Gürsel Tekin'den Maliye Bakanı'na yanıt

 

CHP Genel Sekreteri Gürsle Tekin 21 Nisan 2015 tarihinde Halk TV'nin yayın konuğu oldu ve CHP'nin ekonomik vaatlerini gerçekleştirmek için nereden kaynak sağlayacağına ilişkin sorulara yanıt verdi.

Lale Özan Arslan:
Anahaber bültenimiz devam ediyor sevgili seyirciler, 7 Haziran genel seçimine sayılı günler kala partilerde seçim bildirgelerini yayınlıyor. Bugün HDP seçim bildirgesini yayınladı. Geçtiğimiz pazar günü CHP seçim bildirgesini yayınlamıştı ve çok büyük yankı uyandırdı hem medyada hem basında ve vatandaşlar arasında. Özellikle ekonomik ağırlıklı olan , ekonomik vaadlerin yer aldığı CHP'nin seçim bildirgesinde hemen özellikle AKP'den ardı ardına sorular geldi. Başbakan'dan tutun Maliye Bakanı'na kadar kaynak nerede diye sordular. Bu akşam bunu konuşağız, stüdyomuzda da CHP Genel Sekreteri Sayın Gürsel Tekin var. Sayın Tekin hoş geldiniz.
Gürsel Tekin: Hoşbulduk iyi yayınlar.

Lale Özan Arslan: Evet CHP'nin seçim bildirgesini ekonomik vaadler ağırlıklı olarak bölümünü konuşacağız daha çok. Sayın Tekin şimdi CHP'nin seçim bildirgesi çok yankı uyandırdı dedik. Hemen ekonomik vaadlerle iligli bölümü çok dikkat çekti, hükümetten AKP'den kaynak soruları ard arda gelmeye başladı işte maliye bakanından tutun da cumhurbaşkanına kadar hem kendi dönemlerine ilişkin itiraflarda bulundular hem CHP'ye kaynak soruyorlar ama görüyorsunuz sokaktaki vatandaş bile bu kaynağın yanıtını çok net veriyor. İşte aksaray mı diyelim, özel makam otoları mı diyelim, özel uçaklar mı diyelim ki AKP Genel Başkan Yardımcısı Erdem'in son değerlendirmesi her bakanın bir özel uçağı olması yönünde. Aslında kaynağın nereden bulunacağına ilişkin soruların yanıtları bu konularda var, siz ne söyleyeceksiniz?
Gürsel Tekin: Evet, Maliye Bakanı'na bir gazeteci soruyor. Kanal İstanbul ile ilgili ihtiyaç duyulan para 51 milyar dolar. Parayı nereden bulacaksınız diye. O da cevap vermiş, Kanal İstanbul projesi için kaynak olup olmadığı sorusuna kaynak Türkiye, kaynak bizim insanlarımız, kaynak biziz. Şimdi siz kaynak oluyorsunuz da siz kimsiniz? 90 yıllık CHP, bu ülkeyi kuran, bu ülkeyi çeşitli dönemlerde kamuda en önemli yerlerde görev yapan ve CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bir kere hesap uzmanıdır, para uzmanıdır. Paranın nasıl toplanacağını, nasıl pay edileceğini en iyi bilen devlet adamlarından bir tanesidir. Biz aslında dünyayı yeniden keşfediyor değiliz. 77 milyon vatandaşımız şu anda vergi mükellefi. Hiç kimse zannetmesin şu anda simit satan, yolda işsiz dolaşan ya da şu anda doğan çocuğunuz vergi mükellefi olarak doğdu. Hava hariç, büyükşehirlerde önümüzdeki günlerde hava parasıda ödeyebiliriz onuda söyleyeyim. Hava hariç her şeye vergi ödüyoruz. Dolmuşa biniyoruz, ekmek alıyoruz, sokağa çıkıyoruz hepsi vergi. Biz diyoruz ki 77 milyon yurttaşımızın ödediği vergiyi adil olarak paylaşatıralım. Hani bunların adil düzeni vardı ya. Şimdi bunun üzerine çıktılar nereden bulacaksınız parayı diyorlar. Şuna emin olun sadece bizim projelerimiz ilk üç dört yıl uygulanacak projeler. İnşallah önümüzdeki seçimden sonra bunun daha fazlasını vereceğiz. Bu rakam nedir, bu rakam bizim arkadaşlarımızın çıkardığı hesap, 50 milyardan bahsediyoruz. Biraz sonra dün eski başbakan İstanbul'da kullanmış olduğu bir cümle var rant ile ilgili. İzin verirseniz oraya geleceğiz. Orada sadece 100 milyar doların bizim çalışmalarımız olarak hesaplarımızda bir şehirden bahsediyoruz İstanbul'dan. İstanbul'da kamu olanaklarından elde edilen yandaşlara elde edilen rakam 100 milyar Dolar ne oluyor TL olarak hesapladığınızda, 270 milyar ediyor. Siz yandaşa bunu dağıtacaksınız, emekliye, taşeron işçiye, köylüye gelince parayı nereden bulacaksınız. Hiç merak etmesinler, çok merak ediyorlarsa gelsinler hodri meydan konuşalım. Bugün maliye bakanı bir haksızlık etmiş, Sayın Genel Başkanımıza gel tartışalım demiş. Okadar kolaysa Sayın Davutoğlu'na da ben hodri meydan diyorum. Gelsin bu 100 milyar doların hesabını versin.  Çok sayıda ekonomi bilen arkadaşlarımız var, hiçbir şey yoksa ben varım. Ben niye özellikle Maliye Bakanıyla konuşmak tartışmak istiyorum; maliyeye ait, milli emlaka ait binlerce arsanın yandaşlara nasıl peşkeş çekildiğini... O arsalar normal değerlerde satılmış olsa milli gelirlerimize ne kadar katkısı olacağını ben size biraz sonra tek tek anlatacağım.

Lale Özan Arslan: Şimdi davet çok ilginç, siz 12 yıllık AKP iktidarı boyunca CHP hangi kanal olursa olsun istediğiniz platformda tartışalım diye AKP'ye sürekli teklifte bulundunuz ama şimdi bu teklif nereden çıktı çok enteresan. Şimdi itiraflar dedik biliyorsunuz, ilk Bülent Arınç'ın açıklamaları vardı başarısız bir karnesi olduğuna ilişkin. İşte Maliye Bakanı Şimşek yine CHP'nin açıkladığı seçim bildirgesi eğer hayata geçerse ben CHP'ye oy atacağım üye olacağım dedi. Çok enteresan oluyor aslında.
Gürsel Tekin: Yalnız CHP'ye üye olmak kolay değildir AKP'ye üye olmak gibi değildir. CHP'ye üye olmak için en azından iki tane CHP'linin referansı gerekiyor. Sayın Şimşek iki CHP'liden referans alabilir mi biraz zor gözüküyor.

Lale Özan Arslan: Evet yine cumhurbaşkanının bile biraz kriz var açıklaması var. İtiraflar ard arda geliyor. Şimdi CHP'nin seçim bildirgesine döneceğim ben. Birçok gazetelere de manşet oldu. CHP hakikaten farklı bir rüzgar elde etti bu seçim kampanyasında. Reklam kampanyasından gelen seçim bildirgesi. Vatandaşın da büyük ümitleri var CHP ile ilgili. Ancak emeklilere iki maaş ikramiye, biz bunun kaynağı ile ilgili son iki üç gündür yanıt arıyorum ama birde sizden duymak istiyoruz. Dinleyicilerimiz, izleyicilerimiz de cevap bekliyorlar. CHP bu kaynağı nereden bulacak?
Gürsel Tekin: Bir Sayın Arınç kendisi itiraf etti biliyorsunuz. İsraf aslında o kibarca israf dedi. Yani yolsuzluk yapmamış olsaydık vergi bile toplamamıza gerek kalmazdı demişti. Şimdi izin verirseniz 2011 yıllarında sizinde ekranlarınızda paylaşmış olduğum bir İStanbul rant haritası var. Bunu niye gösteriyorum, önce bu rant haritasını açıkladım ardından tane tane herkesin net anlyabileceği, burada da tane tane net yazılar var herkesin görebileceği. Bunları da yazılı olarak eski başbakana gönderdim. Eski başbakana göndermemin sebebi de eski başbakan İstanbul'un eski belediye başkanıdır. Kendisine mektupta da aynen şu ifadeleri kullandım. Sizin döneminizdeki planı koyacaksınız ve bugün ki planları karşılaştıracaksınız. Her iki planı da karşılaştırdığınızda İstanbul'un nasıl bir talan ile karşı karşıya olduğunu göreceksiniz.
Biliyorsunuz 99 yılında Marmara Depremi oldu. Marmara Depremi Türkiye'ye hem sosyal olarak hem de çok büyük bir acı ile karşı karşıya bıraktı ve 99'dan sonra biz depremin önemini kavramış olduk. Gerek bizim bilim insanlarımız gerekse uluslararası bilim kuruluşları çok ciddi çalışmalar yaptılar. Türkiye coğrafyasının %65'i fay hattı üzerinde. Marmaraya gelince yani İstanbul'a gelince %66-67 civarlarında yani daha fazla. Yani her an depremle karşı karşıya kalabileceğimiz durumla karşı karşıyayız. Bunun üzerine dönemin hükümeti rahmetlik Ecevit, deprem dönüşümü ve kentsel dönüşümde kullanılması için İstanbul, İzmir gibi büyükşehirlerde kentsel dönüşüm ve deprem dönüşümünde kamuya ve bakanlıklara ait devlete ait olduğu yerlerin tamamını ayırdı. Bunlar ne için kullanılacaktı? Allah korusun olası bir deprem olursa sağlık alanları, toplama alanları ve dönüşüm alanları olarak kullanılacaktı. Bunun önemli kısmı milli emlağa ait kısımdı. Şimdi ben bu konuşan Maliye Bakanı'na soruyorum. Onun için karşımda olsa gözlerinin içine bakara söylemek istiyorum. Ada ada, parsel parsel tek tek kaç paraydı, kime sattınız, niye sattınız. Örneğin ortalama bizim bugünki emlak hesaplarımıza göre bir milyar dolara satılması gereken yeri görüyoruz ki üç milyon dolara satılmış. Bir parselden bahsediyorum, ortalama o dönem tespit edilen yani kullanılmak üzere ayrılan yerlerin sayısı 500 parça. Bu 500 parsele baktığınızda bizi izleyenlerin daha ne anlayabilmesi için, ortalama 100-150 dönüm büyük parsellerin hiçbirisi yok şu anda. Şuna emin olun, bizi izleyenlere söylemek istiyorum. CHP iktidar olmuş olsaydı hatta diyelim ki kentsel dönüşümde kullanmadık, emlak olarak değerlendirerek kamu çin kullandığımızı varsayalım. Satmış olsaydık bugün devletin kasasında 150 milyar dolar para olacaktı. Nerede bu para, kimde bu para? Kimde olduğunu biliyoruz, inşallah CHP iktidarıyla bu satılan yerleri ortalama emlak değerlerine göre hesaplanarak bu milletin parası bunlardan alınacaktır. İnsanlar sokakta kağıt toplarken, 200 yıllık roman vatandaşlarımızı kentsel dönüşümü adı altında utanmadılar geçen gün toplantıya çağırdılar, biz roman dostuyuz dediler. Sizin dostluğunu böyleyse düşmanlığınız nedir çok merak ediyorum. Dün cumhurbaşkanının söylemleri var, İstanbul'a rant gözüyle bakılmıştır dedi. Şimdi görüyorum ki AKP yöneticileri tek tek itirafçı oluyorlar. Eskiden itirafları tek tek baskıdan zulümden olurdu. Bir tanesi çıkıyor Ankara'nın nasıl parsel parsel satıldığını söylüyor. Sadece Ankara için soru önergesi verdim aynı zamanda bir vatandaş olarak. Diyorum ki benim adıma kiralanan benim adıma, millet adına olan kamu arsaları kaç tanedir. 2015 oldu yıl, halen cevap alabilmiş değilim. Kime kiraya verdiniz, kaça verdiniz dedik ona da bilmem ne maddesine göre isim veremiyorlarmış o da gitti. Kendi imkanlarımızla bulduk, eğer bu şehirlerde devletin kendi yerlerini kiralatıp, şimdi diyelim ki Ankara'da milli emlağa ait bir yer var. Gidiyor vatandaş diyor ki, vatandaş değil tabi kendilerine yakın organize iş bunlar. Ben burayı kiralayacağım diyor, orayı kiraya veriyor. Bu vatandaş burayı kiraladıktan sonra yani 49 yıllığına. Sonra ya satışa çıkarıyor, satışa çıkarınca bir başka iş dünyasından iş adamı bu ihaleye girmesi mümkün değil çünkü 49 yıllığına kiralanmış. Doğal olarak o satışta tek kişi kalıyor, çok ucuza orayı kapatıyor. Kapattıktan sonra devletin kurumuna kira vereyim diyor. Kira sözleşmesini yapıyor, sözleşmeden ortalama 10 yıl peşin alıyor. O devletin parasıyla devletin arsasını alıyor. Devletten aldığı parayla arsaya bina yapıyor ve devlete kiraya veriyor. Cebinden beş kuruş para çıkmıyor ama servet sahibi oluyor. Yani bunların neresini anlatacaksınız yani. Birisi izah etmesi lazım, siz ekranlara çıkıp din iman edebiyatı yaparken şu cümleleri kullanmıyor muydunuz. Diyorsunuz ki komşular açken siz tok yatmayacaksınız. Diyanet işleri başkanı yani bu kurumun, en kutsal değerlerimize sahip çıkması gereken kurumun altında lüks arabaya ne ihtiyacı var. TBMM'ye gidin lüks araçlara bir bakın. Davutoğlu 40 gün önce tasarruf tedbirleri diye bir şey çıkardı. Çıktı ekranlarda o kadar abarttı ki sadece tasarruf edilmeyecek. Tasarrufu öyle bir hale getirdi ki plaketi bile yasakladı. Plaket dediğin 30-50 liraya yapılan teneke. Ama aynı Davutoğlu'nun bakanları 15 gün sonra 500 tane lüks araç aldı. Yani inanılır gibi değil, hiç kimse merak etmesin. Arakdaşlarımızın hazırlamış olduğu 50 milyar gibi para bizim gibi bir ülke için hiçbir şey değil. Öyle bir üleyiz ki özellikle 12 Eylül'den sonra 35 yıldır bir kadro gece çalıyor, bir kadro gündüz çalıyor ama Türkiye dimdik ayakta. Şimdi bunlara sorarım, siz şatafatla geldiniz. 86 milyar dolar bankalardan dolayı tahsil edilemedi. Bir kuruşunu tahsil edemediniz, edemediğiniz gibi bunu dolandıranların hiçbir tanesi cezaevinde değildir. Kim cezaevinde? Namuslu, şerefli vatandaşlar. Ticarete bulaşmış ödeyemmemiş, sonra taahhüt etmiş borcum borç kardeşim demiş. Gitmiş o sözünü 15 ay taksit yapmış, 10 ayını ödemiş. 11. aya gelince bitmiş, vay sen misin ödemeyen deyip cezaevine atmış. Allah milletin yüzüne bakmışta cezaevi yok. Şu anda bizim cezaevi kapasitelerimiz 150 bin. Ama 163 bin kişi cezaevinde. Cezaevi olsaydı 193 bin vatandaşımız cezası kesilmiş ama cezaevi olmadığı için şu an sokakta dolaşıyor.


Mesela çok tartışılmadı, konuşulmadı. Son dönemlerde bu iktidar kendilerine yakın vakıflar kurdular. Bu vakıflara sağlanan bütçe yani bizim cebimizden çıkan para 3 milyar dolar. Yine bize devlete, maliyeye vergi ödemesi gerekenler 750 milyon dolar biliyorsunuz haram gazetelerin alınması için paralar ödedi. Yani vergi mükellefleri maalsef sadece köylüler, yaşlılar, çalışanlar tüketimden öte geçmiş değildir. Bunların milyarlık iş adamları var hiç vergi sıralamalarında yerleri yok. İki tane biliyorsunuz saray değil sarayı bütünleyecek uçak, tünel, camiler yapılıyor. Şimdi bütün bunlara para var, ee sarayı elektrik faturası sözcü gazetesinde manşet oldu. Sadece bir aylık fatura 1milyar 300 milyon lira fatura. Çorum'dan geliyorum, bütün Çorum'un faturası 1 milyar dolar ödemiyor. Bir saray bütün saray kadar elektirik harcıyor. Yarın Afyon'a gideceğim inanın Afyon'daki bütün vatandaşlarımızın ödediği elektrik bedeli saray kadar yok. İzin verirseniz eski başbakan merak etmiş, İstanbul'da bu rantı kimler yaptı demiş. Şimdi merak ettim kimler var. Bir, çevre ve şehircilik bakanlığı, İki TOKi, üç büyükşehir, dört kültür bakanlığı, dört TMSF. Şimdi TMSF'nin görevi nedir biliyor musunuz? Bunlar şimdi sözde bağımsız kurumlar. Devletin tahsil edemediği paraları bunlar tahsil edecekler. Bunlar ne yapmışlar pisliğe bulaşmışlar. Bir kısım arsaları alıp sattılar... İmar lobisi, beton lobisi, damatlar ve evlatlar. Yani imarı bunlar yapar, bunlar dışında hiç kimsenin imar yapma yetkisi yoktur.

Lale Özan Arslan: Bütün bu yapılan değerlendirmeler sonucunda peki bu kaynak nerede sorusu saçma değil mi? Bizim bir yandan içimiz sızlarken bu Ak saraylar yanına yapılacak unsurlar.
Gürsel Tekin: Bir de unutuyoruz tabi 17-25 Aralık'daki vurgunun miktarı 70milyar Euro'ydu. Bu miktar CHP'nin tespiti değil, devletin savcılarının tespit etmiş olduğu rakamlardı. Bunlar hiç olmamış yaşanmmaış gibi ama dönüyorlar kaynak nerede. Merak etmesin vatandaş, kaynağın fazlası var, kaynakta sorun yok. Sadece ne sorunu var biliyor musunuz? Şeffaf bir devlet anlayışı koyacağız, hesap verebilir bir iktidar olacak. Hantal devlet anlayışını yeniden ele alacağız. Yani bugün git yarın gel anlayışını kaldıracağız, CHP iktidarında ilk işimiz bu rantçlı anlayışı yerel yönetim mekanizmasını tamamıyla değiştireceğiz. Maalesef imarın şeffaf olmadığı bir yerde hiçbir şey sağlıklı yürümez. Vatandaşlarımızdan şöyle bir eleştiri ile karşı karşıya geliyoruz ya hep yolsuzluk söylüyorsunuz falan diye. Yolsuzluğu hep söyleyeceğiz, unutmayacağız. Unutmayacağız ki bir ülkede yolsuzluk varsa o ülkede yoksulluktan kurtulmanız mümkün değildir. Eğer yoksulluktan kurtulmak istiyorsanız yolsuzluğu kurutmak zorundasınız. CHP iktidarında önceliğimiz asla ve asla yolsuzluk olmayacak. Bütün evrensel kurallar neyse onu işleyceğiz. Sonra göreceksiniz kaynakta var huzurda var.

Lale Özan Arslan: Bu arada çok kısa süremizde kaldı sormak daha doğrusu belirtmek istiyorum. Araştırma şirketlerinin yaptığı anketlerde yoğunlaştı az bir zaman kaldığı için. Metropol araştırma şirketinin önemli bir tespiti var. 7 Haziran'ı değerlendiriyor ve AKP'nin son 7 ayda sekiz puan kaybettiğini ve CHP'nin ilk kez vatandaşa doğrudan mesajlar söylediğini belirtiyor.
Gürsel Tekin: Dün bir banka, ismini vermeyeceğim. Bir bankanın yaptığı bir araştırma var. Şu anda AKP'nin oyu %37, ama önümüzdeki günlerde bu sürekli savunmaya sürekli saldırı ve iftira ile götürmek istiyorlar. Birde bir şey daha hatırlatmak istiyorum, bu kadar yalan, bu kadar talan hiçbir iktidarı ayakta tutmaz. Daha üstünden 24 saat geçmedi dün Dışişleri Bakanı demeç verdi ve Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Obama bir açılışta bulunacaklardı Amerika'da. Üstünden sadece 6 saat geçti ve 6 saat sonra Amerika yetkilileri bunu yalanladı. Yalanla yılanın insanoğlunun başına getirdiklerini hepimiz biliyoruz. Yalandan vazgeçin huzurlu olursunuz. Hepimiz için geçerli.

Lale Özan Arslan: Efendim çok teşekkür ediyoruz.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 21 Nisan 2015 20:16

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica