Gürsel Tekin NTV'ye konuk oldu

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, 4 Mayıs 2015 tarihinde NTV'nin yayın konuğu oldu ve güncel konulara ilişkin soruları yanıtladı.

Sunucu: Sandığa doğru giderken NTV siyaseti, siyasetçileri ekrana taşımaya devam ediyor. Yayına hoşgeldiniz. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Gürsel Tekin'le birlikteyiz. Hoşgeldiniz, teşekkür ederiz şimdiden yayına katkı için.
Gürsel Tekin: Hoşbulduk, iyi yayınlar diliyorum.

Sunucu: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Ardahan'daydı orada konuştu. Sizin seçim çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Gürsel Tekin: Çok iyi gidiyor. Hemen hemen bütün arkadaşlarımız, ben birinci bölge milletvekiliyim sahada çalışma yapıyorlar. Yarın büyük olasılıkla ben birkaç arkadaşımla Salı pazarına gideceğiz. Çarşamba günü biliyorsunuz malum Türkiye'de yaşanan özellikle kamyoncularla ilgili, nakliyecilerle ilgili çok ciddi sıkıntı var. Onları ziyaret edeceğiz. Yani daha çok böyle sorunların kentsel dönüşüm ya da mülkiyet sorunu olan yurttaşlarımızın İstanbul'da çok sayıda biliyorsunuz ciddi sıkıntılar var. Buraları dolaşıyoruz, projelerimizi anlatıyoruz, vaatlerimizi anlatıyoruz.

Sunucu: Vaatlerinizin toplandığı, bir araya geldiği seçim bildirgeniz.
Gürsel Tekin: 2015 seçim bildirgemizi Sayın Davutoğlu'na gönderdim. Biliyorsunuz odalar birliğinde bir polemik tartışması olmuştu. Ben Sayın Genel Başkanımı arayarak Sayın Başbakana 3 tane bildirge göndermek istiyorum. Büyük olasılıkla Sayın Başbakanın zamanı olmazsa da herhalde ekonomiden sorumlu bakanları bunları okumuş olur diye gönderdim bugün. Büyük olasılıkla yarın Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e bir mektup göndereceğim. Mektubun içeriğinde haklı olarak merak edeceksiniz çünkü kendisi özellikle son dönemlerde parayı nereden bulacaksınız tartışması var. Aslında kamuoyunun bilmesi gereken para var. Yani bu parayı öyle bir yerden bulmamıza gerek yok. 77 milyon yurttaşımızın ödediği vergiler, yani milli gelir dediğimiz bu paylarda sadece 30 milyon yurttaşımızın faydalanacağı %3'ünü kullanacağız. Yani toplanan 100 liradan 3 lirasını 30 milyon yurttaşımıza vereceğiz. Doğrusu bunu nereden bulacaksınız cümlesi bile 30 milyona hakaret olarak kabul ediyoruz.

Bildirgemize baktığınızda bu bildirgemiz aslında dünyanın 50 yıldır uyguladığı bir ekonomik model. Yani biz yeni keşfetmiş falan değiliz. Ama ne yazık ki tabi uzun süredir özellikle sosyal politikalarda sadece AKP zihniyetiyle yani 98 yılında aslında bu sosyal alanlara da dediğimiz bu projeler DSP döneminde Sayın Hasan Gemici'nin hazırlamış olduğu bir paketti.


Sunucu: Yani para var ama doğru dağılmıyor mu diyorsunuz?
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Şöyle düşünün, şuanda bizi izleyen vatandaşların daha net anlayabilmesi için. Yani NTV'nin 100 lira geliri var. 100 lira gelirinizden 3 lirasını kullanacaksınız. Şimdi bu 100 lira gelirinizi 1 milyon liralık araba alırsınız bütçenizi sarsar, işte İtalyan mobilya alırsınız, şatafatlı harcamalar yaparsanız çalışanlarınıza elbette para bulamazsınız. Ama birinci önceliğiniz yurttaş, birinci önceliğiniz millet, birinci önceliğiniz bu ülkenin emeklisi, işçisi, köylüsü olursa bu paraları rahatlıkla kullanabilirsiniz. Parayı nasıl harcayacağınıza bağlı. Parayı nereden bulacaksınız sorusunu değil de, parayı nasıl harcayacaksınız, nasıl bölüşeceksiniz sorusu olsaydı daha net cevap alabilirdi maliye bakanı.  

Sunucu: Aslında birçok yorumcuya göre sert polemiklerle değil de, yapılacak işlerle, vaatlerle seçime, sandığa doğru gidilmesi daha sağlıklı.
Gürsel Tekin: Mümkün olabilseydi aslında biz baştan itibaren başka Sayın Genel Başkanımız olmak üzere bütün medeni dünyada Türkiye'de de geçmiş yıllarda baktığımızda 2002 yılına kadar siyasi partiler müzakere ederlerdi. Yani televizyona çıkarlardı televizyonda karşılıklı olarak herkes projelerini anlatırdı ve karşılıklı olarak gazeteciler soru sorulurdu. Vatandaş izlerken de…

Sunucu: Tek kanal döneminde de böyleydi.
Gürsel Tekin: Elbette. Ben çocukluk yıllarımdan hatırlarım rahmetlik Erbakan, Sayın Özal, Demirel, bütün siyasiler bir masa etrafında buluşurlardı ve son derece mizahta çıkardı. Yani böyle bir sert, polemikli, hakaretli bir siyasal süreç değil daha nazik, daha böyle ertesi gün gazetelere mizah olabilecek çok ciddi şeyler çıkardı. Şimdi maalesef çok keskin hatlarla siyaset çok kötü bir noktaya geldi.

Sunucu: Son buluşma 2002'ydi yanılmıyorsam Sayın Baykal'la.
Gürsel Tekin: En son Sayın Baykal'la Sayın Erdoğan bir tartışma yapmışlardı Star TV'de. Ondan sonra bir türlü bu imkanlar sağlanamadı. Aslında hepimiz çok medeni insanlarız. Yani parlamentoda AKP'li, MHP'li, BDP'li birbirimizi gördüğümüzde aynı masada yemek yeriz, birbirimizle selamlaşırız, merhabalaşırız. Ama ne garip bir şeyse bu televizyonlara gelince böyle bir keskin hatlarla birbirimizi tanımayız durumuna geldi. Türk siyasetinin mutlaka bu anlayıştan  vazgeçmesi lazım.

Müsaade ederseniz, bunlar uygulanamayacak projeler değil. Türkiye'nin temel sorunu ekonomi değildir. Türkiye'nin temel sorunu siyaset. Siyaset çok kirlendi.


Sunucu: Birbirine bağlı değil mi peki bu iki konu?
Gürsel Tekin: Siyasetin bu kadar kirlendiği, bu kadar cüruf halde olduğu bir ortamda Türkiye'nin nefes alması çok zorlaşır. Maalesef bende TBMM'de bir parlamenter olarak söylüyorum. Bu kadar yolsuzluğa bulaşmış, bu kadar yalanın, dolanın olduğu bir parlamentonun daha fazla sürdürülebilir imkanı yoktur. Biz hepimiz başta bizim içinde geçerli. Yani bunu sadece AKP için kullanmıyorum. Bütün siyasi partiler kendisini yeniden gözden geçirmesi lazım. Ne kadar yalan varsa, yani dinende, vicdanen de kabul edilmemesi gereken her türlü argümanları siyasette kullanıyoruz. Bizim bunların hepsini muaf tutmamız lazım. Siyaseti yalandan ve talandan arındırmamız lazım. O zaman göreceksiniz Türkiye'de Türk halkının beklentilerine cevap verebilecek bütün projeler uygulanabilir.

Sunucu: Peki o beklentiler içinde, halkın beklentileri içinde elbette ekonomi önde duran konu gibi duruyor. Az önce sizde değindiniz vaatleriniz, yapılacak işleriniz çok konuşuldu, çok konuşuluyor hala devam ediyor. Emekli maaşı vardı, asgari ücret vardı ama belki en dikkat çekici olanı yoksulluğu bitireceğiz ifadesiydi. Nasıl olacak bu iş?
Gürsel Tekin: Çok kolay. Şimdi ortalama şuanda sosyal devlet yani bizim anayasamızda temel kural olarak anayasada sosyal devletin 3 temel görevi var. Bir; sağlık. İki; eğitim. Üç; yoksulluk. Bu senin anayasal görevindir. Yani biz öyle bir şeyi falan keşfetmiş değiliz. Bugün bütün dünyada özellikle gelişmiş ülkelere baktığınızda bu 3 temel şey devletin vazgeçilmez temel görevidir. Yani devlet baba dediğimiz budur. Devlet baba çocuğu askere gitmeyince askere götürüyor. Dayak atıyor. Devletin görevi dayak atmak değildir. Devletin bu 3 temel görevi çözmektir. Aslında baktığımızda şuanda sosyal yardım olarak dağıtılan, yani bir rivayete göre belediyeler dahil olmak üzere, çünkü sadece bakanlık değil aynı zamanda birçok kurum işte kaymakamlık bütçesi var, valilik bütçesi var. Çeşitli kurumlar sosyal yardımları dağıtıyor. Dağılan bu sosyal yardımlara baktığımızda rakamın ne kadar yüksek olduğunu göreceksiniz. Bizde diyoruz ki, Cumhuriyet Halk Partisi olarak elbette bu temel ihtiyaçlar sağlanacak. Ama bunun dışında bir yurttaşın rahatlıkla bu ülkenin onurlu vatandaşı yoksulluğu varsa bu devletin temel görevi. İşsizliğini, yoksulluğunu çözmek zorunda. Bunun için yapılması gereken en az her aileye girmesi gereken para 720 liradır. Tabi nüfus oranına göre bu artacaktır. Belki 1200, 1300, 1500 lirayı da bulacaktır. Bu 700 lirayı alacaktır 700 lirayla hangi ihtiyacı duyuyorsa benim ablam gibi, işte AKP'deki bakanın eşi gibi ya da kardeşi gibi normal markete gidecek, pazara gidecek alışverişini yapacak. Hayır siz ne yapıyorsunuz? Senin ihtiyacını ben sağlayacağım. Onlar sağladığı zaman ne yapıyorlar? Bir kere kömür dağıtılıyor. Bu kömürü bir müteahhit ithal ediyor geliyor. İkincisine teslim ediyor. Birincisi burada %20'sini çalıyor. İkincisi %20'sini çalıyor. Üçüncüsünü ilçe başkanlarına ya da kaymakamlara teslim ediyor onlar dağıtıyor. %30'u da oraya gidiyor. Vatandaşa sosyal yardım olarak giden rakam %50. %50'si ne oluyor? Yandaşlara. Bütün bu yandaşları, bütün bu müteahhitleri, bütün bu işgüzarlıkları ortadan kaldıracağız. Ne demek kaymakamın kapısına gidecek ben yardım edeceğim. Böyle bir şey olabilir mi? Bu mekanizmaların hiçbirisi işlemeyecek. Bir anayasal hak gibi, bir devlet memuru gibi, bir işçi gibi gidecek bankadan maaşını alacak o maaşıyla kendi harcamalarını, kendi ihtiyacını sağlayacak. Bu paraların tamamı harcanıyor. Bizim yeni para bulmamıza gerek yok. Fazlasıyla harcanıyor. Bu israfların tamamını kaldırmak istiyoruz.

Taşeronlaşmaya gelince, şimdi bir bakan çıktı son derece hayretle izledim. Dedi ki bu paraları nereden bulacaklar. Kamuda taşeron olarak çalışan insanlara baktığınızda devletten bu paraların tamamı çıkıyor. Yani bir taşeron işçinin devlete maliyeti 2200 liradır. Taşeron işçinin cebine giren kaç paradır? 800 lira. 1400 lira gidiyor? İşgüzar işadamlarına. Biz diyoruz ki, hani bir deyim var ya Allah'la kul arasına kimse girmeyecek. Devletle çalışanın arasına kimse girmeyecek. Devletle çalışan arasındaki bu mekanizmayı kaldırdığınızda göreceksiniz devlete hiçbir maliyeti yok.

İki; çalışan insanların bir sosyal güvencesi olacak. Yani ertesi gün şu korku yaşanmayacak. Kendimi kapı dışarı edilmiş bulurum ya da kaç saat çalıştığı belli olmayan. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kölelik düzeni. Taşeronlaşma bir kölelik düzenidir. Türkiye'yi bu kölelik düzeninden kurtarmak istiyoruz.

Emekliye gelince, şimdi bizim emeklilerimiz bu yılda 2 ikramiye, yani her 2 bayramda almış olduğu paralarla Paris'e ya da Fransa'ya tatile gitmeyecek. Bu almış olduğu paralarla işte bakkala gidecek, manava gidecek…


Sunucu: Tekrar ekonomiye döneceğini söylüyorsunuz yani.
Gürsel Tekin: Tabi ki dönecek. 77 milyon yurttaşımız vergi mükellefi. Şuanda doğan çocuğumuz vergi mükellefi olarak doğdu. Çünkü babası ona üst alacak, baş alacak, mama alacak, süt alacak. 77 milyon vergisini ödüyor, 77 milyon yıl boyu devlete çalışıyor, esnafın mesela şuanda bir bağkurlu esnafın 30 yılda devlete ödemiş olduğu paranın rakamını biliyor musunuz kaç paradır? 160 bin lira devlete ödüyor. Sana 160 bin lira ödeyen bir ufak esnafa sen ona vereceğin 3 bin lirayı ya da 2 bin lirayı çok göreceksin. Bu insafsızca bir durumdur. Yani gerçekten bu tartışmaların yapılması bile insanlarımızı özellikle ihtiyacı olan, yoksul olan, emekliyi çok inciten olaylardır. Bu paraların tamamı var. Sadece bakın 2011 yılında daha bu 17 Aralık - 25 Aralık olmadan sadece İstanbul'a özgü, İstanbul'daki yolsuzluk haritasını çıkardım Sayın Başbakana Sayın Erdoğan'a gönderdim. İstanbul’daki yolsuzluk rakamı 100 milyar dolar. Eğer bu ülkede yılda ortalama 30 milyar dolar. Yani bütün bunlara şeye baktığınızda buna belediye, kaymakamlık, valilik, bütün devletin kurumları ve bakanlık dahil olmak üzere yılda 30 milyar dolar yolsuzluk bütçesinin olduğu yerde emekliye 25 milyar nereden bulacağız demek gerçekten kabul edilecek bir anlayış değildir.

Sunucu: Bağlantılı konu işsizlik. İşsizliğin çözümü için somutlaşmış, netleşmiş projeniz var mı?
Gürsel Tekin: Elbette çok çeşitli projeler var. Bir kere üreten Türkiye yapmak istiyoruz tüketen bir Türkiye değil.

Sunucu: Sanayiyi mi, tarımı mı kast ediyoruz?
Gürsel Tekin: Sanayi tabi ki. Sanayi, tarım. Ben köylü çocuğuyum. Benim köyümde 35 yıl önce, 30 yıl önce 5 bin küçükbaş hayvan, 2 bin, 2500 büyükbaş hayvan vardı. Şimdi benim köyümde parmak sayısı kadar küçükbaş hayvan ve büyükbaş hayvan kaldı. Bizim coğrafyamıza baktığımızda iklimimiz tarıma ve hayvancılığa son derece elverişli. 25 milyar dolar yılda yabancılara para veriyoruz. Ne alıyoruz? Sebze alıyoruz. Allah aşkına böylesi bir coğrafyada düşünebiliyor musunuz Hollanda, Hollanda dediğiniz Konya kadardır. Hollanda'da 85 milyar dolar tarım girdisi var.

Sunucu: Büyük bölümü çiçekçiliğe dayalı.
Gürsel Tekin: Elbette. Halen biz çiçeği bilmem nereden alıyoruz. Bu ayıptan Türkiye'yi kurtarmak istiyoruz. İki; asıl dış politika tabi bütün olup bitenlerin yanında Ortadoğu coğrafyasında Türkiye ekonomisi için bulunmaz bir yer. Bakın Ortadoğu coğrafyasında Irak, Libya, Suriye çeşitli ülkelerde Türkiye’nin ihracat konusunda çok ciddi girdisi vardı. Şimdi bütün bunlar kesildi. Mısır dahil olmak üzere. Ne üzerine kesildi Allah aşkına. Yani yarın Irak'ta bir barış, Suriye'de bir barış inşa edildiği zaman tabi ki bu Türkiye eliyle olması gerekir. Bu bölgede bizim ortalama ihracatımız dahil olmak üzere, insan işgücü olmak üzere çok sayıda insanlarımızın iş olanakları, iş imkanlarının çok hazır olduğunu görüyoruz. Ama ne yazık ki, maalesef öyle bir duruma geldik ki bana bir Irak yetkilisi özellikle Sayın Genel Başkanımızı da biz ziyaretine gittiğimizde bu Ortadoğu coğrafyasındaki kanamalı coğrafyaya ana muhalefet olarak bizimde bir katkımız olabilir mi çabası içinde olduk. Birçok eleştirilere rağmen biz gittik orada çok sağlıklı raporlar yazıldı. O raporların tamamını Sayın Genel Başkanımız bir devlet terbiyesi almış Sayın Kılıçdaroğlu bütün bu raporları mutlaka eski Dışişleri Bakanı şuandaki Başbakan Sayın Davutoğlu'na gönderdi. Keşke Sayın Davutoğlu Cumhuriyet Halk Partisinin özellikle Ortadoğu coğrafyasında hazırlamış olduğu raporlara bakabilseydi bugün Ortadoğu coğrafyasındaki bu sorunla karşı karşıya kalmamış olurduk.

Dip not olarak bir şey daha söylemek istiyorum. Özellikle son dönemlerde yabancı basın mensuplarının yazmış olduğu haberler gerçekten çok tehlikeli. Umut ederim ki, bunların hiçbirisi doğru değildir. Türkiye'nin önümüzdeki süreçte seçim öncesi böylesi bir Ortadoğu coğrafyasındaki sorunlu bir sürecin parçası olması Türkiye açısından telafi edilmeyecek bir durum olur. Sayın Davutoğlu herhalde bu Dışişleri Bakanı dahil olmak üzere Ortadoğu coğrafyasındaki sorunlarla ilgili yabancı gazetelerin yazdıkları yazıları okuyordur diye düşünüyorum.


Sunucu: Ortadoğu önemli oradan devam edelim. Ortadoğu’ya barışı getireceğiz diyorsunuz. Bu nasıl olacak? İşin ticaret kısmı tamam.
Gürsel Tekin: Barışı getirirseniz ticari kısmını da sağlayabilirsiniz. Sadece Irak'ta yılda 500 milyar dolar yatırım olacak. Bu yatırımı kimden alabilirsiniz? En kolay alabileceğiniz yer Türkiye'dir. Yani barışla beraber ekonomik bir gelişmede sağlanacak. Bizim Ortadoğu coğrafyasındaki bu sürecin parçası olmamızda hangi gerekçelerle biz bu sürecin parçasıyız. Mesela kamuoyunu tatmin edebilecek bizim bir; Irak’la niye düşmanlığımız var? Mısır'la tarih boyu bir kardeşliğimiz var ülkeler arasında. Siyasette zaman zaman kırgınlıklar, dargınlıklar, değişimler olabilir. Ama toplumsal yarayı açtığınız zaman bu yarayı kapatmanız mümkün olmayabilir.

Libya, size ben şimdi sorarım yani AKP'ye oy veren, kendisini daha çok böyle Sayın Başbakanın bugün, Sayın Cumhurbaşkanının deyimiyle biz kuranla büyüdük diyen Sayın Cumhurbaşkanına ben seslenmek istiyorum. Siz hangi gerekçeyle mesela Kaddafi'nin kafasını ezdiniz? Neydi, ne çıkarınız vardı? Birisi bize izah etmesi lazım. Sayın Davutoğlu 200 milyon dolar çantaya para koydum Kaddafi'nin muhaliflerine götürdüm demedi mi? Şimdi ben Sayın Davutoğlu'na çağrıda bulunmak istiyorum siz 200 milyon dolar bu muhaliflere verirken hangi beklenti içinde verdiniz ve bu dönüşümde Türkiye'nin ne menfaati oldu, ne çıkarları oldu onu da kamuoyuyla paylaşsınlar. Şuanda Libya'da bir tek işadamı kalmadı. Libya'da binlerce işadamının alacakları vardı hiçbirisini alamadı. Ne yaptı Türkiye burada? Maalesef üzülerek söylüyorum taşeronluk görevi yaptı ve bu taşeronluk görevinde paramparça edilmiş, üçe bölünmüş bir Libya. Libya'ya gittiğinizde egemen güçler özellikle bugün koalisyon güçleri dediğimiz herkes bir enerji kaynağının üstüne kondu Türkiye buradan çırak çıktı ve sıfıra çıktı.


Sunucu: Çözüm süreci önemli ve belki Ortadoğu'yla da bağlanabilecek bir konu olduğu için oraya geçelim.
Gürsel Tekin: Çözüm süreci Ortadoğu'daki sorunlardan bağımsız bir sorun değil bunu bilmemiz lazım.

Sunucu: İktidara gelirseniz çözüm sürecinde ne yapacaksınız? Kimi muhatap alacaksınız? Devam mı edeceksiniz, yoksa masayı devirecek misiniz tırnak içinde?
Gürsel Tekin: Tabi hemen söyleyeyim. 4+4+4 tartışmasının olduğu dönem Sayın Genel Başkanımız Sayın Erdoğan'a çağrıda bulundu. Dedi ki görüşelim. Sayın Erdoğan benim için zaman kaybıdır dedi. Bu kadar incitici cümleye rağmen Sayın Genel Başkanımız bu Kürt meselesi, çözüm meselesini kendine dert edindi ve Sayın Erdoğan'a 3 tane arkadaşımızla beraber gittiler. Çözüm sürecinin ne olması gerektiğini Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'de ilk kez, bakın çözümün tarafları olan HDP dahil olmak üzere, AKP dahil olmak üzere kamuoyuyla paylaşmış olduğu bir tane yazılı bir kağıt parçası yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz nasıl çözülebilir, eksik bulabilirsiniz, tartışabilirsiniz. Ama ilk kez bir siyasi parti nasıl çözülebileceği konusunda çok net şekilde bir proje sundu ve bu projeyi sadece sunmakla kalmadı aynı zamanda kanun teklifi olarak verdi. Bunu da reddettiler. Hayır dediler bu sizin işiniz değil biz çözeceğiz falan filan. Sizin kerametinize ihtiyacımız yok dediler. Sayın Genel Başkanımız bütün buna rağmen sizi uyarıyorum 4 madde konusunda. Elbette tabi ki barış. Yani barışı kim istemez. Bizim çocuklarımızın, Cumhuriyet Halk Partisi ailelerinin çocuklarına bakın çoğunun ismi Barış’tır, kardeşliktir. Yani bunu CHP'ye sormak bile ayıp bir şeydir.

İki; topluma izah edemeyeceğiniz hiçbir angajmanlara girmeyin dedik. Maalesef siz anlamazsınız, etmezsiniz falan. Sonuç itibariyle çok kısa süre olduğu için bir daha birçok şeyler söylemek istiyorum. Her iki tarafta maalesef süreci reye tahvil etmek üzere götürüyor. Bu çok tehlikelidir. AKP içinde söylüyorum, HDP içinde söylüyorum. Eğer bu önemli bir sorunu reye tahvil etmeye kalkışırsanız Türkiye çok ağır bedel öder. Sizde ödersiniz.

Dolmabahçe'de bir toplantı oldu. Ne konuştunuz? Şimdi size soruyorum her iki tarafa. Oradaki mutabakat neydi, o mutabakata kim sadık kalmadı bunu kamuoyuna açıklayın.


Sunucu: Bilmek güç. Çünkü iktidar başka bir şey söylüyor, HDP başka bir şey söylüyor.
Gürsel Tekin: Bilinmemesi mümkün değildir. Hiçbir şeyi gizli tutamazsınız. Önümüzdeki günlerde kimlerin bozduğu, mutabakatta nelerin olup olmadığını kamuoyu da öğrenecektir.

Sunucu: İktidar olursanız Ermeni meselesine, soykırım iddiasına nasıl yaklaşacaksınız?
Gürsel Tekin: Bakın bu coğrafyada çok acılar yaşanmıştır. Halen yakın tarihimizde acılar yaşanmıştır. Yani sadece bir Ermeni meselesi değil, karşılıklı sorunlar olmuştur. Bunu bir soykırım olarak toptancı bir anlayışla reddederek bunu götürmek mümkün değildir. Bu süreci çözmek mümkün değildir. Bunun çok net bir şekilde Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisi dahil olmak üzere biz diyoruz ki, gelin siyasetçilerin konuştuğu yerde tarihçiler konuşsun. Sadece bizim tarihçilerimiz değil, Ermenistan'daki tarihçiler, dünyadaki tarihçilerin tamamı bütün bu arşivleri açalım. Ne olmuş, ne yaşanmış. Hayır kardeşim ısrarla baştan itibaren bunu bir soykırım olarak değerlendirip bu meseleyi çözmek mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisi biz dün olduğumuz gibi bugünde aynı noktadayız.

Sunucu: Yani ortak komisyon önerisini destekliyorsunuz?
Gürsel Tekin: Elbette tabi ki. Yurtta barış, cihanda barış bizim temel ilkemizdir. Onun için Sayın Genel Başkanımız diyor ki, Ortadoğu'daki barışı biz sağlayacağız. Ortadoğu'daki barışı niye sağlayacağız onu da izin verirseniz çok kısa anlatmak istiyorum. Bütün saldırılara rağmen Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz ana muhalefet olarak kendimize görev edindik İslam coğrafyasındaki bütün siyasi liderleri İstanbul’da topladık. 3 gün sempozyum yaptık. Yetmedi Mısır'a ilk kez heyeti biz gönderdik, Irak'a biz gittik, Suriye'ye biz gittik, Yemen'e biz gittik. Bütün Ortadoğu coğrafyasını dolaşıp raporlaştıran ve barışın nasıl olabileceğini sadece dünyaya değil, dünyaya anlattık da iktidara anlatamadık. İnşallah iktidara da anlatacağız.

Sunucu: Sayın Tekin tekrar teşekkür ederiz yanına katkı için.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum. Yalansız, talansız bir Türkiye vaat ediyoruz.

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 04 May 2015 14:12

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica