Gürsel Tekin sendikaları eleştirdi

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, AYM'nin iptal ettiği sendika yasası hakkında Halk TV'de değerlendirmelerde bulundu.

Gürsel Tekin, CHP'li RTÜK üyesine yapılan saldırı hakkında da açıklamalarda bulundu. Gürsel Tekin, "Ali kardeşimize çok geçmiş olsun diyorum. Unutmasın ki eşkıya dünyaya hükümdar olamamış, bu eşkıyalarla da mücadele edeceğiz, hiç kimse merak etmesin. Maalesef özellikle kamu olanaklarını kullanarak, devletin imkanlarını kullanarak hokkabazlık yapmaya çalışıyorlar, bunların hepsini biz tanıyoruz. İktidar değişiminde bunların hepsinin nasıl büklüm büklüm olacağını da biliyoruz. Önümüzdeki süreçte bunların hepsi geçecek. Bir kurum yargı, kural, yasa ile uygulanır. Keyfe keder, istediği siyasi partinin doğrultusunda bu kararları alamaz. Umut ediyorum ki, bizim burada bir eylemimiz vardı, bu kararla ilgili ivedilikle bir karar çıkar aksi taktirde sadece televizyonda CHP ve Atatürk'e hakaret eden bu hokkabaz değil aynı zamanda bunlarla da farklı bir mücadele içine gireceğimizide herkesin bilmesi lazım.

CHP'nin namusuna, Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal'in namusuna dil uzatacak insanların dilini keseriz, bunu herkesin bilmesi lazım. Elbette CHP eleştirilebilir, elbette bütün siyasi partiler eleştirilebilir. Bu konuda en hoşgörülü siyasi partiyiz biz ama bizim namusumuza, şerefimize, liderimize dil uzatırlarsa da bunun bedelinin çok ağır olacağını herkesin bilmesi gerekiyor."
dedi.

Yolsuzluk operasyonu sürecinde gazetelere ilan veren sendikaları da eleştirerek, "Şimdi hatırlarsanız 17 ve 25 Aralık süreci içerisinde bir kısım sendikalar gazetelerin tamamına ilan vermişlerdi . Bu sendikalar "Dik Dur Daha Fazla Soy" ilanlarıydı. Doğrusu dünyanın her yerinde sendikanın görevi kendi çalışanlarını emekçilerini korumaktır. 2013 yılında torba yasasıyla mevcut yasalarda yani kazanılmış haklarda yeni hak getirmiyor. İşçilerin emekçilerin kazanılmış haklarını, torba yasası ile bir gecede ortadan kaldırdılar. Bekledik, bu 17 ve 25 Aralık'ta gazete ilanı veren sendikaların en azından milyonlarca emekçinin kazanılmış haklarını elinden alınması ile ilgili bir gazete ilanı ya da bir tepki göstermediler. Ne yazık ki hiç birisinin sesi çıkmadı tabi ki DİSK, KESK belli sendikalar hariç tutuyorum. Geri kalan sendikalar aidat toplamış olduğu kendi çalışanlarının parası ile gazetelere ilan verdiler. Ben CHP olarak umut ediyorum ki 7 Milyon yurttaşımızın, 1 Milyon çalışanlarımızın haklarının geri getirilmesi için CHP'nin çabası ile ilgili de gazete ilanları verirler diye de düşünüyorum. Bekleyeceğiz ama CHP olarak bizde işçi kardeşlerimiz ve çalışanlar için son yasayı billboardlarda kendileriyle paylaşacağız. Ne vardı şimdi? Burada haklı olarak bizi izleyenler diyecekler ki ne oldu ki siz Anayasa Mahkemesine götürdünüz? Bir kere en önemlisi iş güvencesinin tamamı ortadan kaldırılıyordu. Yani bir işçinin bir çalışanının insiyatifi tamamen patronunun iki dudağı arasındaydı. Türkiye'deki işletmelerin yaklaşık yüzde 90'ı 10 kişinin altındadır. Banka, sigorta, toplu taşıma ile ilgili grev kararını ortadan kaldırmışlardı. Yani düşünebiliyor musunuz bu alanlarda çalışan emekçiler asla grev yapamayacaklardı. Köleleştirilmiş bir sistemle patronun talebi ne olursa o taleplere evet demek zorunda kalacaktı. Yine bir başka şey grev hakkı, işçilerin dünyanın her yerinde çalışanların hakları grev haklarıdır. Bir fabrikada, herhangi bir fabrikada diyelim ki bir holdingin farklı alanlarda 5-6 tane fabrikası var. Herhangi fabrikada çalışanların toplu sözleşme konusunda anlaşamadığı zaman greve gitme hakkını ortadan kaldırıyordu. Yani bu ne demek? İş sahibi patron diyecekti ki o zaman ben lokavt hakkımı kullanıyorum ve yasada da bu vardı. Bütün bunları CHP 2013 yılında bu torba yasası ile kazanılmış hakların iade edilmesi için Anayasa Mahkemesine götürdü ve Anayasa Mahkemesi bu konuda doğru hukuka uygun bir karar aldı.

Yani özellikle CHP'yi çok eleştiren kesim CHP neden her şeyi Anayasa Mahkemesine götürüyor diyor. İşte bu nedenlerden dolayı götürüyor. Siyasette ve hukuk siteminde bizim silahlı örgütümüz yok. Parlamentoda mücadele edeceksiniz, eğer parlamento mücadele alanı olmaktan çıkmışsa eğer sizin ve sendikaların talebi gözardı edilmişse doğal olarak gideceğiniz yer de anayasa mahkemesidir ve bu konuda kazanılmış haklarının geri getirilmesinden dolayı ben bütün emekçileri, çalışanları kutluyorum. Aynı zamanda bu süreç içerisinde AKP bu yasa ile uğraşırken maalesef bu 9 ay içerisinde çok acı kayıplar verdik. 9 ay içerisinde üzülerek söylüyorum bin tane işçi hayatını kaybetti. İnşallah bundan sonra iş cinayetleri olmaz."
şeklinde değerlendirmede bulundu.

Ermenek'te yaşanan maden kazasına ilişkin CHP'nin hazırladığı rapor ve maden işçilerinin yakınlarına AKP'ye oy vermeleri için Kuran'a el bastırılıp yemin ettirildiği iddialarının sorulması üzerine Gürsel Tekin, "Ne söyleneceğini bir kardeşimiz, şu anda Ermenek'te toprak altında olan bir işçi kardeşimizin eşi çok güzel konuştu. Bu hepimizin vicdanını sızlatacak, siyasetçi olarak hepimizi gözden geçirecek bir konuşmaydı. Çok yalın, çok anlamlı bir konuşma. Bütün sosya medyada var. Televizyonlarda olmasa da mutlaka siz haber yapmışsınızdır. Onu gördüğünüzde Türkiye'deki çalışanların durumlarının hangi boyutta olduğunu en somut şekilde bacımız anlatmış, o bacımızıda kutluyorum, cesur yürekli bir şekilde anlatmış.

Tabi Sayın Davutoğlu ya da AKP savunucuları konuşunca bütün televizyonlar ve spor kanalları dahil olmak üzere oraya kilitleniyor. Bende merak ettim. Acaba Başbakan ne diyecek Ermenek'le ilgili ve aynen şunu söyledi; "Bir hat kurdum, bundan sonra işçi kardeşlerimiz bu hattan arayacak, bu işçi kardeşlerimiz sorunlarını bize bildirecek bizde kapatacağız." Yapmayın ne olursunuz, çok komiksiniz yani inanın bir ülkenin Başbakanının böyle komik bir duruma düşmemesi lazım. Burada çalışanların haklarını ortadan kaldıracaksınız, kendi yandaşlarınıza bakın çok enteresan bugüne kadar bu ocakların sahiplerinin tamamı AKP'lidir. Zaten AKP'li olmayan birinin kamuda iş alma imkan ve olanakları da yok. Şimdi sizin bakanınız itiraf ediyor bu dünyanın herhangi bir yerinde gelişmiş bir ülkede bir bakan çıktı 50 kişi bana baskı yaptı bundan dolayı bunu açtım dediği gün o Bakan istifa eder. Namusu, şerefi, haysiyeti olan bir Bakanın en azından kendisine saygısı varsa demesi lazım ki kusura bakmayın benim gücüm yetmedi demesi lazım. Bunlar insanlığını kaybetmişlerdir. Hadi hukuku bir tarafa bıraktık hiç mi vicdanınız yok, hiç mi Allahınız yok, hiç mi kitabınız yok yani insanlar toprak altındayken bu cümleyi kullanan siyasetçinin halen bakanlıkta olmasını doğrusu içime sindiremiyorum. Hele ki o sendikalar, o yalama sendikalara isyan ediyorum. Onların en azından çıkıp o Bakana haddini bildirmesi gerekiyor. Nerede bu sendikalar? Yani 17 ve 25 Aralık'ta "Dik Dur Türkiye'yi Soy" diyen sendikaları burada şiddetle lanetliyorum."
diye konuştu.
 

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 03 Kasım 2014 10:18

Bağlantılı Konular