"Yeni Türkiye değil 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti var"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Halk TV'nin canlı yayınında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Sunucu: İstanbul'da CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin konuğumuz olacak. Gürsel Tekin'e buradan da sorular yönelteceğiz gazeteci dostlarımızla. Kimler konuklarımız. CHP muhabiri Başak Kaya Sözcü gazetesinin muhabiri ve Fatih Ertürk gazeteci dostumuz tanıyorsunuz zaten bu ekrandan. Gürsel Tekin bizi duyuyor musunuz acaba?
Gürsel Tekin: İyi akşamlar diliyorum. Konuklarınıza da iyi akşamlar.

Sunucu: Bugünü konuşarak başlamak istiyoruz çünkü olağanüstü bir gün yaşandı Ankara’da. Siz İstanbul'daydınız ama çok tartışılacak yönler var. Tarihe nasıl geçecek artık onu tarihçiler belirleyecek ama bugünden sizin de söyleyecekleriniz vardır diye sizin için bugünün anlamı, ifadesi nedir acaba?
Gürsel Tekin: Öncelikle maalesef tabi bu kadar şatafat, bu kadar görgüsüzlük Türkiye'de ilk kez görülmüş. Elbette tabi ki, devir teslim törenleri olur ama inanın ben hayatımda ilk kez bu kadar görgüsüzce işte Arap coğrafyasında zaman zaman fütursuzca harcanan paralarla yapılmış törenlerin ötesinde başka bir şey değildir. Kaldı ki, bugüne kadar ya da iddia ettikleri bugün mevcut iktidar yöneticileri Cumhurbaşkanı dahil olmak üzere geçmiş dönemdeki israfları çok tartıştıklarını hepimiz hatırlamalıyız. Hatta ilk geldiklerinde çeşitli araçların, milletvekili konutlarının çok fazla olduğunu, bir külfet olduğunu ifade edenler bugün görüyorum ki yeni saraylar, yeni şatafatlar, özel uçaklarla Türkiye’deki bütçenin önemli harcama kalemlerini buralardan yapıyorlar. Bu işin bir boyutu.

İkinci boyutuna gelince, aslında 15 Ağustostan itibaren Türkiye'de yasaların, anayasanın tamamen rafa kaldırıldığı, hatta rafa kaldırıldığıyla yetinmedi aynı zamanda bugünkü Sayın Cumhurbaşkanının kendisinin de çok net ifadeleri vardı. Yasama, yürütme, yargıyı tanımam demişti. Yani ben bildiğimi yaparım, herkesi de bildiğim gibi yaptığım çerçeveye sıkıştırmaya çalışırım. Özellikle gazetelerin, televizyonların, hepsinin bu süreci eleştirmekten ziyade bu sürecin karşısında duruşu sergileyenleri de eleştirmesi de apayrı bir tartışma konusuydu. Bugün gazetelerin özellikle televizyonların yorumcularını dinlerken doğrusu bir şaşkınlık içinde dinledim. Bir kısmı uzun süredir tanıdığımız, geçmiş yıllarda çeşitli iktidarın yanlışlarına net duruş sergileyen gazetecilerin bugün neredeyse sanki bu 15 Ağustostan sonra yasayı, anayasayı CHP çiğnemiş gibi CHP niye katılmadı diye ifade ettiler. Ama bugüne kadarda iktidarın bu uygulamalarına özellikle Başbakanın bu uygulamalarını hiç kimse eleştirmez vaziyette olması da apayrı bir süreç. Umut ediyorum ki bunlar kısa süre içerisinde geçecektir. Türkiye'de demokrasi özellikle demokrasilerde kuralları, yasayı, anayasayı ortadan kaldırmaya çalışırsanız hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Son 15 – 20 gündür maalesef anayasada rafa kaldırılmıştır. Ama bütün bunların yanında CHP'nin hukuka olan saygısı anayasa mahkemesine götürdüğü çok önemli bütün anayasa profesörlerinin de bu konuda hem fikir olduğu bazı maddelerle ilgili halen bu saate kadar anayasa mahkemesinin de bir karar vermemesi apayrı tartışma konusudur diye düşünüyorum.

Sunucu: CHP bugün anayasa ihlaline dikkat çekmek istedi ve tüzükten kaynaklanan hakkını kullanarak bir anayasal tartışması açılmasını istedi mecliste. Ardından da bir gerilim yaşandı ve genel kurul salonunu terk etti CHP'liler. Ardından açıklamada yapıldı ama Sayın Tekin'inde söylediği gibi basınında farklı bir tutumu oldu. Bir televizyon kanalında şöyle bir KJ'de gördük siz basını eleştiriyorsunuz onu hatırlatmak istedim. Yeni Türkiye'nin birinci Cumhurbaşkanı diye bir ifade kullanıldı. Bunu sormak istiyorum size.
Gürsel Tekin: Şimdi şunu söylemek istiyorlar. Yani son dönemlerdeki iktidarın uygulamalarını meşrulaştırmak için özellikle haram medya ve onun destekçileri bu süreci yani sanki anayasa, yasalar ortadan kaldırılmış gibi topluma empoze edip onları da alıştırmak istiyorlar. Yeni Türkiye değil 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti var. Bunlar yeni, Türkiye bunları yeni görüyor. Şimdi yeni Türkiye’de onların istemiş olduğu ya da Türkiye'ye empoze etmek istedikleri yolsuzlukların meşrulaştığı, hak aramanın suç olduğu, sivil toplum örgütlerinin ortadan kaldırıldığı, sosyal yaşamın daraltıldığı yani yeni Türkiye dedikleri işte biliyorsunuz daha öncede değişim diye yola çıktılar ve bu değişimden dolayı kendisine destek veren özellikle liberal ve soldaki insanların bugün hangi muameleye tabi tutulduğunu hepimiz görüyoruz. Doğrusu yeni Türkiye'nin daha çok demokrasiye, daha çok özgürlüklere ihtiyacı var. Ama demokrasinin ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığı bir yeni Türkiye tarif ediliyor ve bu yeni Türkiye'de yani iktidarın özellikle Cumhurbaşkanının talepleri doğrultusunda kendi paralarıyla vatandaşın vergileriyle ödenmiş olan gazeteler ve televizyonlarda millete bunu empoze etmeye çalışıyorlar. Ama bunu herkes bilsin ki bunun üstesinden Türkiye gelecektir. Türkiye'nin dinamiği buna çok müsaade etmeyecektir. CHP'de buna müsaade etmeyecektir. CHP'nin bugün tavrını eleştirenlere altını çizerek birkaç tane şey söylemek istiyorum. Birincisi, eğer bir ülkede ülkeyi yönetenler yasalara, kurallara riayet etmiyorsa vatandaş niye riayet etmiyor diye bunu beklemek son derece yanlış olur. Anayasamız çok açık ve çok net. Bunu CHP’lilere sormanıza gerek yok. Uzun süre AKP’de siyaset yapmış, AKP’ye destek vermiş birçok anayasa profesörlerine sorduğunda bugün böyle olmadığını ve bütün bu olup bitenler karşısında önümüzdeki günlerde bu ülkenin namuslu, şerefli hukukçuları çok önemli kararlar alacağı inancı içerisindeyim. Bunu hazmettirmek, bunu herkese hazmettirebilirler ama CHP’nin bunu hazmetmesi mümkün olmayacaktır. Elbette yeni Türkiye istiyoruz ama yeni Türkiye’de demokrasi istiyoruz, yeni Türkiye'de özgürlük istiyoruz, yeni Türkiye’de istiyoruz ki gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yolsuzluk olmasın, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi siyaset kirlenmesin. Siyaset halka hesap versin. Bizim beklediğimiz yeni Türkiye bu. Ama bugün beklenen, bugün arzu edilen, bugün empoze edilen Türkiye daha otoriter Kore tipi, Ortadoğu'daki otoriter tipler Türkiye'ye dayatılmak isteniyor. Buna da izin vermeyeceğiz.

Şunu düzeltmek istiyorum. Yani havuz medyası cümlesi doğrusu çok şey kaçar. Yani havuz bildiğimiz berrak sudur hepimizin zaman zaman içine girdiği. Onun için havuz medyası demeyin haram medya. Keşke havuz medyası olsa. Haram. 76 milyon yurttaştan çalınan paralarla alınmış gazeteler ve televizyonlardır. Bunun adı haram medyasıdır. Onun için havuz medyası onu özellikle düzeltmek istiyorum.

Sunucu: CHP'nin kongresini konuşmak istiyoruz  dedik. Başak Kaya çok önemli bir noktaya aslında temas etti. AKP kongresi varken bazı ekranlarda CHP kongresi konuşuluyordu diye. Sayın Tekin bunun nedeni ne olabilir? Ben dedim ki demokrasi zemini CHP'de olduğu için CHP konuşulmuştur diye. Siz AKP kongresini de izleyen bir isimsiniz ne gördünüz AKP kongresinde? Nasıl bir atmosfer vardı?
Gürsel Tekin: Şimdi tabi ben oraya misafir olarak gittim. Oradaki izlenimlerimi söylersem bana da çok yakışmaz ama çok kısa bir şey söylemek istiyorum. Orada bir siyasi parti kongresi değil bir devlet kongresi yapıldı. Bu kadarını söyleyeyim. Herhalde herkes ne söylediğimi net bir şekilde anlayacaktır.

Neden CHP konuşuluyor? Şimdi Fatih de, Başak da Ankara'nın o derin dehliz dediğiniz siyasetin derin dehlizlerini çok iyi bilirler. Şuanda bu ceberut iktidarın teslim alamadığı bir tek yer CHP. Onun dışında her yeri teslim almış. CHP'yi teslim alamadığı için CHP'de nasıl bir karışıklık, nasıl bir iç sorun yaratabiliriz uğraşı içinde olan bir medya grubu var. Ama buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. CHP ne yapacağını çok iyi biliyor hiç telaşlanmayın. 90 yıllık bir CHP nice bunlar gibi gelip de CHP'yi nasıl karıştırabiliriz, nasıl parçalayabiliriz diye çok mücadele edenler olmuştur hepsi maalesef havasını almıştır.

Ben buradan özellikle akşamları televizyonlarda, gazetelerde CHP'yi tartışan, tartışmak isteyen onurlu, haysiyetli, gerçekten milli duruşa sahip olan, Türkiye'ye sahip olan bir gazeteci ya da bir televizyoncu arıyorum o da ne yapacak biliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyetini ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını dinleyen Almanya’yla ilgili bir tartışma yaratsınlar. Bir gazete istiyorum. Nasıl ki Alman gazeteleri Almanya Başbakanını dinleyen Amerika'ya başkaldırdıysa, bir duruş sergilediyse aynı duruşu Türkiye'deki gazetelerden bekliyorum. Bir ülkenin Başbakanını bir başka ülkenin dinlemesini tahammül etmek, buna ses çıkarmamak gerçekten bu ülkeye yapılacak en büyük ihanettir. Hepinizin hatırlayacağı gibi Amerika'nın Merkel'i dinlediği kamuoyu tarafından duyurulunca bütün Alman televizyonları, Alman gazeteleri sağında solunda hiç fark etmeksizin çok önemli bir duruş sergilediler. Amerika’nın Merkel’i dinlemesine biz tahammül edemeyiz ve Amerika 48 saat sonra Merkel’den ve Almanya’dan özür dilemek zorunda kaldı. Şimdi bir ülkenin başbakanı dinleniyor ve bu konuda çok önemlidir aslında. Dış politika konusunda, iç politika konusunda çok önemli kararların alındığı bir ortamda bir başka ülkenin dinlediğini de itiraf eden Alman Dışişleri Bakanı aynen şunu söyledi. Türkiye'dir dinlenir dedi. Ben bir yurttaş olarak kendimi aşağılanmış hissettim ve bu konuda Alman gazetelerinde de çok net bir şekilde demeç verdim. En kısa süre içerisinde Türkiye'nin karşısında özgür dilemenizi bekliyoruz. Acaba bu mesele çok sıradan bir sorun mu? Yani CHP kongresi kadar önem arz etmeyen bir mesele midir? Niçin konuşulmaz, niçin tartışılmaz. Deneyimli iki tane gazeteci arkadaşımız var bu konuda onların düşüncelerini de çok merak ediyorum. Bir Alman televizyonuna tahammül edemeyen Tayyip Erdoğan'ın kendisinin dilenmesi konusunda sessiz kalışının arka planında ne olabilir diye bunu da kamuoyunun takdirine sunmak istiyorum ve bu konuda cesur bir televizyon, cesur bir gazete arıyorum.

Bunu özellikle bizim medyamıza, televizyonlarımıza seslenmemin temel sebebi Almanya'da biliyorsunuz özellikle Yeşiller Partisi ve Sosyal Demokrat Partiler bu dinlenme konusunda çok ciddi bir duruş sergilediler ve tepki gösterdiler. Yani bunu da altını çizerek söylemek istiyorum.

Sunucu: Çok önemli bir konu bunu değerlendirmek açısından önümüzdeki günlerde takipçisi olacağız en azından bizler burada muhatap olduk sizinle beraber bu konuya değinmiş olduk. Ama izleyenlerimizde kurultayı konuşacaktınız nerede diye sabırsızlanmaya başlamıştır. Kurultaya geçelim.
Gürsel Tekin: Kurultayı da konuşacağız ama bunların çok önemli olduğunu özellikle dinleyicilerimizin biz bunu söylerken sadece bir muhalefet olsun diye söylemiyoruz. Bu aynı zamanda Türkiye'nin dış politikasının rehin alınabileceği ihtimalini gördüğümüz için bunun altını çizerek söylüyoruz. Yine benzer bugün 49 tane devlet adına görev yapan yani oradaki Başbakanın, Cumhurbaşkanının Türkiye Cumhuriyetini temsil eden 49 tane konsolosumuz ve görevlilerimiz halen nerede olduğu belli olmayan bir süreçle karşı karşıyayız. Şimdi içerde bu kadar şatafat var ama dışarıda sanki bunların hiçbirisi olmamış gibi, Almanya'nın bizi dinlemesi sıradan bir olaymış gibi, 49 tane yurttaşımız kayıpken nerede ne olduğu akıbeti belli olmayan bir süreç çok normalmiş gibi, Suriye sınırlarındaki her gün olağanüstü sorunların yaşandığı bir ortam çok olağanmış gibi bize dayatılıyor. Bunların çok önemli olduğunu, bunların CHP kongresinden daha önemli olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Yani 49 tane devlet adına görev yapan, orada rehin alınan Tayyip Erdoğan'dır, orada rehin alınan Abdullah Gül’dür, orada rehin alınan Dışişleri Bakanıdır. Bu sıradan bir şey değildir. Türkiye Cumhuriyetinin topraklarında ve Türkiye Cumhuriyetinin bayrağı indirilerek bunlar alınmıştır. Ama bu basın, bu medya bize hiçbir şey olmamış gibi sıradan, olur, gayri ne olacak bu şeymiş gibi dayatıyorlar. Bunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Bu önümüzdeki süreçte bize çıkaracağı faturaların bedelinin ne kadar ağır olabileceğini de hepimizin bilmesi gerekiyor.

Elbette şimdi CHP kongresiyle ilgili...

Sunucu: CHP kongresi de bunun için önemli. 2015 seçimlerine giderken CHP’de bir tartışma görüntüsünün kalmaması açısından önemli. O açıdan kurultayı da değerlendirelim. Bizler zaten yayınlarımızda sizin de ifade ettiğiniz o çok önemli boyutlara sıkça yer vermeye ve derinleştirmeye çalışıyoruz. Kurultayda merakla bekleniyor onu da belirtelim ve sizin düşüncelerinizi alalım.
Gürsel Tekin: CHP'nin bu kongrede özellikle dış politika, iç politika, ekonomi konusunda Sayın Genel Başkanımızın çok önemli vurguları olacaktır. Burada biraz önce Almanya, Ortadoğu coğrafyasındaki yaşanan sorunlarla ilgili CHP’nin geçmiş dönemlerdeki uyarılarının bir kısmını hatırlatmak istiyorum. 2003 yılında Ortadoğu coğrafyasında özellikle Irak operasyonu, 1 Mart tezkeresiyle ilgili CHP'de bugünkü arkadaşlarımızın parlamentoda göstermiş olduğu bu duruştan dolayı buna benzer 2003’teki duruştan çok ciddi saldırılarla karşı karşıya gelmiştik. Gerekçemiz Ortadoğu coğrafyası gerçekten sorunlu bir coğrafya, kanamalı bir coğrafya. Yani sadece bugüne mahsus değil. Bütün tarihimize baktığımızda Ortadoğu coğrafyasında, İslam coğrafyasında ne yazık ki bu sorunların üstesinden gelinebilmiş değildir.

1 Mart tezkeresine CHP bu vurguyu yaptığında çok acımasızca CHP'yi eleştirenler bugün CHP’nin ne kadar haklı olduğunu, ne kadar haklı gerekçelerle 1 Mart tezkeresine karşı çıktığını altını çizerek söylemek istiyorum. 2010 yılında yine bugünkü Cumhurbaşkanı Gaziantep'te yurttaşlarımıza seslenirken Suriye'yle olan yeni yol haritasını evet uzun süredir Suriye'yle aramıza örülmüş bu tel örgüleri kaldırdık ve önümüzdeki günlerde Antepli kardeşlerimiz bu mitingde bunu Antep’teki mitingde konuşuyor ve yanında da Esad'la konuşuyor yani Esad kardeşi. Daha Eset olmamıştı. Antepli kardeşlerimiz elini, kolunu sallayarak Şam'a gidecek, Şam'daki kardeşlerimiz elini kolunu sallayarak Antep'e gelecek ve iki dost, iki kardeş ülke görüntüsü vererek, hatta daha ilerisine giderek iki ülkenin bakanlar kurulu toplantısını yaparak Türkiye'de gerçekten hepimizin uzun süredir özlem duyduğu yanı başımızdaki komşularımızla ilişkilerimizin bu boyutta barışçıl bir boyutta gitmesi CHP'de uzun süredir özlemiydi ve bizde bunu destekledik. Ne olduysa üstünden 8 ay geçtikten sonra kardeşim Esad ansızın Eset oldu ve sadece Suriye değil aynı zamanda belli ülkeler Ortadoğu coğrafyasının orta direği gibidir. Oradaki bu mezhepsel ayrılıkların altına dinamit koyarak gerek Irak'ta, gerek Suriye'de, gerek Lübnan'da taşların yeniden yerinden oynamasına sebep oldu ve bizim coğrafyamızda şuanda 2,5 milyon…

Sunucu: Dış politikada yaşadıkları Türkiye’nin anladığımız kadarıyla CHP kongresinde değerlendirilecek. Kılıçdaroğlu’nun mesajlarında geniş yer bulacak bunu anlıyoruz sizin sözlerinizden.
Gürsel Tekin: Bunları hatırlatmamız gerekiyor çünkü bunlar özellikle haram medya bunları unutturmak istiyor. Uçağımız düşürülmedi mi? Bir ülkenin uçağı, bir ülkenin pilotları şehit düşüyorsa bu ülke neden bu benim ülkemin uçağı düştü, bugüne kadar cumhuriyet tarihine baktığımızda yanı başımızdaki komşularımız bırakın uçaklarımızı bizim güvercinlerimize, kuşlarımıza el uzatamamışlardır. Ama bizim uçağımızı düşürdüler ve pilotlarımız şehit oldu halen bir ses yok. Bütün bunları biz irdelemezsek yarın dış politikada başımıza gelecek büyük olayların karşısında bir duruş sergilememiz sözkonusu olamaz. Bunların hepsini CHP aman ha buraya bulaşmayın, buraya bulaşırsanız bu sorunun üstesinden gelemezsiniz demişti onu özelliklede hatırlatmak istiyorum dış politika konusunda.

Sunucu: Şunu anlıyoruz sözlerinizden. CHP 2015 seçimlerine kurultayda hazırlığını ortaya koymuş olacak gibi anlıyorum o zaman ben sözlerinizden.
Gürsel Tekin: Elbette CHP 2011 yılındaki bütün projeleriyle son derece makul ve doğru projelerdi. Özellikle iş cinayetleriyle ilgili, taşeronlaşmayla ilgili, işsizlikle ilgili, yoksullukla ilgili aile sigortası, yani bütün sosyal devletlerde olması gereken çok önemli projelerimiz ve bu projelerimizin bir kısmını da iktidar yarım yamalakta olsa 6 tane projemizi hayata geçirdi. Ama şimdi hem programımızla ilgili aynı zamanda Türkiye'nin geleceğiyle ilgili çok önemli projeleri Sayın Genel Başkanımız kurultayda elbette kamuoyuyla paylaşacak.

Sunucu: Şimdi iki şey tespit ettik. Birisi önseçim konusunda üslup tartışmasına gelirken önseçim konusunda eleştiride bulunanlar önseçimle gelmedi tespitinde bulunup bunun çok da kongreye yansıyacak bir tartışma olmayacağını anladığımızı ifade edelim.

İkincisi de sağa kayma. Bu çok gündeme geliyor son zamanlarda. Yerel seçimde de, cumhurbaşkanlığı seçiminde de hep bu tartışmayı gördük. Şimdi sola kaydıralım diyenlerde çıktı bu zamanda. Ama Parti Meclisi içinde isimler geçiyor ve Mehmet Bekaroğlu'da bunlardan birisi oldu. Başka isimlerde var. Bu anlamda neler söyleyeceksiniz? Sola mı kaydıracağız, sağa mı kaydıracağız? CHP nasıl evrilir bu kurultay ne getirir?
Gürsel Tekin: Şunu söyleyeyim. Tabi ki kişiler öncelikle sondan başlamak istiyorum. Sadece Türkiye’de değil dünyada da mümkün olmayan bir şeydir. Hiçbir kişi hele programıyla, tüzüğüyle, gelenekleriyle 90 yıllık bir siyasi partiyi kişilerin değiştirmesi mümkün değildir. Doğrusu bu çok doğru bir tartışma değildir. Yani sağdan geldi, şu geldi, bu gitti. Biliyorsunuz AKP'de çok sayıda solcu milletvekilleri vardı. Keşke o solcu milletvekilleri AKP'yi sola evirebilselerdi. Bunlar mümkün değildir. Yani bu tartışmayı çok doğru bir tartışma olarak görmüyorum.

Şimdi Fatih beyin şeye katılmıyorum. Milletvekili arkadaşlarımız haklıydı. Hiçbirisi haklı değildi. Neden haklı değildi? Eğer bir partide parti içi mekanizmayı, parti içi demokrasiyi kurumları işletmezseniz aynen katılırım bugünkü arkadaşlarımızın sergilemiş olduğu davranışı aynı davranışı bende gösteririm.

Bakın, orada Başak hanımda bilir. İlk kez CHP’nin Parti Meclisi toplantıları 15 saat oluyor. Herhalde biz 15 saat birbirimize fıkra anlatıyor değiliz. MYK'larımız 4 saat, grup toplantılarımız saatlerce. Bütün siyasi partilerde demokrasilerde olması gereken bu mekanizmalarda herkes düşüncelerini daha net bir şekilde ifade etsin diye bu mekanizmalar oluşmuş. Şimdi bu mekanizmalarda düşüncelerinizi ifade edeceksiniz, gerekirse muhalefet şerhi koyacaksınız. Gürsel Tekin olarak Sayın Kılıçdaroğlu'nun Genel Sekreteriyim ve belediye döneminde defalarca bir sürü itirazlarımı o kurullarda yapmışım. Bu benim en doğal hakkımdır. Ama o kuruldan çıktıktan sonra çoğunluk bir şeye karar vermişse benimde partililik kimliğim CHP geleneğinde olması gereken o karara uymak olmalı. Muhalefet şerhimi de koyarım ama o karara da uyarım.

Şimdi bütün bunları yok sayacaksınız bu kurulları. O zaman bu kurulların ne anlamı var. Bu kurullarda arkadaşlarımız kendi düşüncelerini ifade edemediler mi? Çok net bir şekilde ifade ettiler. Ama bu yetmedi hadi biraz daha bu haram medyaya demeç vereyim demesi doğrusu particilik anlayışında kabul edilecek bir anlayış değildir. Bu kim olursa olsun. İnşallah önümüzdeki süreçte kurultaydan sonra ben dahil olmak üzere partinin kurumsal kimliğine kim zarar veriyorsa mutlaka çekidüzen verilmesi gerektiğine inanıyorum.

Sayın Kılıçdaroğlu'nun diktatörlüğüne gelince, doğrusu tabi Sayın Genel Başkanımızı hepiniz çok iyi tanıyorsunuz.

Sunucu: Siz üslup konusuna dikkat çekmiştiniz. Bir diktatörlük lafına dikkat çekmiştiniz Muharrem İnce'nin…
Gürsel Tekin: Sayın İnce kendisi de ifade etti. Ben diktatör demedim, böyle bir cümle kullanmadım. Kendisi bu cümleyi söyledikten sonra bu meseleyi tartışmak çok doğru değil. Sağda ya da farklı siyasal düşüncelerden gelen insanların bir siyasal yapıyı değiştirmesi mümkün değildir. Bugüne kadar çok sayıda çeşitli sağda ya da merkez solda siyaset yapan arkadaşlarımız partimize geldiler ve partide de bana göre gerçekten çok ciddi katkıları oldu. Çok önemli insanlar. Ama CHP çizgisinde hiç sağa kaymış bir çizgi olmadığını hepimiz de net olarak biliyoruz.

Kurultay sürecinde tabi CHP kurultayı olunca doğal olarak aynı zamanda basınımızın, medyamızın da ilgi odağı oluyor. Yani CHP olamazsa zaten televizyonlarda da tartışılacak, konuşulacak bir mesele de kalmıyor. Çünkü Türkiye'nin aslı meselelerini konuşmak söz konusu olmadığı için daha çok CHP'nin meseleleri ya da CHP'nin kurultayları bir tartışma ya da gündemi yaratan konular oluyor.

Çoğunlukla varsayım üzerine konuşuyoruz. Son günlerde gazetelerde, televizyonlarda çok sayıda isimler yazılıyor. Doğrusu partinin Genel Sekreteri olarak ben de çok haberdar değilim. Sadece Sayın Bekaroğlu'yla Sayın Genel Başkanımızın bir araya geldiğini duydum. Onun dışında birçok isimlerin bir ciddiyetinin olduğu inancı içerisinde değilim. Önümüzdeki günlerde hep beraber göreceğiz. Büyük olasılıkla daha çok bu CHP'nin mutfağında yetişmiş çok değerli, çok önemli örgüt mensuplarıyla PM oluşacak. Elbette renk katabilecek isimlerde olur ama daha çok erken. Bu isimleri bugünde tartışmak, onları sorgulamakta çok doğru olacağı inancı içerisinde değilim.

Sunucu: Büyük değişim olur mu?
Gürsel Tekin: Büyük değişim derken nasıl bir değişim? Yani PM'yi mi diyorsunuz?

Sunucu: Evet. PM'de büyük bir değişim olur mu acaba?
Gürsel Tekin: Bilemiyorum. Tabi bu konuda MYK'da konuşulmuş, paylaşılmış bir şey değildir. Sayın Genel Başkanımız ciddi deneyimlerden sonra elbette kendisinin önümüzdeki süreçte sorumsuz çalışabileceği bir kadroyla yoluna devam edeceği inancı içerisindeyim.

Gazeteci: Gürsel Tekin Bekaroğlu'nu kendisi aday gösterir miydi? Ben onu merak ediyorum.
Gürsel Tekin: Her sabah gazeteleri okurken partinin mutfağında olan bir insan olarak bende şaşkınlıkla bakıyorum. Özellikle sadece Sayın Bekaroğlu değil Bekaroğlu'nun dışında 20’nin üstünde isim yazıldı. Doğrusu biz sadece gazetelerde okuyoruz. Ama benim bildiğim kadarıyla Sayın Bekaroğlu'nun görüşmesinin dışında yazılan çizilen isimlerin hiçbirinin doğruluk payı yok. Ama Sayın Genel Başkanımız Sayın Bekaroğlu'yla nasıl bir görüşme yaptı, görüşmenin içeriği nedir doğrusu bilmiyorum. Yani Sayın Bekaroğlu da hepimizin tanıdığı, bildiği farklı bir siyasal yapıda da olsa demokrasi konusunda, özgürlük konusunda özellikle yolsuzluklar ve son dönemlerdeki gidişat konusunda çok vicdani bir duruş sergilediğinin de özellikle altını çizerek de söylemek istiyorum. Gezi Parkı döneminde bütün bu hak arama eylemlerinde gerçekten hepimizin arzu ettiği bir duruşu sergileyen bir siyasetçidir. Ama elbette uzun süredir farklı bir alanda siyaset yapıyor. Ama demokrasi konusundaki kaygıları hepimizin ilgisini çeken bir siyasetçi olduğunu da unutmamalıyız diye düşünüyorum.

Gazeteci: CHP'ye yıllarca emek vermiş siyasetçiler var. Bu siyasetçiler arasında delegelikten, üyelikten çarpışa çarpışa gelmiş, yazın sıcakta kışın soğukta terlemiş, zaman zaman evine ekmek götürmeyi unutmuş o parti emekçileri dururken niye CHP kendisine farklı bir mecra arasın ki? Neden CHP kendi örgütünün yetiştirdiği, kendi çocuklarına zaman zaman bakın Sayın Kemal Kılıçdaroğlu partinin önünü açtı. İnternetten üye kaydına kadar kendisine güvenen bir yapı çizdi. Ancak bir süre sonra sanki kendi çocuğuna, kendi evladına bir hafif ters ya da şaşı bakan bir yapıya neden sürüklendi CHP?
Gürsel Tekin: Bu konuda zaman zaman kamuoyuna, basına yansıyan düşüncelerimi sizde çok iyi biliyorsunuz. Özellikle yerel seçim döneminde çok net bir şekilde kendimde ifade ettim. Anadolu deyimiyle bu evin danasında bu evin öküzünü yaratalım diyen bir anlayış içerisindeyim. Bu konuda aynen sizin gibi düşünüyorum.

Sayın İnce'ye gelince; Sayın İnce bu partinin grup başkanvekiliydi. Yani aynı zamanda Sayın Genel Başkanımıza vekaleten görev yapıyordu. Partide dışlanmış, partide ya da düşünceleri ciddiye alınmamış bir insan değildir. Elbette demokratik bir yöntemle kendisinin iddiası varsa bu iddiayı ortaya koyabilir. Bugüne kadar Sayın İnce'nin çok ağır cümlelerine rağmen partinin Genel Merkezinde Sayın Genel Başkanımızın da altını çizerek, özenerek hepimizi uyardığı bir şey var; aman ha arkadaşlarımız zaman zaman fevri davranabilir. Kimse birbirine cevap vermesin, nezaketini gösteren bir Genel Başkandır. Herhangi bir arkadaşımıza Sayın Genel Başkanımız ya da MYK Sayın İnce'ye bir saygısızlık ya da partiden ötelemiş bir anlayış içerisinde değil.

Benin biraz önce vurguladığım Sayın İnce'nin dışındaki arkadaşlarımızla ilgilidir. Yani Sayın İnce'de farklı düşüncelerini her zaman MYK'da çok net bir şekilde, cesur bir şekilde ifade eden bir siyasetçidir. Ama hepimizde biliyoruz ki gerçekten Türkiye CHP'nin dışında özellikle merkez sağda geçmiş dönemlerde siyaset yapanların CHP'de rahatlıkla siyaset yapma olanaklarının kanallarını açmak istedik. Gelsinler de bizim ideolojimizi, bizim yapımızı değiştirsin anlayışı içerisinde değiliz. Buna zaten CHP'nin yapısı müsaade etmez, izinde vermez ve gelen arkadaşlarımızın da böyle bir iddiası yok. Ben gelirsem şu ideolojik yapıyı değiştirin deme cesaretini gösterebilecek kimse yok. Ama bizim daha çok büyümeye ihtiyacımızın olduğunu hepimizin bilmesi gerekiyor. Çok kritik bir süreçten geçiyoruz. Yani özellikle bu süreçten kendisini rahatsız ifade eden ben rahatsızım demokrasi konusunda, özgürlük konusunda, sosyal yaşam konusunda bende rahatsızım bir liman arıyorum diyen herkese CHP'nin limanının açık olması gerektiğine inanıyorum.

Bu konuda elbette kimler siyaset yapmak istiyorsa Sayın Genel Başkanımızda bu kanalların tamamını açtı. Biraz öncede ifade ettiniz. Geçmiş dönemlerde biraz da haksızlık yapılıyordu, efendim CHP'ye üye olunmuyor, gittik mi kapılarımız bize kapalıydı. Bu çok doğru bir tez değildi. Ama zaman zaman bu sıkıntılar kamuoyuna yansıdığı için Sayın Genel Başkanımız gerek örgütlerde gerekse insanların rahatlıkla siyaset yapabilme olanakları oluşsun diye internetten üyelik sistemini açtı. Bugüne kadar çok sayıda genç kardeşimiz siyaset yapma imkanını bulamayanlar CHP'ye üye oldular. Ben daha çok insanların bu gidişat konusunda kaygı duyan herkesin CHP limanında siyaset yapma olanakları var. Herkesin bu partiye gelmesini çok arzu ediyorum. Çünkü buna çok ciddi güce ihtiyacımız var. Çok sayıda genç ve kadına ihtiyacımızın olduğu bir dönemdir. Bugün okullarda öğrencilerin yaşadığı durumları hepimiz biliyoruz. İktidarın Gezi Parkındaki gençlere yaşatmış olduğu sürecin hepimiz canlı tanıklarıyız. Çok kısa süre içerisinde yaşandı. Yine köleleştirilmiş 3,5 milyon taşeron işçi var. Sadece geçen hafta yani 7 gün içerisinde kamuoyuna yansımış 27 tane iş cinayeti var. 13 tane intihar var.

Bütün bunlara baktığımızda bir bunlar yaşanırken bir de bugün milyonlarca dolarların harcandığı fütursuzca şatafatın hangi boyutta olduğunu hep beraber görüyoruz.

Sunucu: Tüzük değişikliği nasıl olacak CHP’de?
Gürsel Tekin: Son günlerde çok tartışılır oldu. Güçlü ya da güçsüz CHP'nin bütün koltukları çok güçlüdür. Ben Genel Sekreter olarak da partide kendimi çok güçlü bir koltukta oturuyor hissediyorum. O konuda bir güçsüzlük içerisinde değilim. Bunu düzeltmek istiyorum. Ama Tüzükle ilgili birkaç madde yani çok öyle detaylı bir Tüzük değişikliği yok. Daha pratik, hayatı kolaylaştırabilecek 3-5 madde hazırlığı var. Doğrusu içeriklerini bende çok bilmiyorum. Hukukçu arkadaşlarımız bir çalışma yapıyorlar. Önümüzdeki günlerde hep beraber göreceğiz. Daha çok demokratik kurallar işleyecektir.

Önseçime gelince, CHP'de önseçim Sayın Kılıçdaroğlu'yla hayata geçti. İlk kez 36 tane ilde önseçim yapıldı. İnşallah önümüzdeki günlerde büyük olasılıkla birçok yerde önseçim hayata geçecek ve mümkünse tabi CHP'nin bir kanun teklifi olarak vermiş olduğu Siyasi Partiler Yasası değişirse sadece önseçim değil aynı zamanda milletin direkt seçebileceği yani bugün muhtarlık seçimi dediğimiz gibi mahalleden ilçeye, ilçeden ile kadar bütün bu mekanizmaların demokratik mekanizmaların işlemesi için kanun teklifi verildi. Ama şu anda halen parlamentoda maalesef bir türlü aşağıya indirilemedi. Eğer bunu hayata geçirebilirsek inanın bu tartışmaların tamamını ortadan kaldırmış olacağız ve bütün bugün AB dediğimiz ya da demokratik ülkelerin tamamında bu mekanizma işliyor. Yani sık sık Başbakanın kullanmış olduğu millet iradesi yani milletin vekili ancak millet tarafından seçilir bu da bir yasayla olur. Eğer bu yasal yollar açılamazsa elbette önseçim mekanizması mutlaka hayata geçecektir.

Gazeteci: Muhalefet cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra kurultay talebinde bulundu ve Kılıçdaroğlu'na istifa çağrısında bulundu. Sadece İhsanoğlu'na tepkiyi mi göreceğiz biz kurultay salonunda yoksa yerel seçimin küskünlerinin de etkisini görecek miyiz? Siz ne bekliyorsunuz?
Gürsel Tekin: Özellikle yerel seçimle ilgili maalesef zaman zaman aksaklıklar, yanlışlar yapıldı. Bu yanlışlardan kaynaklı bir kısım arkadaşlarımızın tepkileri son derece doğaldır. Ama bu tepkiler kurultay salonunda negatif bir şeye dönüşmez. Onu herkesin bilmesi gerekiyor. Çünkü bunların önemli kısmını özellikle çok sayıda tanımış olduğum çok değerli partili arkadaşlarımız var. CHP mutfağında yetişen insanlardır. Elbette kırgınlık, küslük olabilir. Ama bu kırgınlığı, küskünlüğü kongre salonuna taşıyabilecek bir sürecin yaşanacağını görmüyorum. Tepkilerini net bir şekilde ifade eden arkadaşlarımız var. Gerçekten haksızlığa uğramış olan arkadaşlarımız var. Özellikle İstanbul’da bildiğim birçok yerler.

Bu da önseçim mekanizması işlemediği için aslında sorun haline dönüştü. Eğer bu mekanizma işlemiş olsaydı hiçbir arkadaşımızın küskünlüğü olmayacaktı. Çünkü sonuç itibariyle bu mekanizmada şansını denemiş olacaktı. İnşallah önümüzdeki dönemlerde bu geçmiş dönemlerde yaşamış olduğumuz bu sorunların yaşanmaması için önseçim mekanizmasının mutlaka hayata geçmesi gerektiği inancı içindeyim.

Gazeteci: Yerel seçimlerde özellikle bu sağdan gelen adaylar yüzünden parti örgütünde bir küskünlük oldu. Şimdi bu küskünlük Ekmeleddin İhsanoğlu'yla tekrar ikinci kez yeniden sağdan bir isim gelmesiyle yeni bir tartışmaya neden oldu. CHP'de siz partinin Genel Sekreteri, bu partiyi en iyi tanıyan insanlardan biri olarak 2015 seçimlerinde kesinlikle ve kesinlikle bütün milletvekili adaylarını önseçimle belirleme taahhüdü bu kurultayda Sayın Genel Başkan tarafından bu parti emekçilerine verilecek mi?

İkinci sorum; Ekmeleddin İhsanoğlu modeliyle beraber 2015 seçimlerinde CHP'nin mevcut milletvekili tablosunun ne kadar kısmı sağa ayrılacak? Ya da hangi oranda sağdan gelen, kendisine yer bulamamış ya da partiyi zenginleştirecek, yelpazeyi genişletecek ne kadar insana tahammülü var CHP'nin?
Gürsel Tekin: Önce şundan başlamak istiyorum; cumhurbaşkanlığı seçimi ve yerel seçimle ilgili aslında cumhurbaşkanlığı seçim sürecine baktığımızda CHP örgütleri, seçmenleri gerçekten iklim koşullarına rağmen olağanüstü bir çaba sarf ettiler ve bütün sonuçlara da baktığımızda kamuoyu yoklamalarında da çıkan sonuçlarda %28 civarlarında CHP seçmeni cumhurbaşkanı adayına sahip çıkmış. Ekmel Beye olan tepkinin altyapısı aslında bizim yerel seçimdeki bir kısım yerlerdeki küskünlükler ve dargınlıkların yaratmış olduğu atmosferdir. Asıl kırılma bana göre 2014 yerel seçimlerindeki sorunlarından kaynaklanıyor. Aslında Ekmel Beyden çok ciddi bir sorunun kaynaklandığı inancı içerisinde değilim. Bu örgütü bilen bir insan olarak söylüyorum.

Önseçime gelince, tabi ki ben bireysel düşüncemi söylüyorum. Sonuç itibariyle bu bir hukuki çerçeveye bağlanacak ve parti kurullarından geçecek. Geçmiş dönemlere de baktığımızda 80 önsesi sizlerde bilirsiniz sadece CHP'de değil bir anayasal zorunluluk olduğu için bütün partilerde önseçim bir zorunlu haldeydi. Önseçim bir başka şeyi de getiriyor; örgüt tabanıyla siyaset arasında iletişimi de sağlıyor. Belki kısa süre içerisinde fark edilemeyebilir. İkincisi; partiye üyelik talebini de arttırıyor. Yani bir üye eğer bu seçme konusunda bir iradeye sahip değilse partiye üyeliğinin bir anlamda ifade etmediğini hepimiz biliyoruz. Ama kesinlikle dünyada da benzerleri var; %10-15 civarlarında siyasi partiler kontenjan kullanır. Ama geri kalanın önemli kısmını elbette örgütlerin de talebi varsa, mesela birçok ilde geçmiş dönemlerde de özellikle partinin örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı olarak 81 il başkanının tamamına ne istiyorsunuz, nasıl talebiniz var? Evet ben önseçim istiyorum diyen arkadaşlarımızın tamamının talepleri yerine gelmiştir. Önseçim istemiyorum diyen arkadaşlarımızın bir kısmının çok haklı gerekçeleri vardı. Üyelik sistemlerinin yenilenmesi gerekiyordu. Delege ve önseçim delegelerindeki aksaklıklardan dolayı önseçim yapılamadı. İnşallah bundan sonraki süreçte elbette kontenjanlar Sayın Genel Başkanımızın kullanacağı kontenjanların dışında büyük olasılıkla benim temennimi söylüyorum ben inanıyorum ki kuruldaki arkadaşlarımızın çoğu da böyle düşünüyor örgütten gelen insanlar olarak. Bunlarda tabi ki önseçim mekanizmaları özellikle büyükşehirlerde hayata geçecektir.

Sunucu: Kurultayda her iki seçiminde üzerinde bir acaba özeleştiri yapmak gibi bir değerlendirme yapma ortamı olacak mı?
Gürsel Tekin: Her seçimden sonra mutlaka bir özeleştiri yapılması gerekiyor. Genel Merkez olarak bizim eksiklerimiz konusunda ciddi çalışmalar yapıldı. Özeleştiriler de yapıldı. Ama bir şeyi de düzeltmek istiyorum; bir başarısızlık elbette başarının kriteri iktidar olmaktır. Ama geçmiş döneme baktığımızda yani %19'dan buraya gelmişse bu da sorgulanabilir. Sanki 40'lardan %27-28'lere inmiş gibi bir haksızlığın yapılmasını da doğrusu ben kabul etmek istemiyorum. Eksik mi? Elbette eksikler vardır. Özellikle yerel seçimlerde bizim Adana gibi, Mersin, Antalya, Ankara birçok yerlerde Genel Merkez olarak yapmış olduğumuz hataların çok büyük bir özeleştiriye tabi olduğunu hepimizin söylemesi gerekiyor.

Ama cumhurbaşkanlığı konusuna gelince, cumhurbaşkanlığı konusu bana göre tabi ki sadece CHP değildi, CHP'yle beraber Ekmel Beyi destekleyen bütün siyasi partilere baktığımızda bu süreçte en ciddi çabayı sadece CHP'nin sarf ettiğini de görmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Yerel seçim konusunda Sayın Genel Başkanımızda bu özeleştiriyi yaptı. Hepimizde yapıyoruz. Keşke o hataları, eksikleri yapmamış olsaydık. Bugün 4 tane, 5 tane büyükşehir CHP'nin yönetiminde olmuş olurdu. Bütün bu yanlışlar önümüzdeki 2015’de bize büyük bir ders olacağı inancı içerisindeyim.

CHP'de hiçbir arkadaşımızı feda etmemiz söz konusu olamaz. Çünkü herkese ihtiyacımız var. Ama tabi ki partinin kurulları, partinin disiplinine herkes uymak koşuluyla.

15 milyon seçmene gelince elbette seçmenin tercihine her zaman saygılıyız. Adamın birinin önüne iki tane pekmez koymuşlar, dene demişler. Bir tanesine bakmış demiş ki, çok güzel. Öbürüne bakmadın demişler. Bundan daha kötüsü olmaz.

Şimdi bu ülkede yasamayı, yürütmeyi, yargıyı rafa kaldıracağım diyen bir başbakan ve geçmiş dönemde cumhurbaşkanlığı yapmış, geçmiş dönemde başbakanlık yapmış insanlar sandık başına gitmiyorsa elbette 15 milyon insana bir cümle söylemek çok doğru olmaz. Bu kadar duyarsızlık olabilir mi? Hukuki kimliği olan ve bu ülkede başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış insanlar sandık başına gitmiyorsa öbür seçmene bir şey söylemek elbette bizim hakkımız değildir diye düşünüyorum.

Türk siyasetinde bu kadar çalışkan bir Genel Başkan var mı doğrusu ben çok merak ediyorum. Neredeyse 365 günün 300 gününü aktif olarak il, il, sokak, sokak dolaşan bir Genel Başkan ve MYK'mıza bakıyorum bütün bu uzun süredir CHP'de olan bir siyasetçi olarak söylüyorum; milletvekili arkadaşlarımız dahil olmak üzere. Bakın Siirt'te bir olay oldu milletvekili arkadaşlarımız sadece CHP'liler oradaydı. Bugün televizyonlarda dolaşan milletvekillerimizin bölgelerde olmadığını hepinizin bilmesi gerekiyor. Sadece bizim arkadaşlarımız için demiyorum. Buna HDP’li milletvekilleri dahildir. AKP'nin milletvekillerini sahada görmek mümkün değil. Nerede sorun varsa, nerede bir mazlum varsa CHP'nin milletvekilleri orada. İnanın çalışma konusunda şimdi biz böyle konuşunca haklı olarak bizi izleyen yurttaşlarımız acaba bu CHP'liler Genel Merkezde akşama kadar oturup çay keyfi mi yapıyor diye düşünebilirler. Sadece ben 81 ili 2 kez dolaşan bir siyasetçiyim. Sayın Genel Başkanımız sadece bu cumhurbaşkanlığı süreci içerisinde çok kısa süre içerisinde 47 tane farklı yere gitti. Seçim döneminde yine keza öyle. İnşallah kongremiz biter bitmez büyük olasılıkla MYK oluştuktan sonra Sayın Genel Başkanımızın da hazırlamış olduğu yeni program ve yol haritası çerçevesinde 81 ilin tamamını köy, köy, kasaba, kasaba tekrar dolaşacağız ve tüm Türkiye’nin bu gidişatını anlatacağız. CHP’nin projelerini, programlarını anlatacağız. İçe dönük mücadeleye kongreden sonra asla ve asla izin vermeyeceğiz. İçe dönük mücadeleye son vereceğiz. Sadece Ankara’da değil. Sadece parlamentoda değil. Beldeden, ilçeden, ile kadar hiçbir arkadaşımız bugüne kadar o alışkanlıklarını herkes bırakacak ve Türkiye'nin geleceğine, Türkiye’nin geleceği açısından sadece bir mecra kaldı bu da CHP. Keşke CHP'nin dışında bu gidişatla ilgili kaygı duyan birçok kurumlar olsaydı belki bugün bu kaygıları taşımamış olacağız. Ama ne yazık ki bu kaygıları taşıyan ve bu kaygıları bertaraf edecek tek kurum CHP'dir. CHP inşallah kurultayından sonra örgütüyle bütünleşmiş, vefakar örgütü. 60 yıldır iktidar olmamış, iktidarın nimetinden faydalanmamış, çocuğunu işe sokmamış, bırakın çocuğunu işe sokmasını çocuğu işteyken sürgüne tabi tutulmuş binlerce CHP'li örgüt mensuplarına ve seçmenlerine şükran duyuyorum. Yılmadan, bıkmadan bu mücadeleye destek veren o örgüt emekçileriyle Türkiye'yi ayağa kaldıracağız.

Gazeteci: Acaba şöyle bir tablo görüyor musunuz? İktidarın özellikle medya gücünü kullanarak CHP’de bir genel başkanlık tartışması başlatıp, partiyi çok daha olduğundan sanki karmaşık bir yapıdaymış gibi gösterip kendi iktidarını güçlendirmeye çalıştığını düşünüyor musunuz?
Gürsel Tekin: Onların kirli medyasının CHP'ye gücünün yetmeyeceğini sizde biliyorsunuz. Ama benim üzüldüğüm, devletin kurumlarını özellikle bu cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde ve CHP'nin iç mekanizmasını nasıl bozabiliriz, devletin organlarını kullanması çok tehlikelidir. Biz onun farkındayız. CHP olarak biz buna izin vermeyeceğiz. Özellikle Gezi Parkında çantalı dediğimiz ama aynı çantalıların CHP'nin içini karıştırmak için kullanıldığını da biliyoruz. Onu takip ediyoruz. CHP'liler o tuzağa gelmeyecek. Onların medyasına teslim olmayacağız. Onu biliyoruz. Medyalarının da gücü yetmeyecek. Ama buradan uyarıyorum, özellikle devletin kurumlarının bu konuda bu pis işlere, kirli işlere bulaşmaması gerektiği inancı içindeyim. Eğer bulaşırlarsa elimizdeki belgeleri, bilgileri de elbette kamuoyuyla paylaşacağız.

Sunucu: Söz bağlarken neler söylemek istersiniz? Bu kurultayın mesajı, manşeti ne olacak? Ertesi günü ne yazacak gazeteler?
Gürsel Tekin: Bir; özellikle Sayın İnce partinin bütün önemli kademelerinde yapmış, CHP kültüründe yetişmiş, kendisine de başarılar diliyorum. Bu demokratik bir mekanizmadır. Elbette yarış olacak. Ama özellikle ve özellikle altını çizerek söylemek istiyorum; CHP'nin kurultayına gölge düşürebilecek, biraz öncede ifade etmiş olduğum Gezi Parkındaki çantacılar gibi kurultayda bu pis işlere bulaşacak ya da arkadaşlarımızı bu konuda teşvik edecek, iyi niyetli insanları bir kavgaya, bir yanlış işe sebebiyet şey bütün arkadaşlarımızın çok dikkatli olması gerekiyor. Bu konuyu biz çok yakinen de izliyoruz. Umut ederim ki arkadaşlarımızda bu provokasyona gelmeyecektir.

CHP'nin tarihine yakışacak, CHP'nin kültürüne yakışacak bir kongre olacak, ona hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Umut ediyorum ki kurultaydan sonra iç mekanizmasında tartışmalarını bitirmiş, Türkiye'ye umut olan bir CHP'yle yolumuza devam edeceğiz. Çünkü bunu sadece CHP'ye oy veren seçmen değil aynı zamanda farklı siyasi partilere oy veren seçmeninde beklentisi bu doğrultudadır. AKP'ye oy veren seçmende bu beklentide. Çünkü bu gidişatı AKP'ye oy veren seçmenlerde net bir şekilde görüyor. Bu gidişatı durdurabilecek tek irade CHP’dir.

Ben kongremizin önce CHP camiasına ve sonra da Türkiye'ye hayırlı olmasını diliyorum. Size de iyi akşamlar diliyorum.

Sunucu: Manşete ne yazalım?
Gürsel Tekin: Hiç kimse tereddüt etmesin bugünkü bu şatafatlı, bugünkü bu baskıcı şeyler geçicidir. Türkiye sahipsiz değildir. Buna emin olun. Türkiye’nin sahibi var. Hiçbir şeyi de yoksa CHP'si var.

Sunucu: Çok teşekkür ediyoruz size.

 

    Perşembe, 28 Ağustos 2014 23:51

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica