Gürsel Tekin Habertürk TV'de soruları yanıtladı

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, 12 Mayıs 2015 tarihinde Habertürk TV'de güncel olayları değerlendirdi ve soruları yanıtladı.

Sunucu: Mutlu günler sevgili seyirciler. Bir Türkiye'nin Seçimi 2015 programıyla daha huzurlarınızdayız. Türkiye'nin Seçimi 2015'te 7 Haziran'da seçime girecek farklı siyasi partilerden farklı siyasi profilleri ağırlayıp 7 Haziran’dan sonra nasıl bir Türkiye vaat ettiklerine, nasıl bir Türkiye öngördüklerine kendilerine soruyoruz sizlerde değerlendiriyorsunuz. Hiç şüphesiz en büyük değerlendirmeyi de 7 Haziran günü yapacaksınız. Bugünde öyle yapacağız. Cumhuriyet Halk Partisinden değerli bir ismi Genel Sekreter  ve aynı zamanda milletvekili Sayın Gürsel Tekin bugün Türkiye'nin Seçimi 2015 programında yayın konuğum hoşgeldiniz Sayın Tekin.
Gürsel Tekin: Hoşbulduk iyi yayınlar.

Sunucu: Sayın Tekin seçim bildirgenizle başlayalım…
Gürsel Tekin: Seçim bildirgesi tartışılır, konuşulur bunların hepsinin çaresi vardır buna emin olmanızı istiyorum. Emeklinin, işçinin, köylünün, yoksulluk bunların hepsi giderilebilir. Giderilmeyecek çok sıkıntı yaratabilecek temel şey hukuk sistemidir. Geçen hafta Almanya'daydım izin verirseniz çok kısa anlatmak istiyorum. Münih'te seçim çalışması yaparken bir kardeşimiz Uşaklı 35 yıldır Almanya'da oturan bir mimar kardeşimiz başkanım kahve içirmeden bırakmayacağım dedi gittim oturdum. Kahvemiz geldi ne yapıyorsunuz dedim. Ben dedi mimarım buradan devlet demir yolları buradan geçerken buranın çok kötü olduğunu gördüm ve devlet demir yollarına gittim. Devlet demir yollarına kendim mimarım şöylede bir projem var burayı cafe yapmak istiyorum diye talebim oldu ve talebime karşılık verdiler 2019 yılına kadar burayı kiraladım. Kiraladım dediği yer 8 metrekare. Yani bu stüdyonun 4/1'i. Daha sonra tabi Münih belediyesi aynı zamanda daha yeşil Münih oluşsun diye demir yollarının tamamını yeraltına indirmek istiyor. Belediye uygulama sırasına gelince Uşaklı kardeşim Ömer diyor ki pardon dur 2019 yılına kadar benim kira kontratım var ve o kardeşimiz Alman yargısına başvuruyor, saat 10'da başvurusunu yapıyor, saat 11'de sonucunu alıyor ve almış olduğu belgeyle Münih belediyesine gidiyor. Münih belediyesinin ona cevabı kusura bakmayın biz 2019'a kadar projemizi öteledik.

Şimdi Türkiye'nin bu hukuk sistemine ihtiyacı var. Efendim paraydı, puldu, şuydu, buydu buldunuz mu, bulmadınız mı? Hepsini 77 milyon yurttaşımızın sırtını dayayabileceği, güvenebileceği bir anayasasına ihtiyaç var.


Sunucu: Son 12 yıllık AKP iktidarında da hukukun siyasallaşması tartışıldı, öncesinde hatırlayalım hep tartışıldı gibi bir gelenek oldu niyeyse. Niye olmadı, niye olmuyor?
Gürsel Tekin: Olduğu zaman bütün bu rezaletler yaşanmaz ki.

Sunucu: Kim olduracak?
Gürsel Tekin: Siyaset yapacak. Siyaset kurumu bu kadar kirli olduğu bir alanda hukuk sisteminin bağımsız, özerk olmasını ister mi? Hepimiz hesap vereceğiz ondan sonra. Hesap vermemek için yapmanız gereken bir tek alan var o alanı bertaraf etmeniz, o alanı ortadan kaldırmanız gerekiyor.

İzin verirseniz oradan daldan dala atlayacağım. Şimdi mesela İstanbul’da bugün büyük olasılıkla Sayın Başbakan İstanbul’da bir mega proje dedikleri daha önceki benzer projelerin bir tanesini açıklayacak. İstanbul'u iyi kötü bilirsiniz. Şuanda İstanbul gerçekten hava koridorlarının tamamının kapandığı yeşile hasret kaldığımız bir kent ve İstanbul aynı zamanda sadece İstanbulluların değil, 81 il ve dünya coğrafyasının hayranlıkla izlediği bir ildir. İstanbul’da hiç yeşil alan kalmadı. Bereket versin burası askeri alan. Yoksa bu kadar yeşil, bu kadar ağacın kalması mümkün değil. Askeri alanı hükümet çeşitli bakanlıkların talebiyle devrini istediler. Nihayet bir tarafta büyük olasılıkla Genelkurmay'ın itirazı, bir taraftan da hükümetin ağır baskısına dayanamayarak geçen hafta bir belediyeye protokol olarak verildi. Aslında bir ülkede hukuk sisteminin işlemesi açısından bunu kime vermesi gerekiyor? İstanbul Büyükşehir Belediyesine vermesi gerekiyor. Çünkü plan yapma yetkisi sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesinde var. Daha sonrada bakanlıklarda var. İşte Çevre Şehircilik Bakanlığı, benzer bakanlıklarda var. İlçe belediyesinin plan yapma yetkisi yok. Şimdi merakla, heyecanla bekliyorum büyük olasılıkla Sayın Davutoğlu ve Sayın Cumhurbaşkanı zaman zaman İstanbul’la ilgili bu betonlaşmayla ilgili çok mustarip olduklarını ve eleştiri yaptıklarını hep beraber görüyoruz. En azından bundan sonra İstanbul’un akciğeri olan, İstanbul’un rahat nefes alabileceği alanları bizim yeşil alan olarak korumamız gerektiğine inanıyorum. Büyük olasılıkla heyecanla, merakla bekliyorum acaba yarın bu bir ranta teslim edilecek mi, bir yandaşa teslim edilecek mi? Bütün bu kaygılarımız var. Yoksa gerçekten Sayın Başbakan bizi mahcup edip yani dünyadaki parklar gibi Heide park gibi ve benzer parklar mı yapacak onu da göreceğiz.

Şimdi niye onu anlatıyorum? Bir hukuk sistemi olsa bu talanların hiçbirisi olmaz. Siyasetin bu kadar kirlenmesinin temel sebebi hukuk sisteminin olmamasından kaynaklanıyor.


Sunucu: 4 gün oldu herhalde kameraların karşısına çıktınız deyim yerindeyse Türkiye'yi çalkaladınız. 2 gün o 48 saat geçmek bilmedi. Suriye'ye giriyoruz dediniz olmadı. Yaptığınız bu açıklama özelliklede hükümet kanadından büyük tepki aldı. İşte 2 gün geçti evet ben girilecekti girdim Başbakan Sayın Davutoğlu ben işte girdim Süleyman Şah'ı ziyaret ettim.
Gürsel Tekin: Sağolsun mahcup etmemiş beni.

Sunucu: Niye böyle bir açıklama yaptınız?
Gürsel Tekin: Şimdi öncelikle izin verirseniz geriye dönmek istiyorum. 2003 yılında 1 Mart tezkeresine en şiddetli tepkiyi gösteren ve bu konuda hassasiyetini belirten tek siyasi parti Cumhuriyet Halk Partisi olmuştu. Ortadoğu coğrafyası çok sorunlu ve sıkıntılı bir coğrafya. Bin yıldır maalesef özellikle Ortadoğu coğrafyasına, İslam coğrafyasına baktığınızda ta Kerbela’dan kalma Şii ve Sünni çatışmasını maalesef bir türlü ortadan kaldırabilmiş değiliz. Böyle bir sorunlu coğrafyaya İslam coğrafyasının bir parçası olan bir ülkenin bu kirli savaşın bir parçası olması doğrusu Türkiye açısından büyük bir kayıp olacağını defalarca itiraz ettik. Yetmedi ve özellikle Suriye sorunundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi olarak Ortadoğu'daki birçok ülkeye ziyarete gittik. Irak, Mısır, benzer ülkeler. Çeşitli eleştiriler aldık. Aman Allah'ım hiç önemli değil. Biz doğru bildiğimizi ana muhalefet olarak bunun bir ihtiyaç olduğunu en azından bu sürecin bir barışa dönüşebilmesi için ana muhalefet olarak nasıl katkımız olabilir diye bu çalışmalar yapıldı ve bu çalışmaların tamamını Sayın Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu arkadaşlarımıza talimat verdi bunları rapor halinde Sayın Dışişleri Bakanına gönderdi. Yani Sayın Davutoğlu o dönem Dışişleri Bakanıydı. İnanın herhalde bunların hiçbir sayfasını açmış değiller. Açmış olsalardı bugün bu coğrafyanın en büyük ülkesinin bu maskaralıklarla karşı karşıya kalması düşünülemez. Olmadı. Vay efendim işte şöyle yapacağız, böyle yapacağız. Libya meselesini hatırlarsanız Libya konusunda da itirazımız oldu yapmayın bu kanamalı coğrafyada bu sürecin bir parçası olmayın. Küresel dünyanın, koalisyon ülkelerin taşeronu gibi davranmayın. Hayır Sayın Davutoğlu dedi ki ben 200 bin dolar çantaya koydum ve Kaddafi'nin muhaliflerine götürdüm. Şuanda paramparça olmuş bir Libya, üçe parçalanmış, özellikle bu sürecin mimarları enerji kaynaklarına konmuş, bugünde maalesef üzülerek söylüyorum havada bombayla bizim 3 tane kaptanımız şehit oldu.

Yine çeşitli süreçleri biliyorsunuz Reyhanlı'da 53 vatandaşımız hayatını kaybetti, itiraz ettik. Uçağımız düştü. Uçağımızı kim düşürebilir? Bu coğrafyada bizim uçan kuşlarımıza cesaret edip bir şey söyleyemeyecek ülkeler bizim uçağımızı düşürdü iki pilotumuz şehit oldu. Bunlar unutulacak gibi değil. Kim düşürdü, niçin bu uçak hava sahasını ihlal etti? Bütün bu soruların cevabını maalesef alabilmiş değiliz.

Ben Sayın Davutoğlu'nun açıklamalarından ancak ve ancak memnuniyet duyarım.


Sunucu: Hangisi açıklaması?
Gürsel Tekin: Yani kesinlikle böyle bir şeyin olmamasından dolayı memnuniyetimi ifade etmek isterim. Hiç kimse bizden böyle bir savaş çığırtkanlığı falan beklemesin. Biz kaygılarımızı toplumla paylaşmak gibi bir görevimizin olduğu inancındayız.

Sunucu: İşte o kaygıyı biz merak ediyoruz yani niye kaygılandınız ve niye iki gün sonra söylediniz.
Gürsel Tekin: Efendim benzer olaylar oldu. Yani Süleyman Şah türbesiyle ilgili biliyorsunuz ikazlarımız oldu, maalesef yine çok ciddiye almadılar. 53 vatandaşımızın Reyhanlı'daki vatandaşlarımızın ölümü konusunda bütün itirazlarımız bu terör örgütleriyle ilişkilerinizi gözden geçirin, bu Türkiye'ye yakışmaz tablosunu, uyarılarını yapmışız. Bütün bu uyarıların üzerine Türkiye'nin seçim sürecinde olabilir yani milyonda bir ihtimal olsa birilerinin aklından geçiyorsa bile olmaması açısından çünkü Türkiye'nin bir başka pozisyonu var. Türkiye İslam coğrafyasında, Ortadoğu coğrafyasında yapması gereken bir tek görev var barış barış.

Sunucu: Peki bu açıklamanız olmasaydı böyle bir harekat olur muydu?
Gürsel Tekin: Bilemiyorum. İnşallah olmayacaktır ve Sayın Davutoğlu da bu konuda olmayacağı konusunda da gereken olabilecek şeyleri söyledi. Burada sadece memnuniyet duyduğumuzu ve bu meseleden dolayı yanıldığımızı da doğrusu yanıldığım içinde çok mutlu oldum.

Sunucu: Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in rapor almasını bu olayla ilgili?
Gürsel Tekin: Ben bu meseleye girmek istemiyorum. Bakın şeffaf bir devlet anlayışı yaratmadığınız sürece her şey tartışılır. Bizim ivedilikle inşallah Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında şeffaf, hesap verebilir kurumların birbirini öteleyen değil, birbiriyle çatışan değil, birbiriyle uyumlu çalışan bir mekanizma oluşturmak zorundayız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak en önemli işlerimizden bir tanesi bu olacak.

Sunucu: Siz iktidar olursanız Suriyelileri evlerine mi göndereceksiniz?
Gürsel Tekin: Şimdi tabi bugünden yarına bu coğrafyada yaşanan bu sıkıntıda insanları götürüp ateş hattına…

Sunucu: İktidar sizi bundan dolayı eleştiriyor bu bağlamda soruyorum.
Gürsel Tekin: Sayın Davutoğlu ve iktidar yetkililerini bazen hayretle izliyorum. Yani iki konuda çok olağanüstü yalan söylüyorlar. Yani bunu söylemek zorundayım. Mesela imam hatipleri kapatacaklar, Suriye'deki işte bu mültecileri Esad zalimine teslim edecekler falan. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün partisiyiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün temel ilkesi yurtta barış, cihanda barış. Biz sadece kendi ülkemizde barışı sağlamayacağız aynı o paralelde Ortadoğu coğrafyasındaki bu barış sürecini Cumhuriyet Halk Partisi başlatacaktır. Biraz önce söyledim hazırlamış olduğumuz o raporların tamamına bakmış olsalardı inanın bu meselelerle karşı karşıya kalmamış olacaklardı. Oradan aldılar sadece iş politikaya malzeme olacak diye işte sürekli bilmem… Mesela şimdi her seçim döneminde kullandıkları argümanlar vardı Mısır’la ilgili. Niye kullanmıyorlar? Yazıktır yapmayın, yanlıştır. Elbette darbeci hiç itirazım yok. Ama bir ülkeyi bir başka ülkeyle düşman edebilecek pozisyona getirmek doğru olabilir mi? Şuanda Libya’da bir tek müteahhidimiz var mı? Mısır’da bir tek işadamımız var mı? Irak’ta bir tek işadamımız var mı? Böyle bir tablo olabilir mi Allah aşkına? Yani Türkiye’nin özellikle Ortadoğu coğrafyasındaki ekonomik kayıplarını hesaplamak bile istemiyorum.

Şimdi bize parayı nereden bulacaksınız diyenlere ben şimdi soruyorum size. Bizim bu ülkelerdeki makine parklarımız dahil işadamlarımızın alacakları dahil bir kuruş paralar alamadık. Bu paralar kimin paraları? Bu ülkenin milli servetleri. Ne adına yaptınız? Bakın şunu eğer gerçekten Türkiye'nin milli menfaatine, milli çıkarları için yapacaksanız Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz gövdemizi koyarız.


Sunucu: Sizce ne, niye böyle oldu?
Gürsel Tekin: Şimdi mesela ben Sayın Davutoğlu'na soruyorum, siz Kaddafi'nin başının ezilmesi için muhaliflere götürdünüz 200 bin dolar çantayla para verdiğinizi kendiniz zikrettiniz. Şimdi ben size soruyorum. Sizin taahhüdünüz neydi? Kaddafi gidecekti Libya'ya demokrasi gelecekti. Şu anda Libya'da bırakın demokrasiyi üçe parçalanmış bir Libya ve Türkiye'nin tecrit edildiği bir Libya. Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz.

Sayın Erdoğan hatırlarsanız Gaziantep'te bir miting yaptı Esad'la beraber. Şimdi Eset oldu. Gerçi Eset de diyemiyorlar son dönemlerde. Çıktılar kürsülerde gerçekten hepimizin özlem duyduğu, uzun süredir bu Ortadoğu coğrafyasındaki bu sıkıntıların özellikle yanı başımızdaki komşularla bu meselelerin çözülmesi konusunda bir adım attı. Aynen şöyle söyledi. Esad kardeşimizle bütün tel örgüleri kaldırdık işte Şam'daki kardeşimiz elini kolunu sallayarak Antep'e gelecek, Antep'teki kardeşimiz elini kolunu sallayarak Şam'a gidecek. Bunu referans kabul edip güven duyan binlerce işadamı gittiler Suriye'de yatırım yaptı. Bunların izahı yok yani.


Sunucu: İşte ben de onu size soruyorum. Sizce ne oldu da böyle oldu? Olaylardan bahsetmiyorum ilkesel olarak Türkiye'ye Suriye'ye, Libya'ya, Irak'ta bu duruma niye geldi? Türkiye duruş mu değiştirdi, eksen mi değiştirdi?
Gürsel Tekin: Kesinlikle eksen değiştirdi. Birazda benim gördüğüm kadarıyla Ortadoğu coğrafyasındaki bu süreç küresel ülkelerin projesine dahil olduğumuzdan kaynaklıdır. Öngörümüz olmadı maalesef. Öngörüsüz bir dış politika.

Sunucu: Biraz iç siyasete girelim. Hangi partiyle koalisyon yapmazsınız?
Gürsel Tekin: Bakın seçimden önce bu dünyada da çok tartışılan bir iş değildir. Yani milletin iradesine bugünden karar vermek son derece yanlıştır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz toplumun ihtiyaçları olabilecek, yani bu bildiri bir gece yarısı Cumhuriyet Halk Partisinde hazırlanmış bir bildiri değildir. Ortalama 2,5 yıldır Türkiye'nin, sadece Türkiye'deki bizim ekonomistlerimiz, sosyal bilimcilerimiz değil aynı zamanda dünyada bu uygulamaları yapmış çeşitli bilim insanlarını da katarak bunları yaptık. Şuanda toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek ne varsa Cumhuriyet Halk Partisi söylüyor. Bunun kararını kim verecek? Millet karar verecek. Biz özlemimiz diyoruz ki, tek başımıza iktidar olalım, size bu vaatler önemli değil, bu vaatler %100 yerine gelecektir. Size en büyük vaadimiz size demokrasi, size özgürlük, size hepinizin güvenebileceği bir hukuk sistemi vaat ediyoruz.

Sunucu: Hep gıyabınızda CHP'yi değerlendirirken de bunu konuştuk. Bu kez cumhuriyet değerleri çok ön planda değildi yani laiklik, cumhuriyet ama çok böyle orta ve alt gelir grubuna yönelik vaatleriniz daha çok ön plana çıktı. Ne oldu, ne değişti?
Gürsel Tekin: Efendim asla olmadı. Bizim vazgeçemeyeceğimiz temel şeyler…

Sunucu: Vazgeçtiğiniz anlamında söylemedim yani niye bunlar daha çok ön planda?
Gürsel Tekin: Şununla. Şimdi bakın, yoksulluk. Bir ülkede 17 milyon insan yoksulluktan inim inim inliyorsa sen ona Cumhuriyetin değerlerini anlatmakta zorlanabilirsin. Öncelikle onun bu değerleri anlayabilmesi için bu ekonomik sorunu, sıkıntılarını aşabilmesi gerekiyor. İşte bu. İşsiz, köylü, taşeron. Şimdi şu paralar yani şunu ben gerçekten ekonomist falan değilim ama lütfederseniz Sayın Maliye Bakanı biz hepimiz nazik insanlarız. Sayın Maliye Bakanıyla karşılıklı konuşmak istiyorum. Sadece 3 sorum olacak Maliye Bakanına. Birincisi şu olacak, milli emlak dediniz. Hani milletin malı dediğimiz yani devlete ait arsalar aynı zamanda maliye bakanlığına ait olan yerlerdir. Sayın Bakanım, siz bunları kime sattınız, kaça sattınız? Bugünkü emlak değerleriyle ya da Cumhuriyet Halk Partisi satmış olsaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti hazinesinin kasasında en az 100 milyar dolar olacaktı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim vaat ettiğimiz yurttaşlarımıza şeyimiz ne? Yılda 50 milyon dolar. Yani ortalama 4 yıllık vatandaşın milletin yani milli emlak dediğimiz milletin yerini siz birilerine peşkeş çekmişsiniz. Yazık günah değil mi? Günah değil mi? Allah için akşam yatarken böyle yatağınızda düşünmez misiniz hani siz hangi felsefede büyüdünüz? Bizim felsefemiz şu değil miydi? Komşunuz açken siz tok yatmayacaksınız.

Sunucu: Bu kaynak sorusuna geleceğim ama.
Gürsel Tekin: Elbette çok cevaplar var sadece o değil. Biraz önce göstermiş olduğum büyük olasılıkla ranta dönecektir buna da eminim. İnşallah olmaz. Sadece şunun ekonomik değeri şuanda 40 – 50 milyar dolardır. Türkiye'de para sıkıntısı yok. Türkiye'de bir irade sıkıntısı var. Türkiye'de kirlenmiş siyaseti arındırdığımızda Sayın Arınç'ın kulakları çınlasın israfı aslında yolsuzlukla mücadele etmiş olsaydık o diplomatik bir dil kullanarak israf dedi. İnanın bu paralar öyle bulunmayacak paralar değil. Bu paralar var.

Sunucu: Az önceki sorumun içinde bir soruyu daha cımbızlamak isterim. Daha çok hani bunları ön plana çıkardınız dedim ya bu konudaki hassasiyeti olan CHP'li seçmen, cumhuriyet değerleri üzerinden hassasiyeti olan bir seçmenlerinizden bir eleştiri, laiklik elden gidiyor, Türkiye dindarlaşıyor tırnak içinde kullanıyorum. Niye buna ilişkin bir çıkış yok yönünde eleştiri, bir beklenti oluştu mu?
Gürsel Tekin: Hayır beklenti yok, şundan dolayı. Bir kere adımız Cumhuriyet, Cumhuriyet Halk Partisiyiz. Cumhuriyet konusunda bizim hassasiyetimizi tartışmak mümkün değildir. Laiklik konusundaki hassasiyetimizi her alanda söylüyoruz. Özellikle eğitim sisteminin alaşağı edildiği. Bakın, son araştırmalara bakın yani AKP'ye yakın olan araştırma kuruluşlarının araştırmalarına bakın özellikle milli eğitim konusundaki başarısızlığın hangi noktaya geldiğini hepimiz görebiliriz. Yani AKP 2011 yılında %50'ye varan bir oy almıştır. %50 AKP'ye oy veren seçmen kitlesine eğitimle ilgili sorduğunuzda %28, %30'lara geliyor. Demek ki, sadece cumhuriyet değerlerine sahip çıkan insanlar değil, aynı zamanda AKP'ye oy veren seçmen kitlesi de bu eğitim sisteminin yanlış gittiği konusunda hemfikirler.

Sunucu: Böyleyse bile AKP seçmeni veya daha doğrusu AKP mitinglerinde AKP'nin ileri gelenleri, Sayın Başbakan, Sayın Genel Başkan şunu söylüyor, Cumhuriyet Halk Partisine mealen oy verdiğiniz zaman Cumhuriyet Halk Partisi geçmişi itibariyle camiyi ahır yapan, işte bugünde iktidar olursa imam hatip okullarını kapatacak olan, hadi bir adım daha ileri gideyim kuran kurslarını kapatacak olan bir partidir aman dolayısıyla bu tarafta da kendi seçmen tarafında da Türkiye dindar bir kitle çoğunluğu itibariyle. Dini hassasiyetleri üzerinden Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili böyle bir öngörüsü var iktidar partisinin. Açık açık soralım iktidar olursanız imam hatip okullarını kapatacak mısınız? En azından ortaokulları?
Gürsel Tekin: İzin verirseniz siyasette dünyanın birçok ülkelerinde siyasiler, siyasi partiler birbirlerine çok şeyler söylerler. Son derece doğaldır. Projelerini tartışırlar, onu tartışırlar, bunu tartışırlar. Ama hiçbir ülkede toplumun ortak değerleri kirli siyasetin malzemesi haline getirilemez. Şimdi ben Sayın Davutoğlu'na soruyorum Allah aşkına Başbakansınız, ayaküstü yalan söylüyorsunuz. İmam Hatipler Cumhuriyet Halk Partisi döneminde kurulmuştur. Diyanet İşleri Cumhuriyet Halk Partisi döneminde kurulmuştur. Bu dengelerin tamda sizin biraz önce söylemiş olduğunuz işte o laiklik ilkesine uygun niye bu Diyanet İşleri kurulmuş? Diyanet İşleri zaman zaman siyasetteki ya da toplumdaki erozyona müdahale etsin diye kurulmuş. Ama ne yazık üzülerek söylüyorum bu kurumlar bugün bu kirli siyasetin bir parçası haline dönüştüler.

Sunucu: Diyaneti de mi kast ediyorsunuz?
Gürsel Tekin: Elbette. Mesela 17 Aralık, 25 Aralık'taki bu zalimce soyguna Diyanet İşleri ne dedi ben merak ediyorum.

Sunucu: Geçtiğimiz günlerde yaptığımız röportajda sanırım bir hafta sonrası konuyla ilgili çok açık konuştuk Sayın Başkanla izlemişsinizdir muhtemelen. Onlar bu konuyla ilgili topluma gerekli mesajların verildiği kanaatindeler.
Gürsel Tekin: Ben o zaman şunu söylüyorum. Ben tabi Diyanet İşlerine saygısı olan bir insanım o ayrı. Ama şunu bu uygulamalara baktığımızda mesela Sayın Diyanet İşleri Başkanına ben şu sorunun halen cevabını alabilmiş değilim. 17 Aralık, 25 Aralık'tan önce biliyorsunuz özellikle İstanbul müftülüğünün camilere Cuma günü fetvada okunması için gönderilen birkaç cümle vardı özellikle yolsuzluk ve hırsızlıkla ilgili. Niye ortadan kaldırdınız onu? Şimdi yine sorarım Diyanet İşlerine neredeyse kalu beladan bin yıllık geleneğimizde olan özellikle referandum döneminde camilerin üstünde biliyorsunuz hayırlı cumalar temasını niye kaldırdınız? Bunun bir cevabı var mı? Ben bu kurumu çok fazla tartıştırmak istemiyorum. Ama şuna emin olabilirsiniz İstanbul il başkanı olduğum dönemden itibaren özellikle cami alanlarının nasıl ranta döndürüldüğünü, imarlarını nasıl değiştirip rezidans, alışveriş merkezi yapıldığının canlı tanığı benim. Diyanet işlerine defalarca bu soruları sordum. Maalesef bir önceki diyanet işleri başkanımızın bana söylediğini burada paylaşmak istemiyorum ikili konuşma olduğu için. Hiç kimse kusuruma bakmasın. Yani bu kurumlar toplumun ortak değerlerini, toplumun değerleri dejenere olunca bir ön alması gereken kurumların bu dejenerasyonun bir parçası olması doğrusu içimi acıtıyor. Ben oraya girmek istemiyorum.

Ama eski diyanet işleri başkanımız konuşursa bende söylerim.


Sunucu: Bir ipucu.
Gürsel Tekin: Öncelikle şu biliyorsunuz. Bir kısım cami alanları maalesef diyanet işleri çünkü planlama yaptığınız zaman…

Sunucu: Yapılmış camilerin etrafımı?
Gürsel Tekin: Planlı. Şimdi özelliklede bu planları yapan Sayın Erdoğan o zaman belediye başkanı olduğu dönemde. Belli bölgelerde elbette cami ihtiyaçtır. Nasıl okul ihtiyaçsa, nasıl sağlık ocağı ihtiyaçsa bütün bunlar planlama dahilinde alınır ve planlara öyle işlenir. 95 yılında bunlar planları işlenmiştir. Diyanet işleri herhalde ihtiyaç duymamış belli bir süre o zaman cami ihtiyacı olmadığı için cami yapmamıştır. Daha sonra belli bir dönemden sonra 2004 yılında bakıyorsunuz bir plan değişikliği geliyor. Bende o zaman İstanbul il başkanıyım. Şaşırdım, hatta döndüm hayırdır bu ne plan değişikliği? Bana dediler ki cami alanını işte rezidansa çevirecekler. Yapmazlar dedim bunlar o kadarda pes dedim falan. Hayır dediler. Daire başkanını çağırdım izah et dedim bana kardeşim. Kem küm ediyor etrafında dönüyor dolaşıyor. Bir baktım ki evet cami alanını maalesef bunu çevirebilmeleri için ne yapmaları gerekiyor? Diyanet işlerinden olur alması gerekiyor. Diyanet işlerinin benim burada camiye ihtiyacım yoktur yazısının olması lazım. O yazıyı görünce maalesef üzülerek söylüyorum bütün kimyam bozuldu.

Sunucu: Sahiden ihtiyaç yoksa.
Gürsel Tekin: Ben oraya da fazla girmek istemiyorum.

Sunucu: Özel bir görüşmeymiş aldığımız kadarıyla.
Gürsel Tekin: Bakın ihtiyaç duyduğunuz 1995 yılında bölgedeki nüfus 28 bin. İhtiyaç olup olmadığı açısından değerlendirmenize bırakıyorum. 2005 yılında 50 bin. Hiç cami yapılmamış. 28 bin kez sen ihtiyaç duyduğun alanı nüfus 50 bine çıkarken nasıl ihtiyaç olmaktan çıkardık diye bu yazıyı gönderiyorsun? Daha çeşitli birkaç yer var.

Sunucu: Kurum olarak sadece yani geleneksel olarak Cumhuriyet Halk Partisi hep diyanette Alevilerinde temsil edilmesi, dedelere, cemevlerine verilen pozisyon ayrıntıya girmeyeceğim. Bunu söyler ama bu seçimde de mi aynı şeyi söylüyorsunuz veya Gürsel Tekin olarak Genel Sekreter olarak diyanet işlerinin pozisyonunu düşünür müsünüz? Mesela HDP diyor ki din işleri başkanlığı olsun bütün dinlere eşit mesafede olsun. Diyanet kaldırılsın mı, kalsın mı?
Gürsel Tekin: Elbette kalsın. Ama şunu da yapmamız lazım. Yani 77 milyon yurttaşımızın vergisini alıp bizim dinende kabul edemeyeceğimiz bir anlayış var. 77 milyon yurttaşımız vergi ödüyor. Alevi yurttaşımız kendi inançlarıyla kendi ibadetini yapmak istiyor. Ne hakkınız var. Vatandaşın ödediği parayla o da kendi geleneklerini, kendi inancını hayata geçirebilecek mekanizmayı devletin mutlak ve mutlak yaratması lazım.

Sunucu: Türkiye Seçim 2015 programında bu programda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri ve aynı zamanda İstanbul milletvekili adayı Sayın Gürsel Tekin'i ağırladık. Ben sordum kendisi cevapladı. Değerlendirme, kanaat hiç şüphesiz sizlerin. Bu değerlendirme kanaatin somut sonucu da hiç şüphesiz 7 Haziran'da yine sizlerin.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 12 May 2015 16:09

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica