CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan, Suriye’de iç savaşın sona erdirilmesi için 4 öneri

“Defalarca sordum, Sayın Başbakan Kaddafi’nin verdiği dolarları ne yaptın diye? Tık yok. Ne yaptı? Kaddafi’ye de ihanet etti, onu da arkadan hançerledi, tıpkı Erbakan’ı hançerlediği gibi. Bunların kültüründe ihanet var.  Irak’ta 1.5 milyon Müslüman öldürüldü, gıkı dahi çıkmadı. Onbinlerce kadına tecavüz edildi, sesi çıktı mı? Çıkmadı. Libya’ya gitti, ‘kardeşim’ dedi, elinden ödül aldı. Cebine para koydular. Gazeteciler sordular, ‘Sayın Başbakan bu dolarları ne yapacaksınız?’ diye, ‘Bunları şehit ailelerine vereceğim’ dedi. Verdiğini duydunuz mu?”

-“Irak’ta 1.5 milyon Müslüman öldü, kendisi de sorumluluğu aldı zaten, ‘Ben BOP’un eş başkanıyım’ dedi. Yani, ‘bütün bu ölümlerin sorumlularından birisi de benim’ dedi. 1.5 milyon insanın ölümünden zevk duyan bir insana ne denir Allah aşkına?”

-”Dünyada kan akan tek yer İslam coğrafyasıdır. Gırtlağına kadar kana batan kişi de Recep Tayyip Erdoğan’dır”

-”Terörün, dili, milliyeti, mezhebi, ideolojisi, insan sevgisi olmaz. Terörle demokrasi olmaz, demokrasi gelmez. Terör örgütünü meşru hale getirdiğiniz andan itibaren, siz artık gayri meşru bir zemindesiniz demektir”

-“Türkiye’nin bir büyükelçisi “El Kaide terör örgütü değildir” dedi. Başbakan bu büyükelçi ile aynı görüşte mi, değil mi?  Aynı görüşte değilsen o büyükelçiyi görevden al, almıyorsan aynı görüşü paylaşıyorsun”

-”Özgür Suriye Ordusu bir muhalefet hareketi midir? El Kaide bir muhalefet partisi midir? El Nusra Cephesi bir muhalefet partisi midir? Dünyada herkes biliyor ki bunlar terör örgütleridir. Peki terör örgütleri Türkiye’de neden eğitilir? Neden ceplerine para konur, Suriye’ye gönderilir?”

-“Suriye politikasında Hükümet’in yanlıştan dönmesi için bütün iyi niyetimizle Hükümete çağrıda bulunuyorum. 1-Türkiye Cumhuriyeti artık Suriye’deki iç savaşın taraflarından biri olmamalıdır.2- Kendi topraklarında yabancı terör unsurlarını eğitmemeli, cebine para koymamalı ve silah vermemelidir.3-Sınırlarının güvenliğini sağlanmalı  ve 4-Cenevre süreci desteklemesini ve Suriye’de kalıcı barış için katkı verilmelidir”

-”TBMM’de bir AKP milletvekili bizim bir milletvekilimizin annesine ağıza alınmayacak küfürler etti. AKP o milletvekiliyle ilgili olarak herhangi bir yaptırım uygulanmamasına karar verdi. Bir çağrım var; Recep Tayyip Erdoğan namuslu adamsan, bu kadar ağır konuşuyorum, o adama ceza vermedin, o metinleri al hanımefendinin karşısında bir oku bakalım, okuyabiliyor musun?”

-CHP  İstanbul’da yerel yönetimlere ilişkin bir fuar düzenledi. Yarın belediyelerimizin 500 projesi sergilenecek. Herkesi davet  ediyorum.”

Genel Başkan Kılıçdaroğlu coşkuyla alkışlandığı ve “Başbakan Kemal”, “Halkçı Kemal” sloganlarının atıldığı Grup konuşmasında şöyle dedi;

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN;

28.05.2013 TARİHİNDE GRUP GENEL KURUL TOPLANTISINDA

YAPTIĞI KONUŞMA

CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU – Değerli milletvekilleri, Grubumuzu izlemeye gelen değerli arkadaşlarım, televizyonları başında bizi izleyen, dinleyen değerli yurttaşlarım; hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunarak konuşmama başlıyorum. (Alkışlar)

Bu sabah Nazmiye Demirel’in vefat ettiğini öğrendim. Allah rahmet eylesin diyorum. Örnek bir Türk ailesini simgeleyen kadındı. Bütün yaşamını politikanın içinde geçirdi. Vakur, saygın konumunu her zaman korudu. Ona Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına, başta Değerli Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’e ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz, Allah rahmet eylesin diyoruz. (Alkışlar)

Dün Burdur’daydım. Esnafı gezdik, sanayicilerle beraber olduk, emin olun, her tarafta şikâyet var. Çiftçiyi dinliyorsunuz “Biz bittik” diyor; süt üreticisini dinliyorsunuz “Biz mahvolduk” diyor; Balık yetiştirip Avrupa’ya ihraç eden kişi “Ben artık çiftliği tamamen kapatacağım” diyor; küçük sanayi sitesindeki sanayici “Burayı yarı açık cezaevine döndürdüler” diyor, herkesin şikâyeti var. Onlara şunu söyledim: Burdur’un belediyeden kaynaklanan sorunlarının çözülmesini mi istiyorsunuz? “Evet” dediler. Demokraside çare tükenmez, seçim geliyor, Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı seçersiniz görürsünüz halka hizmetin nasıl verildiğini. (Alkışlar) Elbette ki siyaset halka hizmet etmektir. Siyasetin görevi halkın sorunlarını çözmektir. Biz siyaseti cebimiz dolsun diye yapmıyoruz, biz siyaseti yandaşlara ihale verelim diye yapmıyoruz, biz siyaseti yedi göbek akrabamız köşeyi dönsün diye yapmıyoruz, biz siyaseti kul hakkı yemek için yapmıyoruz, biz siyaseti bu halk için yapıyoruz, bu vatandaş için yapıyoruz, onurlu Türkiye için yapıyoruz siyaseti. (Alkışlar) Kimin ne sorunu varsa, ister çiftçi olsun ister memur, ister emekli olsun sanayici kimin ne sorunu varsa çözümü bellidir, adresi de bellidir; yeri Cumhuriyet Halk Partisidir. (Alkışlar)

KESK’li arkadaşlarımız burada, haksız tutuklandıklarını söylüyorlar. Hiç endişe etmeyin, kim haksızlığa uğradıysa Cumhuriyet Halk Partisi onların yanandadır. Biz mazlumların partisiyiz, kimse unutmasın bunu. (Alkışlar) Yeter ki inanarak düşüncelerimizi savunalım. Demokrasiyi ve özgürlüğü getireceksek bunun için topluca mücadele edeceğiz.

Dün, ondan önceki gün Antalya ve Burdur’da söyledim. Geçmişte merkez sağa oy veren bütün yurttaşları Cumhuriyet Halk Partisinin şemsiyesi altına çağırdım ve onlara şunu söyledim: Söz konusu vatansa gerisi teferruattır dedim. (Alkışlar)

Sayın Başbakan, en nihayet vizeyi aldıktan sonra Türkiye’ye döndü ve Reyhanlı’ya gitti. Allah aşkına haberleri izlerken biraz ürpermedim desem doğruyu söylememiş olurum. 5 askeri helikopter, binlerce polis, özel bereliler, ne oluyor Başbakan, düşman ülkesine mi sefer yapıyor acaba dedim. Reyhanlı’ya gidiyorsun sen, Reyhanlı’ya. Öyle anlaşılıyor ki bu grup toplantısında kadın kardeşlerimiz daha heyecanlı. (Alkışlar) Hiç endişeniz olmasın, samimi söylüyorum, yetim hakkı yiyenlerden hesap sormak benim birinci görevim olacaktır. (Alkışlar) Reyhanlı’ya gidiyor, dinleyici dışarıdan, polis dışarıdan ne oluyor Reyhanlı’da? Benim gibi gidemiyorsun, vatandaşa merhaba diyemiyorsun, çayını kahvesini içemiyorsun. Sen Başbakan mısın? Kusura bakmayın ama 5 askeri helikopterle Türkiye’de bir ilçeye Başbakan gidiyorsa onun Başbakanlığı tartışılır artık, kusura bakmasın. (Alkışlar) Efendim Amerika’da beysbol sopasını yedikten sonra dünyası değişti. (Alkışlar) Ne yapacağını bilmiyor, kime saldıracağını bilmiyor. Hiç endişelenme Recep Tayyip Erdoğan, sonuna kadar sana bütün bunların hesabını soracağım. (Alkışlar) Siz hiç şöyle bir iktidar duydunuz mu Allah aşkına doksan yıllık cumhuriyet tarihinde: Askerlerin başına çuval geçirilir, adamdan tık yok. Sen hangi ülkenin başbakanısın? 14 kişi Cilve Gözü’nde katledilir, adamdan tık yok. 52 yurttaşımız Reyhanlı’da hayatını kaybeder, sorumlu Cumhuriyet Halk Partisi. Malum hava sıcak, onun da sorumlusu da Cumhuriyet Halk Partisi, ben çok iyi biliyorum. (Alkışlar) Uludere’de 34 yurttaşımız katledilir, sorumlusu yok. Ben ne söylemiştim? Senin izlediğin dış politika nedeniyle sen Orta Doğu’nun şamar oğlanına döndün demiştim. (Alkışlar)

Suriye konusunda defalarca uyardım, defalarca ikaz ettim, yanlış bir politika güdüyorsun dedim. Türkiye dedim, bizler dedim, binlerce yıldır yönümüzü Batı’ya çevirmişiz dedim. 1071’den beri biz yönümüzü Batı’ya çevirdik, uygarlığa çevirdik dedim. Orta Doğu’nun bataklığına girme, girersen çıkamazsın, kan gölüne döndürürsün orayı, Türkiye’nin itibarını sarsarsın dedik. “Sen bilmiyorsun, ben bu işleri biliyorum.” dedi. Neden? Kendisi ülkeyi yönetmiyor ki onu yönetenler ülkeyi yönettiklerini sanıyorlar. Seni yönetiyorlar, sen ülkeyi yönetmiyorsun, zaten sorunumuz da o. Ne demişlerdi? “Bunu kullanın, deliğe süpürmeyin.” demişlerdi. Sen hâlâ kullanıldığının farkına varmadın mı?

Mavi Marmara: Yanlış yapıyorsun dedik. 9 yurttaşımız şehit oldu. Efelendi, ne oldu? Hiçbir şey olmadı. “Para vereceğim, sesinizi kesin.” dedi. Her insanı, her mağduru parayla satın alacağını düşünüyor çünkü her şeyi para bunların, dünyaya da parayla bakıyorlar. Demiştim ya, mümkün olsa kefenlerine cep yaptıracaklar, parayı alıp “Bizi mezara öyle gömün.” diyecekler; bunların dünyası para. (Alkışlar)

Suriye’de yanlış yaptılar, Orta Doğu’nun bataklığına Türkiye’yi sürüklediler. Ben şimdi merak ediyorum: Milli İstihbarat Teşkilatı kime bağlı? Devlette bir organ var ki bütün hükümetler boyunca doğrudan Başbakana bağlıdır, o da Milli İstihbarat Teşkilatıdır. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan’a soruyorum: Milli İstihbarat Teşkilatı Nisan ayından beri bomba yüklü üç aracı takip ediyor mu etmiyor mu; soru bir. Adamsan adam gibi çık benim sorularıma yanıt ver, kaçma bir tarafa. (Alkışlar)

Soru iki: Milli İstihbarat Teşkilatı yetkilileri en son ne zaman uyardı? Ben tarih vereyim mi? Vereyim: 9.5.2013, ben söylüyorum, tarihini de söylüyorum. Sana altından kalkamayacağın sorular soruyorum. Sana, o 52 kişinin katili sensin dediğim zaman bil ki benim bildiğim bir şeyler var. (Alkışlar) Ben merak ediyorum, bu Milli İstihbarat Teşkilatı bir bakkala bağlı değil, bir bakanlığa bağlı değil doğrudan sana bağlı, sana bilgi veriliyor. Şimdi çıkmış “Efendim, istihbarat örgütleri arasında bir koordinasyonsuzluk var.” diyor. İyi de sen yeni mi Başbakan oldun? Bu ülkeyi on yıldır sen yönetmiyor musun? Ölen 52 kişinin sorumlusu bütün demokrasilerde siyasi otoritedir. Ben kimi sorumlu tutacağım? Ölenleri mi sorumlu tutacağız? Sorumlu sensin. Adam gibi adamsan, etik değerlerin varsa, bir nebze olsun ahlak taşıyorsan o koltukta oturmaz istifa edersin. (Alkışlar) İstihbarat örgütü belirleyecek, araçları belirleyecek, nisan ayından beri takip edecek, ilgililere duyuracak, bunlar bekliyorlar, patlama olsun, 52 kişi hayatını kaybetsin, sorumlu kim? Cumhuriyet Halk Partisi. Aklını yiyenlerin söyleyeceği şey bu. Sen kim oluyorsun da Cumhuriyet Halk Partisini suçluyorsun? Önce bir kendine bak bakalım. (Alkışlar) Devleti yönetiyorsun. Ben merak ediyorum, o araçlar Suriye’den Türkiye’ye nasıl geldi? Nisan ayının başından beri takip ediliyor. Devlet görevini yapıyor, yapmayan iktidar. Bürokrasi görevini yapıyor, önlem almayan iktidar. İstihbaratı veriyor, bir değil defalarca veriyor, hatta iz kalsın diye “Biz görevimizi yaptık, ileride suçlanmayalım.” diye, son uyarıyı cep telefonuyla yapıyorlar. Biz bu ayrıntıyı da biliyoruz. (Alkışlar) Sen, Suriye sınırını neden yolgeçen hanına dönüştürdün? Bakın ne diyor Gümrük Bakanı: “Suriye ile yaşananlar neticesinde bu yenilememe çalışmalarımızı askıya aldık. Güvenlik kamerası yoktur, doğrudur.” Niye güvenlik kameraları olmaz? Çünkü terör örgütünün militanlarını eğitiyorlar, o militanları Suriye’ye gönderiyorlar “Gidin kardeşinizi öldürün.” diyorlar, ellerine silah veriyorlar, ceplerine para koyuyorlar, güvenlik kamerası olursa tespit edilecek. Sınırda kontrol yapılırsa tespit edilecek. Ne olacak? Onları kaldıralım, biz onlara lojistik destek verelim. Terör örgütüne yardım ve yataklık yapan kişinin adı Recep Tayyip Erdoğan’dır. (Alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bakın Amberi Zaman, değerli bir gazeteci. Biliyorsunuz bir gazeteden kovuldu, işine son verildi. Suriye’ye gidiyor ve muhaliflerle görüşüyor. Oradakilere soru soruyor. “Cesaretimi toplayıp kritik soruyu ortaya atıyorum. Türkiye’nin size silah verdiği iddia ediliyor, doğru mu?” diye soruyor oradaki kişilere, fotoğrafları da var. Konuştuğu kişilerden ilk cevap Hani’den geliyor. “Türkler bizim kardeşlerimiz. Dünya bizi yalnız bıraktı ama Türkler bize yardım ediyor.” “Tekrar soruyorum: Silah veriyorlar mı?” Hani “Allah razı olsun, hafif silahlar, mermi veriyorlar.” “Silahların nasıl ve nerelerde teslim edildiğini soruyorum, bu kez bir başkası cevap veriyor.” “Silahlar sınırın sıfır noktasında teslim ediliyor. Teslim eden Türkler sivil giysili” ve ekliyor “Teslimat gece yapılıyor.” Ben, Recep Tayyip Erdoğan’a terör örgütlerine yardım ve yataklık yapıyorsun diyorsam bir bildiğim var herhâlde. (Alkışlar) Doksan yıllık Türkiye cumhuriyetini nasıl bu hâle getirirsin sen? Nasıl, terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan bir ülke konumuna sokarsın sen? Terör örgütlerinin lideridir zaten, bunu da söyledim. (Alkışlar) Suriye’ye, Türkiye’de terör örgütlerini yetiştirip silah veren, cebine para koyan “Git Suriye’de kardeşini öldür” diyen adama terör örgütünün başı denir. Recep Tayyip Erdoğan da bu görevi üstlenmiştir zaten. (Alkışlar) Bekliyorum, tazminat davası açacakmış, açmazsan namertsin sen, hesabını soracağım ben bunun. (Alkışlar) Bizim güzel bir atasözümüz var: “Körle yatan şaşı kalkar.” diye. Ya arkadaş, sana yanlış yapıyorsun dedik, Orta Doğu’nun bataklığına Türkiye’yi sokma dedik. Yaparsan bunun faturası ağır olur dedik. Fatura sana çıkmaz, senin binlerce koruman var, fatura bu millete çıkar, Reyhanlı’ya, Cilve Gözü’ne çıkar, Hatay’a fatura çıkar; fatura bütün vatandaşlara çıkar sana çıkmaz bunun faturası. Defalarca uyarmamıza karşın “Hayır, ben bildiğimi okuyacağım.” Bildiğini okursan işte Reyhanlı’ya ancak böyle gidersin. Normal vatandaş olarak gidemezsin sen oraya ve oraya gitmek için de gidip önceden dışarıdan icazet alıyorsun sen. İnsanda biraz adap olur ya, kendi ülken senin burası.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’yi terör örgütlerinin eğitim alanına döndürdüler, yaşadığımız gerçeklerden birisi budur. Katar-Suudi Arabistan ve Türkiye üçlüsü, Orta Doğu üçlüsü, Suriye’ye demokrasi getiriyorlar. Ben merak ediyorum: Demokrasi demokratik yollarla mücadeleyle gelir, terörle demokrasinin geldiği bir ülke biliyor musunuz? Terörün dini olmaz, terörün milliyeti olmaz, mezhebi olmaz, ideolojisi olmaz, teröristin insan sevgisi olmaz, terörle demokrasi olmaz, terörle demokrasi gelmez, dünyada böyle örnek de yoktur. (Alkışlar) Terör örgütünü meşru hâle getirdiğiniz andan itibaren siz artık gayrimeşru bir zemindesiniz, işin özü budur. Siz düşünebiliyor musunuz, koskoca Türkiye Cumhuriyeti, bir büyükelçi şunu söyleyebiliyor: “El Kaide terör örgütü değildir.” Bütün uygar ülkelerde El Kaide terör örgütü olarak tanımlanıyor, Recep Tayyip Erdoğan’ın büyükelçisi “El Kaide terör örgütü değildir.” diyor. Şimdi ben ona soruyorum: Sen aynı görüşte misin? Aynı görüşteysen çık bunu dünya ile paylaş, paylaşmıyorsan, aynı görüşte değilsen o büyükelçiyi görevden al; almıyorsa aynı görüşü paylaşıyor demektir. (Alkışlar) Terör üzerinde bu kadar durmamın nedeni şu değerli arkadaşlarım: Terörden maddi manevi en büyük zararı gören bir ülkeyiz. 36 bin yurttaşımız teröre kurban gitti. Bu olayda beşikteki bebek de vardı, 90 yaşındaki nine de vardı. Türkiye’nin terörden kaçınması lazım, Türkiye’nin terörle mücadele konusunda dünyaya örnek olması lazım. Eğer siz, teröristleri Türkiye’ye getirip eğitip cebine para koyarsanız dünyada saygınlığınız tartışılır, dünyada saygınlığınız olmaz, ağır bedeller ödersiniz. Geldiğimiz nokta bu açıdan iç açıcı bir nokta değil değerli arkadaşlarım. Bizim yapmamız gereken terörle mücadelede dünyanın öncülüğünü yapmaktır. Teröristleri alıp eğitmek, komşu bir ülkeye göndermek değildir. Doksan yıllık Türkiye’nin saygınlığına gölge düşürüyorlar bunlar.

Değerli arkadaşlarım, bir soru daha sormak istiyorum: Özgür Suriye Ordusu bir muhalefet hareketi midir? El Kaide bir muhalefet partisi midir? El Nüsra Cephesi bir muhalefet partisi midir? Dünyada herkes biliyor ki bunlar terör örgütleridir. Peki, terör örgütlerinin dünyanın kabul ettiği, uygar ülkelerin kabul ettiği kişiler Türkiye’de neden eğitilir? Neden ceplerine para konur? Neden Suriye’ye gönderilir? Neden insanlar öldürülür? Bakınız dünyada kan akan tek yer İslam coğrafyasıdır. Gırtlağına kadar kana batan kişi de Recep Tayyip Erdoğan’dır. (Alkışlar) Suriye kan gölüne döndüyse sorumlusu sensin. Orta Doğu’nun bataklığında zaten boğulacak, kan gölünde boğulacak ama bizim üzüntümüz orada ölen insanlar; yazık günah değil mi o insanlara. Bunların kültüründe ihanet etmek vardır, bunların kültürü böyledir. Irak’ta Bir buçuk milyon Müslüman öldürüldü sesi çıktı mı? Gıkı dahi çıkmadı. On binlerce kadına tecavüz edildi, sesi çıktı mı? Sesi çıkmadı. Libya’ya gitti “Kardeşim” dedi, elinden ödül aldı, cebine para koydular, gazeteciler sordular “Sayın Başbakan, bu dolarları ne yapacaksın?” “Bunları şehit ailelerine vereceğim.” dedi. Verdiğini duydunuz mu siz? Defalarca sordum: Sayın Başbakan, Kaddafi’nin verdiği dolarları sen ne yaptın? diye, tık yok. Ne yaptı? Kaddafi’ye de ihanet etti, onu da arkadan hançerledi tıpkı Erbakan’ı hançerlediği gibi. (Alkışlar) Irak’ta bir buçuk milyon insan öldü, kendisi de sorumluluğu aldı zaten. “Ben Büyük Orta Doğu Projesi’nin Eş Başkanıyım.” dedi yani “bütün bu ölümlerin sorumlularından birisi de benim” dedi. Bir buçuk milyon insanın ölümünden zevk duyan bir insana ne denir Allah aşkına?

Değerli arkadaşlarım, her şeye rağmen ülkemizi seviyoruz. Kimin sorunu varsa çözüm üreten tek partiyiz. Sorun ne olursa olsun, ister dış politika ister iç politika en sağlıklı en sağlıklı en tutarlı en kalıcı politikaları, çözümleri üreten partiyiz. Hiç kimse bunun aksini söyleyemez, söyleyenin de alnını karışlarım. Bu konuda çok samimiyim. (Alkışlar)

Ne demiştim ben? Yalan söyleyen adamdan Başbakan olmaz. Olaydan hemen sonra Reyhanlı’ya gittim. AKP’li belediye başkanını ziyaret ettim ve yurttaşlar etrafımı sardıkları zaman, gazeteciler soru sordukları zaman siyasi içerikli Ben buraya siyaset yapmaya gelmedim. dedim. Buraya, bakın dikkat edin, parti otobüsüyle de gelmedim. Ben buraya Reyhanlıları dinlemeye, onlara başsağlığı dilemeye, ölenlere de Allah rahmet etsin demeye geldim dedim, bunu söyledim. Hatay’a gittim, Valiyi ziyaret ettim, il örgütünün önünde bir grup vatandaş vardı, onlara da şunu söyledim: Alevi-Sünni ayırımı yapıyorlar, sizi birbirinize düşürmeye çalışıyorlar. Sakın ola ki bu tuzağa düşmeyin çünkü Hatay bütün dinlerin odak noktasıdır. Her inançtan insanımız var, farklı kimliklerden insanımız var. Onlarca yıldır siz burada barış içinde yaşıyorsunuz, barışı koruyun dedim. Alevi-Sünni kavgası yaratmak isterler. Sakın ola ki böyle bir şeye ortam hazırlamayın çünkü aynı Allah’a inanıyoruz, aynı Peygambere inanıyoruz, aynı Kitaba inanıyoruz, aynı Ehlibeyt’e inanıyoruz dedim. (Alkışlar) Bunları söyledim ve Ankara’ya döndüm değerli arkadaşlar. Ertesi günü Başbakanın yaptığı açıklama: “Kılıçdaroğlu oraya gitti Alevileri kışkırtmaya.” Ne diyeyim ben arkadaşlar, ne diyeyim. Yüz mü var desem buna, ahlak mı var desem ben buna. Sen ülkeni sevmiyorsun, ülkeyi ben seviyorum; sen insanları sevmiyorsun, insanları ben seviyorum. Hangi inançtan olursa olsun, hangi kimlikten olursa olsun insan, Allah’ın yarattığı en değerli varlıktır ve benim başımın üstünde yeri vardır. (Alkışlar) Ne demiştim? Yalancıdan Başbakan olmaz.

İki: Bölücüden de Başbakan olmaz. Türkiye’nin en kritik duyarlı alanlarına girip bölücülük yapan bir insana bu ülkede Başbakanlık koltuğu verilmemeli. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum: Siz barış içinde yaşıyordunuz, huzur vardı bu ülkede neden böyle oldu? Huzur bu milletin hakkı değil mi? Barış bu milletin hakkı değil mi? Orta Doğu’nun bataklığına saplanıp kaldın, kan gölüne döndürdün ülkeyi. Yine de önerimiz var. Çok geç sayılmaz. Zararın neresinden dönülürse kârdır diyoruz çünkü biz ülkemizi, halkımızı seviyoruz ve yine bütün iyi niyetimizle hükümete bir çağrıda bulunuyoruz:

1 – Türkiye Cumhuriyeti bundan böyle Suriye’deki iç savaşın taraflarından biri olmayacağını açıklamalıdır. Demelidir ki ben taraf değilim. (Alkışlar) Birbirinize girmeyin, kavga etmeyin, barışın demeli.

2 – Ben artık kendi topraklarımda yabancı terör unsurlarını getirip Türkiye’de eğitmeyeceğim, cebine para koymayacağım, eline silah vermeyeceğim ve bundan vazgeçiyorum diye bir açıklama yapmalıdır. (Alkışlar)

3 – Ben sınırların güvenliğini sağlayacağım, böylece Suriye ile Türkiye arasında geçmişte yaşanan bütün olumsuzluklara kapıları kapayacağım.

4 – Cenevre sürecini bütün samimiyetimle destekleyeceğim ve Suriye’de barışın olması için Türkiye Cumhuriyeti olarak her türlü katkıyı vereceğim. Bu dört çağrıyı bütün iyi niyetimizle AKP hükümetine yapıyoruz. Dinlerler dinlemezler ama biz neydik? Biz ülkemizi seviyoruz, insanımızı seviyoruz, komşularımızı da seviyoruz, huzur içinde yaşamak istiyoruz tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta barış dünyada barış” istiyoruz. (Alkışlar) Hükümet bunları yapsın Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olarak söylüyorum, bunları yapın Cumhuriyet Halk Partisi size her türlü desteği verecektir yeter ki ülkeye huzur, komşularımıza barış gelsin. (Alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, insanların, toplumların kutsalları vardır bayrak gibi, vatan gibi, anne gibi. Hepimiz anne deyince yüreğimiz titrer. Anneye küfür edilmez arkadaşlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir AKP milletvekili, bizim bir milletvekilimize ağza alınmayacak küfürler etti, annesine ağza alınmayacak küfürler etti. Ve o milletvekiliyle ilgili olarak herhangi bir yaptırım uygulanmaması gerektiğine AKP karar verdi. Bir çağrım var: Recep Tayyip Erdoğan, namuslu adamsan, bu kadar ağır konuşuyorum, o adama ceza vermedin, o metinleri al, hanımefendinin karşısında bir oku bakalım okuyabiliyor musun? (Alkışlar) Böyle bir şey mi olur arkadaşlar. En ağır hakaretleri yapacaksın, en ağır küfürleri yapacaksın, bunlar Meclis tutanaklarına geçecek “Biz ceza vereceğiz, yaptırım uygulayacağız” diyeceksin, arkadan alıp aklayacaksın. Şimdi sormak istiyorum: Bu ahlakın ölçüsü nedir acaba? Derecesi nedir acaba? İsterse düşmanımın annesi olsun anne kutsaldır değerli arkadaşlar, anneye söz söylenmez, annelerin sadece ve sadece elleri öpülür. (Alkışlar) Hiç duymadın mı sen acaba “Cennet anaların ayakları altındadır.” diyordu Hz. Muhammed, hiç duymadın mı sen? (Alkışlar) Nasıl bu karara varırlar bunlar anlamakta zorlanıyorum, gerçekten anlamakta zorlanıyorum, böyle bir şey olamaz. Böyle bir şey olmamalı, Parlamentonun itibarı kirlenir.

Değerli arkadaşlarım, yarın 29 Mayıs, İstanbul’da görkemli bir fuarımız olacak. (Alkışlar) Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin uygulamaya koydukları binlerce projeden beş yüzünü seçtik, beş yüz proje yarın İstanbul’da sergilenecek. Bize diyorlar ya “CHP’li belediyeler çalışmıyor.” “Çalışmıyor” diyenlere diyorum ki gelin, çok güzel bir fuarımız var, görün bakalım biz mi çalışıyoruz, başkaları mı çalışıyor? Biz mi üretiyoruz, başkaları mı üretiyor, gelin bir bakın. İstanbul’un her tarafından yurttaşlarımızı davet ediyoruz. Gelin, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin ürettikleri projeleri görün. Çok güzel projeler ürettiler, çok güzel şeyler yapıyorlar çünkü bizim belediyelerimiz kendi beldesine hizmet etmeyi namuslu bir görev anlayışıyla sürdürüyorlar ve bunları yapacağız.

Hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

    Salı, 28 May 2013 18:20

Bağlantılı Konular