"Sayın Kılıçdaroğlu'nu itibarsızlaştırmaya dönük bu tertip, kimlerin talimatıyla devreye sokulmuştur?"

"Eleştiri kültüründen yoksun bir otoriter yönetim heveslisinin çıkışları akla ziyan çıkışlardır. Tartışma daha da boyutlanırsa, Recep Tayyip Erdoğan Alman Cumhurbaşkanına "senin de kasetin var, açıklanırsa karışmam" da diyebilirdi."

"Mısır'da verilen idam cezaları, tüm ülkelerde olduğu gibi, Mısır'a da barış ve uzlaşma getirmeyecektir"

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç MYK Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Başkanlığı’nda çalışmalarını sürdürürken düzenlediği basın toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi ve özetle şunları söyledi;

"İktidar yerel seçimler sonrasında sandıkta aklandığı zannıyla şımarıklığı ile Türkiye'nin huzurunu bozacak çeşitli siyasi eylemleri ardı ardına devreye sokmaya başladı.

AKP yüzde 43,2'yle hırsı, aklı ve izanını aşacak şekilde, ülkenin tek gündem belirleyicisi olma gayretini inatla sürdürüyor.

Pazartesi günü İstanbul s
avcısı Mehmet Demir'in CHP Sayın Genel Başkanını şüpheli sıfatıyla ifadeye çağıran yazısı CHP Genel Merkezine ulaştı.

Anayasa ve yasalara aykırı bu çağrıyı farklı boyutlardan ele almak gerekiyor.

Bir defa ;

Sayın Kılıçdaroğlu Ana muhalefet partisinin Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili.

Bir şi
kayet konusu varsa,  soruşturulmaya gerek görülüyorsa yapacağı işlem bir fezleke ile süreci TBMM Başkanlığına intikal ettirmektir.

Bu kişi doğrudan Sayın Kılıçdaroğlu’nu ifade vermeye çağırarak, hukukun tüm temel kurallarını hiçe sayabiliyor.

Yine bu kişi;

Çeşitli fırsatlarla hükümetten yana AKP'den yana tavır sergilemekten çekinmeyen "sehven savcı" olan bir kişi.

Bu girişimin altında ne yatıyor? Akılları sıra Sayın Kılıçdaroğlu’nu itibarsızlaştırmaya dönük bu tertip, kimlerin talimatıyla devreye sokulmuştur?

Şikâyetçi kimdir?

Şikâyet konusu nedir?

Varlığını siyasi biat edebiyatı ile garantiye almış "sehven savcı olabilmiş" bu kişi, bu cesareti nereden almaktadır?

Konuyu soran gazetecilere;

"Ne yaptık yani, zorla mı getirdik. Haberi oldu işte,  daha ne istiyor gibi..." cüretkâr ve küstah ifadelerle cevap verebilmektedir.

Bu girişim, özel yetkili savcı kepazeliğinden sonra yargı vesayetinin majestelerinin yetkili savcısı uygulamasına bir örnek olarak gösterilebilir sanıyorum.

Bu durum AKP sözcüsü Sayın Hüseyin Çelik tarafından eleştirilmiştir.

Bu yeterli bir tutum değildir.

Bu iktidara yaranmaya açık eylemin mutlaka disiplin boyutu ve müeyyidesi olmalıdır.

Bu konunun yakından takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.

Öte yandan, Türkiye AB ile müzakere sürecinde bir ülke.

Türkiye ile ilgili tüm gelişmeler hem AB organları, hem de Avrupa Konseyi tarafından yakından izleniyor.

Hukuk devleti ilkelerinin yok edilmesi, yargının, iktidar vesayeti altında alınması, medya özgürlüğünün olmaması, yaygın baskı, sansür, kişisel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması tüm demokratik ülkelerin dikkatini çekiyor.

Bu hususlar ilerleme raporlarında yer alıyor.

Bu tespitleri, eleştirileri,  kurallı bir demokrasi talebini bizlerde dile getiriyoruz.

Eleştiri kültürünü taşıyamayan bir otoriter yönetim heveslisinin, bu çıkışları akla ziyan çıkışlardır. Tartışma daha da boyutlanırsa, Recep Erdoğan Alman Cumhurbaşkanına "senin de kasetin var, açıklanırsa karışmam" da diyebilirdi.

Şimdilik bu boyuta taşımamış görünüyor.

Recep Erdoğan'ın Alevi yurttaşlarımızla ilgili söylediği sözlere gelince, bu sözler  iç dünyasını ele veren kafasındaki saplantılarla orantılı, kabul edilemez düşüncelerdir.

"Ataist Aleviler", "Alisiz Alevilik" yıllardır kafasında canlandırdığı ayırımcı, dışlayıcı, çirkin ifadelerdir.

Beyefendi "şecaat arz ederken merdi kıpti sirkatin söyler" deyişindeki gibi  "Sivas'la Maraş'la yüzleştik" diyebilecek kadar yüzsüzleşebiliyor.

Hangi yüzleşme bu?

Sivas sanıkları davasının zaman aşımından düşmesi karşısında  "hayırlı olsun" derken mi yüzleştin Sivas'ın acılarıyla!

Maraş'ta katledilen masum canların anma  törenlerini yasaklayarak mı yüzleştin, Maraş'ın 1978’deki feryatlarıyla.

Uludere'de katletme emrini verdiğin masum çocuklarla mı, gençlerle mi, ağıt yakan analarıyla mı yüzleşebildin?

Gezi'de orantısız şiddet kullanın talimatını verip, canlarını aldırdığın gençlerle mi yüzleştin?

14 yaşındaki Berkin Elvan'ın meydanlarda yuhalattığın bağrı yanık anasıyla mı yüzleştin?

"Ben bu davanın savcısıyım" diye bas bas bağırıp sonrasında "ava giden avlanır" misali ortaklarınla beraber tezgah kurup, kumpas çevirip zindana attığın, Balyoz, Ergenekon sanıklarıyla, yakınlarıyla mı yüzleştin?

Korkudan tir tir titreyip, Gezi'den 17 Aralık'a her süreci darbe olarak tarif edip, hayali düşmanlar yaratıp, cadı avı sürdürdüğün insanlarla mı yüzleştin?

Yüzleşebilmek için önce yüz lazım,

Önce yürek lazım,

Önce demokrasiyi içselleştirmek lazım,

Üzerindeki yolsuzluk, hırsızlık suçlamalarından aklanmış olman lazım,

Her şeyden önce delikanlı olmak lazım,

Uygar olmak, demokrat olmak, cesur olmak lazım.

Binlerce koruma eşliğinde dolaşabilen en yakın çevresinden bile korkan kendine güveni kalmamış, itibar sıralamasında dünya sonlarında yer alan birinin tarihle yüzleşme resti çekmesi inandırıcı ve tatmin edici değildir.

Ancak kendi seyircisini ilgilendirir...

Gerçekler bir gün bu siyasi palavraların hepsini çürütür...

Tarih, cesur gibi görünen ama gölgesinden bile korkarak ayakta kalmaya çalışan nice çaresiz  "çapsız diktatör taslaklarının", sonu hüsranla biten siyasi maceraları ile doludur.

Doğu'da neler oluyor?
Doğu'da, silahlı kişiler yol kesip askerleri kaçırıyor,
Gözdağı veriliyor, tehdit dolu ifadeler kullanılıyor,
MİT yasası ile özel hukuk koruması yaratarak sürdürmeye çalıştığınız gizli pazarlık konularında açıkça şantaj yapılıyor,

Cumhurbaşkanlığı seçimi hesapları içinde olan hükümetin başındaki kişi, ağzını açıp tek söz söyleyemiyor. Kendisini eleştiren herkese ağız dolusu hakaret, açık-kapalı tehdit yaptırım, PKK'ya gelince süt dökmüş kedi.

Sevsinler senin kahramanlığını...

Anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, başkanlık sistemine geçiş gibi, tüm stratejik ittifak pazarlıkları, bu süreçlerin içinde yer alıyor.

Onun için başka konularda aslan–kaplan, bu konulara girildi mi enseyi karart, sus, konuşma pozisyonu.

1 MAYIS tüm yurtta, Emek, dayanışma ve işçi bayramı olarak kutlanacak.

CHP örgütleri ve milletvekilleri bulundukları yerlerdeki kutlamalara katılacaklardır.

Bu çerçevede her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması çağrımızı yineliyoruz.

Taksim'le ilgili AKP'nin korkusu, tehditleri ve çelişkileri ortada 2010,2011,2012 1 Mayıs –Taksim'de kutlanıyor, tek kişinin burnu kanamıyor.

Bu sene "gezi korkusu" diktatörün uykusunu kaçırıyor.

Yurdun her yerinde, katılımcıların sağduyularını korumaları gerek.

Emniyet teşkilatının gözünü karartmış üst yöneticilerin kanunsuz şiddet uygulama emirleri karşısında dikkatli ve duyarlı davranmaları gerektiğinin altını çizmek istiyoruz.

Tarihsel bağlarla bağlı olduğumuz kardeş Mısır halkı demokrasiye ulaşmak için zor günler geçiriyor.

Bu çatışmalar sürecinde, Mısır'da verilen idam cezalarının tüm ülkelerde olduğu gibi, Mısır'a da barış ve uzlaşma getirmeyeceğini bir kez daha ifade ediyoruz.

Bu tespitimizi Mısır'ın içişlerine karışmak amacıyla değil, ülkenin kalıcı huzuru, kardeşliği ve istikrarı için belirtiyoruz."

    Çarşamba, 30 Nisan 2014 15:49

Bağlantılı Konular