"Bir takım tertiplerle Suriye'ye girmenin hala hesabını yapıyor musunuz?"

"Yalova ve Ağrı sonuçları Erdoğan'ı ürkütmüş ve korkutmuş. Bütün baskılara, tehditlere, sonu gelmez vaatlere rağmen vatandaş iktidar baskısını geri çevirmiş ve tercihini muhalefetten yana kullanmıştır. Olay çok net ve açıktır. Millet sandıkta diktatöre dur demiştir. Önümüzdeki döneme gidecek olan sandık devriminin de önünü açmıştır"

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Haluk Koç MYK Genel Başkan Kılıçdaroğlu Başkanlığı'nda çalışmalarına başlarken basın toplantısı yaparak temel sorunlar konusunda Hükümeti uyardı, medyayı sorumlu davranmaya çağırdı ve şunları söyledi:

"Değerli arkadaşlarım, haftanın olaylarının değerlendirilmesi için Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü olarak karşınızdayım.

Gündem farklılaşıyor bunu görüyoruz. Ama hükümet ve yanındaki koro aynı besteyi, aynı güfteyi kullanmaya devam ediyor. Bunu seslendiriyorlar, inatla da sürdürüyorlar. Baktığınız zaman konuşmalara, açıklamalara korkunun yansıması olan kelimeler. Ne gibi? Ajan, darbe, komplo, lobi, nefret, hakaret, yalan, mantıksız suçlamalar ve yasaklar. Birde korkularının yansıması olan eylemler var. Onlar neler? Yargı kumpasları, komplo teorileri, tahammülsüzlük, orantısız şiddet uygulamasına devam. Gülünç kabadayılık gösterileri, tekme, tokat, toma, tazyikli su. Bunlar artık olağan eylemleri ve Recep Erdoğan'ın grup konuşmaları ve bulduğu her ortamda devam eden tutarsız, nezaketsiz yalanlarla dolu açıklamaları maalesef artık bir komedi dükkanına dönmüş durumda.

Değerli arkadaşlarım, söylediği ve binlerce kez tekrar ettiği yalanları yüzüne mi vuracaksınız? Yoksa tarihle ilgili çarpıtmalarını mı düzeltmeye çalışacaksınız? Geliştirdiği nefret ifadelerini mi yanıtlayacaksınız? Nesine cevap vereceksiniz bazen Sözcü olarak bende açık söyleyeyim şaşırıyorum. Bence umutsuz hastaya söylenen bir söz vardır biliyorsunuz. Ne yesin ne yesin dediği zaman yakınları hastanın doktor ne yerse yesin der bu tür hastalara. Kendi haline bırakmak belki de seçilebilecek en uygun yollardan bir tanesi. Siyaset vitrininde bir benzetme yapacağım. Siyaset vitrininde tadilat dolayısıyla kapatıyoruz levhası asılmış bir konu mankeni gibi beyefendiyi değerlendirmekte mümkün artık. Kızmak, değişik duygular geliyor, iğrenmek, tiksinmek, gülüp geçmek ya da uygun bir doktor tavsiye etmekte mümkün hale geldi artık. Ancak siyaseten kendisinin görmek istemediği gerçek fotoğrafını bıkmadan da kendisine hatırlatmak bir siyasi ödev olarak karşımızda duruyor.

Değerli arkadaşlarım, Recep bey dünkü grup konuşmasında yine inlerine girdik, inlerine girdik dedi. Demin vurguladım ben hekimim aynı zamanda. Tıbbı anlamda değerlendirme yapan meslektaşlarım diyorlar ki, bir insanın yatıp kalkıp inden bahsetmesi hayra alamet değildir. Yatıyor in, kalkıyor in, kapıyı açıyor in, kapıyı kapatıyor in. Karşısında bir kamera bulduğunda in, ine giriyor inden çıkıyor. Allah hayırlara vesile kılsın. Ama bu saplantı Recep beyin şuur altında bu in dediğimiz yapılara yakınlığını da bir şekilde gösteriyor. Artık oralarda yaşayanlara hizmet ettiği için mi bu yakınlık, yoksa kendisi de o inde miydi bir dönemler bunu bilmiyoruz. Bunu Recep beyin kendi sorunu olarak onunla baş başa bırakalım ve bir soru soralım kendisine.

Şöyle söylüyor Recep Erdoğan. Bana karşı darbe yapacaktı bu paralelciler. İyi güzelde kardeşim daha dün herkesin kulağında. Ne istediler de vermedik diyen sen değil miydin Allah aşkına? Ne istediniz de vermedik. Bu durumda onlar paralelse, onlar darbeciyse sen neci oluyorsun? Birde bunu açıklayalım. Hukuk fakültesinde asgariden mürekkep yalamış herkes bilir ki bunun adı da en az darbeciye yardımdır, paralelciye yataklıktır. Recep Erdoğan zaten aynı göz boyamayı bu ülkenin Genelkurmay Başkanı tutuklanırken terör örgütü yöneticisi ilan ederken de yaptı hatırlayacaksınız. Bu davanın savcısıyım ben diye ayağa kalktı yeri göğü inletti. Dün söylediğini unuttu. Ben bu davanın ne savcısıyım, ne hakimiyim deme noktasına geldi. Bunlar darbeci dedi. Peki o darbeci dediğin Genelkurmay Başkanı ile onun silah arkadaşlarıyla kaç yıl yan yana çalıştın sen kardeşim? Kaç yıl? Aynı şurada toplantılara katıldın? Kaç kere terfilerine imza attın bu kişilerin? Eğer onlar darbeciyse sende çok açık bir şekilde darbecilerin suç ortağısın. En hafif deyimiyle bir öncekinde olduğu gibi darbecilere yardım ve yataklık yapmışsın demektir.

Sayın Recep Erdoğan bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına karşı işlediği suçlar inanın uzun adam olarak tabir edildiği boyunu aşmaya başladı. Unutma sadece sıfırlayamadığınız avroların, yurtdışı bankalarda istiflenen paraların, villaların, gemiciklerin değil, bunlarında hesabını vereceksin. Ben hesap vereceğini biliyorum adım gibi eminim bunu sende biliyorsun. Çok açık bir şekilde biliyorsun. Nasıl olsa bir gün keserde dönecek, sapta dönecek, gün gelecek hesapta dönecek. Mübaşir yüce divanın önünde, salonunda adını bağıracak, savcı, hakim karşısında süklüm püklüm anlat bakalım Recep bey diyecekler. Acaba sen o nedenle mi şimdi kozmik odaya giriyorsun? Yine o nedenle mi çok merak ettiğin, çok meraklı olduğun ine dalmaktan bahsediyorsun? Bugüne kadar sana hiç sorulmayan bir soruyu burada sormak istiyorum. Sen kozmik oda da in diye tabir ettiğin, girdiğin bu yerlerde senin işlediğin suçlarla ilgili olan belgeleri, evraklarımı topluyorsun? Eğer buna uğraşıyorsan hiç çaba harcama. Boşuna. Bu devletin vicdanı var, geleneği var ve en önemlisi hafızası var. Ve bu gök kubbenin altında hiçbir şey gizli kalmaz, kalamaz. Bunlar kim bilir kaç nüsha, kaç belge şuanda kimlerin ellerinde ve Türkiye'nin siyaset oluşturmasında belki de değişik şantaj noktalarıyla senin de karşındalar bu belgeleri ellerinde tutanlar.

Değerli arkadaşlarım, ben bunları söyledikçe çok tahmin ediyorum her ne kadar yayınlanmasını, kamuoyuna ulaşmasını oluşturdukları medya baskısıyla engellemeye çalışsalar da hop oturup hop kalkıyor şuanda bunları dinledikçe. Onu da çok iyi biliyorum. Zıplıyor yerinde duramıyor. Mahallenin edepsiz çocuğu gibi, yaramaz çocuğu gibi ben yapmadım o yaptı diye tepinmeye devam ediyor. Bu iş artistliğe benzemez Recep bey. Bu iş artistliğe benzemez. Hele vatandaşa artistlik yapma lan demeye hiç benzemez. Geçen gün çok diline doladığın Pennsylvania’ya bir mesaj yollandın. Başka artist aramayın ben buradayım dedin. Yeni verilecek görevleri de yapmaya hazırım mesajıydı bu. Yine senin kullanmalarını oyunlarında seni oynatmalarını talep ettin. Kabul ederler mi, etmezler mi bilmem. Bizim o mahfillerle işimiz yok ama bir kez daha uyarıyorum ne yazık ki sen şuanda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanısın.

Değerli arkadaşlarım, önemli konulardan bir tanesi geçen Pazar yapılan iptal edilmiş yerel seçimlerin tekrarlanması. Başta Yalova ve Ağrı olmak üzere biliyorsunuz bazı yerlerde seçimler yinelendi. Küçük ölçekli bazı ilçelerde dahil. Gelen sonuçlar özellikle Yalova ve Ağrı sonuçları Erdoğan'ı ürkütmüş ve korkutmuşa benziyor. Şimdi nedir bunun yorumu? Baktığınız zaman buralarda bütün baskılara rağmen, bütün tehditlere rağmen, sonu gelmez vaatlere rağmen vatandaş iktidar baskısını geri çevirmiş ve tercihini muhalefetten yana kullanmıştır. Sonuç çok açık rakamla oynama. Çatıyla, tahtayla, çiviyle, çıktı girdi bırak bunları. %43 – 45 dolambaçlı rakamlarla işi karıştırma. Olay çok net ve açıktır. Millet sandıkta diktatöre dur demiştir bütün baskıya rağmen. Önümüzdeki döneme gidecek olan sandık devriminin de önünü açmıştır Yalova ve Ağrı sonuçları.

Değerli arkadaşlarım, basit ve en yalın yorum budur. Şimdi burada üzerini örtmeye çalıştığı yolsuzluklar bir yana, hesap verme telaşı bir yana içine yuvarlandığı bu kirli oyunların demin söylediğim gibi sanık sandalyesinde iddianame olarak yüzüne okunma gerçeği dahi bu korkunun temelini oluşturuyor. Korkuyor, çekiniyor, herkesten korkuyor. Sokakta 3 kişinin yan yana gelmesinden korkuyor. Yanındakilerden korkuyor. Yanındakileri birbirine izlettiriyor. Yaşanacak bir hayat değil bu. Bin kişiyle meclise geliyor. Halkın arasına çıkamıyor zaten.

Değerli arkadaşlarım, burada bir diktatöründe sandıktan demokrasinin tanıdığı hak ve özgürlükleri kullanarak çıkıp daha sonra kendisini oraya getiren demokrasinin sağladığı hak ve özgürlükleri kemirmeye başlayanların akıbeti de karşımıza çıkacak pek yakında. Bunlar tüm kurum ve kuralları demokrasiyle ilgili iğdiş ettiler. Anımsatıyorum unutkanız. Hukuku siyasete bağladınız mı? Bağladınız. En komik, komik diyorum artık yandaş haberlerin yapıldığı havuz medyalarını devreye soktunuz mu? Soktunuz. Ki o medya Yalova'daki seçimin Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kazanıldığını dahi Pazartesi günü yazamadı bazıları. Üniversiteleri çağdaşlıktan çıkartıp standart bir enstitü seviyesine çektiniz mi? Çektiniz. Topluma korku saldınız mı, salmaya çalıştınız mı? Deniyorsunuz. Sansür, baskı, provokasyon her şeyi yaptın, yaptırdın, vur emri verdin, can aldın can.

Değerli arkadaşlarım, tezgahlarla kumpaslarla davalar açtın mı? Açtın. Bu arada yürütmeyi de yürüttün. Çaldınız, çırptınız, rüşvet aldınız, yolsuzluğa bulaştınız maailecek maalesef bu işler gerçekleşti. Bunlar açığa çıkınca da rezilce pişkinlikle inkara saptınız, tevile gittiniz. Velhasıl işin sonuna yaklaştınız şimdi sandıkta geldiğiniz gibi gidebileceğinizin de işaretlerini alıyorsunuz. İşte Yalova ve Ağrı'nın sonuç yorumu budur. Başka hiç rakamlarla çarpıtmaya, çatıyla, tahtayla, çiviyle uğraşarak bir açıklama getirmeye gerek yok.

Değerli arkadaşlarım, acı bir olay daha yaşadık gezi olaylarının demokratik olarak orada kaybedilen canları anmak için toplanan insanların bulunduğu ortamda. CNN International'in muhabiri Ivan Watson'ın derdest edilmesi olayı var. O kadar alıştınız ki Alo Fatih'lere Alo Ivan hattı da var zannettiniz herhalde. Böyle bir şey yok. Tüm gerçekliğiyle olayları yansıtma görevini almış bir uluslararası yayın kuruluşu.

Değerli arkadaşlarım, tüm dünyaya rezil ettiniz Türkiye'yi. Peşinden yaptığın akla ziyan açıklamalar bir yana ABD hükümet Başkan Sözcüsünün Türkiye'yle ilgili yaptığı açıklama utanç vericidir. Sayın Genel Başkanımızda vurguladı bugünkü ziyaretinin çıkışında. Utanç verici bir durum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi tabi Cumhurbaşkanlığı seçiminin de Ağrı ve Yalova örneğinden çıkarak öyle pek çantada keklik olmadığı ortaya çıkıyor. Bunun tedirginliği de sarmış vaziyette. Ne yapacağız bu kadar yolsuzluğun üzerine oturmuşuz, bu kadar can yakmışız, bu kadar hakkımızda düzenlenebilecek iddianameler var, hazır belgeler. Eğer sandıkta Yalova, Ağrı benzeri bir sonuçla karşılaşırsak ki 2015'te tecelli edecek o da. Bunun faturası bilin ki bu beylere çok ağır olacak.

Bir diğer konu; Sayın Cemil Çiçek TBMM Başkanı. Zaman zaman eleştirilerimizden kırıldığını biliyoruz, görüyoruz. Ancak temsil ettiği makamın sorumluluğunu taşıması gerektiğini ifade ediyoruz. Biz kırmak için konuşmuyoruz. Şimdi yolsuzluk iddialarının odağındaki bakanlarla ilgili biliyorsunuz 30 gün önce bir soruşturma komisyonu kurulması kabul edildi TBMM'de. Hemen akabinde meclis başkanlığı siyasi parti gruplarına yazı yazarak bu komisyonda görevlendirecekleri üyeleri 3 katı olarak istedi. Kurayla belirlenecek. Cumhuriyet Halk Partisi 20 gün önce üyelerini bildirdi. İktidar partisi henüz bir tek isim dahi bildirmedi.

Şimdi ne yapabilirim ki mazeretine bir meclis başkanı sığınabilir mi? Sen TBMM'nin Başkanısın. İç tüzük ortada. İktidar partisi iç tüzüğü ihlal edecek, ne yapabilirim ki tarzında davranan bir meclis başkanı bu fotoğrafı seyredecek. Bunu kabul etmek mümkün değil. Meclisin başkanı olduğunu ve yetkilerini hatırlamak zorundadır Sayın Çiçek.

Değerli arkadaşlarım, amaç ne? Amaç AKP tarafından bu komisyonun kurulup bu rüşvet ve yolsuzluk olaylarının incelenmesini geciktirmek. Neden? Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bunların tartışılmasını istemiyorlar. Bu kadar açık. Sende onların işlerini kolaylaştıracaksın öylemi? Görevini yapacaksın kardeşim.

Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi grubu şuanda başbakanlık görevini yapan ve bu işlerde dolaylı dolaysız rolü olan Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili de bir soruşturma önergesi verdi komisyon kurulması için. Ve burada gerekçede de oğluyla yaptığı telefon konuşmalarının tapeleri yer aldı. Bunu iade ediyor meclis başkanı. Özel konuşmaların burada yer almaması gerekirmiş. Sayın Çiçek, şuanda Başbakan görevini yürüten kişi bir kamu görevi yapıyor. AİHM'nin verdiği kararlar var. Bu belgeler, bu kayıtlar ne yolda elde edilirse edilsin eğer bir yolsuzluğu ifşa ediyor ise, bir yolsuzluğun kanıtı oluyor ise bunlar kullanılabilir diyor. Hangi hukuka bağlısınız siz? Özel hukuk mu yaratıyorsunuz? O tapelerin yer aldığı önergeyi kabul etmek zorundasın.

Değerli arkadaşlarım, olay bu kadar açık ve net. Bir başka konu; Cuma günü mecliste bir basın toplantısı yapmıştım araya gitti. O konuyu hatırlatmak istiyorum. Bakın, anımsayacaksınız Suriye ile ilgili bir takım provokatif girişimlerin planlandığı açığa çıkmıştı, deşifre edilmişti biliyorsunuz. Efendim, nasıl deşifre edilir? Kalbimize girdiler, milli menfaatler, ulusal çıkarlar nakaratlarıyla iş gürültüye getirildi. Unutturulmaya çalışıldı. Bu işin sorumluları orada İçişleri Bakanı vardı, MİT Müsteşarı vardı, bir de Genelkurmayın hani şu CHP milletvekillerine dava açmayı alışkanlık haline getiren Genelkurmayın bilmem kaç numaralı Başkanı da vardı. Bunlar açığa çıkan olayı örtmeye çalıştılar.

Bakın söylüyorum, şimdi; bu kadro kendi siyasi ikballeri ve ihtirasları için her şeyi yapabilecek tıynette bir kadrodur. Bu gözü karalık içindeler bunu biliyoruz. Şimdi, hükümete ve onu yönlendirenlere açıkça CHP adına soruyorum; daha önceki tezgahlarınızın açığa çıktığını bütün kamuoyu biliyor. Soru: Bir takım tertiplerle Suriye'ye girmenin hala hesabını yapıyor musunuz? İnandırıcı olsun diye bu sefer Suriye'deki muhalif unsurlardan Türkiye'ye dönük bir saldırı tezgahlandı mı tezgahlanmadı mı? Bu senaryoyu eğer Soma faciası yaşanmasa devreye sokacak mıydınız? Böyle bir niyetiniz var mıydı?

Biraz cesur olun, şu soruların yazın, sorun. Bizi televizyon yayınından izleyen çeşitli medya organlarının sorumlularına sesleniyorum; hayati bir ikazdır bu. Sorun, böyle bir niyetiniz var mıydı Soma olayı olmasa? Böyle bir tezgah, yeni bir tezgah planlayıp Türkiye'nin başını belaya sokma niyetiniz var mıydı yok muydu? Birilerini kahraman ilan etmek için, içeride yaşananları örtmek, gizlemek, saklamak için böyle bir işliğin içine girildi mi girilmedi mi? Girmediyseniz çıkın hayır, yanlış bilgi. Gerçek dışı konuşuyorsunuz deyin. Ama cevap verin. Böyle bir olay içine girdiniz mi girmediniz mi kardeşim?

Değerli arkadaşlarım, böylesi girişimler sizi bir yapay kahraman yapmaz. Olsa olsa bir savaş suçlusu haline getirir bunu hiçbir zaman unutmayın.

Bu arada CHP'nin ikazlarından rahatsız olmuşa benzeyen Genelkurmay Başkanına ve ekibine de sesleniyorum; eğer böylesi tertiplerin içerisinde bilmem kaç numaralı yardımcınız varsa uyarın, görevinizi yapın. Bu senaryoların oyuncusu olmayın.

Değerli arkadaşlarım, demin söyledim, sizin işiniz CHP milletvekillerine dava açmak mı? Bu gibi kirli ve tehlikeli senaryolarda rol alma hevesli olacağınıza oturun Balyoz kumpasında milletvekillerimizin burada açıklama yaptılar geçen gün, milletvekillerimizin takipçisi olduğu ve açıkladığı sizin arkadaşlarınıza, sizin mensuplarınıza kurulan hukuk tezgahını bozmaya çalışın, çabalayın.

Son konu; değerli arkadaşlarım, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bir takım olaylar ardı ardına yaşanıyor. Sayın Genel Başkanımızın Oslo sonrası İmralı sürecinde gizli kapaklı bu süreç çalıştırıldığında bazı uyarıları olmuştu. Şu söz Sayın Kılıçdaroğlu'na aittir. 76 milyonluk Türkiye'yi en temel sorunun çözümünde Abdullah Öcalan'ın ağzına bakar hale getirirken utanmadınız mı demişti. Bugün Lice yolu bir açılıp bir kapanıyor. Çeşitli haraç almalar, farklı otorite sergilemeler, masum küçük yaşta çocukların alıkonulmaları, dağa götürülmeleri. Koskoca hükümet boynunu bükmüş, pısmış, susmuş, ricacı konumunda olayları seyrediyor, çözümü başka yerden ricada arıyor. Sen değil misin Taksim'de aslan kesilen? Sen değil misin gariban Berkin'in gariban anasına meydanlarda yuh çektiren, aslan kesilen. Neredesin?

Değerli arkadaşlarım, Sayın Genel Başkanımızın 26 Mart 2013'de söylediği sözlere geliyoruz, demin ki sözlere… sen ülkenin diğer bölgelerinde en demokratik barışçı gösteri hakkını kullanan insanları ezmeye kalkıyorsun, vur emri veriyorsun, öldürüyorsun da, can da alıyorsun şimdi bu yaşananlar karşısında çözüm için başkalarına yalvarır konuma geliyorsun.

Yine bugün Hak-İş ziyaretinde Sayın Kılıçdaroğlu ifade ettiler, sen bu iradeyle Türkiye'nin en temel sorunu olan, Kürt yurttaşlarımızın demokratikleşmeyle elde edeceği en temel haklarını bir pazarlık konusu yaptın. Türkiye'nin maalesef bu en temel sorununu çözüme götürme iradesini kaybediyorsun.

İyi çalışmalar diliyorum size."

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 04 Haziran 2014 17:31

Bağlantılı Konular