Gürsel Tekin Genç Bakış'ta gençlerin sorularını yanıtladı

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin 12 Mart 2015'te Abbas Güçlü'nün sunduğu Genç Bakış programının yayın konuğu oldu ve gençlerin sorularını yanıtladı.

Abbas Güçlü: İyi geceler sevgili izleyenler, yeni bir Genç Bakış'ta daha sizlerle birlikteyiz bugün. Biraz siyaset konuşacağız. Çünkü siyaset kazanı artık fokur fokur kaynıyor. 7 Haziran'da gerçekten son yılların en önemli bir seçimi var. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'sız bir Ak Parti ne yapacak herkes onu merak ediyor. CHP 28 bandını aşıp %30'ları görecek mi, göremeyecek mi, göremezse ne olacak CHP'de. HDP barajı aşıp dördüncü parti olarak girecek mi, MHP sürpriz yapacak mı, çok tartışmalı konular var. Her şeyden öncesi de halk artık takım tutar gibi ben siyaset takip etmiyorum, parti tutmuyorum, ben karnıma, cebime bakarım geçimime bakarım diyor. Yani bu seçim biraz öncekilerden sanki farklı olacak. Biz seçime kadar diğer partileri konuk edeceğiz ve tartışacağız biraz da. Ne öneriyorsunuz diye önce CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin var. Ona soracağız bakalım. Yayın öncesi genç arkadaşlarda ona sordular. CHP iktidara ne kadar hazır, konulara bakış açısı nasıl. Örneğin işsizliği ne yapacak, atamalar konusunda yeni bir şey var mı, tarımda ne yapacak, iç politikada ne yapacak, dış politikada ne yapacak. O kadar çok konu başlıkları var ki bunları tek tek konuşacağız sizlerle.

CHP'nin bu seçimdeki hedefi nedir? Eleştirmek için mi geleceksiniz, yapmak üzerine mi stratejide olacaksınız, CHP bu seçimlerde neyi öne çıkaracak. İsterseniz hemen bundan başlayalım.
Gürsel Tekin: Evet çok teşekkür ediyorum. Tabi ki her siyasi parti gibi CHP'nin temel hedefi iktidar olmaktır. Hiçbir siyasi parti muhalefet etmek için siyaset yapmaz. Bir önceki seçimlerde, 2011 yılında belki biraz bizim eksiğimiz biz anlatamadık biraz da kısa süre içerisinde dönemsel olarak o dönem ekonomi her şeye rağmen iyi gittiği için bizim projelerimiz pek anlatılamadı. Bu seçimde daha çok biz ekonomi ile ilgili Türkiye'nin gerçekten bozulmuş iç politikası, dış politikası, en önemlisi tabi ki ekonomidir, dünyanın her yerinde böyledir. Hatırlarsanız 1,5 yıl önce Almanya'da seçim olmuştu, ben seçimi izledim. Merkel'in bir sloganı vardı, "Ben Merkel" başka hiçbir şey yoktu. Gerekçesi de şu, Avrupa'da ciddi bir ekonomik sıkıntı olurken Almanya bu krizi yaşamadan atlattığı içindi. 2009, 2011 yılında da AKP'nin keza istikrar bozulmasın sloganı vardı. Şimdi bakalım hangi sloganı kullanacaklar gerçekten çok merak ediyorum. Tabi ki seçmenin birinci önceliği ekonomidir, bizim bugüne kadar yaşamış olduğumuz bütün seçimlere baktığımızda kesinlikle ekonomi seçimi belirliyor. Son dönemlere baktığımızda sadece dolara bağlı değil aynı zamanda, son 2 yıldır işsizlik çok can alıcı bir durumda.

Abbas Güçlü: Peki siz iktidara gelirseniz bu sorunlar ortadan kalkacak mı? Her şeyden önce nasıl kaldıracaksınız, mesela aile sigortası dediniz bir önceki seçimde ama bu parayı nereden bulacak dedi iktidar milletvekilleri. Milyonlarca üniversite mezunu işsiz var. Lise mezunu işsiz var, bu kadar istihdam olanağını nasıl yaratacaksınız... Bunlara bugün somut cevaplar almak istiyoruz.
Gürsel Tekin: Aile sigortası dediğimiz bizim böyle kendiliğinden keşfettiğimiz bir proje değildir. Bugün küresel dünyada demokratik ülkelerin tamamında ve bizim de anayasamızda sosyal devlette olması gereken bir olaydır. Yani sosyal devletin yapması gereken üç tane temel kural vardır. Başka türlü siz sosyal devlet olamazsınız. Eğitim, sağlık ve yoksulluğu gidermek... Aile sigortası dediğimiz budur, bütçenin sadece %5'ini harcayacağız. Şimdi olabildiğince negatif şeyleri söylememeye çalışacağım ama bu oturduğumuz bu şehirde İstanbul'da son 10 yılda 100 milyar dolar rant elde edildi. Bunu bütün belgeleriyle ortaya koydum.

Abbas Güçlü: Peki bu 100 milyar dolar kimin cebine gitti? Devletin cebine mi girdi?
Gürsel Tekin: Hayır keşke devletin cebine girse, zaten sorun olmaz. Belki bugün bu krizlerle de karşı karşıya kalmamış olacağız. Yine keza baktığınızda saraya harcanan paraya bakıyorsunuz, 17-25 Aralık'taki talanın vurgunun bütün miktarlarına bakıyorsunuz, bunlar da bizim verilerimiz değil. Uluslararası verilere baktığınızda 87 Milyar Euro'dan bahsediliyor. Bütün bunlara baktığınızda da Türkiye'de para var, gerçekten Türkiye bu parasızlıktan falan değil, Türkiye'deki sıkıntı sadece bugüne mahsus değildir. Özellikle 12 Eylül'den sonra hukuk sitemimiz bozulduğu için siyaseti özellikle bu kirli işlerden, kirli alanlardan bir türlü arındırabilmiş değiliz.

Abbas Güçlü: Siyaseti siz Ankara'da konuşmaya devam edin, biz burada somut belgeler üzerine gitmek istiyoruz.
Gürsel Tekin: Bütçenin %5'i ile siz ortalama yurttaşımızın tamamını bu sosyal sosyal projelerden faydalanabilecek duruma getireceksiniz. İkincisi şöyle bir durum var yani, pay gibi şirket ortaklığı gibi düşünün. 77 Milyon yurttaşımızın tamamı vergi ödüyor. Yani ben işsizim, yoksulum,  ben vergi ödemiyorum diyebilecek bir vatandaş yok. Şu anda doğan çocuk, vergi mükellefi olarak doğdu. Çünkü ona süt alınacak, mama alınacak, bütün bunlar vergi. Yani vatandaşın ödemiş olduğu vergileri vatandaşa vereceksiniz. Yoksula, imkansızlığa ödediğiniz her paranın yarısı doğal olarak size geliyor. Aslında zengin vergi ödemiyor, yoksul bu parayı ödüyor. Çünkü zengin her harcamasını gider olarak kullanıyor. Vatandaşın gider olarak kullanabileceği bir şeyi yok. Bu paralar rahatlıkla verilebilir ve bir ülkede eğer eşitsizlik varsa, yoksulluk varsa o ülkede siz demokrasiyi de işletemezsiniz, huzuru da getiremezsiniz. Bütün bunlar yapılabilecek işlerdir.

Abbas Güçlü: Sorulardan başlayalım, dedik ki politika yapmayacağız, somut. Bütün partilere de onu soracağız, ne yapacaksınız. Sağlık konusu, ulaşım konusu, güvenlik konusunda ne yapacaksınız. İşte iki tane şehitimiz düştükten sonra uçakların uçmamasına karar verildi. Keşke uçmadan önce karar alınsaydı da son iki şehitimiz olmasaydı. Türkiye hep acılar yaşadıktan sonra kararlar alıyor. Bu kez acılar yaşanmadan kararlar almak için somut diyelim. Politikacılara tek tek soralım, seçimler sonrasında da tek tek takibini yapalım. Hani siz bunu bunu demiştiniz, bunun hesabını verin diyelim.

Ozan Barış Bayraktar: Şöyle başlayalım, 17-25 Aralık operasyonları derken, 30 Mart seçimlerinde CHP'ye ciddi bir baskı oldu. Gerek Fetullah Gülen cemaati ile paralel yapı denilen ve öyle bir örgütle bağlantılı halde olduğu ve ortak çalışmalar yapıldığı, gizli anlaşmalar yapıldığı söylendi. Tabi o süreçten sonraki her muhalefet yapmaya çalıştığınızda size defalarca önünüze sunuldu. Paralel yapının sözcüsü olarak CHP gösterildi. Bütün seçmenlerde buna emin. 7 Haziran seçimlerinde de en çok üzerinize yüklenecekleri nokta ve CHP için söylenecek nokta, paralel yapıyla gizli bir anlaşma ve çalışma olduğu. Sizin Fetullah Gülen hakkındaki şahsi düşünceleriniz nedir. CHP'nin paralel yapı hakkındaki düşünceleri ve tavrı ve hareketleri nedir?
Gürsel Tekin: Sondan başlayıp başa geleyim. Bizim sadece Fettullah Gülen cemaati ile değil bütün cemaatlerle ilişkimizin sıfır noktada olduğunu söyleyebilirim. Bununla ilgili bir ibare varsa, bakın devletin bütün kurumları MİT dahil olmak üzere iktidarın elinde, afedersiniz neredeyse donumuzun rengini biliyorlar. Onun için ellerinde ne belge varsa çıkarmıyorlarsa namettirler. 17 Aralık'a gelince, bakın 17 Aralık daha ortada yok, 2011 yılında biraz önce anlattığım 100 Milyar Dolar ile ilgili Google'a girdiğinizde çok net olarak göreceksiniz. 2011 yılında TBMM'de basın toplantısı yaptım. Basın toplantısında organize yolsuzluğun nasıl olduğunu şemalarla koydum. Aynen şunu söyledim, burada çeşitli bakan çocuklarının olduğunu daha o gün söyledim. Bu yolsuzlukların bir rivayet değildir, bu yolsuzluklar sadece cemaatin 17-25 Aralık mücadelesi ile ortaya çıkmış değildir. 17-25 Aralık bir suç ortaklığının bozulmasıdır. Bunu böyle görmek lazım. Size şu soruyu sormak istiyorum. Sayın Baykal 2008 yılında F tipi dediği için, Sayın Erdoğan'ın Sayın Baykal'a söylediği lafları görmemiz lazım. Yine Sayın Erdoğan'ın kendi cümleleridir; "ne istediniz de vermedik..." Bütün bunlara baktığınızda 2011 yılında referandum döneminde 26 maddenin 24 maddesine bizde oy verelim ama bu 2 madde, yargı ile ilgili bu 2 maddeyi ne olursunuz bunu yeniden ele alalım dediğimizde "asla olmaz" dedi. "Biz vesayet sisteminden kurtulacağız" dediler. Şimdi ne istiyorsunuz? Ben vatandaş olarak AKP'ye oy versem ben AKP'den hesap sorarım. Ne demek bu paralel yapı, sen ne iş yapıyorsun? Yöneten sen değil misin? Eğer burada sana rağmen bunlar olduysa bunun sorumlusu sensin...
 

Haberin tam metnine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Gürsel Tekin gençlerin sorularını yanıtladı

    Perşembe, 12 Mart 2015 16:00

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica