Gürsel Tekin Kültür TV'de önemli açıklamalarda bulundu

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin 31 Ocak 2015 tarihinde Kültür TV'nin konuğu oldu ve gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Gürsel Tekin, programın başında İstanbul'un trafik sorununa da değinerek, İstanbul'un daracık yollarının bile park alanı haline getirildiğini ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen parkların insanlar için zorluk yarattığını belirtti.

Çağlar Cilara: CHP seçimlere nasıl hazırlanıyor? Aday listesinde sürpriz isimler var mı?
Gürsel Tekin: Biz seçime hazırız, öncelikle onu söylemek istiyorum. Bizim daha önceden hazırlamış olduğumuz çok önemli projeler vardı. O projelerin tamamı hala güncelliğini koruyor. Yeni projeler, çok ciddi bir kaç projemiz var. Önümüzdeki günlerde Sayın Genel Başkanımız Türkiye kamuoyu ile paylaşacak. Örneğin bunların en önemlisi borçlar ve işsizlikle ilgili. 42 Milyon yurttaşımız borçlu. Dünyanın hiç bir yerinde bu yok. Ortalama 56 milyon rey kullanabilecek seçmenin 42 milyonu borçlu vaziyette. Bu borçların çoğu banka borcu olduğu için kronometre gibi faiz işliyor. Bu kadar faizin karşısında bu borçların ödenme imkanı yok. Bir başka konu, şu anda cezaevlerinde 165 bin insan yatıyor. 200bin kişi de cezası kesinleştiği halde yer olmadığı için tutuklanamıyor.

Çağlar Cilara: Siz diyorsunuz ki 40 milyon insan borçlu, 200 bine yakın insan cezaevinde, 200 bine yakını da cezaevine girmek için bekletiliyor. Böyle bir ortamda Türkiye seçime gidiyor. Bizim de projelerimiz var borçlarla ilgili, adalet, hukuk, yargı sistemiyle ilgili. Niye şöyle bir algı var; CHP'nin hiçbir projesi yok. CHP iktidara gelirse bir şey yapamaz, ülkede kriz olur. Böyle bir algı var. Ama siz diyorsunuz ki biz bugünden her şeye hazırız.
Gürsel Tekin: 2011 yılında bizim projelerimiz çok tartışıldı biliyorsunuz. Özellikle AKP medyası, haram medyanın televizyonlarında sık sık tartışıldı. Özellikle bedelli askerlikle ilgili ciddi tartışmalar oldu biliyorsunuz. Eski Başbakan dedi ki, "Parası olan var parası olmayan var, CHP'nin yaptığı işe bak." Kaldı ki biz parası olmayanın da parası olanın da rahatlıkla bedelliden yaralanabileceği bir proje sunmuştuk. E ne oldu kim geçirdi? AKP geçirdi. İntibak yasası. Milyonlarca insanın sorunu var, CHP olarak bizim projelerimizden birisi de budur. AKP yarım yamalı da olsa hayata geçirdi, inşallah CHP iktidarında dört dörtlük hayata geçireceğiz. 41 projemizin 6 tanesini AKP hayata geçirdi. Örneğin aile sigortası tartışma konusuydu. Parayı nereden bulacaksınız en büyük tartışmalarıydı. Parayı bulduk işte, 17 -25 Aralık'ta soyulan paralar. Demek ki Türkiye'de bir para sorunu yok Türkiye'de bir irade sorunu vardır. O irade de Cumhuriyet Halk Partisi'nde vardır. Önümüzdeki günlerde göreceksiniz yoksul vatandaşlarımıza çare olabilecek çok ciddi projelerimiz var.

Çağlar Cilara: Diyorlar ki CHP'nin oy alabilmesi için dindar kesimden oy alabilmesi lazım. CHP'de mevcut kadrosuyla bunu başaramaz diyorlar. Bu kapsamda üç isim gündeme geldi. Bunlardan iki tanesi yalanladı. Nazlı Ilıcak'la Abdüllatif Şener'e teklif götürdüğünüz iddia edildi, her iki isim de yalanladı.  Ali Bardakoğlu var, o da Anadolu Ajansı'na açıklama yapmış ama tam reddetmedi gibi. Var mı böyle bir gündeminiz?
Gürsel Tekin: CHP'ye herkes gelebilir ama şunu söylemek istiyorum. Bu son günlerde tartışılan isimler elbette kendilerine göre çok kıymetli isimlerdir ama bu isimlere ne Cumhuriyet Halk Partisi'nin teklifi olmuştur ne de böyle bir görüşme olmuştur.  Asparagas, kirli zaman zaman CHP ile ilgili pek çok haber duyuyorsunuz. Geçen gün bir gazete yazmış aynen şöyle; biz MYK'da HDP'yi nasıl önleyebiliriz tartışması yapmışız. Şimdi ben de MYK üyesiyim. Nereden tartışılmış, kim konuşmuş? Bu kadar çirkin şeyler. Şöyle bir durum var; CHP ile ilgili her şeyi yazabilirsiniz çünkü herhangi bir bedeli yok. Yalan da yazabilirsiniz, yanlış da yazabilirsiniz. Hadi AKP'ye yazın bakalım. AKP'ye yazıldığı zaman çok büyük bedeli var. Patronundan muhabirine kadar hesabını vermek zorunda kalırlar. Bakın, çok enteresan bir şey. Genelkurmay Başkanıyla Cumhurbaşkanını resepsiyonunda gazeteciler sohbet ediyor. Genelkurmay başkanının sohbetinde sekiz tane muhabir var. Sekiz muhabirin içinde bir tane soru soruluyor. Genelkurmay başkanı da cevap veriyor. Eğer bu konuda bir rahatsızlıkları varsa Genelkurmay Başkanı kendi bürokratlarıdır hesabını sorar. Hayır onu yapmadılar. Sekiz tane muhabiri araştırdılar, bu soruyu hangisi sordu diye. Böyle ağır bir bedeli olunca AKP'yi yazamıyorlar. E ne olacak yazalım CHP'yi. Bunların hepsi yalandır, Cumhuriyet Halk Partisi'nin böyle bir gündemi yok. CHP'nin gündemi şu; çaresizim, işsizimi taşeron işçiyim, emekliyim, köylüyüm. Çare arıyorum diyorsanız. Çare Cumhuriyet Halk Partisidir. Gelin, güç birliği yapalım. Hepinizin derdine çare olacak politikalarımız var. Aksi takdirde özellikle çalışanların kaderi çok da değişmemiş olacak.

Çağlar Cilara: CHP'de son dönemlerde bir kaç istifa yaşandı. Ercan Cengiz istifa etti, Merkez Parti'ye geçti. Birgül Ayman Güler istifa etti. Daha önce de Emine Ülker Tarhan ve Süheyl Batum istifa etmişti. Bu istifaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Süheyl Batum'un bir ifadesi tartışılmıştı ya istifalarla CHP'yi sarsacağız demişti. Böyle bir sarsılma durumu var mı?
Gürsel Tekin: 90 yıllık CHP'yi kimse sarsmadı. Bu arkadaşlarımızın iddiaları... Bir kere önce siyasetçi kendisine saygılı olacak. Eğer 2011 yılında 6 ay sonra bir yıl sonra bu gerekçelerle istifa etseler saygı duyarım. 2011 ile 2015 yılı arasında CHP'nin politikalarında hiçbir değişiklik yok. Ne oldu da üç yıldır istifa etmediniz de şimdi ediyorsunuz? Gelecek göremedikleri için, yani yarın milletvekili olma imkanları için böyle küçük kahramanlıklar yapıyorlar. Yolları açık olsun önemli değil, yel kayadan ne götürür.

Çağlar Cilara: Eski Grup Başkanvekiliniz Muharrem İnce Genel Başkanlığa aday olduğunda şöyle bir şey söylemişti; "Sokakta CHP'nin iktidar olacağına kimse inanamıyor, hatta kendimiz bile inanmıyoruz" demişti. İstifa eden arkadaşlar da benzer söylemlerde bulundular.
Gürsel Tekin: Bunu söyleyen insan o partide kalmamalı. Hepimizin bir sorumluluğu var. Bakın bu televizyonda da tüm görevleri bir kişiye atfedemezsiniz. Herkesin bir sorumluluğu var. Eğer burada çalışıp ben buraya inanmıyorum diyorsa, burada çalışmayacak. CHP'nin iktidar olacağına inanmıyorsa partide kalmayacak. Elbette eksikler olabilir. Yöneticilerin temel görevi bu eksikleri gidermektir. Bu eksikleri afişe etmek değildir. CHP dün de bugün de yarın da iktidar olmaya hazırdır. Tarihi misyonuna baktığımızda da çok önemli devrimler yapmıştır. Türkiye eğer bugün bu noktadaysa İslam coğrafyasında itibarlı bir ülkeyse bunun sorumlusu CHP'nin projeleridir. CHP'ye bu kadar haksızlık yapılabilir mi?
Biraz önce çok güzel bir soru sordunuz; dini bütün vatandaşlarımız oy vermiyor. Şimdi bizim dinimizin temel kuralları vardır. Şimdi biz imam hatibe gitmedik. Şimdi zatı muhteremlerin hepsi, iktidardaki yöneticilerin çoğu imam hatip mezunu ama biz imam hatip okuyamadık o imkanlarımız yoktu ama biz din terbiyesi aldık. Bizim anne babamızın bize öğrettikleri vardı; yalan söylemeyeceksin, haram yemeyeceksin, haksızlık yapmayacaksın, iftira atmayacaksın. Bakın her şey affedilir diyor; hak yemek affedilmez. Şimdi kim ne kadar dinci? Çalma var, yalan söylem var, iftira atma var, her türlü rezillik var. Tüm bu rezillikleri en kutsal değerlerle kapatmaya çalışıyorsunuz. Buna inanan vatandaşlarımızın itibar etmemesi lazım, bütün bu günahların ortağı olurlar.


Çağlar Cilara: Dindarlık konusunda dindar camiada da tartışmalar yaşanıyor. Mesela üç gün önce Mehmet Kamış bir yazı yazmıştı çok dikkatimi çekmişti. Diyor ki, başörtüsü takmanız dindar görünmeniz için yeterlidir, bundan sonra Allah'ı inkar etseniz bile kimse sizin söylediklerinize bakmaz demişti. Bu dindarlık ölçüsüyle ilgili Ali Bardakoğlu'nun da Ahmet Hakan'a verdiği bir röportaj vardı. Bu tartışmalar yaşanıyor. Benim sorum CHP dindar kimliğiyle ön plana çıkan isimleri aday yapacak mı? Mehmet Bekaroğlu'nu MYK'ya aldınız.
Gürsel Tekin: Sayın Ali Bardakoğlu son derece vicdanlı bir şahsiyettir. Bundan dolayıdır ki bu kirli iktidarla daha fazla çalışamadı ve yolunu ayırmak zorunda kaldı. Şimdi Sayın Bardakoğlu'ndan sonra Diyanet İşleri'nin durumuna bakalım. Diyanet İşleri dinle kirli siyaseti ayrıştırmak için kurulmuş bir kurumdur. Olağanüstü dönemlerde, hayatın her alanında olumsuzluklara rehber olabilecek bir kurumdur. Geçmiş dönemlerde de böyleydi, cuma günleri okunması için önemli fetvalar çıkardı. Biliyorsunuz Gezi Parkı'ndan dolayı eski başbakan bir iftira attı, yalan söyledi, yalanında daniskası. Sorumsuzca bir yalan söyledi. Bizim Anadolu coğrafyasında bunların olması mümkün değildir. Milyonda bir olsa bile sorumlu bir siyasetçi bunları söyler mi, afişe eder mi? Kaldı ki geçmiş dönemlerde benzer olaylardan dolayı bedeller ödemişiz. Çıktı dedi ki camide içki içtiler. Bunun üzerine caminin müezzinine gidildi. Müezzin dedi ki hayır kardeşim böyle bir şey olmadı, ben görmedim dedi. Sen zat-ı muhteremi nasıl yalancı çıkarırsın diye terör şubesine çağrıldı. Sekiz saat ifadesi alındı. Bir din adamının sekiz saat terör şubede ne ifadesi alınır? Şimdi tüm bunlara rağmen Diyanet'in temel görevi ne? Fuat Hoca gibi namuslu haysiyetli, vicdanının sesini dinleyen bir din adamını altı kez sürgün ettiler. Nasıl bir Diyanet İşleri? Bizim bildiğimiz din adamları Fuat Hoca gibi Ali Hoca gibi. Bizim bunlara ihtiyacımız var. Ama öbür türlü çalan çırpan bunları da din kisvesiyle kapatan din adamlarına asla tahammül edemiyoruz.

Diyanet İşleri iktidarların kirli bahçesi değildir. 17 Aralık'tan önce İstanbul Müftülüğü Camilere fetva gönderiyor. Fetvanın konusu hırsızlık ve yolsuzluktu. 10 gün sonra 17 Aralık yaşandı, fetvayı ortadan kaldırdılar. Siz misiniz din adamı? Benim saygı duyduğum din adamları Fuat Hoca gibi din adamlarıdır.


Çağlar Cilara: Sizin dışınızda sizinle aynı çizgide olduğunu iddia eden partiler var.  Bunlar her seçimde bir güç birliği toplantısı düzenler. CHP kapılarını bize aç, beraber AK Parti'yi yıkalım. Böyle bir şey söz konusu olur mu?
Gürsel Tekin: Bu aslında bizim de özlem duyduğumuz bir şey. Parça parça partilerin sol yelpazede olmasının Türkiye geleceği açısından bir faydası yok. Ama böyle bir pazarlık usulü, geliriz, şu kadar vekil isteriz diye pazarlık anlayışıyla olacak bir şey değildir.

Çağlar Cilara: Şöyle de bir ittifak iddia ediliyor. Bunu hükmet, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve kabine üyeleri söylüyor. CHP cemaatle ittifak ediyor deniliyor. Cumhurbaşkanı Kırşehir'den CHP'ye ağır sözler söyledi. Dedi ki kılavuzu karga olanın... devamını getirmedi iyi ki de getirmedi. CHP'nin kılavuzu paralel yapıdır ifadesini kullandı. Böyle bir temasınız var mı?
Gürsel Tekin: Rahmetli babam derdi ki arkadaşlarınızı iyi seçin. Yarın da kötü çıkarsa siz kötü demeyin. Çok önemlidir. 11 yıl. Aslında 1994 belediye seçimlerinden itibaren cemaatle yakın ilişkileri olduğunu çok iyi biliyoruz. 11 yıla baktığımızda Türkiye'de referandum dönemi dahil olmak üzere bütün organizasyonu beraber yapmışlardır ve devletin bütün mekanizmalarını beraber dizayn etmişlerdir. Ne zamana kadar 17- 25 Aralık'a kadar. 17 Aralık - 25 Aralık olmasaydı eski başbakan bu cümleleri kullanır mıydı? Kullanmazdı.  Gelelim cemaate. Ne yapmış mesela bunlara? Bunların namusuna dil uzatmışsa itiraz yok, bunların siyasal yapısına müdahale etmişse itiraz yok. Sizi suçüstü etmişler ya. Organize bir soygun. Kabinenin üçte biri devleti soymakla meşgul olmuş. Devletin kurumları buna dur demiş.

Çağlar Cilara: Ama hükümet darbe girişimi diyor.
Gürsel Tekin: Darbeyse bunu araştıralım dedik kabul edilmedi. Hadi gelin araştıralım. Bunlar kamuoyunu kandırmaktır. Bu yolsuzluk, hırsızlık psikolojisinin altında ezildikleri için bir yeri hedef gösterecekler. Geçen hafta basın toplantısında önümüzdeki günlerde dedim, AKP'nin iki hedefi kalacak biri CHP diğeri Merkez Bankası. Niçin Merkez Bankası? Çünkü ekonomide çok ciddi daralma var. Bu ceberut anlayış yabancı yatırımcıyı ürkütüyor. Doğal olarak para çekimi var, dolar da yükselecek. Dolar yükseldikçe birini hedef göstermesi lazım. Hedef kim Merkez Bankası. Merkez Bankasının başkanını değiştirebilirler. Onu yapmıyor ne yapacak bunun üzerine siyaset yapacak. Kılavuz meselesine gelince, adamın biri oğluna kızmış. Oğlum demiş sen adam olamazsın. Çocukta sinirlenmiş okumuş vali olmuş. Vali olduktan sonra bir şehre gidiyor. Babası aklına geliyor. Jandarmaya talimat veriyor gidin falan köyden falan kişiyi getirin. Jandarma getiriyor babasını. Diyor ki, baba sen adam olamazsın diyordun bak gördün mü vali oldum. Adam demiş ki oğlum ben sana vali olamazsın demedim ki sen adam olamazsın. Şimdi makam mevki başka bir şeydir. Siz cumhurbaşkanı da olsanız adam olamazsınız. Ne demiş Kılıçdaroğlu, Afrika'ya gitmiş Somali'de kitap dağıtmış. Efendim montaj, üstünde ne var kırk haramiler. Çıkın deyin ki biz kırk harami değiliz. Kırk Harami değil misiniz? Sayın Kılıçdaroğlu bunlara hırsız dedi. Hırsız demekten daha ağır bir laf olabilir mi? Niye dava açmıyorsunuz? Yani bundan hiç biriniz rahatsız olmuyorsunuz da bir kitapçıktan mı rahatsız oldunuz?
Hadi burada paralel yapı vardı bir an böyle varsayalım. Deniz Feneri neydi peki? Paralel Yapı var mıydı? 5,5 milyar Euro'nun nasıl talan edildiğini Alman yargısı tane tane belirlemiş. Orada kullanılan kurye kim? Hangi siyasetçinin çocukları kullanılmıştı? Önümüzdeki günlerde o da kamuoyuna çıkacaktır.


Çağlar Cilara: HDP'nin barajı sorun etmemesi kimin işine yarayacak? Kimilerine göre parti barajın altında kalacak ve bu AKP'nin işine yarayacak. Kimine göreyse Mecliste bir muhalefet partisi daha olsun diye CHP'nin seçmeni HDP'ye oy verecek. Böyle analizler var. Yazan çizenler var.
Gürsel Tekin: O analizleri yapanlar plazalarda oturdukları için dünyadan haberleri yok. Geçen dönem şu tartışmalar da oldu Selahattin Demirtaş CHP'nin oyunu aldı. Nerden çıkarıyorlar nasıl bir hesaptır nasıl bir gazeteciliktir doğrusu anlamakta zorluk çekiyorum. Örneğin İstanbul. Bağcılar'da Selahattin Demirtaş önceki seçimde aldığı oyun üç katını almış. Pendik'te aldığı oyun üç katını almış. Kadıköy'de mi almış? Şunu söyleyeyim bugüne kadar da yanılmadım. Önümüzdeki dönemde inşallah HDP barajı aşabilir aksi takdirde Türkiye çok büyük bir krizle karşı karşıya kalabilir. Barajı aşması için AKP'nin seçmen kitlesinden oy alması gerekmektedir ve alacaktır. Nasıl alacaktır? Özellikle Güneydoğudaki Doğudaki seçmen kitlesi daha çok bir sosyal baskı olacağı için HDP'ye oy vermek zorundadır.

Çağlar Cilara: Şimdi Cumhurbaşkanı uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken HDP barajın altında kalırsa masadan çözülmek zorunda kalır çözüm sürecinde o masada yer alamaz dedi. Güneydoğudaki seçmen HDP'yi baraj altında bırakmamak için bu açıklamayı dikkate alabilir yönünde görüşler de var.
Gürsel Tekin: Şunu söyleyeyim, Güneydoğu'daki seçmen son 30 yıllık süreçten dolayı en politize seçmendir. Kaldı ki çok basit bir iş yapılması gerekiyor. Elimizde imkanımız var. CHP olarak da iki tane kanun teklifimiz var. Gelin bu barajı makul bir seviyeye indirelim. Bu krizin önüne geçelim. Aksi takdirde AKP bu krizin bedelini çok ağır öder onu da söyleyeyim.

Çağlar Cilara: CHP'nin Güneydoğu'dan oy beklentisi yok mu? AKP'den HDP'ye oy kayar dediniz. Neden CHP'ye oy kayar demediniz?
Gürsel Tekin: Şimdi şöyle bir durum, coğrafyayı iyi tespit etmek lazım. Elbetteki birçok illerde ciddi beklentilerimiz var. Örneğin Urfa'da, Ağrı'da, Diyarbakır'da. Buralarda biz makul sayıda milletvekili çıkaracağız. Ama seçmenin çoğunluğu AKP'de ve HDP'de. Böyle kutuplaşmış bir yapıda bu kadar kısa süre içerisinde üçüncü yol dediğimiz güzergah açmak zaman alır.

Çağlar Cilara: CHP'yi eleştirenler en çok Şişli krizi üzerinden eleştirdiler. Cumhurbaşkanı ve Başbakan da defalarca mitinglerde CHP daha Şişli'yi yönetemiyor ülkeyi nasıl yönetecek şeklinde çıkışlar yaptı. Şişli'de yaşanan kriz hakikaten kötü bir görüntü verdi. Küçücük bir ilçe ama kavgalar bütün Türkiye'yi meşgul etti. İddialar da akıl almaz boyutta. Şişli halkıyla da biraz sohbet ettim diyorlar ki Şişli'de bir durgunluk söz konusu. Hayri İnönü odasına alacağı insanların bile üzerini aratıyormuş böyle duyumlar aldım. Bu kriz nasıl aşılır sizce?
Gürsel Tekin: Tabi bizim de çok hoşlanmadığımız bir süreç yaşanıyor onu da ifade etmek istiyorum. Ama öyle bir kriz, Başbakanın ya da Cumhurbaşkanının büyüteceği bir kriz olmadığını da ifade etmek istiyorum. Eğer burada çok ciddi bir sorun varsa o Başbakan ne iş yapıyor? Polis sende, güvenlik sende. Gereğini yap kardeşim o zaman. Eğer bir suç unsuru varsa gereğini yapmıyorsunuz. Kaldı ki bana göre bir suç unsuru yok. İki taraf arasında gerçekten hoş olmayan bir tartışma. Bu da çok kabul edilebilecek bir tartışma değil ama bunların bir krizmiş gibi algılanması da biliyorsunuz bizim medyamızın da böyle bir durumu vardır; deveyi pire pireyi deve yaparlar. AKP'nin hırsızlıkları pire oluyor, bizim pirelerimiz de deve oluyor. Niye oluyor? 16 tane TRT'nin televizyonu var. Biliyorsunuz kendilerinin de haram medyaları var. Geri kalan merkez medyada da bir AKP komiseri var.

İş dünyası ne durumda? Şimdi bakıyorsunuz eskiden bankalar vardı bankaları soydular. Bankalarda deniz bitti. Şimdi Türkcell. Açın AKP gazetelerini, açın AKP televizyonlarını tamamında Türkcell reklamı görürsünüz. Eğer bunu bir rating ölçüsüyle veriyorsanız hiç itiraz yok. Ama 500 bin satan gazetede yok, 5 bin satan gazetede varsa burada bir eşkiyalık sistemi vardır. Araştırıyoruz, bakıyoruz yönetim kurulu üyesi olarak 4 eski AKP'li bakan yerleştirilmiş, şimdi de genel müdür değiştirildi. Eşkıyalığın girmediği alan kalmadı. Önümüzdeki günlerde araştırma önergesiyle bunları da araştıracağız.

Çağlar Cilara: Cizre'de yaşanan olaylar hakkında ne düşünüyorsunuz? Cizre'de 12 yaşında Nihat Kazanhan polis kurşunuyla öldürüldü. İnkar edildi ama daha sonra raporlarla ortaya çıktı. Hatta bir kaç gün önce Fox Haber vurulma anını da görüntüledi. Bu deve pire yapıldı. Nasıl değerlendiriyorsunuz, özel bir çalışmanız var mı o bölge ile ilgili?
Gürsel Tekin: Güneydoğu coğrafyası çok enteresan bir coğrafya oldu. Hatırlarsanız Bingöl'de iki emniyet görevlisi şehit oldu, biri de ağrı yaralandı. Bunun üzerine aynı gün 5 vatandaş öldürüldü. Başbakan çıktı dedi ki biz gereğini yaptık. Normal bir ülkede olsa o başbakanı alır cezaevine atarlar. Kimdi o 5 kişi? Bu olaylarla ilgisi olmayan insanlar. Sonra ne oldu araştırabildiler mi? Galiba HDP bir araştırma önergesi de vermişti. Bu araştırılmış olsaydı benzer başka olayların da önü kesilirdi.

Çağlar Cilara: Bölgede bu olaylar kasıtlı mı çıkarılıyor sizce?
Gürsel Tekin: Ortadoğu'daki kanamalı coğrafyadan dolayı Suriye'deki sınır kapıları da açılınca kevgire döndü. Diyebilirim ki dünyanın birçok istihbarat örgütleri cirit atıyor. Önce 200 binle başladılar sonra 2 milyonu telafuz etmeye başladılar. 2 Milyon yabancı uyruklu insan bu coğrafyada yaşıyorsa, bunlarda kayıt altında değilse, devlet kontrolünde değilse o coğrafyada her şey olur.

Çağlar Cilara: Can güvenliği yok diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Elbette olmaz. İstanbul gibi bir yerde can güvenliğinizi sağlayamıyorsunuz. Öylesine kevgire dönmüş neredeyse devletin tamamı tecrit edilmiş bir coğrafyada sizin kontrol etme imkanınız yok. Sadece 12 yaşında bir çocuk değil bir ay içerisinde aynı yerde 9 kişi öldürüldü. Bütün bunlara baktığımızda, çok kısa, basit oydu, paraleldi falan laga lugayla götürüyorlar. Laga lugadan vazgeçin! Bütün bu sorunların önüne geçemezseniz yarın daha tehlikeli olaylarla karşı karşıya kalabiliriz.

Çağlar Cilara: Şimdi kısa zamanı iyi değerlendirmek istiyorum. Kısa kısa geçelim. Başbakanın Diyarbakır'dan Kobani'ye selam göndermesi MHP tarafından eleştirildi. MHP dedi ki İmralı'ya selam göndermek ne ise Kobani'ye selam göndermek de odur. Siz ne düşünüyorsunuz?
Gürsel Tekin: Siyasette sadece maddi değil manevi kirlilik de oluştu. Aynı başbakan Yozgat'a gidiyor milliyetçi oluyor, Tekirdağ'a gitti cumhuriyetçi oldu. Bu dil Türkiye'yi bölen dildir. Bütünleştiren bir dil değildir, samimiyet dili değildir. Eğer yüreği yetiyorsa Kobani'ye nereden selam verecek biliyor musun, Yozgat'a gideceksin, Rize'ye gideceksin eyvallah. Onu orada yapmıyorsun. Bunlar Türkiye'de kısa vadeli, birçok şeyi reye tabi etmek için yapılan şeylerdir. Samimi değildir.

Çağlar Cilara: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlı "YPG terör örgütü değil vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum" demişti ve bu ifadeyi bir çok yerde kullandı. Başka konuya geçeceğim. Yunanistan'daki seçimler. Çipras, bir anda dünya siyasetinin en önemli figürlerinden biri oldu. Yunanistan'da radikal sol diye tanımlanan parti Syriza seçimleri kazandı. Çok radikal işlere başladılar. Görme engelli bir milletvekili Sağlık Bakanı oldu. Özelleştirmeler durduruldu. Çipras'a CHP'den de bir ziyaret olacakmış dün okudum. Gençlik Kolları Başkanı İrfan İnanç Yıldız Syriza'ya bir ziyaret gerçekleştirecekmiş. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz, Yunanistan'da oldu Türkiye'de de sol iktidar olur mu?
Gürsel Tekin: Şimdi Yunanistan'la Türkiye'ye baktığımızda, Yunanistan'da demokrasi, hukuk sistemi çok oturmuş. Türkiye gibi değil. Aynı zamanda örgütlü toplum. Yunanistan'da 11 milyon nüfus var. 11 milyonun 4 milyonu örgütlü toplum. Neredeyse yüzde ellisi. Türkiye'de örgütlü insan sayısı neredeyse sıfır noktada. Yunanistan'daki zafer sendikaların, memur sendikalarının, çalışanların, köylülerin, işçilerin zaferidir.

Çağlar Cilara: Gençlerin bir de, gençler sandığa gitti.
Gürsel Tekin: Gençlerin zaferidir. Gençler olağanüstü örgütlendiler. Türkiye'de gençlerin örgütlenme olanağı yok. İnanılır gibi değil. Bakın sendikalar en meşru hakları olan grev hakkını kullanamadılar. Yasak geldi. Şimdi Yunanistan'la Türkiye'yi böyle kıyasladığımız zaman hata yapmış oluruz.

Çağlar Cilara: koşullarımız farklı diyorsunuz...
Gürsel Tekin: Elbette farklı. 2 milyon taşeron işçi var. Hiç bir sosyal güvencesi yok. Yunanistan'da çalışanların hepsinin sosyal güvencesi var. Her şeye rağmen Yunanistan'daki bu süreç elbette Türkiye'deki seçimi de etkileyecektir. Özellikle çalışanlar, alın teri dökenler, emekçiler için önemli bir süreçtir. Ben bu süreçte hangi siyasal ideoloji içinde olurlarsa olsunlar en azından gelecekleri için Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

Çağlar Cilara: Çipras'ın şöyle söylemleri oldu, dün NTV'ye açıklama yaptı. Türkiye ile ilgili ilk defa konuştu. Ben de yeni öğrendim görüşlerini. Bizim Doğu Akdeniz'de petrol arama gemimiz var Barbaros Hayrettin Gemisi. Türkiye bunu geri çekmeli dedi. Geminin orada arama yapması Güney Kıbrıs Rum kesimimin haklarının ihlali anlamına gelir dedi. Türkiye gemisini geri çeksin müzakerelere başlayalım. Federasyon benzeri bir Kıbrıs'ta yapı oluşsun dedi. CHP ne düşünüyor bu konuda?
Gürsel Tekin: O kendi penceresinden bakıyor talepleri olabilir, Türkiye'nin kendisine göre politikası çok nettir. Bu geöiye gelince biliyorsun çok komedi bir şekilde gitmişti. Ne oldu ne sonuç aldılar ne buldular Allah aşkına? Gemiye baktığımızda gemi gittiği günden beri tartışma konusu oldu. Türkiye şundan vazgeçmeli, özellikle iktidar. İktidar son beş yıldır dış politikasını taşeronluk üzerine götürdü. Libya'da keza öyle oldu, Irak'ta öyle oldu, önümüz de bir Suriye var, Mısır var. Küresel dünyanın taleplerini yerine getirmek için çaba sarf edildi. Sonuç olarak Türkiye'nin faydasına, milli menfaatine oluşan bir tek şey görmüş değiliz. Biliyorsunuz eski Dışişleri Bakanı şimdiki Başbakan Libya'daki değişim için muhaliflere 200 bin Dolar para götürdüm dedi. Şimdi o muhaliflere 200 bin dolar para götürdüm dediği insanların tamamı IŞİD'de. Libya paramparça. Türkiye'den de orada iş adamları vardı hepsi geri gelmek zorunda kaldı. Kim faydalandı Fransa. Kim faydalandı İngiltere. Kim faydalandı Amerika. Bunlar enerjilere kondular. Türkiye'de üçün birini aldı.

Çağlar Cilara: Son olarak şunu soracağım. Şu an Kısırkaya'da bir eylem var. Hayvan hakları savunucuları Kısırkaya'da  İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen 20 bin kapasiteli hayvan barınma merkezini protesto ediyorlar. Çünkü bu merkezde hayvanların katledileceğini ileri sürüyorlar. CHP'nin tavrı ne bu konuda takip ediyor musunuz? Çünkü İstanbul'u da iyi bilen birisiniz. Hayvan hakları savunucuları ağırlıklı olarak CHP'ye de oy veren insanlar. CHP olarak bir politikanız var mı bu konuda?
Gürsel Tekin: Ben Kadıköy başkanvekiliyken de bu konuda en iyi barınak yaptıran belediyeydik. Özellikle hayvan severler bu konuda her geldiklerinde de örnek olarak veriyorlardı. Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri her canlıya insana duydukları gibi saygı duymak zorundadır. Şu andaki mücadelede ben de her türlü desteği veriyorum. Sorun sadece modern yer yapmak değildir. Sayın Topbaş demiş ki, biz çok modern yer yaptık. Modern yerde katliam yapıyorsanız keşke yapmasanız daha iyiydi.

Çağlar Cilara: Son sorum artık Gürsel Tekin ile ilgili olacak. İstanbul'la hakikaten çok yakından ilgileniyorsunuz. İstanbul milletvekilisiniz ama partinin en tepesindeki isimlerden birisiniz. Bir sonraki dönemde yine İstanbul'la ilgili iddianıza, çıkışınıza devam edecek misiniz, belediye başkanlığı ile ilgili adaylık söz konusu olur mu? Çok erkenden soruyoruz ama hakikaten merak ediyoruz.
Gürsel Tekin: Bugünden yarını tarif etmek çok gerçekçi bir şey olmaz. Ama bir hayalimi de söylemek istiyorum. Ben eğer imkan olur belediye başkanı olursam cumhuriyetin 100. yılını İstanbul'da görkemli bir şekilde kutlamak isterim belediye başkanı olarak. Bütün dünyanın gözü burada olacaktır. İstanbul cumhuriyetin 100. yılında bir gelinlik kız gibi, cumhuriyetin nasıl kutlanabileceğini göstermek istiyorum. Allah nasip ederse olur. Etmezse bizden biri gelirse aynı hayalimi onlarla paylaşırım.

Çağlar Cilara: Kim olursa olsun biz cumhuriyetin 100. yılını İstanbul'da görkemli bir şekilde kutlayacağız.
Gürsel Tekin: Kutlayacağız kesinlikle. Bakın şunu herkesin bilmesi lazım. Hiç kimsenin gücü cumhuriyetin değerlerini ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. Başbakan da olursunuz, cumhurbaşkanı da olursunuz, vekil de olursunuz. Oluş sebebiniz zaten cumhuriyettir. Bugün Sayın Erdoğan, Sayın Davutoğlu ya da o laleci kadın, cumhuriyete laf eden o laleci kadın dahil olmak üzere cumhuriyete laf edenlerin tamamı cumhuriyet değerlerinden faydalanarak o makamlara gelmişlerdir. Cumhuriyet bunların anladığı bir cumhuriyet değildir ama her zaman yaşayacaktır.
 

    Cumartesi, 31 Ocak 2015 18:29

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica