Gürsel Tekin İsmail Küçükkaya'nın yayın konuğu oldu

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, 15 Haziran 2015 tarihinde Çalar Saat programında İsmail Küçükkaya'nın yayın konuğu oldu.
İsmail Küçükkaya: Evet sevgili Çalar Saat ailesi, hoş geldiniz. Biz Ankara'dayız ve şimdi CHP'nin iki numaralı ismi Genel Sekreteri Gürsel Tekin hoş geldiniz.
Gürsel Tekin: Hoş bulduk, iyi yayınlar diliyorum.

İsmail Küçükkaya: Şimdi Ankara'da ilk gün, bizi kırmadınız eksik olmayın. Çok teşekkür ediyorum size. Çünkü siyasetin kalbinin attığı yerdeyiz. Sayın Başkan tam yedi gün önce seçim yaptık. Millet dedi ki işte size dört partili yapı. Seçimin mesajı nedir efendim?
Gürsel Tekin: 2011 yılından itibaren aslında Türk siyasetinin hangi sürece gideceğini sizin gibi bir başka gazeteci arkadaşımla paylaşmıştım. Siz de az çok hatırlarsınız. Türkiye, işte falan siyasi parti geldi ne olacak diye kaygılanacak bir ülke değildir, bunu hepimizin bilmesini istiyorum. Geçmiş yıllarda da benzerleri oldu. Darbeler oldu, darbelerden sonra çeşitli güçlü hükümetler gelmiş. Türkiye'nin temel sıkıntısı var biraz önce ifade ettiğimiz, hukuk. Tren yürüyecekse rayların sağlıklı olması lazım. Maalesef bu iktidarın en büyük tahribatlarından bir tanesi hukuk sistemini yani yürüyecek rayları alt üst ettiler. Şu anda 550 tane milletvekilimizin hangi parti olursa olsun herkes muzdarip. Sadece muhalefetin de değil aynı zamanda iktidarın, 17-25 Aralık süreci ve bir sürü yargılanmalarla ilgili çok muzdarip olduklarını hatta bu konuda yargının bunlara darbe yapacaklarını ifade ettiler.

İsmail Küçükkaya: Birinci mesela şu. Gürsel Tekin diyor ki önce hukuk. Bir kere bunu tamir edeceğiz diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Kesinlikle, bir filozof der ki adalet sistemi bir kutup yıldızı gibidir, dünya döner ama o hep yerinde sayar. Gelin yerinde sayabilecek evrensel hukuk sistemini oturtalım. Evrensel hukuk sistemini oturttuğumuzda bütün siyasi partilerin rahatlıkla siyaset yapma imkanı olacaktır. Mesela bir İngiliz gencine ya da Alman gencine siyaset sorduğunuzda şu cümleyi asla kullanmaz, siyaset yalandır dolandır. Bizim gençlerle geçen gün sokaklarda röportajlar yapılırken sorulan her vatandaşa, siyaset deyince aklınıza yalan geliyor, siyaset deyince akla talan geliyor, siyaset denilince kirlilik geliyor. Bizim ivedilikle bunu temizlememiz gerekiyor.

İsmail Küçükkaya: Temiz siyaset istiyoruz. Sayın Başkan 7 Haziran'da sandığa gittik, 50 milyondan fazla insan oy kullandı ve dediler ki AKP'ye bir uyarı ama %40, CHP'ye %25, MHP'ye %17, HDP'ye %13... Şimdi bana daha önce söylediklerinizi biliyordum. Bunların hiçbirisi şaşırtıcı değil. Buradan erken seçim çıkmıyor. Sayın Cumhurbaşkanı şunu söyledi; erken seçim vatana ihanettir, dedi. Hatta partilerin erken seçimi bir ihanet olarak gördüğünü ve seçimlerin zamanında yapılması...
Gürsel Tekin: Cumhurbaşkanı bunu söylemiyor...

İsmail Küçükkaya: Ben yıllardan beri Erdoğan'ı bizzat duydum ve hep şunu söyledi. Erken seçim ihanettir. Ben de diyorum ki erken seçim ihanettir. Şimdi bu milletin verdiği talimat nedir efendim?
Gürsel Tekin: Milletin verdiği talimat şu, biraz önce söylemiş olduğum arızaları gidereceksiniz, ikincisi bir araya geleceksiniz ve Türkiye'ye bu sıkıntılardan kurtaracaksınız. Bir, evrensel bir hukuk sistemi yerleştireceksiniz, iki siyaseti kirlilikten arındıracaksınız üçüncü olarak Ankara'yı küçülteceksiniz. Böyle bir Ankara olabilir mi? Kamu binalarına baktığınızda kamu binaları adeta şişkin hale gelmiş. Anadolu'nun Kütahya'da, Çorum'da ya da herhangi bir işlemin sağlıklı yürüyebilmesi üç ay alıyor. Düşünün bir okul müdürü kendi köyünde okulu ile sorunu varsa İlçe Milli Eğitim Müdürüne yazacak oradan İl'e yazılacak, sonra Ankara dönüş yapacak. Yani bir sezon bitiyor. Orada rahatlıkla belediyeler yapabilir. Bunlar küçültülüp yerelleştirilebilir. Aksi taktirde bu kadar hantal ve sıkıntı yaratan devlet anlayışını yürütmek zorlaşır.

İsmail Küçükkaya: Zaten Bülent Arınç ve Burhan Kuzu'da israf var dediler.
Gürsel Tekin: İsrafı boş verin. Onlar kibarca söylüyorlar. Yolsuzluk var, hırsızlık var. İsraf ayrı bir kalem. Bir ülkede yılda 20-25 milyar dolar yolsuzluk bütçesi varsa siz o ülkeyi yoksulluktan kurtamazsınız.

İsmail Küçükkaya: Sözcü'de sizin bir sözünüz var. Çanakkale imzalı bir haber. Önce Habertürk'e bir bakalım. Numan Kurtulmuş televizyondaydı. Abdest tazelemekten bahsetti. İlk turda koalisyon diyor. Şimdi iktidar tarafından gelen açıklamaları nasıl yorumluyorsunuz?
Gürsel Tekin: Şimdi elbette bir hükümet kurulacaktır kimse tereddüt etmesin. Ben Numan Beye şunu sormak istiyorum. Ortada bir 17-25 Aralık varken siz abdestinizi nasıl tazeleyeceksiniz? Bu seçim aynı zamanda 17-25 Aralık'ın hesabının sorulmamasının nedenidir. Yani AKP'nin bunu çok iyi okuması gerekir. 17-25 Aralık'la hesaplaşmadığınız sürece sizin abdestinizin tutması mümkün değildir.

İsmail Küçükkaya: Sayın Gürsel Tekin, Gül dört bakanı derhal Yüce Divan'a gönderelim. Şimdi dün Sayın Cumhurbaşkanının bir açıklaması oldu efendim. Turlara başlamadan önce dört lideri davet edeceğim görüşeceğim dedi. Bahçeli reddetti çünkü Cumhurbaşkanı kendi anayasal çizgilerinde kalmalı dedi. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanının bu davetine icabet edecek mi?
Gürsel Tekin: Valla Genel Başkanımla görüşmedim ama kişisel düşüncemi sorarsanız zannetmiyorum. Yani böyle bir daveti gerektirecek bir mesele yok. Eğer Türkiye'de bir sorun ya da dış politikada bir sorun varsa elbette olabilir ama onun dışında ben Genel Başkanımızın ona icabet edeceğini zannetmiyorum. Ne zaman eder tabi ki görev verildiği zaman elbette gidecektir.

İsmail Küçükkaya: O zaman şöyle olacak, normal demokratik olaylarda olduğu gibi Sayın Cumhurbaşkanı önce iktidar kanadından bir milletvekiline olasılıkla Davutoğlu'na görev verecek. Olmadı Kılıçdaroğlu'nu çağıracak ona gidecek herhalde.
Gürsel Tekin: Ana muhalefete verecek ve ana muhalefet hükümet kurmaya çalışacak.

İsmail Küçükkaya: Çünkü Kılıçdaroğlu şunu söylemişti, devlet işleri gereği zorunlu olursa giderim dedi.
Gürsel Tekin: Elbette, yarın Türkiye'de milli bir mesele olursa sadece Kılıçdaroğlu değil hepimiz gideriz. Ama bugün gitmeyi gerektiren bir neden yok.

İsmail Küçükkaya: Yani bu cumhurbaşkanının liderler turunu görevlendirmeden önce yapması gereken...
Gürsel Tekin: Bu turları liderlerin kendileri yapacak. Yani parlamentoda dört siyasi partinin liderleri kendi aralarında yapabilir yani Sayın Davutoğlu, Sayın Genel Başkanımızla böyle bir görüşme talebi olabilir. Ya da Sayın Bahçeli ya da Demirtaş... Ama Sayın Cumhurbaşkanının bugün liderlerle görüşebileceği bir sorun yok gibi geliyor bana.

İsmail Küçükkaya: Zaten efendim, olayın hemen akabinde TRT'ye çıktı Başbakan Davutoğlu ve şunu söyledi, koalisyon görüşmeleri liderler ve partiler arası olur.
Gürsel Tekin: Kesinlikle, Sayın Cumhurbaşkanının yetkileri anayasada çok net. Bu aynı zamanda sadece seçimin sonucundan AKP'nin ders alması gerekmiyor. Aynı zamanda Sayın Erdoğan'ında buradan ciddi bir ders alması gerekiyor. Ne diyor millet, anayasal bir çerçeve içerisinde kalacaksın. Yani yasaları çiğneyen ve yok sayan bir cumhurbaşkanını bu millet kabul etmiyor.

İsmail Küçükkaya: Efendim tane tane gidelim. Seçimde kaç tane senaryo çıktı. Olasılıkları bir değerlendirir misiniz bana?
Gürsel Tekin: Birinci senaryo şu, birikmiş çok fazla sorunlar var. Bütün bu sorunlardan muzdarip olan ve gündeme getiren üç siyasi parti. Muhalefet partileri. Birinci öncelik %60'lık dilime hakim olan üç siyasi partinin en azından bu Türkiye'deki hukuk sistemi, yargı, kamu işleyişi, yolsuzluk 17-25 Aralık, kamu düzeni açısından... Biz tabi şimdi fotoğrafın küçüğü ile meşgulüz. Ortadoğu'da yangına seyirci kalamayız. Bu yangının önümüzdeki süreçte bize nasıl sıçrayacağını da bugünden hesaplamamız lazım. Şöyle bir konuşma var. Bir deli taş atar kırk akıllı peşine koşar derler ya. İki milyon Suriyeli, neye göre? Sadece benim yaşadığım İstanbul'da 550-600 bin varsa Antep'inden, Hatay'a, Türkiye coğrafyasının tamamına yayılmışsa sadece Suriye değil. Biliyorsunuz Libya dahil olmak üzere olağanüstü mülteci var. Mazlum insanların da daha çok zulüm çekmemesi için en azından CHP gibi barışa inanmış Ortadoğu İslam coğrafyasındaki bu sorunları giderebilecek bir siyasi yapıya ihtiyaç var. Bütün bu sorunları yaratmış bir yapının bu sorunları gidermesi mümkün değildir. Ben inanıyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu'nun Başbakanlığı ile şuna emin olmanızı istiyorum. Bugün bizim coğrafyamızdaki mazlum insanların tamamı kendi evlerine gidebilecek imkanları yaratacak.

İsmail Küçükkaya: O zaman Sayın Tekin birinci ihtimal CHP, MHP ve HDP'nin içinde yer aldığı ya da dışarıdan desteklediği bir hükümet.
Gürsel Tekin: Bir ihtimal bu. İkinci ihtimal iki muhalefet partisi...

İsmail Küçükkaya: Yani CHP tek başına azınlık.
Gürsel Tekin: İsmail bey şu anda şu siyasi partinin programına bakın. Üç siyasi partinin ekonomi ile ilgili sosyal yaşamla ilgili programları üç aşağı beş yukarı birbirine benziyor.

İsmail Küçükkaya: Ne var mesela?
Gürsel Tekin: Asgari ücret, taşeronlaşma ve çeşitli sosyal yardım ve aile sigortası gibi benzer bütün projeler birbirine çok benziyor. Hukuk sistemi, basın ve medya özgürlüğü, hepimizin muzdarip olduğu. Bütün bunları biz kısa süre içerisinde çözebiliriz. Hatta daha ileriye gidiyorum mümkünse üç siyasi parti ayın 28'inden sonra meclis başkanı seçildikten sonra rahatlıkla RTÜK'ü düzenleyebilir, TRT'yi düzenleyebilir. Devletin işleyişinde basının medyanın rahatlıkla nefes alabileceği imkanları yaratabilecek sayısal güç var.

İsmail Küçükkaya: Neden bu ihtimal daha güçlü sizce?
Gürsel Tekin: Bu milletin talebi.

İsmail Küçükkaya: Ama Devlet Bahçeli dedi ki bizim için HDP yok hükmündedir dedi.
Gürsel Tekin: Şimdi tabi böyle kalın çizgilerle siyasette milletin iradesini çizgi koymak doğru değildir. Elbette CHP'nin de kalın çizgileri vardır. Ama şöyle bir tabloda yani dünyanın birçok ülkelerde koalisyon var. Mesela bu koalisyonla yönetilir cümlesi Almanya'da hiçbir ekonomik kriz yaratmadı. Vatandaşta bir sıkıntı yaratmadı ve altı ay devam etti biliyorsunuz.

İsmail Küçükkaya: Şuna izin vermeyeceğiz, koalisyonla korkutup insanları terbiye ediyorlar. Bakın koalisyon... Dünyanın en gelişmiş 50 ülkesinin 30'u koalisyonla yönetiliyor. Öyle tek ben varım...
Gürsel Tekin: Özellikle bizi izleyenler, sıcak siyasetin içinde olanlar bilir. Ve Ankara'nın derin dehlizleri de bunu çok iyi bilir. 2001 yılındaki kriz üç siyasi parti arasındaki sorundan kaynaklanan bir sorun değildi. 2001 yılındaki kriz maalesef üzülerek söylüyorum dış politika ile ilgiliydi. Irak ile ilgiliydi. Sayın Ecevit Amerika'ya gittiğinde bütün tabloyu siz biliyorsunuz. İnanın tek parti döneminde çıkmayan yasalar koalisyon arasında çıktı. Yani bizdeki evrensel hukuk oturmadığı için fren balata gaz görevi yapabilecek sisteme ihtiyaç var.

İsmail Küçükkaya: Sayın Başkan devam edeceğiz. Sizde sosyal medyayı yoğun kullanıyorsunuz. Ben twitter hesabımdan bir tweet atacağım. Acilen yazdım, siz şimdi bana bir cümle söyleyin. Bu sabah ki etiketimiz #acilen, paylaşalım.
Gürsel Tekin: Acilen hukuk, hukuk, hukuk. Hava gibidir, su gibidir hukuk. İnsanoğlu nasıl havasız yaşayamıyorsa demokrasinin havası hukuk sistemidir. Eğer o ülkede hukuk sistemi yoksa hiçbir şey yürütemezsiniz ve hiçbir şeyde sağlıklı yürümez. Siz bir dönem kendinizi güçlü hissedebilirsiniz...

İsmail Küçükkaya: Peki, sorun şu geliyor Sayın Başkan. Şimdi ben size seçimler öncesinde sorduğumda siz bu tabloyu bekliyordunuz. CHP atak yaptı ama diyordunuz ve alacağımız oy şudur. HDP demokrasi gereği barajı aşmalı dediniz. Kılıçdaroğlu ile yayın yaptık o da söyledi. Nasıl olur sizin rakibiniz demokrasi gereği %10 barajı insafsız bir baraj dediniz. Ama tablo şunu söylüyor, CHP %25, başbakan olabilir mi?
Gürsel Tekin: Neden olmasın. Niye HDP, İsmail bey şu Ortadoğu coğrafyasına bakın. Her taraf yangın yerine dönmüş. Yangın yerine dönmüş ve bu sürecin bir parçası olan coğrafyada bir siyasi hareketin parlamentoda olmadığını düşünün. Bir tarafta Türkiye'nin birliğini bütünlüğünü, kardeşliğini savunacağız öbür tarafta bir baraj koyacağız ve bu barajı aşamazsınız. Bu barajı aşmış olsalardı bugün AKP bu sorunlarla karşılaşmış olmazdı.

İsmail Küçükkaya: 12 Eylül'ün tuzağıydı bu. %10 dünyada yok başkan. Pekala bir şey soracağım. Şimdi siz üç parti CHP, MHP, HDP... İş birliği yapsanız barajı indirebilirsiniz.  Ortalama baraj...
Gürsel Tekin: Dünya ölçeğinde %5 ile 7'dir. Bu müzakere edilebilir. İkincisi, siyasi partiler yasası mutlaka değişmeli. 12 Eylül ile hesaplaşacağım diyorsunuz ama 12 Eylül'ün önünüze dayatmış olduğu iki yasayı ortadan kaldıramıyorsunuz. Üç bir daha Türkiye şu kaygı içerisinde olmayacak. Eyvah Türkiye seçim yapıyor bu seçimde acaba kim daha çok çalacak cümlesi bu ülkenin en büyük ayıplarından bir tanesidir. Uluslararası onlarca sivil toplum örgütleri buraya gözlemci gönderdiler. Biz bu ayıptan kurtulmalıyız. Rahatlıkla her yurttaşımız reyini kime kullanırsa kullansın. Almanya'da son seçime ben katılmıştım. Orada biliyorsunuz baraj %5. Bir siyasi parti 4,97 ile kaybetti ve itiraz etmedi.

İsmail Küçükkaya: Ama bu defa milletimize teşekkür etmemiz gerekiyor. Oy ve ötesi, Ankara'nın oyları, ne güzel sahip çıktılar değil mi?
Gürsel Tekin: Bir üzüntümü ifade etmek istiyorum. Onun için hukuk sistemi diyorum. Bakın iki şeyin üstünde Cumhuriyet vardır. Cumhuriyet Savcıları, Cumhuriyet Valileri. Sakın ha 81 valinin davranışlarını yakinen izleyen bir siyasetçi olarak söylüyorum onlar adına utanıyorum. Kaymakamlar adına utanıyorum. Bir kaymakam, devlet adına görev yapan, devletten maaşını alan ve 77 milyon yurttaşımızın ödemiş olduğu vergilerden maaşını alan bir kaymakamın muhtarları çağırıp aman ha muhtar, sosyal yardımla insanları terbiye etmek... Ben Numan beye itibar eden biriyim. Dürüst biridir. Hangi vicdanda, hangi imanda sosyal yardım alan vatandaşları siyaset malzemesi haline getirirsiniz.

İsmail Küçükkaya: Numan beye neden söylüyorsunuz bunu?
Gürsel Tekin: Buna onun isyan etmesi lazım. Çağıracaksınız muhtarları, Türkiye'ni dört bir yanında tarım bitmiş, hayvancılık bitmiş hiçbir imkan yok. Sadece devletin ödediği sosyal yardımla geçinen yurttaşlara siz aman ha vermezseniz size ödediğimiz yardımı keseceğim demesi ayıp bir şeydir. CHP olarak biz yurttaşlarımızın ödemiş olduğu vergilerden rahatlıkla pay alabilmesi için aile sigortasını mutlaka anayasal bir çerçeveye oturtacağız. Hiçbir vatandaşımız o iktidar geldi, bu iktidar geldi bana ödediği para kesilecek mi kaygısı içinde olmayacaktır.

İsmail Küçükkaya: Sayın Başkan. Şimdi bir seçim yapılmıştı ve Cumhurbaşkanı %52 oy ile Cumhurbaşkanı oldu. O noktadan sonra ben oy vermişim vermemişim, hepimizin cumhurbaşkanı. Gerçi yadırgadık, olmaz, başka partiler için oy istedi vs. Şimdi şunu söylüyor benim yasallığımı ve kabul edilebilirliğimi sorgulamayın diyor.
Gürsel Tekin: Bakın biz millet iradesine saygılıyız. Seçim biter bitmez Sayın Genel Başkanımızın söylemiş olduğu cümleyi hatırlatmak istiyorum. Bizim bu saatten sonra muhatabımız Sayın Davutoğlu'dur. Sayın Cumhurbaşkanı seçilmiş bir cumhurbaşkanıdır. Olabildiğince seçime kadar hiçbir kimse Sayın Cumhurbaşkanına bir cümle sarf etmiş değil. Ama Sayın Cumhurbaşkanı çıktı ekranlara ianılır gibi değil. Sadece bize değil bizim değerlerimize, Mustafa Kemal Atatürk'e, İsmet İnönü'ye dil uzattı. Siz anayasal çerçevede kalırsanız bizim başımızın üstünde yeriniz var.

İsmail Küçükkaya: Bu çok güzel benim için önemli. Sizin bir iddianız var. Dün Sözcü'nün manşetiydi. Canan Kaya sizinle konuşmuş. Şimdi hükümet kurmak için ve güvenoyu almak için 276 milletvekiline ihtiyacı var. AKP'nin bunun için 18 milletvekiline ihtiyacı var. Gürsel Tekin'in bir iddiası, Sözcü'nün manşeti. Transfer paraları Katar'dan gelecek. CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin Ankara'daki transfer kulisini anlattı. AKP'nin 258 milletvekili var. İktidarını korumak için muhalefetten 18 vekilin desteği gerekiyor. Transfer peşindeler. Para Katar ve Azerbaycan’da bekliyor. AKP için vekil başına 30-40 milyon dolar hiçbir şey değil. Bu bizim aklımıza geçmişin kirli günlerini hatırlatır. Bu nedir?
Gürsel Tekin: Şimdi İsmail bey biz ne söylüyorsak bilerek söylüyoruz. Ben 550 tane milletvekilinin sadece CHP, MHP, HDP değil aynı zamanda AKP milletvekillerinin de namusları ile görev yapacakları inancı içerisindeyim. Biz sadece kendi namusumuzu taşımıyoruz. Aynı zamanda 56 milyon yurttaşımızın reyini, namusunu taşıyoruz. Bu şerefi bu haysiyeti hiç kimsenin paraya tabi edeceği inancı içerisinde değilim. Birçok kirli senaryoların olduğunu biliyoruz. Dün Sayın Devlet Bahçeli'de itiraf etti benzer şeyi. Bir kere herkes şunu bilmeli. Milletin iradesine saygı duymalıyız. Dördünüz bir araya gelin, üçünüz bir araya gelin. Tek başına gelin, ne yapacaksınız yapın gelin. Türkiye yangın yerine dönmüş. Yangın yerine bakın bize şu anda iç politikada sıkıntı olmadığı için ya da bizim yayınlarımız çok net olarak dış politikadaki sıkıntıları yansıtmadığı için...

İsmail Küçükkaya: Sayın Tekin bir dakika. Biz söyleyince kızıyorlar. Abdullah Gül ne dedi biliyor musunuz? Dün ki röportajı. Bunu Abdullah Gül söylüyor, ben AKP'nin kurucusuyum diyen kişi. Gül, hükümetin dış politikasını özellikle Suriye ve Mısır dış politikalarını doğru bulmuyor. Başbakan Erdoğan'ın ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun sanki Türkiye'nin değil de Mısır ve Suriye'nin dışişleri bakanı gibi davrandıklarını ve Ahmet Sever bugün ki çıkan kitabında diyor ki Davutoğlu'nun yüzüne söylemiş.
Gürsel Tekin: Aslında 1 Mart tezkeresinden itibaren dış politika konusunda çok net, çok yalın duran tek siyasi parti CHP'dir. 1 Mart tezkeresinde mücadele ettik. Gerekçesini biliyoruz, Ortadoğu coğrafyasındaki sorunları biliyoruz. Kerbela'dan itibaren sorunlu olan bir coğrafya. Yapmayın buna bulaşmayın. Bütün bu itirazlarımıza rağmen 1 Mart tezkeresi ve daha sonraki süreçte biliyorsunuz bir Arap baharı havası estirdiler. Bütün bu esinti eserken CHP Başkanı talimat verdi dört ayrı ülkeye heyet gönderdik. Yetmedi, İslam coğrafyasındaki bütün siyasi partilere İstanbul'da üç gün bir araya getirdik. Gerekçemizde bu süreç daha fazla büyümesin, yangını nasıl önleyebiliriz. Bize basını ile medyası ile herkes yüklendi. Şimdi geldiğimiz noktada doğru biziz. Bunu kısa sürede çözeceğiz. İnşallah CHP iktidarı ile şuna emin olmanızı istiyorum. İslam coğrafyasındaki bu yangını söndürmek istiyoruz.

İsmail Küçükkaya: Sayın Başkan acilen etiketiyle gelen sorulardan bir tanesi. AKP, CHP ile koalisyon kuracak mı lütfen Gürsel Tekin açıklasın.
Gürsel Tekin: Elbette bende merak ediyorum ama ben yetkili değilim.

İsmail Küçükkaya: Kapılar açık mı kapalı mı?
Gürsel Tekin: Bakın bizim kırmızı çizgilerimiz yok. Türkiye'nin fotoğrafına bakacaksınız, vatandaşın tepkilerine bakacasınız. Efendim vatandaşın ülkenin beklentileri beni ilgilendirmiyor diyebilirsiniz. Ama ben önümüzdeki günlerin sıkıntılarının ne kadar büyük olduğunu iyi biliyorum. Onun için bu mutlaka bir macera, bir erken seçim olmamalı.

İsmail Küçükkaya: Kesinlikle erken seçim olmamalı. Bende aynı düşünüyorum. Başkanım kim ki erken seçimi dayatırsa vatana ihanet eder.
Gürsel Tekin: Bir ihanet cümlesini kullanmak istemiyorum ama şu anda seçim yapılacak durumda değiliz. İç politikamızda çok sıkıntılar var. Hukuk sistemimiz kevgire dönmüş adeta 13 yıldır övünen... Keşke bir gün AKP'li bir arkadaşımızla karşılıklı konuşsak yani bir ülkeyi sadece binalar diktik, eserler yaptık, köprüler yaptık diye övünülmez. Bir ülkeyi kevgire döndürmüşsünüz.

İsmail Küçükkaya: Anlıyorum milletimizin istediğini. Sayın Cumhurbaşkanı çağırdı Sayın Davutoğlu'nu ilk tur senin. Önce CHP'ye gelecek...
Gürsel Tekin: Bilemem Davutoğlu'nun kime geleceğini.

İsmail Küçükkaya: Davutoğlu ne derseniz deyin adabı görmüş bir adamdır. Size gelecek kapılar açık. Ne istersiniz orada, ne talep edersiniz mesela?
Gürsel Tekin: Biraz önce söyledim. Hukuk sistemi, evrensel hukuku yerleştirmek istiyoruz. Herkesin garantisi olan, siyasetçinin de, İsmail Küçükkaya'nın da rahatlıkla yayın yapıtında hiçbir iktidardan korkmayacağım benim arkamda yasalar var diyebilecek bir sistem.

İsmail Küçükkaya: Bir dakika yani somut ister milletimiz.
Gürsel Tekin: Sadece bu değil bakın benim sadece benim yapmış olduğum çalışma daha bunlar haber olmadan önce biliyorsunuz. 2011'de İstanbul'da yolsuzluk ve rant haritasının nasıl pay edildiğini kamuoyu ile paylaştım. Yetmedi Sayın Erdoğan'ın kendisine de gönderdim. 100 milyar dolar gibi bir ranttan bahsediyorum. Şimdi Maliye Bakanı der ki özellikle emeklilerle ilgili, taşeron işçilerle ilgili ödeyebileceğimiz. Yani vatandaşın ödemiş olduğu vergilerden parayı nereden bulacaksınız... Hazine arazilerinin satışlarına baktığınızda şuna emin olmanızı istiyorum. Sadece maliyenin satmış olduğu arsaları CHP olarak biz satmış olsaydık bugün devletin kasasında 50 milyar dolar para olacaktı. Bu para ne demekti, bizim emeklimizin beklediği ikramiye için dört yıllık para orada olacaktı. Para var, pul var sadece namuslu bir iradeye ihtiyaç var.

İsmail Küçükkaya: İki, cumhurbaşkanının durumu. Yukarıda anayasal çizgileri...
Gürsel Tekin: Zaten siz anayasayı hukuku oturttuğunuzda herkesin yeri belli olacak. Sizin FOX TV'de herkesin yeri belli değil mi? Sizde belli oluyor da bizde belli olmasın. Bir başka bir şey söyleyeyim. Migros'tan bir şey çalabilir misiniz? Niye Migros'un başarmış olduğu şeyi bu ülke niye başaramıyor? Kamuda neden hırsızlık olsun. Hatta kamuda hırsızlık yapanları cezaevine de atmayacaksınız, teşhir edeceksiniz kardeşim. Kamu spotu var ya, reklamlarda bu rezil adam diyeceksiniz. Yetimin hakkını yedi diyeceksiniz.

İsmail Küçükkaya: Dönüşümlü Başbakan. Diyelim ki Davutoğlu geldi.
Gürsel Tekin: İsmail bey biz ilkelere bakacağız. Bakın bizim önceliğimiz ilkeler, Türkiye'nin birliği bütünlüğü, demokrasi ve özgürlük. Bunlar bizim vazgeçilmezlerimiz. Efendim bunlardan vazgeç de şurada ol deme şansımız yok. Bunu öncelikle söylemek istiyorum.

İsmail Küçükkaya: Peki, Devlet Bahçeli'ye bunu kuralım kaçmayalım sorumluluktan. Biz muhalefet olarak sonuçta %60 oy aldık. Dönüşümlü başbakanlıkta size de başbakanlık verebiliriz. Böyle haberler çıktı. Buna ne diyeceksiniz?
Gürsel Tekin: Tabi bunların hepsi varsayım. Herkes her gün bir şey yazıyor. Devlet bey çok sorumlu bir siyasetçidir. Ben Devlet bey ve Selahattin beyin bu sorumluluktan kaçacaklarını zannetmiyorum.

İsmail Küçükkaya: Yan yana gelirler mi?
Gürsel Tekin: Biz parlamentoda yan yana oturmuyor muyuz. Aynı restoranda yemek yemiyor muyuz? Aynı uçaklara binmiyor muyuz? Yani ne demek...

İsmail Küçükkaya: Bütün konuşmalardan sonra geldi Bahçeliyi kutladı.
Gürsel Tekin: Birçok arkadaşlarımızla biz birebir merhabalarımız var, dostluklarımız var.

İsmail Küçükkaya: Ama Bahçeli çözüm sürecini kabul etmiyor, bu çözülme süreci diyor.
Gürsel Tekin: O tartışmaya girmek istemiyorum ama şunu da herkesin bilmesi lazım. Bakanın bir tanesi çözüm süreci bitti bundan sonra filmini yapın dedi. Şaşırıyorum, biz koalisyon ülkeleri ile protokol imzaladık değil mi? Koalisyon ülkeleri imzaladığımız protokolde silah yardımı var mı? Bir tarafta silah bıraktırıyorsunuz, bir tarafta silah veriyorsunuz. Bu kadar kafa karışıklığını Türkiye'nin ortadan kaldırması lazım. Bakın Türkiye'nin geleceğinden önemli değil hiçbir siyasi partinin geleceği. Bu CHP'de olsa... Bu ülke varsa, bu ülkede sistem, demokrasi ve özgürlükler yoksa CHP olsa ne olur olmasa ne olur. Bu kadar sıkıntıları o oldu bu olmadı, bu öngörüsüz bir politikadır.

İsmail Küçükkaya: Sayın Başkan, hafta sonları T24'de okudum, The Guardin bile yazdı. Erdoğan'ın bu son dönemdeki söylemleri taktik diyorlar. Onun kafasında erken seçim var diyorlar. Bu siyaset ama ben istemem. Erdoğan'ın aklında seçim ve olmazları göstermeye çalışıyor. Sonbahar'da bir seçim istiyor. Dün bültenimizde var. Diyelim ki erken seçime gideceğiz. Diyelim ki oldu, ne çıkar?
Gürsel Tekin: Sayın Erdoğan'ın ne dediği önemli değil. Sayın Davutoğlu'nun ne dediği önemli ve o da seçim olmayacak diyor. Bu ülkede mutlaka bir hükümet çıkacak. Olursa da olur yapacak bir şey yok. Ama ben seçime kim zorlarsa o ciddi bir darbe alır onu söyleyeyim.

İsmail Küçükkaya: Yani millet seçim dayatanın bedel ödemesini ister diye tahmin ediyorum.
Gürsel Tekin: Yani vatandaşımızın bilmesi gereken her seçimde ne kadar para harcanıyor İsmail Bey?

İsmail Küçükkaya: Çok büyük para.
Gürsel Tekin: Bu siyasi partiler bu paraları nereden harcıyor? Bu emekli abimin ödediği vergiden harcıyoruz. Biz babamızın evinden para getirmiyoruz. Bütün siyasi partiler bu paraları vatandaşın ödediği vergiden alıyor. İşçiye emekliye üç kuruş para vereceksiniz, onda da parayı nereden bulacaksınız diyorsunuz.

İsmail Küçükkaya: Gürsel Tekin'e bir soru daha soracağım. Şimdi Başkan, gerçekten ilgiyle izliyoruz. Şimdi bu bugün ki Hürriyet. Her şeyin kırıldığı an. Ahmet Sever, Cumhurbaşkanı iken Sayın Gül'ün danışmanıydı. Bir kitap yazdı, meğer Erdoğan, Gül'ün önünü üç kere kesmiş. Bakın bu Hürriyet'ten. Bunu sormak istiyorum çünkü siz siyasetin derin dehlizlerini iyi biliyorsunuz. Haftasonunda da diyorlar ki AKP biraz yaralandı ve yeni bir aktör parlatıyorlar. Gül'ü getirmeye çalışıyorlar diye.  Birde Cumhuriyet, "Meğer kardeş değillermiş" diyor. Aşağıya inersem diye başlıyor. Bunları nasıl yorumlamalıyız?
Gürsel Tekin: Bir kere şunu söyleyeyim. Siyaset kavramında kardeşlik diye bir kavram yoktur. Kimse kimseyi kandırmasın. Bugüne kadar 30 yıldır sıcak siyasette olan bir insan olarak söylüyorum bu kavramı hiç görmedim. Maalesef ihanet diz boyu. Sayın Erdoğan biliyorsunuz Gezi olayı döneminde Sayın Gül'ün bir müdahalesine aynen şu cümleyi kullandı. Devlette çift başlılık olmaz. Demek ki ne olacak devlette çift başlılık olmayacak. Siz kendi alanınızda kendi sahanızda oturacaksınız ve devlette kendi işleyişini yapacak. İkincisi ben çok sevdiğim bir gazeteci kardeşimin rahmetlik Şakir Süter... Çok değerli bir abimiz, sohbet ediyoruz. 2006 yılından bahsediyorum. 2006 yılında yine tabi mevcut iktidara çok yakın bir gazeteci kardeşimiz hiç laf söyletmiyoruz. Bize Ergenekoncu şu bu. Sadece sohbetimizi ben bu sürecin yani siyasi ittifaklar kırılgandır. Yani cemaatle iktidarın önümüzdeki günlerde ayrışabileceğini söyledim. Bana bir yazı yazdı ertesi gün. En son 17-25 Aralık olurken kendisi bir televizyonda yayın yapıyor. Aradım ve kendisine yazısını hatırlattım sağ olsun kendisi okudu ve özür diledi. Siyasette kardeşlik diye bir şey olmaz. Öyle bir sistem oturtmalıyız ki siyasetçi birbirine kazık atmamalı. Yalan, dolan üç kâğıtçılık her siyasi partide var. Hiç fark etmiyor. Binbir parti dahil hiç fark etmez ya. Sabah kalkarken bir rahmanı düşün. Bu şeytani düşünceler bu noktaya getiriyor.

İsmail Küçükkaya: Peki bu son dönemde Gül'ün atakları. Mesela The Economist gazetesinden Gül'den inanılmaz Başbakan olabilir analizi çıktı. Acaba Gül'ü mü getirmeye çalışıyorlar.
Gürsel Tekin: Tabi geri getirmeye çalışacaklar ama nasıl olur o senaryoyu ben burada açıklamayayım. Su akar mecrasını bulur.

İsmail Küçükkaya: Şimdi siz güneşe bakın. Milyonlarca insan bizi izliyor. İçinde Ak Partilisi var, CHP'lisi, MHP'lisi, HDP'lisi herkes bizi izliyor. İnsanlar oy kullandılar ve Türkiye'nin aydınlık geleceğini istiyorlar. Atatürk'ün değerlerini istiyorlar, hukukun üstünlüğünü istiyorlar ve seçimi daha yeni yaptık, son mesajınızı söyleyin millet duysun.
Gürsel Tekin: İnşallah Sayın Kılıçdaroğlu'nun başbakanlığında bu görev verilirse şuna emin olmanızı istiyorum. Özellikle kamuda çalışanlar. Özellikle farklı siyasi partilere oy veren yurttaşlarımız şunu bilmelisiniz. Kemal Kılıçdaroğlu sizi CHP'lilerden daha üstün tutacaktır. Çünkü ben Kılıçdaroğlu'nu biliyorum. İkincisi kamudaki israf dedikleri ve yolsuzluklar tarihe gömülecek. Hepimiz bir nefes alalım. Sabah kalkarken çocuğumuzun güvencesi ile kalkalım. Bir anne çocuğuna süt alamadığı için intihar etmesin. İnşallah huzurlu bir Türkiye vaat ediyoruz.

İsmail Küçükkaya: Sayın Gürsel Tekin CHP'nin Genel Sekreteri size çok teşekkür ediyorum. Size Fox'ta İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat'te bütün partilerin liderlerini ağırladım burada. Davutoğlu gelmedi ama AKP'den iki bakan geldi. Burası demokrasi platformu. Sizinle başladık eksik olmayın. Ertesi gün, yani hafta boyu Ankara'dayım. AKP, MHP ve HDP'nin de en yetkili isimlerini de bir araya getireceğim. Demokrasi platformu olsun burada. Size teşekkür ediyorum.
Gürsel Tekin: Kısa bir şey söylemek istiyorum. Bizim milletimiz çok zekidir. Televizyon izleme oranlarına bakın. Niye objektif, bize hakaret etmeyen ısrarla bir tarafı tutan değil bir ayna görevi yapan bir yayındı.

İsmail Küçükkaya: Size teşekkür ediyorum.
Gürsel Tekin: Efendim ben teşekkür ediyorum.

 

    Pazartesi, 15 Haziran 2015 13:36

Bağlantılı Konular