Gürsel Tekin TV EM'in yayın konuğu oldu

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin 12 Mayıs 2015 tarihinde TV EM'de güncel olayları değerlendirdi ve soruları yanıtladı.

Utku Görkem Kırdemir: Türkiye'nin en özgün programı Çıkmaz Sokak'a hoş geldiniz. Efendim Türkiye seçime gidiyor, siyasi partiler seçim vaatlerini meydanlarda vatandaşa anlatmaya oy istemeye devam ediyor. Peki vatandaş siyasilerden ne bekliyor. Siyasetçilerin vaatleri boş mu dolu mu, emekliler zam, taşeron ve mevsimlik işçiler kadro, emeklilikte yaşa takılanlar, ev hanımları mutfaktaki yangının söndürülmesini, işçiler iyi yaşayacak kadar maaş, kadınlarımız aile içi şiddetin durdurulmasını istiyor. İşte tüm bunları tek tek buradaki konuklarımızla konuşacağız, Çıkmaz Sokak başlıyor.

Efendim siyasetçilerin ekonomik vaatleri vatandaşın gelir seviyesinin arttırılmasına yönelik, peki vatandaşın durumu nasıl. Vatandaş ne istiyor nasıl geçiniyor ne yapıyor. Bununla ilgili bir VTR var, onu izleyelim arkasından hemen başlayalım.

Evet değerli izleyicilerimiz, bugün stüdyomuzda çok değerli konuklarımız var yine. Taşeron işçileri derneği, yardımlaşma derneklerinin başkanları ve gazeteci meslektaşlarım ile birlikte, CHP Genel Sekreteri Sayın Gürsel Tekin'de aramızda.


Gürsel Tekin: Hoş bulduk efendim.

Utku Görkem Kırdemir: Sizinle başlayalım malum CHP'nin bu seçimde ekonomik vaatleri çok konuşuluyor. Ekonomik vaatleriniz de vatandaşı direkt etkiliyor biliyorsunuz. Siz biraz önce vatandaşa VTRde izlediğimiz geçim sıkıntısına nasıl merhem olmayı planlıyorsunuz?

Gürsel Tekin: Öncelikle herkese iyi akşamlar diliyorum. Aslında bir benzer proje ekonomi ile ilgili projeye baktığımızda da 2011 yılında tamamı olmasa da aile sigortası dahil olmak üzere intibak yasası ve benzer projeler 2011 yılında paylaşılmıştı. Belki kısa süre içerisinde biz kendimizi ifade edemedik. Daha sonra yani seçimden 1 yıl sonra, 2012'den itibaren CHP olarak biz sadece kendi ekonomistlerimiz değil aynı zamanda uluslararası arena da çok ciddi başarılar göstermiş önemli kuruluşlarda İMF, Dünya Bankası gibi dünyanın çeşitli önemli kurumlarında görev yapan bu topraklarda büyümüş kardeşlerimizin de desteğini alarak 2,5-3 yıldır bu hazırlıklar yapılıyordu. Bu hazırlıklar sadece seçim dönemi yurttaşlarımızın böyle bir talebi var bu talebi söyleyelim gitsin gibi bir talep değildir. Tamamı uygulanabilecek aynı zamanda CHP iktidarında bu bir hükümet programı gibi sunulacaktır. Ne söylüyoruz ya da söylediğimiz vaat ettiğimiz bu rakamlar zaman zaman tartışma konusu oldu aslında bugüne kadar bizim projelerimizden hiçbir tanesi iktidar mensuplarından reddedilmiş değildir. Sadece şunu soruyorlar kaynağı nereden bulacaksınız. Kaynağa baktığımızda mevcut Türkiye bütçesinin %3'ünden bahsediyoruz yani milli gelirin %3'ünü kimlere vereceğiz. Biraz önce söylemiş olduğum %22'si, yani seçmenin %3'üne vereceğiz. Bunu tartışmak bile ayıptır. Bu paralar bu kaynaklar aslında Türkiye'de fazlasıyla var. Sayın Arınç çok güzel bir cümle kurdu. Dedi ki bizim dönemimizde yapılmamış olsaydı herhalde vergi almamıza bile gerek kalmaz demişti. Herhalde bir hükümet sözcüsünün söyleyebileceği en önemli cümlelerin bir tanesi bu. Şimdi kamu harcamalarına baktığımızda kamu harcamalarının ne kadar yüksek olduğunu ne kadar israflarla karşı karşıya kaldığımızı maalesef hiç tartışma konusu yapmadık. Örneğin çok basit belki Türkiye coğrafyasında 109 bin tane kamu aracı var. Bakalım Almanya'da, İngiltere'de ya da G17 dediğimiz bu ülkelerin uygulamalarına bakalım böyle bir şey var mı. Hadi diyelim Ankara'da bir bürokrat, müdür bu ülkede üretilen araçla makamına, bakanlığa gittiği zaman neyi eksilecek? Neredeyse 1 milyon dolarlık bu araçların ve bu araçların giderlerine baktığınızda... Kamu binalarına bakın, Ankara'ya gidip baktığınızda adeta AVM gibiler. Yani bütün bu israfları kestiğinizde bu rakamların fazlasını göreceksiniz.

Utku Görkem Kırdemir: Erkin beye sormak istiyorum, kendisi Dünya ve Takvim gazetesi ekonomi yazarı. Hoş geldiniz, siz nasıl görüyorsunuz, ekonomi yazarı olarak.

Erkin Şahingöz: Şimdi ben önce şunu söylemek istiyorum Sayın Tekin'e. Türkiye ekonomisi çok enteresan bir dönemeçten geçiyor işte bir taraftan Amerika Merkez Bankası ve biliyorsunuz 10 yıl sonra ilk defa faiz artırımı yapacak. Dolayısıyla artık o eskisi gibi dışarıdan bulduğumuz parayı bulmak mümkün olmayacak. Ve Türkiye'de yeteri kadar para yok ve büyümek istiyoruz. Büyümeyi finansa etmenin yolu da yabancının parasını bu yöne çekebilmek. Bunu çekerken de işte getiriyoruz buraya gel fabrikamıza ortak ol diyoruz vs. Şimdi Türkiye belli bir dönem yabancı yatırımcının cazibe merkeziydi. Neden böyleydi çünkü kamu bacağında mali disiplin uygulayabildi. Bugün Avrupa borç krizi yaşarken Avrupa'nın kendi tanımına göre Türkiye'nin borç stoku Avrupa'nın en önemli birimlerinden aktörlerinden daha düşük noktada. Şimdi burada ben iki tane soru soracağım birincisi, Türkiye bu bahsetmiş olduğunuz programları devreye sokarken kamuda mali disiplini ne kadar sağlayabilecek bu çok önemli. Çünkü yabancının buraya para getirmesi için ön şartlardan biri. İkincisi Türkiye'de bir gıda enflasyonu yaşanıyor. Dünyada gıda fiyatları düşerken bizde 2012 yılından beri gıda fiyatları 2 katı yükseldi. Patatesin kilosu ortada, en temel gıdalarda bile çok ciddi yıllık bazlı %14 daha pahalıya alıyoruz. Bununda aslında nedeni tohum ve gübre gibi gözüküyor ama o da kurdan kaynaklı gözüküyor. Şimdi CHP'nin tarım politikası ne olacak önümüzdeki dönemde. Bunun kalıcı olarak gıda sorununu çözebilmek adına ve son olarak da gündemdeki en önemli konu faiz tartışması. Hepimiz biliyoruz ekonomi büyümüyor, bir durgunluk yaşanıyor. İç talep oldukça kötü, tüketmiyoruz talep yok. Dışarıya istediğimiz gibi üründe satamıyoruz, ihracatımızda düşüyor çünkü bölgedeki bütün ekonomilerde problem var. Rusya'da, Irak da, Avrupa'da büyüyemiyoruz. Bunun yolu aslında faizi düşürmek ama Türkiye'nin bir gerçeği var faizi düşürdüğünüz zaman kur yukarı gidiyor, kur yukarı gittiğinde enflasyon yukarı gidiyor. Ve hükümet merkez bankasına biz hesabını ödemeye hazırız ifadesi geliyor. Yani sen faizi indir, kur nereye giderse gitsin bunun bedelini biz ödeyeceğiz diyor. CHP bugün iktidarda olsa merkez bankasına bir indir baskısı yapar mıydı, mevcut başkanla devam eder miydi, bu tip sorulara ben sizden cevap istiyorum.

Konuşmacı: Ekstra iki soruda ben yönetmek istiyorum mesela FED üzerinden Amerika bir açıklama yaptı. Petrol fiyatlarında dalgalanma devam edecek yani hala riskli durumda diyor. Ama Sayın Kılıçdaroğlu biz mazotu şu kadar fiyata vereceğiz diyor. Yani petroldeki dalgalanmayı hesaba katıyor mu Sayın Gürsel Tekin'e bu soruyu yöneltmek istiyorum.

Gürsel Tekin: Çok teşekkür ediyorum, sondan başlayayım ben mazot ile. Bakın biraz önce haklı olarak Türkiye'de gıda aynı zamanda enflasyonu yükselten bir şey. Türkiye coğrafyasına baktığımızda bakın ben aynı zamanda köylü çocuğuyum. Benim köyümde yıllar önce olağanüstü tarım ve hayvancılık varken şimdi sıfır noktaya inmiş durumda. Etin kilosunu biliyorsunuz 65-70 lira dayanmış durumda. Çevremizdeki bütün ülkelere baktığımızda Avrupa dahil böyle bir fiyatı görmek mümkün değildir. Patates keza yani fiyatların ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Şimdi bu mazotun bugün k hesabına göre yapıyoruz. Elbette yarın petrol yükselirse... Biz bugün ki hesabı yapıyoruz, siz yarın olasılıklar üzerine hesap yaparsanız yarın başka bir nokta. Şu anda Tüpraş girdisi kaç liradır, 1.20 kuruş. Biz kaç paradan vereceğiz 1.50 liradan. Köylüye, çiftçiye verdiğimiz bu mazotu aynı zamanda patates konusunda, tarım konusunda, hayvancılık konusunda bu noktalarda yani enflasyonu arttıran ürünler konusunda ön şey olacak. Çünkü girdilere baktığınızda en büyük girdi çiftçi için mazottur. Bu hesapların tamamı şuna emin olmanızı istiyorum. Tarım dahil olmak üzere hepsinin hesapları yapılmıştır. Ve bu uygulanabilir bir rakamdır. Yarın dünya piyasasında petrol yükselecekse bir başka şey olur. Bunu da vatandaşa rahatlıkla artışın gerekçesini hep beraber anlatırız. Merkez Bankası'nda faiz düşmeli mi düşmemeli tabi doğrusu ben bu konuda etkin bir insan değilim. Bilmediğim alan konusunda faiz düşmeli dersem sizi de yanıltmış olurum. Merkez Bankasının başkanının şu andaki tavrı yani ekonomistlerimizin de konuşmalarına baktığımızda tavrının doğru olduğu inancı içindeler. Maalesef cumhurbaşkanının son dönemlerdeki merkez bankası ile olan bu sürtüşmesi belki de doların bu halde olmaması gereken doların ciddi bir şekilde yükselişine de sebep olmuştur. Yani bu sadece dünyadaki doların yükselişi, elbette makul bir yükseliş var aynı zamanda siyasi kaynaklardan dolayı bir yükselişinde Türkiye'ye çok ciddi bir yük olduğunu ve bu yükün 30-35 milyar dolar gibi bir rakamla telaffuz edildiği söyleniyor. Merkez Bankasının başkanıyla devam edilir mi edilmez mi bilemem ama inşallah CHP iktidarında hep beraber onu göreceğiz.

Sadece mali disiplin değil bakın, 2007'ye kadar özellikle Türkiye çok cazip bir ülke. Sadece cazibe Türkiye'deki bu karların yüksekliğinden kaynaklı değil aynı zamanda ciddi bir rahatlıkta vardı. Şimdi örneğin birkaç banka dahil olmak üzere Türkiye piyasasından çekilmesinin temel nedeni maalesef bizim hukuk sistemimizdir. İvedilikle bizim hukuk sistemimizi güvenilir bir hukuk sistemi haline dönüştürmemiz lazım. Aksi taktirde burada yabancı yatırımcıyı tutmak yeni getirmek de zor olacaktır.


Konuşmacı: Madem ki hukuk sisteminde sıkıntı ve problem var, biliyorsunuz bir referanduma gidildi ve anayasa ve yasaların değişmesi ile ilgili bir referandum ortaya çıktı. Ve halk tarafından kazanılmış. Ama ne yazık ki muhalefet bu konuda duyarlı olup da şu anda çektiğimiz sıkıntı ve problemlerin önünü açabilecek sisteme muhalefet cevap veremiyor. Biz ülkenin sanayicileri, insanları, üretimleri yapan, ekonomiyi düzene sokmaya çalışan insanlarla ilgili bakıyoruz şimdi. Mitinglere bakıyoruz, ekonomiyi canlandıracak, istihdamı güçlendirip, çare bulunacak hiçbir siyasi mensubun bir cevabı yok. Şunu yapacağız bunu yapacağız, o ona laf atıyor... Ama Türkiye'nin gerçek anlamda dünya markaları ile rekabet edebilmesi için ve dünyada güzel bir yerde olabilmesi için hiçbir gayret çalışma yapılmıyor. Sadece birbiriniz ile, ülkenin insanlarını telaş heyecanla biz Türkiye'de nasıl insanları tarlasında çalıştıracak, nasıl sanayide üretim yapacak. Bakın biraz önce bir şeyden bahsettiniz. Bana göre Türkiye'nin en büyük eksikliği, ben bir iş adamı olarak uzun vadede eğer planım yoksa kısa vadede olan olayların hepsi yanlış olur. Yani Avrupa ülkelerine baktığınızda uzun vadede ekonomiler içerisinde yer alıyor. Bizde o ekonomiler içerisinde yer alabilmemiz için...

Utku Görkem Kırdemir: Soruları biraz kısa alabilirsek.

Konuşmacı: Katkıda bulunmak için söylüyorum. Asgari ücret 1500 diyor CHP. Bu asgari ücretin 1500 olması iş verene bir yük getirecek demektir. Değerli iş adamımız da burada kendisi. Peki TÜSİAD neden bu konuda bir şey söylemiyor. TÜSİAD sürekli siyaset yapıyor. Her konuda hükümete ince ayar yapıyor. Pekala TÜSİAD neden sizin asgari ücret konusundaki önemli projenize destek verici açıklama yapmıyor. Sizde bir iş adamısınız.

Taşeron İşçi: Taşeron işçi olarak ben cevap verebilir miyim buna? Hani sizin yanınızdayım bakın cevap vermek istiyorum ben de.

Gürsel Tekin: Bakın değerli arkadaşlar şunu herkesin bilmesi lazım. Burada gazeteci, sanayici, taşeron işçi, emekli hepimizin hava gibi su gibi ortak değeri olması gereken hukuk sistemine ihtiyacımızın olduğunu bilmesi lazım. Eğer bu yoksa ne sanayicinin, ne gazetecinin güvencesi var. İktidar güvencesi ile dünyada hiçbir gelişmiş ülke yoktur. İktidar dediğiniz belirli zamanlarda gelir görevini yapar ve gider. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde güvenilen tek şey hukuk sistemidir. .

Konuşmacı: Eğer hukuk sistemi azınlığa hizmet ediyorsa çürümüş demektir zaten.

Gürsel Tekin: Efendim hukuk sistemi çürümüş işte onu anlatıyoruz. Referandum da üç madde hukuk sistemini ilgilendiren ve 26 maddeydi CHP olarak 23 maddeye evet diyeceğimizi ve 3 maddeyi ne olursunuz uzun uzun tartışalım, dünyadaki bütün uygulamalara bakalım böyle geçirelim dedik. İktidar ısrarla biz geçireceğiz dediler. O günleri hatırlayın ekranlara bakın.

Konuşmacı: Sürekli ekranlarda Avrupa'nın kriterleri bahsediliyor, şimdi bugün sokağa dökülen, sokakta miting yaptıran, sokakta propaganda yapan... Avrupa Birliğinde var mı böyle bir uygulama? Ben 10 yıl Avrupa'da kaldım ve sokakta kaldım ve hiçbir vatandaşın hiçbir siyasetçinin sokağa çıkıp da insanların toplayıp da o iş zamanını çalmasına ve sokakların doldurulmasına hatta dönemde bakıyorsunuz yolda kazalar falan oluyor, yani şuraya medeni şekilde geldik ve şu ekran karşısında dertlerimizi anlatıyoruz. Neden ekranın başında siyaseti yapmıyoruz da sokağa döküyoruz. Sokaktaki şu gördüğünüz bayraklar bir çirkinlik meydana getirmiyor mu? Dünyada var mı?

Gürsel Tekin: İzin verirseniz sorulara da parça parça cevap vermiş olalım bakın, üç maddenin Türkiye'ye getirmiş olduğu ve bugün anayasal sorunları hepimiz yaşıyoruz. Bir hukuk sistemi düşünün, hukukçular karar verdikleri için cezaevine düşebilecek ya da görevinden alınabilecek duruma geliyor. Kim bunları yaptı Allah aşkına, bütün itirazlarımıza rağmen iktidar yaptı.

Konuşmacı: Cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar Türkiye'deki bu darbe olayları insanların çalışma azmini yitiren yitirmeye çalışan dönem dönem iyileştirmeye çalışan insanlar her gün evine aş götürmek için uğraşırken bu siyaset alanı bana göre bakıyorum siyaset günlerindeki siyasetçiler, milletvekili adayları hiçbirisi ülkenin kalkınması, büyümesi, işsizlere iş bulunması ve yaşaması. Bakın bir işsizlik fonu oluşturuldu hep Avrupa'dan alıyoruz. Avrupa'ya benzeye benzeye hep böyle mi olmamız lazım.

Konuşmacı: Şimdi ben Gürsel beye emekliden yana bir şey söyledi onu sorayım. Şu konuda eleştiriyorum, İMF'nin değerli insanları olmaz. Onlar bizim emek sömürücülerimiz ve emeğimizin yiyicileri. İkincisi Amerika'dan...

Gürsel Tekin: Siz beni yanlış anladınız, ben o kurumlarda çalışan insanlar...

Konuşmacı: Kemal Derviş'in şu anda partide olmasını protesto ediyorum. Amerika'dan medet uman bakın 80'lerde 78 tane yabancı sermaye üreten firma vardı. Şu anda 36 bin e ulaştı. Bütün kamu sektörümüz satıldı, satılacak yer kalmadı. Buğday ekemiyoruz, tütün ekemiyoruz, kendi üretimimizi yapamıyoruz, patatesi buğdayı ekmeği her yerden, üretemiyoruz. Bu şartlardan artık medet uman, iş istihdamı sağlamayan, çözüm bulamayan, insanları borçlandırarak önümüze getiren bir ülkedeyiz.

Utku Görkem Kırdemir: Sorunuzu alalım lütfen.

Konuşmacı: Sorum şu, birincisi üretim ekonomisini, gerçekten üretim ekonomisi kopuk. Artık üretim ekonomisi değil yabancı sermayenin egemenliğinde azınlığın egemenliğinde bir sistem kurdular. Buna çözüm ne olacak, ikincisi asgari ücreti 1500 diyorsunuz emekliye 1500 diyorsunuz bu konuda şu anda yasal prosedür şu; 2008'de çıkan yeni yasa ile birlikte aynı zamanda geçmişte %73'dü, emeklilik maaşındaki orantı. Şuanda düştü %38'e. Asgari ücreti 4-5bin liraya mı çıkaracaksınız bu şartlar altında yoksa 1500 lira verdim al kabul et mi, nasıl yapacaksınız bu işi?

Gürsel Tekin: Süleyman bey elbette önce üreten bir ülke haline getireceksiniz, üretmeden bir şey yapmanız mümkün değildir. Bizim temel hedefimiz önce ülkeyi üreten, sanayisi gelişmiş bir ülke haline getirmek istiyoruz. Bakın şu anda öylesine şeyler var ki inanın dünya bizim çok çok önümüzde. Bir youtube yapıyor adam ve değeri 20 milyar dolar. Biz halen kullanmamız gereken birçok ürünleri rahatlıkla kendi sanayicimizin yapması gereken işleri biz yapamadık. İpad dahil olmak üzere biliyorsunuz okullarda ipad verilecek, bu konuda bir iş adamımız ben bunu yapabilirim, sadece şu rakam lazım bana borç verin ben yapayım demesine rağmen maalesef hükümet bu konuda gereken desteği vermiş olmadı. Vermiş olsaydı 1milyar doları siz borç verecektiniz. Aynı zamanda bugün bu ipad dediğimiz gelişmiş tabletlerin dışarıdan almamış olacaktınız. Dışarıdan almış olduğunu her ürün 77 milyon yurttaşımızın ödemiş olduğu vergilerle ödenen paralardır. Bunu hepimizin bilmesi lazım. Satılan değerlerimiz yani bunları biraz önce Kemal beyi beğenirsiniz, beğenmezsiniz bu başka bir şey ama bütün bu olup bitenlerin sorumlusu Kemal bey değildir. Yani ülkede maalesef ekonomik kriz olmuştu ve bu krizden sonra Kemal bey iyi ki gelmişti. Kemal beyin oturtmuş olduğu bu sistemden kaynaklı Türkiye'de son 10 yıldır nereden baksanız altı ayda bir siyasi kriz olmasına rağmen ekonomide büyük bir dalgalanma olmuyor. Bütün bunları görmemiz lazım. Şimdi beyefendinin soruna cevap olsun diye söylüyorum. Ben geçen hafta Almanya'daydım. Almanya'da yürürken bir kardeşimiz Türk kökenli, başkanım bir kahve içirmeden bırakmayacağım dedi. Nerede yeriniz dedim, yukarıda demir yollarının hemen yanında ufacık 8 metre kare bir yer yapmış. Çıktık kahvemizi içerken ben 35 yıldır mimarım, ismi Ömer, Uşaklı kardeşimiz devlet demiryollarına gittim ve 2019 yılına kadar devlet demir yollarından burayı kiraladım. Bu arada tabi Münih belediyesi de devlet demir yollarının tamamını yeraltına indirmek istiyor. Uygulamaya gelince bizim Uşaklı Ömer diyor ki pardon kardeşim. Ben 2019 yılına kadar burayı kiraladım diyor. Sabahleyin 10 da gidiyor başvuru yapıyor yargıya, bir saat sonra kararını alıyor ve o kararla belediyeye gidiyor. Belediye diyor ki pardon kardeşim ben 2019 yılına kadar projemi etelemek zorunda kaldım. Şimdi bu hukuk sistemi hepimizin ihtiyaç duyduğu bir sistemdir. Bu olmadığı sürece bunların bu anlattıklarımızın hiçbirini yapmamız mümkün değildir. Hepimizin güvencesi olacaktır.

Konuşmacı: Şimdi iş mahkemelerine çıktığımız zaman olası bir durumda işçi ve iş veren arasındaki sorun oluştuğu zaman hakim, savcı bakıyorsunuz hiçbir zaman cumhuriyet içerisindeki iş verenin tarafında bir karar çıkmıyor. Yani böyle bir olay var mı?

Gürsel Tekin: Bunun temel sebebi hakimin, savcının temel eksikliğinden kaynaklanmıyor. Bunun tek sebebi maalesef bilir kişi dediğimiz çünkü hakim sanayiden, imardan anlamıyor. Doğal olarak uzmanlık alanı olmadığı için uzmanlık alanı olan bilir kişi raporları üzerine karar veriyor. Bilir kişi müessesinin mutlaka gözden geçirilmesi gerekiyor.

Taşeron işçi: Çok güzel bir konuya değindiniz, şimdi bizim 2010 yılından beri uygulanmayan mahkeme kararlarımız var. Mahkeme kararlarını ben buraya getirdim. Dördüncü iş mahkemesinde taşeron işçilerin lehine karar verildi. Şimdi hukuku burada anlatacağız. Diyor ki İstanbul İniversitesinde taşeron işçilik yaptıramazsın diyor. Taşeron şirkete veremezsin diyor. Peki 2010 dan beri niçin uygulanmıyor bu mahkeme kararları soruyorum. İkincisi sayın iş adamımız diyor ki sürekli işçilerin lehine karar çıkıyor diyor. 98 yılından beri inanır mısınız bakın burada tam 15 tane kimlik kartım var. Her sene ihalelerle iş adamları geliyor ve buradan ihale alıyor. İhale aldığı kurumları nasıl biliyor musunuz bir masa iki tane personel. Patronu tanımayız, her sene geliyor kamu kurumları ihale alıyor ama inanır mısınız hiçbir sermayesi yok. Bütün işçiler 10 yıldır aynı kurumda çalışıyor. Diyor ya bütçe nerede, bütçe çok basit bütçe için aradaki taşeron firmayı çıkartırsın CHP burada çok iyi bir atak yaptı, bütün söylemleri memnuniyetle karşılıyoruz. Bütün taşeron işçilerde seçimde AKP'ye oy vermeyecek nedenini söyleyeyim. Çünkü biz siyaset yapmıyorduk. Kadro güvencesiz, hukuksuz, adaletsiz bunların olmadığı durumda ne yapar emekçiler sokağa çıkar. Sokakta özgürlük var, mücadele var, direniş var ve nefes var. Ondan dolayı, burada taşeron işçilerin mahkeme kararları uygulanmıyorsa AKP hükümeti zamanından beri işçi nereye gidecek? Ya gidecek beline silah takacak aşiret olacak ya da mahkeme kararı uygulanmıyorsa sokağa çıkacak. Çünkü halk sokakta, diyorsunuz ya Avrupa Birliğinde yürüyüşler olmuyor diye, yanı başımızda Yunanistan çiftçilerinin gördük. Hollanda'da çiftçiler ne yapıyor ufak bir zam geldiği zaman bütün traktörleri alıp otobana çıkıyor otobanı kapatıyor. Burada bilinçli bir toplum var. O yüzden CHP burada taşeron işçilerin yarasına merhem olacak siyaseti uyguluyor.

Gürsel Tekin: Kamuda taşeron ile ilgili bakın bunun hiçbir maliyeti yok. Geçmiş dönemlerde bu uygulamanın içinde olan birisi olarak söylüyorum. Şu anda herhangi bir kamu hastane diyebilirsiniz. Bütün bu maliyetlere baktığınızda bu maliyet devletin kasasından çıkıyor. Arada ne yapılacak şey şu, hani hep deriz ya Allah ile kul arasına kimse girmesin diye, çalışan ile devletin arasındaki o mekanizmayı kaldıracaksınız aynı zamanda sadece ücret değil aynı zamanda sosyal güvencesi olacak. Yani istediği zaman istediği saatte çalıştırabiliyor, kapı dışarı edebiliyor...

Utku Görkem Kırdemir: Buna bir itirazınız mı var?

Konuşmacı: Hayır ekonomist arkadaşımız burada o çok iyi bilir. Şimdi 600-700 bin taşeron işçi var. Bunların çoğu asgari ücretle çalışıyorlar. Devlet kadrosuna aldığınızda hani diyorsunuz ya ben aracıyı çıkartacağım. Tamam çıkarın ama sen bu kardeşlerimize 940 lira mı vereceksin devlet olarak yoksa sen bu kardeşlerimize...

Gürsel Tekin: 1500 lira vereceğiz.

Konuşmacı: Bu bir başka kalem şimdi bunu açtık tamam birde KPSS sınavlarında sıra bekleyen ve iyi puan almış yüz binlerce çalışan var. Ben ne olacağım diyecek bunlar. Şimdi şu da var Sayın Tekin, ben sizin çok mantıklı, çok rasyonel konuştuğunuzu düşünüyorum ama Genel Başkanınız öyle konuşmuyor. Genel Başkanınız meydanlara çıkıyor onu da vereceğim, şunu da vereceğim diyor. Bunun bir maliyeti çıkıyor ortaya. Şimdi Kemal Derviş geldiğinde şimdi biz o zaman gazeteciydik. 28 Şubat döneminde geldiğinde çiftçilere konulan kotaya, ihracat kotasından, ithalat kotasına kadar İMF ne dediyse Kemal Derviş hepsini uyguladı. İMF'nin kemer sıkma politikasından dolayı Türkiye son 6 yılda neler yaşadı hepimiz neler yaşadığını iyi biliyoruz. Ben şimdi şunu sormak istiyorum. Biz liberal yöntemle yönetilen bir ülkeyiz değil mi Sayın Tekin?

Gürsel Tekin: Evet

Konuşmacı: Devlet küçülür, devlet büyümez, devlet kamu oluşturmaz. Devlet emniyette oluşturur, askeriye oluşturur diğer konuları özelleştirir hassas ekonomide böyledir. Bizdeki sıkıntı şudur Sayın Tekin, biz üretmiyoruz. Biz tekrar borçlanacağız yani bunu sormak istiyorum, sizin değil ama Genel Başkanın söyledikleri rasyonel mi?

Gürsel Tekin: Bakın Sayın Kılıçdaroğlu aynı zamanda 27 yıl kamuda görev yapmış devletin bütün mekanizmalarını bilen eski hesap uzmanıdır. Türkiye'de her şey olabilirsiniz ama hesap uzmanı olmak zordur beyefendi çok iyi bilir. Hesap uzmanlığı yapmış verginin nasıl toplanacağını, nasıl pay edeceğini, uzun süredir kamuda görev yapmış birinin rasyonel davranmaması düşünülemez. Türkiye'de çalışanlarla ilgili temel sıkıntı şu aslında. Örneğin bir belediyede çalışıyorsunuz. Yani her şeyinizi yeniden sıfırlamamız lazım. Devletin mutlaka küçülmesi lazım aynen katılıyorum. Merkezden yerele mutlaka kaydırılması lazım ama şimdi tam tersine bakın Sayın Erdoğan'ın büyük hayali yerelleşmekti. Şimdi merkezileşiyoruz. Şimdi herhangi bir belediye düşünün aynı masada dört kişi oturuyor. Sabah sekizde gelip akşam altıda gidiyor. Biri 800 lira maaş alıyor, biri 4 bin lira maaş alıyor birisi de 1bin 800 lira maaş alıyor. Böyle bir adaletsizlik olabilir mi Allah aşkına? İntibak yasası dediğimiz tamda bunun yani 1bin 500 lira verelim emeklinin bilmem nesini verelim denilerek kurtarılacak bir iş değildir. Bütününü yeniden yapılandırmamız lazım. Kurumlarımızı güvenilir bir kurum haline getirmemiz lazım. Çalışanlar arasında böyle bir şey olabilir mi? Aynı masada oturuyor işte yemek saati geliyor birisi gidiyor kebap yiyor, diğeri gidip simit yiyor. Ya bu insafsızlık ve adaletsizliği bizim mutlaka ortadan kaldırmamız gerekiyor. İkincisi şuna gelmek istiyorum İMF konusunda. Yani herkes şunu CHP'ye soruyor. Son 30 yıldır bugün AKP'de iktidar da olan arkadaşlarımız dahil olmak üzere. 12 Eylül'den itibaren yani Özal, Demirel ve bütün dönemlerde çeşitli kademelerde bakanlık yapmış insanlardır. Ya bugün Türkiye bu noktadaysa sorumlusu bunlardır. 50 yıldır biz iktidar olabilmiş değiliz, iktidar olmamış bir siyasi partiye fatura çıkarmaz gerçekten bir insafsızlıktır.

Konuşmacı: Sayın Tekin çok mantıklı konuştuğunuz için bu soruyu yeniden sormak istiyorum. Çok mantıklı bir şey söylediniz, yarın öbür gün mazot fiyatlarında dalgalanma olursa ben buna seçmenimi ikna ederim dediniz ama Kılıçdaroğlu bunu izah ederim demiyor. Kılıçdaroğlu onu bunu yapacağım diyor ama yarın dolar mazot fiyatında dalgalanma olursa ey vatandaş kusura bakma böyle dedim ama vaziyetler böyle oldu diyeceğim demiyor.

Gürsel Tekin: Önce şunu söyleyeyim. Eğer yarın petrolün varili 40 dolara düşerse belki 1500 ün altına da vereceğiz. Ama 100 liraya düşerse elbette bu ülkede yaşıyoruz yani hayatın gerçekleri var. Dolar 4 lira olmuşsa...

Konuşmacı: Ben istifa edeceğim diyor Kılıçdaroğlu. Ben bu vaatlerimi altı ay sonra yapmazsam istifa edeceğim diyor.

Gürsel Tekin: Ama bugün ki ekonomik verilere göre konuşuyoruz. Biz şu andaki mazotun girdisi üzerine hesap yapmışız. Efendim yarın 3 lira olursa ona göre hesap yaparız. Bugünde yarını anlatmak mümkün mü.

Konuşmacı: Ama seçmene öyle söylemiyor Sayın Kılıçdaroğlu.

Gürsel Tekin: Sayın Genel Başkanımızın ve benim bu kitapçığa yazmış olduğumuz vaatlerin tamamı bugün yani yarın iktidar olduğumuzda doların bugün ki kuruna göre mazotun bugün ki girdisine göre yapmak mümkündür. Yarın koşullar değişirse elbette başka şey konuşacağız.

Utku Görkem Kırdemir: Şöyle bir şey olacak öyleyse, bugün atıyorum mazot 5 liraysa siz bunu 1,5 liradan vereceksiniz. Yarın Tuna beyin söylediği şartlarla 7 lira olursa da 2,5 liradan vereceksiniz.

Gürsel Tekin: Kaç lira olduğunu bilmediğimiz için bir varsayım üzerine konuşuyoruz. Ama bizim hesaplarımız bugün ki verilere ve bugün ki kur üzerine. Yarın kurlar ne olur, beyefendi daha iyi bilir yükselir mi yükselmez mi.

Konuşmacı: Sayın Tekin, Kılıçdaroğlu hesap uzmanı diyorsunuz ya biz gazeteciydik Sayın Kılıçdaroğlu 93 yılında bir açıklama yaptı. Batıyoruz dedi SGK için, 94'de aha batıyoruz dedi, 95'de battık batacağız dedi. Nihayetinde 96'da battık dedi. Yani hesap uzmanı Sayın Kılıçdaroğlu ve 350 trilyon lira bir borç ki biz gazeteciyken SGK bizim en büyük kaynağımızdı gazetecilik olarak. Dolayısıyla hesap uzmanı konusunda Sayın Tekin ben sizi daha hesap uzmanı olarak görüyorum.

Gürsel Tekin: Ben size o zaman başka bir soru sorayım. Şu anda kamuda herhangi bir genel müdürün bir kurumu batırması mümkün olabilir mi? Efendim bir kurumu bir genel müdürün batırması düşünülebilir mi? Siz aklı selim bir insansınız. Bunun faturasının çıkacağı yer kim hükümet ise kim idare ediyorsa ona çıkar. Sayın Kılıçdaroğlu özellikle o dönemlerdeki hükümetlere bakanlara hazırlamış olduğu raporlara baktığınızda bunların tamamını net olarak göreceksiniz.

Utku Görkem Kırdemir: Peki Cemalettin beyin bir sorusu vardı onu alayım.

Cemalettin: Sayın Kılıçdaroğlu çıktı dedi ki ben emekli maaşını 1,5 milyar yapacağım dedi. Söz veriyorum dedi tabi. Ayrıca emeklilik ile ilgili sorularım olacak başkanıma da. Ben şimdi Tuna beyin söylediklerine karşılık bir cevap vereceğim. Sayın Kılıçdaroğlu çıktı dedi ki en düşük emekli maaşı 1,5 milyar olacak dedi. Madem bu kadar elinizde rezerv yoktu da bir anda Davutoğlu çıkıp da emekliye 100 lira zam yaptı. Bu nedir, bu ülkede bir kaynağın olduğunun göstergesidir. Bunlar gelirse batacak böyle cümlelerle Türkiye'yi yürütmeye hiç gerek yok. Türkiye batmaz kardeşim. Batacak bir şey varsa o da AKP hükümetidir onlar batacak. Türkiye cumhuriyeti batmayacak.

Gürsel Tekin: Efendim bu konuda uzun süredir mücadele eden CHP'yi yakinen izleyen Emekliler Derneği Başkanı, Sayın Genel Başkanımız, Genel Başkan olduğu dönem değil, 2005 yılından itibaren emeklilerle yakinen ilgilenen tek liderdir....

Utku Görkem Kırdemir: Sayın Tekin bir dakika, reklama girmemiz gerekiyormuş.

Evet Çıkmaz sokak devam ediyor. Hamdi bey bu noktada sözü size vermek istiyorum. Siz Emekliler Derneği Başkanısınız. Bu seçimin açıkçası kim iktidar olur, kim hangi sayı ile girer, nasıl bir siyasi atmosfer oluşur bilemiyoruz ama bildiğimiz tek bir şey var bu seçim en çok emekliye yarayacak gibi gözüküyor. Tabi bu yaramanın miktarını tabi zaman gösterecek bize. Ne kadar yarayacak, 100 lira mı, 500 liramı yarayacak göreceğiz.


Hamdiz Öz: Şimdi, şöyle söyleyeyim öncelikle. 10 milyon 750 bin emekli, dul yetim sosyal güvenlikten maaş alıyor. Bu insanların %80'ni açlık sınırının altında maaş alıyorlar. Şimdi ben uzun zamandır bu işin içindeyim. 2011 yılı seçiminde de bu seçimde de emekli konusuna oturttum bunda benim payım var. Zaten hedefim de oydu, gündeme oturtabilmek. Herhalde Sayın Kılıçdaroğlu'nun iki maaş ikramiye hemen akabinde Başbakan'ın birine 100 lira ötekine sıfır zammı derken bir başka teklifler geldi. Şimdi de kaynak tartışması çıktı ortaya. Bakın 576 tane hastane, dispanser, poliklinik araç ve gereçleri ile tapuları ile beraber hükümet el koydu. Şimdi bu tesisler el konulamaz, özelleştirilemez, ancak satın alınabilir. Kimin bunlar, emekçinin, işçinin ve işverenlerindir. Şimdi bu yasada şöyle bir konu var. İki yıl içinde bir kurul kurulacak. Türk-İş den emekli temsilci ve İşverenlerden oluşan ve hükümet temsil heyetinden oluşan bir komisyon bu 576 tesisin değerini koyacaklar ve bedelini iki yıl içinde SGK'ya yatıracaklar. Bu basit görünse de İstanbul hastanesi araç gereç tapusu ile beraber Okmeydanı, Göztepe, Ankara hastaneleri böyle 576 tane hastane meteliksiz el koymuştur devlet. Yani bizim şu anda emekliler olarak hak arıyoruz, alacağımız var. Bir dönem değil, üç dönemin kaynağıdır bu. Türkiye'de sosyal güvenlik kepazeliği var. Türkiye'de bakın 13 çeşit SSK'dan maaş alanlar var. Ben hep şunu söyledim, Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok 5034 sayılı devlet memurları sistemini ufak bir revizyon ile tam bir intibak yapılmalı. En düşük emekli aylığı 1250 lira. Her iki üç ayda bir emekli sorunu gündeme gelmemeli. Şu anda Ankara 8. İş Mahkemesi 7. duruşmam 29 Nisan'da oldu. hükümetin yukarıdan gönderdiği baskı ile üç bilir kişi raporunu çürüttük orada. Niye engellensin, niye seçimlere çıkmasın. Ama davada haklı olduğuma inanıyorum.

Gürsel Tekin: Sosyal Güvenliğe ya da eski adıyla SSK dediğimiz özellikle büyük şehirlerde İstanbul, İzmir, Ankara dediğimiz metropol şehirlerde çok önemli arsalar vardı. Bir tanesi mesela Florya'da. Bunun bugün ki ortalama ekonomik değeri benim hesaplarıma göre yani emlak değerlerine göre hesapladığınızda 1 milyar dolar. Kime verildi, ne oldu, kimin parasıydı. Yani kaynak arıyoruz Türkiye'de kaynak gerçekten çok. Bakın şu anda 99'da Marmara da çok büyük bir deprem oldu. Aslında maalesef biz şart toplumuyuz. Hastalanmadıkça kritik bir şeye gelmedikçe hastaneye gitmiyoruz. 99'dan önce de bilim insanları ve Japon bilim adamları dahil olmak üzere Türkiye coğrafyası fay hatları üzerindedir, önleminizi alın demesine rağmen hiç kimse almadı. 99'da deprem oldu ve çok ciddi acılar ödedik. Ekonomik sıkıntılar yaşadık, 38 bin yurttaşımız hayatını kaybetti. Hani bir deyim var ya insanlar cehennemi görmeden cennete inanmazlar diye. Bütün bu cehennemden sonra dönemin iktidarı kamuya ait buna sosyal güvenlik yerler dahil olmak üzere, kamuya ait ne kadar yer varsa bunların önemli kısmı deprem dönüşümü aynı zamanda kentsel dönüşümde kullanılması için bunlar ayrılmıştı ve inanın şu anda bir tanesi bile yoktur. Bunların ekonomik değerlerine yani içinizde emlak işi bilen var mı bilmiyorum bugün satsanız şuna emin olun devletin kasasına girecek paranın miktarı 100 milyar dolar.

Konuşmacı: Gürsel bey siz bunları kamulaştıracak mısınız?

Gürsel Tekin: Efendim öyle bir şey yok, kamulaştıracaksınız da 100 milyar dolar sizden alıp oraya vereceğiz o zaman. Bakın şu anda Esenler de dönemin belediye başkanı olağanüstü bir göç var özellikle büyükşehirler ile ilgili. O dönemin kayıtlarında belediye başkanı şöyle bir konuşma yapıyor. Daha çok İstanbul'un tahrip edilmemesi için önemli yeşil alanları mezarlık alanı ve askeri alanlar ilan edelim. O zaman çok şiddetli karşı çıkıyorlar, olağanüstü ön görüsü varmış, keşke olsaymış. Bunun bir kısımlarında bakın şurası şu an askeri alan. 8,5 milyon metrekare. Burası askeri alan yani İstanbul'un bütün ak ciğerleri paramparça edilmiş kalan iki yerimiz var birincisi mezarlıklar ikincisi askeri alanlar. Bu askeri alanı uzun süredir hayretle izliyorum. Sayın Davutoğlu dün açıklama yaptı, ben başka açıklama bekliyordum. 8,5 milyon metrekare yer yani bugün ki emlak değerlerini hesapladığınızda 50 milyar dolar değeri olan bir yer. Bir hükümet yani Sayın Davutoğlu'nun kime devretmesi lazım plan yapma yetkisi kimin? Çevre ve şehircilik bakanlığı ikincisi TOKİ üç İBB. Çok garibime gitti yani siz size bağlı olan bir bakanlığa bunu devretmiyorsunuz. Size bağlı olan TOKİ'ye devretmiyorsunuz, plan yapma yetkisi olan aynı zamanda İstanbul'un sahibi olan İstanbul belediyesine devretmiyorsunuz gidip plan yapma yetkisi olmayan bir belediyeye veriyorsunuz. Kafama bir sürü soru işaretleri geliyor. Burada 90 bin konut yapacağız diyor. Allah aşkına evinize gittiğinizde bir camınızı açın. Sağınıza solunuzda beton. İnsanların havaya suya yeşile ihtiyacı olmayacak mı. Doğrusu burası çok manidar Sayın Topbaş'ında bu konuda bir şey söylemesini bekliyorum. Çünkü ben il başkanıyken burayı çok iyi bilen bir insan olarak söylüyorum Sayın Topbaş ben İstanbul'un anayasasını yapıyorum dedi, eksikliklerine rağmen gidip destek verdik çünkü İstanbul'un gerçekten bir anayasasına ihtiyaç vardı. Şimdi Topbaş'ın anayasasında yani 100 binlik planında yeşil alan, spor alanları, sağlık alanları. Şimdi Sayın Başbakan dedi ki konut yapacağız. Sayın Başbakan'ın konut yapma yetkisi yok. Benim bildiğim Topbaş'ın yetkisinin olduğu. Çevre ve şehircilik bakanlığına neden verilemedi, büyükşehir neden bypass edildi doğrusunu bunu o noktada merak ediyorum.

Konuşmacı: Ama çevre çevre ayrıldı hepsi.

Gürsel Tekin: Bakın plan yapma yetkisi yok ilçe belediyelerinin. Burada bir başka şey var ona da önümüzdeki günlerde bakacağız.

Utku Görkem Kırdemir: VTR'miz var onu izliyoruz şimdi.

Evet Gürsel bey size döneceğim birazdan.


Konuşmacı: En önemli sorunun kuralların gözden geçirilmediği yani yeniden hukuk sisteminin yeni bir devlet politikasının yeni bir vizyonun ortaya konulmadığı anlaşılıyor. Fakat siyasi partilerimiz, keşke diğer partilerimizde burada olsaymış, sözüm ortaya. Sanki bir gün önce kurulmuş gibi sadece basit sığ şeyler üzerinden gidiyorlar. İki örnek vereceğim benzer örnekler var mı diye Gürsel beye soracağım. Birinci örnek, bir alacaklısınız ve adliyeye gidiyorsunuz alacağımı tahsil edeceğim diye dosya açıyorsunuz. Ondan sonra tekrar gidip tebligat yapılmış mı, sonra gidip haciz yapılmış mı, haciz istiyor musun her aşamada gidip tekrar olayı deşmeniz gerekiyor. Bu saçmalık mesela ben bir teklif yazmıştım, kişi adliyeye alacağım var şu hesaba yatırılmasını istiyorum dediği taktirde icra dairesi bütün alacakları, banka hesaplarını satabilir ve gelip yatırabilir. İkinci örnek sayın iş adamları da şikayetçi. İş mahkemeleri yasada da var ve bir aydan fazla gün vermemesi gerekiyor. İvedilikle çözülmesi gereken bir şey bu. Acile girdiğinizde doktor nasıl sizi iyileşinceye kadar takip ediyorsa duruşma günü falan yok. Dosyayı bitirip verecek hakim. Buna benzer mesela bürokrasi konusunda hiç kimsenin sözü yok. Ülkenin sorunlarından bir tanesi bürokrasi. Sadece size demiyorum Gürsel bey siyasi partiler sanki dün kurulmuş asgari ücret şudur bunu yapacağım. Yeniden yapılanma konusunda o kadar sığız ki bu sığlıkla biz hiçbir yere gidemeyiz bu konuları açmanızı rica ediyorum.

Utku Görkem Kırdemir: Gürsel bey size döneceğiz, önce ekonomist Erkin beye soralım bu en son VTR'yi ve genel olarak gelinen bu noktayı sizinde görüşünüz varsa rica edeceğim.

Erkin Şahingöz: Şimdi Türkiye aslında önemli şeyler yaptı 2002-2007 arasında öyle söyleyelim. 2007'den sonra müthiş bir tıkanıklık var onu bir kere masaya koymak lazım. Özellikle son üç yıldır çok mu büyüdük, az mı büyüdük bunun bir kriteri var. Türkiye için %4,5. Türkiye ekonomisi %4,5'un altında büyüdüğü zaman yavaş büyüyor demektir. Bu sayının üstüne çıktığınızda da hızlı büyüyor demektir. Şimdi bu sayının altında büyüyen bir ekonomi, artan işsizlik, sinsi sinsi artıyor bu.

Gürsel Tekin: 3'ün altına düşme ihtimali konuşuluyor o çok gerçekten...

Utku Görkem Kırdemir: 2015 için şu andaki tahminler en azından bu tahminleri yapanlar var. En iyi siz biliyorsunuz.

Erkin Şahingöz: İlk yarı kayıp zaten içeriyi kaybettik. Hatta birde 1 Ekim'de meclis açılacak. 1 Ekim'e kadar...

Utku Görkem Kırdemir: Mayıs itibariyle ufak bir toparlanma var herhalde değil mi?

Erkin Şahingöz: Ama onun ne kadar kalıcı olduğunu bilmiyoruz. Benim söylemeye çalıştığım şey şu, Türkiye iki tane önemli konuda değişik bir model benimsedi. Birisi konut sektöründe Çin modeli, Çin modelinden kastım konuta dayalı bir ekonomik kalkınma modeli. İkincisi hizmetlere yani servis sektörüne ağırlık veren bir Türkiye var. Buradan da şunu söylemeye çalışıyorum montaj ekonomisi olduk. Yani bir birim ihracat yapabilmek için Türkiye 0.16 yani 10 ihracat yapabilmek için 6 tane ithalat yapıyoruz. Montaj ekonomisi yani tamamen Çin'e benzeyen bir yapı. Sağlıksız bir yapı yani bunu değiştirecek politikalar lazım. Türkiye'ye katma değer nerede yaratabilir sanayi tarafında. İkincisi konutla ilgili model nedir yani bugün biz mütekabiliyet yasası çıkartıp yabancı gelsin de alsın şu konut sektörünü taşıyalım düşüncesi ile hareket etmeye devam edecek miyiz yoksa konut tarafında Türkiye'nin farklı bir açılımı olacak mı?

Gürsel Tekin: Bir kere konut yani bana göre özellikle büyük şehirlere baktığımızda gerçekten bir konut fazlası var. Yani sadece konut ile ekonomiyi ayakta tutamazsınız. Bunu sadece biz söylemiyoruz hükümet yetkililerinden Sayın Babacan'ın da bu konuda defalarca itirazlar oldu. Üreten bir ekonomi lazım. Yani üretmediğiniz sürece sadece konut ve hizmet sektörü ile...

İş adamı: Yani bunu nasıl uygulayacağız, nasıl yapacağız bu konudaki görüşleriniz, çözüm odaklı çözümleriniz nedir. Sanayinin kalkınması büyümesi, ihracat açığını kapatmamız, bunlar nasıl olacak açıklayın da bizde bilelim.

Gürsel Tekin: Samanı dışarıdan almayacağız, koyunu dışarıdan almayacağız, patatesi dışarıdan almayacağız. Benim Konya'm bakın proje konusunda hiç tereddütünüz olmasın. Siz sanayiciyim diyorsunuz...

İş adamı: Yani bu politikaları görmüyor vatandaş. Sizler yıllardan beri siyaset alanındasınız. CHP vaatlerde bulunduğu ile ilgili eleştiri yapabilirsiniz. Hepimizin hakkıdır ama ülkenin büyümesi ve kalkınma ile ilgili ihracat ile ilgili, dış ticaretin kapanması ile ilgili ne gibi politikalarınız var.

Utku Görkem Kırdemir: Siz CHP'ye karşı mı bunu soruyorsunuz yoksa burada CHP Genel Sekreteri...

İş adamı: Yani politikası ne olacak.

Utku Görkem Kırdemir: Şunu anlamaya çalışıyorum. CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin burada oturduğu için mi soruyorsunuz yoksa olarak Türk siyasetinde bir parti...

İş adamı: Hiçbir parti şu anda bu insanların halleri ile ilgili...

Utku Görkem Kırdemir: Siz CHP'ye de inanmıyorsunuz o zaman.

İş adamı: Ben fikirlerine görüşlerine saygı duyuyorum. Ama yapmacık olaylarla insanların karşısına çıkmak değil.

Gürsel Tekin: Hemen şunu söyleyeyim aslında tabi imkan ve fırsat olsa ve bütün siyasi partiler bir araya gelsek ama maalesef iktidar partisi gelmiyor. Çağırırsanız biz ekonomi bilgisi olan bütün arkadaşlarımızı, sosyal alandaki...

İş adamı: Ama bu iktidarın 2023 hedefleri var. CHP ve diğer partilerin var mı hedefleri?

Gürsel Tekin: Bir dakika izin verir misiniz? Sormuş olduğunuz soruların muhatabı AKP iktidarı. Metrosu, inşaatı, ulaşımı, işsizliği, ceberrut hali. Bakın iktidar partisi uygular muhalefet partisi kendi programını söyler. Biz programımızı gerçekleştirmemiz için iktidar olmamız lazım. İktidar olmayan bir siyasi partiye bu kadar şeyi yüklemenin hangi anlamı var ben merak ediyorum. Biraz önce sizin söylemiş olduğunu İstanbul'daki trafik sorununu ilk kez 2008 yılında belki Türkiye'de tek örnektir. Bir siyasi parti il başkanı olarak 160 tane bilim insanı ile trafik sorunu, deprem sorunu ve su sorunu konusunda günlerce çok önemli sempozyum yaptım. Sempozyumdaki o kitapçıkların tamamını üniversiteler ders kitapçığı olarak okutuyor. Sayın Topbaş'ın kendisine ve ulaştırma bakanı dahil olmak üzere tüm projelerimizi kendimiz gönderdik. Ama uygulamadılar. Biz sadece projelerimizi açıklarız iktidar olunca uygulamalarımızı göreceksiniz. Şimdi iktidar olmadan onu nasıl yapacaksınız AKP'nin 2023 hedefi varmış. Allah aşkına 2023'ü bırakın son 5 yıllık hedefine bakın. Biraz önce söylediniz, beyefendi yargıyı söyledi, taşeronu söyledi, işçiyi söyledi, sanayicisiniz bir maydanozcu eğer ben geleceğim ile ilgili kaygılıyım diyorsa hepimizin düşünmesi lazım bunu. Bütün bunları sanki 13 yıldır güllük gülistanlık bir iktidar var da bizimkiler hava projeler yapmayın Allah aşkını. Siz AKP'li olabilirsiniz ona itirazım yok ama ben sizin gibi CHP'li olsaydım 13 yıllık CHP iktidarında bu olumsuzluklar olsaydı en azından cesur bir şekilde bu soruların hepsini sorardım.

Konuşmacı: Bir şey söyleyeyim, global değil de konservatif bir şey söyleyeyim. Şimdi bu hükümet 13 yıldır görevde. Marmaray'dan tutun da birçok ulaşım konusunda proje koymuş ortaya ve uygulamış. Şimdi havaraydan söz ediyorlar birde Karadeniz havzasından bahsediyorlar. Muhalefetin dalga konusu oluyor sonunda. Bunlar somut projelerdi. Yani altyapısı vardır fizibilitesi vardır helal olsun deriz. Ama yine Sayın Gürsel Tekin'e sorular yönelteceğim mantıklı cevaplar veriyor. Şimdi mesela Kılıçdaroğlu kaynak bulacağız diyorlar ya kaynağı bütçe gösteriyor. Ülke iyiye gidiyor batmış değil, Haluk Koç da bütçeyi gösterdi. İktidarı övdü aslında iyi şeylerde yaptı dedi. Şöyle bir şey var Kılıçdaroğlu çıkıp diyor ki kaynağı Suriyelilerden gösteriyor. 2 milyon Suriyeli var biz bunları evlerine geri göndereceğiz bu 5 milyar doları alıp burada kullanacağız.

Utku Görkem Kırdemir: Tam öyle demiyor efendim çarpıtmayın şimdi. Burada Gürsel Tekin varken.

Gürsel Tekin: Davutoğlu gibi konuşuyor.

Konuşmacı: Uluslararası kanunlarda der ki, evinizin kapısına birisi dayanıyorsa sizden yardım istiyorsa o kapıyı açacaksınız. Türkiye'de o kapıyı açmıştır.

Emekliler Derneği Eski Başkanı: Neden vergi vermiyorlar öyleyse?

Konuşmacı: Doğru söylüyorsunuz haklısınız fakat bir şey daha söyleyeyim konuyu kapatayım Sayın Tekin'e bırakayım. Hayat matematiktir ya iki kere iki dört eder gibi bir netlik vardır. 13 yıl önce Türkiye'nin nüfusu, 13 yıl önceki Türkiye'nin emeklilik oranı, 13 yıllık önceki Türkiye'deki enflasyon oranı ile 13 yıl sonraki Türkiye arasında yapmayın bakın muazzam bir fark var. Sorumu yönelteyim size, Sayın Tekin 2002'de bu söz konusu parti iktidara geldiğinde emekli maaşı 149 TL'ydi. Asgari ücret ise 135 lira idi... Gürsel bey program boyunca mantıklı cevaplar verdiniz şimdi de şu sorudan cevap bekliyorum. İki milyon Suriyeli mi Türkiye'nin tek derdi? İkinci sorum siz mantıklı deneyimli siyasetçisiniz. Devlet yöneteceğim diyorsunuz, Türkiye iki gün sonra Suriye'yi işgal edecek diyorsunuz. Ama baktık ki öyle bir şey yok. Neden böyle söylediniz? Bu iki Suriye sorusunu cevaplarsanız teşekkür ederim.

Gürsel Tekin: Bu çok önemli bir konu. Arkadaşlar kesmeden biraz anlatmak istiyorum. Elbette Sayın Genel Başkanımız sadece Suriyeliler değil kim olursa olsun Anadolu coğrafyası misafirperverdir ve yoksula her zaman kucak açmış bir toplumdur. Şimdi biz genelde sonucu tartışıyoruz. Niye iki milyon Suriyeli burada. Şimdi siz İslam coğrafyasında, bu kanamalı sorunlu coğrafyada küresel dünyanın taşeronluğunu yapmaya çalışırsanız sadece iki milyon Suriyelinin mağduriyeti değil aynı zamanda Ortadoğu coğrafyasında bir tek iş adamımız kalmadı. Irak da ihracatımız yok muydu, Mısır'da yok muydu. Şu anda nerede var? Bir tek yerde yok. Libya'da ne olursunuz şu anda iş adamlarımızın çok yüklü şekilde Irak dahil olmak üzere paramız kaldı. Makine parklarımız dahil orada kaldı. Sayın Davutoğlu demedi mi çanta ile 200 bin dolar Kaddafi'nin muhaliflerine para götürdüm diyen. Neydi götürürken? Libya'ya demokrasi gelecek. Libya'ya demokrasi geldi mi? Üçe parçalanmış bir ülke, egemen güçlerin üstüne konduğu bir Libya, Türklerin bütün oradaki makine parklarını terk etmiş vaziyette. En çok ihracatımızın yapılması gereken Ortadoğu coğrafyasında gelmiş olduğumuz soruna bakın. Şunu birilerinin izah etmesi lazım. Suriye meselesi ile Türkiye'nin ne alakası vardı da bu noktaya geldi. Türkiye zor durumda kalsın istemiyorum. Şimdi ben size başka bir soru sorayım. Ben Sayın Davutoğlu'na da sizin aracılığınız ile sormak istiyorum. Bizim uçağımızı kim düşürdü? Bu coğrafyada bütün İslam ülkelerinin sigortası olan bir Türkiye'nin uçan kuşlarına bile laf edemeyecek ülkeler bizim uçağımızı düşürdü ve iki pilot şehit oldu. Sayın Genel Başkanımız iki milyon Suriyeli var derken bizim şu anda harcamış olduğumuz resmi rakamlar 6 milyar dolar. Örtülü ödenek dahil olmak üzere oradaki terör örgütlerinin nasıl desteklendiğini hangi mali yüklerin bize yüklendiğini hepimiz biliyoruz. Bütün dünya gazeteleri yazıyor. Ben Suriye'ye niye girmedik bundan dolayı gayri memnu falan değilim ama son derece de memnun oldum. Ama bu hassasiyetlerimizin halen devam ettiği Reyhanlı olayından veri düşürülen uçak dahil olmak üzere bütün bu sorunların ciddi bir şekilde tartışılması gerekiyor. Ortadoğu coğrafyasındaki politikalarımızın tamamı iflas etmiştir. Bugün sıfır nokta dediğiniz o zaman ben size başka bir soru daha sorayım. Sayın Erdoğan Antep'te bir miting yaptı hatırlarsanız. Gerçekten hepimiz de son derece memnun oldum. Antep'te ki miting de bir tarafta Esad vardı. Kendisi aynen şu cümleleri kullanmıştı. Uzun süredir yanı başımızdaki kardeş ülkemizdeki bu tel örgüleri kaldırdık. Antepli kardeşimiz rahatça Şam'a gidecek, Şam'daki kardeşim rahatça Antep'e gelecek. Ne oldu şimdi ben merak ediyorum. Siz bunun cevabını verebilir misiniz?

Konuşmacı: Hemen cevabını vereyim. Tıpkı CHP heyeti 400 bin halkını katletmiş bir diktatörü resmi anlamda ziyaret etmesi ile arasında benzerlik var. Şimdi ben sorarım siz 400 bin kişiyi katletmiş bir diktatöre resmi düzeyde ziyarette bulundunuz. Şimdi ben şunu sorarım. Ortadoğu üzerinde ABD'nin, İsrail'in, İngiltere'nin emperyal stratejik çıkarları var. Bunu dürüstçe konuşalım sizi haklı bulduğum yerler var ama Amerika ile Türkiye beraber çıktı bu yola. Muhalifleri beraber yetiştirdiler lakin Rusya'nın...

Gürsel Tekin: O zaman bu iktidar öngörüsüz, Amerika'nın tuzağına düşebilecek ön görüşürüz.

Konuşmacı: Putin'in doğalgaz hamlesi ile Amerika bir anda strateji değiştirdi İran'a yöneldi. Ama Türkiye, burada kişisel fikrim haysiyetli ve kararlı dış politikasını devam ettirdi. Esed konusunda da Libya konusunda da Türkiye yine insani ahlaklı bir dış politika güttü. Şimdiye kadar Türkiye seyrediyordu etrafta bir şeyler olup bitiyordu. Bakın Türkiye burada hata yapmıştır, burada baş rol oynayacağını zannetmiştir yanılmıştır. Buranın aktörleri bellidir ABD, İsrail, Rusya. Ama Türkiye her şeye rağmen...

Utku Görkem Kırdemir: Tuna bey teşekkür ederiz.

Konuşmacı: Ben sorumun cevabını alamadım hala, Suriye'ye neden girmedik?

Gürsel Tekin: Ben niye girilmedi... Efendim bakın bu söylentileri bizim gibi duyumlar değil aynı zamanda çeşitli yabancı gazetelerin, televizyonların her gün yazdığı olaylardır. Bu Ortadoğu coğrafyasındaki bu sorunlar sürekli kanamalı bir hale gelmiştir. Türkiye'nin bu konuda CHP olarak, bu ülkede yaşayan bir birey olarak bu uyarıyı yapma görevi duydum. Biraz önce örneklerimizi gördük, uçağımız düştü ve hala neden düştüğünün hesabı sorulamadı. Reyhanlı'da 53 tane vatandaşımız hayatını kaybetti bunun hesabı sorulamadı. Böyle bir dış politika olmaz. Onurlu bir dış politika falan değildir. Eğer diktatör diyeceksiniz 40 yıldır diktatördür Esad. Sayın Erdoğan bir diktatör ile niye ilişki kurdu o zaman? Ben de o soruyu soruyorum size.

Utku Görkem Kırdemir: Bir dakika efendim sizlere döneceğiz, sağlıkla ilgili bir VTR var onu izleyelim önce.

Evet sağlıkla ilgili VTR'yi izledik. Sağlıkla ilgili Sayın Tekin'e de sorularımız olacak. Hüseyin bey buyurun.


Vatandaş: Emeklilerde yaşa takılanlar platformu olarak seçim bildirgenizde bizim ile ilgili gündeme almışsınız ama 7200 şartı koymuşsunuz. Biliyorsunuz 1999'da çıkan yasa ile bizim emeklilik hakkımız elimizden almıştır. İktidar bu konuda bize zulüm etti. İşte 8-9 sene emeklilik günümüz varken... Sadece 7200 şartını koymuşsunuz şu anda iktidar ile yaptığınızın pek farkı yok. Bunu bize nasıl açıklarsınız teşekkür ediyorum.

Gürsel Tekin: Bunu tam bilemiyorum yani benim uzmanlık alanım değil. Ama özellikle bu proje yapılırken ya da bu çalışma yapılırken sizin temsilcileriniz ile görüşüldü. Orada tabi gün konusundaki gerekçesini tam ne olduğunu bilmiyorum tabi.

Hayrettin Bulan: Öncelikle çok teşekkürler böyle bir program için. Tabi biz ŞEVKATDER olarak kadına şiddet, kadın cinayetlerinin önlenmesi için... Şöyle söylemek istiyorum hepimizin alması gereken bir ders var sondan başlayayım. Mesela MİT başkanı vs. Ahmet Davutoğlu Dışişleri bakanıyken şöyle bir ifade geçmişti. Hani ben onurlu dış politika derken çok utandım o konuşmada. Dört adam göndeririz iki bomba attırırız cümlesi... Millet de algı var imam hatipleri kapatacak diyor bunlar gelirse...

Gürsel Tekin: Bakın kardeşim hiç kimse bu ülkede hele Gürsel Tekin olarak ayrıca muhafazakar bir ailede büyümüş olarak CHP'nin inancını hiç kimse sorgulayamaz. Eğer sorgulanacak bir inanç varsa AKP'nin başından sonuna kadar hepsinin inancını sorgularım. Ortadoğu coğrafyasında bugün 12 milyon insan hayatını kaybettiyse kusura bakmasın AKP'nin eli var bunda. Kim direndi bu 1 Mart tezkeresinde, tek direnen CHP'dir. Bakın bugün Türkiye'deki yolsuzluklara bakın. Ben 30 yıldır siyasetteyim, 30 yıllık siyaset yaşamımda görmüş olduğum bu rezaleti hiçbir dönemde görmüş değilim. Sadece İstanbul'da Sayın Erdoğan'ın kendisine harita ile mektup ile gönderdim. Organize yolsuzluktan elde edilen rakamın 100 milyar dolar olduğunu söylüyorum. Şimdi 100 milyar dolar siz yandaşlarınıza peşkeş çekeceksiniz. Garibe, emekliye, işçiye, taşerona gelince parayı nereden bulacaksınız. Bunu sadece ben söylemedim bu bilgiler aynı zamanda bugün bakanın elinde. Yani daha önce Has partinin genel başkanı benim söylediklerimin tamamını sayın bakan söylüyordu. Benim söylediklerimin tamamı da belgeli bilgili. Sadece bir şehirden bahsediyorum. Onun için bu kadar yolsuzluğa, hukuksuzluğa bulaşmış bir yapının CHP'nin inancını sorgulamasını şiddetle reddediyorum. Bir kere CHP ile ilgili her şeyi eleştirebilirler. Çok şükür bütün genel başkanlarımıza bakıyorum, Mustafa Kemal Atatürk den bugün ki Kılıçdaroğlu'na kadar hiçbirisi.... En büyük korkuları haram ve yalan. Şimdi bize kimse din dersi falan vermesin Allah aşkına. Sarayından başlarım bilmem nesine kadar. Damatların çocukların servetlerine mal varlıklarına bakın. Buradaki yoksulun, yetim insanların mal varlıklarına nasıl el konulduğunu belgeleriyle açıklıyoruz.

Hayrettin Bulan: Yolsuzluğa bulaşmış iş adamlarının 500 milyona Ak Parti'nin şeyini yapmış insanlara bunlar gelmeyecek mi yani.

Gürsel Tekin: Bu ülkede biraz önce bakın.

Hayrettin Bulan: Kaç milyar dolar burada yetimin yoksulun malı peşkeş çekilmiştir. Bunu en başta söyleyen de daha önceki Sayın Şehircilik Bakanı Bayraktar... Ben kendimi tecavüze uğramış bir vatandaş gibi hissediyorum. Çünkü yargı, emniyet, insanlar bağımsız değil. Birileri görevden alıyor. Hakimler yargılanmadan direkt hapse atılıyor. Bakın isterlerse ağırlaştırılmış müebbet cezası ile beni yargılasınlar ben bu zihniyeti, yargıya bu kadar tecavüz eden adamları ben meşru görmüyorum gelsinler tutuklasınlar beni. Allah katında da davacıyım bugünde de davacıyım. İsterseniz %99 oy alın ama Allah adaletini tecelli ettirdiği anda bu dünyada da... Ben Sayın Cumhurbaşkanımız diyorum şu anda. Yine de onu çok seven insanlar olduğu için söylüyorum. Gel kardeşim artık tövbe et, kinini bırak, çocuklarının yediklerini herkes görüyor biliyor. Bir şeylerin ortaya çıkmasın diye mafya gibi maliyecilerinin gönderiyorsun, kaç tane seni destekleyen özgür basın mensupları, seni o kadar destekleyenin zerre eleştirisini bile tahammül edemedin. Bak seni seven birisi olarak söylüyorum. Ben seni yoldan çıkmış çok kötü biri olarak görüyorum, gel tövbe et vazgeç bu zulmünden. Ak partiyi de batırıyorsun bütün inançlı insanları da batırıyorsun. Bakın bir sonraki seçimde ne olacak biliyor musunuz tabelası bile kalmayacaklar. Bakın o tabelayı görünce bile insanlar utanacaklar AKP'liyim diye...

Utku Görkem Kırdemir: Sağlık konusuna devam edelim şimdi.

Hamdi Öz: Sağlık Bakanlığına Sayın Doktor Mehmet Müezzinoğlu geldi. Bakanlığı televizyondan öğrendim dedi. Ben biraz araştırdım onu bakanlığa Özel Hastaneler Birliği Başkanı. İyi de tanıyorum kendisini sizin anlattığınız gibi. Kendisinin özel hastanesi olduğu için bakın elimde liste var. Sağlık Bakanlığı Üst Kurulu'nca devletçe test edilen listedir, bu liste uygulanacaktır. Yüzde iki yüze çıkardı katkı payını. Şimdi emekliye zaten açlık sınırı altında maaş veriyorsunuz efendim sağlık deniliyor, alo randevu katkı payı, reçete katkı payı, eczane katkı payı. Kepazelik, emeklinin maaşını bilmiyor hesap edemiyor. Bakın 25 yıldır bu işin içindeyim. Eskiden kat sayısını vs söyleyip maaşını söylerdim. Şimdi hiçbir emekli maaşını hesap edemiyor. Çünkü maaşından kim ne çalıyor, kim ne kesiyor bilen yok. Bununla ilgili resmi müracaatlarımız var gelin dedik bankadan alınan o fişi bordro haline getirelim dedik, emekli rahatlasın dedik. Emeklinin hayır duaları var, emeklinin bedduası mutlaka ve mutlaka yerini bulur.

Utku Görkem Kırdemir: Şimdi Tuna bey size bir şey sorabilir miyim, sağlık konuşuyoruz ya. Fikri Bey isterseniz sizde cevap verebilirsiniz.

Gürsel Tekin: Yolsuzluk konuşulunca Fikri bey rahatsız oldu. Bakın sadece bugün ki iktidarın sorunu değil yolsuzluk.

Fikri Kurt: Bakın buradakiler fikrini söylüyor, saygı duyuyorum. Hürdür ama bugün bu ülkede sağlıkla ilgili yapılan olayları görmemezlikten gelmek bana akılsız ve mantıksız insanlar olarak görüyorum.

Utku Görkem Kırdemir: Ben de Tuna beye onu soracaktım.

Fikri Kurt: Bakın 10 sene Avrupa'da kaldım ben, Avrupa'dakinin daha iyisi şu anda Türkiye'de uygulanıyor.

Gürsel Tekin: Fikri bey siz Avrupa'da nerede kaldınız? Şimdi Avrupa hastanelerinde böyle bir liste var mı Allah aşkına. Beyefendi uydurmadı herhalde.

Fikri Kurt: Şu anda benzer uygulamalar var. Eczaneden para ile ilacı alma durumu var. Yani eskiden yoktu şu anda var. Oranın ekonomisi daralırken sistem nereye gidiyor.

Gürsel Tekin: Avrupa'da neresi daralmış ki gerçekten. Daralmış diyorsunuz da neresi daralmış? Şimdi Avrupa'da şu andaki mevcut ekonomi ile Türkiye'yi nasıl kıyaslayabilirsin.

Fikri Kurt: Şu anda 50 yıl önde olan bir Avrupa'dan daha iyi....

Gürsel Tekin: Siz AKP adına mı yoksa iş adamı olarak mı konuşuyorsunuz?

Fikri Kurt: İş adamı olarak konuşuyorum.

Gürsel Tekin: İş adamı sorunlarını anlatın ona cevap verelim. Sizin sağlıkla...

Fikri Kurt: İthalat ve ihracat arasında 1975 yılında Türkiye 1 milyar 700 milyon ihracat yapıyordu. Bugün ihracatımız ne durumdadır. Bunlarla ilgili fikirler geliştirmek lazım.

Utku Görkem Kırdemir: Bakın gördünüz mü Fikri bey sağlıkla ilgili siz ithalat ve ihracata geldiniz. Demek ki gelebiliyoruz. Tekrar sağlığa dönelim Hamdi bey anlatıyor. Bu hükümet sağlığa çok yatırım yaptığını söylüyor. Bunu reklam filmlerinde anlatıyor ambulanslara kadar. Burada da böyle bir mağduriyet var. İki taraftan birinde sıkıntı var. Siz nasıl bir tespit yaparsınız, sonra size de döneceğim efendim.

Tuna Öztunç: Sektörel aksaklıklar hep olmuştur. Şimdi bütüne bakıp sadece birkaç aksaklık üzerine bütünü değerlendirmek doğru değil. Şimdi burada ben milletvekili ya da bakan da değilim. Benim gördüğüm bir gazeteci olarak...

Konuşmacı: İntihar eden Japon mühendisi acaba kimlere ders verdi.

Tuna Öztunç: Kamikaze Japon kültüründe var zaten bizde onu bırak istifa bile etmiyorlar. Yani ben şunu söyleyeceğim. Biz giderdik mesela bir kere morgda rehin kalmıştım. Yakalansaydım soru işaretleri olacaktı neden morgda kaldın. Bir rezaleti çekerken. Bir rezaleti görüntülemiştim ve benim elimden makinem alınacaktı. Her gün hastanelere giderdik inanılmaz malzeme çıkardı bize. İlaç alamazdınız ama felaketti yani.

Utku Görkem Kırdemir: Şu an nasıl yani güllük gülistanlık mı?

Gürsel Tekin: Beş yıldızlı oteller gibi.

Tuna Öztunç: Bence iktidar rasyonel olarak hakikaten doğru yatırımlar yaptığını düşünüyorum sağlık sektöründe.

Gürsel Tekin: Çok kısa bir şey sorabilir miyim? 80-90'lı yıllarda rezildi, onu savunan yok. O rezaleti hiç kimse savunmaz. Ama sizden ricam Gürsel Tekin olarak ben sizi üç tane hastaneye götüreceğim. Bakın utanmazsanız var ya baktığınızda utanacaksınız buna emin olun. Bütün devlet hastaneleri, hele özellikle Anadolu'daki hastanelere gidip baktığınızda gerçekten utanırsınız.

Utku Görkem Kırdemir: Buyurun hanımefendi.

Serpil Şahin: Ben 5 milyon kişi adına buradayım. Biraz önce Tuna bey dedi ki sağlıkla ilgili bir aksilik olmuş. Ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum sağlığın kesinlikle aksiliği olmaz. Ben bir mağdurum, emeklilikte yaşa takıldım ve şu anda işsizim. İş bulamıyorum ve sağlık güvencem yok. Nedir ben, hırsızlıksa bunun adı gittim aile hekiminden hasta olmadığım halde hastayım dedim ve antibiyotik yazmasını istedim ve ben bunları evde depoladım. Neden sağlık güvencem olmadığından hastalandığımda antibiyotik alabilmek için. Neden daha öne VTR de söyledikleri gibi katkı payından bahsediyorlar, Hamdi beyin söylediği gibi bir yığın katkı payı. Ben hastaneye gidiyorum çalışıyorken gidiyordum bir ilaç için10 lira... 5 liralık bir ilaç için 10 lira katkı payı ödemişim. Hadi o zaman çalışıyordum ve şu an çalışmıyorum. Evime neden ben ilaç depolayayım? Ondan sonra deniliyor ki aksilik olmuştur. Ben kendi sağlığımla oynamak istemiyorum. Bunların düzenlenmesini istiyorum.

Tuna Öztunç: O dönemde giderdi defterini alırdı derdi ki bir Novalgin'in yanında bir aspirinde yaz. Şimdi o sistem...

Utku Görkem Kırdemir: Tuna bey lütfen yapmayın.

Tuna Öztunç: Buna bir kota getirildi.

Utku Görkem Kırdemir: Teşekkür ediyoruz şimdi Erkin beye tekrar dönelim.

Gürsel Tekin: Tuna bey helal olsun. Bir AKP'li vekili oraya oturtsak senin kadar savunabilirse bravo derdim.

Utku Görkem Kırdemir: Sizden bir toparlama rica edeceğim.

Erkin Şahingöz: Şimdi bizde şöyle kolaya kaçma kültürü var. Kıyaslarken rakamları aslında sizi de biraz eleştirmiş olacağım. Şimdi atıyorum hane halkının borcu geçen yıla göre arttı. Ama geçen yıla göre gelirimiz de arttı. Eğer gelirimiz borcumuza göre daha hızlı büyüdüyse demek ki şartlar iyileşmiş.

Gürsel Tekin: Beyefendi VTR deki borçları görmedi herhalde. Son yıllarda ne kadar borçlandığımızı görebilseydi herhalde öyle söylememiş olurdu.

Erkin Şahingöz: Kıyaslama yaparken yani hakikaten 14. yüzyılda kaldı. Rakamlar üzerinden bakmamız lazım. Oranlarla kıyasladığımız zaman da Türkiye'nin çok önemli bir sorunu var. Sağlık harcamaları v.s. onu konuşuyoruz ama Türkiye'de hane halkının eve gelen her 100 lirası, 55 lirası yükümlülüklerine gidiyor bu nedir borç. Her gelen 100 liranın 55 lirası...

Utku Görkem Kırdemir: Bunun içerisinde ne var Erkin bey?

Erkin Şahingöz: Bunun içerisinde banka borçları var, kredi kartı borçları var. Her türlü borçlar var. Devam edeyim, her 100 liranın 25 lirası da gıdaya gidiyor. Çünkü Türkiye'de...

Fikri Kurt: Sebebine gelince çalışmadan harcamadan olmayan parayı harcıyor. Bakın bu ülkede çalışan hiçbir şekilde mağduriyet yaşamaz.

Erkin Şahingöz: Şimdi onu söylüyorum ben. Haneye gelen her 100 lira 55 lirası borca, 25 lirası gıdaya gidiyor. E şimdi ne olacak? Bizim bunu düzeltmemiz lazım. Türkiye borç ile yaşayamaz. Mesela kamuda mali disiplini övüyoruz objektif olarak bakıyoruz. Hakikaten Türkiye çok güzel işler başardı. Kamu borcunu düşürdü. Avrupa'da böyle bir oran yok ama kamu borcu düşerken özel sektörün borcu patladı. Kamu borcu düşerken vatandaşın borcu patladı. Yani bizim bunları çözebilmemiz lazım. Sağlık politikası dahil olmak üzere Sayın Gürsel Tekin'e sormak istiyorum. Burada CHP ne yapacak?

Utku Görkem Kırdemir: Sağlık konusunun cevabını da alalım Sayın Tekin'den.

Gürsel Tekin: Şimdi aslında beyefendi yurtdışında da kaldığı için, anayasamızda da çok açık ve net. Üç temel kural, eğitim, sağlık ve işsizlik. Bu devletin temel görevidir. Bütün siyasi partilerin anayasanın kuralını hepimizin yerine getirmesi lazım. Geçen dönem şu oldu da bu oldu da. Geriye dönük negatif meselelere bakarak biz bu meseleleri çözmemiz mümkün değildir. Sağlık meselesini kişisel olarak söylüyorum, birçok Avrupa ülkesine gittiğinde bu son derece insani bir davranıştır. Hastanenin kapısından girdiğin zaman sadece ve sadece seni insan olarak alır. Daha sonra senin sosyal hakların var mı yok mu ona bakarlar. Hiç kimse yani Türkiye'deki gibi daha hastaneye gitmeden efendim senin sigortan var mı bilmem neyin var mı...

Utku Görkem Kırdemir: Borcun var mı o da soruluyor. Borcu varsa...

Gürsel Tekin: Beyefendinin dediği Avrupa'da bunun hiçbirisini sormazlar. Bu doğru da değil. Adam tedavisini yapar, acile gidiyorsunuz düşünebiliyor musunuz. Hastanız var babanızı ya da kardeşinizi götürüyorsunuz orada size borç soruyorlar. Bu insani bir görev değildir. Anayasasının temel kuralı olan eğitim ve sağlığı Türkiye'nin çözmesi lazım. Bu tartışma konusu bile olamaz. Şimdi 43 milyon borçlu var ve 57 milyon seçmenin 43 milyonu borçlu.

Hukukçu: Bulunduğunuz konum yönetime talip olmaktır. Yönetim ise kuralları ve uygulamaları içeren bir şeydir. Kurallarınız iyi olsa ve kimseye uygulanmasa bile önemli değil. Mesela sağlık konusunda küçücük bir örnek. Devlet sağlık konusunda hastane yapacağı zaman merdiven basamaklarını kapılar ölçer, bir hastaneye gittim ben baraka gibi. İçi Afrika hastanesi gibi. Beşiktaş da İstinye hastanesine gidin bakın. hala gazeteciyim diyorsun orayı da çek. Ama ben özel bir hastaneye özel bir yardım da yaptım. Bir santimden dolayı ruhsat alamıyoruz. Bakın CHP'de diğer partilerde. Bürokrasiyi çözmek için. Bürokrasiyi çözerseniz ne olacak biliyor musunuz? Şu an bürokrasiden korktuğu için para yatırmayan bir sürü para babası var. Yatırım yapmadığı için işsizlik oluyor ve işsizlik yüzünden bir kısmı teröre bulaşıyor. Bakın bürokrasi nelere kadir. Kağıt üzerinde dilencilik yasak Türkiye'de. Ama büromdan çıkıp lokantaya giderken iştahım kaçıyor. Onlarca dilenci, fuhuşa batmış kadınlar işte. Ama umursamıyorlar. İktidarda olmak için veya iktidara gelmek için basit siyasetleri bırakalım.Vatandaş da uyansın ve vatandaş da içi dolu şeyleri arasın. Vatandaşın genel taleplerine göre siyaset yapılıyor. Demek ki siyasetçi ile vatandaş birbirini okşuyor. Ey vatandaş sizde artık aklınızı çalıştırın ve içi dolu siyaset isteyin. Dilencisiz, fuhuşsuz, herkese eşit davranan bir hukuk devleti... Kim yaratacaksa onun peşine düşün. Ama onu yaratmıyorlarsa üretmiyorlarsa gelin yeni bir parti kuralım diyorum.

Gürsel Tekin: Çok teşekkür ediyorum, çok doğru bir soru. Bakın bir kere Türkiye şu sevdadan vazgeçmeli. İyi adam ve kötü adam. İyi adam kötü adam devri bitti. İyi sistem ve kötü sistem. Türkiye'nin tartışması gereken konu bu. Şimdi devlet olarak siz bir kural koyuyorsunuz. Bu kurala küçükten büyüğe devlet yöneticileri dahil olmak üzere herkesin uyması lazım. Biliyorsunuz boğaz yasası var. Bu yasada pencerenizi değiştirin canınızı çıkarırlar. Ama boğaz yasasını yok sayıp içişleri bakanlığı bina yapıyor. Böyle bir devlet anlayışı, böyle bir hukuk anlayışı olduğu sürece hiçbir şeye çare bulamazsınız. Temel sorun olan bu çürümüş yapılaşmayı sıfırlaması lazım. Başta hukuk sistemi, ne demek bir iktidar güvencesi olabilir mi. Allah göstermesin birisi iyi adamdır başbakan yapıyorsunuz yarın rahmetlik olabilir. O zaman..

Hukukçu: Ben siyasi partileri ziyaret ediyorum. Ar-Ge diye bir yazı var ve adam içeride boş boş oturuyor.

Gürsel Tekin: Ama hiçbir kural olmadığı zaman, siyasi partiler sonuç itibari ile bu ülkenin partileri. Devletin kurumları, kurallarının değişmesi lazım. Bizim öyle bir anayasa yapmamız lazım ki 77 milyon insanımızın güvencesi olmalı. Biraz önce Almanya'yı anlatırken Türk kökenli bir Ömer, Alman kurumu sadece Ömer'den dolayı kendi projesinden vazgeçecek. Çünkü kendi hukuk sistemlerine kendileri inanıyor. Biz maalesef yöneticiler olarak biz inanmıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı şu cümleyi kullanırsa, yasama, yürütme yargı ayak bağıdır derse. Hakim ve savcıları biz ayrıştırırsak bu sağcı bu solcu diye. Burada bir hukuk sistemi işler mi?

Utku Görkem Kırdemir: Sayın Tekin çok teşekkür ediyoruz. Sayın seyirciler inanın geride bekleyen üç-dört tane haber bandımız vardı. Bu kadarını konuşabildik, bu kadar vaktimiz vardı ve bize ayrılan sürenin de sonuna geldik. Gerek ülkemizden ve gerekse yurtdışından bizi izleyen tüm seyircilerimize selam ve sevgilerimizi sunuyorum. Gülümsemeniz eksik olmasın efendim.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 12 May 2015 23:10

Bağlantılı Konular