"Yolsuzluk varsa yoksulluktan kurtulmak mümkün değildir"

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin 17 Nisan 2015 tarihinde HalkTV'nin yayın konuğu oldu.

Mete Belovacıklı: Efendim merhabalar, bir Seçim Senin programı ile daha karşınızdayız ve konuğumuz Gürsel Tekin. Kendisiyle son günlerde çok tartışılan konuları masaya yatıracağız. Gürsel Bey hoş geldiniz.
Gürsel Tekin: Hoş bulduk, iyi yayınlar ve iyi akşamlar diliyorum.

Mete Belovacıklı: Şuradan başlayalım, hemen Mersin'de bir aday tartışması krizi, belirsizliği ne derseniz artık. Dördüncü sıradaki aday çekildi yerine adam atanacak denildi. Ne oluyor Mersin'de?
Gürsel Tekin: Kriz değil tabi, bir kriz söz konusu değil ama dördüncü sıradaki aday arkadaşımız galiba sağlık nedeniyle önce çekildi. Ama ne oldu doğrusu ben Ankara'da olmadığım için bilmiyorum.

Mete Belovacıklı: Pazartesiye kadar herhalde çözülür.
Gürsel Tekin: Büyük olasılıkla yarın çözülecektir.

Mete Belovacıklı: Şimdi onunla birlikte bugün tartışılan konulardan bir tanesi şuydu. CHP bütün bu seçim çalışmalarını çeşitli profesyoneller ile yürütüyor ama bugün haber aldık ki siz CIA ajanları ile strateji oluşturuyormuşsunuz, doğru mu? Ya da nerden bulduysanız, bulunuyorsa bize de haber verin.
Gürsel Tekin: Tabi öncelikle şunu söyleyeyim, AKP'yi bilmeyenlere biraz AKP'yi anlatmak istiyorum. AKP'nin ilk kuruluş yıllarında nerede kurulduğu, kimler tarafından kurulduğunu ve nasıl dizayn edildiğini bütün kamuoyu biliyor. Öylesine kamuoyu ile paylaştılar ki bugün sarayda oturan zat-ı muhterem şunu söylemişti. Birilerine mesaj vermek için, özellikle küresel dünyaya mesaj vermek için Erbakan'ı sırtından bıçakladılar. 40 yıllık milli görüş gömleğini aldık attık dedi ve öyle onay aldılar. Aslında krizin nedeni rahmetlik Ecevit'in gidişidir. 2000 yılında Rahmetlik Ecevit Amerika'ya davet edilmişti. O tarihlerde biliyorsunuz Irak operasyonu yapılacaktı ve kendisi Ortadoğu coğrafyasındaki bu sürecin bir parçası olamayacağını ifade ettiği için maalesef daha gelmeden itibarsızlaştırıldı. Yok efendim şöyle oturmuştu vs. Sonuçta kendilerine uygun ve Ortadoğu coğrafyasındaki projeleri uygulayacak bir eş başkana ihtiyaç vardı, ben Ortadoğu coğrafyasının eş başkanıyım dedi. Bütün bu değişimlerin hızlı ilerlemesinin sebebi de AKP iktidarıdır. Hatırlarsınız sizde gazetecisiniz, 90'lı yıllarda Beyazıt meydanında, 91 yılında Körfez krizi döneminde sanki Türkiye coğrafyasında cami hiç yokmuş gibi bugün ne kadar iktidar yöneticisi varsa, Ankara'da İzmir'de çeşitli bölgelerde oturan insanlar Beyazıt meydanına gelirlerdi. Tekbir sesleri ile İstanbul'u inim inim inletirlerdi. O tarihe baktığımızda yani Köfrez krizi dediğimiz döneme baktığımızda bir tek Müslümanın burnu kanamış değildi ama bunların feryadı figanı İstanbul'u inletiyordu. Sonuçta bittikten sonra da iki ülkenin bayrağı yanardı işte birisi Amerika birisi İsrail. Tekbir sesleri ile bitirir giderlerdi. Sonra ne olduysa bunlara Ortadoğudaki kanamalı coğrafyanın yani 12 milyon öldürülen Müslümanların mimarları oldular. O yüzden sakın bize ders vermesinler. CHP 92 yıldır ayaktaysa bütün bu kirli işlerin dışında olduğu için ayaktadır. Sizin gibi taşeron bir siyasi parti değildir. Elbette biz hizmet satın alırız, dünyanın her yerinde hizmet satın alırız. Yani bu kadar küresel dünyada insanların hizmet satın alması bir istihbarat ya da devlet şeyine bağlamak abes kaçar. Hele birde bunların söylemesi, bir başkası söylesin de bunlar hiç söylemesin.

Mete Belovacıklı: Mesela eylem planınızın içinde şöyle şeyler var. Önce alkışlayacakmışsınız ki alkışladınız...
Gürsel Tekin: Sonra darbe yapacakmışız.

Mete Belovacıklı: Darbe yapmadan önce şöyle eylemler yapacakmışsınız. Vali ve kaymakamları ziyaret edip böyle eylemler yapacakmışsınız.
Gürsel Tekin: Şimdi tabi son yıllarda özellikle son iki yıldır iktidarda bir paranoyaklık durum var. Bu son derece doğaldır, yani bu durumda olmasını ben son derece doğal sayıyorum. Nedeni şu; bir siyasal iktidar suça bulaşırsa yapacağı tek bir şey var suç oranlarını arttırmaktır. Yolsuzluğa hukuksuzluğa her şeye bulaşacaksınız sadece içeride değil aynı zamanda dışarıdaki sorunlar. Öylesine büyümüş ki mesela çok tartışılmadı konuşulmadı basına medyaya baskı olduğu için işte bu İsviçre'deki para meselesi Almanya'nın İngiltere'nin bizi dinlemesi bütün bunlar sümen altı edildi kimse sormadı bile. Ne demek Almanya bizi dinleyecek, ne haddi var kim dinleyebilir. Buna cesur davranıp en azından özür dileyin deme olanakları bile olmadı. Şimdi böyle bir durum olunca bu kadar yolsuzluğa suça bulaşmış bir iktidarın yapacağı tek bir şey var. Bir korku yaratmak işte paranoyak bir durum yaratmak. Valilere gitti, Kaymakamlara gitti... Şimdi CHP'nin tarihçesine baktığımızda maalesef tabi özellikle bu iktidar dahil olmak üzere herkes darbelerle hesaplaşıyormuş gibi gözüktüler. Aslında darbelere baktığımızda 12 Eylül ve öncesi bütün darbelere baktığımızda darbelerin mağduru olan tek parti CHP'dir. 236 tane şehidimiz var bizim. Hiçbir partinin böyle şehidi yok. Hiç kimsenin burnu da kanasın istemiyoruz. Bugün AKP iktidarının sadece 13 yıla sıkıştırmakta yanlıştır. AKP yöneticilerine baktığımızda 12 Eylül dahil olmak üzere yani Evren dönemi dahil olmak üzere bu arkadaşların görevleri vardı. Evren döneminde görevde Özal döneminde görevde, Demirel döneminde görevde. Enteresan yani ne keremat varmış sizde. Her şey olur Türkiye'de siz hep yönetirsiniz ama biz darbeci oluruz...

Mete Belovacıklı: Siz yönetirsiniz sonra CHP'nin dönemi diye de bir dizi eleştirirler.
Gürsel Tekin: Evet haklı olarak yeni nesil çok maalesef yani çok tarihi de bilmiyoruz. Biz benim hesaplarımıza göre 60-65 yıldır iktidar olamamışız. Genelde 60 yıldır sağ yönetir ama fatura hep bize çıkar, hiç birbirlerini de suçlamazlar. Sadece bu dönemler değil aslında geçmiş dönemlerdeki sağ partilerin de çok büyük günahları var. Bugün eski ANAPlılar eksi Demokrat Partililer herkesle karşılaşıyoruz kullandıkları önemli bir cümle var, kurtarın bizi... Ama unutmayın ki bütün bu süreçte CHP'ye karşı savaş açanlar unutmamalı ki bugün CHP hepsinin limanı oldu, elbette sizin de limanınız olacaktır. Buna hiç tereddüt etmesinler, bu ülkede kim kendisini mağdur hissediyorsa kim kendisini baskı altında hissediyorsa CHP orada olacaktır.

Mete Belovacıklı: Tam noktasında şunuda sorayım o zaman. Bu cümlenin üzerine sorayım. Herhalde Bülent Bey'in de limanı olursunuz yani. Son günlerde haftada bir çıkıp birşey söylüyor, itirafta bulunuyor. Haftaya ne der bilmiyorum ama onunda bir sıkıntısı var sanırım. Ona da bir limanlık yaparsanız herhalde.
Gürsel Tekin: Şimdi yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Bülent Bey ve Bülent Bey'e benzer AKP'de birkaç kişi var yani bu pis işlere bulaşmamış, yolsuzluğa bulaşmamış insanlar var. Zaman zaman vicdani davranıyor ama zaman zaman da kamuoyunun çok iyi bildiği cümleler var. "Allah verdikçe veriyor", İşte emniyetteki üst düzey değişimlerle ilgili şu cümleyi kullanmıştı; "Allah verdikçe veriyor.". Bülent Bey inançlı bir insandır, veren Allah almasını bilir. Veren Allah şimdi patır patır alıyor. Son günlerde mesela bugün söylediği çok anlamlı bir cümle. Yani geçen haftaki söylediği cümleler de önemliydi. Parsel parsel satışlardan bilmem nesine kadar. Dedi ki bu israf olmasaydı insanlar vergi de ödemeseydi biz yine zengin olurduk. Aslında onu kibarca söylüyor, aslında yolsuzluklar olmasaydı Türkiye başka bir noktada olurdu. İzin verirseniz bu sağ iktidarların Türkiye'ye çıkarmış olduğu fatura ortalama 600 milyar ve 700 milyar dolardır. Bir emekli, işçi, köylü şu anda bizi izleyen vatandaşlar düşünmez mi? 77 Milyon kişi vergi mükellefiyiz. Zannetmesin vatandaşım benim işim yok ben vergi mükellefi değilim. Sevgili abim, ablacım soluduğun her şeye vergi ödüyorsun. Şu anda doğan çocuk vergi mükellefi olarak doğdu. TÜSİAD başkanı ne kadar vergi ödüyorsa emekli Mehmet amcada o vergiyi ödüyor. Hatta ondan daha fazla ödüyor, niye ondan daha fazla ödüyor? İş dünyası ödemiş olduğu her türlü vergiyi gider olarak kullanabiliyor. Ama benim emeklimin, işçimin böyle bir olanağı yok. Dolmuşa vergi, suya vergi... Şimdi 77 milyon yurttaşımızın ödemiş olduğu verginin hesabını soramıyorsanız elbette soyulmaya mahkum kalırsınız. Eğer bir ülkede yolsuzluk varsa yoksulluktan kurtulmak mümkün değildir. Bunun örnekleri var, 30 yıl önce İspanya'ya İtalya'ya bakın. Birçok ülkeye baktığınızda Türkiye'ye benzer bu yolsuzlukların batağına sürüklendiği ülkelerdir. Bugün gidin yoksulluktan kurtulmuş ülkelerdir. Sayın Genel Başkanımızın emeklilerle ilgili iki maaş ikramiyesi için nereden 25 milyar bulacaksınız dediler. Sayın Kılıçdaroğlu aynı zamanda hesap uzmanıdır. AKP'nin hesap uzmanları hatta AKP'li eski milletvekili önümüzdeki günlerde bir kitap yazacağını ve bu kitapta da 25 sayfayı Sayın Genel Başkanımıza ayırdığını ifade etmişti. Yöneticilik döneminde nasıl bir yönetici olduğu ile ilgili. Şimdi 700 milyar doların çalındığı bir ortamda neden bahsediyoruz 25 milyardan. Bu parayı emekliye verdiğimizde ne olacak? Emekli Paris'e tatile gitmeyecek, o 25 milyarın yaklaşık 12-13 milyarı tekrar devlete vergi olacak gelecek. Bütün bunlara baktığımızda bir ülkede yapılması gereken temel şey var. Bu bütün siyasi partilerin... Belki yeni bir anayasa yaptığımızda o anayasada AKP'nin 2001 yılında parti kurduğunda 3Y formülünü bizim oturtmamız lazım. 3Y'den kurtarmadığımız sürece ne siyasette huzur olur, ne ülkede huzur olur ne de bu ülkede işsizlikten yoksulluktan kurtulabilirsiniz. Bunun bir tanesi olmazsa olmaz yolsuzluktur. Bunu sıfır hale getirmemiz lazım. Efendim nasıl olacak diyorlar, çok kolay. Elin adamı nasıl yapıyorsa bizde aynı yasalarla yapacağız. Dünyayı yeniden keşfedecek değiliz. Siz yolsuzluğu bitirdiğiniz an yoksulluğu bitireceksiniz. Buna emin olabilir yurttaşımız. Bunun yanında ne yapılması lazım, yasaksız bir Türkiye yaratılması lazım. Yasaksız bir Türkiye yarattığımız zaman küresel dünyanın en cazip gördüğü bu ülkede herkes aş ve iş sahibi olacak. Şimdi gazeteci konuşamıyor, iş adamı itiraz edemiyor yani TÜSİAD başkanı ne dedi Allah aşkına? Makine gibi 5. TÜSİAD başkanı.Dayanmıyor... Dedi ki yasaklı bir ülkeye yatırımcı gelmez. Vay sen bunu nasıl dersin. Şimdi basınımız medyamız kitap hesabını yapardı. Vay efendim anayasa kitapçığı atıldı da şöyle oldu böyle oldu. Ey vicdansızlar sormaz mısınız, dolar niye yükseldi. Senin hangi ekonomil bilgin varda çıkıp Merkez Bankasına meydan okuyorsun. Bunları paralelci, vatan haini ilan ediyorsunuz. Gezi parkında hatırlarsanız bunlar getirdiler... Benim bir hocam vardı çok güzel söylüyordu kulakları çınlasın rahmetlinin. Ne zaman ki az yalan söylemesini becerirsek o zaman adam oluruz demişti. Şimdi bu kadar yalana, talana bu ülke nasıl dayanıyor inanılır gibi değil. Gezi Parkı döneminde bağladılar faiz lobisine. Kim bu faiz lobisi bulun, istihbarat sizde her türlü güç sizde bu faiz lobisini bulun ama yok. Akşam açıyorsunuz ekranları birde kendilerine göre gazeteci bulmuşlar. Hangi ekranı açsanız paralelciler, faiz lobiside faiz lobisi. Şimdi bakıyorum bu CHP'de faiz lobisi kim var. CHP'lilerin hepsini üst üste koysan para yok. MHP'lilere, HDP'lilere bakıyorum orada yok. Ee para sizde nasıl bir faiz lobisi bu kardeşim. Faiz lobisi diye inim inim inlettiler şimdi dolar 1.70'den 2.70'e dayanmış bir tanesi faiz lobisi cümlesini kullanmıyor. Kime gitti bu paralar, bu paralar hangi gerekçelerle bu noktaya geldi. Bunları soracak bir mekanizma olması lazım. 3Y'yi bitireceğiz, 3Y aynı zamanda yolsuzluk, yoksulluk değil aynı zamanda siyaseti arındıracak. Siyasetin bu kadar kirlendiği bir başka ülke yok buna emin olmanızı istiyorum.

Mete Belovacıklı: Muhtemelen yoktur aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası reytinglerine baktığımızda hızla geriye düşen, hem yolsuzluk konusunda hem yoksulluk konusunda bir karnesi vardır zaten. Bu yarışa Türkiye yirmilerde başlayıp ellilere düştüğü alanlar var. Onbeşlerden başlayıp yirmilere gittiği alanlar var. Bu dosyalar sürekli geriye doğru gidiyor. Ama bu arada saraylar yükseliyor.
Gürsel Tekin: Ama öyledir zaten bütün az gelişmiş ülkelerde eğer siz bir otoriter bir döneme gireceksiniz önce saray yapıp korku yaratacaksınız.  Saraylar aynı zamanda topluma korku yaratır. Saddamın, Kaddafi'nin saraylarını unutmamak lazım. Ortadoğudaki Mısır'ın bütün liderlerin saraylarının şatafatlarının mal varlıklarını unutmamak lazım. Bir de çok enteresan yani inançlarımıza da çok ters. Biliyorsunuz bugün iktidara gelmiş bütün yöneticilerin çoğunu yakınen tanırız. Daha 10 yıl öncede kendileri de ifade ediyorlardı köylü çocuğuyuz, simit sattım, su sattım diyenler... Efendim hamallık yaptım diyenler şu bu. Ama şimdi bakıyorum en kötüsünün ciddi mal varlığı var. Kardeşim biz servet düşmanı değiliz Allah daha çok versin. Ama alın teri ile yapmışsanız kimin gözü varsa gözü çıksın kardeşim. Ama kamu olanakları ile bu serveti edinmişseniz. Hele yoksul varken edinmişseniz bu da size bir gün batar yahu. Yani Allahın adaleti de buna izin vermez. Hadi  adalet sistemimizi, hukuk sistemimizi paramparça etmiş olabilirsiniz ama siz nasıl inanıyorsunuz, neye inanıyorsunuz. Ya inancımız demez mi kardeşim, komşumuz açken sen tok yatmayacaksın. Biz bunları sizden öğrendik, sürekli televizyonlarda bu referansları sizler veriyordunuz. Ne oldu sizlere şimdi? İnanılır gibi değil yani ben en azından İslami gelenekten gelen çok vicdanlı çok birikimli insanlar var, onların isyanını bekliyorum ama onlardan da ses  çıkmıyor. Bir gazeteci kardeşimiz biliyorsunuz köşesinde isyan etti 17-25 Aralık ile ilgili. Başım kapalı ama gözüm kapalı değildir dedi tecrit edildi bugün iş güç sahibi değil. Onlarca böyle vicdanlı insanlar var. Enteresan yani 90 lı yıllarda böyle hak arama geleneği olan islamcı toplumun bu kadar sessiz kalması çok manidardır ve çok düşündürücüdür.

Mete Belovacıklı: Adalet dediniz ya, o adaletin yandığı yerlerden bir tanesi cezaevleri ve ciddi sıkıntılar var.
Gürsel Tekin: Öncelikle polis kardeşlerime bir selam çakmak istiyorum. Bugün biliyorsunuz daha öncede Gezi parkında binlerce arkadaşımız gaz yedi cop yedi. 8-9 kardeşimiz şehit düştü ve 12 gencecik çocuğumuzun da gözleri çıktı. Bu süreci kontrol eden ve bunları yapan polisler eski başbakan çıktı ve kendilerine teşekkürlerini iletti. Dedi ki destan yazdılar. Destan yazan polis kardeşlerimiz nerede, merak ediyorum.

Mete Belovacıklı: Sürüldüler.
Gürsel Tekin: Biraz daha geriye gitmek istiyorum. Eğer bir ülkede evrensel kural yoksa en rahat kullanabileceğiniz mekanizma polis teşkilatıdır. 12 Eylül dönemi ve öncesi dahil faili meçhul cinayetler dönemi dahil bütün dönemlere bakın iktidarların en rahat kullandığı alan polis teşkilatıdır. Binlerce polisin maduriyetini bilirim. Kiminin sağlık sorunu, kimi hastalandı kimi perişanlık içinde. Kim için yaptınız ey polis kardeşim. Bir gün bile düşünmediniz mi? Darbe dönemindeki insanlar mağdur olan insanlar bir kere düşünmediniz mi, gün gelir sıra bize gelir... Cumartesi annelerinin çok güzel sloganlarından bir tanesi susma sustukca sıra sana gelir. Üçbin tane, polis teşkilatı, patates yetiştirmiyorsun, kolay yetişmiyor. Üçbin kişiyi bir gece yarısı emekli ediyorsunuz. Gerekçeniz ne kardeşim? Suç işlemiş ise yargıya teslim edersiniz. Ne istiyorsunuz, bizden değil diyorsunuz. Düne kadar sizdeydi, destan yazmıştı hani bu insanlar. Bu polis kardeşlerimiz de merak etmesinler CHP onlara da sahip çıkacaktır. Nasıl ki dün Abdullah Gül'e sahip çıktıysak, bugün de size sahip çıkacaktır. Bunu Anayasa Mahkemesine götüreceğiz. Polis kolejleri açılıyor kapattırılıyor. Gerekçeniz ne kardeşim? Efendim biz istemiyoruz bunlar bizden değil. Bu bizden sizden anlayışı, yok paralel yapı yok bilmem ne yapı. Toptancı bir anlayışla insanları yok ediyorsunuz. Yetişmiş gerçekten deneyimli, Türkiye coğrafyasının bütün bölgelerinde görev yapmış üçbin polisimizi bir gece yarısı emekli etmek hangi vicdana sığabilir? Bunu kabul etmek mümkün değil. O Gezi parkında bize gaz sıkan polislerin tamamını ocak ayında bakın, ocak ayında çocukları okulda, eşleri çalışıyor tamamını sürgün ettiler. Gerekçeniz ne? Hırsızlara niye hırsız dediniz, onları niye yakaladınız. Yani hırsızların baş tacı olduğu bir yerde din iman edebiyatı yaparak milleti kandırarak oyunu alacaksınız. Ben buna inanan en azından din bilgisi olan insanların AKP'ye ders vermesini bekliyorum. Aksi takdirde dün buna kanan polis kardeşlerimiz gibi sizin başınıza ne gelir bilemem.

Mete Belovacıklı: Siz yine sahip çıkar mısınız?
Gürsel Tekin: Kesinlikle, biz 77 milyon yurttaşımızın partisiyiz. Kurucu bir partiyiz. Öyle bunlar gibi oradan buradan küresel dünyanın Ortadoğu coğrafyasının için kullandığı çocuklar değiliz. Bizim tarihçemizi bilirler, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü destan yazmış, dünyaya destan yazmış. Onlar Türkiye'de vatandaşlarına destan yazan liderler değildir. O yüzden kimse bizleri onlarla karıştırmasınlar. Ama biz bu coğrafyada hangi siyasal yapıda olursa olsun hangi düşüncede olursa olsun hangi siyasi partide olursa olsun CHP 77 milyonun sigortası olacaktır, buna herkes emin olabilir.

Mete Belovacıklı: Güven dediniz, dönelim biz şu cezaevlerine.
Gürsel Tekin: Deveye demişler ki boynun neden eğri, o da nerem doğru ki demiş. Şimdi Türkiye'de gerçekten muhalefet milletvekili olarak söylemiyorum. Elbette geçmiş yıllarda da olumsuzluklarımız vardı. Ama şuna emin olmanızı istiyorum hiçbir dönemde olmayanlar oluyor. Türkiye'deki cezaevleri kapasitemiz 150Bin. İnsani yaşam var mı asla. 150Bin yerine 165 Bin cezaevinde yatıyor.Kim bu 165 bin, bunlara baktığımızda bunlar namuslu vatandaşlar. Ufacık tefecik yani inanın hani bir çekirdeğin kabuğuna sığmayacak suçlar. Taahüdü ihlalden dolayı. Borca girmiş borcum borç ben bu borcumu ödeyeceğim. Onbeş ay taksit yapmış on ayını ödemiş derken borç almış evini arabasını satmış son beş ayını ödeyememiş. Vay sen misin o beş ayını ödemeyen aldım seni cezaevine götürdüm. Kız kaçırma ile ilgili mesela, bi süre sonra aileler barışıyor, çocuklar evleniyor. Onlarca insanın iki bebesi var. Kamu davası diye alıyorsun cezaevine atıyorsun. Şimdi ben bu kamuya soruyorum, sen nasıl kamusun kardeşim. Şimdi ben bunlara soruyorum. Kamu dediğimiz devlet yani. Devlet vatandaşın can ve mal her türlü güvenliğini sağlamak için vardır. Ee şimdi sen hırsıza, soygun yapana dokunmuyorsun gariban vatandaşın taahhüdü ihlalinden alıp cezaevine atıyorsun. Bu tapelerde milyardolarları çalanların bir tanesi cezaevinde yokken sadece 300TL memur zimmetine almış. 300TL den dolayı dört yıldır yatıyor. Sadece 165 bin mi? O sayının dışında 200Bin kişinin cezası kesilmiş cezaevi yok. Şu anda AKP'nin yeni projeleri nedir bunu bilen var mı? Dünyanın hiçbir ülkesinde iki şeyle övünülmez. Saraylar, Adliye Sarayları ve şatafatlı cezaevleri. Şimdi Türkiye coğrafyasınında hemen hemen bütün illerinde onlarca yeni cezaevi yapılıyor. Ne zaman cezaeviniz eksilirse o zaman  bu ülkede huzur olur. O ülkede barış ve kardeşlik olur.

Yani maalesef böyle bir tablo 43 milyon yurttaşımız borçlu. Yani 57 milyon seçmen var 43 milyonu borçlu. Böyle bir ülkede huzur da olmaz böyle bir ülkede siyasetin de huzuru olmaz. İnşallah CHP iktidarı ile göreceksiniz. Sadece emeklilere değil sadece taşeron işçilere değil, köylü, aklınıza gelebilecek bütün mağdurlar ile ilgili çok ciddi projelerimiz var. Herkese derman olmak istiyoruz. CHP olarak bizim felsefemiz, CHP eleştirilebilir, ideolojik olarak insanlar beğenmeyebilir, eksik bulabilir ama çok şükür bizim başka bir özelliğimiz var. CHP'nin bütün başkanlarına baktığınızda hepsi haramdan uzak çok şükür.


Mete Belovacıklı: Peki tam o noktada şunu sorayım o zaman. Peş peşe seçime yaklaştığımız için anketler yayınlanmaya başlandı. Kiminde AKP %70'lerde ne düşünüyorsunuz?
Gürsel Tekin: Şimdi dünyada biliyorsunuz özellikle İtalya'da çok meşhurdur mafya örgütleri ve dünyanın birçok ülkelerinde Amerika dahil olmak üzere yaygın bir mafya örgütleri vardır. Mafya örgütleri suç örgütleri olduğu için bütün ayakları denetim altına alırlar. Yani bir bölgeyi kontrol etmek istiyorsanız bölgedeki bütün yerleri kontrol altına almalısınız ki bütün projelerinizi hayata geçirebilesiniz. İşte ne var orada, basın medya varsa onu zapta alacaksınız, emniyetle ilişki kuracaksınız, kamu yöneticileri ile ilişki kuracaksınız ve alanınız rahat olacak. Şimdi bir iktidar düşünün önce medyasını oluşturdu yetmedi kendine merkez medyayı zapt edelim. Merkez medyada şu an hepsinde bir komiser var AKP'nin. Her televizyonda var. O komiserlerin görevi şu. Bugün orada çalışanların hangi program yaptıklarını sarayı, Davutoğlu'nu ne kadar canlı verecek komiser dediğim o. Yoksa öbür türlü çok sayıda insan var. Merkez medyayı ele geçirdiler, şimdi ne yapacaksınız iş dünyası var. Kendi iş dünyanızı kuracaksınız. Ne ile kuracaksınız? Kamu imkanları ile kuracaksınız. Kupon arsaları vereceksiniz, kamu fırsatlarını yaratacaksınız. Bülent Arınç'ın deyimiyle parsel parsel vereceksiniz, e bu da yetmedi ne yapacaksınız. Sonra kendinize göre bir eğitim sistemi oluşturacaksınız. Sonra tabi bunun başka şeyi var kendinize göre bir reklam ağı oluşturacaksınız. Mesela şu anda siyasi partiler seçim döneminde kendi reklamlarını yapacaklar. Acaba merak etmez mi vatandaş, kim bu reklam şirketleri.  Bütün reklam şirketlerine bakın. Tamamı yine havuz reklam şirketleri. Ee yetmedi bunun bir başka ayağı var masanın dört ayağı gibi. Araştırma şirketleri, havuz araştırma şirketleri. Mesela Almanya'da İngiltere'de bilindik kamu yoklaması şirketleri var. Onların hiçbirisi kamu ile iş yapmazlar. Burada kamuda iş yapmayan kaç tane şirket var. Mesela benim bildiğim sekiz tane bakanlıkta ortalama herhalde bir 40-50 milyon arasında iş yaptılar. Belediyeler falan saymıyorum. Böyle bir ortamda bunlar bir de televizyonlara çıkıyorlar. Her şey kirlendi kardeşim Allah CHP'ye kolaylık versin.

 

Anahtar Kelimeler
    Cumartesi, 18 Nisan 2015 12:46

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica