Gürsel Tekin seçim güvenliğine ilişkin açıklamalarda bulundu

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, 30 Eylül 2015 tarihinde Halk TV'de yayınlanan Halkın Avukatı programına konuk oldu. Tekin, seçim güvenliği ve gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Yaklaşan 1 Kasım seçimlerinden önce seçim güvenliği konusunda açıklamalarda bulunan Tekin, "Bu seçimi sadece 78 milyon yurttaşımız değil tüm dünya izliyor. Dünyanın çeşitli ülkelerine baktığımızda hemen hemen her ülkede seçim olur. Bir, demokrasinin evrensel kurallarına inanmış ülkelerin yapmış olduğu seçimler var bir de yanı başımızda Ortadoğu coğrafyasında Irak gibi Suriye gibi ülkelerde seçimler oluyor. Biz aynı zamanda Avrupa Birliği'ne girmek isteyen bir ülkeyiz. Gelişmiş ülkelerde seçimler nasıl oluyor buna bakmamız lazım. G20'ye girmiş bir ülkenin seçimi becerememesi Türkiye açısından çok büyük bir ayıptır." dedi.

Evrensel kuralların hayata geçirilmesi halinde seçimlere hile karışmasının söz konusu olmayacağını belirten Gürsel Tekin, "2 yıl önce Almanya'daki seçimleri izledim. Sandıktan önce sisteme bakmamız lazım. Bizim anayasamızda çok açık ve çok net. 12 Eylül darbe döneminde yapılan anayasaya baktığımızda, dönemin darbecileri bile anayasayı yaparken seçimlerin bağımsız olabilmesi için, seçimden 3 ay önce seçimi ilgilendiren üç bakanlığın bağımsız olmasını söylemiş. Bunlar Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı. Seçimlerin bağımsız ve sağlıklı yürüyebilmesi için bu anayasaya konulmuş. Şimdi anayasa gereği yerine getirilsin diye mevcut bakanınızı alıyorsunuz yerine bakan yardımcısını getiriyorsunuz. Yani göstermelik. Bir kere hile buradan başlıyor. Nezaketsizce de davranıyorlar. Geçmiş dönemlerde de en azından bu üç bakanlığa, kendi adamları da olsa dışardan birilerini getiriyorlardı. Bu kabul edilebilecek bir şey değildir. Avrupa'da nasıl oluyor? Avrupa'da seçimin başladığı andan bitimine kadar iktidarın dışında işliyor. Hiç bir iktidarın müdahale etme şansı yok.
Bir kere 78 Milyon yurttaşımızın vergisiyle yayın yapan bir devlet televizyonumuz var. Hukuk sistemini kenara bırakın, din iman edebiyatı yapıyorsunuz, bu dinen de caiz değildir. Bizi izleyen vatandaşların belki tamamı bilmeyebilir elektrik faturalarınıza baktığınızda her ay TRT'ye çalışıyoruz. Elektrik faturasını öderken TRT'ye de ödeme yapıyoruz. Bu TRT'nin asıl görevi ne peki? Dünyanın birçok ülkesinde devlet televizyonu var. İngiltere'de biliyorsunuz BBC devlet televizyonudur. Ama iktidarı acımasızca eleştiriyor. Hiçbir iktidar mensubu, ya siz devlet televizyonusunuz ben de iktidarım benim eksiklerimi eleştiremezsiniz diyebilir mi? Almanya'da üç farklı siyasi partiyi ziyaret ettim. Seçim sonuçlarını nasıl izliyorlar diye bakıyoruz. Üç farklı partinin genel merkezine gittim üçünde de devlet televizyonu açık. Hiç kimsenin aklına acaba bu devlet televizyonu yandaş gibi davranabilir mi kuşkusu gelmez.
İki, siyasi partilerin kendilerini ifade edebilmeleri için reklam alanları eşit oranda kullanılmak zorunda. Merkel'in %38 oy alan partisiyle %1 oy alan parti eşit oranda kendini ifade ediyor. Ben iktidarım istediğim yeri, istediğim duvarı, kamu binasını kullanabilirim, daha da öteye gidiyorum insanların ibadet yaptığı camileri kullanabilirim deme şansınız asla olmaz. Buralardan başlamamız lazım.

Şimdi ne olacak önümüzdeki günlerde, siyasi partilerin kendini ifade edebileceği sınırlı alan var. Miting yapma şansınız sınırlı hale geldi. Her gün şehitlerin geldiği yerde o ile gidip hiçbir şey olmamış gibi davranabilecek durumda değilsiniz. Ne kullanacaksınız? Televizyonları, reklam mecralarını, kamuya ait hangi mecralar varsa onları kullanacaksınız. TRT size kapalı. Onun dışındaki merkez medya sınırlı, belli ölçülerde size yer ayıracak. Billboardlara bakın tamamı daha düne kadar Sayın Erdoğan'ın, Sayın Davutoğlu'nun reklam işlerini yapan firmalara verilmiş. Yüksek Seçim Kurulu'nun varlık sebebi maalesef ortadan kaldırılmış. YSK bildiğiniz gibi önemli bir anayasal kurumdur bütün bu çerçeveyi onların kurması lazım. Sayın Erdoğan çıktı seçim takvimi şu gün olacak dedi. Ya bırakın da hangi takvim uygunsa YSK açıklasın. Bir cumhurbaşkanının bir seçim takvimi dayatması bir kere hukuken kabul edilebilir değil. Tüm bunlara baktığımızda nereden baksanız ir çürümüşlükle karşı karşıyayız." dedi.

Yurttaşların sandık başına gitmesi gerektiğini belirten Tekin, "Sandık başına gitmeyenlere baktığımızda ne yazık ki çoğunluğu muhalefet partilerinin seçmenleri. Burada yurttaşlık görevimizi yaptığımızda göreceksiniz tablo çok başka olacaktır. Geçmiş dönemde de zaman zaman sandıklarda sıkıntılar olmuştur. Ama darbe döneminde bile kimsenin aklına sandıktan oy çalmak gelmezdi. Ne olduysa bu AKP döneminde oldu. Biz Kağıthane'de dava açtık, belgeleri ortaya koyduk. Öğretmen kadıncağız geldi dedi ki benim elimdeki tutanak bu. Tutanaklara bakıyoruz, bizim tutanağımız, sandık başındaki öğretmenin tutanağı, diğer partilerin tutanağı aynı. Bu tutanaklar ilçe seçim kuruluna teslim ediliyor. İlçe seçim kurulunda bir el bunların tamamını değiştiriyor. İki yıldır mahkeme devam ediyor failini bulamadık. Failini çok açık net biliyoruz; kamu yöneticileri. Ey kamu yöneticileri, bu haramzadelerin işlerine ortak olmayın. Zannetmeyin ki bunlar unutulacak. Düşünebiliyor musunuz, 70 yaşında, 80 yaşında insanlar gelip oy kullanıyor. O insanın oyunu çalan bir siyasi parti nasıl ayakta duracak?" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin küresel dünyanın bir parçası olduğunu ve önümüzdeki seçimlerin dünyada yakından takip edildiğini dile getiren Gürsel Tekin, "Seçimin sonucunda oyunuzu üç beş puan artırabilirsiniz ama meşruiyeti tartışılır duruma gelirse ülke bunun bedelini çok ağır öder. 7 Haziran'dan sonra CHP'nin tüm çabalarına rağmen kurulması gereken hükümet sabote edildi ve Sayın Davutoğlu'nu tehdit etti Sayın Cumhurbaşkanı.  Medyanın karşısında dedi ki "Davutoğlu intihar mı etsin?" Yani Cumhuriyet Halk Partisi ile hükümet kurması bir intiharla eşdeğer kabul edildi. Böyle olunca Sayın Davutoğlu da intiharı göze alamadı. Lider oradan doğardı maalesef doğmadı. O günden itibaren Türkiye'nin üzerine yüklenen yük 60 Milyar Dolar. Emeklisi, işçisi, köylüsü bunun ne kadar farkındadır? Sizden ricam önümüzdeki günlerde G20 toplantısı var. Gelişmiş 20 ülke içerisinde bizim para değerimiz 5. sıradaydı. Şimdi kaçıncı sıradayız? Şimdi bütün negatif olaylarda bir numarayız. İşsizlikte, yolsuzlukta, sefalette maşallah AKP birinciliği kimseye kaptırmamış. Bu Gezi Park'ında insanların hak arama eylemlerini faiz lobisine bağladılar. O insanların hepsini toplasanız tamamının ceplerinden 5Bin Dolar çıkmaz. Ama onları faiz lobisine bağladılar. Bu seçimin kazananı kim oldu biliyor musunuz? Faiz lobisi oldu. Sadece paramız beşinci sıradan birinci sıraya gelirken kaybımız 26 Milyon Dolar. Kimin cebine girdi? İktidar yandaşlarıyla faiz lobisinin cebine girdi. Bütün bu maliyetleri sorgulamamız lazım bizim seçmen olarak." ifadelerini kullandı.

Gürsel Tekin, önümüzdeki seçimin sağlıklı bir şekilde yapılamamasının vatandaşların sırtına yeni yükler ekleyeceğini de dile getirdi.

Taşımalı sistem ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Gürsel Tekin, Yüksek Seçim Kurulu'nun önemli bir sınav vereceğini belirterek, "3 Mahalle ile ilgili talep kabul edilirse Güneydoğu'nun başka yerlerinden de benzer talepler gelecektir ki bu da başka bir tehlikeyi önümüze getirecektir. Uluslararası arenada tam da PKK'nın istediği, terör örgütlerinin istediği bir konuma gelecektir. Yani Türkiye coğrafyasının bir kısmında seçim yapamayan bir ülke konumuyla karşı karşıya geleceğiz. Böyle bir şey olabilir mi? Bu tartışmanın üzerine Milli Eğitim Bakanı çıkmış pişkin pişkin diyor ki, bazı bölgelerde okullara çocukları gönderemiyorlar. Ya sen devlet olarak seçim yapamıyorsan bir ane babanın çocuğunu okula göndermesini nasıl beklersin? Türkiye bir sınav veriyor. Ya bu sınavdan geçeceğiz ya da bu sınavdan kalacağız. Bu sınavın sonucunu alacağınız oylarla telafi etmek mümkün değildir. Sandıklar kurulacak. Dün de çağrı yaptım. Gelin el ele verelim gidelim orayı çözelim. Seçime gölge düşürmeyelim." dedi.

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 30 Eylül 2015 21:41

Bağlantılı Konular