"Israrla erken seçim isteyenler bu milletten tokat yiyecektir"

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin 20 Ağustos 2015 tarihinde Olay TV'nin yayın konuğu oldu ve gündemi değerlendirdi.

Mehmet Çatakçı: İyi akşamlar sevgili izleyiciler. Bir Sıcak Gündem programı ile yine birlikteyiz. Konuğumuz CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin. Sayın Tekin, hoş geldiniz.
Gürsel Tekin: Hoş bulduk iyi yayınlar diliyorum.

Mehmet Çatakçı: Öyle gözüküyor ki Türkiye erken seçime gidecek. Halen daha Sayın Cumhurbaşkanı bir görevlendirme yapmadı. Başbakan iade etti. Meclis başkanı ile görüşecek ve bir seçim hükümeti ile gidecek.  Tabi her ihtimali değerlendirerek eğer Cumhurbaşkanı, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na görev verirse hükümeti kurma azminde olduğunuzu ve üç gün içinde hükümeti kuracağını söylüyorsunuz. Böyle bir ihtimal var mı?
Gürsel Tekin: Bir kere öncelikle Sayın Davutoğlu ortalama kırk gün maalesef bir hükümet arayışının ötesinde sadece işte bir günü kurtarma, zamanı öldürme çabası içinde oldu. Kendisi de şu cümleyi kullandı. Ben elimden geleni yaptım dedi. Vallahi Sayın Davutoğlu siz elinizden gelen bir şeyi yapmadınız. Gidiş gelişler bir çabaysa bunu çaba olarak kabul etmek mümkün değil. Siyasi partilerle bu kırk günün zamana yayılması gereken bir durum değil. Bir Almaya olursunuz, bir Belçika olursunuz önemli değil. Dersiniz uzasın altı ay sonra olsun. Bakın şu saatte beş tane çocuğumuz şehit düştü. İstanbul dâhil olmak üzere birçok illerde olağanüstü durumlar var. Sıkıyönetim ilan ettiğiniz iller var. Bütün bu tabloyu görmeyeceksiniz ama önümüzdeki süreçte bir siyasi partinin geleceği ile ilgili Türkiye'nin geleceğini heba ediyorsunuz. Şimdi önümüzde dört günlük bir süre var. Bugün Sayın Cumhurbaşkanının, Sayın Genel Başkanımıza görevi teslim etmesini bekliyorum. Sayın Genel Başkanımız bu kısa süre içerisinde, daha önce kamuoyuna paylaşmış olduğumuz mümkünse iki yıllık bir iktidar süreci de olabilir MHP ile. İçeride ya da dışarıda... Olmuyorsa yani bir uzun vadeli hükümet söz konusu değilse %60'lık blokla bir seçim hükümeti oluşmalı. Bu seçime CHP öncülüğünde gitmeliyiz ki hem seçim güvenliği açısından çok önemli hem de uzun süredir tartıştığımız kedilerin trafoya girdiği, uluslararası düzeyde bir maskaralığa dönüştürülen bu seçimin daha sağlıklı yürümesi açısından CHP'nin teklifleri var. En azından birincisinin kabul görmese bile ikincisinin MHP tarafından kabul göreceği inancı içerisindeyim. Bugün ya da yarın görevi bekliyoruz.

Mehmet Çatakçı: Çünkü efendim yarın Sayın Bahçeli'nin Sayın Davutoğlu'na erken seçim için birkaç cümlesi var. Bu ortamda nasıl gidilecek diye. Herhalde ki Kılıçdaroğlu ile görüşmesinde bunu da dikkate alır da yeni bir hükümetin kurulmasına sebebiyet olur. Bu ortamda gerçekten seçime nasıl gidilecek?
Gürsel Tekin: Mehmet bey bakın baştan itibaren söyledik. Ne olduysa belli olmayan bir süreçte olağanüstü çözüm süreci dedikleri, barışı sağladık şöyle oldu dedikleri süreci kendileri zehirlediler. Bu zehirlenen sürece baktığımızda doğrusu bugüne kadar hangi gerekçelerle bu çözüm süreci dediğiniz sürecin içeriğinin ne olduğunu bırakın bizleri, bırakın muhalefet partilerini, AKP'nin %99'unun bundan haberdar olmadığı inancı içerisindeyim. Bozdunuz diyor, ne bozuldu kim bozdu. Neyi müzakere etmiştiniz, karşılıklı anlaşmalarınız neydi. Görüyoruz maalesef üzülerek söylüyorum, elli tane şehidimiz var. Yüzlerce yaralımız var. Yarın ne olacağı belli değil. Yani Davutoğlu'nun erken seçim talebi yok. AKP milletvekillerinin %90'ının erken seçim talebi yok. Ama Sayın Cumhurbaşkanı ısrarla inatla bir erken seçim sevdası ile yanıp tutuşuyor. Israrla erken seçim isteyenler bu milletten büyük bir tokat yiyecektir.

Mehmet Çatakçı: Efendim birincisi bu çözüm sürecinin birden bire kesilmesinin temel sebebi Sayın Cumhurbaşkanının Dolmabahçe mutabakatını reddi. Bu Dolmabahçe mutabakatına katılan Sayın Akdoğan ve Ala. İkisi de Cumhurbaşkanının en güvendiği isimler. Yani bunlardan habersiz mi Cumhurbaşkanı?
Gürsel Tekin: Mümkün değil. Bırakın sadece onları, Sayın Davutoğlu'nun bile haberi olmadan bir yere gitmesi mümkün değildir. Eğer bir siyasal partinin, siyasetçinin önceliği kendi siyasi geleceği ise o çok tehlikelidir. Bütün siyasetçilerin birinci önceliği ülkenin geleceği olmalı.  Dolmabahçe toplantısı oldu, 10 maddelik bir açıklama yaptılar. Kimse de tepki göstermedi. MHP bile tepki göstermedi. Gerçekten bu ülkenin birliği bütünlüğü kardeşliği için bir şey yapılacaksa onlarda temkinli davranmalı. Bir baktım ansızın üzerinden 24 saat geçmeden Sayın Erdoğan'ın bir demeci çıktı. Basına medyaya yansıyan kısmı ile o gün Sayın Erdoğan'ın önüne bir araştırma geliyor ve o araştırmada önümüzdeki seçimde HDP barajı aşıyor. HDP'nin barajını nasıl sabote edebilirim. Şimdi böyle bir şey kabul edilebilir mi. Şu anda Türkiye'nin ödediği bedellere bir bakın Allah aşkına. Şunu kimsenin unutmaması gerekir. 80'li yılları hep beraber yaşadık, 90'lı yılları da öyle. Ülkeyi değil de kendi geleceğimi sağlama alayım diyen siyasetçilerin tamamı tarihe gömüldü. Tek tek kimseyi incitmeden isim vermek istemiyorum ama bu süreç özellikle AKP'nin önümüzdeki süreçte bu tutumunu devam ettirirse bu siyaset anlayışını sadece bir kişiye bağlayıp. Sadece bir kişinin geleceği üzerine inşa ederse geçmiş yıllardaki siyasi partiler gibi aynı geleceği AKP'de yaşayabilir.

Mehmet Çatakçı: Sistem değişikliği iddiası var.
Gürsel Tekin: Biliyorsunuz Türkiye'de üç tane darbe oldu. Hiçbir darbecinin gücü sistemi değiştirmeye gücü yetmedi. Niye bunu söyledi diyeceksiniz. Zaten bugüne kadar Sayın Erdoğan'ın Başbakanlığı dâhil olmak üzere Cumhurbaşkanlık dönemine baktığımızda her gün anayasayı ihlal ediyor. Her gün hukuku, yargıyı yok sayıyor. Neredeyse yerel mahkemeler işlemez hale geldi. Bunu biliyoruz. Şimdi şöyle bir alışkanlıkları var Allah ıslah etsin bunları. Geçmiş dönemlerde kullanabilecekleri argümanları vardı. Şimdi toplumların kutsal değerleri vardır. Bunun önemli değerlerinden bir tanesi dindir. Dini kullandılar. İman, imam hatip, türban aklınıza gelebilecek ne varsa bu alanda hepsini tükettiler. Sonra seçmene satabileceği, pazarlayabileceği bir tek argümanları kalmadı. Şimdi farklı bir argüman nasıl bulabiliriz derdindeler. Bu sistemi ne Erdoğan'ın değiştirmeye gücü var ne de bir başkasının. Elbette sistemi millet değiştirebilir, buna itiraz yok. Milletin önüne gittik, onlarda tercihini yaptı. Ne dediniz, ben başkanlık sistemini istiyorum dediniz. Millette ben hayır diyorum, ülkemin koşullarına uygun değildir dedi ve reyini öyle kullandı. Şimdi ısrarla bu %60'ı yok sayıp sistemi değiştireceğim... Burası kimsenin bakkalı değildir. Benim Sayın Erdoğan'ın yanındaki danışmanlara bir önerim var. Rica ediyorum bin yıllık devlet tarihimizi okusunlar ders alsınlar.

Mehmet Çatakçı: Aklıma şu soru geldi. İşte IŞİD'in tehditleri falan. Fakat görüyorum ki Türkiye'den gitmişler. Türkiye bu IŞİD tehdidini görmediğini mi şimdiye kadar. Bakın Bursa'dan işadamı, diğeri Artvinli. Türkiye'de yakalanan IŞİD'çilerin tamamına bakıyorsunuz Türkiyeli...
Gürsel Tekin: Şimdi şöyle oldu. Aslında tabi bugün sistem değişti. Yargıyı, hukuku yok saymalarının arka planında bu da var. Önümüzdeki günlerde çok yoğun şekilde tartışacağımız meselelerden bir tanesi. 1 Mart tezkeresinden itibaren hatırlarsanız mecliste de çok tartışma konusu oldu. Ben çok merak ettim, özellikle CHP'nin 1 Mart tezkeresi konusundaki tutarlı, ciddi mücadelesine daha çok kendi İslami kimlik, ideoloji taşıyan insanların çok desteğini beklerdik. Oradan maalesef büyük bir hayal kırıklığına uğradım. CHP olarak biz dedik ki bakın bu İslam coğrafyasında ciddi bir sorun var. Kerbela'dan itibaren bir sorun yaşanmış, 1400 yıllık sorun bir türlü çözülememiş. Emperyalist güçlerin müthiş planları da vardır. Tarih boyu İslam coğrafyası hep kanamalı bir coğrafya olmuştur. Bunun bir parçası olmayalım. Cumhuriyetin bütün dönemlerine baktığımızda, cumhuriyetin bütün iktidarları sağından, solundan gelen iktidarlar daha çok Ortadoğu'dan gelen kanamalı sürecin barışçıl tarafı olmuştur. İran ile Irak biliyorsunuz dokuz yıl savaştı. Türkiye bunun barışçıl tarafı oldu. Maalesef biliyorsunuz, Sayın Erdoğan çok net ifade etti. Ortadoğu eş başkanıyım dedi ve küresel dünyanın faturasını ona çıkardılar. Hatırlarsanız, Arap baharı diye bir şey uyguladılar. Arap zulmü oldular biliyorsunuz. Arap coğrafyasında bir rakama göre 17 milyon insan öldü. 20 milyona yakın da insanlar dünyanın çeşitli yerlerine sürüldü. Libya’sından, Mısırından, Pakistan’ından bilmem nesine kadar. Yapmayın dedik ve Sayın Erdoğan biliyorsunuz Davos'taki one minute hikâyesi ile... Çünkü Ortadoğu coğrafyası ile İslam coğrafyasını İsrail ile ilgili sıkıntı olduğu için burada bir figür yaratalım... Böyle bir figür yaratma hevesi içerisinde biliyorsunuz Ortadoğu’yu gezdiler. Maalesef şimdi öyle bir noktaya geldik ki Ortadoğu ülkelerinin hiçbirisi ile ilişkimiz yok, sıfır noktaya geldik. Hele Mısır ile. Mısır ile Türkiye ilişkisi çok derindi. Mısır aynı zamanda Arap coğrafyasının lokomotifi ve sigortası olan bir ülkedir. İlk işimiz Mısır ile kavga ettik ve Ortadoğu coğrafyasında kavgalı olmadığımız kimse kalmadı. Şunu diyebilirler işte Katar ile şu var. Hiç kimse kusura bakmasın Katar ile Arabistan'da Amerika'nın güdümündedir. Amerika ne dese onu yapar. Şimdi sözde Türkiye ile beraberlerdi, Mısır'a destek verdiler. Bütün bunları Türkiye görebilmeliydi. Öngörüsüz dış politika ile öyle bir noktaya geldi ki ticari olarak en büyük kayıpta olan ülke olduk. Külfet olarak çok ciddi şekilde üstümüze geldi. Sadece bizim göçmenlerden dolayı harcamış olduğumuz paranın miktarı 10 milyar dolar. Sosyal yaraları anlatmak istemiyorum. Eğer bir milli çıkarımız varsa bunun için yapalım. Elbette insanlara ve mazlumlara sahip çıkalım ama Allah aşkına kirli bir savaşı sadece egemen güçlerin enerji talepleri için Türkiye böyle bir oyunun içinde olabilir miydi? Mesela Kaddafi ile ilgili. Kaddafi, rahmetli Erbakan'ın çok itibar ettiği, sevdiği bir insandı. Milli görüş geleneğine de çok ciddi katkısı olan bir insandı. Ben soruyorum şimdi, AKP'li seçmen kardeşlerime soruyorum. Bırakın AKP'lileri. Bugün ki çocukları var eden de Sayın Erbakan'dır. Benim manevi evladımdır dediği Kaddafi'nin başını kim ezdi? Niye ezdirttiniz, ne adına ezdirttiniz. Hadi diyelim Esad sizin ideolojinize aykırı onu anladım. Siz Kaddafi ile ilgili bana ne anlatacaksınız. Şimdi üçe parçalanmış bir Libya. İnsanlar ıstırap içinde ve Sayın Davutoğlu çıkıp dedi ki, ben Kaddafi'nin muhaliflerine 200 bin dolar çanta ile para götürdüm dedi. Şimdi sen bunu sorgulamayacak mısın AKP'li kardeşim. Bütün bunları hepimizin sorgulaması lazım. Şimdi geldiğimiz durum da çok vahim. Eğer CHP-AKP iktidarı söz konusu olsaydı ya da önümüzdeki süreçte MHP ile bir hükümet söz konusu olursa, şuna emin olmanızı istiyorum. Dış politika konusunda, Ortadoğu coğrafyasındaki ilişkilerimiz konusunda en iyi noktaya getirebilecek güçteyiz.

Mehmet Çatakçı: Efendim şunu sormak istiyorum. 8 Haziran günü erken seçim konusu biliyorsunuz dillendirildi. Fakat bu arada Türkiye Odalar Birliği Başkanlığındaki sivil toplum kuruluşları harekete geçerek derhal bir hükümetin kurulmasını istediler. Erken seçimin iyi bir şey olmayacağını, ekonomiye büyük zarar vereceğini defalarca ifade ettiler. Türkiye ekonomisinin zorda olduğunu ve ikinci bir seçimin bir yara ile atılacağını söylediler. Biz bunu göre göre kırk gün topu sahada çevirerek erken seçime götürmek Türkiye için büyük bir risk değil mi? Ayrıca şimdi Cumhurbaşkanının, meclis başkanını çağıracağını ve seçim hükümetinin kurulacağını ifade ediyorlar. Burada CHP olarak tavrınız ne olacak?
Gürsel Tekin: Mehmet bey parlamentoda seçim oldu 550 tane milletvekili var, 4 tane de siyasi partinin genel başkanı var. bu süreci bilmesi gereken bu alan, bu alanın dışında bekliyor. Şimdi mesela Davutoğlu'na sorun o bilmez, biz gerçekten bilmiyoruz diğerleri zaten bilmiyor. Böyle bir demokrasi olabilir mi? Bir kişi acaba nasıl bir karar alacak. Kasım'da mı olacak... Büyük olasılıkla biliyorsunuz AKP'nin kongresi olacak. Sayın Davutoğlu buradan saha dışı da çıkabilir. O zaman 12 Eylül'de kongrenizi yapacaksanız bu şu demektir. Eylül bitti, sonrasında bayram var. Geri kalan Kasım kalıyor. Otuz günde biz nasıl seçim yapacağız. Bu süre içinde siyasi partiler adaylarını belirleyecek, seçim çalışmasını yapacak vs. bunların hiçbirisi mümkün değil. Bakın Türkiye'de ilk kez TÜSİAD, MÜSİAD, Odalar Birliği aklınıza gelebilecek bütün farklı ideolojik yapılar, sendikalar mutlaka ve mutlaka AKP-CHP hükümeti olmalı dediler. Küresel dünyanın tamamına bakın Amerika’sından İngiltere’sine kadar ilk kez İran bile Türkiye'nin geleceği açısından bu iki siyasi partinin olması gerekir diyor. AKP seçmeni diyor, MHP il HDP olmalı diyor ama bir kişi aşılamıyor. Almanya örneğini sürekli gösteriyorum ve tekrar söylemek istiyorum. Almanya'da seçim oldu. Normalde %39 oy almış Merkel'in üçüncü, dördüncü ve beşinci parti ile koalisyon yapma imkânı vardı. Koalisyon yaptıklarında ikişer bakanlıklarla bunu giderebilirdi. Çıktı dedi ki, bakın Almanya'da sorunlar yok, terör yok, ekonomik kriz yok... Büyük Almanya çıkarları için büyük koalisyonu istiyorum dedi ve ana muhalefete teklif etti ve teklif ederken de işte bizim Davutoğlu gibi yapmadı. Davutoğlu da yeni bir terim bulmuş onu da söylemek istemiyorum. Yani Türkçeyi bu kadar katletmek... Gitti geldi, ne konuştunuz diyoruz. Sayın Bahçeli'nin bir demeci, sadece geldiler çay ve kahvelerini içtiler gittiler. Yazmışlar eline vermişler. Sayın Erdoğan demiş ki erken seçim. Oyalamayın, milleti kandırmayın. Çıkın deyin bizim erken seçimden bir alternatifimiz yok. Hiç olmazsa bu süreyi de boşa harcamamış olurduk. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye yangın yerinde, evlatlarımız şehit düşüp geliyor ve bizim derdimiz bir kişinin geleceğini nasıl inşa edebiliriz ile meşgulüz. Dün televizyonda bedelli ile ilgili bir konuşmam oldu ve o da tartışma konusu oldu. Şimdi kimseyi incitmek istemiyorum. Bugün bir internet sitesinde listeler açıklandı. Kabinedeki Sayın Arınç hariç hepsinin çocuğu bedelliden yararlanmış. Bu bir etik davranış değildir. Bakın bu ülkenin bütün nimetlerinden siyasetçiler faydalanıyor. Altınızda bir milyonluk Mercedes'ler. Yanınızda korumalar, devletin bütün imkânlarını kullanıyorsunuz ama devletin külfetli tarafında yoksunuz. O babanın feryadı içimi parçaladı, 18 bin liram olsaydı benim çocuğum ölmezdi dedi. Bu etik bir davranış değildir. Dün dedim ki, siyasetçi çocukları muaf tutulmalı ve derhal gitmeli. Gerçekten bir milli savunmaysa öncelikle bütün siyasetçilerin çocukları askere gitmeli. Bugün listeye baktım çok üzüldüm. Ondan sonra gidiyorsunuz utanmadan arlanmadan o şehit ailelerin yanında fotoğraf veriyorsunuz. Burası siyaset yapılacak alan değildir, en duygusal alandır. Maalesef dün yanlış anlaşıldı. Velev ki bütünü için demiş olsam bile, her gün şehitlerin geldiği yerde bu mesele konuşma meselesi olabilir mi? Hiç mi vicdanınız yok. Dün iki üç tane tweete baktım utandım. Orada Bodrum'da oturacaksınız plajın kenarında, bu tweetleri atacaksınız. O tweetleri size yediririm ama benim terbiyem buna müsaade etmiyor. Dün dört tane şehit olacak, bugün üç tane şehit olacak yarın kaç tane şehit olacağı belli değil ama sen orada plajda bedelliden dolayı tweet atacaksın bana. Ama onları yedireceğim ben.

Mehmet Çatakçı: Efendim şunu soracağım. Şimdi deneyimli yazarlar diyor ki kararı meclisin alması lazım. Eğer kararı...
Gürsel Tekin: Sistem değişti ya.

Mehmet Çatakçı: Tamam alma yetkisi var ama meclisin alması daha etik olur diyorlar. Ne diyorsunuz bu konu hakkında?
Gürsel Tekin: Bu çözüm süreci başlarken Diyarbakırlı bir polis sağa çek diyor. Ehliyet kimlik diyor, memur bey biz barışmamış mıydık? Şimdi adam diyor ya sistem değişti diye, meclisin bir anlamı yok ki. Sayın Davutoğlu'nun AKP'nin 258 milletvekilinin hiçbir anlamı yok. Aldım çöp tenekesine attım diyor. Mesela Cemil Çiçek bir şey söylesin. Uzun zamandır parlamentoda işleyişi bilen aynı zamanda hukukçu olan bir insansınız, bütün bu süreç ile ilgili siz niye bir şey söylemiyorsunuz. AKP'nin içinde geçmiş dönemlerde deneyimli siyasetçiler var. Bütün bunlara baktığınızda herkes ağzını kapatmış. Tehdit altındalar, baskı altındalar. Böyle bir ülke olmaz Allah aşkına.

Mehmet Çatakçı: Öyle gözüküyor ki Cumhurbaşkanı seçim kararını alacak.
Gürsel Tekin: Bunun faturasının çok ağır olacağını söylemek istiyorum.

Mehmet Çatakçı: Birde efendim şunu söylemek istiyorum. Siyasi partilerden kopma olmaması için listelerin aynı şekilde çıkacağını söylüyorlar.
Gürsel Tekin: Şimdi Mehmet bey konuştuğumuz şeyleri görüyor musunuz. Bütün siyasi partiler için geçerli. Listeler aynı mı olacak, üç dönem ne olacak. Hiç kimse Ahmet efendinin oğlu bugün şehit oldu, orman yandı... Biz vicdanımızı kaybetmişiz, cüzdanın peşine düşmüşüz. Kimin umurunda kim değişecek. Gelin bu yangını söndürelim Sayın Davutoğlu. Sayın Bahçeli, tarihi bir sorumluluk taşıyorsunuz. Bakın şu anda yapılan bütün araştırmalarda çok şükür... Başta Sayın Genel Başkanımıza teşekkür etmek istiyorum. CHP'nin bütün yöneticileri olağanüstü sorumluluk taşıyarak bir tek negatif cümle kurmadılar. Ülkenin geleceği için elimizi, kolumuzu taşın altına koymaya hazırız dedik. İnanılır gibi değil, ne Sayın Bahçeli'yi ikna edebildik ne de Sayın Davutoğlu'nu ikna edebildik. Yapılan bütün araştırmalara bakıyoruz, millet her şeyin farkında. Bunların araştırma şirketleri var bakanlıktan para götürenler var. Onlar hayatı devam ettirmek için ikide bir yalan yanlış araştırmalar götürüyorlar Sayın Erdoğan'a. O da 42 oldu vs at yarışı gibi çok ayıp bir şeydir. Bu çocuklarımızın kanı iki üç puanlarla kıyaslanamayacak kadar değerlidir. %72'si CHP'nin tutumunu çok sağlıklı buluyor, %65'i de Sayın Davutoğlu'nu çok ciddi şekilde eleştiriyor.

Mehmet Çatakçı: Ben son iki gündür anketlere bakıyorum. Geçtiğimiz seçime göre bir değişiklik gözükmüyor. Bu seçim sistemine göre dört parti girdiği zaman bir parti iktidar olamıyor. HDP'nin şu anda...
Gürsel Tekin: AKP düşüşte, CHP oyunu arttırıyor, HDP üçüncü parti olmuş durumda. Yani milletin aklı ile kimse oynamasın. Millet sağlıklı karar verebilecek durumdadır.

Mehmet Çatakçı: Pekala efendim şunu sormak istiyorum. Şimdi seçime doğru gidiyoruz. Güneydoğu'da güvenliği nasıl sağlayacaklar? Hodri meydan dediler seçime gidiyorlar.
Gürsel Tekin: Biliyorsunuz Hakkari'ye havaalanı açtılar uçak inemiyor. Hangi seçim güvenliğinden bahsediyorsunuz. Şu anda AKP'nin seçilmiş milletvekilleri kendi bölgelerine gidemiyorlar. Biri bize dese ki hiç merak etmeyin elimizde sihirli değnek var. Bütün bu sorunları seçim anında çözeriz derlerse eyvallah. İstanbul'da düşünebiliyor musunuz dün sabaha kadar çatışma oluyor.

Mehmet Çatakçı: Efendim şunu sormak istiyorum son olarak. Sayın Cumhurbaşkanı sürpriz yapıp görevi tekrar Davutoğlu'na verip azınlık hükümeti kurdurabilir mi? Çünkü şöyle dün bize gelen bilgi, bazı siyasi pazarlıklar.
Gürsel Tekin: Zannetmiyorum, siyaseten de hiç etik değil. Denediniz tükendi ve iade ettiniz. Bu saatten sonra yapılması gereken tek bir şey var. Altını çizerek söylüyorum bunu mutlaka yapmalı ve görevi CHP'ye vermeli. Aksi takdirde sorumluluğu çok ağır olur.
 

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 20 Ağustos 2015 23:05

Bağlantılı Konular