"Adalet ve Kalkınma Partisi yalan ve talan partisine dönüştü"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin 12 Mart 2015 tarihinde Olay TV'de Mehmet Çatakçı'nın yayın konuğu oldu ve gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Mehmet Çatakçı: İyi akşamlar sevgili izleyiciler. Sıcak gündemin bu akşamki konuğu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Sayın Gürsel Tekin. Sayın Tekin efendim hoşgeldiniz.
Gürsel Tekin: Hoşbulduk Mehmet Bey, iyi akşamlar, iyi yayınlar.

Mehmet Çatakçı: Türkiye'nin gündemi hem yoğun, hem sıcak bu vesileyle sizi konuk ettik. Gerçekten bu sıcak gündemi bir konuşalım. Önce Cumhuriyet Halk Partisi ve MHP'nin bu kapatma davası iddiaları var. Bunu CHP ortaya attı ve ciddi bir olay olduğunu Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu belgelerin ve diğer bütün materyallerin ellerinde olduğunu belirtti. Nedir efendim bu kapatma olayı? Nereden çıktı, neden böyle bir şeye başvuruluyor?
Gürsel Tekin: Şimdi bir kere önce AKP bildiğimiz 2001 yılında kurulan bir AKP değildir. O zaman adı Adalet ve Kalkınma Partisiydi. Şimdi maalesef yalan ve talan partisi haline dönüştü. Talan dönemini 17 Aralık - 25 Aralık'ta gördü. Bir kısmını gördü ama uzun yıllardır bu talan kısmını olabildiğince kamuoyuyla paylaşanda biziz. Bu ekranlarda da paylaştık.

Şimdi son günlerde, özellikle son 2 - 3 yıldır bütün siyasetini yalan üzerine oturtmaya çalıştılar. Bunun bir tanesi çok sıcak gündemde olduğu için bugünde gazetelerde. Sayın Arınç’la ilgili biliyorsunuz bir suikast iddiası. O dönem biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir bakana, bir ülkenin bakanına bir suikast yapılmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Bu araştırılsın ve kamuoyuyla paylaşılsın, bunun çok ciddi olabileceğine inanarak ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak da biz destek verdik. Hatırlarsanız neredeyse kamuoyunda 20 gün bununla meşgul oldu. İşte kozmik odalara girildi, devletin derinliklerine girildi falan filan. Görüyoruz ki bu tamamen fiyasko ve bir yalan üzerine kurulmuş bir zemindir. Devlet adamları aynı zamanda sorumluluk taşıyan insanlardır. Yani olumsuz, negatif olayları kapatmasını bilen insanlar devlet adamlarıdır. Devlet adamları negatif olayların üzerine siyaset yapmazlar.

Gezi direnişinde hatırlarsanız Türkiye'nin gündemini meşgul eden iki temel şey vardı. Bunun bir tanesi Beşiktaş'ta iskelede bir türbanlı kardeşimizin çocuğuyla yürürken 100 kişinin saldırısına uğramasıydı. Bunu da kabul etmemiz mümkün değildi. Sayın Genel Başkanımız çıktı bunun mutlaka gereğini yapın, bu saldırıyı yapanların insan olduğuna inanmıyorum, bunun derhal soruşturulup ve kamuoyuyla paylaşılmasını istemiştik. İşte Cuma günü eski başbakan Cuma günü açıklayacağım dedi. Üstünden biliyorsunuz ne neredeyse 2 yıl geçti, binlerce Cuma, onlarca Cuma geçti halen ortada bir şey yok. Sonra görüldü ki, dün ya da bugünkü gazetelerimizin manşetlerine de baktık. Devletin bütün kurumlarına başvurular yapılmış, araştırmalar yapılmış bunun doğru olmadığı ortaya çıktı yasal olarak çıktı.

Kaldı ki, bunun çıkmasına da gerek yok. Biz Anadolu insanıyız. Anadolu insanlarının enteresan özelliklerinden bir tanesi bizim kadına olan saygımızdır. Yani İstanbul'un göbeğinde, Beşiktaş gibi bir yerde 50 tane, 100 tane erkeğin bir kadına saldırmasını hiçbirimizin kabul edebileceği bir anlayış değildir. Biz birbirimizi linç ederiz. Bu yetmedi yine İslam coğrafyasının en önemli değerlerinden bizim kutsal saydığımız cami alanlarımızla ilgili gezi parkı sürecinde polisin gaz ve baskısı sonucu insanların sığınabileceği en önemli yerlerden bir tanesi Allah’ın evidir ve buraya sığınmışlar. Ertesi gün yine bu kirli gazetelerin manşetinde buraya sığınan insanlar burada bira içti dediler. Kola şişesini biliyorsunuz renklendirdiler ve biraya çevirdiler. Allah'tan sevgili din adamı orada görev yapan müezzin Fuat hoca bizim aradığımız, özlem duyduğumuz vicdanlı din adamları işte Fuat hoca gibi insanlar. Fuat hoca hayır böyle bir şey olmadı. Vay sen misin böyle bir şey olmadı diyen. Fuat hocayı emniyette 6,5 saat sorguya çektiler. Bunları niye anlatıyorum, parça parça geleyim ki vatandaşta bizi dinlesin, bunların yalanlarının bir, iki, üç olmadığını, bütün süreçlerini yalan üzerine nasıl götürdüğünü ve yalanın insanlara getireceği bedelleri de biraz sonra açıklayacağım. Sonra çıktı adam dedi ki, hayır kardeşim böyle bir şey olmadı dedi. Bu yalanda bertaraf edildi.


Bir an şöyle varsayalım, bir cahil böyle bir pozisyonun içinde olabilir. Olmazda diyelim ki oldu. Sen devlet adamı olarak bunu kapatacaksın. Senin görevin bunu afişe edip bunun üzerine siyaset yapmak değildir. Geçmiş dönemlerde sadece bu meselelerden dolayı çok ağır bedeller ödemişiz. İşte halen hafızamızda Sivas var. Maraş, Çorum benzer olayların tamamı bu kirli siyasetten çıkmıştır. Birbirimizi kışkırtarak onlarca insanın ağır bedeller ödediği bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu da yalan çıktı. Yalan üstüne yalan. Tabi bu kirli medya aynı zamanda bu yalanları piar etmek için çok ciddi çabalar sarf ediyorlar.

Şimdi son dönemlerde bütün araştırmalara baktığımızda araştırmalarda AKP'nin olağanüstü bir düşüşünü görüyoruz. Yani önümüzdeki dönemde bir AKP iktidarının olması mümkün değil. Bunun için bir önlem alacaklar. Bu önlemi alırken her türlü kirliliğe başvuruyorlar. Önce parlamentoda şuanda mücadele edilen bir sıkıyönetim yasasını ısrarla getirmeye çalışıyorlar. Sıkıyönetim yasasında yasanın ötesinde işte Cumhuriyet Halk Partisini, MHP'yi nasıl itibarsızlaştırabiliriz uğraşları oluyor. Bütün bu uğraşları yaparken de devletin kurumlarıyla yapmaları çok acı verici. Devletin kurumları kalıcıdır. Siyaset hep gidicidir. Bakın bugün varlar, yarın yok. Biri geliyor, biri gidiyor. Dünyanın her yerinde de böyledir. Kalıcı olan devletin kurumlarıdır ve kendisidir. Ansızın yine bu kirli gazetelerin manşetlerinde işte Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili, MHP'yle ilgili kumpaslar. Tabi bu ülkede devletin kurumlarında çalışan aynı zamanda gerçekten milletin birliğini, bütünlüğünü arzu eden insanlarda var. Bu insanlar bunları afişe etti maalesef. Sayın Genel Başkanımızda geçen hafta biliyorsunuz bir televizyon programında açıkladı. Daha bir kısmını açıkladı. Önümüzdeki günlerde de tamamını kamuoyu görmüş olacak. Niye bir iktidar bunlara başvurur. Yani cumhuriyeti kurmuş bir siyasi partiyi hangi argümanlar üzerinden siz kapatmaya çalışacaksınız? Gerekçe ne? Gerekçede şu; Cumhuriyet Halk Partisiyle iş bankası. Cumhuriyet Halk Partisiyle iş bankasının ilişkisi o kadar berrak ki buradan baktığınızda öbür tarafta görebilecek durumdasınız cam gibidir. Cumhuriyet Halk Partisinin bu hassasiyetinden dolayı iş bankası bugün dünyanın en prestijli bankası. Türkiye'de yani küresel dünyaya gittiğinizde size sorabileceği ya da iş dünyası çok iyi bilir herhangi bir teminat mektubu ihtiyacını istediklerinde iş bankası teminat mektubunu isterler. Bankanın gücünden dolayı. Şimdi böylesine güçlü bir bankayı Türkiye'de ve dünyada prestijli bir bankayı kirli siyasetinize alet edebilecek duruma gelmenizin Türkiye'ye yaratacağı bedeli asla düşünememişler bu cahiller.

Sonra nihayet aklıselim, ekonomiyi bilen Ali Babacan ve oradaki birçok insanların müdahalesiyle eyvah siz ne yapıyorsunuz. Şimdi CHP'yle ne hesabınız varsa gelin Cumhuriyet Halk Partisiyle her türlü hesaplaşabilirsiniz. Biz buna hazırız ama bizimle hesaplaşırken Türkiye'nin en prestijli bankasını bu meseleye bulaştırmaya çalıştığınızda bugün dolar 2 bin 600, iş bankasını tartıştırırsanız dolar 3 bin olur ve siz orada 3 gün oturamazsınız. Sonra bunu fark edince eyvah dediler bir telaş Sayın Genel Başkanımızın isimleri afişe etmesi ve aklıselim AKP'deki insanların ya ne yapıyorsunuz iş bankasını bu tartışma konusunun içine çekmeyin demeleri bunu erteledi.


Mehmet Çatakçı: Tam üzerine geldiniz ben şunu da sormak istiyorum. Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu grupta dedi ki, bize karşı kumpasta devletin bir önemli kurumu kullanıldı. Aynı iddiayı Dengir Mir Mehmet Fırat AKP'yi kuran ve bir zamanlar en yakınında olan Dengir Mir Mehmet Fırat yine bu kurumla ilgili yani MİT'le ilgili dedi ki, HDP ve MHP'nin barajı aşmaması için dedi böyle bir senaryo hazırlanıyor dedi. Şimdi bakıyoruz Sayın Genel Başkanın dedikleri de aynı şekilde, Dengir Mir Mehmet Fırat'ın dedikleri de aynı şekilde. Böyle bu senaryolar 2015 seçimini nereye götürecek?
Gürsel Tekin: Şimdi bir kere yani AKP neden YTP oldu yani yalan, talan partisi oldu. Olağanüstü kabul edilemeyecek suçlara bulaştılar. Gerek Ortadoğu coğrafyasındaki bu gelişen sürecin bir parçası oluşları, gerekse içerde işte 17 Aralık - 25 Aralık benzeri ve daha sonra neredeyse hukukun tamamını rafa kaldırarak olumsuz ihaleler, mal dağılımları ve bütün bunlar. Şimdi bütün bunlar ortadayken iktidardan gitmenin bir bedeli olmalı. Yani iktidardan gittiğinizde yargı işleyecek. Yargıyı tutmanız mümkün değil. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisinin, MHP’nin ya da HDP'nin bir şey yapmasına gerek yok. Doğal olarak yargı süreci başlayacak. Yani 17 Aralık - 25 Aralık'ı siz geçici olarak parlamentoda kapatabilirsiniz. Ama toplumun vicdanında, devletin vicdanında bunu kapatmanız mümkün olmayacaktır. Bu sayfalar açılacaktır. Bu sayfalar açıldığı zaman buna bulaşmış insanlar doğal olarak yargının önünde hesap verecek. Bu hesabı vermemek için, insanların bizi daha rahat anlayabilmesi için gidiyorsunuz işte bir restoranda yiyorsunuz içiyorsunuz hesaba gelince masayı dağıtmaya çalışıyorsunuz. Masayı dağıtırsanız bedelini çok ağır ödersiniz. Bu masayı dağıtmaktan vazgeçmeli AKP. AKP meşru zeminde geçmiş dönemlerde olduğu gibi her siyasi parti gibi millete kendisini teslim edecek, milletin vereceği karar doğrultusunda buna razı olacak. Aksi takdirde bunu düşünmek bile istemiyorum. Siz kumpas kurmaya çalışırsınız.

Bakın, Türkiye coğrafyasının en büyük özelliklerinden bir tanesi bin yıllık bir devlet geleneğimiz var. Efendim çeşitli dönemlerde sıkıntılar olmuştur, yanlışlar olmuştur falan filan. Ama bütün devlet geleneklerimize baktığımızda devletin bekası hep ön planda olmuştur. İktidarlar çeşitli dönemlerde çok güçlü iktidarlarda görmüştür bu devlet. Devletin kurumlarını kullanarak, siyasi partileri itibarsızlaştırarak ya da siyasi partilere devletin kurumları aracılığıyla kumpas kurmaya çalışırsanız o kumpasın içine düşersiniz. Hatırlarsanız 2011 yılında ya da 2012'nin başıydı tam hatırlamıyorum yine sizin yanınızda ve televizyonlarda Başbakanın dinlendiğini ifade ettim. Bunu da resmi olarak bir soru önergesiyle o dönemde de işte MHP, CHP2nin dinlendiğiyle ilgili belgeler konuldu. Çıktım dedim ki, Sayın Kılıçdaroğlu'nu dinlemek bir zaman kaybıdır. Sayın Bahçeli'yi dinlemekte bir zaman kaybıdır. Bir şey bulamazsınız. Kupan arsa pazarlığını bilmez, ihale vermesini bilmez. Bunların her ikisini de beğenirsiniz, beğenmezsiniz devlet terbiyesi almış iki insandır. Ama siz kendinize bakın. O zaman bana bugünün adalet bakanı efendim işte bunlar iftira, bunlar bilmem ne falan denildi. Sonra anlaşıldı ki, nihayet 17 Aralık - 25 Aralık'tan sonra kendileri ifade etmeye başladı. Efendim inlerimize girmişler, biz onların inlerine gireceğiz. Bizi dinlemişler. Size söyledik, bakın uğraşmayın bizimle. Niye siz rahmani işler dururken niye şeytani işlere bulaşıyorsunuz kardeşim. Dinimizin gereği rahmani olmak değil midir? Bu şeytani meselelerden uzak durun. Dinimizin temel kurallarından birkaç tanesi önemli sayar. Yalan söylemeyeceksiniz ve iftira atmayacaksınız.

Şimdi bu kadar yalan, bu kadar iftirayla bu iktidarın ayakta kalması mümkün değildir. Bunu bütün vatandaşlarımızın bilmesi lazım. Daha çok Türkiye'ye zarar vermememiz gerekiyor. Bakın şu anda dolar 2 bin 600. Öngörüsüz bir dış politikayla sadece insanlar zannediyor ki Tayyip Erdoğan'la işte merkez bankasının başkanıyla kavgadan dolayı. Hayır asla öyle değildir. Ortadoğu projesindeki bu sıkıntılar maalesef ihracatımızı olağanüstü düşürdü ve önümüzdeki dönemde Sayın Davutoğlu Amerika'ya niye gitti biliyor musunuz? Niye ikide bir Arabistan'a gidiyorlar? Arabistan'a gidiyorlar, Amerika'ya gidiyorlar aman ne olursunuz bizi Mısır'la barıştırın. Niye? Çünkü bütün ro rolar Nisan ayından itibaren kapanacaktır. Bu da ne demektir biliyor musunuz? Türkiye'nin ihracatı düştüğü zaman doların ne durumda olacağını düşünmek bile istemiyoruz. Onun için bu kadar sorun yaratmış bir iktidarın, böyle yalan, talana başvuran bir iktidarın bir dönem istirahat etmesi lazım. Türkiye’nin selameti açısından istirahat etmesi lazım. Aksi takdirde önümüzdeki süreçte ben Türkiye'nin ekonomik manzarasını düşünmek bile istemiyorum.


Mehmet Çatakçı: Ben yine bir iddia üzerine soru sormak istiyorum. Dengir Mir Mehmet Fırat HDP'ye geçtiği gün televizyonlarda yaptığı açıklamada dedi ki, ben dedi Hakan Fidan'ın aday yapılacağına inanmıyorum. Hakan Fidan yeniden MİT'in başına getirilebilir ki o zaman böyle bir şey yoktu. Şimdi görüyoruz ki Hakan Fidan tekrar MİT'in başına getirildi ve aday yapılmadı. Dengir Mir Mehmet Fırat'ın ortaya attığı HDP ve MHP'nin baraj altı kalması için bazı kurumlar devreye sokulacak dediği iddiaları. Şimdi bu olaya bakıyoruz ki Dengir Mir Mehmet Fırat'ı doğruluyor. Hakan Fidan'ın tekrar MİT'in başına getirilmesi hukuka uygun mu? CHP olarak nasıl bakıyorsunuz?
Gürsel Tekin: Siz Olay TV'nin kuruluş aşamasında var mısınız? Varsınız değil mi? Her şeyi bilirsiniz. Buranın kuruluşundan itibaren varsanız siz ayrılsanız da burada nelerin olduğunu, kuruluş amacında nelerin yaşandığını, kimlerle kimin ilişkisinin olduğunu çok iyi bilirsiniz. Sayın Fırat'ta bunu biliyor kurucusu. İlişkileri biliyor. Geçmiş dönemlerdeki bu kirli ilişkilerin bir kısmını kendisi de ifade etti. Devletin kurumlarının sadece iktidarın geleceğiyle ilgili bu kirli ilişkilerin nasıl kullanıldığını çok iyi bildiği için onun üzerine söylüyor ve dediği de doğru çıktı ilk kez. Daha Hakan Fidan adaylığını çekmeden önce Sayın Fırat dedi ki, Hakan Fidan aday olamayacak. Demek ki bu ilişkileri biliyor. Amerikalıların çok güzel bir sözü var. Derki, bütün ortaklıklar bozulur, suç ortaklıklarını bozamazsınız çok zordur.

Şimdi ben bugüne kadar sadece Türkiye'de değil, dünyanın hiçbir yerinde iktidar yetkilisiyle devlet kurumu arasındaki bir şahsa benim sır küpümdür diyemezsin, yok öyle bir şey. Devleti temsil edenler devletin sır küpleridir. Bugün gider iktidar dediğin geçici bugün gelir başka bir gün gider ve bugüne kadar onlarca Başbakan gibi Sayın Başbakanda gitti yarın bir başka başbakan gelecek. Böyle bir şeyi kabul etmek. Ne demek sır küpü? Bakın ne diyoruz? Milli İstihbarat Teşkilatı. Yani 76 milyonun güvencesi olan bir yerden bahsediyoruz. Şimdi 76 milyon yurttaşın güvencesi olması gereken istihbarat örgütünün başındaki bir şahısla bir başbakanın ne sırrı olabilir. Bunu kabul etmek mümkün değildir.

Dönüşe gelince, yasal olarak engel var mı yok mu bilmiyorum ben hukukçu değilim. Ama siyaseten kabul edilecek bir durum değildir. Niye kabul edilecek bir durum değil. Bir kere bugüne kadar MHP'yle, CHP'yle ilgili çeşitli tuzakların kurulduğunu ve çok ağır bedellerin ödetildiğini biliyoruz. İşte Sayın Baykal'la ilgili, MHP'nin milletvekilleriyle ilgili. Bütün bunlar halen sonuçlanabilmiş değildir. Aslında istihbarat örgütünün temel görevi bütün bu olup biten bu meseleleri günışığına çıkarmaktır. Hükümetin önüne getirecek diyecek ki bu tuzağı falan kimseler kurdu ve yargının önüne verecektir. Bunlar yok.

Son günlerde tartışılan Sayın Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi o kurumda belli bir grubun siyasetçiler üzerine kurmuş olduğu tezgahlar ortada. Şimdi bütün bunlar bir siyasi partiye aday olmuş, en azından aday adayı olmuş bir şahsın tekrar bu kurumun başına gelmesi doğru çok ciddi bir tartışma konusu olur. Hem kurum açısından çok ciddi zedelenir. Aynı zamanda Sayın Fidan’da orada çok ciddi sıkıntıyla karşı karşıya kalabilir.


Mehmet Çatakçı: Sayın Fidan açıklamıştı yoruldum artık şey yapmak istiyorum ama adaylığını çekti ve tekrar göreve başladı.
Gürsel Tekin: Demek ki bu 29 gün içerisinde yorgunluğu giderilmiştir ya da eski başbakan, yeni başbakan hangi argümanlar üzerine geri dönüşünü sağlamıştır onu da önümüzdeki günlerde göreceğiz. Yani bunlar çok gizli kalacak durumda değil.

Mehmet Çatakçı: Şimdi iç güvenlik paketi görüşülüyor mecliste.
Gürsel Tekin: Sıkıyönetim paketi.

Mehmet Çatakçı: Sıkıyönetim paketi sizin iddianız o. Eski siyasilerin açıklamalarını izliyorum televizyonlarda diyorlar ki, bu paketle seçim güvenliği sağlanamaz. Yani muhalefetin sandıkta itiraz edemezler. Kimse sandık başında buna itiraz etmesi mümkün değil, polis alır götürür 2 gün gözaltında tutabilir. Şimdi böyle bir iç güvenlik paketi geliyor ve 2015 Haziran'ında seçim var. Peki bu iç güvenlik paketi çıktıktan sonra bu seçimlerde sandık güvenliğini nasıl sağlayacaksınız?
Gürsel Tekin: Bir kedi muhabbeti vardı trafoya kedi girmiştir. Biz doğrusu kedi muhabbetine alışmıştık. Şimdi trafolara sadece kediler girmeyecek trafoları şartelleri kaymakamların ve valilerin odalarına bağlanacaktır. Seçim günü bölgelerde sadece ulusal kanallar için söylemiyorum bölgesel olarak atıyorum işte Erzurum yerel televizyonu, Kırıkkale ya da Çorum, Sivas’taki yerel televizyonlar objektif haber ya da oradaki valiyi, kaymakamı eleştirebilecek bir durum içerisinde olamayacak. Çünkü kaymakam, vali, savcı ve hakim olacak. İstediği an polise talimat verecek diyecek ki şu programcıyı al getir bana. O televizyonu kapatın, şartelini kapatın deme yetkisine sahip olacak. Şunu herkesin çok net bilmesi gerekiyor. Güvenlik yasasına en çok bizim ihtiyacımız var. Kimin ihtiyacı var sayayım ben. İşçinin, köylünün, taşeron işçinin, hiçbir sosyal güvencesi olmayan çalışanların, memurların, Cumhuriyet Halk Partilerin, MHP'lilerin parlamentoda grubu olmayan bütün siyasi partilerin güvenlik yasasına ihtiyacı vardır. Kimin güvenlik yasasına ihtiyacı yok? AKP'nin güvenlik yasasına ihtiyacı yok. Niçin yok? Bırakın AKP siyasetçilerini, bırakın bakanların onlarca koruma polisini, ne kadar AKP’li gazeteci varsa en az ikişer tane, üçer tane koruma polisi var. Onun için korunacak bir şeyi yok. Bizim korunmaya ihtiyacımız var. Gerçekten bir korunma yasası getirecekseniz, bir güvenlik yasası getirecekseniz biz sadece elimizi değil gövdemizi koymaya hazırız. Ama bu bir güvenlik yasası değildir bunu herkesin bilmesi lazım. Türkiye'de ilk kez özellikle AKP'ye oy veren seçmen kardeşlerime sesleniyor. Şöyle bir düşünün 3 tane farklı siyasi parti, 3 tane farklı siyasal ideolojideki insanlar bir araya geliyor. Hadi bizi de boş verin aklıselim, hukuka inanmış, demokrasiye inanmış AKP'li hukukçulara sorun. Bunların hiçbir tanesinin bir güvenlik yasası olmadığını, bunun tamamen önümüzdeki süreçte seçimde oyları %35, %36'lara AKP'yi yeniden nasıl diriltebiliriz.

Şunu da söylemek istiyorum dipnot olarak. Mezarlıkların önünden geçiyorsunuz, ölüler dirilmez. Bu saatten sonra AKP'yi hiç kimse diriltemez. Hangi sıkıyönetim yasasını getirirseniz getirin diriltemezsiniz. Daha düne kadar televizyonlarınıza bakın, sizden rica ediyorum ne olursunuz 2010, 2011, 2012'ye kadar nasıl laflar ediyorlardı aman Allah'ım. Biz küresel dünya olduk. Efendim biz dünyaya hükmedeceğiz, biz bilmem ne olduk. Ne oldu şimdi size? Amerika'ya gidiyorsunuz bir tane sıradan dışişleri bakanı sözcüsü bir kızcağız soruyorlar Türkiye başbakanı da burada a buradaymışlar mı diyebilecek duruma düşüyorsunuz Türkiye'yi. Bundan vazgeçin. Ortadoğu coğrafyasında tecrit edilmiş bir hale geldik. İslam coğrafyasının sigortası olan bir ülke bugün Amerikalılara gidiyoruz bizi Mısır'la barıştır. Sizin ne derdiniz vardı Mısır'la? Niye Mısır'la alışverişiniz bu duruma düştü? Biz Mısır'a gittik kıyametler koptu siz niye Mısır'a gittiniz? Mısır'la bizim çok önemli ilişkilerimiz var, biz kardeş ülkeyiz, İslam coğrafyasının en önemli iki tane büyük ülkesiyiz. Bakın kimsenin tuzağına gelmeyin Ortadoğu coğrafyasındaki bu kirli işlere bulaşmayın. Bu kirli işlere bulaşırsanız kendinizi çıkaramazsınız ve öyle bir noktaya geldik ki bu küresel oyuncuyuz diyen çocuklar gece yarısı mezarlıklarımızı kaçırıp getirmek zorunda kaldılar. Türkiye bunları hak etmiyor. Bütün bunlara baktığımızda bu kadar Türkiye'yi acz duruma, çaresiz duruma getirmiş iktidarın milletin üstünden elini çekmesini arzu ediyorum.


Mehmet Çatakçı: Geçen hafta biliyorsunuz yaşanan en büyük tartışma eski İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın anayasayı tanımıyorum açıklamalarıydı. Daha sonra yanlış anlaşıldığı iddiaları vardı. Çok sert tepki CHP olarak. Yani bu anayasayı tanımıyoruz ama bu anayasayla seçime gidiyoruz. Nasıl bunu değerlendiriyorsunuz?
Gürsel Tekin: İşte diyorum ya yani her şeylerini yalan üstüne kurdukları için o zaman sevgili hemşerime hemen bir çağrıda bulunmak istiyorum. Doğrudur bu anayasa 12 Eylül döneminden kalmıştır ve bu anayasada değişmesi gereken maddeler var. Yarından itibaren şeyi yoktur hemen bu hafta getirsinler Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle 12 Eylül döneminden kalan maddeler. Bir; siyasi partiler yasası. İki; %10 barajı. Dört; demokrasinin önündeki bütün engeller. Beş; örgütlenmelerin önündeki bütün engeller bunlar 12 Eylül döneminden kalma. Bundan rahatsız mı getirsinler Cumhuriyet Halk Partisi olarak oy vereceğiz. O da o kürsüye çıktığında hani anayasaya göre yemin ediyor ya hiç olmazsa yemin ederken ayağını kaldırmamış olur. Böyle yalandan çıkacaksın kürsüde namusum, şerefim adına yemin edeceksin sonra ben bu anayasayı tanımıyorum. Değiştirelim kardeşim. Rahatsızlık varsa 5 maddeyi sayıyorum bakın. 5 madde ana maddedir, 12 Eylül döneminden kalan maddelerdir değiştirelim. Eğer yürekleri varsa hodri meydan diyorum. Sizin aracılığınızla bu çağrıda da bulunuyorum. Eğer buna evet derlerse Cuma günü hemen parlamentoda bu 5 maddeyi indirelim ve sevgili bakanımızda bu vesileyle o darbe dönemindeki yasalardan da kurtulmuş olur.

Şimdi bunu söyleyen bir siyasetçi sorumsuzluğa bakın. Sıradan bir vatandaş bunları söylerse ben hukuku tanımam kardeşim anayasayı tanımam derse nasıl olacak. Yani garibime siz her şeyi işletiyorsunuz da size gelince mi şapur şupur. Şapur şupurdan vazgeçin. Öyle yalandan meydan okumayın getirin parlamentoya o 12 Eylül döneminden kalan bütün maddelere Cumhuriyet Halk Partisi olarak oy vereceğiz.


Mehmet Çatakçı: Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye'nin muhtarlarıyla buluşma toplantılarına devam ediyor ve muhtarlarla yaptığı toplantıda 400 milletvekilliğini tekrarladı başkanlık sistemi için. Bu özellikle Türkiye tipi başkanlık olacak ki, Sayın Abdullah Gül Eski Cumhurbaşkanı karşı çıktı. Dedi ki, olmaz böyle bir başkanlık. Yani olursa Amerika'daki gibi olur. Bu 400 milletvekili çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gürsel Tekin: Bunu niye yanlış değerlendiriyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanı herhangi bir partinin ismini zikretti mi?

Mehmet Çatakçı: Hayır.
Gürsel Tekin: Niye CHP için istemesin? Yani neden? Belki CHP için 400 milletvekili istiyor.

Mehmet Çatakçı: Ama konuşmalarında CHP ve MHP'nin sandığa gömülmesini istiyor.
Gürsel Tekin: Ha gömülmesini istiyor. Kim kimi gömecek ayın 7'sinde inşallah hep beraber göreceğiz. Bir kere mevcut anayasamıza göre siz yemin ediyorsunuz. Hangi dönemde yapılırsa yapılsın değişmediği sürece o anayasa hepimiz için geçerli olan bir kavramdır. Sayın Cumhurbaşkanı bu anayasaya göre yemin etti. Tarafsız kalacaktı. Şimdi bir usul bulmuşlar herkesi çağırdılar. İşte onu bunu önümüzdeki haftada galiba kasapları çağıracaklar. Yani o kadar komedi bir duruma düştü ki, kaçak sarayı meşrulaştırmak için özellikle seçtikleri günlere bakın.

Buradan bütün televizyonlara sesleniyorum. Özellikle grup toplantıları biliyorsunuz ilk bu kuralar yapıldığında şu televizyonlarda, gazetelerde özellikle televizyonlardan gelen talep şuydu o dönem hatırlayın. Sıraya koyalım, sıraya koyulsun ki bütün siyasi partilerin konuşmaları verilsin diye ve böyle oldu. Son 20 yıla baktığımızda 20 yılda da usul böyledir devam ediyor. Ne zamana kadar? Kaçak saraya çıkan cumhurbaşkanına kadar. Şimdi sanki gün torbaya girmiş. Neredeyse 7 gün 24 saat konuşuyorlar Allahtan insanlar televizyonları izlemiyor. Bütün reyting şeylerine bakın Sayın Başbakan ve Sayın Cumhurbaşkanı çıktığında otomatikman düşüyor. Bunu ben söylemiyorum ellerindeki verilere bakarlar.

Şimdi Salı günleri özellikle 5 Salıdır takip ediyoruz Sayın Cumhurbaşkanı ne zamanki Sayın Genel Başkanımızın konuşması sırası gelince ya muhtarlar toplantısı, ya tombalacılar toplantısı, zırt toplantı bırt toplantı falan filan çıkıyorlar sürekli aynı kelimeleri işte dün söyledikleri nefret söylemleriyle bunları söylüyorlar.

Şimdi bu televizyonları buradan uyarmak istiyorum. Vermeyebilirsiniz itirazımız yok. Hani Temel'in dediği gibi demiş ya seni tanımayorum. Sen beni tanımayorsan ben seni hiç tanımayorum. Bizde sizi izlemeyiz. Ama bu kadar ayıp böyle bir şey olabilir mi? Siz sabahleyin kimi verdiniz? Davutoğlu'nu. Davutoğlu hak sahibiyse ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi niye hak sahibi değil. Bizim tam Genel Başkanın konuştuğu dakikalarda niye Sayın Cumhurbaşkanını ayırdınız, ne hakkınız var buna? Ayıp değil mi, günah değil mi? Vicdanınız bunu nasıl kaldırıyor. Ne yaparsanız yapın basının, medyanın da bilmesi gereken. Ben tabi bir şey söyledim bunu yanlış değerlendirdiler. Elbette bizim fıtratımızda eşkıyalık yoktur. Biz hukuka, demokrasiye inanmış insanlarız. Dedim ki, bir kısım kirli medyaya Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında el konulacaktır. Elbette hukuken el konulacaktır biz eşkıya değiliz. Bunu neye dayanarak söylüyorum. Çünkü birçok kirli tuzakların bir parçası da bunlar. Sayın Genel Başkanımız önümüzdeki günlerde açıklayacağı o çetenin içinde hangi basın mensuplarının olduğunu da hep beraber göreceğiz. Yoksa biz Cumhuriyet Halk Partisi eleştiriliyor diye kimseye kızmıyoruz. Eleştirebilirsiniz. Biz tam tersine eleştirilerden ders alıyoruz. Ama hakaretleri asla kabul etmemiz mümkün değil.


Mehmet Çatakçı: 2015 seçimlerine CHP nasıl giriyor?
Gürsel Tekin: Cumhuriyet Halk Partisi son bir yıldır özellikle ekonomiyle ilgili, ekonomi ağırlıklı işsizlik, yoksulluk, sefaletle ilgili çok ciddi projeleri var. 2011 yılında bizim sosyal proje dediğimiz aile sigortası dahil olmak üzere bu projelerimizin tamamını revize edeceğiz. Ama en önemli hedef kitlemiz özellikle taşeron işçiler, emekliler, yoksullar. Yani Cumhuriyet Halk Partisi olarak iddiamız dünyanın her yerinde gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sosyal devlette hiç yoksul yoktur. Sosyal devlette aç yoktur. Yoksulluğun sınırı yok. Yani zenginliğinde sınırı yoktur. Şimdi 1 milyon doları olanda zengindir ama 1 milyar doları olanda zengindir. Biz bu ülkede hiç kimse geçime muhtaç olmayacak bir sistemi getiriyoruz. Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Hiçbir anne yani Samsun'daki bacımız gibi çocuğuna süt alamadığı için intihar etmeyecek. Hepimizin güvencesi Cumhuriyet Halk Partisi olacak. Buna inanmanızı istiyoruz. Basınında, medyanın da, bugün yine Başbakan geçen hafta Cumhurbaşkanı bugünde Başbakan beni ağzına dolamış. Efendim işte hitler. Valla bizi herkes tanır. 28 Şubat dönemi dahil olmak üzere demokrasiye zarar verilen her yerde bizim dik duruşlarımız vardır. 28 Şubatta siz hepiniz inlerinize kaçtınız. Rahmetlik Erbakan'ı sırtından siz vurdunuz. 28 Şubatçılar değil neredeydiniz? Şimdi bakma bunlara.

Onun için hiç kimse bizim demokrasiyle, özgürlükle olan mücadelemizi sınırlamaya kalkışmasın. Biz ne dediğimizi biliriz ama yine tekrarlamak istiyorum yasadışı işlere bulaşmış, kirli işlere bulaşmış, özellikle devletin kurumlarının da ortak olduğu bu çetelerlele de elbette hesaplaşacağız.


Mehmet Çatakçı: Sayın Gürsel Tekin çok çok teşekkür ediyoruz.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum. İnşallah gerilimsiz, sıkıntısız bir ülke Türkiye için hep beraber mücadele edeceğiz. Bizim daha çok temel şeyimiz kimin % kaç oy alacağı değil, daha huzurlu bir Türkiye'yi nasıl yaratabiliriz. Elbirliğiyle bu mücadelemizi yapacağız.

Mehmet Çatakçı: Efendim çok teşekkür ederiz. 2015 seçimlerinin bütün Türkiye'ye hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz.
Gürsel Tekin: İnşallah.

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 13 Mart 2015 14:12

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica