Gürsel Tekin Bugün TV'de gündemi değerlendirdi

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin 26 Ağustos 2015 tarihinde Bugün TV'nin yayın konuğu oldu.

Emre Buga: CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Aktüel'de konuğum, Sayın Tekin hoş geldiniz.
Gürsel Tekin: Hoşbulduk, iyi yayınlar diliyorum.

Emre Buga: Teşekkür ediyoruz, bugün mektuplar gitti. Bir kere öncelikle neden mektup sorusu var. Bir de mektubun içeriğini gördüğümüz zaman herhalde her kişiye aynı mektup gitti. Hangi bakanlık olduğu ne bittiği konusunda bir detay yok. CHP'nin bu mektup gelmeden önceki tavrını biliyoruz ama bugün hazır elinizdeyken mektuplar ve CHP'den beş kişiye gitti bu mektuplar. Ret cevapları da ardı ardına geliyor, nasıl değerlendireceksiniz?
Gürsel Tekin: Öncelikle hiç beklenmedik bir tablo ile karşı karşıya kaldı Sayın Davutoğlu. Tabi 7 Haziran'dan önce yapılan bütün kamuoyu yoklamalarına baktığınızda bir tek parti iktidarının görünmediği çok net bir şekilde ortaya çıkmıştı. Sayın Binali Yıldırım aynı zamanda Sayın Erdoğan'ın başdanışmanıdır biliyorsunuz. Bir gazetede röportajı vardı ve kendisine soruluyor. Tek başına iktidar gözükmüyor, o da ısrarla hayır, AKP tek başına iktidar olacak diyor. Gazeteci tekrar soruyor, olası bir koalisyon olur mu diye. Sayın Yıldırım'ın ifadesi şu, kesinlikle biz koalisyonu kabul etmeyiz tekrar seçime gideriz. Anlaşılan seçimden önce ve sonra sarayın kadrolarını bu konuda önümüzdeki süreçte bir koalisyona izin vermeyeceğini bir seçime gidileceğini ifade etmiş hatta Sencer Hoca da çok iddialı konuştu, erken seçim olacak dedi ve neticede o duruma geldi. Seçimden hemen sonra AKP yetkililerinin tamamı adeta HDP'yi hedef alarak yani HDP ile asla bir arada olamayız cümlelerini kullandılar. Bu hırpalamadan görünen o ki HDP'nin oyları düşmemiş yapılan araştırmalara baktığımızda yükselmiş. Son tablo her iki siyasi parti bu meseleyi yani anayasal hak olan CHP'ye sıra gelirken bu haklar verilmeyince doğal olarak iki siyasi parti baştan itibaren bir erken seçim hükümeti içerisinde olmayacağını çok net bir şekilde ifade etmiştir. Anayasal olarak öyle bir duruma geldiler ki HDP ile bir hükümet kurmak zorunda kaldılar. Bu kamuoyunda algıyı dağıtabilmeleri için bir suç ortakları arayabilir miyiz... Anayasanın gereği olarak Davutoğlu ana muhalefet ve muhalefet partisine bakanlıklar önerecekmiş. Sayın Davutoğlu baştan itibaren, müzakereler başlarken bile her iki siyasi partinin tavrının net olmasına rağmen niye bu kadar maskaralık yapıyorsunuz. Elbette CHP'nin milletvekillerinin bunu kabul etmeyeceğini iki cihan bilir. Öyle zor durumda kaldılar ki, HDP ile hükümeti götürmek zorundalar. Kendi seçmen kitlelerine de biz MHP ve CHP'ye teklif ettik ama reddedince HDP ile zorunlu olarak kaldık algısı yaratmanın ötesinde bir şey değildir.

Emre Buga: Mektup olayına ne diyorsunuz?
Gürsel Tekin: İçeriğini okumadım vallahi ne yazarlarsa yazsınlar. Çok dikkatimi çeken bir şey var, Sayın Davutoğlu'nun kurduğu bir cümle. 550 milletvekilini tek tek inceledik... İstihbaratı da ele almışlar neyi incelediniz yani 550 tane milletvekilinin olup olmadığını YSK araştırır. Görüyorum ki Sayın Davutoğlu'da böyle bir araştırmaya girmiş ve bu çerçevede 550 tane milletvekilini araştırarak böyle bir tablo çıkartmışlar. CHP'nin milletvekili arkadaşlarımız bugün bunu elinin tersi ile reddettiler.

Emre Buga: O mektupta yer alan şeyi kabine de yer alın ama hangi bakanlık olduğu da belli değil. Belki de bizim elimize geçen bir formattı. Belki daha açık bir şekilde bu vekillere bu mektuplar iletildi ama hangi bakanlık ve kabinede yer alacaklarına dair bir bilgi yok.
Gürsel Tekin: Özellikle çok ciddi sıkıntı var. Cari açık yok yükseliyor. Sayın Davutoğlu'nun yapması gereken, geçen dönem 17-25 Aralık'ta da kamuoyuna yansıyan bu cari açığı kaybeden şahısları bakan yaparlarsa en azından Türkiye açısından faydalı olur diye bir önerim de var. CHP milletvekillerinin iki ay içinde cari açığı kapatacak bir gücü yok.

Emre Buga: Baykal'a bir teklif gelirse, önce bir teklif gelsin ondan sonra benim cevabım hazır olacak dedi ve...
Gürsel Tekin: Sayın Baykal deneyimli bir siyasetçidir ve ne yapacağını bilir.

Emre Buga: Bunu söylemeniz bile bana hakaret sayılır. Ne cevap vereceksiniz sorusu bile benim için hakaret sayılır dedi.
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Empati yapalım, tam tersi Sayın Kılıçdaroğlu görevi almış olsaydı bu nezaketsizliği yapar mıydı? Yani eğer siyasi partilerde ısrarla bir bakan alma ihtiyacı varsa o zaman yapmanız gereken bir şey var. Siyasi partilerin genel başkanlarına gideceksiniz ve onları ikna etmeye çalışacaksınız. İkna olmuyorsa bu maskaralığı yapmayacaksınız.

Emre Buga: CHP ile Baykal arasında bir savaş var algısı yaratılmaya çalışılıyor.
Gürsel Tekin: Hiç kimse yapamaz. CHP bugüne kadar birçok parti dışında mekanizmalar çalıştı, partiyi nasıl karıştırabiliriz diye çok uğraştılar. Ama CHP kale gibidir hiç merak etmesinler.

Emre Buga: Şimdi erken seçim gözüktü, her ne kadar buna hazır olmasa da biz buna hazırız mesajları geliyor. Şimdi ön seçim olmayacak ve bu YSK'ya da soruldu. YSK'dan da evet denildi. Bunun anlamı CHP seçime aynı liste ile mi gidecek yoksa bir takım değişiklikler mi olacak?
Gürsel Tekin: Önce YSK'ya ciddi bir eleştirim var. YSK anayasa mahkemesi gibi önemli bir kurumdur. Takvimi kendilerinin hesaplaması lazım. Ortalama bütün seçimlere baktığımızda cumhuriyetin çok partili sisteme geçtiği dönemden, bugüne kadar çok net kriterler var. En az 90 gün. Siyasi partilerin kendi içinde demokrasiyi işletmesi açısından, aday başvuruları açısından. Şimdi YSK'nın vermesi gereken kararı Sayın Erdoğan veriyor. 1 Kasım dedi, YSK'da 1 Kasım'ı baz aldı. Niye 8 Kasım değil, niye 17-21 Kasım değil. Böyle bir şey olabilir mi Allah aşkına. Bir kurum, bir başkasının tarifiyle hareket eder duruma gelmişse o anayasal kurul olmaktan çıkmış. Bütün demokratik ülkelerde olması gereken, demokratik mekanizmayı işletecek, ona da fırsat vermiyorlar. Çok kısa içerisinde bir ön seçim yapma olanakları maalesef ortadan kalktı. Hadi CHP'yi düşünmüyorsunuz, MHP'yi, HDP'yi düşünmüyorsunuz. Size talimat veren AKP'yi düşünün bari. AKP'nin 12 Eylül'de kongresi olacak. Aday başvuru son günü ne zaman 14 Eylül. Allah aşkına bir siyasi parti kongre yapacak alelacele ertesi gün MYK'sını tespit edecek. MYK'sı Parti meclisi....

Emre Buga: AKP bundan memnun gözüküyor.
Gürsel Tekin: Listelerin tamamı hazır olduğu için bu kongre sembolik. Kurultay dediğiniz ciddi bir mekanizmadır, partinin en üst organlarıdır. Burada seçim olur, o seçimden sonra merkez yürütme seçimi olur, ardından merkez yürütme bir araya gelir ve aday belirlemeyi yapar. İşte bütün bunlar hazır, sembolik. Bu gerçekten YSK'ya yakışan bir tablo değil.

Emre Buga: Size göre en az üç ay geçmeli yani.
Gürsel Tekin: Bana göre değil hukuka göre. Bütün seçim dönemlerine bakın hiç iki aya sıkıştırılmış bir seçim takvimi yoktur.

Emre Buga: 1 Kasım erken seçim için erken bir tarih mi demek istiyorsunuz.
Gürsel Tekin: Kesinlikle.

Emre Buga: Pekala listede bir değişiklik olacak mı?
Gürsel Tekin: Bunu bilemiyorum. Yani bu benim söyleyebileceğim bir karar değildir. Daha çoğu yeni seçildi. Komisyonlar oluşmuş olsaydı, arkadaşlarımızın çalışmasını izlemiş olsaydık. Bu olanaklar olmadı. Büyük olasılıkla ön seçimle gelen arkadaşlarımız korunacak gibi görünüyor. Benim kişisel düşüncem. Ama önümüzdeki süreçte MYK'da bunlar netleşecek.

Emre Buga: Metropol araştırma şirketinin yaptığı anket diyor ki, herhangi bir erken seçimden sonra partilerin alacağı oy oranında herhangi bir artış gözükmüyor. Bunu okuyan seçmenler, bir sonraki erken seçimde sandığa gidecek olan seçmenler ister istemez soruyorlar. Madem aynı oranlara sahip bir seçim yeniden yapılacak, yeniden bir koalisyon çabasına girilecek ama aynı senaryo tekrarlanır mı. Böyle düşünen seçmene sizin yanıtınız ne olacak?
Gürsel Tekin: Türkiye'ye bu seçimin maliyeti nedir, bunu konuşmamız lazım. CHP olarak baştan itibaren yapmayın dedik, önemli bir maliyet çıkarıyorsunuz. Sadece terör, iç politikamız ya da sosyal yapımızın sıkıntıları değil aynı zamanda ekonomi ile ilgili de çok ciddi sorun olabilir. CHP ile AKP'nin koalisyon müzakerelerinin olduğu dönemde G20 ülkeleri içinde Türkiye beşinci sıradaydı. Parasal değeri açısından birinci sıraya geldi yani en çok değer kaybeden. En çok değer kaybetmek ne demektir... Özellikle ekonomist arkadaşlarımızın hesaplarına göre bu beşinci sıradan birinci sıraya gelmenin maliyeti 25 milyar dolar. Yani emeklisi, işçisi, köylüsü 77 milyon yurttaşımızın cebinden 25 milyar dolar çıktı demek. İki, reel sektöre baktığımızda özellikle borsaya baktığımızda borsadan kaynaklı 26 milyar dolar. Yani ortalama 52 milyar dolar Türkiye'de ciddi bir kayıp var. Şimdi bu zararın faturası yurttaşlara çıkıyor. Döviz kurlarının durumunu hepimiz biliyoruz. İnşaat sektöründen, dövizden daire sahibi olanlar, dövizden kredi alanların, turizmin ne durumda olduğunu hepimiz görüyoruz gerçekten. Çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıyayız. Bu seçimin maliyeti de iki milyardır. Bu nereden çıkacak bu da vatandaşın cebinden çıkacak. Yani bu kadar sıkıntının içinde emekliye... Bizim varlık sebebimiz olan annelerimize, babalarımıza birer ikramiye verelim dedik Sayın Davutoğlu parayı nereden bulacaksınız dedi. Sayın Davutoğlu işte 52 milyar dolardan bahsediyoruz. Ufak esnaf, yatırımcıların kaçışı falan bütçeye bakıyor. Bütün bunlara baktığımızda bir kişinin talebi üzerine Türkiye bu talepler çıktı. Yazık günah oldu, bu maliyeti ödeyen yurttaşımız aynı zamanda bu maliyeti ödetenlere çok ciddi fatura çıkacaktır. Ben Sencer Hoca'ya çok itibar eden biriyim. Gerçekten mevcut kamuoyu yoklama şirketlerini çok yakın takip ediyorum, çokta saygı duyduğum bir insandır. Şunu da çok merak ediyorum, keşke şunu da tartışma imkânımız olsaydı. Kararsız seçmenleri nasıl bölüyorlar çok merak ediyorum. İkincisi insanların telefonla konuşmaya imtina ettiği bir dönemde farklı siyasi partilere oy vereceğim tercihi de bazen zorlaşabilir. Ben şunu söyleyebilirim, kayıtlara da düşsün. %40 asla AKP için söz konusu olamaz. Önümüzdeki günlerde de göreceksiniz AKP'de çok ciddi bir düşüş olacak.

Emre Buga: Bugün cumhurbaşkanının bir açıklaması vardı. Orada da dediği, özellikle CHP'ye yönelik söylemleri var. Bu seçime ben girmeyeceğim benimle bu kadar niye uğraşıyorlar, niye bana bu kadar sevdalılar şeklinde bir açıklaması var.
Gürsel Tekin: Sayın Cumhurbaşkanına çok sevdalı değiliz. Sayın Cumhurbaşkanının yönetim anlayışını eleştiriyoruz. Biz anayasaya uy diyoruz. Siz çıktınız 77 milyon yurttaşımızın karşısına anayasaya sadık kalacağınıza dair yemin ettiniz. İki, 17-25 Aralık gibi dünyada görülmemiş yolsuzlukla arandaki bağını kopar diyoruz. Yani parlamentoya geldi dört bakan bağlı bir sürü bürokratların 17-25 Aralık'ta hesap vermesi gereken dönemde siz müdahale ettiniz. Yoksa CHP olarak biz sizin kaşınıza gözünüze hayran değiliz. Bizim eleştirilerimiz yönetim anlayışınıza karşıdır. Bakın cumhurbaşkanı seçildiği günden itibaren bizim MYK'mızda Sayın Genel Başkanımızın kullandığı cümleleri burada tekrarlamak istiyorum. Arkadaşlar bundan sonra bizim muhatabımız siyasettir, sakın cumhurbaşkanını muhatap almayacaksınız. Cumhurbaşkanlığı makamı başka bir şeydir. Biz siyaseten bakanları ve Sayın Davutoğlu'nu eleştireceğiz. Sayın Davutoğlu da çıktı buna karşılık muhatabınız biziz. Eyvallah Sayın Davutoğlu. Ama biz maalesef Sayın Davutoğlu'nu muhatabımız olarak göremedik. Bu seçim atmosferine bir bakın. Sayın Cumhurbaşkanı diyor ya ben Kasımpaşalıyım. Orada herhangi bir kahvede kullanılacağı cümlelerden dolayı insanlar birbirlerini boğazlıyor. CHP gibi kendisinin de varlık sebebi olan bu partiye cibilliyetsiz dedi Sayın Cumhurbaşkanı. Cibilliyetsizin ne olduğunu gitsin Rize'de bir kahvede söylesin bakalım. Bütün bu tablolar ortadayken işte kaçak sarayın yolunu bilmiyorlar dedi. Biz meşru olmayan, hukuken meşru olmayan hiçbir şeyin yolunu bilmeyiz. Bizim Genel Başkanımız da buna müsaade etmez. Yoksa siz anayasanın size vermiş olduğu çerçeve içinde kalmış olsaydınız elbette biz sizi eleştirmemiş olacaktık.

Emre Buga: Deniliyor ki o yüzden ikinci kez hükümeti kurma görevini vermedim. Saraya küfür ederlerse, bana karşı ağza alınmayacak cümleler sarf ederlerse görevi veremem dedi.
Gürsel Tekin: Bizde kimseye küfür yoktur. Sayın Cumhurbaşkanlarının küfürlerini saydım. Cibilliyetsizliğin ne olduğunu ben de bilirim o da bilir. Küfürse işte küfür bu.

Emre Buga: Sayın Tekin erken seçimden sonra CHP diyelim ki en yüksek oyu aldı. Ve hükümeti kurmak üzere Cumhurbaşkanı tarafından saraya davet edildi. Şimdi bu en son koalisyon görüşmelerinde tekrar saraya CHP gider mi gitmez mi soruları çok konuşuldu ve tartışıldı. CHP sarayın kapısından hiçbir şekilde girmeyecek mi?
Gürsel Tekin: Çok net. Sayın Genel Başkanımız saraya iki kriterden dolayı gider. Allah göstermesin birincisi, bir savaş ve dış politika sorunu varsa elbette Türkiye için yapılmayacak bir şey yok. İkincisi hükümet kurmak için gider. Onun dışında daha ilk günden itibaren... Şimdi işine geleni yazıyorlar, işlerine gelmeyeni yazmıyorlar. Şimdi Allah göstermesin yarın yani Türkiye kevgire döndü. Ülkelerle sorunlar olsa vay efendim biz saraya gitmeyeceğiz deyip de böyle bir anlayış içinde olabilir miyiz? Söz konusu millet meselesi ise her türlü zehri içmeye hazırız.

Emre Buga: Bu arada Tuğrul Türkeş evet demiş MHP'den. Devlet Bahçeli'nin bir açıklaması vardı. Bizde partililik yoktur bizde ruh vardır dedi. Çok şaşırdım. Burada şu anlık Bahçeli'den gelecek yanıtları da merak ediyoruz.
Gürsel Tekin: Enteresan. Bizim dışımızda siyasi parti olduğu için benim yorum yapmam yakışık almaz ama şaşırdım. Sıradan bir isim olsaydı çok şaşırmazdım ama Alparslan Türkeş'in oğlunun bu tablo içinde olması gerçekten üzücü bir durum.

Emre Buga: Meclis açılmış olsaydı şu süre içinde. Neler kaybettik?
Gürsel Tekin: Türkiye kaybetti.  Sadece bizler değil. Parlamento işlemiş olsaydı... Bakın terör olaylarında CHP olarak biz parlamentoyu göreve davet ettik. Çünkü sorun varsa sorunun çözüm merkezi parlamentodur. Hemen acilen bir komisyon oluşturalım, terörün araştırılması için. Daha fazla can yanmasın, daha fazla gözyaşı akmasın diye. Çok şaşkınlıkla izlediğim özellikle MHP'nin bu tutumunu anlamakta zorluk çekiyorum. Reddedildi talebimiz. Komisyonlar kurulmuş olsaydı bu komisyonlarla beraber ciddi bir çalışma olacaktı. İşte 17-25 Aralık gibi, basına medyaya baskı ile ilgili. Parlamentonun mekanizma olarak çalışması gereken alanlar genişlemiş olurdu. Buna izin verilmedi yazıkta oldu. Ama inşallah 2 Kasım'dan sonra CHP'nin önderliğinde Türkiye bunların hiçbirisini konuşmayacaktır. Dış politika dahil olmak üzere.

Emre Buga: Bir de yeni vekiller çalışma fırsatı bulamadılar değil mi?
Gürsel Tekin: Evet ama sağ olsunlar bizim vekillerimiz 15 Haziran'dan itibaren Genel Başkanımızın talimatıyla... Biz üç aşağı beş yukarı tabloyu görüyorduk. Sayın Davutoğlu engellenebilir. Çok çalıştık uğraştık diyor ya Sayın Davutoğlu. Bize karşı mücadele etmiş değildir ya da MHP'ye karşı. Sayın Erdoğan'a karşı çaba sarf etmiş ama sanırım Sayın Erdoğan'ı ikna edememiş. Biz o tabloyu gördüğümüz için Sayın Genel Başkanımızın talimatıyla bütün milletvekillerimiz sahadaydı. 8 Haziran'dan sonra seçim olacakmış gibi CHP'liler çalıştı.

Emre Buga: Pekala bu AKP'nin kongresinden sonra olası bir genel başkan değişiminde diyelim ki erken seçim sonuçları ortaya çıktı ve Davutoğlu değil de herhangi bir AKP'den Genel Başkan olması bir şey fark eder mi yoksa kararlar zaten saraydan alınıyor mu. Siz ne diyorsunuz?
Gürsel Tekin: Şimdi 12 Eylül'e çok zaman var. Bu süre içinde Sayın Erdoğan kimi tarif eder bilmiyorum. Orada bir sürpriz de gözükebilir.

Emre Buga: Sayın Tekin Tuğrul Türkeş teklifi neden kabul etmiş olabilir sizce?
Gürsel Tekin: Nasıl bir yorum yapacağım doğrusu bilmiyorum. Bizim birebir tanıdığımız birisi değil ama kamuoyunun da bildiği geçmiş döneminde Alparslan'ın oğlu oluşu, MHP'de sembolik bir isim. MHP'de en sembolik isimin böyle davranışı beni şaşırttı yani.

Emre Buga: CHP bu seçime ekonomi ile ilgili vaatleri ile hazırlandı. Ekonomi ile ilgili söylenilen sözler çok akılda kaldı. Bir yandan da terör azdı diyebiliriz. Özellikle bu koalisyon arayışları içinde olaylar daha da arttı.
Gürsel Tekin: Biz sadece ekonomi ile ilgili değil iç ve dış politika ile ilgili kaygılarımızı ifade etmiştik. Şu anda cezaevi kapasitelerimiz 150 bin. 165 bin insan cezaevinde kalıyor. 200 bine yakın insan... Bu benim araştırmam değil, Adalet Bakanlığı'nın araştırması. 200 bine yakın insanın cezası kesilmiş ama cezaevleri olmadığı için bir yere konulamıyorlar. Bu sürdürülebilir bir politika olabilir mi? Davası süren 200 bine baktığımızda önemli kısmı ekonomi ile ilgili olduğunu görüyorsunuz. Şimdi bu kadar can yakıcı durumun CHP'nin birinci önceliği olması gerekir. Ama şu demek değildir, Türkiye'de ki iç barışla ilgili, terörle ilgili bunlara kayıtsız kalacağız anlamı taşımaz. Bazen çok kaygılanıyorum. Seçim atmosferi başlamış, bu atmosferinde bir İle gideceksiniz ve orada can yanmış. Gözyaşları var ve siz miting yapacaksınız. Bu ortamda nasıl olacak doğrusu ben merakla bekliyorum. İnşallah bugüne kadar yaşamış olduğumuz acıları bir daha yaşamayız. İkincisi, Güneydoğu coğrafyasında. Maalesef üzülerek söylüyorum. Bizim medyamız görmemiş olsa da bir kısma baktığınızda Vietnam gibi olmuş. Bu tabloda siz seçim yapacaksınız. İtirazlarımızı yaptık ama kabul görmedi. Umut ederim ki Sayın Davutoğlu bir güvencesi vardır herhalde. Hiç merak etmeyin Türkiye'nin her coğrafyasında seçim çalışmalarınızı yapabilirsiniz diyebilecek mi ona önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Emre Buga: O kadar koalisyon arayışları olarak lanse edildi ama dediniz ya hiçbir zaman uzun vadeli teklif edilmedi. Bu görüşmeler içinde şunu söyleyebilir misiniz. Gördük ki biz AKP ile şu noktada hiçbir şekilde uzlaşamıyoruz.
Gürsel Tekin: Şöyle oldu. Sayın Genel Başkanımız ile Sayın Davutoğlu masaya ilk oturduklarında dört madde ile ilgili Sayın Davutoğlu bu dört madde ile ilgili itirazınız yoksa süreci başlayalım. Sayın Davutoğlu da dört madde ile ilgili itirazının olmadığını hatta dört madde ile ilgili biliyorsunuz seçimden sonra yansıdı 14 madde ile ilgili de hiç sıkıntılarının olmadığını kendisi ifade etti. Sonuç itibari ile bir partinin Genel Başkanıdır. Biz bunları tabi ki doğru kabul edeceğiz. Sayın Davutoğlu dört maddeyi kabul edince süreç başladı. Sayın Davutoğlu şunu söylemiş olsaydı, hayır bu dört madde bizim kabulümüz değildir demiş olsaydı bu süreci de boşa harcamamış olacaktık. Belki o tarihten itibaren bir erken seçim takvimini işletebilirdik. Bugün de sıkışmamış olurduk. Arkadaşlarımızın 10 günlük bir çalışma süreci oldu. Bunların tamamı da kayıt altına alındı. Maalesef siyaset kirlendiği için, içeride ve dışarıda kirlilik diz boyu. Otuz yıldır siyasetin içindeyim ve hayatımın en kirli dönemini geçiriyorum. Bu kadar sorumluluk taşımasam lanet olsun deyip bende bırakacağım. Burama kadar gelmiş açık söylüyorum. Bu kirlilik bir siyaset malzemesine dönüşmesin diye hepsi kayıt altına alındı.

Emre Buga: Kanıt olsun diye.
Gürsel Tekin: Gerçekten merak ediyoruz. Sayın Davutoğlu çok çaba sarf ettik diyor ya. Sayın Davutoğlu son gelişte yani bütün bu çalışmalardan sonra gelip Sayın Genel Başkanımıza teklifi şu, erken seçim hükümeti kuralım. Günaydın Sayın Davutoğlu. Baştan itibaren bir erken seçim hükümetinin içinde olmayacağımızı ifade ettik. Bu yakışıksız bir davranıştır, bizden sonra koşa koşa MHP'ye gittiler. MHP elinde megafon sürekli bağırıyor, bir erken seçimin içinde yokum demesine rağmen MHP'ye de gittiler. Sayın Davutoğlu şunu söyleyebilirsiniz, Sayın Cumhurbaşkanı bana bir görev verdi ve bende bunu tebliğ edeceğim.

Emre Buga: Uzun vadeli bir koalisyon hükümeti teklif edilseydi...
Gürsel Tekin: Bakın dört maddenin bir tanesi Sayın Genel Başkanımız Sayın Davutoğlu'na yüksek profilli bir hükümet istiyorum dedi. Eyvallah dediler ama o gün yok kardeşim ben böyle bir şey istemiyorum demiş olsaydı bizde bu lüzumsuz müzakereyi yapmamış olurduk.

Emre Buga: Bir şey daha sormak istiyorum. Dediniz ya terör varken bazı bölgelere gitmek pekte akıllıca değil gitmek. Oraya gidip de miting yapmanın da bir anlamı yok. CHP'nin bu kısa süre içinde nasıl bir propaganda süreci olacak.
Gürsel Tekin: Şimdi biliyorsunuz birde ekonomik sorun var siyasi partiler içinde. AKP içinde bir sorun yok. Devletin bütün mekanizmaları AKP için çalışıyor. İş dünyası zaten 17-25 Aralık tablosunda bağışçıları gördü. Üç siyasi parti kendi imkanları ve örgütleri ile bu çabayı sarf edecek. CHP'nin örgütleri çok vefalıdır. Hiçbir sorun yok, gece gündüz çalışacağız. Seçmenimiz çok duyarlı. Özellikle geçmiş dönemlerde ne olacak benim bir oyum olmasa da olur diyenlerin tamamı gelip oy verecektir. Ben bu seçimden Türkiye'de yeni bir siyasal tablo bekliyorum. Sahada olan bir insanım, elbette bütün araştırmalara saygılıyım. Bir kısmına saygılıyım ama bir kısmına da hiç saygılı değilim sebep olarak da, yani dünyanın her yerinde araştırma şirketleri bağımsızdır. Bağımlı hale geldikleri zaman araştırmaları hep şaibelidir. Doğru bulsa bile çok kabul görmezler. Ama birçok şirketin bakanlıklarla milyonluk işler yaptığını biliyorum. Onların çok tarafsız olması düşünülemez. Seçimden önce de gördük birçok şirketin araştırmalarını. CHP çok ciddi sürpriz yapacak. Türkiye'nin iç politikası ve dış politikası için çok ciddi şeyler yapacak. Bakın 13 yıllık iktidarın Türkiye'ye çıkardığı sorunlardan en önemlisi Ortadoğu coğrafyasındaki sorundur. Ortadoğu coğrafyası bizim en önemli ticaretimizin olduğu er. Libya'dan, Mısır'dan birçok ülkeden ticari ilişkilerimiz sıfır noktaya geldi. Libya'da aynı zamanda onlarca işadamımızın makine parklarına bile el konuldu. Yani bu iktidarın Türkiye'ye maliyeti çok yüksekti. İnşallah bütün bunları bir CHP iktidarı ile kısa sürede giderme olanakları var. Ben inanıyorum ki milletin sağduyusu bu konuda ciddi bir karar verecektir.

Emre Buga: Sayın Tekin çok teşekkür ediyoruz.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.

    Perşembe, 27 Ağustos 2015 13:56

Bağlantılı Konular