• CHP Heyeti Diyarbakır'da
  • Gürsel Tekin, Mecidiyeköy'de basın açıklaması düzenledi
  • Aşure Günü
  • Giresun Günleri
  • Kılıçdaroğlu ve Tekin Şanlıurfa'da
  • Ayamama Deresi

BAŞKANIN PROGRAMI

Aralık 2017
P S Ç P C C P
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31

Gürsel Tekin'den önemli açıklamalar

Gürsel Tekin, Nehaberbursa.com’a konuştu. Genel Yayın Yönetmeni Kemal Cankaya’ya ulusal ve yerel gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Kemal Cankaya: Gürsel Bey, CHP neden bir türlü iktidar olamıyor?
Gürsel Tekin: Evet, CHP 60 yıldır iktidar olamıyor, 1950’den sonra 63 yıla baktığınızda çok kısa dönemlerde tek başına hiç iktidar olamadı. Rahmetli Ecevit dönemimde 74 yılında Kıbrıs Barış Harekatı, daha sonra yine o dönemin egemen güçlerinin yaratmış olduğu sıkıntılardan dolayı kısa süreli iki dönem, daha sonra da DSP dönemi onu da katarsak, çok kısa süreli iktidar olmuşuz. 60 yıldır maalesef iktidar olma olanakları olmadı. Nedenine gelince birçok nedenleri var...

Birincisi bütün ara dönemler, darbe dönemleri CHP’nin önünde birer settir. Hiçbir darbe CHP’ye yarar sağlamamıştır. Tam tersine CHP’nin iktidar olabileceği dönemlerde hep darbe olmuştur. Bütün süreçlere baktığınızda, üç darbeye bakın, dördüncü darbe, sözde darbe 28 Şubat dahil olmak üzere bütünü, siyasal olarak baktığınızda da CHP’ye ve sola karşı darbelerdir. 12 Eylül’e baktığımızda, 12 Eylül’de normal meşru bir seçim olmuş olsaydı, CHP büyük bir çoğunlukla iktidardı. Toplumun dörtte biri örgütlüydü. Sendikalar, Sivil Toplum Örgütleri herkes rahatlıkla siyaset yapıyordu. Sosyal demokrat partilerin beslenebileceği temel kaynak STK’lardır, sendikalardır. Maalesef bütün bunlar budandı. Kim tarafından budandı? Darbeler tarafından budandı. Daha sonra ne oldu? Daha sonra her darbeden sonra mağduriyetlere baktığımızda, sembolik olarak belki bir iki merkez sağ da darbe mağdurudur. Genel olarak sol mağdurdur. Sürgünler, tutuklanmalar, soldaki sivil hareketlerin bastırılması, bütün bunlar ne yazık ki bizim partimiz için de çok büyük talihsizlik, bunlar partinin beslenme kaynaklarıydı bunlar.

Kemal Cankaya: Uluslar arası emperyalizm mi engel CHP’nin iktidar olmasına?
Gürsel Tekin: Sadece uluslararası güçler olmaz, aynı zamanda yerli işbirlikçileri. Sizi kullanabilirse evet sorun yok, sıkıntı devam etmez. 1999’da efsane geri döndü diyeceksiniz, bütün gazetelere bakın; rahmetli Ecevit için efsane geri döndü dendi. 2001 yılında aynı gazeteler ne yazdı? Ne oldu da efsane 2 yıl sonra bu hale geldi! Uluslararası güçlerin, yerli işbirlikçilerin projeleri vardı. 2000 yılında rahmetli Ecevit Amerika’ya davet edilmedi mi? Rahmetli Ecevit, Tayyip’in bugün uygulamış olduğu Ortadoğu projesini ben de uygularım deseydi, belki bugün yaşıyor olacaktı! Bütün bu fotoğrafları görmemiz lazım, geriye dönüp bakmadığımız zaman, bunlar niye iktidar olmuyor deniyor.

İktidar olunur, siz de taviz verdiğiniz zaman siz de iktidar olursunuz. Ben Sayın Baykal’ın kapısına kimlerin gelip gittiğini çok iyi biliyorum. Sayın Baykal belki bu süreçte; önemli değil, bir kez biz de iktidar olalım, Türkiye’nin bu sorununu görmeyelim deseydi, Ortadoğu’da 2 milyon Müslüman’ın ölümüne göz yummuş olsaydı, çok şey değişirdi. Israrla CHP neden iktidar olmuyor tartışmalarına baktığımızda, neden iktidar olanlara bakmamız lazım! Onları iyi analiz edemezsek, neden iktidar olduklarını anlayamayız.

Elbette CHP’nin eksiklerini kapatmak için söylemiyorum bunları. Ve bütün bu yaşadığımız süreçler içerisinde CHP kendisini yenileyemedi. Yani 12 Eylül’den sonra ‘Evet kardeşim biz yeniden ayağa kalkıp şahlanalım, örgütlenelim’ anlayışı içine giremedi. Ne yazık ki, hep iç mekanizmalarla meşgul oldu. CHP’nin en büyük hastalıklardan biri iç mekanizmasındaki çatışmadır.    

Kemal Cankaya: CHP’de klasikleşmiş parti içi çekişme sona erecek mi? Kendi içinde yoğun güç çekişmesine sahne olan parti Türkiye’yi nasıl yönetir sizce?
Gürsel Tekin: Şimdi bu hemen hemen her siyasi partide olan şeydir. Aslında bizdeki farklılık iyi kullanılabilinirse bu parti açısından bir zenginliktir, Türkiye açısında da bir zenginliktir. Hayır bunu bir çekişme, kişisel makam mevki için kullandığınızda sadece partimize değil, Türkiye’ye de zarar vereceğimizi düşünüyorum. Bu konuda birçok arkadaşımızın birinci önceliğinin CHP olması gerektiğini düşünüyorum. Eğer siyasetçinin birinci önceliği kendi makam, mevki ya da ne olacağı ise çok büyük bir tehlikedir. Zaman zaman bu tür unsurlar olabilir. Ama CHP her şeye rağmen 60 yıldır iktidar yüzü görmese de, Türkiye’de 90 yıllık kök salmış, ayakta duran, inançlı örgütüyle yaşayan tek siyasi partidir. CHP, iktidarlardan devletten hiç beslenmedi. Bütün iktidarlara bakın, bugün güçlüyüm diyen partilere baktığınızda bu partilerin kaynakları devlet kaynaklarıdır. İktidardan indikleri zaman bitiyorlar. Örnekleri var; DYP, ANAP benzer birçok parti şu anda siyaset yaşamında yoklar. Yarın AKP de o duruma düşecek. Ama CHP hep var olacak.

Kemal Cankaya: CHP’de disiplin zayıflığını bazı kişiler parti içi demokrasi olarak düşünüyor, bu konudaki yorumunuz nedir?
Gürsel Tekin: Bizim en büyük sorunlarımızdan biri kuralsız ve disiplinsiz oluşumuz. Ben bu konuda kişisel olarak bir öz eleştiri yapmak istiyorum. Hiçbir demokraside kuralsızlık yoktur. Dünyada demokrasiyle yönetilen ülkelere gidin, demokrasinin beşiği ülkelere baktığınızda, bizim özgürlük adına kullandığımız sadece parti içinde değil, vatandaş olarak da evet bu benim özgürlüğüm dediğiniz yerlerde bir özgürlük olmadığını, bir kuralsızlık olduğunu, bir fütursuzluk olduğunu hepimizin bilmesi gerekiyor. Yani İsviçre demokrasinin beşiği değil mi? Siz İsviçre’de arabanızı istediğiniz yere park edebilir misiniz? Canınızı çıkarırlar, siz İsviçre’de polise meydan okuyabilir misiniz? Ben bakanım, milletvekilinin oğluyum diyebilir misiniz? Demokrasi demek kuralsızlık demek değildir. Demokrasi demek, ben bir başkasının hakkını gasp edeceğim anlamı taşımaz. Bu demokrasi değil. Partilerin hiyerarşik bir yapısı vardır, tüzüğü vardır, programı vardır, herkesin birinci önceliği programı olmalıdır. Programın dışına çıkanların hiçbiri partili değildir. Yani kendine de ihanet etmiş sayarım. Nasıl ki Türkiye bir anayasa ile yönetiliyorsa, siyasi partilerin de kendine göre bir anayasası var, kuralı var. Bütün bunlara baktığımızda zaman zaman kuralsızlık, zaman zaman siyasi iç çekişmeler, bizi çok rahatsız ediyor. Özellikle kişisel olarak çok rahatsız oluyorum. İstanbul il başkanlığım döneminde bu kuralsızlığın önemli bir kısmını giderdim. Buna izin vermedim. Bana birçok şeyler yakıştırdılar, mafya, mufya gibi Elhamdülillah ben hiçbir şey değilim. Ama sen kuralsızlık yapamazsın, böyle bir şey yok, bir başkasına hakaret edemezsin, yandaş bir gazeteci aracılığıyla kendi belediye başkanını eleştiremezsin, böyle bir şey olur mu?  Yani siz evinizde, ailenizde eşinizle, kardeşinizle, kızınızla, oğlunuzla olan sorunlarınızı mahallede çıkıp bağırıyor musunuz? Bağırmıyorsunuzdur. CHP de bir aile, niye bağırıyorsun öyle bir hakkın var mı senin? Sorunlar aile içinde çözülmeli. Bir il başkanıyla, belediye başkanıyla, Kılıçdaroğlu’yla olan bir sorunu bir yandaş gazetede duyuyorsam o kişiyi partili saymam.
 
Kemal Cankaya: Bir vatandaş olarak gözlemseniz, yönetim kabiliyeti bakımından CHP’ye ne kadar güvenirsiniz?
Gürsel Tekin: Çok güvenirim. Ben CHP Genel Başkan Yardımcısı olduğum için söylemiyorum. Nedir güveniniz diye soracaksınız. Yani Türkiye’de, dünyada bugün özellikle son dönemlerde iki şeye dünya kapısını kapattı. Bir otoriter yapılanmaya kapattı. Bugünkü iktidarın fark edemediği; ne oluyor ya, ooo Amerika, ooo İngiltere, ooo BBC, yok CNN, düğmeye bastılar falan, bu heyecan bunların cehaletinden kaynaklanıyor. Dünyayı okuyamamalarından kaynaklanıyor. Dünya artık temiz siyasetle arınmış, hesap verebilen bir yönetim istiyor. Şu anda bütün siyasi partilere bakın, cam gibi hesap verebilecek bir tek siyasi CHP’dir. Almanya’dan iki örneği bizim Türk siyasetimize ibret olması için anlatmak istiyorum.

Biri… Helmut Kohl’un başbakanlık süresi bitiyor. Bizde olduğu gibi, dünyanın her yerinde örtülü ödenek var. Devletin parasını harcarsınız, sonra burada Sayıştay görev süreniz bittikten sonra onu denetler. Devlet harcamalarınızı denetler, kalan kısmını devletin kasasına alırlar. Ve bu çalışmalar sonucu, Helmut Kohl’ün görevi süresinde tüm harcamalar 100 bin Mark, altını çizerek söylüyorum. 100 Marklık harcamanın karşılığı yok. Bu durum basına sızıyor Almanya’da kıyametler kopuyor. Helmut Kohl buna cevap vermiyor. Ve siyaseten çekiliyor. 6-7 ay sonra 100 bin Mark’ın nereye harcandığı görülüyor. 100 bin Markı Afrika’da bir açlık kampına bağışladığı görülüyor. Bu durumun siyaset malzemesi kullanılmaması için isim vermiyor. Ardından bütün Alman gazeteleri Helmut Kohl’den “Helmut geri dön” diyerek özür diledi. Türkiye’de de böyle bir siyaset manzarası olması gerekiyor.

İkincisi… Almanya Cumhurbaşkanı bir yıl önce istifa etti. Niye istifa etti diye merak etmez mi, bizim buradaki insanlarımız. Bırakın bize sormayı Avrupa’da 5 milyon insanımız var. 2 milyon Almanya’da Türk soydaşımız var. Oradaki akrabalarınızı bir arayın, bu Almanya Cumhurbaşkanı niye istifa etti diye sorun. Sadece sadece bir tek telefonla, bir banka genel müdürüne falanca arkadaşımı gönderiyorum buna ucuz kredi ver dedi. Bu bizde çok insani sayılabilecek bir iş niye bu böyle oluyor?  Temiz siyaset. Diyor ki, evet bu bir kuralsızlıktır, sen Cumhurbaşkanısın, sen tarafsızsın 81 milyon Alman’a eşit bakmak zorundasın, ona ucuz kredi, buna ucuz kredi sağlayamazsın, böyle bir hakkın yok diyor. Siyaset bu, benim Cumhurbaşkanım ne yapıyor? Benim Cumhurbaşkanımın adaletine bak; sözde seçim yapılıyor, demokrasiye inanıyorlar ya, YÖK’te seçim yapılıyor 1. sıra değil, en sonuncuyu atıyor.

Ben Alman Cumhurbaşkanı gibi bir Cumhurbaşkanı istiyorum. Helmut Kohl gibi bir Başbakan istiyorum. Aksi takdirde, bu yoksullukla cebelleşen, emekli maaşı alamıyorum diyen hiç kusura bakmasın, önce kendine bakacak. Eğer siz inim inim inlemek istemiyorsanız, o çocuklarınız yalın ayak yürümek istemiyorsa, bu hırsızlıklara son verirseniz ancak ayakkabınız olur. Bu hırsızlıklara son verirseniz emekli maaşı alabilirsiniz. Sadece otuz yıllık süreç içerisine baktığınızda, sadece ben bunu söylemiyorum.

Uluslararası kuruluşlar, kamuda siyasetçilerin çaldığı 500 milyar dolar gibi bir rakamdan söz ediyor. Ondan sonra ben niye yoksulum. Ne adına yaptılar biri Milliyetçilik adına, ne adına yaptılar bir vatanseverlik adına, ne adına yaptılar Atatürkçülük adına yaptılar, ne adına yaptılar en kutsal değerimiz olan din adına yaptılar. Gelin buna son verelim, buna son vermediğiniz sürece hiçbirinizin huzuru olmayacak. Önce temiz siyaset yaratmalıyız. Temiz siyaset yaratırsanız, temiz devlet yaratırsınız. Şimdi bakın niye CHP?  Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü fotoğraflarını şöyle yanyana koyun bakalım; Bülent Ecevit, Hikmet Çetin, Altan Öymen, Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu bunların bütün ortak özellikleri nedir biliyor musunuz? Beceriklidir, beceriksizdir tartışılabilir ama, hiç unutmamalı ki, dürüst ve temiz siyasetin fotoğrafları. Her CHP’linin övünçle bakması gereken fotoğraflardır. Hepsi pırıl pırıl hiçbirinin kursağından haram geçmemiştir. Bundan daha önemli bir şey olabilir mi? İşte bizim Helmut’larımız, işte bizim Cumhurbaşkanlarımız, önce yüreğini arındıracaksınız.

Şimdi öbür fotoğraflara bakalım… Din adına, iman adına, inançlarımız adına siyaset yapanların fotoğraflarına bakalım. Servet kirliliği içinde boğuşuyorlar. Önce Türk siyasetinden rica ediyorum, herkesi çağırıyorum. Bir yerde hırsızlık varsa her yere sirayet etmiştir demektir. Bu çağrım sadece AKP’nin bugünkü yolsuzlukları için değil. 30 yıldır Türkiye çalınıyor. 28 Şubat’ın hesabı soruluyor. Bir tane Allah’ın kulu çıkıp, iyi güzel 28 Şubat’ı sorguluyorsunuz da, 28 Şubat dönemindeki parasal hesabı niye sormuyorsunuz demiyor. Soran var mı hiç? Hiç tartışan var mı? 12 Eylül dönemindeki yolsuzlukların hesabını soran var mı? Başbakanlar parlamentoda aklayıp paklamadılar mı birbirlerini, 96 milyar bankalarda hortumlanan paralarda siyasetçilerin hiç günahı yok mu? Yani hocanın deyimi ile hırsızın hiç mi günahı yok. Siz bunların hesabını soramazsanız, temiz arınmış bir ortam yaratamazsanız yazık olur bu ülkeye, gelin önce buradan başlayalım. Buradan başlatırsanız neyi yaratırsınız? Temiz devleti yaratırsınız. Aksi takdirde kirli siyasetin kirli devleti olur. Faili meçhul cinayetlerin de hesabını soramazsınız, ihalelerin, yolsuzluğun hesabını da soramazsınız, hiçbir pisliğin hesabını soramazsınız. Bütün ihalelere bakın, hiçbirinin hesabı belli değil. Bunların hesabını CHP soracağı için vatandaş Gürsel Tekin olarak CHP’ye güveniyorum.

Kemal Cankaya: Sayın Kılıçdaroğlu nasıl bir genel başkan sizin gözünüzle?
Gürsel Tekin: Genel başkan yardımcısı olarak, kendi genel başkanımı tarif ederken hiç duygusal davranmıyorum. Bütününü tarif ettim. Bütünün içinde sayın genel başkanımızın çok farklı özellikleri var.

Birincisi, ciddi bir devlet terbiyesi almış, uzun süre devletin kurumlarında çalıştı.

İkincisi, çok dürüst çok temiz hesap verebilir. Kılıçdaroğlu hesap verebilir durumda olmasa yanında durmam. Size çok önemli özel bir hikâyesini anlatacağım...

Sayın genel başkanımız 1997 veya 1998 olacak, görevinden ayrılıyor. Ayrıldığında çok yakın bir arkadaşı Kemal Bey yeminli mali müşavirlik kurun diyor. Kemal Bey yeminli mali müşavirlik şirketi kursa, ertesi gün 50 tane holding sırada diyor. Hayır diyerek itiraz etti, ben siyaset yapmak istiyorum dedi. Siyaset yaparsam, bu işler içinde olursam, yarın hesabını veremem. Ben yapmak istemiyorum, sonra zaman geçti, Kemal Bey’in çok çalışkan verimli bir insan olduğu için başka bir holdinge Kemal Bey’in yönetim kurulu üyeliği için teklifte bulunuldu. Kemal Bey’in adını duyduklarında hemen buyursun dediler. Yönetim kurulu üyesi olduğu şirkette şirket sahibi de çok memnun, derken 2000 yıllarındaki kurultayda Deniz Bey Kemal Bey’e PM üyeliği teklif ediyor. Kemal Bey PM üyeliğine girince, şirkete ayrılmak istediğini söylüyor. Patron Kemal Bey’in emeği olduğu için maaşını kesmeyin diyor. Maaşı devam etsin diyor. Kemal 3-4 ay sonra bankaya gidiyor. Hesabına bakıyor ki; o şirket tarafından 3 veya 4 aylık maaş yatmış, çalışmadığı halde. Kemal Bey 4 aylık maaşı çekiyor, üstüne o günün koşullarındaki faizini de ekliyor, götürüp o şirkete geri iade ediyor. Bir Kemal Bey bu, bir de kamu bankalarında 750 milyon dolar alıp damadına peşkeş çeken siyasetçi var. Bu iki fotoğrafı görmemiz lazım. Kemal Bey’i ancak bu kadar tarif edebilirim.

Kemal Cankaya: Dışarıdan algıyla fazla yumuşak bir görüntü çizen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, otorite kuramadığı ve bu nedenle de dağınıklığa sebep olduğu eleştirilerini nasıl yorumlarsınız?
Gürsel Tekin: Tam tersine çok kararlıdır. Kemal Bey’in hoşgörüsünü çok yanlış kullananlar var. Ben biliyorum. Ama Kemal Bey çok kararlı bir insandır. O sakin duruşun ardında, kararlı bir duruşun olduğunu herkes bilmelidir. Gandi gibi sakindir, kararlarından hiçbir zaman taviz vermeyen bir insandır.

Kemal Cankaya: CHP’nin bugününü dün (Baykal dönemi) ile kıyasladığınızda ne fark var?
Gürsel Tekin: Deniz Bey’in de çok farklı özellikleri vardır. Deniz Bey’i, Altan Bey’i(Öymen), Erdal Bey’i (İnönü) tanırım. Ama Deniz Bey,  Altan Bey, Kemal Bey ile çok yakın mesaim oldu. Ben Deniz Bey’in adına çok üzülüyorum. Dışarıdaki algıyla Deniz Bey’in kişiliği bu kadar mı farklı olur. İnanılır gibi değil. Deniz Bey inançlara çok saygılı bir insandır. Deniz Bey din konusunda en hassas insanlardan birdir. Bunu ben söylemiyorum. Bunu rahmetli Erbakan Şevket Kazan’a söylüyor. Deniz bey için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Siyasette yetenekli, başarılı ve bir o kadar da kararlı. Deniz Bey de Türkiye’nin geleceği için taviz vermiş olsaydı, bu olaylar başına gelmemiş olurdu. Bunu hepimizin bilmesi gerekiyor. Deniz Bey’le ilgili çok operasyonlar yapıldı. Biliyorsunuz, bir gazete sürmanşette Deniz Bey’in kızının İsviçre bankalarında 3 milyon doları olduğunu iddia etti. Ne yaptı Deniz Bey? Kıyameti kopardı yargıya gitti. Yargı haklı çıkardı Deniz Bey’i, böyle bir paranın olmadığını, mahkeme sahte belgelerle düzenlenmiş bir oyun olduğunu ortaya çıkardı.

Sayın Başbakan için 8 milyar dolar denildi. Sayın Başbakan dava açabildi mi? Bu fotoğraflar yetmez mi Türkiye’de? Dünya birinci önceliktir. Bu toplum bundan vazgeçmeli, çalsın iş yapsın. Bu ne insani bir davranıştır, ne vicdani bir davranıştır, ne de inançlarımızla bağdaşan bir davranıştır. Ne demek 76 milyon yurttaşın vergisini çalacak, çırpacak, ona çalışıyor unvanı vereceksin, hayır kardeşim bu kabul edilemez, dinen de kabul edilmesi mümkün değil.

Kemal Cankaya: Çarşaf açılımlarına benzer açılımlarınız olacak mı yine?
Gürsel Tekin: Bu açılım hikayeleri çok konuşulur. Bu çarşaf açılımı planlanmış; aman şunu getirelim, bunu götürelim anlayışı içerisinde olmadı. Ama Gürsel Tekin olarak benim kişisel düşüncemi sorarsanız, yıl 1997, 28 Şubat’ın en hararetli olduğu dönemde ben yanımda başörtülü sekreter çalıştırdım. Hele sosyal demokrat bir partinin insanları ayrıştırması kabul edilir değildir. Mustafa Kemal’in kurmuş olduğu kurucu iradenin toplumu ayrıştırması kabul edilemez. Bu ülkede 76 milyon yurttaş bizim için eşit yurttaştır. Giyimi kuşamı, sosyal yaşamı bizi hiç ilgilendirmez. O zaman bizim AKP’den bir farkımız kalmaz. AKP nasıl ki insanların sosyal yaşamını ortadan kaldırıyorsa, biz tam tersini yapmalıyız. Bizim bundan sonraki süreçte daha dün olduğu gibi, bugün de herkese partimizin kapsının açık olması lazım. Evet ben kendimi CHP’li görmek istiyorum, fakat benim sosyal yaşamım farklı, giyim kuşamım farklı, başımın üstüne hiç önemli değil. Mezhebim farklı, inancım farklı, hiç önemli değil. Önemli olan toplum olarak barışık olmamız. Bu barışık ortamı ancak CHP sağlar. CHP‘nin farkı, kurucu irade Mustafa Kemal Atatürk partiyi kurduğunda burasını şurasını ayrıştıralım dememiş, herkesi kucaklamış, ihtiyaç duysaydı o zaman yapardı. Bu iç tartışmada insanların yaşam biçimini siyaset malzemesi yapmak doğru değildir.

“HERKES KENDİ HIRSIZINI TEMİZLERSE,

TÜRKİYE TEMİZLENMİŞ OLUR”


Kemal Cankaya: CHP ile ilgili din düşmanı algısını hala yenmiş değilsiniz. Toplumdaki bu algıyı kırmadan da farklı kitlelerden oy beklemeyin. Nasıl değiştireceksiniz bu algıyı?
Gürsel Tekin: Özellikle 1950’lerden sonra, maalesef ne yazık ki, bütün sağ siyasetçiler sıkıştıkça en kutsal değerimiz olan dine el atmışlardır, dinden rey devşirmeye başlamışlardır. Kimin ne kadar imanlı, imansız olduğunu kimse bilemez. Kul ile Allah arasındadır. Ama bir şeyi merak ediyorum; özellikle bu din hassasiyeti olan bütün dostlarıma seslenmek istiyorum… Alın fotoğrafları önünüze koyun, biraz önce saydığım CHP liderlerini, bir de sizin adınıza en kutsal değerlerimizi, dini kullananların fotoğraflarına ve servetlerine bakın.

Ne oluyor Ortadoğu coğrafyasında? Ortadoğu coğrafyasındaki bu kanamalı durumun sorumluları kimlerdir. Dün din adına, iman adına, evet dün o aşağıda halk çocuğuyum diyenlerin baktık ki 50-70-80 milyon dolar servetleri çıktı. Bu nasıl bir din anlayışıdır, bizim dinimiz böyle bir şeyi kabul eder mi? Mısır’da 2 milyon insan mezarlıkta yaşarken, Mısır’ı yöneten bir Cumhurbaşkanı’nın 80 milyon doları olur mu?

Şimdi gelelim Türkiye’ye… Bakın Türkiye’nin coğrafyasını söylemiyorum. Bakın şu İstanbul’a, İstanbul’un çeperlerine gidelim, açlıkla, sefalet boğuşan milyonlarca insan varken, bugün din adına yönetenlerin kendilerinin ve çocuklarının servetine bir bakalım. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü çocuklarına birçok yeri tapu edemezler miydi? Deniz Baykal’ın çocukları yok mu? Devletin olanaklarıyla çocuklarını holding sahibi yapamaz mıydı? Altan Öymen yapamaz mıydı? Niçin, çünkü bizde hak yemenin CHP’liler haram olduğunu bilir. Keşke dinin bir terazisi olsa da Kılıçdaroğlu’yla, Tayyip’i bir teraziye koyabilsek; terazi değil, baskül kaldıramaz bunları.

Buradaki duruma baktığımızda inançlı tüm kardeşlerime seslenmek istiyorum… Hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Size bir şeyi tarif edeceğim. Allah adına yapın bunu, önemli değil CHP’ye oy vermeseniz de Allah adına bu ülkede yetim hakkı yiyenlere oy vermeyin. Siz aynı cemaatle 30 yıl önce aynı camiye giden insanlar değil miydiniz? Şimdi dönün arkanıza bakın, sizinle eşit koşullarda, ayağında çarık olan mütevazi insanlar şimdi nerede yaşıyorlar. Şu Çamlıca’nın tepelerinde havuzlu villalarda yaşıyorlar. Ne oldu senin çocuğun çok mu beceriksiz? Ahmet Amca, Fatma Teyze, çünkü senin çocuğun harama bulaşmadı. Bu harama bulaşanları görmemezlikten gelirsen, Allah katında hesap da veremezsin. Gelin herkes hırsızını temizlesin. Bize oy vermeyin boş verin ama, kendi hırsızınıza oy vermeyin, temizleyin onu, bütün siyasi partiler kendi hırsızını temizlerlerse, Türkiye temizlenmiş olur. Geçmiş yıllarda bilinçsiz şekilde kullanılan argümanlar, bugünkü iktidarın elinde malzeme oldu. Din bizim için siyasete alet edilmeyecek kadar kutsal bir değerdir. Elhamdülillah 76 il dolaştım, kimse bizim dini inancımızı sorgulamadı, bugünkü iktidar hiç sorgulayamaz. Geçmiş yıllarda bu algıdan dolayı bunlara inanıyorlardı din adına, şimdi kimse din adına bunlara inanmıyor.

Din adına bu ülkede çok açılar çektik biz Maraş’ta, Dolmabahçe olayına benzer bir olayla başladı Maraş olayları. Bir ülkenin başbakanı çıktı, olamayan bir şeyi olmuş gibi anlatı. Dolmabahçe camisinde içki içtiler dedi. Normalde bizim insanlarımızın hassasiyeti buna isyan eder. Hiç kimse tepki göstermedi niçin biliyor musunuz? Evet, bu toplum bunu yapmaz dediler. Bu toplumda her şey olur, iki şey olmaz. Buna enim olun. Bu topraklarda coğrafyada dolaşmış bir insan olarak söylüyorum. Kabul edemeyeceğimiz birçok şey olmuştur. Ama iki şey kesinlikle olmaz; Bunun bir tanesi, camide içki içilmeyeceğini herkes bilir. Buna hiç kimse teşebbüs bile etmez. İkincisi 150 kişi başörtülü kadına saldırdı dedi. Allah aşkına şöyle bir bakalım, bu coğrafyada bırakın 150 kişiyi, sokakta üç tane erkek bir kadına saldırsın bin insan isyan eder. Bu kadar bariz yalan olabilir mi, Allah aşkına bu bildiğin iki şeyi derhal açıkla afişe et dedim. Hangi alçak 150 kişi bir kadına saldırabilir. Karşılık buldu mu bulmadı. Niye bu millet artık yeter dedi. Bizi kandırıyorsunuz din adına, iman adına, din dediniz, iman dediniz, han hamam sahibi oldunuz. Düşün yakamızdan diyorlar şimdi.

Kemal Cankaya: CHP Alevilerin partisi oldu şeklinde eleştiriler var, buna ne diyeceksiniz?
Gürsel Tekin: Maalesef iktidarların çoğu, özellikle son dönemlerde başbakanın kullandığı son cümlelere baktığımızda tam bölücü, ırkçı, şoven, ayrıştırıcı. Mesela bizim seçmen, sizin seçmen bu bir akıl tutulması yüzde 50, yüzde 50, bizim belediyeler, sizin belediyeler, bizim işadamları, sizin işadamları, bizim gazeteler, sizin gazeteler, bu bir Başbakanın kullanacağı üslup değil. Bu ayrıştırıcı, bu bölücü hadi öyle var sayalım, bu Alevi vatandaşlarımız uzaydan mı geldi? Bu coğrafyanın bu toprağı, insanları değil mi? Vergi ödemediler mi? Vatandaşlık görevlerini yapamazlar mı? Askere gitmezler mi? Dövülmezler mi? Öldürülmezler mi? En acı, ağır bedelleri ödeyen Alevi toplumu değil mi bu ülkede? Bütün bu ağır bedellere rağmen bu toplumda ayrıştırma, bu toplumda ötekileştirmeyi gündeme getirmemiştir. Tam tersine entegre olmuşlardır. 37 insan diri diri yandı. Bunu hangi vicdan kabul edebilir. İsyan etmedi buna rağmen acıyı bal eyledi kendisine, şimdi ne olacak bu CHP Alevilerin partisidir, Bu CHP azınlıkların partisidir, bu CHP mazlumların partisidir, bu CHP kısacası Türkiye’nin partisidir. CHP 76 milyon yurttaşın partisidir. Kim kendisini mağdur, kim kendisini yalnız hissediyorsa sığınacağı liman CHP’dir.

Kemal Cankaya: Gezi parkı eylemleri çevre duyarlığıyla başladı. Ardından sosyal bir tepki hareketine dönüştü. Bu eylemlerinin sonucu nereye varır?
Gürsel Tekin: Gezi Parkı niye oldu? Gezi Parkı’nı yaratan bu gördüğünüz gökdelenler ve rantlardır. Şimdi bu rantların tamamına bakın, bu rantlarla 15 milyon İstanbullu’un hakları gasp edildi. Şuraya bakın bu gördüğünüz gökdelenler AKP’lidir. Başbakanın ‘benim adamlarım’ dediği kişilerindir. Kendisinin adamı olmayanlara imar durumu vermiyor. Bakın burada Aydın Doğan’ın yerine imar vermiyor. Benim adamım, senin adamın gibi ayrımcı, yasakçı, inkar edici, ötekileştirici, seni yok sayan bir anlayışa millet isyan etti dur dedi. Sen kimsin, ben babama isyan ederim, benim özgürlüğümü kısıtlayamazsın dedi. Bu yeni nesil dünya ile entegre olmuş bir nesil. Ne oldu şimdi korkuyorlar, hani sen gündemi belirleyecektin her gün, ben belirlerim diyordun ne oldu? Aslanlar gibi çocuklar gündemine taktı hala çıkamıyorsun. Her gün bir şey söylüyorsun çamura batıyorsun. Öyle polisinle, copunla, jandarmanla, devletin gücüyle yıldırtamazsın, korkutamazsın dedi. Bana Allah bu canı verdi, benden alır. Beş gencecik çocuk hayatını kaybetti. Bir tanesi çıkıp bu mübarek günde başınız sağ olsun demedi. Böyle bir iktidar olabilir mi? Sonra ne olacak? Şimdi tedbir alalım. Ne tedbiri alacaksın? Polis tedbiri alacaksın, maçlarda slogan atılmasın şu tedbiri alacaksın, üniversitelerde öğrenciler eylem yapmasın diye güvenliği polise çevireceğim, olmaz Tayyip Bey bundan vazgeç, bak senin ağababaların bunların hepsini kullandı. Ama acıyla sonlandı. Olmaz dünya kapattı otoriter sistemi, gelin denemediğiniz iki şey var. Bu çocuklar fazla bir şey istemiyor. Bu çocuklar diyor ki; biz özgür yaşamak istiyoruz, özgürlüğüme dokunma diyor. Gel özgürlüğü deneyelim, yasakçı bir anlayışla hiçbir şeyi çözemezsin, bunların da hesabı sorulacak. Gürsel Tekin olarak onların hepsini rahatsız edeceğim, kimse merak etmesin.

Kemal Cankaya: CHP'nin yerel seçimlerde adaylık kriterleri neler olacak?
Gürsel Tekin: Biraz önce tarif ettim. Birinci öncelik pırıl pırıl hesap verebilir olmaları. Bir kere siyasetçi hesap verebilir durumda değilse, CHP’nin adayı olmayacak. Temiz olacak, model mi istiyorsunuz; Kılıçdaroğlu gibi olacak. Kılıçdaroğlu gibi Buradan baktığınızda öbür tarafı göreceksin. Buradan baktığınızda öbür tarafı göremiyorsanız, kazansa da aday edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Kemal Cankaya: Ön seçim yapılacak mı, her sandık sizce demokrasi mi?
Gürsel Tekin: Uzun süredir hedefimiz dünyanın her yerinde olduğu gibi halk kendi vekilini, kendi temsilcisini, kendi belediye başkanını kendisinin seçme imkânını yaratmaktır. Uzun süre mücadele ediyoruz bu yasayı değiştiremedik. 12 Eylül’ün getirdiği siyasi partiler yasasında demokrasi diye bir şey yok. Lider sultası, bir askeri disiplin içerisinde bunu değiştiremiyoruz. Bunu değiştirme imkanımız olursa üye mi, şu bu tartışması ortadan kalkar. Her vatandaş kendi muhtarını nasıl seçiyorsa, muhtar seçmesini bilen vatandaş kendi vekilini, belediye başkanını seçemez mi? Bırakalım milletin kendi vekilini seçme imkanı olsun. İnşallah bunu CHP iktidarında hayata geçireceğiz. Benim kişisel düşüncem, yönetim kararı değil.

İnşallah bir ön yoklama olması gerekiyor. Her şeye rağmen adayların bir süzgeçten geçmesi gerekiyor. Ön yoklamada da birinci önceliği CHP’linin; model Kılıçdaroğlu, temiz olmalı, hesap verebilir olmalı, kirlilikten arındırmalıyız. Bakın Gezi Parkı ruhu bu. Gezi Parkı’nın isyanı hırsızlık, yolsuzluk. Eğer hırsızlıktan, yolsuzluktan arındıramazsanız, onu özgürleştiremezsiniz. Özgürlük talep ediyorsanız, önce hesap verebilir, sistemi oturmuş, hayatı kolaylaştırmış bir sistem getirmemiz lazım.

Kemal Cankaya: CHP'nin yanlış aday tercihi nedeniyle seçimi kaybettiği yerler oldu. Böyle kritik yerlerde aday tercihi bu kez daha hassasiyetle yapılacak mı?
Gürsel Tekin: 2009’da birçok yerde merkezi yoklama olunca bu tür hatalar genelde oldu. Merkezden ziyade, kritik büyük yerlerin dışında daha çok örgütün kendi kaderini kendinin tayin etmesi düşüncesi içerisindeyim. Ama birinci önceliğim de şudur: CHP kendi danasından, kendi öküzünü yaratmalıdır.

Kemal Cankaya: Bursa’da bir programda Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adayım demiştiniz. Hala o sözünüz geçerli mi?
Gürsel Tekin: Tabi Bursa’da siyaset yapan arkadaşlarım bana kızmayacaklarsa, davet ederlerse seve seve, tabi onu bir espri olsun diye söyledim. Benim Bursa’da belediye başkanlığı yapabilecek çok sayıda arkadaşım var. Bursa gerçekten plansız bir şehir haline getirildi. Bursa’nın kalbine hançer saplandı. O hançeri görünce içim paramparça oluyor. O TOKİ ucubesi, Başbakan ucube diyor ya tam da ucube orası, o ucubeyi siyasetçiler acaba görmez mi? Öylesine tarihi bir şehir, medeniyetler başkenti olmuş, önemli bir şehrin ortasına o hançeri kalbimize sapladılar ne diyeyim.

Kemal Cankaya: Bursa’yı ne kadar takip ediyorsunuz? Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in, Büyükşehir'e aday gösterilmesi ihtimaline nasıl bakıyorsunuz?
Gürsel Tekin: Bursa’yı yakından takip eden bir insanım, Mustafa Bey çok seviliyor. Ben bir şehre giderken önce halkla bütünleşirim, Nilüfer Bursa’nın tek nefes alan ilçesi olarak ifade ediliyor. Mustafa Bey’i başarılarından dolayı kutluyorum. Büyükşehir Belediye Başkan adayı olursa çok mutlu olurum. Mustafa Bey Büyükşehir adayı olursa hem Büyükşehri alır hem de Nilüfer’i alır kesinlikle. Ekimden sonra her şey çok çetin geçecek, her şey CHP’nin lehine değişecek.

Kemal Cankaya: CHP örgütlerinin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Gürsel Tekin: Her şeye rağmen bütün siyasi partileri değerlendirdiğimde iktidar partisinin devletten beslenmesine rağmen, iktidar partisinden daha çok çalışan örgütümüz var. Ama galiba bizim örgütümüzün temel sorunu, uzun yıllar içe dönük çekişmelerden kaynaklı bir sevimsiz ortam yaratılmış olması. O sevimsiz ortamı inşallah ortadan kaldıracağız. Birbirilerine çelme atan CHP’li olmayacak, olmamalı.

Kemal Cankaya: Önümüzdeki seçimlerde CHP’nin başarı grafiğini ne düzeyde artırmayı öngörüyorsunuz?
Gürsel Tekin: Bugünkü koşullarda daha farklı şey söyleyebilirim ama, önümüzdeki seçimde gördüğüm tablo siyasal konjonktür de onu gerektiriyor. 1989 yılını yaşayacağız. Ama o dönemin hatasını yapmayacağız. Türkiye’de belediyeler konusunda çok başarılı bir grafik göstereceğiz. Adaylarımızı kalıcı, nitelikli kenti yönetebilir, hesap verebilir bir çerçevede oturtacağız.

Kemal Cankaya: Bursa’ya bir mesajınız var mı?
Gürsel Tekin:Bursa’da belediye başkanlığı yapmak büyük bir şereftir. Bursa’da siyaset yapsaydım hemen çıkar adaylığımı açıklardım. Ama ne yazık ki Bursa’da değilim. Gerçekten bir dünya şehri, pazarlanacak bir şehir, dönüştürülebilinecek bir şehir, aynı zamanda turizm merkezi olabilecek bir şehirdir. Ne yazık ki Bursa’nın yabancı turist yeterince alamaması çok enteresandır. Bunu yapabilmek için sosyal yaşamla bütünleştirmek lazım, turist sadece gelip taşa bakmaz. Bütün Bursa’ya selamlar. Bayramlarını huzur ve sağlık içerisinde geçirmelerini diliyorum...

Kemal Cankaya: Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Haber: Ne Haber Bursa

Anahtar Kelimeler
    Salı, 06 Ağustos 2013 16:31
Yandex.Metrica