Gürsel Tekin Özel Röportaj programına konuk oldu

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin 11 Ağustos 2015 tarihinde Habertürk'te yayınlanan Özel Röportaj programının konuğu oldu.

Veyis Ateş: Mutlu günler sevgili seyirciler. Bir Özel Röportaj'la, özel gün ile karşınızdayız. Dünde özel bir gündü, karar günüydü. Acaba CHP ile AKP bir koalisyon yapacak mı sorusuna bir cevap aradık. En azından şimdilik bu sorunun cevabı perşembe ya da cuma gününe kalmış gibi görünüyor. Pekala %50'lik ihtimal %55'e doğru mu tırmandı yoksa %50'den geriye mi doğru gidiyor. Ne olacak perşembe, cuma günü bir koalisyon bizi bekliyor mu beklemiyor mu sorusuna da bugün CHP'nin önemli kurmaylarından biriyle, önemli bir isimle CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin ile bu soruya cevap aramaya çalışacağız. Hoş geldiniz efendim.
Gürsel Tekin: Hoş bulduk, iyi yayınlar.

Veyis Ateş: İzniniz olursa sizinle madde madde gitmek isterim. Bugün pek çok gazetede dün ki görüşmede yedi temel anlayış farkı ortaya çıktı denildi. Bir, AKP diyor ki devlet politikalarına atanmışlarca yönetilen kurumlar değil, milli iradeyi temsil eden seçilmişlerin oluşturduğu TBMM belirler. CHP diyor ki, devletin gelenekleri olan kurumları vardır. Öncelikli politikalar devlete göre belirlenir. AKP diyor ki dış politikada önceli tercihleri milli irade ve seçilmiş yönetimler belirlemeli. CHP diyor ki devlete dayalı batı eksenli dış politika yönetilmeli. AKP diyor ki, koalisyon reform hükümeti olsun, yeni reformları birlikte yapalım. CHP diyor ki restorasyon hükümeti kuralım. AKP diyor ki, koalisyonun ucu açık olsun, yürütebildiğimizce devam edelim. CHP diyor ki, dört yıllık güçlü bir hükümet olsun. AKP diyor ki, eğitim sistemi 4+4+4 olarak devam etsin, varsa sorun alanlarını çözelim. CHP diyor ki, eğitim sisteminde 1+8+4'e geçelim. AKP diyor ki, zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri devam etsin, geliştirilmesi gerekiyorsa konuşalım. CHP diyor ki, zorunlu din dersleri seçmeli olsun, içeriği değişsin. Son olarak AKP diyor ki Cumhurbaşkanını halkın seçmesi devam etsin. CHP diyor ki Cumhurbaşkanı eskiden olduğu gibi TBMM'de seçilsin. Şimdi bunları sizinle madde madde konuşacağım ama önce genel bir tabloyu sizden almak isterim.
Gürsel Tekin: Bahis oynayacak durumda değiliz. Türkiye şu anda yangın yerinde. Dün altı tane gencecik altı tane fidanımızı kaybettik. Bugün bu saatlerde ne olacağını bilmiyoruz. Yarın ne olacağını bilmiyoruz. 77 milyon yurttaşımızın kaygı ile süreci izlediği bir dönemde Türkiye'nin meşgul olması mümkün değildir. Bir kere bunların yarısı yalan. Bakın CHP yani biz sürecin başladığı günden itibaren özellikle 7 Haziran'dan sonra millet iradesine saygılı olan, milletin vermiş olduğu yetkiyi milletle paylaşan bir siyasi partiyiz. Ne istediğimizi, ne arzu ettiğimizi, milletin bizden neyi arzu ettiğinin tamamını 14 madde olarak kamuoyu ile paylaştık. 14 madde içerisinde itirazları olan varsa elbette itirazlar konuşulabilir, tartışılabilir. Şu anda acil olarak çözülmesi gereken ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Bir, terör sorunu ve toplumsal barışımız. CHP olarak bu birinci önceliğimiz. İki, dış politikada geldiğimiz duruma bakın. Sürdürülebilir dış politika diyorlarsa soralım vatandaşlara. Sadece CHP ya da muhalefetin seçmenlerine değil AKP'ye oy veren seçmenler bu politika sürdürülebilir bir dış politika derse bizim kabulümüzdür. Şu anda Türkiye'de halen sayısını bilmediğimiz bir rivayete göre, yabancı basın daha iyi takip ediyor, 3.5 milyon mültecinin yaşadığı bir ülkeden bahsediyoruz. Mazlum insanlar adeta oradan oraya savruluyorlar. Israrla bu dış politikayı sürdüreceğiz derseniz. Türkiye'ye verebileceğiniz daha büyük bir zararın olması mümkün değildir. CHP olarak biz diyoruz ki, barışçıl bir politika. Elbette bütün cumhuriyetin dönemlerine bakın, dış politika bir milli politikadır. Eğer dış politikayı bir milli politika olmaktan çıkarıp bir siyasi partinin siyasi angajmanlarına oturtmaya çalışırsanız o zaman bu sorunlarla karşılaşırsınız ve o sorunlar çığ gibi büyüyebilir. AKP'li bir arkadaşımız burada olsa dış politika konusunda bizi ikna edebilecek, sadece bizi değil Türkiye'yi ikna edebilecek hangi cümleleri var çok merak ediyorum.

Veyis Ateş: Seyircilerimiz şunu mu anlasın, pek çok şeyde iyi... Üç maddenizi özetleyeyim izninizle. Terör, dış politika ve buna bağlı olarak mülteciler meselesinde mi sıkışıyor koalisyon?
Gürsel Tekin: Ekonomi... Ekonomik sorunlar. Bakın, şu anda muhabirlerinize talimat verirseniz bugün Ankara'da esnafı dolaştığınızda onların durumunun ne kadar perişan olduğunu hep beraber göreceğiz. Bu ne kadar sürdürülebilir bir politika olabilir. Emekli, işçi, köylü biz bunları yok mu sayacağız.

Veyis Ateş: Yedi madde saydım dedik ki bunların çoğu eksik, bunu da geçiyorum. İzninizle dün görüşme sonrası iki liderden açıklama gelmedi ama her iki komisyon başkanı... İzninizle onları da anlatmak isterim. Soruluyor Haluk Koç'a, anayasal süre içinde hükümet kurulabilecek mi. Haluk bey diyor ki bu sürenin bağlayıcı olmadığını biliyorsunuz yani ortadan bir siyasi sonuç çıkartılması zor. Böyle zor bir süreçten geçiyoruz ama bunu da açıklıkla söylüyorum, Türk siyasi tarihinde iki farklı siyasi akımın bir sorumluluk noktasında sergiledikleri önemlidir. Daha sonrası için çok ciddi örnek teşkil eder. Demek istediğim şu, dün istikşafı görüşmeler sonrasında iki lider bir araya geldi. Kamuoyu olarak birçok basın mensubu arkadaşlarla birlikte içeriyi tutmaya çalıştık. Anladığımız kadarıyla perşembe ve cumaya kaldı. Yani kamuoyu, ya acaba bir kez daha koalisyon olacak mı sorusunu merak ediyoruz. Bir yakınlaşma olacak mı, bir umut var mı yoksa dış politika sorun, terör sorun efendim AKP bunda ısrar ediyor, bizde işte bu maddelerde sıralandığı gibi bundan bir şey beklemeyelim mi.
Gürsel Tekin: Öncelikle şunu söyleyeyim, iki parti birleşiyor değildir, iki farklı yapı. Ama iki partinin ortak çözmesi gereken yani hava gibi nasıl AKP'li aynı havayı soluyorsa CHP'li de aynı havayı soluyor. Hava gibi su gibi temel ihtiyaç olan sorunlar var. Biz diyoruz ki bu temel ihtiyaçlar konusunda hem fikir olmak zorundayız. Terör konusunda hem fikir olmak zorundayız, dış politika konusunda hem fikir olmak zorundayız. Israrla benim siyasal ideolojimi dış politikaya dayatacağım derseniz Türkiye'ye maliyeti çok büyük olur.

Veyis Ateş: AKP dayatıyor mu?
Gürsel Tekin: Dayattığını söylemiyorum. Sizin biraz önce saymış olduğunuz meseleler birinci meseleler değildir. Birinci öncelikli meseleler burada. Bakın hukuk sistemi, ne olursunuz bir tek yurttaş mevcut hukuk sisteminden muzdarip değilim, çok güveniyorum diyorsa hiç itiraz yok. Bu hukuk sistemi sadece AKP'li seçmen ve yöneticilere mi lazım? Bana da, size de lazım. Biz diyoruz ki öyle bir hukuk sistemi oturtalım ki, hiçbirimizi tartıştıracak, hiçbirimizi öteleyecek hukuk sistemi olmamalı. Evrensel hukuk sistemi dayatıyoruz. Biz CHP'nin ideolojik hukuk sistemini dayayan insan değiliz, biz siyasetçiyiz. Kapımıza insanlar geliyor, benim falan yerde dosyam var, ama bu hakim öğrendim ki sosyal demokratmış. Bir başkası gidiyor işte bu savcı paralelmiş. Böyle bir hukuk sistemi sürdürülemez. On üç yıldır bu ülkeyi yönetenler en çok AKP'liler muzdarip. Muzdarip olduğunuz bir alanı ne yapacağız. Yeniden dünyayı keşfedecek değiliz. Dünyanın uygulamış olduğu evrensel hukuk sistemini hayata geçireceğiz. Eğitim sistemine gelince, efendim ısrarla... AKP şu alışkanlıklardan vazgeçmeli. Din, iman edebiyatı yaparak en kutsal değerlerimizin ne kadar zedelendiğini hepimiz görüyoruz. Efendim şimdi eğitim sistemi. Mevcut eğitim sistemi batı ya da dünya eğitim sistemi ile yarışabilir durumda mı? On üç yıl içerisinde beş bakan değiştiriyorsunuz ve beş bakanın beş farklı sistemi ile karşı karşıyayız. Bu ülkede vatandaşlar hiçbir şeye inanmazlardı. Ama iki kuruma çok güvenirlerdi. Bunun bir tanesi tapu dairesiydi, diğeri de sınav sistemi. Hepimiz sınava girdik, hiçbirimizin anası babası sınavdan sonra kazanmamış olsak bile ya benim çocuğumun soruları çalındı, hakkı yenildi denilmezdi. Şimdi düşünün, çocuğunuzu yetiştiriyorsunuz sınava giriyor belki başarısızdır. Ama anne ve baba kafasındaki algı, eyvah çocuğumun hakkı çalındı. Bütün bunlardan Türkiye'yi kurtaralım diyoruz.

Veyis Ateş: Madem eğitimden açtınız konuyu Gürsel bey...
Gürsel Tekin: Hocanın sorusuna gelince işte biraz önce Haluk hocanın...

Veyis Ateş: Oradan girelim, sonra eğitim sistemine de geçmek isterim. Mesela dün orada Çankaya Köşkü'nün bahçesinde konuşurken herhalde daha doğrusu birkaç yorumcu dedi ki burası eğer erken seçime gidilirse sorun olacak. AKP 4+4+4'de istekli, CHP ise 1+8+4'e. Eğer meydanlara çıkılırsa AKP, gördünüz mü bunlar imam hatipleri kapatmak istiyor diye sembol bir tartışmaya geliyoruz. Eğitim meselesinde olduğu gibi, cumhurbaşkanı meselesinde olduğu gibi bu sürgit devam mı edecek yoksa hayır bunlar uzlaşılabilir, Haluk Koç'un açıklaması üzerinden bir yol haritası bulunabilir mi?
Gürsel Tekin: Uzlaşılabilir. Şöyle bir anlayışla başlarsak anlaşmamız zorlaşabilir. Şimdi zaman zaman sanki CHP'nin tabanı seçmeni çok duyarsızmış gibi gazetelere bakıyorum yani havuz medyasına. Efendim AKP seçmeni istemiyor, çok duyarlı. Valla bizim seçmenin duyarlılığını bütün dünya biliyor. Yani üç buçuk milyon gazete okunuyor, iki buçuk milyonu CHP seçmeni. Şimdi CHP seçmeninin duyarlılığı olmaz mı. AKP ile iktidar olmanın bedelinin ne kadar ağır olduğunu biz bilmez miyiz. Ortada 17-25 Aralık var. Devletin kurumlarının tamamı kevgire dönmüş. Bakın daha yeni seçim bitmiş, daha iktidar yok bin kişilik kadro oyunu yapıyorsunuz. Bütün buna rağmen diyoruz ki bunların hepsi tolere edilebilir. Ama Türkiye'nin öncelikleri var, bu önceliklerle ilgili kendimizi siper edelim. Bizim birinci önceliğimiz Türkiye'dir. Türkiye yoksa CHP'de yoktur, AKP'de yoktur.

Veyis Ateş: Restorasyon hükümeti istiyoruz demekle ne kastediyorsunuz? Buraları biraz somutlaştırmak istiyorum. Neyi restore etmek istiyorsunuz?
Gürsel Tekin: Dış politikayı restore etmek istiyoruz. Hukuk sistemini restore etmek istiyoruz, ekonomiyi restore etmek istiyoruz. Bu hukuk sistemi sürdürülebilir mi? Siz söyleyin. Bu sistem sorun değil, tamirat ile düzeltilebilir diyorsanız hiç itiraz yok. 2010 yılında biz ısrarla Sayın Erdoğan'a bakın bu hukuk sistemi hepimizi ilgilendiren bir hukuk sistemidir. Yapmayın, acele ile böyle sistem olmaz. Sonra döndüler kandırıldık, yanıltıldık... Hiç kimsenin kandırılamayacağı bir sisteme oturtmamız lazım. Bir devlet politikası haline getirmemiz lazım. Hukuk sistemini siyasi partilerin arka bahçesi haline getirirseniz bu hukuk sistemi olmaktan çıkar. Dış politikanın bir devlet politikası haline gelmesi lazım. Benim canım istedi ve herkesle kavga ederim. Kavga ettiğimi de dış politikada bir siyasi malzeme haline getiririm derseniz...

Veyis Ateş: AKP diyor ki, yine bu dünkü görüşmeden sonra...
Gürsel Tekin: AKP demiyor, gazeteciler diyor.

Veyis Ateş: Dış politikada öncelikli tercihleri milli irade ve seçilmiş yönetimler belirlemeli. CHP dış politikada böyle yapalım diye gitmiş bir oy almış. AKP şöyle yapalım diye gitmiş bir oy almış, deniliyor yorumlara göre. CHP ise diyor ki bu yorumlara göre, devletin geleneklerine dayalı Batı eksenli laik bir dış politika yürütelim. Şimdi bu ne demek? Bunu bir netleştirelim.
Gürsel Tekin: Veyis bey şu an gazetecilerin sorularını bana soruyorsunuz. Keşke Sayın Davutoğlu'nun ya da AKP yöneticilerinin sorularını bana sorsanız. Bunların hepsi asparagas. Bakın milli iradeye uygun davranıyoruz. Şu anda şöyle bir şey yapalım, madem milli irade diyorsak. Milletin iradesine ne kadar saygısı olduğunu Sayın Burhan Kuzu son dönemlerde Burhan Kurt olmuş. Burhan Kuzu'nun cümlelerinde gördünüz. Biz size istikrara oy verin dedik, siz kaosa oy verdiniz dedi. Milli iradeye ne kadar saygılı olduklarını hepimiz biliyoruz. Araştırma yapalım, farklı üç tane güvenilir kamuoyu yoklaması yapalım. Vatandaş mevcut dış politika konusunda memnuniyetini ifade ediyorsa CHP olarak biz rafa kaldırırız. İki, hukuk sistemi, yapılan bütün araştırmalarda millet hukuk sistemine inanmıyor ve güvenmiyor. %20'si kim? Rahmetlik babam gibi adliye ile işi olmamış insanlardır. Bunu soralım, evet biz memnunuz bu hukuk sisteminden derlerse onu da rafa kaldırırız. Eğitim sistemi, bırakın CHP seçmenini, MHP-HDP seçmeninin dışında sadece AKP seçmenine soralım. Mevcut eğitim sisteminden memnun musunuz, değil misiniz. Araştırmaların tamamı ortada.

Veyis Ateş: Mesela, dış politikaya üçüncü dördüncü defa altını çiziyorsunuz anlıyoruz ki sizin için önemli. Geldiğimiz durum İncirlik üssünün açılmış olması. Koalisyon güçlerinin IŞİD'i bombalayacak olması.  Esad profili, pozisyonu Türkiye dış politikası için tanımı belli. Bir koalisyon olma ihtimalinde, sizin koalisyon talebinizde bunlarla ilgili ne istiyorsunuz. Misal olsun diye söylüyorum. Esad ile tekrar görüşülsün mü, efendim İncirlik üssü açılmasın mı ne diyorsunuz?
Gürsel Tekin: Şunu söyleyeyim, dış politika konusunda çok  yalın ve iktidarı uyaran tek siyasi parti biziz. 1 Mart tezkeresinden itibaren, özellikle o dönemde İslam coğrafyasındaki hassasiyeti en iyi bilen CHP'dir. Biliyorsunuz 1400 yıllık bir sorun var. Kanamalı bir coğrafya'ya Türkiye bodoslama atlıyor. Ortadoğu coğrafyasında sorunlar olmadı mı. Irak ve İran dokuz yıl savaştı. Türkiye hiç taraf olmadı ve sadece barışçıl yaklaştı. Ortadoğu coğrafyasında aklınıza gelebilecek bütün ülkelerde son derece iyi ilişkilerimiz vardı, çok ciddi ticari ilişkilerimiz vardı. Şu anda bir tek Türk yok Libya'da. Sadece bu değil aynı zamanda bize ekonomik maliyetinin bize ne kadar olduğunu hepimiz biliyoruz. Hesaplara göre, yani bir buçuk yıl önceki hesaplara göre mültecilere harcanan paranın beş buçuk milyar olduğu söyleniyor. Yani iki yıl geçti, ortalama on milyar dolar... Şimdi biz emekliye birer maaş ikramiye verelim diyoruz, patır patır bağırıyorlar. Lüzumsuz kirli bir savaşa bu parayı niye harcıyorsunuz. Mazlum insanları bu duruma niye düşürüyorsunuz. Hangi gerekçeler ile Irak ile ilişkilerinizi bozdunuz. Hangi gerekçe ile Libya ile ilişkilerimizi bozdunuz. Sayın Davutoğlu kendisi söyledi, 200 bin dolar çantayla Kaddafi'nin muhaliflerine para götürdüm dedi. Bütün bunlar bir siyasi partinin arka bahçesinde, mutfağında işte Mısır'daki değişimle ilgili, Ortadoğu coğrafyasında hakimiyet kuralım... Hatta AKP yöneticileri televizyonlara çıkınca şunu diyordu. Biz itiraz ettiğimizde, CHP'yi küçümseyecekler ya, biz küresel bir ülke olduk dediler. Arkadaş siz küresel bir ülke olamazsınız, sonuç itibari ile siz kümesel bir ülke konumuna düştünüz. Bunu ne yapacağız mesela. İnşallah bu görev bize verilirse şuna inanmanızı istiyorum. Bir yıl içinde bu Ortadoğu'daki komşularla yeniden ilişkiler inşa edilebilir. Yeniden barış sağlanabilir. Buna emin olmanızı istiyorum. Buna Avrupa, Amerika dahildir. Yani müttefiklerin, küresel ülkelerin oradan enerji beklentisi var diye biz İslam coğrafyası ile ebedi düşman mı yaşayacağız. Böyle bir şey kabul edilebilir mi. Bütün bunlar CHP'nin yapabileceği şeyler, yaptı da CHP biliyorsunuz. Bütün bu eleştirilere rağmen Sayın Genel Başkanımızın talimatıyla Mısır dahil olmak üzere Ortadoğu coğrafyasında on farklı ülke ile görüşmeler devam etti. İslam coğrafyasındaki bütün siyasi partilerinin liderleri ile İstanbul'da üç gün Ortadoğu barışı için çok ciddi çaba sarf ettik. Bütün bu hazırlanan raporlar Sayın Davutoğlu dışişleri bakanıyken Sayın Davutoğlu'na gönderildi. Keşke Davutoğlu, CHP'nin çabası ile hazırlanmış bu raporları inceleyebilseydi, bunları ciddiye alabilseydi inanın ne Esad bunları kandırabilirdi ne Irak bunları kandırabilmiş olurdu. Şimdi yeni bir moda haline dönüştü, geçen gün Sayın Arınç söyledi. Kandırıldık dedi. Şimdi sürekli kandırılan, aldatılan bir hükümetin Türkiye'ye maliyeti çok ağırdır. Hükümetin kandırılamayacağı, yanıltılamayacağı bir görevi üstlenmek istiyoruz. Biz size Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nı bize verin, yandaşlarımıza ihaleler verelim diye taleple gelen bir siyasi parti değiliz. Yangını söndürmek için hazırız diyoruz. Sorunu yaratanlar, bakın Veysi bey şurayı bir işletme olarak düşünün. Burayı işletirken sorun haline getirmişseniz, bu sorunu kendiniz çözemezsiniz. Doğal olarak bu sorunu yaratanların sorunun dışına çıkıp, yeni insanların bu sorunu ortadan kaldırması gerektiğine inanıyorum.

Veyis Ateş: Söylemlerinizden 7 Haziran öncesindeymişiz gibi hissettim. Sizin bu sert eleştirileriniz, ekonomi, hukuk.
Gürsel Tekin: Bir sertlik yok. Siz söyleyin, bu politika sürdürülebilir derseniz ben itiraz etmeyeceğim.

Veyis Ateş: Siyasetçi olsam söylerdim.
Gürsel Tekin: Hayır, sizde gazetecisiniz. Bakın bir başka tehlike ile karşı karşıyayız. Bu dış politika başlarken sorunun büyüyeceğini görmeleri lazımdı. Toplumun hassasiyetini biliyoruz, Ortadoğu coğrafyasından buraya gelmiş 3.5 Milyonun kim olduğunu da bilmiyoruz. Özellikle İstanbul'a gidince göreceksiniz, sanki bir Arap coğrafyası. Yarın özellikle koalisyon ülkelerinin son projesi. Biliyorsunuz bugüne kadar IŞİD'e havadan müdahale edildi. Bu kez Adana, İncirlik'te bu bombalamalar başladığı zaman. Bunu bir düşünmemiz gerekiyor. Bize bir maliyeti olmayacak mı. Şunu derlerse, kusura bakmayın, tamamı kontrolümüzde bunların hepsini çözeceğiz derlerse ona hiç itiraz yok. Ama çözülebilecek bir şey mümkün değildir.

Veyis Ateş: Koalisyon mümkün mü, açıktan sorayım.
Gürsel Tekin: Elbette mümkün, iyi niyet. Önce bir kere güven ortamı olacak. Birbirimize güveneceğiz. Başlayalım, yürüyebildiği kadar diye bir şey yok. Ne yapacaksınız bu dış politikayı iki günde mi çözeceksiniz.

Veyis Ateş: Kasım'a kadar bir koalisyon...
Gürsel Tekin: Hayır, CHP olarak tavrımız çok açık ve net. Önce biz üç muhalefet partisinin bir araya gelmesini istedik olmadı. Şimdi AKP ile bu süreç işliyor ve çok net bir şekilde ne söylemek istediğini, Türkiye ile ilgili beklentilerinin ne olduğunu söyleyen bir siyasi partiyiz. Kritik sorun haline gelmiş, en azından ivedilikle çözülmesi gereken meselelerde iki yıllık bir program yaparız. Ben inanıyorum ki terör sorunu da çözülebilir. Toplumsal barışımızda sağlanabilir. Dış politikada itibarlı bir ülke haline gelebiliriz. Avrupa Birliği... Söylemeyeceğim içimde kalacak. 2005 yılında akşamı bile beklemeyip Avrupa Birliği'ne giriyoruz diyerek havai fişek patlatmadılar mı? Yapmayın, acele etmeyin dedik. Dış politika, iç politikaya malzeme olmayacak kadar önemli bir konudur.

Veyis Ateş: Kasım'a kadar koalisyon kurup, iş birliğine gidip yeni anayasa değişikliği değil. Bir koalisyon kurulacaksa en az iki yıl olacak. Belli alanlarda restorasyon istiyorsunuz.
Gürsel Tekin: Hiç birbirimizi yormayalım. Dört siyasi parti ile hazırlanmış ortak dört siyasi partinin imzalarının olduğu 65 madde var. Bu 65 maddeyi, hemen parlamentoyu toplayıp bir geceden geçirelim. Komisyonlar çalışsın. Bir zaman kaybına ihtiyaç yok. Bakın, şundan vazgeçilmesi lazım. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde siyasetçiler kolay kolay yalan söylemezler, bedelini ağır ödetirler. Ama bizde öyle bir alışkanlık haline gelmiş ki, at gitsin. Anayasa ile ilgili Genel Başkanımız çıktı dedi ki, gelin bu 65 maddeyi getirin hemen verelim. Getirdiler, başkanlık sistemi ile zehirlediler. Arkadaş biz başlarken başkanlık sistemi diye bir şey yoktu. Şimdi hemen bunu geçirelim, dört parti herhalde imzasına sahip çıkacak...

Veyis Ateş: 7 Haziran öncesine göre hatta uzunca bir sürece göre siyasete göre çok naif üsluplarla koalisyon süreci yürütülüyor. Kurulması belki bir sorun, hadi kuruldu yürütülmesi beş sorun diyenler var. Buna ne dersiniz?
Gürsel Tekin: Yürütülmesi sorun olmasın diye bunları söylüyoruz. Yani yarın yol yürürken birbirimizle neden kavga edelim.

Veyis Ateş: Orası nasıl teminat alına alınacak?
Gürsel Tekin: Ortaklık ilişkileri öyledir. Bakkala bile ortak olsanız protokol imzalanıyor. Bizde diyoruz ki Türkiye'nin temel koşulları var ve bu koşullar çerçevesinde yol yürüyelim. Geriye kalan detaylar, işte anayasa değişikliğidir vs. bunlar konuşulabilir. Bazı meseleler de anlaşamayabiliriz ama terör konusunda anlaşamayacak durumdaysak bunun bir ideolojik derinliği olabilir mi? Dış politika konusunda nasıl bir ideolojik derinlik arıyorsunuz Allah aşkına. Bunu savunmaları bile mümkün değildir. Hukuk sistemi, yani ne yapacağız biz, CHP'nin hukuk sistemini ya da anayasasını dayayacak değiliz. Bugün evrensel kurallarda ne varsa getirip oturtalım diyoruz.

Veyis Ateş: Öyle ama bazı şeyler var ki, siz CHP'li seçmene nasıl izah edeceksiniz, bazı şeyler ki AKP kendi seçmenine nasıl izah edecek.
Gürsel Tekin: CHP'li seçmen, söz konusu memleket olunca çok duyarlıdır, yani CHP seçmeninde bir problem yok.

Veyis Ateş: AKP'de?
Gürsel Tekin: Ben AKP'li seçmende de sıkıntı olacağı inancı içerisinde değilim. Ama belli grupları sıkıntıları var. İşte hukuksuz iş alanlar, kuralsız imar uygulaması yapanlar. Bunlar son derece rahatsız olabilirler. Ben sıradan, vatanını seven ve bütün bunlardan rahatsız olan AKP seçmeninin rahatsız olacağı inancı içinde değilim. Helal olsun çok iyi götürüyorsunuz diyen yüzlerce AKP'li seçmen var. Tabi belli bir grupların gidişatı iyi olmayacak.

Veyis Ateş: Umarız bu iyimser hava koalisyon olsa da olmasa da devam etsin. Az önce siz hem politikaları açıklarken, yine bu yoruma göre diyeyim. Bu yorumlara göre AKP diyor ki, devlet kurumlarını atanmışlarca yönetenler değil, milli iradeyi oluşturmuş TBMM belirlesin.
Gürsel Tekin: Hep öyle olmuştur.

Veyis Ateş: CHP'de diyor ki, devletin gelenekleri olan kurumlar vardır, öncelikli politikalar devlete göre belirlenir.
Gürsel Tekin: Efendim bakın, hukuk sistemi devlete göre belirlenir. Her siyasi parti gelir de ben kendi hukuk sistemimi oluşturacağım derse o zaman hukuk sistemi olmaktan çıkar. Dış politikanın bir devlet meselesi haline dönüşmesi lazım. Böyle bir şey olabilir mi, altı yedi ayda bir acaba kim gelecek, kimle kavga edecek Türkiye'ye hangi maliyetler gelecek. Millet iradesi ile seçilmiş siyasiler yönetecek. Sonuç olarak bu talimatları seçilmiş olanlar verecek. Öyle devletin yöneticileri gelecek kafalarına göre yönetecek anlayışı dün de olmadı bugün de olmayacak. Ama ısrarla şöyle diyorlarsa, efendim Türkiye geçmiş yıllarda niçin çevredeki komşuları ile kavga etmedi diyorlarsa o bir devlet politikasıdır. Şimdi sizin yaptığınız politika devlet politikası olmaktan çıktı, kişisel politika haline geldi. AKP politikası da değil. Ben şunu sorarım AKP'lilere. Sayın Erdoğan ile Esad tatillere gittiler ve Antep'de miting yaptılar. Son derece güzel bir atmosfer oldu, ne oldu da sekiz ay sonra düşman oldunuz. Bu sorunun cevabını bilen bir siyasi var mı. Efendim işte, otoriter bir yapıdır, valla 50 yıldır diktatör. İki, bir diktatörü yıkmak için başka bir diktatörlerle ittifak yapabilir misiniz? Kim sizi ittifakınız? Arabistan, Katar... Kadın özgürlüğünün olmadığı bir yerde siz otoriter diyorsunuz. Bunlar doğru argümanlar değildir. Yanlıştır. Belli ki yanıltılmışlardır. Türkiye'de bu tuzağa düşmüş ve ivedilikle bu tuzaktan çıkmalıyız.

Veyis Ateş: Bizim için bu kadar da sorun değil diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Çok kolay da çözeriz.

Veyis Ateş: Bir şey daha, AKP diyor ki bu yorumlara göre Cumhurbaşkanını halkın seçmesi devam etsin. CHP'de diyor ki TBMM seçsin...
Gürsel Tekin: Masamızda öyle bir madde yok. Kimsenin suyunu bulandırdığımız yok. Aslanlar gibi biz ne istediğimizi ne söylediğimizi bilen insanlarız. Birinci önceliklerimiz değildir, birinci önceliklerimiz beş maddedir. Gerisi olur olmaz hiç önemli değildir. Biz CHP olarak bu ülkeyi yönetseydik, bu çözüm süreci dedikleri süreç, bunun sağlıklı yürütülemeyeceğini ısrarla söylediğiniz halde ben çıkıp yanıltıldık deseydim bizi topa tutardınız. Sayın Arınç çıktı biz yanıltıldık dedi, Sayın Erdoğan hukuk sistemi ile ilgili biz yanıltıldık diyor. Sayın Davutoğlu yanıltıldık diyor...

Veyis Ateş: Çözüm sürecinde yanıltılındı. Koalisyon kuruldu. Dün, o görüşmelerin olduğu gün dört şehit birden verildi Türkiye'de. Koalisyon kuruldu bir taraftan HDP, bir taraftan çözüm süreci, İmralıya heyet gidecek mi bir taraftan Kandil'in açıklamaları, olan biten. Ne yapacaksınız, nasıl toparlayacaksınız?
Gürsel Tekin: Sihirli bir değnek yok...

Veyis Ateş: CHP'nin aşından beri tavrını biliyoruz. Bu işin yeri meclisin çatısının altıdır. Ne yapacaksınız mesela bir çözüm sürecini yeniden mi ele alacaksınız?
Gürsel Tekin: Sadece Kürtlerin sorunu değil, 77 milyon yurttaşımızın hava gibi ihtiyaç duyduğu mekanizmalar ve özgürlükler sınırsız olacak. Dünyada ne özgürlükler varsa Türkiye'de de bu olmalı. Herkes kendisini özgürce ifade edebilmeli. İki, bu sorun nereden büyüdü. AKP 2002'de aldığında terör hangi noktadaydı. Bakın bugün hangi noktada, siz 900 Km'nin tamamını kevgire çevirir. Bütün dünyadaki istihbarat örgütlerinin cirit attığı bir yere çevirirseniz, yanınızdaki ülkelerle husumet içinde olursanız bu sorunun büyümemesi mümkün değil.

İran çözüm sürecinin defterini kapattım dediğinde Sayın Erdoğan. İran'a başkanı gitti Kürt bölgesine biji Kürdistan dedi. Bütün bu meseleleri görmek lazım...

Veyis Ateş: Ben bu soruyu iktidar partisi yetkililerine de soruyorum size de sorayım. Size 20 Temmuz'dan sonra ne oldu da Türkiye bir kere daha şehitleriyle anılmaya başlandı. Çok ayrıntıya girmeden, çokça konuşuldu çünkü. Gazete manşeti şeklinde konuşayım, sizce ne oldu da bu hale geldi?
Gürsel Tekin: Anlattım yani, 900 Km, bundan sonra yaşanan olaylar. Mesela Bingöl olayının faili çözülebildi mi? Koskoca devlet halen bunu çözememişse siz bunların önünü alamazsınız. İki, çeşitli olaylar oldu 53 tane vatandaşımız hayatını kaybetti patlamadan. Diyarbakır olayı, Mersin olayı, İstanbul'un göbeğinde olaylar oldu. Niğde'de iki askerimiz şehit oldu ve hiçbirinin sonucunu alamadık. Biz aslında çok güçlü bir devletiz. Siz burayı yol geçen hanına çevirirseniz terörü kontrol altında tutamazsınız. Sıfır noktada olan terörü... Sayın Genel Başkanımız hatırlarsanız bir kaymakamın evime gidemiyorum diye bir feryadını okumuştu. Şimdi bir öz eleştiri yapmak zorundasınız. Hepimiz eksik yanlış yapabiliriz. Israrla yanlışı sürdürmenin AKP yararına olmayacağını bilmemiz lazım. Korkarım ki, bakın bütün dönemlere bakın. Önümüzde 80 ve 90'lı dönemler vardır. Toplumsal barışın bozulduğu dönemlerde en kolay siyaset çürümüştür. Siyasetin çürümemesi için siyasetçilerin hassas olması lazım. Ama o hassasiyeti ne yazık ki bizim dışımızda öbür partilerde göremiyor.

Veyis Ateş: Siz kritik zamanlarda kritik açıklamalar yapan isimsiniz. En son seçimden bir hafta kadar önce Türkiye, Suriye'ye girecek demiştiniz. Onun için süreç ile ilgili sizden somut bir şey almaya çalışıyorum. Dün somut bir şey oldu, günlerdir süren istikşafı görüşmeler tamamlandı, iki lider bir araya geldi.
Gürsel Tekin: Biz buna yine müzakere diyelim.

Veyis Ateş: Dünkü açıklamaları bir kez daha hatırlatalım. Sayın Ömer Çelik AKP komisyonu başkanı dedi ki yeni anayasa, çözüm süreci gibi başlıkları hayata geçirebilmek için kısa süreli reform hükümetinin olup olmadığına ilişkin soruluyor. O da diyor ki herhangi bir seçenek üzerinde yoğunlaşıldı, şu seçenek üzerine çıktı gibi değerlendirme şu an yanlış olur dedi. Az önce Haluk Koç'un da açıklamalarını söyledik. Şunu önce merak ediyoruz, işte kaldı 12-13 gün. Bu 45 günlük süre uzatılabilir mi?
Gürsel Tekin: Belçika'nın anayasası yok mu? Bir buçuk yıl sürdü. Niye bunu söylüyorum. Çünkü Belçika'da hiçbir vatandaş kaygı duymadı. Hukuk sistemi oturmuş, devlet kurumları oturmuş saat gibi. Hiç umursamadılar. Üç yıl da sürmüş olsa hiç umursamayacaklardı. Bizim geçmişimize baktığımızda bütün geçmiş dönemimizde, şuna emin olsam hiç itiraz etmeyeceğim. Gerçekten anayasa ihlali yapmamış bir iktidar olsa eyvallah kardeşim... 45 güne kalması da üzücü. Yeni bir şey icat etmeyeceğiz. Geleceğiz ve devleti yöneteceğiz. Geçen gün söyledik, tekrar söyleyeyim. Siyasetçiler milli iradeye inanıyorlarsa, millete saygıları varsa bütün ideolojik düşüncelerini bir kenara atmalı ve milletin birinci önceliğine bakması lazım. Almanya'da ikinci parti, üçüncü parti ve Merkel'in hükümet kurma imkanı varken Merkel çıkıp dedi ki, Almanya'nın çıkarları için büyük koalisyon istiyorum dedi. Almanya'da ekonomik kriz yok, Almanya'da iç sorun yok. Birinci önceliği milletin geleceği. Bizim birinci önceliğimiz ülkenin geleceğidir. Gelin ana unsur olan sorunları çözelim, sonra 45-70 gün hiç önemi yok. Keşke bugüne kadar kalmamış olsaydı ve kısa sürede bitebilseydi. Eğer bu hafta olmayacaksa Sayın Davutoğlu'nun çıkıp bütün çabalarıma rağmen yapamadım edemedim diyebilmeli. Ben Sayın Genel Başkanımızın çabaları ile bir hükümetin çıkabileceği düşüncesi içerisindeyim.

Veyis Ateş: Siz birkaç gün önce dediniz ki, Sayın Davutoğlu pazartesi günkü görüşmeden sonuç alamazsa görevi Sayın Cumhurbaşkanına teslim etsin.
Gürsel Tekin: Perşembe, cuma görüşmesi olmasaydı elbette öyle olması gerekiyordu. Büyük olasılık perşembe günü inanıyorum ki Türkiye'nin beklentisi bu. Olumlu bir sonuç çıkmayacaksa... Hani diyorlar ya anayasayı baz alıyorlar. Anayasa gereği de Sayın Cumhurbaşkanına iade etmeli ve görevi Sayın Cumhurbaşkanı ana muhalefete vermeli.

Veyis Ateş: Orada kritik bir soru. Ana muhalefet liderine bu görev verileceği zaman. Sayın Kılıçdaroğlu Beştepe'ye çıkacak mı çıkmayacak mı?
Gürsel Tekin: Efendim görev için çıkılır sorun yok.

Veyis Ateş: Görev verildi, bir yol haritanız var mı?
Gürsel Tekin: Evet, tabi ki. Daha çok muhalefet partisini deneriz ve Sayın Genel Başkanımız tecrübesi, deneyimleri Sayın Bahçeli'yi ikna edebilecek durumdadır.

Veyis Ateş: Umut görüyor musunuz?
Gürsel Tekin: Sayın Bahçeli keskin bir şekilde olmazsa olmaz erken seçim diyordu. Dün erken seçimin ülkenin yararına olmayacağı cümlesini de Sayın Bahçeli kullandı. Siyasette kişisel talepleriniz ya da bağlayıcı şey konuştum Türkiye'nin önünde olmamalı. Ben inanıyorum ki tablo değişebilir. Bu ihtiyaçtır, iç barışımız için de devletin birliği bütünlüğü için de. Sosyal barışınızı bozduğunuzda onu düzeltmenin ne kadar zor olduğunu Ortadoğu coğrafyasına gidenler çok iyi biliyor.

Veyis Ateş: Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli'yi ikna edebilir yani.
Gürsel Tekin: Efendim bu olmuyorsa çaresiz kalacak değiliz. Yine tekrar söylüyorum umut ediyorum ki Merkel gibi cesur davranır Sayın Davutoğlu. Efendim işte cumhurbaşkanlığı seçimi işte o mu olsun... Bu CHP'nin birinci öncelikleri değildir. Birinci öncelikler konusunda, uzun vadeli bir hükümet konusunda çok kararlı bir tutum sergilerse inşallah cuma günü Türkiye'de bir nefes alır, piyasalarda rahatlar. Ekonomideki sorunun hangi boyuta geldiğini bilenler var mı Allah aşkına. Sayın Davutoğlu'na daha geçen hafta brifing verildi. Bu kadar sıkıntılar sorunlar varken bunları öteleyelim anlayışını kabul edemiyoruz.

Veyis Ateş: Somut bir şey sorayım. Bir AKP-CHP koalisyonunda 12 yıllık iktidardan sonra Türkiye'de ne değişir?
Gürsel Tekin: Çok şey değişir. Seçimden sonra kusuruma bakmayın gazetelerin manşetlerini görünce herkes bir nefes aldı. Bu ceberut baskıcı, ötekileyen bir siyaset anlayışı Türkiye'de geçmiş dönemlerde de yer bulamamıştır, şimdide bulamayacaktır. Bizim için 77 milyon yurttaşın ideolojik yapısı, inancı ne olursa olsun hepsi bizim için eşit olmalı. Birinci sınıf vatandaş olmalı. CHP'nin bu felsefesi AKP'ye de yarayacak bundan emin olun.

Veyis Ateş: Perşembe veya cuma gününe kadar bir durum değerlendirmeniz toplantınız olacak mı?
Gürsel Tekin: Sayın Genel Başkanımıza CHP'nin bütün kurumları, parti meclisi, grup... Tamamının ortak kararıyla Sayın Genel Başkanımız yetkilidir. Sayın Genel Başkanımız bu konuda partimiz, bütün kurum, kurulları ile kendisine inanıyoruz. İnanıyoruz ki sorunsuz bu meseleyi götürecektir. Seçmenimiz de aynı şekilde güveniyor.

Veyis Ateş: Kamuoyu yoklamaları yaptırıyor musunuz sizde?
Gürsel Tekin: Biz yaptırmıyoruz ama elimde birkaç araştırma var. Bağımsız kurumların yapmış olduğu araştırmalar.

Veyis Ateş: Tablo ne aşağı yukarı?
Gürsel Tekin: Tek oyunu arttıran CHP'dir, çok şükür.

Veyis Ateş: Neden oyunuzu arttırdığınıza dair bir fikriniz var mı?
Gürsel Tekin: Daha sorumlu davrandığımız için. Dikkat ederseniz Sayın Genel Başkanımız hiç negatif cümle kullanmadı. Aman kardeşim Türkiye sorunları varken bu süreci zehirlemeyelim diye pozitif bir dil kullandı. Bize yapılan bütün saldırılara rağmen bütün hakaretlere rağmen... Birçok arkadaşımız da kendisini zor tutuyor. Hani Cumhurbaşkanımız demişti ya %50'yi evde zor tutuyorum. Bizde bizimkileri zor tutuyoruz. Özellikle sosyal medyada çok çirkin, ağza alınmayacak... Allah bize yalanı nasip etmesin. Bizim CHP olarak tek korkumuz yalan. Allah yalandan, talandan uzak tutsun bizi. İnşallah bugüne kadar böyle oldu inşallah böyle oldu. Çok yalanlar var sosyal medyada. Sizin de çocuğunuz var, olmayan bir şeyi nasıl olmuş gibi yansıtırsınız. Akşam gidin dua edin tövbe edin kurtulun.

Veyis Ateş: Bu ne için söylediğiniz...
Gürsel Tekin: Siyaset kirlendi. Siyasetin tamamı için söylüyorum. CHP'li için de söylüyorum, MHP'li için de söylüyorum. Arındırın kendinizi. Sabah kalkarken Rahman'ı düşünün. Bazen öyle şeyler duyuyoruz ki, parti içinde de oluyor bunları esirgeyecek değiliz. Yüz tane şeytanı bir araya getirsen böyle senaryo yazamaz. En kutsal değerlerimizin de kabul etmediği bir şeydir. Bunlardan arınırsak daha rahat bir yol ilerleyeceğiz.

Veyis Ateş: Bütün bu koalisyon meselesini bir kenara bırakıyorum. Bunlar olsa da olmasa bile. Türkiye'de bir terör sorunu var. TBMM'yi çalıştıralım, açık tutalım teklifi gelirse ne dersiniz?
Gürsel Tekin: Şu tabloyu anlamakta zorluk çekiyorum. Her gün şehitlerin geldiği bir ortamda CHP olarak parlamentoyu topluyoruz. Parlamentoda millet iradesi ile seçilmiş insanlarla bir komisyon oluşturalım. Bu komisyon, terör nereden geliyor, ne oluyor araştırma komisyonu kuralım dedik, reddettiler. Şimdi meclisi açsan ne olur? Terörü soruşturalım diye önergemiz reddediliyor. Ben merak ediyorum. AKP'li ya da MHP'li kardeşim hangi gerekçe ile reddettiniz? Bütün bu olup bitenleri araştırmanın, bu ne rezillik. Bu evlatlarımız şehir düşmesin diye bir siyasi parti çaba sarf ediyor ne diye destek vermediniz.

Veyis Ateş: Çok teşekkürler Sayın Başkan.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum. İnşallah bu hafta sağlıklı bir sonuç çıkar. Türkiye'yi bu yangın yerinden hep beraber kurtarırız. Bu saydığımız beş maddenin içinde ya da dışında oluruz. Terör konusunda, toplumsal barışımız konusunda, dış politika konusunda ne varsa hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. İyi yayınlar diliyorum.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 11 Ağustos 2015 17:35

Bağlantılı Konular