Gürsel Tekin Ben TV'de gündemi değerlendirdi

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, 5 Aralık 2014 tarihinde İzmir'de Ben TV'nin yayın konuğu oldu.

Burak Cilasun: CHP genel Sekreteri Gürsel Tekin bizlerle, Sayın Tekin öncelikle çok teşekkür ediyorum davetimizi kırmayıp stüdyomuzda yer aldığınız için.
Gürsel Tekin: Rica ediyorum, ben teşekkür ediyorum, iyi akşamlar iyi yayınlar diliyorum bende.

Burak Cilasun: Sayın Tekin Türkiye'nin gündemi oldukça yoğun bu yüzden sorularımı arka arkaya sıralamak istiyorum. Öncelikle CHP ve İzmir başlığı ile konuya girmek istiyorum. Malum sizin İzmir koordinatörlüğü görevinizle birlikte ilginiz ve hâkimiyetiniz ortada. Genel Başkan'da İzmirlilere geçtiğimiz gün ön seçim müjdesi verdi partililere ancak burada dikkatimi çeken bir husus oldu. Partililerle gerçekleştirilen bölge toplantısında bunu ifade etmek yerine Genel Başkan iş adamlarıyla gerçekleştirilen toplantıda bir soru üzerine bunu söyledi. Buradaki şifreyi alabilir miyim sizden?"
Gürsel Tekin: Bunun bir şifresi yok yani herhalde bölge toplantısında sorulsaydı aynı cevabı verirdi, Sayın Genel Başkanımız Adana'da, İstanbul'da hangi cevapları vermişse İzmir'de de aynı cevabı vermiştir. Bizim uzun süredir bütün çalışmalarımız daha demokratik bir yöntem oluşsun diye ön seçimi hep arzu etmişiz ve Sayın Genel Başkanımız gelir gelmez ilk kez 2011 yılında 33 tane ilde ilk uygulamayı biz başlattık yani bu konuda bir tereddüt yok.

Burak Cilasun: Peki, İzmirlilerin en çok konuştuğu konulardan bir tanesi partililerin kontenjanın kaç kişiden ibaret olacağı. Kontenjan kapalı mı tutulacak yoksa birkaç kişi ile mi sınırlı kalacak aynı zamanda Sayın Kadın Kolları Başkanının da ikametgâhının İzmir'e alındığını duyduk biz bu sebepten dolayı, bunlar hep merak konusu oluyor.
Gürsel Tekin: Şunu söylerseniz daha doğru olur siyasete ilgi duyan CHP'lilerin beklentisi budur derseniz çünkü İzmirlilerin beklentisi daha çok Türkiye'nin genel gidişatı ile ilgili. Özellikle son dönemlerdeki Milli Eğitim Şurası'ndaki tartışmalar demokrasinin ve hukukun rafa kaldırılması için yeni bu güvenlik yasası daha çok İzmirlilerin gündeminde bu olduğunu... Ama daha çokta tabi bizim bence CHP'de siyaset yapan arkadaşlarımız bu son dönemlerdeki yargı isyanını daha çok bizim gündemimize almamız gerektiğine inanıyorum. Kontenjan ne kullanılır, ona Parti Meclisi ve Genel Merkez karar verecek, bugün bir şey söylemem doğru değil. Ben Kadın Kolu Genel Başkanımızın ikametini buraya almasını ilk kez sizden duyuyorum. Olabilir yani keşke İzmir izin verse bende alsam. İzmir kadar güzel bir şehir olur mu?

Burak Cilasun: Herhalde partililer bunu arzu edecektir diye düşünüyorum.
Gürsel Tekin: Çok arzu ederim evet.

Burak Cilasun: Peki efendim yine seçimle ilgili bir soru hemen sormak istiyorum. Malum 2015 seçimleri Türkiye için oldukça önemli çünkü 2019'a kadar yeni bir seçim gerçekleştirilmeyecek bu sebepten dolayı CHP böylesine önemli bir seçime nasıl hazırlanıyor?
Gürsel Tekin: CHP aslında uzun süredir seçim hazırlığı içinde. Bir kampanyaya dönüşmediği için bu belki pek fark edilmeyebilir. Son dönemlerde yaşadığımız olayların tamamı ile ilgili CHP'nin hem projeleri var hem de kanun teklifleri var parlamentoda. Bu iş cinayetleri dahil olmak üzere bakın bütün bu iş cinayetlerinin olmaması için 2011 yılından itibaren İLO sözleşmesi uluslararası sözleşmelere uygun kriterlerin uygulanması için yasa ve proje hazırlayan tek siyasi partiyiz. Ne yazık ki parlamentoda sayısal çoğunluk AKP'de olduğu için bunları geçirmek çok zorlaşıyor. Bu iş cinayetleri olunca evet Türkiye gördü ki gerçekten bu konuda hazırlıklı olan çalışmış bir tek parti CHP'dir. Yine son 3 gündür tartışılan bütün özellikle gençlerimiz ilgilendiren bu bedelli askerliktir. Bedelli askerlik 2011 yılında çok tartışılan aynı zamanda CHP'nin projesiydi. Aman Allahım iktidar yetkilileri Sayın Erdoğan, kıyametler koptu Türkiye'yi kim koruyacak. Efendim parası var parası olmayan var, böyle bir şey uygulanır mı falan. Laga luga biliyorsunuz birde iktidarın saz heyeti var. Yani kiralık gazetecileri, gazeteleri ve televizyonları olduğu için aynı koro Sayın Erdoğan'ın söylediğini ertesi akşam bağırıyor. Şimdi soruyorum bu gazetecilere hadi siyasetçilerin sorumluluğu olmayabilir böyle söyler değiştirir. Şimdi gazetecilik etiğinde 2011 yılında bütün televizyonlarda CHP'nin bu projesinin uygulanamayacağını söyleyen bu gazeteciler utanmıyor mu şimdi? Bu utanmazlık karşısında nasıl bir tavır koyacaklar? Demek ki uygulanabilir evet ama eksik uyguluyorlar. CHP olarak biz genel kurula geldiğinde aynı mücadeleye devam edeceğiz. Biz diyoruz ki parası olan var olmayan var 76 milyon yurttaşımızın çocuklarının faydalanacağı bir sistem evet. Parası olan ödeyecek, 12 Bin lira gelirin altında olan ailelerin çocukları parasız yapacaktır. İnşallah genel kurulda bunu kabul ettirebilirsek bu da CHP'nin projesidir. CHP'de sayılarca projeleri söyleyebilirim, tarım, hayvancılıkla ilgili en önemli projelerin biriside sosyal devlette olması gereken aile sigortası. Buradan Sayın Davutoğlu'na çağrıda bulunmak istiyorum ne olursunuz bu dramatik acıları hiçbirimizin kaldırabileceği sabrı yoktur, aile sigortasını hayata geçirelim. Aile sigortasını hayata geçirelim ki Fatma teyzemiz çocuğuna süt alamadığı için kendisini ipe bağlayıp intihar etmesin. Aile sigortasını hayata geçirelim ki hani itibarımız, itibar Recep amcanın ayağındaki ayakkabı ile olur itibar saray yapmakla olmaz. Saray yaparsınız uluslararası raporda da sizin ne kadar itibarsız bir ülke olduğunuzu pat elin adamı önünüze koyar ve şu anda dünyada görülmemiş bir hızlı bir yükselişte Türkiye 11 basamak maalesef yolsuzluk konusunda pik yapmış noktadadır. Bu kadar itibarsız bir ülkeyi itibarlı hale getirmek için sarayla olmaz. Ne ile olur? Recep amca insanca yaşayabileceği bir yaşam tarzını getirirseniz olur. Nasıl olur bacımız, esnafımız imkânsızlıklar içerisinde çaresiz kalıp intihar ediyorsa, onu kurtarırsan sen itibarlı bir ülke olursun. İtibarlı ülke olmak için aile sigortasını hayata geçirelim. İnşallah Sayın Davutoğlu arkadaşlarına da talimat verirse 2011 yılından itibaren bekliyor, bu projemizde hayata geçerse çok memnun oluruz. Hani bu zaman zaman böyle CHP'nin ne projesi var diyenlere de seslenmek istiyorum 41 projemizin 6 tanesini iktidar hayata geçirdi. Keşke tam geçirebilseydi, yarım yamalı geçiriyor ama yarım yamalısına da razıyım. Gelin aile sigortasında yarım yamalı değil tam bir vaziyette hayata geçirelim diyorum.

Burak Cilasun: Az önceki sözlerinizden ben cımbızla Cumhurbaşkanlığı sarayını çıkarmak istiyorum. Malum son birkaç günde özellikle çeşitli noktalardaki sanatçıların cumhurbaşkanlığı sarayı ile ilgili adeta iyimser açıklamalarını peş peşe görüyoruz. Bu bir algı operasyonu mudur yoksa kişisel düşüncelerden mi ibarettir?"
Gürsel Tekin: Şimdi şöyle iktidarın tabi bir uzun süredir özellikle son 5 yıldır baktığımızda algıyı değiştirmek, gündemi değiştirmek, gündemi saptırmak gibi merkezi var. O merkez her şeyi kontrol ediyor, son kaçak saraydan dolayı olağanüstü bir tepki oldu. Yapılan bütün kamuoyu yoklamalarına baktığınızda Sayın Erdoğan’ın önünde iki tane kamu yoklaması var. %76sı bu kaçak saraya çok büyük tepki gösteriyor. %12's, halen farkında değil hala böyle bir saray var mı yok mu. yüzde altı buçuğu Sayın Erdoğan gibi düşünüyor itibarlı hale getirecek bizi, sadece yüzde altı buçuğu. Şimdi bütün bu algıyı ters düz etmeniz lazım. Nasıl edeceksiniz? Sanatçıyı kullanacaksınız sonra dönüp diyeceksiniz ki ben bunu halka açtım sonra kendi kiralık katilleriniz, gazetecileriniz çıkacak efendim bu Sayın Erdoğan'ın yeri midir babasının yeri midir bunları laga luga ile kapatmaya çalışacaksınız. Bunları kapatması mümkün değildir. Bir ülkede bütçenin %7'sini bakın aile sigortasından bizim kullanmak istediğimiz bütçenin sadece %3'ü. Bununla ne yapacaktınız ortalama 7 milyon yurttaşımız çaresiz yurttaşlarımıza ilaç olacaktık. %3'ü parayı nereden bulacaksınız diyenler saraya %7 bütçe harcadılar. Allah aşkına bu kabul edilebilir mi? Bu ne vicdanen kabul edilecek iştir ne de dinen kabul edilecek iştir.

Burak Cilasun: Peki bu noktada hemen şunu sormak istiyorum. Malum Milli Eğitim Şurasından çok kısa bahsettik az önce ama Osmanlıca derslerinin liselere gerçekten müfredata girecek noktaya gelmesi, Milli Eğitim Bakanlığının şuradan çıkan tavsiyeyi kabul etmesi Türkiye'yi nereye götürür sizce?
Gürsel Tekin: Türkiye ilk kez Bilal oğlanın kasetini, CD’sini ben açıkladım biliyorsunuz. Bilal Erdoğan, zatı muhterem Milli Eğitim Şurasını toplar gibi Milli Eğitimin bütün yöneticileri ile önümüzdeki eğitim sürecinin ne olacağını dizayn etmiş ve talimat vermişti. Bunu da tüm Türkiye ilk tanıtan ve yayınlayan ben oldum. Bundan dolayı nice tehditler aldım ama bilmedikleri başka bir şey vardır. Bizim hiçbir tehdite pabuç bırakmayacağımızı herkesin bilmesi lazım. Hele bunların tehditlerine bizim, yani söyleyecek çok ağır şeylerimizde var söylemek istemiyorum. Bütün bunların karşısında bekledim ki gerçekten Türkiye'de en azından bizim çocuklarımızın geleceğine karartan bir kirli yapının karşısında bir direnç olsun. Eğitim kurumları ne yapacak diye şaşırdık, maalesef kimse yok ama uluslararası bir sürü gazeteler ilgilendi. İngiltere’sinden Almanya’sına bir sürü gazeteci geldi bu meseleden dolayı benimle görüşmeler yaptı, röportajlar yaptı. Bizim ulusal gazetelerimizin bir tanesi merak edip bu tapenin içinde ne var diye sormadılar. Şimdi bakanın bugün açıklamaları var, avukatın düşkünü derdini mübaşire anlatır diye kullanılan bir cümle var adliyelerde, bakanın sözüne bakın şimdi. İzin verirseniz okumak istiyorum. Osmanlıca zorunlu ders olacak mı diye bakana sormuşlar, bakana bakın "Benim tercihim seçmeli ders olmasından yana" sen kimsin ya sen bakansın böyle bir şey olur mu? Evet ya da hayır. "İlkokulda din dersi lise ve ortaokullarda zorunlu din dersi konuşulurken bunu ilkokula indirmek bana doğru gelmiyor." Şimdi bu cümleler neyi gösteriyor biliyor musunuz? Bakan yönetmiyor, bakan orada tırışkadan oturmuş asıl bakan TÜRGEV ve TÜRGEV'in yöneticilerinin olduğu da çok somut bir şekilde ortada.

Burak Cilasun: Bakan için kukla ifadesini kullanabilir misiniz?
Gürsel Tekin: Kukla yine iyidir arada işe bakar ama böyle bir cümle olabilir mi? Bilal Erdoğan Milli Eğitim Bakanlığının en üst düzey yöneticilerine talimat veriyor ve o talimatların tamamı şu anda yerine geliyor. Ama şunu da herkesin bilmesi lazım akarsuyu ters döndürmek mümkün değildir. Gerici bir eğitimi insanlara dayatmak, teknolojinin, bilimin bu kadar geliştiği bir dönemde bunun mümkün olmayacağını hepimizin bilmesi gerekiyor. Niye buna ihtiyaç duyuluyor diyebilirsiniz yani, niye buna ihtiyaç duyuluyor? Çünkü siz büyün bu olumsuzluklarınızı bir siyasal alana dayandırmanız lazım. Bu kadar suç işlemişsiniz, saray yapmışsınız, 17-25 Aralık gibi büyük bir yük var sırtınızda, deniz feneri var halen dünyada konuşulan tartışılan, Almanya'da son yüz yılın olayı diye adlandırılan. Bütün bunları nasıl taşıyacaksınız? Şimdi türbanı kullandınız, onu bunu kullandınız e ne kullanacaksınız? Bunu öyle bir şeye dayandıracaksınız ki en kutsal değerlerimize dayandıracaksınız, dinle bunu kapatacaksınız. Hiçbir kirliliği hele kutsal dinimiz ile kapatmanız mümkün olmayacak. Bunu özellikle bizi izleyenlerin bilmesini istiyorum.

Burak Cilasun: Sayın Tekin hemen şunu sormak istiyorum CHP'ye dair iki sorum olacak arka arkaya. Birincisi tüm bu söylediklerinize rağmen CHP, anketlerde AKP'nin gerisinde olduğu gözüküyor. AKP yine birincilik konusunda tartışmasız bir noktada. Peki tüm bunlara rağmen AKP ne oluyor da halen bu şekilde birinciliğe sahip oluyor?
Gürsel Tekin: Çok uzun aslında bunları da anlatabilirim. Birincisi AKP'nin son dönemlerde %35'lerde olduğunu hepimizin bilmesi lazım. CHP şu an da yapılan kamu yoklamalarında %30 ama yeterli mi? Elbette yeterli değildir. CHP'nin mutlaka birinci parti olması gerekiyor. Bu konuda CHP'ye oy vermiş vermemiş bütün yurttaşlarımızı bu süreç konusunda, bu kötü gidişat konusunda CHP'ye oy vermesine davet ediyorum. İki, AKP'nin özellikle son dönemlerde son 5 yıla baktığımızda aile sigortası dediğimiz yani sosyal devlette olması gereken projenin hayata geçmesini çok arzu ediyorum. Aksi takdirde ne oluyor biliyor musunuz? Altı buçuk, yedi milyon gerçekten çaresiz kalmış tarımla, hayvancılıkla uğraşan insanların ne yazık ki ellerinden bu imkânlarda alındığı için sadece bir tek dayanakları var, sosyal yardımlarla geçiniyorlar. Şimdi sosyal yardımlarla geçinen insanları neredeyse bloke hale getirmişler, kim aracılığı ile? Kaymakam ve Valilik aracılığı ile. Mesela Anadolu’da birçok yerlere gittiğinizde insanlar öyle bir noktada ki eskiden iyi kötü tarım ve hayvancılıkla uğraşırdı şimdi uğraşamıyor bunlar elinde bitmiş. Neyine 300 TL devletten alacağı maaşa. Bu 300 liranın kaderini kim belirliyor? Bölgedeki kaymakamlar ya da ilçe başkanları, il başkanları. Bu resmen seçmenin reyine ipotek koymaktır. Gelin sosyal devleti hayata geçirelim, aile sigortası aynı zamanda sosyal devlet kavramıdır. Kimin nasıl yapacağını nasıl harcama yapacağını, kaç para alacağına biz karar verelim. Orada ki yurttaşlarımızın ne alıp alamadığına siz niye karar veriyorsunuz? Bırakın markete gitsin, benim ablam gibi ne alacaksa o karar versin, hayır ben karar vereceğim. Niye sen karar vereceksin? Kontrol etmek için karar veriyor. Bütün buna rağmen ben yurttaşlarımızın bu iktidarı bu süreci daha fazla götüremeyeceği inancı içerisindeyim. Yurttaşlarımız daha sağlıklı bir karar vererek en azından CHP bu kötü gidişatı içeride ve dışarıda zamanımız olsa da dış politikaya da girebilsek. Dış politika konusunda gelmiş olduğumuz noktaya bakın. İslam coğrafyasının en itibarlı ülkesi 56 tane İslam ülkesi içerisinde en itibarsız ülke haline geldik. Hani başbakan Sayın cumhurbaşkanı İslam ülkeleri liderlerini çağırmıştı, orada gaz veriyordu bir olalım pir olalım, yemezler nasıl bir olacaksın pir olacaksın. Ortadoğu coğrafyasında kan gölüne sizin aracılığınızla bu hale geldi. Avrupa'da Amerika'da Asya'da itibarsız hale gelmiş bir ülkeyi ancak CHP gibi 90 yıllık geleneği olan devleti kurmuş bir siyasi parti yeniden inşa edebilir. Bu yeniden inşa süreci içerisinde farklı siyasi partilere ufak partilere oy vermiş bütün seçmenleri CHP çatısı altında bekliyoruz. İnşallah gelin el birliği ile yeni bir Türkiye inşa edelim diyorum.

Burak Cilasun: Peki efendim şimdi peş peşe iki soru sormak istiyorum. Birincisi Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'nun bir Dersim özrü konusu vardı ve Sayın Genel Başkan'da geçtiğimiz gün Diyarbakır'da katıldığı bölge toplantısında HDP ile iş birliği olup olmayacağına dair siyasette 24 saat bile uzun süredir diyerek bir açık kapı bıraktı. Bu bahsedilen ittifakın gerçekleşmesi ve az önceki bahsettiğim özür konusununda gündeme gelmesi, özellikle İzmir gibi belli hassasiyetlere sahip olan CHP adeta oy deposu olarak görüyor bu tarz kentleri. Bir sıkıntıya yol açar mı bu?
Gürsel Tekin: Hayır açmaz, İzmir seçmeni çok bilinçli bir seçmen kitlesidir, Sayın Tanrıkulu'nun ifadesi çok açık çok net. Bir tartışma müzakere içerisinde ya bizim özür dilememiz sorunu bitirecek mi, buradan aldılar büyüttüler. Bu Dersim tartışması AKP'nin can simididir. Başı sıkışsa mutlaka Dersim tartışması yaratırlar. Ne zaman Dersim tartışması oluyor? 17-25 Aralık. Ne zaman Dersim tartışması oldu, Deniz feneri tartışması. Ne zaman Dersim Tartışması oluyor kaçak saray tartışılırken. Bütün bunlar, argümanlar çürüdü Sayın Genel Başkanımız defalarca söyledi bir kez bende söyleyeyim. Önümüzdeki süreçte sadece sadece milletle ittifak edeceğiz. Milletin dışında herhangi bir siyasi parti ile bizim ittifağımız söz konusu bile değil.

Burak Cilasun: Peki efendim bu net cevabınızın ardından başka bir soruya geçmek istiyorum. Malum seçim barajının ne olacağı hala tartışılıyor. İş Anaysa Mahkemesine gitmiş durumda. Seçim barajının düşmesi durumunda nasıl bir Türkiye bekliyorsunuz, mecliste muhalefeti bol aynı zamanda iktidarın paylaşıldığı bir süreç mi bekliyorsunuz yoksa daha farklı mı olur. Gerek CHP'ye gerek iktidara gerekse diğer partilere seçim barajını düşmesi nasıl yansır sizce?
Gürsel Tekin: Şimdi nasıl yansıyacağını bilmiyoruz. Ama demokraside olması gereken bu barajın uygulanabilir hiçbir tarafı yok. Dünyanın hiçbir ülkesi böyle bir baraj uygulamıyor. Ne zaman gelmiş bu baraj? 12 Eylül döneminde darbeciler gelmiş önümüze koymuş. Hem siyasi partiler yasası, sadece %10 barajı değil aynı zamanda siyasi partiler yasasının da değişmesi lazım. Siyasetin prangası, hani derler ya ikide bir çıkar millet iradesi... Geçin bu işleri ne millet iradesi kardeşim, sen hangi millete sordun da milletvekilini gönderiyorsun? Demek ki bu millet iradesi palavrası insanların yiyeceği bir şey değil. Mesela İzmir Milletvekili Sayın... İzmir'de iki tane bakan var İzmir'le ne ilgisi varda sen İzmir'e gönderdin kardeşim? Ne ilgisi var, yani İzmirlinin arzu ettiği insanlar mıdır? Millet iradesi nasıl olur biliyor musun? Sandık başına gidip muhtarını nasıl seçiyorsa milletvekilini öyle seçebilmeli. Bütün dünyada uygulanan sistemdir. Gelin siyasi partiler yasasını değiştirelim millet kendi iradesi ile seçsin. Aksi takdirde senin tayinli göndermiş olduğun milletvekilleri millet iradesini temsil ediyor dersen bu külliyen yalandır. Buna da kimse inanmaz, siyasi partiler yasası derhal değiştirelim, iki %10 barajı 2011 yılından itibaren biz gelin bunu değiştirelim. Hani bir deyim var insanlar cehennemi görmeden cennete inanmaz derler. Bu AKP biliyorsunuz geçmiş yıllarda işte refah, saadet partisi o dönemlerde 90'lı yıllarda aman Allahım doğrusu da oydu zaten hiç itiraz etmiyorum. %10 barajı mutlaka kaldırılmalı, parlamentoda kanun tekliflerine bakın. Parlamentoda ya da basındaki demeçlerine bakın. E şimdi 90'lı yıllarda siz bu %10 barajının insafsız bir şey olduğunu millet iradesine ipotek olduğunu söylüyorsunuz şimdi niye söylemiyorsunuz? Yarın sizde gideceksiniz bakın bir sürü sizin gibi direnen hiçbir parti ayakta yok. O zamanda o partiler sizin karşınızda direniyordu. Gelin %10 barajını indirelim çok makul bir seviyeye inebilir, efendim anayasa mahkemesi bize darbe yapacak. Geçin bu hikayeleri böyle darbeydi paraleldi, bütün bu söylemlerle bu kirlilikleri kapatamazsınız. Demokrasinin gereği %10 barajını düşüreceksiniz kardeşim. Ana muhalefet olarak, muhalefet partileri olarak da yanınızda olacağız ortalama %3-5 mi olur elbette bu müzakere edilebilir. Bunu düşürürsek ne olur biliyor musunuz? Siyasetin işleyişini kolaylaştırırsınız. Demokratik yöntemler daha kolay işler, üçüncüsü daha başka bir şey olur. Hani bu böyle siyaset denetimli hale gelirse 17-25 Aralık belası ile karşı karşıya kalmamış oluruz. Keşke siyaseti denetime açmış olsaydınız, keşke %10 barajıyla daha çok siyasi parti parlamentoda olsaydı. Hayır biz tek başımıza geldik istikrar, sadece sizin istikrarınız oldu onu da görüyoruz 17-25 Aralık. Çocuklarınızın istikrarını düşünmüşsünüz. Maşallah hepsini trilyoner etmişsiniz. Vatandaş Mehmet amca, Hatice teyzenin istikrarı? Onlar bir dahaki bahara kalsın. Dünyanın hangi ülkesinde, en gelişmiş Japonya'da bile bir yıl içinde 30-40 tane milyarder çıkıyor. Var mı böyle şey, ondan sonra pik yaparsınız yolsuzlukta, ben istikrarı bozacağı inancı içerisinde değilim. Örnekleri var Almanya uzun süredir koalisyon ile yönetiliyor. Niçin istikrarsız hal gelmiyor, çünkü çalmıyor. Sizde çalmayın istikrarlı olun.

Burak Cilasun: Peki efendim İzmir'e dair bir soruyla devam etmek istiyorum. Malum 25 Aralık son istifa tarihi olduğu için teşkilatlarda. Kulislerde bir hareketlilik olma var. Kim aday olacak kim olmayacak, İl başkanlığından hangi isimler istifa edecek ve bu tartışmanın belki de en can alıcı noktası parti içinde yer yer özellikle mevcut milletvekilliği ile ilgili yeterince çalışmadılar gibi söylemler var. Ön seçim sürecinde partililer siz birbirini yıpratacak mı, böyle bir şeyin olmaması için ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz?
Gürsel Tekin: Biz o yıpratmaya asla izin vermeyiz, biz bir kere özellikle onu söyleyeceğiz. Elbet herkes demokratik bir yarış içerisinde olacak ama birbirini çamur atan birbirini karalayan, birbirini partinin kurallarını kabul etmeyeceği cümleleri kullananların üyeliğini de askıya alırız onu da herkes bilsin.

Burak Cilasun: Peki şunu da sormak istiyorum hemen sizi bulmuşken. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun söylemleri bugüne kadar hep paralel olarak seyretti. Ancak ta ki Genel Başkanın İzmir'deki son açıklamasına kadar. Çünkü Aziz Kocaoğlu yaptığı açıklamalarında ön seçimin delegelerle olması konusunda çok net bir ifade kullandı. Ancak Sayın Genel Başkan farklı bir ifade kullandı ve hayır üyelerle yapılacak dedi. Buradaki görüş ayrılığını nasıl değerlendirmek lazım efendim?
Gürsel Tekin: Son derece doğaldır yani Sayın Kocaoğlu düşüncesini ifade etmiş, Sayın Genel Başkan'da geçmiş dönem de uygulamış olduğumuz yöntemi söylüyor. Biz 2011 yılında 33 tane ilimizde ön seçim yaptık ve üye ile yaptık. Sayın Kocaoğlu da düşüncesini söylemiş olabilir bunda öyle farklı bir şey yok. Yani müsaade edin böyle ufak tefek farklılıklar olsun. Mesela şöyle bir şey olsa, Sayın Ali Babacan'ın söylediğini ben söylemiş olsam Sayın Babacan biliyorsunuz bir gece yarısı bir kalem oynatarak milyar dolarlık rantlar elde ediliyor deseydi ben demiş olsaydım büyük bir şey olurdu. Ama Sayın Babacan söyledi, mesela Sayın Mehmet Şimşek söyledi. Bütün bu harcamalar konusunda çok rahatsız olduğunu ifade etti yine bir başka bakan geniş çaplı yolsuzlukla mücadele yasası çıkmazsa ben burada oturmam dedi. Sayın Cemil Çiçek çok farklı bir şeyler söyledi. Sayın Gül gitti ben yargıya hesap vermek istiyorum dedi. Bütün bunlara baktığımızda AKP içerisindeki derin kavgayı hepimizin görmesi lazım. Sayın Kocaoğlu düşüncesini söylemiş, Sayın Genel Başkanımızda olması gerekeni söylemiş.

Burak Cilasun: Çok merak ettiğim bir şeyi sormak istiyorum yine. Genel Başkanı ziyaret günü ile ilgili. Bazı partili hanımefendiler o gün Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu lehine dövizler taşıdılar İzmir'in gururu Tanrıkulu şeklinde birkaç buna benzer daha ifadeler vardı. Bu kadar İzmir'le ilgileniyor olmanıza rağmen bu dövizlerin Sezgin Tanrıkulu ile ilgili hazırlanmış olması sizde nasıl bir algı yarattı, neden böyle bir şey olmuş olabilir sizce?
Gürsel Tekin: Bilemiyorum yani benim İzmir için CHP'nin bütün Genel Başkan Yardımcılarının çok kıymetli olduğunu inanıyorum. Bir grup arkadaşlarımız özel ilgi göstermiş olabilir son derece doğaldır.

Burak Cilasun: Yani Sayın Tanrıkulu'nun İzmir'le olan ilişkilerinin burada nasıl bir rolü vardır sizce.
Gürsel Tekin: Neden buna ihtiyaç duydular bilmiyorum ama yani benim ne kadar ilgim varsa öbür Genel Başkan Yardımcısı arkadaşlarımızın da İzmir’le bu kadar ilgisi var. İzmir hepimiz için çok önemlidir sadece CHP için değil. Yani elbette CHP'nin kalesi olarak görüyoruz çünkü cumhuriyetin değerlerine en çok sahiplenen bir ildir. Batı kapımızdır yani bugün İzmir'e baktığımızda. İzmir'de yaşayanların İzmir dışını gördüklerinde ne kadar değerli olduğunu daha net göreceklerdir. Ben 81 ilin tamamını 2 kez dolaşmış bir siyasetçiyim. Oralara gittiğinizde gerçekten İzmir farklı bir ülkedir. İktidarı da çok rahatsız eden biri ildir.

Burak Cilasun: Araya giriyorum ama CHP'nin kalesi olduğunu ifade ettiniz ancak İzmir'in mevcut 26 milletvekilinin yarısını CHP seçimde çıkarabildi.
Gürsel Tekin: Ona üzülüyorum yani İzmir gibi sosyal yaşamı ile siyasal yaşamı ile birikimi ile cumhuriyetin değerlerini özümsemiş bir ilin AKP'nin sıfır çekmesi gerektiğine inanıyorum. Burada da bir eksiklik varsa eksikliği de CHP olarak ben içimde hissediyorum.

Burak Cilasun: Peki efendim yayınımızın artık sonlarına yaklaşırken İzmir dışında bir soru ile devam etmek istiyorum. Malum dün bir anda Türkiye'nin gündemine Şişli Belediye Başkanı Sayın Hayri İnönü'nün açıklamaları girdi. Bir şey demek istemiyorum şeklinde ifadeleri vardı özellikle Sarıgül ailesi ile ilgili. Genel Başkan çok kısa bir yanıt verdi soru ile ilgili ama sizin İstanbul'la olan ilginizden dolayı, İstanbul Milletvekili oluşunuzdan dolayı ve geçtiğimiz yerel seçimde İstanbul’dan belediye başkanı olmak için aday adayı oluşunuz ile bunu sormak istiyorum. Özellikle Şişli'de ne oluyor efendim?
Gürsel Tekin: Şunu söylemek istiyorum tabi Sayın Sarıgül ile biz aday adayı sürecinde karşı karşıya geldik. Son derece doğaldır demokratik yöntemdir. Şu anda Şişli'de olup bitenler konusunda çok detaylı bir bilgim yok ama Şişli Belediye Başkanımız bizim için çok değerlidir. Her şeyden önce bizim Genel Başkanımızın bize hediyesidir Sayın İnönü ailesinin önemli şahsıdır, başarılı bir belediye başkanıdır ben inanıyorum, Sayın Genel başkanımız özellikle belediyelerden sorum Genel Başkan Yardımcımız çok yakinen ilgileniyor. Burada önemli bir kriz olduğunu zannetmiyorum, önümüzdeki süreçle o giderilir.

Burak Cilasun: Peki İzmir'den arka arkaya iki soru ile kapatacağım bunlardan bir tanesi malum CHP her zaman İzmir'in ayrı bir önemi olduğunu söyler ama son kurultay akabinde CHP MYK'sında İzmir milletvekili göremedik. Sayın Aytun Çıray'ı görmüştük bir öncesinde ama şimdi göremiyoruz. Neden İzmir Milletvekili CHP MYK'sında yer almıyor?
Gürsel Tekin: Ben varım yani İzmir'i temsil etmiyor muyum aşk olsun. Tabi bilemiyorum İzmirli ya da hangi illi onu Sayın Genel Başkanımız çalışma arkadaşlarını kendisi oluşturuyor. Geçmiş dönemde Sayın Çıray'la da beraber çalıştık çokta başarılı bir arkadaşımızdır dostumuzdur, aynı başarılı çalışmalarını halen devam ettiriyor. Ben kendimi aynı zamanda 81 ilin Genel Sekreteri olarak görüyorum, İzmir'de sahipsiz değildir. En azından Gürsel Tekin İzmir’i de temsil ediyor diye de düşünüyorum.

Burak Cilasun: Peki efendim son olarak şununla bitirmek istiyorum. Belki benim bir parça manşetimi de çıkarabilecek bir sorudur bu diye umut ediyorum. İzmir'de CHP'nin mevcut hali hazırda 12 milletvekili var, nasıl bir değişim bekliyorsunuz ön seçimlerle birlikte?
Gürsel Tekin: Hem ön seçim diyorsunuz hem de nasıl bir değişim derseniz buna cevap veremem. Ben 120 tane üye arkadaşımızın reyini kullanacak bu konuda nasıl bir değişim olur bunu kestirmek çok zordur. Biliyorsunuz ön seçimlerde aynı zamanda bir oy birkaç insan için kullanılıyor. Bu da dönerli olduğu için dönerlinin sakıncalarının da önümüzdeki günlerde hepimiz göreceğiz. Bugün birşey kestirmek çok zordur ben demokrasi kazansın istiyorum. Örgütümüz, özellikle İzmir örgütümüz çok bilinçlidir bu konuda. Bilinçli hareket edeceğini düşünüyorum. Duygusallıktan bizim vazgeçmek lazım, hemşeri ilişkileri başka ilişkiler, partinin gidişatına çok zarar verir. Daha çok kim temsil edebilir İzmir'i bu çerçevede oy kullanırsa ben inanıyorum ki CHP'yi temsil edecek iyi bir kadro oluşur.

Burak Cilasun: Pekala kontenjandan kullanılacak birkaç isim haricinde geri kalan liste ön seçim sonuçlarına göre dizilecek diyebilir miyiz efendim?
Gürsel Tekin: Ne kadar kontenjan kullanacağımızı bilmiyorum. Öyle bir yetkim yok bir şey söylersem yanlış olur.

Burak Cilasun: Pekâlâ programa katıldığınız için çok teşekkür ediyorum son olarak İzmirlilere söylemek istediğiniz birkaç mesajınız varsa onları alalım.
Gürsel Tekin: İzmir ve İzmir seçmenimiz bizim için gerçekten çok değerlidir. İzmir aynı zaman iktidarı her zaman rahatsız eden bir ildir, söylemlerinde de Sayın Erdoğan ve birçok AKP'li yetkililerin negatif cümlelerini görüyorsunuz. İzmir sadece CHP için önemli değil aynı zamanda Türkiye'nin değerleri için çok önemli bir ildir, cumhuriyetin değerleri için çok önemli bir ildir. Batıya açılan bir kapımızdır, ben umut ediyorum ki CHP iktidarı ile bu batıya açılan kapılarımızı bütün Türkiye coğrafyasına yaymak istiyoruz, her ilimiz İzmir olsun istiyoruz. Sosyal yaşamı ile siyasal yaşamı ile kendi tercihlerini kendi kararlarını rahatlıkla verebilecek bir il olsun. Bugün bir yerde söyledim tekrar söylemek istiyorum, İzmir'de okuyan öğrencilerimizin ne kadar şanslı olduğunu bir başka ildeki öğrencilere sorabilirler. Bütün coğrafyayı dolaşıyorum. Bu saaatta, bugün haftasonudur büyük şehirlerimizin önemli kısımlarına gittiğinizde o gencecik öğrencilerin hiçbir tanesi sokakta kendisini ifade edeilecek durumda değildir. Tiyatroya, sinemaya ya da gencecik çocuklar sevgilisi arkadaşı ile gidebileceği alanlar yoktur. Nerede vardır? Nerede CHP iktidarsa orada vardır. İzmir, Eskişehir, niye Eskişehir birleşmiş milletler ödülünü aldı? Niye insanlar Eskişehir'de okuma isteği duyuyor? Çünkü şehir canlı yaşıyor, yaayan şehir. İzmir, Manisa'da öğrencilerin %18'i. Manisa'da okuyupta %18'in İzmir'de ikamet ettiğini biliyor musunuz? Beyaz yakalı dediğimiz sanayici iş adamlarının önemli kısımlarının İzmir'de ikamet ettiğini biliyor musunuz? Sorarım şimdi bu AKP'lilere neden? Çünkü 24 saat yaşanabilecek, sosyal yaşamına müdahale etmeyen bir ille karşı karşıyayız. Onun için her il bir İzmir olsun istiyorum.

Burak Cilasun: Peki efendim teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için.

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 08 Aralık 2014 16:09

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica