Gürsel Tekin Yozlaşmaya Karşı Kurtuluş Çalıştayı'na katıldı

19 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen "Yozlaşmaya Karşı Kurtuluş Çalıştayı"nda CHP Gençlik Kolları "Rantına Değil Halkına Sahip Çık, Tüm Yoksul Mahallelerimizi Birlikte Savunalım" çağrısı yaptı. CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin'in de bir konuşma yaptığı Çalıştayda, Tarlabaşı, Okmeydanı ve Gülsuyu Kent Mağdurları sorunlarını dile getirdi.

Gürsel Tekin yaptığı konuşmada, "Değerli arkadaşlar önce biraz geriye dönmemiz gerekiyor. İranlı bir sosyloğa "Bu sürecin gidişatını fark edemediniz mi?" diye bir gazeteci sorduğunda çok güzel bir cevap vermiş. "Çok haklısınız, her gün baktığınız bir ağacın ne kadar büyüdüğünü fark edemezsiniz" demiş. Sayın Başkanım da çok iyi bilir ve özellikle bizim kuşağımızdaki arkadaşlarımız da çok iyi bilirler. 12 Eylül öncesi örgütlü toplum sayısı 8 milyondu. Nüfusumuz 44 milyon, örgütlü insan sayısı 8 milyon. Üniversitelerin tamamı, liseler dahil sendikalar, sivil toplum örgütleri ve akibiyetin tamamı örgütlü toplumdaydı. Maalesef egemen güçlerin rahatsızlığı ile önce 12 Eylül oldu. 12 Eylül örgütsüz bir toplum yarattı, yerine ne ikram ettiler? Köy ve kasaba derneklerini ikram ettiler. 3 bin yıllık tarihi İstanbul'da 81 İlin tamamının federasyonları var, ilçelerin dernekleri var, köylerin dernekleri var, kasabaların dernekleri var ancak böyle olan sivil toplum örgütleridir. Belki birçok dernek başkanı bana kızacaktır. Sendikada yoksun, yanıbaşımızda Ayamama deresi dahil hayatını kaybeden 36 insanın yanında yoksun. Su havzalarının tamamında katliam oluyor hiç kimse yok, e nasıl sivil toplum örgütüsün? Bu meseleye baktığımızda bizim temel sıkıntımız bu örgütlü toplumun yeniden inşa edilmesidir. Aksi takdirde parça parça bu sorunları çözmek mümkün değil.

CHP olarak biz kendi imkanlarımız dahilinde yine bu salonda önümüzdeki süreçlerin İstanbu'da adına kensel döngü denilen bir talanın nasıl uygulanacağını beş yıl önce burada harita ile tek tek açıkladık. İlk uygulamada, biliyorsunuz Sultan mahallesinde oldu yani Sulukule dediğimiz aynı zamanda Sultan mahallesidir. Roman yurttaşlarımız 200 yıl önce Hindistan'dan dünya coğrafyasına dağılmıştır ve bir kısmı İstanbul'da, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde sığınmak zorunda kalmışlardır. Bütün dünyaya gittiğinizde Roman yurttaşlarımızın sosyal yaşamları aynıdır. Onları hiçbir yerde apar topar sıkıştıramazsınız. Tabi bu bütün dönüşümleri önce gerekçelendireceksiniz. Bugünden yarına dönüşüm yapma imkanınız yok. İşte burada hırsızlık, uyuşturucu var diyeceksiniz zaman zaman devletin kurumlarını kullanacaksınız, polisi suç aleti haline getireceksiniz ve toplumun belli kesimini rahatsız edebilecek boyuta getirdikten sonra onun adına da kentsel dönüşüm diyeceksiniz. Sultan mahallesindeki ilk uygulamada garip yurttaşlarımızın tamamını topladılar davul zurnalarla. Sizi daha insanca yaşayabileceğiniz konutlar yapacağız. Ondan da çok memnun oldular. Kaldı ki 200 yıl önce buraya yerleşen yurttaşlarımız, mülkiyet sevdalısı olsa bugün hepsi İstanbul'un Koç'ları, Sabancı'ları olabilecek durumda. Çünkü İstanbul'un ilk sahipleri onlar. Ta Osmanlı dönemi, bugün İstanbul'u yönetenlerin hiç birisi yokken onlar bu coğrafyada İstanbul'da yaşıyorlardı.

Şu anda Sultan mahallesinde son aldığım verilere göre sadece 10 Roman vatandaşımızın mülkeyeti kalmış. Geri kalanının tamamı el değiştirmiş. Ne yapabiliriz biz orada? Maalesef hepimiz suçluyuz değerli arkadaşlar. Zannettik ki bu bize dokunmayacak, o gün orada ki vatandaşlarımızla Sultan mahallesindeki bu adaletsizliğe hepimiz direnç gösterseydik tablo çok farklı olurdu. Ben burada özellikle oraları ayrı tutuyorum. Orada ciddi mücadele ettiler bu konuda. Sadece Sultan mahallesi değil. Ama bu sadece oraların ya da belli grupların mücadelesi ile önlenebilecek bir tablo değil. Çok sayıda yerler var ama aktarmak istemiyorum.  Son kentsel dönüşüm adına dedikleri Fikirtepe mahallesi Dudullu'da. Şimdi 98'den itibaren tartışılan yerle ilgili bir taraftan işte kentsel dönüşüm yapacaklar, sözde oradaki vatandaşlarımızın daha insani yaşayabilecekleri mekanlar yapacaklar diye sürekli oyaladılar. Ne zamana kadar? Ne zaman ki kamuya ait yani millete ait olan özellikle çocuk esirgeme kurumu dahil 300 dönüm arsayı sattıktan sonra kentsel dönüşüm yapacağız dediler."
dedi.

İstanbul'un rant haritasını da göstererek sözlerine devam eden Tekin, "2011 yılında bizim medyamızın dahi anlayabilmesi için, anlasalarda anlamasalar da önemli değil şimdi açacağım. 99 depreminden sonra rahmetli Ecevit döneminde özellikle büyükşehirlerde İstanbul buna dahil olmak üzere kentsel dönüşüm ve deprem dönüşümü için kullanılması gereken devlete, millete ait olan  yerlerin tamamı bunların dönüşümde yer alacak. Bazılarınız iyi anlasın diye bu sefer resimli getirdim, 2011 yılında resimsizdi onuda göstereceğim şimdi. Şunların tamamı İstanbul'da, ne yapılmış bunların yerine rantçılar, beton yığınları ile AVM'ler yapılmıştır.

Ve bu iman sahibi olanlara dediki hani olur ya sonuç itibariyle bu İstanbul'da Türkiye'nin dört bir yanında dönüşen bu rantlarla ilgili Başbakan, Bakanların haber olmayabilir, bizzat yardımcı olalım kendilerine. 2011 Yılında TBMM'de İstanbul'da 100 milyar dolar imar çeteleri, beton lobileri nasıl paylaşıldığını, belgeleri, bilgileriyle bütünüyle sadece kamu ile paylaşmadık.

Şimdi bu paylaşımı yapınca, bir kısım gazetelerimiz özellikle buradan teşekkür ediyorum Cumhuriyet gazetesi, Yurt, Bugün ve Sözcü gazetesi bunları geniş geniş verdiler. Niye öbür gazeteler vermedi? Çünkü bu maalesefe suçluluk psikolojisi içinde herkesi suç ortağı ettiler. Beton lobisi ve bu sistem örgütsüz toplum yarattığı gibi örgütsüz toplumun yanında bu rantı sağlayabilmesi için her gün yeni bir yasa çıkardı. Bu çetelerin rahatlıkla dönüşüm yapabilmesi için gereken hangi madde varsa gece yarısı bu maddeleri hayata geçirdiler. 2005 yılında Tayfun başkanda bu süreci bilen bir arkadaşımızdır. Topbaş bugün İstanbul'un Büyükşehir belediye başkanı plan yapıyor. Bu istanbul anayasasını çok yakın takip ettik, acaba ne oluyor diye. Eksik fazla hepimizin kısmen karşı çıksakta 3. köprünün olmadığı havaalanının olmadığı, AVM'lerin olmadığı bir yüzbinlik bir plan. Dedik ilk kez İstanbul önemli bilim insanlarının çalışması ile Sayın Hüseyin Kaptan'ın başkanlığında ve tabi hocama buradan seslenmek istiyorum kendisini çok sever sayarız. Saygı duyduğumuz bir bilim insanıdır. Ama hocam susmayın, bütün bu 100 milyar doların nasıl pay edildiğini, hangi çeteler tarafından pay edildiğini bir bilim insanı olarak ve bu 100 binlik planı yapan bir insan olarak sizinde çıkıp kamuoyuna konuşmanız gerek. Eğer bir bilim insanı susuyorsa bütün bu olup bitenlerin suç ortağı sayarız. Umut ederim ki Hüseyin hocam sadece istifa etmekle yetinmez aynı zamanda olup bitenlerle ilgilide kamuoyuna paylaşır."
şeklinde açıklamada bulundu.

Sivil toplum örgütlerinin dayanışma içinde olması gerektiğini dile getiren Gürsel Tekin, "Değerli arkadaşlar bütün bunların önüne neden geçilemiyor? Şimdi zaman zaman birebir çok değişik eleştiriler ile karşı karşıya kalıyoruz. CHP daha fazla bir şey yapabilir mi? Elbette eksiklerimiz varsa bunları yapacağız. Biraz önce 12 Eylül öncesini tarif ederken, CHP'nin gücü 12 Eylül önceki dönemin örgütlü toplumundan geliyordu değerli arkadaşlar.

Nüfusumuz 44 milyon, sanayi bu kadar gelişmemiş, 76-77 milyon. Sendikalı sayısı  601 oldu onu da saymıyorum zaten bir tek sendika var, geri kalan sendikalar dünya ayıbı. 17-25 Aralık gibi çeteleşme soygunu karşısında kendisine sendikayı, sivil toplum örgütü diyenler gazete ilanı verdiler. Nasıl ki gazete ilanı verdiler? 'Dik dur, soy bizi'. Şimdi böyle bir yapılaşmada CHP ne yapabilir? Elbette CHP çok şey yapacak ama bütün sivil hareketleri, örgütlü toplumları mutlak ve mutlak dayanışma içerisinde olması lazım. Eğer bu dayanışmayı sağlayabilirsek bu çetelerin önüne geçebiliriz. Aksi takdirde bu çetelerin önüne geçmek mümkün değil, yasalar imar çetelerine ve beton lobilerine uygun yapılmıştır, 17 - 25 Aralık'ta görüldüğü gibi. Biraz sonra bize söz gelirse elbette yine düşüncelerimi söyleyeceğim. Hepinize çok teşekkür ediyorum.

Çok kısa bir şey daha dahil edeceğim. Tabi bunların bir kalanı bir cami yerini değiştirmek oldu. Ya bu kadar da yapamazlar dedim yanlışlık olmasın dedim, planlamayı çağırdım. Planlama başkanı mahçup vaziyette ne oluyor dedik burası. İşte şöyleydi de ufaktı falan... Değerli arkadaşlar ilk uygulamalarında öyle güçlü ki bu çeteler, bu çeteler aynı zamanda Diyanet İşlerini'de bu kirli işlerine alet ettiler. 5 yıldır soruyorum 15 yıl daha soracağım, ey Diyanet İşleri şerefiniz haysiyetiniz, namusunuz varsa o yazıyı hangi hakla verdiniz  açıklayın diyorum size. 80-90 yıl önceki uygulamaları eleştiriyorsunuz, bunu özellikle söylemek istiyorum, Diyanet İşleri'de bu çetelerin ortağı oldu."
şeklinde konuştu.

    Pazar, 19 Ekim 2014 21:53

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica