Gürsel Tekin Flash TV'de gündemi değerlendirdi

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, 16 Mart 2015 tarihinde Yılmaz Tunca'nın sunduğu Gerçek Gündem programına konuk oldu.

Sunucu: Değerli izleyiciler gerçek gündeme devam ediyoruz. Bugün canlı yayın konuğumuz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Sayın Gürsel Tekin. Efendim günaydın, hoşgeldiniz.
Gürsel Tekin: Günaydın, hoşbulduk, iyi yayınlar diliyorum.

Sunucu: Cumhuriyet Halk Partisi önce 7 Nisan'a sonrada 7 Haziran'a hazırlanıyor. Ali Taran'ın hazırladığı ifade edilen bir kampanya var. Bunun ön sunumu yapıldı galiba. Önce onu soruyum. Ne zaman Cumhuriyet Halk Partisi seçim kampanyasını başlatacak ve özellikle topluma ne vaat edecek?
Gürsel Tekin: Birincisi bizim 7 Nisan'la ilgili bir kaygımız yok. Neden yok? Çünkü çoğunlukla önseçim olduğu için tam da hani milletvekili milletin iradesiyle seçilsin sürecini başlattık ve önemli kısmı önseçimle olacak. Önseçimle olacağı için o açıdan 7 Nisan konusunda bir kaygımız ya da…

Sunucu: Herkes sonuca razı olacak?
Gürsel Tekin:  Tabi kesinlikle. Bunun başka yolu yok. Ama 7 Haziran'la ilgili gerçekten uzun süredir sadece bugüne mahsus değil, özellikle ekonomiyle ilgili önümüzdeki süreçte daha çok çünkü insanların en büyük can alıcı sorunlarından bir tanesi işsizlik, yoksulluk, ekonomi. Bu sorunlarla ilgili çok ciddi projelerimiz var. Türkiye'nin yetiştirmiş olduğu çok değerli birkaç kardeşimiz var. Tam bir yıldır çalışıyorlar. Özellikle uluslararası kuruluşlarda görev yapan ama aynı zamanda Türkiye sevdalısı olan bu kardeşlerimiz bir yıldır Cumhuriyet Halk Partisine ciddi bir proje yaptılar. Önümüzdeki günlerde o projeyi Sayın Genel Başkanımız açıklayacak. Daha çok borç, kredi kartı borcu, borçlarla ilgili… 

Sunucu: Yani somut vaatler içerecek.
Gürsel Tekin: Tabi tabi somut. Şunu herkesin bilmesi lazım. Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu aynı zamanda devlet terbiyesi almış bir insandır. Devletin kurumlarında 30 yıldır emek vermiş, çalışmış ve en önemli kurumlarda çalışmış. Geçmiş yıllarda da Sayın Demirel'i de biliriz, Sayın Demirel dönemi, rahmetlik Özal dönemi dahil olmak üzere aynı zamanda Sayın Kılıçdaroğlu hesap uzmanı olduğu için bütçenin son durumu Kılıçdaroğlu’na inceletirmiş bir baksın öyle getirin. Şimdi bu kadar ekonominin içinde hesap uzmanı, bu işin uzmanı olan bir insana ya hadi şunu da deyiverelim tutarsa tutsun diyebilecek bir insan değildir. Tam tersine 40'ı 40'a vuruyor Kılıçdaroğlu. İşte onlarca hesap yaptırdı onlarca. Bir kere önce kendisi inanacak. Kendisi inanmadığı hiçbir projeyi yapmaları mümkün değildir. Aslında 2011 yılındaki projelere de baktığımızda 2011 yılındaki projelerin önemli kısmı gerçekten uygulanabilir ve 50 yıllık öngörüsü olan projelerdir.

Sunucu: Son dönemde Sayın Kılıçdaroğlu'nun gündeme taşıdığı yolsuzluk iddiaları var. Cumhuriyet Halk Partisine yakın kalemlerde de bazı Cumhuriyet Halk Partililerde de şöyle bir izlenim doğdu. İddiaların gerçekliği meselesinin dışında sadece negatif bir yaklaşım ve sürekli yolsuzluklar üzerine bina edilmiş bir söylemin toplumda karşılığının olmadığı. Dolayısıyla Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu yönteminin doğru olmadığı insanlara, kitlelere somut taahhüt ve vaatlerde bulunması gerektiği yönünde tespitler var. Şimdi daha önceki Cumhurbaşkanlığı seçiminde geçen yıl ve 30 Mart öncesinde kampanya aşağı yukarı bu şekilde, yolsuzluklar üzerine bina edildi. Bu kez bu konu ilk sıralarda yer alacak mı, almayacak mı?
Gürsel Tekin: İlk sıralarda almazsa da biz bundan vazgeçmiş değiliz. Bugün dünyada yoksulluk nerede var onlara bir bakalım. Yoksulluğun olduğu yerler yolsuzluğun olduğu yerlerdir. Eğer siz yolsuzluğun önüne geçemezseniz bütün bunları sağlamanız mümkün değildir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde söyleyebileceğiniz başka bir argümanınız yok. Yani ne yapacaktı Cumhurbaşkanımız duble yol mu yapacağım diyecekti? Yani ne diyecekti? Cumhurbaşkanlığının yetkisi çok net. Doğal olarak tabi ki 17 Aralık, 25 Aralık gibi bir süreç yaşanmış ve Türkiye'de, dünyada görülmemiş bu olay. Bakın bırakın Türkiye'yi dünya ölçeğinde yapılan bütün araştırmalara bakın bir hükümetin bakanlar kurulunun 3/1'i devleti soymakla meşgul olmuş. Şimdi siz buna karşı hiçbir şey söylemeyeceksiniz efendim vatandaşlar acaba buradan beni ilgilendiriyor mu, ilgilendirmiyor mu anlayışını belli bir kesimin piarıdır. Özellikle bilinçli bir şekilde yapılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi bu yolsuzlukları sonuna kadar sorgulayacaktır, bundan vazgeçmemiz mümkün değildir. Milyonlarca yurttaşımızın emekleri, alın terleri çalınacak biz bu konuda efendim vatandaş bundan çok mustarip, memnun değildir bundan vazgeçelim anlayışı içerisinde asla olmayacağız. Sadece 17 Aralık - 25 Aralık değil. Hani çok güzel deyimlerimiz var insanlar cehennemi görmeden cennete inanmaz derler.

Şimdi bütün bu 17 Aralık - 25 Aralık'a rağmen halen o pislik devam ediyor inanılır gibi değil ve bunun üzerine dün eski başbakan diyor ki, aslında bir ülke şirket gibi yönetilmeli. Zaten şirket gibi yönetiyorsunuz.

Sunucu: Sayın Cumhurbaşkanını böyle mi tanımlıyorsunuz?
Gürsel Tekin: E tabi eski Başbakan. Çünkü Cumhurbaşkanı değil yani. Biri çıksın ki evet Cumhurbaşkanıdır. Adam Cumhurbaşkanı olsa, bakın Cumhurbaşkanına bakın iki gün önce gençleri toplamış bizim gençler diyor. Öbür gençler kimin gençleri? Bizim belediyeler, sizin belediyeler, bizim seçmen, sizin seçmen, bizim gençler, sizin gençler, bizim medya, sizin medya. Bu ne ayıp bir şeydir, böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir insana siz Cumhurbaşkanı diyebilir misiniz? Benim Cumhurbaşkanım değil en azından yani. Çünkü böyle davranmıyor. Böyle davranmış olsa bir Cumhurbaşkanı benim gençler, bizim gençler, öteki gençler, vandallı gençler, hak arama eylemi yapan gençler her kesimin düşman tarif eden bir Cumhurbaşkanına kim Cumhurbaşkanı diyebilir? Keşke Cumhurbaşkanı olabilseydi bizde eyvallah ederdik. Sayın Gül'le ilgili biz bir şey söyledik mi bugüne kadar? Uygulamalarını eleştirdik, tamam eksikler vardı. Ama hiçbir gün Sayın Gül’le eski Başbakan demedik. Maalesef bu durumdayız.

Şimdi ekonomiyi tarif ediyor, Cumhurbaşkanına bakın. Doların ne olabileceğini o tarif ediyor. Kimin kaç doğum yapabileceğini o tarif ediyor. Nasıl yaşayacağımızı, nasıl davranacağımızı, gençlerin ne yapacağını o kararlaştıracak. Bundan vazgeçmesi lazım. Böyle bir Türkiye yok.


Sunucu: Medya deyince sizin çok tartışılan bir cümleniz oldu. Bir haylide yankı uyandırdı. Gazeteleri kapatacağız dediniz. Nereden çıktı Allah aşkına? Gazete kapatmak ne demek? Partiyi kapatmamayı konuşuyoruz…
Gürsel Tekin: Kapatmayacağız el koyacağız dedim. Ne dedim? Bakın gazete demedim. Şimdi o Papa hikayesi gibi kafalarını kesiyorlar ondan sonra gazete kalıyor. Mesela bu gazetelerde Yeniçağ, Ortadoğu, Sözcü, Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Vatan, Milli Gazete, binlerce gazete bunlardan niye bir tanesi alınganlık göstermedi mademki gazete demişim. Kirli ve suça bulaşmış gazetelere Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında el konulacak.

Sunucu: Bu cümleyi kurmaya devam ediyor musunuz?
Gürsel Tekin: Elbette devam ediyorum. Hukuken el konulacaktır. Bu benim kişisel olarak bir eşkıya falan değilim. Yargı yoluyla olacaktır. Şuanda yargı işlese el koymak zorunda.

Bakın, iki gündür gazetelerde var. Bu sadece milyondan bir tanesi. Sabahleyin kalkıyorsunuz bir gazetenin sür manşetinde 3 gün bir günde değil, 3 gün Alman ajanları Gürsel Tekin’e bilgi veriyor. Bir tane devasa işte bir otel lobisinde falan. Şimdi kendi kendinize kuşkulanıyorsunuz Allah Allah gittiniz mi, gitmediniz mi kim bunlar falan. İnanır mısınız neredeyse siz inanacaksınız o tabloya. Öyle bir kurgu yapmışlar ki yani inanılır gibi değil. 2008 yılında Almanya'ya gitmiş miyim? Hayır. O şehre gitmiş miyim? Hayır. Böyle bir gerçeklik var mı? Hayır. Şimdi ne hakkınız var 3 gün bunu manşet yapıyorsunuz? Ve yargıya götürdüm 15 gündür bu haberi yapan aranıyor. Şimdi yazık günah değil mi? Bizim onurumuz, haysiyetimiz, şerefimiz yok mu? 90 yaşındaki annem sabahın saat 6,5’da her sabah namaza kalktığı için namazdan sonra biliyorsunuz televizyonları izliyorlar, televizyonlarda gazete manşetleri. Gürsel Tekin falan tarihte tutuklanacak. Şimdi 90 yaşındaki bir annenin duygusunu düşünün. Bunlar şimdi gazetemi Allah aşkına. Halen gazetelerin haberlerine bakın bizim Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı döneminde şundan herkesin emin olmasını istiyorum. Bizi en çok eleştiren gazete hangisiyse bizim baş tacımız olacak. Bizim işadamımız, onun işadamı diye bir şey olmayacaktır. Bizim için bugün Türkiye'nin en önemli iş dünyasındaki Koç, Sabancı, Eczacıbaşı neyse Ülker'de öyle olacaktır, atıyorum kendisini AKP'li hisseden işadamları da aynı konumda olacaktır. Bizim onlardan beklentimiz kural içerisinde, hukuk içerisinde davranacak ve bizim için eşit olacak. Çünkü bunlar aynı zamanda artı değer katan insanlardır.

Sunucu: Yani iktidara destek veren bazı gazetelerin suç işlediklerini mi söylüyorsunuz?
Gürsel Tekin: Hayır suç işliyor. Tabi iktidara destek verebilir. Bizim meselemiz bu gazeteler kime destek veriyor. İkincisi bu gazeteler zaten el konulan gazetelerdir Allah aşkına. Kim bu gazeteler? Mesela birkaç tane gazetenin sahipleri kimdi bunlar? Şu anda AKP'nin el koyduğu gazetelerdir bunlar. Bunların hangisi bu AKP'lilerin gazeteleriydi? Nasıl bu gazetelere el konulduğunu bilmiyor muyuz? 650 milyon rüşvetle toplanan paranın nasıl toplandığı bilinmiyor mu? Ben biliyorum da bu ülkenin hukuk sistemi, bu ülkenin MİT'i, bu ülkenin polisi bilmez mi? Bu ülkenin savcısı bilmez mi? 650 milyon dolar. İş dünyasından rüşvet topluyorsunuz, o rüşvetle kendinize gazete kuruyorsunuz. Bu herhangi bir yerde Edirne’nin ötesinde olabilir mi? Şimdi bunları gazetemi sayacağız?

Sunucu: Ama tabi bunlar iddia yani şuanda ispatlanmış yargı kararına bağlanmış şeyler değil.
Gürsel Tekin: Hepsi yargı kararıyla sabit bundan emin olmanızı istiyorum. Adamların görüşmeleri, telefon konuşmaları var hatırlayın. Hatta o kadar sinirlenmiş ki…

Sunucu: Bu arada işte montaj, dublaj filan gibi bir takım iddialar beraberinde geldi.
Gürsel Tekin: Şuna emin olmanızı istiyorum. 17 Aralık - 25 Aralık sürecindeki konuşmalar, tapeler, şunlar, bunlar bütünü Ankara ismi ne kadar gerçekse, Türkiye ne kadar gerçekse 17 Aralık - 25 Aralık'ın konuşmalarının hepsi doğrudur ve yargı kararıyla tespit edilmiştir. Buna emin olmanızı istiyorum. Bunu hiç kimse saklayamaz. 7 cihan bir araya gelse saklanması, ötelenmesi mümkün değil.

Sunucu: Hepsine takipsizlik kararları verildi.
Gürsel Tekin: Kim verdi? Kendi yargınızı oluşturacaksınız, kendi polisinizi oluşturacaksınız ve bunlara takipsizlik kararı vereceksiniz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bunların hepsinden hesap sorulacaktır.

Sunucu: Yani sizde mi iktidara gelirseniz yargıda bir yeni yapılanmaya gideceksiniz?
Gürsel Tekin: Biz evrensel kurallara oturtacağız. Bizim yargıç, sizin yargıç diye bir şey olabilir mi? Dünyanın neresinde var? Kabile devletlerinde olur. Cumhuriyet Halk Partisi AB sürecini hızlandıracak, Avrupa'daki kriterler neyse, evrensel kurallar neyse aynı kuralları Türkiye'ye yerleştireceğiz ve sizlerin, işadamı, bütün çalışanların, gazetecinin güvencesi kendi yargı sistemi olacak, hukuk sistemi olacak. İktidar güvencesi olmaz. İktidar güvenceleri Türkiye'de taşeronluk sistemi gibidir. Bir devamlılığı yoktur. Bakın bugüne kadar iktidarların çoğuna baktığınızda herkes belli dönemlerde görevlerini yapar gider. Bu iktidarın temel görevi Ortadoğu coğrafyasındaki bu kanamalı sürecin taşeronu olmaktı. Bunu yaptı şimdi onlarında görevi bitti ve bu konuda da biliyorsunuz eski Başbakan çok net bir şekilde de ifade etti ben Ortadoğu sürecinin eş başkanıyım dedi. Sayın Davutoğlu hatırlarsanız şu cümleyi kullanmıştı. Bizim Ortadoğu coğrafyasındaki bu sorunlarla ilgili eleştirilerimize şöyle bir cevap vermişti. Biz küresel dünyanın bir parçası olduk. Şimdi sorarım Davutoğlu küresel dünyanın bir parçası oldun, maskaralığa dönüştünüz. Düşünebiliyor musunuz Mısır’la olan ilişkimiz bütün tarihi sürece bakan Mısır'la olan kardeşlik ilişkimizi buradan koşa koşa Amerika'ya gidiyorsun Amerika'ya gidiyorsun ki bizi Sisi’yle barıştır. Sizin öngörünüz, sizin dış politikanız bu.

Sunucu: Oraya geleceğiz ama şunu da soruyum. Özellikle Akşam ve Güneş gazetelerinin Genel Başkan Yardımcısı Sayın Umut Oran'ı hedef alan bir yayını var. Bu konuda Umut Oran'ın bir takım hukuki başvurular yaptığını, tekzip ve davalar açtığını biliyoruz ama yayınlarda devam ediyor. Şimdi bu kumpas mı? Nedir bu?
Gürsel Tekin: Ben tabi bugünkü haberlere bakmadım.

Sunucu: Bugün sadece Akşam gazetesinde Umut beyin tekstil fabrikasında anket yaptırıp işçilerin siyasi eğilimini beğenmediği seminer yaptırdığı iddiası var.
Gürsel Tekin: Bu bültenlere hiç bakmıyorum. Bu iddiaların ben Umut Oran'ı çok yakinen tanıyan bir insanım. Şimdi ticari ilişkilerine mi girdiler? Yani yukarıdan bu suikast planlarında bir şey bulamadılar buraya mı girmişler? Bunların ticari ilişkilerini, hani bir deyim var dinime küfreden bari Müslüman olsa. Siz eşkıyalık sistemiyle başkalarının mallarına el koyacaksınız sonra insanların ticari süreçlerini sorgulamaya kalkacaksınız. Bunları hiç ciddiye almıyorum. Yani ciddiye alınacak şeyler değildir.

Sunucu: Türkiye'nin gündeminde çok uzun süredir Sayın Cumhurbaşkanının da ağırlıklı olarak sahibi olduğu ve takipçisi olduğu iki konu var. Bir tanesi paralel yapı gerekçesiyle yürütülen mücadele, diğeri de çözüm süreci. Şimdi paralel yapı ve cemaat ilişkisi size dönük de yani Cumhuriyet Halk Partisine dönük de paralel yapıyla işbirliği iddiaları var ve 7 Nisan geliyor işte. Milletvekili listelerinde cemaate yakın isimler yer alacak mı diye başlayalım. Cumhuriyet Halk Partisiyle cemaat arasındaki ilişkiler hangi düzeyde ve nasıl yürüyecek?
Gürsel Tekin: Şimdi bu paralel yapı, hain bir sürü terimler kullanarak cemaati tarif etmeye kalkıştılar. Şunu bütün bizi izleyenlere sormak istiyorum. Herkes elini vicdanına koyacak öyle davranacak. 17 Aralık - 25 Aralık olmasaydı bu cümleleri kullanırlar mıydı? Allah aşkına size soruyorum.

Sunucu: Tabi dershaneler süreci onun öncesinde başlamıştı.
Gürsel Tekin: Dershaneleri geçeceksiniz. Ben şimdi başka bir noktaya geleceğim. Bunları söyler miydi, söylemez miydi onu soruyorum. Sayın Baykal bir cümle kullandı 2008 yılında. Yargıda ve emniyette F tipi örgütlenme oluyor. Vay sen misin F tipi örgütlenme diyen. Bir açın görün televizyonları. Eski Başbakan esti, gürledi o bunlar böyle milliler, böyle şudur falan filan. Bu olay olmadan önce hükümet sözcüsü Bülent Arınç'ı Amerika'ya gönderiyor. Fethullah Gülen'le 3 saatlik görüşmeleri var. Kendisi de çıktı ifade etti. Evet Başbakanın bilgisi dahilinde geldim, hayır dualarını almaya geldim. Şimdi bunların ne inancına, benim her şeye karşı şeyim var. Bakın insanların süreçler, hukuk, yargı, siyaset bunlar gelip geçici. Kalıcı olan insanın ta kendisidir.

Sunucu: İşte cemaatin hükümeti işbirliği esnasında aldattığı ifade ediliyor.
Gürsel Tekin: İyi de nereden aldatmış yani? Ya hırsızlık yapmışsan aldatılmış sayma kendini. Eğer bakın sizin siyasal sürecinize müdahale etmişse, alevi sorunlarınıza müdahale edilmişse hiç itiraz etmiyorum kendimizi kalkan ederiz. Ama şuraya bakmamız lazım. Savcı hakim, polis bütün bunlar devletin kurumlarında görev yapan, yani asli görevleri bunlar. Şimdi ortada soygun oluyor bu savcının siyasal düşüncesinin hangi şeyde olduğunun ne önemi var? Bu HDP'li de olabilirdi, MHP'li de olabilirdi. Nihayet biliyorsunuz İzmir'deki soruşturmayı başlatan hiçbir cemaatçi değildi o savcı. Yani sorun bir şey değildir. Sorun şu; sorun suça bulaşmış bir hükümeti…

Sunucu: Hükümeti hedef alan bir darbe planına yolsuzluk gerekçesiyle alet oldukları veya o plana sahip oldukları iddiası var.
Gürsel Tekin: Dünyanın her yerinde böyledir. Yolsuzluk yaparsanız hükümetler düşer. Bunun için bir darbe yapmaya gerek yok. Şimdi yapacağız, çalacağız, çırpacağız sonrada bunu bir darbeye bağlayacağız demekte insafsızlıktır. Elbette kendi aralarında hangi hesaplar varsa bu hesapları verebilir. Ama öncelikle 17 Aralık - 25 Aralık'ın hesabını verecekler.

Sunucu: Cumhuriyet Halk Partisinin cemaate bakışı nasıl?
Gürsel Tekin: Bizim herkese bakışımız eşittir 76 milyon yurttaşımız bizim için…

Sunucu: Cumhuriyet Halk Partisi Ergenekon konusunda Ergenekon mağdurlarına destek verdiğini biliyoruz. Ergenekon kumpasının sorumlusu olarak da cemaatin gösterildiğini hesaba kattığımızda…
Gürsel Tekin: O dönemleri hatırlıyorum Sayın Baykal o dönemleri çok eleştirdiği için hatta o dönemlerden dolayı F tipi örgütleme var buraya bakın falan tartışmasında ciddi sorun olmuştur…

Sunucu: Ama yine Sayın Baykal kaset işinde hatta Pensilvanya'yı siyasi literatürümüze Sayın Baykal kazandırdı. Pensilvanya'nın bir günahı yok, sorumluluğu yok.
Gürsel Tekin: Eğer bir ülkede devlet sistemi kişilerle hükümetin dışında insanlarla tarif edilebilecek bir duruma gelmişse o devlet olmaktan çıkmıştır. Bizim tamımız kendimizi gözden geçirmemiz lazım. Sayın Kılıçdaroğlu Ergenekon soruşturmasından dolayı Silivri'ye gitti bende vardım. Konuşması aynen şuydu, burası bir Nazi kampıdır. Burada hukuk yoktur demişti. Ertesi gün 24 saat sonra biliyorsunuz fezleke geldi. O fezlekeyi yazan savcılar nerede şimdi?

Sunucu: Neredeler?
Gürsel Tekin: Yok şuanda hepsi bertaraf edildi. O fezlekeden dolayı biz eleştirdiğimiz için dünün başbakanı şu cümleleri kullandı. Yargıya müdahale edemezsiniz onlar namuslu insanlardır. Ne oldu şimdi kardeşim? Gezi sürecinde 9 tane çocuğumuz şehit oldu, 20 - 25 tane çocuk mağdur oldu, binlerce insan gazla, copla karşı karşıya kaldı. Yine eski Başbakan bu polisleri tarif ederek bu polisler destan yazdı dedi. O destan yazan polisler nerede şimdi? Onların tamamı şuanda bir kısmı içerde, bir kısmı bertaraf edildi, bir kısmı da yargılanıyor. Bütün bunlara baktığımızda bu neydi kısacası şunu söyleyeyim. Bir suç ortaklığıydı. Suç ortaklığı bozulunca Amerikalıların çok güzel bir sözü var. Diyor ki, her türlü ortaklık bozulur ama suç ortaklığını bozamazsınız. Bozdunuz mu bu rezaletle karşı karşıya kalırsınız.

Sunucu: Siz parti olarak cemaate dönük bir önyargınız, bir eleştiriniz ve yaklaşımınız nasıl?
Gürsel Tekin: Hukuk çerçevesinde davranan herkesle mesafemiz eşit.

Sunucu: Cemaat mensuplarından aday adayı olanlar var ise…
Gürsel Tekin: Hayır yok öyle bir şey.

Sunucu: Yok mu?
Gürsel Tekin: Hayır kesinlikle yok.

Sunucu: Yani olsa nasıl bakarsınız?
Gürsel Tekin: Efendim önseçim var.

Sunucu: Önseçime girdi ve kazandı.
Gürsel Tekin: Önseçim var gider Sayın Bülent Arınç'ta Bursa'da CHP'den aday adayı olur gelirse başımızın üstünde. Bunun kimdir, nedir, bu bizim işimiz değil. Biz bunu sorgulayacak durumda değiliz.

Sunucu: Bülent beyin 3.dönemi.
Gürsel Tekin: 4.dönemide bizde olabilir yani.

Sunucu: İtiraz etmezsiniz yani?
Gürsel Tekin: Efendim önseçime girer Bursalı da evet derse biz ne diyebiliriz? Yani Bursa örgütümüz buna evet derse.

Sunucu: Yani tek ölçü önseçim mi olacak?
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Tabi önseçim olduğu için bizim YSK…

Sunucu: Dünya görüşü, siyasal değerleri paylaşmak?
Gürsel Tekin: Elbette tabi ki onlar çok önemli. Ben bunu espri olsun diye söylüyorum. Sayın Arınç'a Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri oy vermez yani vermeyeceğini çok iyi bildiğim için. Hele Bursa'da hiç vermez. Yani Bursa'daki rezaleti biliyorum. Bursa'nın tarihi Bursa'da hançer gibi saplanmış o TOKİ rezaletine Bülent Arınç hep seyirci kalmıştı. Bütün bu 17 Aralık - 25 Aralık sürecinde çok ciddi suç ortağı olduğunu, bu cümleleri bile kullanmadı. Yani hırsızlardan hesap sorulacak cümlesini bile kuramamıştır. Yine keza biliyorsunuz bu işte suikast olayında bu kirli olayın bir parçası oldu. Bütün bunlara baktığımızda gerçekten yani son 7 yıldır iktidar kendi içinde toplumu algısını değiştirmek için çok kirli işlere bulaşmış. Ne oldu mesela bu Bülent Arınç olayı? 20 gün Türkiye medyasını meşgul eden işte bilmem Bülent Arınç'a suikast yapılacaktı. Kim yapacakmış? Derin devlet. Girin derin devletin şeyine kadar girdik dediler. Derin devletin dehlizlerine kadar indik. Nerede şimdi? Fos.

Sunucu: Takipsizlik çıktı. Ama ciddi sonuçlar doğurdu tabi. O operasyonunda tabi cemaate fatura edildiğini söylemek lazım.
Gürsel Tekin: Bunlar ne iş yaparlar Allah aşkına ben merak ediyorum.

Sunucu: Bunlar derken kimi kast ediyorsunuz?
Gürsel Tekin: Her şeyi cemaat yapıyorsa bu zatı muhteremler ne yapıyorlar orada? Ne görev yaparlar? Bunlar akşama kadar çalma çırpmayla mı meşgul olmuşlar?

Sunucu: Olayda hiç siyasi sorumluluk yok mu sorusunu sormak lazım.
Gürsel Tekin: Elbette olacak. Böyle bir şey olur mu? Sormak lazım diye bir şey mi olur? Yani siz Almanya'da olup bitenler sorumlusu Merkel değil hayır efendim aşağıdaki bilmem şey denilebilir mi? Böyle bir şey olur mu? Şimdi alışkanlık haline getirmişler. Bu çocukların hiçbir suçu, günahı yok. Suçunuz, günahınız çalmışsınız, çırpmışsınız. Maşallah şimdi bakın bakanlar kurulundaki çocukların servetlerine. Onun cemaatçi, 17 Aralıkçı, 25 Aralıkçı olmanıza gerek yok. AKP'de siyaset yapan insanların malvarlıklarına bakın bu süreçte ne kadar çaldığını göreceksiniz.

Sunucu: Şimdi 7 Haziran'a doğru döndüğümüzde ilginç bir durum sözkonusu. HDP'nin parti olarak katılma kararı. Şimdiye kadar hep bağımsız adaylar şeklinde katılıyorlardı. Tartışma beraberinde geldi tabi ki barajı aşar mı, aşmaz mı tartışmaları. Aştığında bambaşka bir siyasi tablo, aşamadığında bambaşka bir siyasi tablo çıkıyor. HDP açısından bakıldığında aşması da, aşmaması da HDP'yi çok mutsuz edecek bir durum değil. Her ikisinde de avantajlı gibi gözüküyor. Ama Cumhuriyet Halk Partisine baktığımızda şöyle bir iddia var. HDP Kemalist ve ulusalcı söylemleriyle, Vatan Partisi ismini İşçi Partisinden Vatan Partisine değiştiren yapı Cumhuriyet Halk Partisinden oy alacak. Bu arada Alevilerin geçtiğimiz hafta seslerinin yükseldiğini biliyoruz. Hem HDP'ye, hem Vatan Partisini Cumhuriyet Halk Partisi'nin oy kaybedebileceği tespitleri var. Ne diyorsunuz? Bu arada tabi Sayın Kılıçdaroğlu'nun da %35'lik bir çıtası var.
Gürsel Tekin: Bütün şeye baktığımızda bilimsel olarak araştırmalara ve YSK'nın bir önceki seçimlerine baktığımızda çok net bir şekilde oy kaymalarının, oy geçişlerinin kimler arasında olduğunu çok net görebiliyoruz. Ama akşamları televizyonları açıyorsunuz o televizyonların karşısında parti komiserleri, aynen parti komiserleri onlar. Yani şimdi onlarda kızacak keşke gazeteci olsalar. Bakın siz yılların gazetecisisiniz, bir haberi duyarsınız duyduğunuz haberi teyit etmek için mutlaka ararsınız kardeşim böyle bir durum var mı? Buna hiç gerek duyulmuyor. At gitsin tutarsa tutar tutmazsa boş ver.

Şimdi HDP, bu tartışmayı niye yapalım? Demokrasi diyoruz, özgürlük diyoruz, Türkiye'yi AB'ye taşımak istiyoruz. Bunlar işte büyük Türkiye diyorlar. Bütün bunlar için parlamentonun kapısını kilitlemişsiniz, zincir vurmuşsunuz. E ne diyorsunuz? Gelin bacadan girin. Niye bırak kardeşim kapıdan girsinler. %10 barajı indirelim. %3, %5, %7 yani ne gerekiyorsa makul ölçüde bu sıkıntıyı ortadan kaldıralım ve 12 Eylül döneminde dayatılmış siyasi partiler yasası, %10 barajı kaldıralım. Hayır kaldırma. Hiç eleştiren var mı gazetelerde bunları? Kazaren CHP olsaydı bu tartışmada olsaydı çünkü kritik bir tartışma aynı zamanda. Kürt meselesi, HDP meselesi her gün bir tartışma olurdu. Vay CHP bunun önünde nasıl durur. Hiç tartışma oluyor mu? Olmuyor. Hiç sanki AKP'nin burada sorumluluğu yok.

Şimdi bütün buna rağmen HDP'nin mutlaka parlamentoda olması gerekiyor. Türkiye'nin birliği, dirliği, bütünlüğü için HDP'nin meşru zeminde yani parlamento zemininde siyaset alanında olması lazım. Benim gördüğüm verilere baktığımda HDP barajı aşıyor. Oyu nereden alıyor? Oyu tamamen AKP'den alıyor çok net. Neye göre, neye dayalı söylüyorum? Rivayete dayalı söylemiyorum ya da 3 tane kendisine solcuyum diyen gazetelerin bende bu dönem Selahattin Demirtaş'a oy verdim diyenlerin üzerine söylemiyorum. Sadece YSK'nın bir önceki kullanılan oylara bakacaklar, o oyların geçişlerine bakacaklar orada çok net bir şekilde görecekler.


Sunucu: Yani 2011, 2014 30 Mart.
Gürsel Tekin: Özellikle 2014.

Sunucu: 30 Mart ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini mi kastediyorsunuz?
Gürsel Tekin: Evet Cumhurbaşkanlığı seçimi evet.

Sunucu: Şimdi tabi Selahattin Demirtaş ve HDP deyince bilmiyorum sizde rastlıyor musunuz şöyle bir yaklaşım var. Bunun sayısal karşılığını bilemiyorum. Çok iyi de olabilir, sonucu etkileyecek kadar olacağına çok ihtimal vermemekle birlikte size soruyorum. 400 milletvekili olmasın, aman Tayyip Erdoğan'ın önünü keselim dünya görüşüm benim HDP'yle uyumlu değil ama bu sefer oyumu HDP'ye vereceğim mutlaka barajı aşsın seçime girsin diyenler var. Ama bunu diyenler CHP'ye oy verelim de demiyorlar. Bunların sayısını bilemiyorum söylediğim gibi. Ama böyle bir insan grubu var farkında mısınız?
Gürsel Tekin: Kesinlikle doğru tabi onun farkındayım. Yani bu aşağılarda da yani bir Selahattin Demirtaş piarı var. Onu üç aşağı beş yukarı görüyoruz. Ama sandığa nasıl yansıyacak bilmiyorum. Sosyolojik olarak yani seçmen profiline baktığımızda Cumhuriyet Halk Partisi seçmenini çok iyi bilen bir siyasetçi olarak söylüyorum bizde geçişler çok zor olur. Çok cüzü bir sayıda olabilir. Ama daha çok AKP'de ben HDP'ye %4, %5 gibi bir geçişin olacağını görüyorum.

Sunucu: Bazı Alevi çevrelerinden de Cumhuriyet Halk Partisinden talepte bulunduklarını biliyoruz.
Gürsel Tekin: Talep olabilir son derece doğaldır.

Sunucu: Talepten kastım oy konusunda da tereddüt geçirdiklerini ifade ettiler.
Gürsel Tekin: Hiç zannetmiyorum. Orada hiç tereddüdüm yok buna emin olmanızı istiyorum.

Sunucu: Peki %35 çıtası için ne diyorsunuz?
Gürsel Tekin: %35 tabi Sayın Genel Başkanımız yapılan bütün son dönemlerdeki araştırmalara da baktığımızda aslında iktidarın bu öfkesi birazda ondan kaynaklanıyor. Hemen hemen bütün araştırmalarda AKP %37, %38 civarlarında gözüküyor. Cumhuriyet Halk Partisine şimdi Sayın Genel Başkan biraz öncede söyledim devlet adamıdır, gerçekçidir. Yani 45'te diyebilirdi, 50'de diyebilirdi sorun değildi yani bu şey değil. Ama daha çok böyle yapılan araştırmalara ve önümüzdeki süreçteki seçimlerin verileri üzerine yaptığı için %35 rakamını ondan çıkardık.

Sunucu: %35'in altında herhangi bir CHP açısından bir sonuç sözkonusu olabilir mi? Yani bir siyasal tutum anlamında soruyorum.
Gürsel Tekin: Hayır yok. Yani ben önümüzdeki süreçte parlamentoda 4 siyasi parti bekliyorum. Bir kere tek başına kimsenin iktidar olma şeyi gözükmüyor şuandaki tabloda.

Sunucu: Yani koalisyon çıkacak diyorsunuz?
Gürsel Tekin: Koalisyon çok öyle korkulacak ya da öcü gibi görülecek bir şey değildir. Tam tersine bugün dünyanın birçok ülkesinde koalisyonlarla yönetiliyor ve son derece başarılı yönetiliyor. İnsanlar koalisyon dönemi özellikle 1999 ve 2001 yılındaki koalisyona bakıyor. Oraya baktığımızda gerçekten 3 farklı siyasi parti olmasına rağmen AB süreci dahil olmak üzere, 12 Eylül dönemindeki antidemokratik uygulamaların çoğu o 3 parti döneminde çıkmıştır. Tek parti döneminin yapamadığını yapmıştır. Diyeceksiniz niye kriz çıktı? Krizin sebebi 3 siyasi partinin farklı düşüncelerinden dolayı değildi ve çok da ağır bir bedel, dönemde vardı biliyorsunuz 99 depremi olmasına rağmen. Çok ağır sonuçları vardı. Onları da atlatabildi ama rahmetlik Ecevit biliyorsunuz Amerika'ya davet edilmişti. Kendisine Sayın Erdoğan'a sunulduğu gibi Ortadoğu Eş Başkanlığı sunulmuştu. Ortadoğu Eş Başkanlığını kabul etseydi hiçbir ekonomik krizle karşı karşıya kalmayabilirdik.

Sunucu: Koalisyon çıkarsa AKP'yle koalisyon yapar mısınız?
Gürsel Tekin: Niye başka parti değil AKP? Bugünden yarını tarif etmek mümkün değil ama tabi ki Türkiye sahipsiz kalmayacaktır.

Sunucu: HDP'yle koalisyon yapar mısınız?
Gürsel Tekin: Türkiye'nin ihtiyaçları, Türkiye'nin menfaati neyi gerektiriyorsa Cumhuriyet Halk Partisi onu yapar. Söz konusu Türkiye'yse gerisi teferruattır.

Sunucu: Peki bu koalisyon tablosu ve bir başka alternatif Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği 400…
Gürsel Tekin: Tabi benim arzum tek başımıza iktidar olmaktır. Öyle koalisyon talebim yok. Bizi izleyenlerde…

Sunucu: Hayır 4 parti girer tek başına iktidar olması cümlesi üzerine sordum.
Gürsel Tekin: 4 partili olursa öyle gözüküyor parlamentoda.

Sunucu: İktidar partisi 400 olursa ne olur?
Gürsel Tekin: AKP'nin çok güzel sloganları var biliyorsunuz hayaldi gerçek oldu falan gibi. Bunlar hayal şeylerdir. Bu mümkün değil. Kaldı ki eski Başbakan 400 vekil istersen AKP'ye istemedi ki yani niye CHP olmasın? Parti adı verdimi adam yani niye haksızlık yapıyorsunuz? CHP'yi de tarif etmiş olabilir yani.

Sunucu: O zaman 400 milletvekilini CHP alırsa ne olur?
Gürsel Tekin: Türkiye ne olur önce onu söyleyeyim 400 olursa. Bir kere dünyada saygınlığı olan bir Türkiye olur. Ekonomisi gelişmiş bir Türkiye olur. Demokrasi çıtası yükselmiş bir Türkiye olur. Yolsuzluk tarihe gömülür. İşsizlik tarihe gömülür. Yoksulluk sıfırlanır ve insanlar rahat bir nefes alır. Evet işte büyük Türkiye hayalimiz bu. Gerçekten biz büyük Türkiye hayali kuruyoruz. Yani herkesin böyle saygı duyduğu, itibar ettiği geçmiş dönemde de gerçekten Türkiye'nin çok ciddi itibarı var. Hem Ortadoğu coğrafyasında, hem dünyada şuanda çok itibarsız bir duruma geldik. Öyle bir duruma geldik ki yani eskiden Türkiye'nin güvercinleri, Türkiye'nin kuşları uçarken kimse dokunamazdı. Ama Türkiye'nin bir uçağı düştü, iki tane pilotumuz şehit oldu. Gece yarısı maskaralıkla türbemizi kaçırarak getirmek zorunda kaldık. Türkiye bunları hak etmiş bir ülke değildir. Mısır'ın kapılarında bekliyoruz aman bizi Mısır'la barıştırın. Irak'a biz gittiğimizde…

Sunucu: Mısır'la barışacak mısınız?
Gürsel Tekin: Tabi ki Mısır'la da barışacağız, Irak'la da barışacağız, Suriye'yle bu ilişkileri normale dönüştüreceğiz.

Sunucu: ICA Başkanı hem ABD koalisyon üyeleri ve Rusya dahil Esad’ın kalmasından yana açıklaması yaptı.
Gürsel Tekin: Bizimkiler de şimdi biliyorsunuz Esed derlerdi şimdi Esat diyorlar. Yavaş yavaş düzeliyorlar.

Sunucu: Kürt sorununu soracağım. Cumhurbaşkanı dün Kürt sorunu yok dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan'da bugün iki gazeteye birden konuşmuş hem Habertürk'te, hem Hürriyet'te o da Kürt sorunu yok demiş. Sayın Cumhurbaşkanıyla MHP'nin şuanda en azından bu söylem itibariyle üst üste oturduğunu görüyoruz. Ama siz iktidar olursanız Kürt sorunu için ne yapacaksınız?
Gürsel Tekin: O zaman yani bu kadar çelişkiler yumağı olur mu Cumhurbaşkanına sormak lazım. Ne barış süreci o zaman? Bu sorun yoksa neyi barışıyorsunuz, kimle barışıyorsunuz? Yani her çıktığınızda efendim bu süreç mutlaka devam etmeli, bu süreç barışla sonuçlanmalı diyen sizsiniz. Yani sizin yok dediğinizde yok mu olacak? Hayatın gerçeklerine bakalım bir meseleyi 50 yıllık, 30 yıllık neredeyse düşük yoğunluklu bir savaşa dönüşmüş bir meseleyi efendim böyle bir mesele yoktu seçim döneminde, milliyetçi seçmenlerin duygularını gıdıklayabilirim anlayışı bir devlet adamı anlayışı değildir. Yani bu siyasette bizim hokkabazlık dönemini bırakmamız lazım. Dünyanın her yerinde siyasetçinin temel görevi birinci önceliği kendi ülkesinin çıkarı içindir. Kendi ülkesinin menfaatleri için olur. Böyle sorumsuzca çıkarsınız Sisi, Mısır, Esad o dersiniz sonra Türkiye'yi öyle bir noktaya getirirsiniz ki Davutoğlu koşa koşa Amerika'ya gider Amerika'da aman ne olursunuz bizi Sisi'yle barıştırın çünkü Sisi 23 Nisan'a kadar süre verdi biliyorsunuz Mısır'da ro ro hattından dolayı. Çünkü girişlerimiz yok. Gelmiş olduğumuz duruma bakın. Bu böyle birçok mesele iç politikada malzeme edilmeyecek önemdedir.

Sunucu: Kürt sorunu konusunda Cumhuriyet Halk Partisi ne yapacak sorusu var.
Gürsel Tekin: Kürt sorunu ciddi bir sorundur. Bunu yok sayarak bunu görmemezlikten gelmek bu meseleyi çözmez. Tam tersine bu meselenin ivedilikle, bu meselenin iki ilacı vardır demokrasi ve özgürlük. Demokrasi ve özgürlük çıtasını yükselttiğinizde…

Sunucu: İdari yapıda federal sisteme Cumhuriyet Halk Partisi evet der mi?
Gürsel Tekin: Hayır demez. Ama düzenleme yapılması gereken çok şeyler var. Örneğin bakın bizdeki belediyecilik sistemi…

Sunucu: Mesela valilerin seçimle gelmesi gibi bir modele evet demeyi düşünüyor musunuz?
Gürsel Tekin: Hayır o zaten AKP'nin istediği böyle…

Sunucu: Hayır Cumhurbaşkanı söyledi daha öncede.
Gürsel Tekin: Ne dedi?

Sunucu: Valiler seçimle gelebilir demişti Başbakanlığı döneminde.
Gürsel Tekin: Ama biz başkanlık sistemine karşıyız. Türkiye'nin şuandaki koşulları başkanlık sistemini kaldırabilecek bir durumda değil. Hele bu hukuk sistemimizde. O zaman ne olur? AKP A.Ş yönetmiş olur. Zaten dün Cumhurbaşkanının tarif ettiği gibi anonim şirket gibi. Anonim şirket gibi de yönetmiyorlar. Anonim şirketlerinde kuralları vardır biliyorsunuz. Çok ciddi sorumlulukları var. Onu da yok sayıyorlar. Telefonla onu verdik, bunu aldık. Mesela sizin şirketiniz olsa anonim şirket siz şu kupon arsayı şuna verin diyemezsiniz. Dur kardeşim bir karar alacaksınız dersiniz. Şimdi buna baktığımızda gerçekten bir anonim şirkette değil. Bu başka bir şey. Yani bu geçmiş dönemlerdeki padişahlık sistemi gibi aldım verdim ya da Ortadoğu coğrafyasındaki şuandaki kabile gibi yöneten devletler özlemi var.

Sunucu: Şimdi Kürt sorunu konusunda kritik konulardan bir tanesi ana dil meselesi. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisinin tutumu tam olarak nedir? Birde kurucu unsur olarak Kürtlerinde tanımlanması talebi var yeni bir anayasa haliyle tabi. Yani bunlar kritik başlıklarda o sebeple. Birde yerel yönetimlerin alanlarının genişletilmesi.
Gürsel Tekin: Yani hukuk sisteminde herkesin kendisini güvende hissedebileceği yeni bir hukuk sistemi yaratmamız lazım. Anayasa değişikliğiyse evet tabi ki anayasa değişikliği de olmalı. Anayasa değişikliği için 60 maddeyi 4 siyasi partinin ortak kararına rağmen maalesef AKP çıkarmadı. Bir başkanlık sistemiyle sabote etti ve 60 madde şuanda parlamentoda bekliyor. Bunların önemli kısmı belki hem demokrasi ve örgütlenme anlayışı açısından çok ciddi bir süreci yeniden başlatacaktı.

Ana dil meselesine gelince, bir insanın ana sütü ne kadar helalse ana dili de o kadar helaldir. Yani insanların dilini, inancını…


Sunucu: Tabi burada ana dilden kasıt ikinci resmi dil anlamındaki talep.
Gürsel Tekin: Hayır şu olabilir. Tabi bizim bu siyasetçiler olarak işte oturup karar vereceğimiz alanlar değildir. Bu çok kritik alanlar. Buna uygunluk nedir, hangi alandadır. Özgürlük kısıtlanmadan insanlar kendi dillerini öğrenebilirler son derecede doğaldır.

Sunucu: Cumhuriyet Halk Partisi 8 Haziran itibariyle tek başına iktidar olduğunu varsaysak İmralı'yla başlamış olan bir görüşme süreci var, Kandil'de işin içerisinde. Bir trafik sözkonusu, bir altyapı var. Her ne kadar muhataralıda olsa belli bir istikamette yürüyor gibi gözüküyor. Bu süreci yürütecek misiniz?
Gürsel Tekin: Ne kadar yürüyor, nasıl yürüyor doğrusu onu tam bilmiyoruz. Kürt meselesini, Kürt sorununu sadece kendi coğrafyamızdaki sorunu öbür sorunlarla ayrıştırarak Ortadoğu coğrafyasındaki yaşanan sorunlardan ayrıştırarak çözmemiz mümkün değildir. Bir bütün olarak bakacaksınız. Bakın gelmiş noktada…

Sunucu: Yani 4 parçalı Kürt yapısının…
Gürsel Tekin: Ama yani şu anda size rağmen bir şeyler gelişiyor. Mesela Suriye'de Rojova'da, Kobani'de yeni bir federatif yapı oluşuyor. Hatta Süleyman Şah Türbesi operasyonunu her ne kadar eski Cumhurbaşkanı bunlar terör örgütüdür demiş olsa da o operasyonu onlarla yaptılar. Çok net bir şekilde görülüyor.

Sunucu: Şu anda yeni yeri de zaten Süleyman Şah Türbesinin PYD kontrolünde.
Gürsel Tekin: 11 Şubat'tan itibaren Süleyman Şah Türbesi IŞİD'den temizlenmiş bir durumdadır. Zaten bu operasyona baktığınızda bu operasyonda IŞİD kareleri göremiyorsunuz. Çünkü orada yok.
Şimdi bütün bunlara baktığımızda bu mesele burada yok diyerek bu meseleyi ortadan kaldıramazsınız. Bu meseleyi çözmemiz lazım. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz daha öncede önerilerimizi yaptık. Bunun meşru zemini parlamentodur dedik. Neden parlamento? Çünkü parlamentoda konuşacağınız her şeyi bir kural haline getirmeniz lazım. Yani yasa haline getirmeniz lazım. Bunun yasası olmadan bunları çözmeniz mümkün değil. Sonuç itibariyle şuanda geldiğimiz noktada iktidarda, müzakere etmiş olduğu İmralı'da evet yani bu sürecin bir hukuki çerçevesi olması gerekiyor diyorlar. Ama şuanda iktidarda seçim dönemi olduğu için işte patinaj yapıyor.


Bakın dün çok enteresan iki farklı konuşma. Mesela kazaren Sayın Kılıçdaroğlu'yla bir CHP'li aynı gün farklı konuşmalar yapsaydı ben tahminen bugün bütün gazetelerin manşetinde olurdu. Biri bir şey söyledi, biri tersini söyledi gibi. Dün Davutoğlu İstanbul'da konuşuyor. Davutoğlu'nun konuşmasını dinlediniz mi? Barış süreci bizim vazgeçilmezimizdir dedi. Analar bilmem şöyle olacak. Bir tanesi de burada diyor Kürt sorunu yok.

Şimdi bunların hangisine inanacağız doğrusu bilmiyorum. Yani böyle içe dönük, reye dönük, reyi nasıl devşirebilirim çalışmalarıyla Türkiye'ye çok zarar veriyoruz. Türkiye çok kötü noktaya geldi. Şimdi siyasette görüyorum gerçekten kısmen de şaşırıyorum nereden nereye gelmiş. 20 yıl önce, 30 yıl önce yaşamadığımız şeyleri yaşıyoruz. O millet, bu millet, o kesim, bu kesim ayrıştırılmış, seçimlerden ne görüyorum. Bu çok şey. İyi insan, kötü insan. Bizim felsefemiz bu olmalı. İyi insan ve kötü insan olmalı.


Sunucu: İyi kötü tanımı yaparken bir değer yargısı sistematiki lazım ki ona vurarak yapacaksınız iyisi hangisi, kötüsü hangisi derken. Bu tartışmanın içinden çıkamayız. İç güvenlik paketi ne aşamada?
Gürsel Tekin: Ortalama bir insanın insanlık kuralı vardır o yeterli. İç güvenlik paketi, bu bir iç güvenlik değil, bu bir sıkıyönetim yasasıydı. Sıkıyönetim yasasını getirdiler. Güvenlik meselesine gelince, en çok Cumhuriyet Halk Partisinin güvenliğe ihtiyacı var. Bakın biraz önce ismini tarif ettiğiniz gazetelerin ve birçok televizyonlara çıkan gazetecilerin tamamı AKP siyasetçilerinin haricinde yani bakanlar, milletvekilleri onlarca korumaları var. O gazetecilerinde 2'şer, 3'er tane polis koruması var bunu biliyor musunuz? Bizim paralarımızla ödeniyor. Bizim güvenliğe ihtiyacımız var. Onların güvenliğe ihtiyacı yok çünkü polis koruması var. Ben partinin Genel Sekreteriyim bir gün bir korumanın yüzünü görmüş değilim. Ama o gazeteciler bize her gün küfür eden, milletin değerlerine küfreden o gazetecilerin hepsinin özel korumaları var, polis korumaları var. O zaman demek ki bizim bu güvenliğe ihtiyacımız var. Getirin güvenlik yasasını sonuna kadar destek verelim. Bu güvenlik yasası değil, bu bir sıkıyönetim yasası. Niye buna ihtiyaç duyuyorlar? Yani 9'a 5 kala.

Şimdi yapılan bütün araştırmalara baktığınızda AKP'nin oyu %35 – 38. Hatta 44'te olsa biliyorsunuz tek başına iktidar olmuyor, 46'da olsa olamıyor 4 partili sistemde. Şimdi böyle olunca 81 tane il başkanı olarak kullanmış olduğu il valilerini ve kaymakamları yetkilendirelim. Onlara yargı yetkisi verelim. Yani YSK yetkisi verelim, saha hakimi yetkisi verelim, savcı yetkisi verelim. İstediğimiz gibi istediğimiz şeyi değiştirelim. Bütün şey bu. Yoksa öyle güvenliği alalım falanda işte yalandan çıkıp işte Molotof şey. Bakın, Molotof deyince aklıma eski AKP'li İçişleri Bakanı geldi Sayın Şahin. Çıktı dedi ki, MİT Molotof kokteylini otobüse attı bir kızımız vefat etti. Kaç yerden paralelsiniz Allah aşkına. Şimdi paraleliniz bir değil ki nereye atsanız başka bir paralel çıkıyor.

Şimdi bütün bunlara baktığınızda Molotof kokteyli dahil olmak üzere uyuşturucu, yasadışı işlerle ilgili dedik ki ne varsa getirin. En ağır maddeler neyse getirin. Kadına şiddet birse bin koyun getirin. Efendim şimdi çıkıyor Davutoğlu…

Sunucu: Seçime tarihine kadar provokatif eylemler bekliyor musunuz? Sayın Başbakanın ifadesine göre çözüm sürecini akamete uğratacak bir takım provokatif eylemler olabilir. Herhalde istihbarat raporlarına dayanarak söylüyor.
Gürsel Tekin: Valla bize hiç istihbarat raporu gelmediği için bilmiyoruz yani en iyi onlar bilir.

Sunucu: Ama sahada dolaşıyorsunuz en azından kokuyu alırsınız.
Gürsel Tekin: Çok ağır şeyler kullanmak istemiyorum. Sayın Genel Başkanımız Salı günü bir kısım bilgiler verecek.

Sunucu: Geçen haftadan bu haftaya randevu verdi.
Gürsel Tekin: Evet haftaya o bilgileri Türkiye görecek neler var, neler yok.

Sunucu: Fişleme konusunda?
Gürsel Tekin: Evet. Şimdi çıkacaksınız, bu ülkeyi yöneteceksiniz, bu ülkeyi yöneten insan olarak şu olacak, bu olacak diyeceksiniz. Buna hakkınız yok. Bu sorumsuzluktur. Sorumlu devlet adamları bunları yapmaz. Elinde böyle bilgi varsa, böyle istihbarat bilgileri varsa kapalı devrede bunların gereğini yapar. Şimdi bunların gereğini yapmıyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Bunun üzerine siyaset inşa etmeye çalışıyorsunuz. Bunun üzerine siyaset inşa etmeye çalışırsanız çok ağır bedellerle karşı karşıya kalırsınız. Türkiye'yi öyle bir yere getirdiniz ki kevgire dönderdiniz. Bütün dünya istihbarat örgütleri Türkiye'de cirit atıyor. Kapılar apaçık.

Sunucu: O kadar vahim mi?
Gürsel Tekin: Maalesef vahim. Bunu ben söylemiyorum. Uluslararası bütün ülkelerde söylüyor. Bütün kapılarınızı açık bırakmışsınız. Bakın İngiltere'de İngiliz polisi size bildiriyor 3 tane IŞİD'e kadın katılacak, Türkiye'de önlem alamıyorsunuz, işte otobüsü kaçırdım, şu oldu, bu oldu diyorsunuz. Nereden gitti sınırlar? Demek ki sınırlar kevgire dönmüş. Rahatlıkla geliyorsunuz ve geçiyorsunuz.

Türkiye'nin normalleşmeye ihtiyacı var. AKP yönetemiyor. Bunu net olarak söylüyorum. Yani sürekli baskıyla, zulümle, kirli haberlerle insanları yıldırtarak ayakta kalmanız mümkün değil. Demokrasiye inanıyorsanız bırakın 7 Haziran'dan sonra Türkiye bir nefes alsın. Yeni bir yapılaşma, bu kadar sorun yaratan bir iktidarın sorunları çözmesi mümkün değildir. Mısır'la mı sorun çözülecek? Ortadoğu'yla mı sorun çözülecek? AB'yle ilgilimi sorun çözülecek? Sorunun adresi Cumhuriyet Halk Partisidir. Çok kısa süre içerisinde Ortadoğu coğrafyasındaki bu sorunlarla Türkiye'yi ivedilikle barıştırabilecek irade Cumhuriyet Halk Partisinde var.


Sunucu: Teşekkür ediyorum efendim.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 16 Mart 2015 16:45

Bağlantılı Konular