Kılıçdaroğlu: “2 Temmuz Ortaçağın Türkiye’ye getirildiği, İnsanların yakıldığı tarihtir” dedi.

“Asıl failler hiçbir zaman yakalanmadı. Gölge edildi onlara, sırtları sıvazlandı. Asıl faillerin avukatlığını yapanların hemen hemen tamamı AKP saflarında görev yapıyor”

“Madımak’ta yanarak ağır bir bedel ödeyenler, cumhuriyeti aydınlattılar, geleceğimizi aydınlattılar”

“Onlar ağır bir bedelle tarihe yazıldılar. Onları her zaman saygıyla, sevgiyle anacağız. Onlar bu toplumun aydınlanmasına bedenleriyle, canlarıyla  katkı veren düşünürlerdir, insanlardır, yiğitlerdir. Onları her zaman saygıyla, sevgiyle anacağız.”

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu TBMM’de haftalık Grup konuşmasına Madımak katliamını kınayarak başladı ve şunları söyledi;

“Değerli arkadaşlarım, bugün Sivas katliamının 20. yılı. 2 Temmuz 1993. Bizim tarihimizde önemli bir dönüm noktası. Ortaçağın Türkiye’ye getirildiği tarihtir 2 Temmuz 1993. İnsanların yakıldığı tarihtir. Oysa ne umutlarla kurmuştuk biz bu ülkeyi. Herkes özgürce düşüncelerini ifade edecekti. Barışı egemen kılacaktık kendi coğrafyamızda. Bu topraklarda Yunus Emre vardı, Mevlana vardı, Hacıbektaş-i Veli vardı. 72 millet birdir bize diyorduk, ayrılık gayrılık yoktu bizim kitabımızda. Bütün insanları kucaklıyorduk. Ama bu tarih bizim hümanizmamıza bir gölge düşürdü. Orada hayatını yitirenler yanarak can verdiler, bedel ödediler. Nazım ne güzel söylemiş “Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa”. Kuşkusuz yanarak ağır bir bedel ödediler. Ama onlar cumhuriyeti aydınlattılar, geleceğimizi aydınlattılar. Bir insanlık suçunun bedelini ödediler. Onların failleri, asıl failler hiçbir zaman yakalanmadı. Gölge edildi onlara, sırtları sıvazlandı. Onları savunanların yani asıl faillerin avukatlığını yapanların hemen hemen tamamı AKP saflarında görev yapıyor.

İnsanlık suçu niye vardır? İnsan olduğumuz için vardır. İnsanlığımızı hatırlatmak için vardır. Bir insanı diri diri yakmak hangi kitapta vardır, hangi inançta vardır? İnsanı sevmek varken neden yakalım. Düşüncesine saygı göstermek varken neden karşı çıkalım. Sevgiyi, hoşgörüyü bu topraklarda beraber egemen kılmadık mı? Birbirimizi kucaklamadık mı? Çanakkale’de beraber mücadele etmedik mi? Kahramanmaraş’ta, Gaziantep’te, İzmir’de, Afyon’da beraber bedel ödemedik mi? Neden birbirimize düştük ve neden 33 canımızı yaktık?

O nedenle hep beraber yeniden oturup yeniden düşünmek zorundayız. Ama asla ve asla intikam duygusuyla kimse hareket etmemeli. İntikam insana yakışmaz. Onun içindir ki büyük ozan “Acıyı bal eyledik” diyor. İntikam yoktur bu kitapta. İntikam yoktur bizim kitabımızda. İnsana sevgi, insana hoşgörü vardır. Sevgiyle, hoşgörüyle yola çıkacağız ve devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, onlar ağır bir bedelle tarihe yazıldılar. Onları her zaman saygıyla, sevgiyle anacağız. Onlar bu toplumun aydınlanmasına bedelleriyle katkı veren düşünürlerdir, insanlardır, yiğitlerdir. Onları her zaman saygıyla anacağız.

Değerli arkadaşlarım, bedel ödendi ama demokrasiyi kökleştirme, düşünce özgürlüğünün önünü açmak, insanların daha mutlu bir dünyada yaşamalarını sağlamak bizim temel hedefimizdir. Siyasetin temel olgusu da budur. Bu amaçla yola çıkacağız. Siyaset bu amaçla yapılır. Siyaset siyaset yapan kişinin halka adanmışlık sözüdür. Bireysel çıkar peşinde koşmaz siyaset yapan. Partisinin de çıkarları peşinde koşmaz. Siyaset yapan kişinin odak noktasında ülkesinin çıkarları vardır, insanının çıkarları vardır, insanının özgürlüğü vardır, hukukun özgürlüğü vardır. Diktatörlere direnmek vardır. Sultana karşı direnmek vardır. Halkın gücünü öne çıkarmak vardır. “

    Salı, 02 Temmuz 2013 14:38

Bağlantılı Konular