek parti Cumhuriyet Halk Partisi olacak. Siyaset itibar işidir.
Özellikle kaymakam ve valilere seslenmek istiyorum. Seçimin sağlıklı yürüyebilmesi için, ne olursunuz devlet adına görev yapıyorsunuz. 78 Milyon yurttaşımızın ödediği vergilerle maaşınızı alıyorsunuz. İktidarların arka bahçesi gibi davranmayın. İktidarların il başkanı gibi davranmayın." ifadelerini kullandı.

 

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 14 Ekim 2015 23:22

Bağlantılı Konular