Koç: Erdoğan derin devletin temsilcisi

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında genel merkezde toplandı. MYK devam ederken gündeme ilişkin basın toplantısı düzenleyen Koç, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adil bir ortamda yapılmadığını savunarak, AK Parti'nin devletin imkanlarını kullandığını ifade etti.

Devletin uçağının, helikopterinin, valisinin, kaymakamının, polisinin Cumhurbaşkanı Adayı Başbakan Erdoğan'ın emrinde olduğun belirten Koç, "Diğer tarafta mütevazı adaylar, bilhassa Sayın İhsanoğlu, halkın arasında, sade, koruma yok, baraj, barikat yok. Kimse kimseye sövmüyor, saygılı. Hiç kimsenin değer yargısına tepeden bakmayan bir kimlik. Herkesi kucaklamaya çalışan, en geniş temelde bir uzlaşı yaratmaya çalışan, "huzur, itidal" diyen bir kişi. Bir tarafta devlet gücü, artık güç sarhoşluğuna kapılmış, başı dönmüş vaziyette, şaşalı gösteriler, şovlar, zorlama törenler... Diğer tarafta Sayın İhsanoğlu ve Sayın Demirtaş" diye konuştu.

"Baştan sakat bir seçim"
"Bu seçim adil mi" diye soran Koç, baştan sabık ve "sakat" bir seçime gidildiğini ifade ederek, "Eğer YSK, Başbakan’ın kamu görevi yaptığını, 11 Temmuz'da cumhurbaşkanlığı adaylığını kesinleştirirken kabul etmezse, önümüzdeki seçimler baştan sakat bir seçim olacaktır" dedi.

Bütün diktatörlerin ve diktatörlük beklentisi olanların aynı "şaklabanlıklara" başvurduğunu söyleyen Koç, Başbakan Erdoğan’ın "Ben milletin adayıyım, onların ki devletin adayı" şeklindeki sözlerine de tepki gösterdi. Koç, "Bak Sayın Recep Tayyip Erdoğan, sen şu anda kurduğun yeni vesayet sistemiyle, o derin ilişkilerle, kurduğun takibat ağlarıyla, yasalarla, ördüğün o yeni çerçeve içinde derin devletin en tepesini temsil ediyorsun. Sen derin devlet vesayetinin adayısın, ta kendisisin. Milletin adayı, milletin, halkın içinde. Senin gibi binlerce korumayla, devletin uçağıyla oradan oraya ışınlanır gibi gidip tepeden bağırıp ona buna küfretmiyor. Milletin adayı basit, sade, mütevazı, halkın içinde. Sen milletin değil, yeni kurduğun vesayet devletinin en derin noktasındaki adamısın" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın, "Anayasa'daki yetkiler dışında her şeye müdahil olacağım" dediğini söyleyen Koç, "Havaalanlarını, yolları yapacağım" diyor. Yani, "Haram havuzundakiler sakın şaşırmayın, ben aynı dümeni çevirmeye devam edeceğim" diyor. "Ben işin, dümenin başındayım. Vakıflar sizden yine haraç toplayacak" diyor. "Ben başmüteahhittim, başçalanlığa devam edeceğim" diyor. Elinizi vicdanınıza koyup karşılaştırın, bir tarafta kifayetsiz bir muhteris, herkesi kendinde toplayan… Diğer tarafta mütevazı, birlikteliği, kardeşliği savunan itibarlı bir insan, Sayın İhsanoğlu… Böyle bir ikilem. Sayın Demirtaş'a da saygılarımı iletiyorum, kendisi temsil ettiği değerler bakımından saygım var" diye konuştu.

"11 Temmuz akşamı YSK yasanın gereğini yerine getirmek zorunda"
Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu'nun 11. Maddesindeki "Adaylıkların kesinleştiği gün kamu görevlileri istifa etmiş sayılırlar" hükmünü anımsatan Koç, "Şimdi Recep Tayyip Erdoğan'ın "Merkel etti mi, Sarkozy etti mi..."  Hiç karşılaştırabilecek örnekler değil, kendi de biliyor bunu. Konumlar çok farklı. 11 Temmuz akşamı YSK, yasanın gereğini yerine getirmek zorundadır. Bunu bekleyip, hep beraber göreceğiz" dedi.

"Demokratik talepler siyasi pazarlık alanı halinde tutuldu"
Koç, TBMM Genel Kurul’da görüşülmeye devam edilen Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'na da değinirken, "Çözüm, barış hepimizin ortak hedefi, PKK'nın silahlarını bırakması bu topraklarda yaşayan herkesin ortak talebi. Bundan kimsenin şüphesi olmasın" dedi.
AK Parti iktidarını ise kendi çıkarına göre davranmakla suçlayan Koç, bunun da gerçek demokrasinin önünü tıkadığını belirtti. Koç, "Kürt yurttaşlarımızın demokratik talepleri Başbakan tarafından hep bir siyasi pazarlık alanı halinde tutuldu. Seçim önceleri rezervden çekildi, tekrar kullanılabilir halde kanun paketlerine dönüştürüldü, tartışmaya açıldı. Seçim bittikten sonra sopa ve silah olarak, bu politikalar bölgeye ve kardeşlerimize geri döndü" diye konuştu.

"Tekrar havuç mevsimi geldi"
"Belki yine Kürt kökenli yurttaşlarımızın, kardeşlerimizin oylarıyla belirlenebilme ihtimali olan bir cumhurbaşkanlığı seçimi arifesindeyiz" diyen Koç, şöyle devam etti:
"Yani tekrar havuç mevsimi geldi, havuç ve sopa politikası. Bir yanda oy beklentisi olan Recep Tayyip Erdoğan, diğer yanda yürütülen gizli görüşme ve pazarlıklarla siyasi kaderinin tartışıldığı, bir şekilde gündeme getirildiği anlaşılan Öcalan. Ortada bir kanun teklifi. Biz oyunun iki tarafında da Kürt kardeşlerimizin beklentilerinin nelere pazarlık konusu edildiğini açık bir şekilde görüyoruz. Tutumuz açık ve net, demokrasi, tam demokrasi, inadına demokrasi... Özgürlükler, insan hakları, kardeşçe birlikte yaşamak, çalışmak, üretmek, bölüşmek, ortak kaderi birlikte yaşamak, eşit hukuku paylaşan eşit yurttaşlık, hepimizin talebi bu. Biz burada samimiyiz. Talepleri meşru bir zeminde, şeffaf, herkesin önünde, meşru haklar olarak tartışılmasından yanayız. Pakete yaklaşımımız bu."

Koç, yasanın sadece, "Bu kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari ve ya cezai sorumlulukları doğmaz" şeklinde düzenlenen 4. maddesinin ikinci fıkrasına karşı olduklarını da net bir şekilde açıkladıklarını vurguladı. Koç, "Bu özel hukuk yaratıyor. Kişilere sorumsuzluk alanı veriyor. Bunu MİT Yasasında da yaptı, Anayasa Mahkemesi'ne gittik. Bu konunun bu maddesi son derece sakıncalıdır. Türkiye’de yeni facialar açabilir, yeni faili meçhuller doğurabilir. Bu konudaki uyarılarımızı söylüyoruz, umarım düzeltme şansı olur. Düzeltilmezse de elimizden geldiğince bu konuyla ilgili daha üst yargı noktasındaki arayışlarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu.

 

Haber: Gerçek Gündem

    Çarşamba, 09 Temmuz 2014 17:23

Bağlantılı Konular