"Saldırgan TBMM'de provokasyon ve tertip peşindeydi"

"Saldırganın milletvekilleriyle, siyasilerle ilişkisinin olup olmadığını önümüzdeki günlerde hep beraber göreceğiz"

"Saldırganın annesi oğlunun kullanıldığını söylemiş, ifadeyi alanlar seni kim kullandı sorusunu bile saldırgana iletmemiştir"

"Saldırgan ifadesinde şuradan bindim, şurada indim diyor. O güzergahtaki mobese sistemi incelense söylediği doğru mudur, değil midir, yalnız mıdır, yanında birileri var mıdır belli olur"

"TBMM'de, Ana Muhalefet Liderine saldırmış bir sanığa ifadesi alınırken tanıdığın ya da görüştüğün milletvekili, siyasetçi var mı yok mu sorusunun sorulmaması önemli bir eksiklik"

"Saldırgan bir gün önce, ya da aynı gün kimlerle görüştü, kimlerle buluştu, buluştuğu insanlarla nerede oturdu? Bu soru sorulmamış."

"Kendisi 4 gün önce esrar aldığını ifade ediyor. Esrarı kimden nasıl temin ettiğini maalesef polis sormamıştır. Esrarı temin ettiği insanların bile gözaltına alınmaması şaşırtıcıdır."

"Saldırgana bir gün önce Facebook sayfasına Deniz Gezmiş'in resmini niye koydun sorusu sorulmamıştır"


CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin MYK toplantısı devam ederken basın toplantısı yaptı, güncel konularla ilgili olarak açıklamalarda bulunduktan sonra gazetecilerin sorularını da şöyle yanıtladı:

"Değerli basın mensubu arkadaşlarım, maalesef dün hiç beklenmedik alçak bir saldırıyla karşı karşıya kaldı Sayın Genel Başkanımız. Sadece Sayın Genel Başkanımız değil, aynı zamanda TBMM saldırı altında kalmış oldu.

Doğrusu bu olaydan sonra hepimizin merakla beklediği bu saldırganla ilgili emniyetin, polisin kamuoyunun vicdanını rahatlatabilecek bir sonucu kamuoyuyla paylaşılsın bekliyorduk. Ama belki herhalde elinizde de bir ifade tutanağı vardır. Şu ifade tutanağına baktığımda çok gayriciddi bir ifadenin alındığını görünce bir şaşkınlık içinde okudum. Hatta arkadaşlarıma ya bu doğru olmayabilir elinizde ifade tutanakları var mı bu ifade tutanaklarına bakalım deyince evet ifade tutanaklarının sizde de olduğu gibi bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.

İşte zanlının evinden çıkışı, TBMM'ye gelene kadar sorular sorulmuş. Baktığımızda bizim, kamuoyunun beklentisine cevap verebilecek, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim beklentilerimize cevap verebilecek soruların sorulmaması doğrusu hepimizi şaşırtmıştır. Mesela sıradan normal bir polisin sorması gereken bir gün önce Facebook sayfasına Deniz Gezmiş’in resmini niye koydun sorusu yok.

İki; bu olaylardan bir gün önce ya da aynı gün kimlerle görüştün, kimlerle buluştun, buluştuğun insanlarla nerede oturdun sorusu yok. Kendisinin ifadesiyle 4 gün önce esrar aldığını ifade ediyor. Esrarı kimden nasıl temin ettiğini maalesef polis soramamıştır. Herhalde bir yol geçen hanı değildir. Belli ki, daha önce kendisinin temin etmiş olduğu gruplar, ekipler, bölgede kimler varsa aynı insanlardan bunu temin etmiştir. Bu esrarı temin ettiği insanların bile gözaltına alınmaması yine şaşırtıcı.

Ana Muhalefet Liderine saldırmış bir sanıkla ilgili tanıdığın ya da görüştüğün milletvekili, siyasetçi var mı yok mu cümlesinin olmaması da önemli bir eksiklik. En önemlisi dün kamuoyuna yansıyan annesinin çocuğumu kullandılar cümlesinin sorulmaması bile garip bir durumdur. Yani herhalde bir çocuğu en iyi annesi bilir. Annesinin kamuoyuyla paylaşmış olduğu soruyu bu şahsa sorulmamasının herhalde bir cevabı olmalı diye düşünüyorum.

Yine kamuoyuna yansıdığı gibi çeşitli dönemlerde birçok yasadışı işlere dahil olmuş bir kişiye bu soruların sorulmamasının cevabını yetkililerden bekliyoruz.

Sizde takdir edersiniz ki, telefonsuz yaşam yok. Bu şahıs parlamentoya gelirken, TBMM'ye gelirken telefonunu yanına almamasının bir anlamı yok mu? Ve hayatında ilk kez gelmiş olduğu TBMM'de nerede duracağını çok iyi biliyor. En stratejik, en kritik özellikle BDP'nin grup toplantısının kapısında bekliyor ve onların dağılışıyla bizim gidişimiz arasında eylemini gerçekleştiriyor. Kazaren bizler, milletvekilleri, grup başkanvekillerimiz, BDP milletvekilleri o anda orada olmasa BDP'li o şahsı kendisinden sayıp Cumhuriyet Halk Partililer bu şahsın BDP'li olduğunu varsayarak bir BDP – CHP çatışmasının kaçınılmaz olduğunu da gözardı etmemeliyiz. Yani bu böyle sıradan, münferit, sokaktan giderken hadi bir buraları dolaşıyorum, bu dolaştığım yerlerde de parlamentoya gideyim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanıyla ilgili bu eylemimi gerçekleştireyim demesi sözkonusu olmaması gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, şuradaki cümlelere baktığınızda ortalama bekçilik görevi yapmış, bırakın profesyonelce terör şubesi ya da polis olmasına gerek yok. Ne diyor şahıs? Altındağ belediyesi önünde indim. Altındağ belediyesinin mobese sistemlerinin tamamında görebilirsiniz. Doğru mudur, gerçekten oradan inmiş midir? İnmişse bu şahıs yalnız mıdır, yanında kimlerin olup olmadığını çok net bir şekilde görebilirsiniz.

İki; sosyal güvenlik kurumu önünde diyor. Yine sosyal güvenlik kurumunun önüne baktığınızda mobese sistemi olmasa bile kurumun kendisinin gerek belediyenin, gerek kurumun kameralarını görebilirsiniz. Daha önemlisi örneğin Mithatpaşa caddesi, Kocatepe camisi istikametine doğru sağa dönerek AVM önünde, bütün AVM'lerin kameralarının olduğunu hepimiz çok net bir şekilde biliriz. Acaba bu mobese sistemleri ve bu kameralar incelendi mi? Bunlar incelenirse bu şahsın ifade etmiş olduğu cümleler doğru mu, değil mi? Doğruysa bu şahısın yanında kimlerin olup olmadığını kameralarda çok net bir şekilde görme imkanı var. Acaba bu saate kadar bunlar yapılabildi mi? Yapıldıysa Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanına ya da partinin yetkililerine bir bilgi verme imkanı yok muydu bütün bunları kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Bu kadar gayriciddi önemli bir olayın böylesi ifade tutanağı alınması başlı başına failin arkasında belli güçlerin olduğunun da göstergesinin olduğunu hepimizin bilmesi gerekiyor.

Bir gazetecisiniz, bırakın polis olmanıza gerek yok. Bu kadar net güzergahı söyleyen, annesinin ifadesinin, annesinin söylemiş olduğu cümleleri bile şahsa evet annen böyle diyor kim seni kullandı cümlesinin olmaması herhalde kamuoyunun kafasında ciddi soru işaretleri uyandıracaktır.

Maalesef iktidarın çürümüş olduğu yerde devletin itibarının da önemli bir şekilde çürüdüğünü görüyoruz. Yine sorulması gereken bir başka önemli olay, tutanağa baktığınızda bu tutanakta kendisinin bu eylemi siyasi olarak yaptığını ifade ediyor. Yani Başbakana ya da hükümete karşı tavrından dolayı bu eylemi gerçekleştirdiğini söylüyor. Polisin aklına acaba siz herhangi bir siyasi partiye üyeliğiniz var mı, yok mu sorusu gelmez mi? Şaşkınlıkla izliyoruz. Ama elbette Cumhuriyet Halk Partisi çaresiz bir siyasi parti değildir. Önümüzde çok ciddi araştırmalarımız, belgeler, bilgiler var. Umut ediyorum ki o belgelerin, bilgilerin ne kadar sağlıklı olup olmadığını hep beraber önümüzdeki saatlerde ya da önümüzdeki günlerde kamuoyuyla, sizlerle paylaşacağız.

Teşekkür ediyorum. Şimdi bu çerçevede sorusu olan arkadaşlarımız varsa, buyurun.
"

Soru: Gürsel Bey, sizde ifadeden yola çıkaraktan hareket ederek bir şeyler söylediniz ama siyasi partiye üye olduğu sonucu ortaya çıktı. Bunu da AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik açıkladı. 2012 yılından itibaren AKP üyesi olduğu söylendi ve bu olayın ardından da AKP’den ihraç edildiği belirtildi. Birinci sorum bu AKP sorusu.
İkinci sorumda şu; saldırgan ifadesinin sonunda kendisinin darp edildiği iddia ediliyor milletvekilleri ve CHP'liler tarafından. Saldırgan sizden yani CHP'den şikayetçi olduğunu ifade ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu saldırgandan şikayetçi olacak mı?
Gürsel Tekin:
Değerli arkadaşlar, dün akşam bizim elimize ulaşan veriler AKP'ye üye olduğunu biliyoruz. Biliyorduk daha doğrusu. Ama ciddi bir soruşturmanın selameti açısından Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu soruşturmanın dejenere olmaması için doğrusu bu cevapları devletin kurumlarından ve hükümetten bekliyorduk. Bunlar bilinmeyecek şeyler değildi. Bunu biliyoruz.

İkincisi, biraz önce geldim tabi ne kadar doğru burası Türkiye bunlar hani hayaldi gerçek oldu. Sanığın serbest bırakıldığı cümlesi söylendi. Herhalde bir yanlışlık olması gerekiyor diye düşünüyorum. Sayın Genel Başkanımız hepimizin bildiği hayatının her alanında barış için mücadele etmiş ve sevgi dolu, hoşgörülü bir insandır. Bu konuda ne yapıp yapmayacağını doğrusu görüşmedim ama önümüzdeki günlerde kendisinin de bu konuda tavrını sizlerle paylaşır.


Soru: Meclise giriş görüntüleri mevcut saldırganın ancak mecliste grup toplantısının yapılacağı saate kadarki 3 saatlik bir zaman dilimi var. O anlamda bir meclisteki diğer kamera görüntülerinin incelenmesini istemiş miydiniz? Onun sonucunda başka bildiğiniz bir bilgi var mı?
Gürsel Tekin:
Hayır.

Soru: Ek şunu söylemek istiyorum. Yeni bir kayıt çıkıyor da yeni kayda göre saat 10.31'de Dikmen kapısından giriyor. Kendisi 10.45 demişti. Önce MHP grubuna gittiği, MHP grubunun ardından meclis lokantasına geldiği, ardından da yemek yediği, yemekten sonrada CHP grubunun önüne gelip beklediği görünüyor.
Gürsel Tekin:
Şimdi bütün bunlara baktığınızda sizde çok iyi biliyorsunuz ki, meclis yemekhanesinde bir milletvekili refakati olmadan yemeğin yenilmeyeceğini bilirsiniz. Mutlaka ya bir milletvekilinin sekreteri ya da danışmanı refakat edecek ya da orayı arayacak. Bütün bunlar biraz önce sormuş olduğum sorular çerçevesinde gerçekten ciddi bir şekilde incelenmesi gereken bir olaydır. Bu sıradan bir insanın olmadığını, çok profesyonel olduğunu, arkasında belli güçlerin olduğunu düşünüyoruz. Umut ediyorum ki yanılmak istiyoruz. Ama bu bütün sonuçlara baktığımızda ne yazık ki yanılacak gibi değiliz. Kameralar, TBMM'nin kameraları dahil olmak üzere, aynı zamanda biliyorsunuz çok pratik bir şekilde polisin GBT'ye bakma şansı vardır. Yani 26 tane farklı olayda suç işlemiş bir insanın parlamentoya kimliğini verirken bunun GBT'sine bakılmaması da ciddi bir güvenlik zafiyeti olduğunu hepimizin bilmesi gerekiyor.

Soru: Zamanlama açısından ilginç buluyor musunuz? Mesela genel kurulda fezlekeler görüşülecekti, AKP grubunun verdiği önerge tartışmalı yetiştirildi. Anayasaya aykırı olduğu genel kurulda konuşuldu. Ancak bu olayın gölgesinde kaldı. Sizce zamanlama olarak da bir kasıt olabilir mi?

Gürsel Tekin:
Tabi bunlar her türlü değerlendirmeye tabi tutulacak işlerdir. Ama hiçbir olay TBMM'de bu kirli dosyaların kapanmasına izin vermeyecektir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bunun sonuna kadar gideceğimizi ve o fezlekelerin parlamentoda kamuoyunun vicdanını tatmin edene kadar fezlekelerin açılması için mücadele edeceğiz.

Bir iktidar düşünün yani parlamentoya oturduğunuzda şöyle yan tarafa bakın bir kabine var orada. Kabinenin 3/1'nin suç işlediği, devleti, milleti soymayla meşgul olduğu bir yerde bu olayların olması birazda galiba doğal olarak görülmesi gereken bir olaydır ve dün Başbakanın konuşmalarında da hiçbir şey karşılıksız bulmayacağı cümlesinin de ciddi bir tartışma konusu olması gerektiğine inanıyorum.


Soru: Gürsel bey, siz böyle hani büyük fotoğrafa bakın diyen de bir siyasetçisiniz. Büyük fotoğrafa bakıldığında Türkiye 3 ay sonra bir Cumhurbaşkanlığı seçimi yaşayacak. Şu tür yorumlar yapılıyor. Yani bir takım ittifaklar önlenmek isteniyor. Sizin bir öngörünüz var mı? Bu tavrın arkasında yapılması belki olası olan ittifaklar mı önlenmek isteniyor?
Gürsel Tekin:
Ben kesinlikle o çerçevede düşünmüyorum. Yani koskoca parlamentoda önemli siyasi partilerin sadece bir kendini bilmez, bugüne kadar çeşitli olaylarda kullanılmış bir insanın yaratacağı provokasyonla bu sürecin, birlikteliğin bozulması mümkün değildir. Ama biraz öncede altını çizerek ifade etmek istediğim özellikle ve özellikle BDP kapısının önünde ve en stratejik bir saatte bu eylemi yapması çok dikkate değer bir olaydır. Bunun ciddi bir provokasyon olabileceği ihtimali çok yüksekti. Biraz önce söyledim yani biz, Sırrı Sakık ya da bizler olmamış olsaydık sadece bizim gençlerimiz, partililerimiz olmuş olsaydı rahatlıkla orada bir yanıltılma imkanı olacaktı. Bu aynı zamanda planlanmış stratejik bir olaydır. Öyle hadi gittim parlamentoya elimi kolumu salladım işte canım sıkıldı gittim falan. Bunlar çok komedi işlerdir. Bunun arka planını sonuna kadar takip edeceğiz.

Soru: Başbakan Erdoğan'ın bu saldırıyla bir bağlantısı olduğunu mu?
Gürsel Tekin:
Elbette o anlamda söylemek istemiyorum. Yani siyaseten siyasetçilerin ya da bu ülkeyi yöneten insanların cümlelerini çok kibarca ve nazikçe kullanması gerektiğine inanıyorum. Yani sanığın vermiş olduğu ifadeye baktığımda sanığın ifadesi de bunu gösteriyor. Yani kendisine vazife edinmiş. Öyle kendisine vazife edinecek birçok unsurlar çıkabilir şeyi üzerine söylüyorum. Yoksa elbette elimizde herhangi böyle bir veri sözkonusu değil.

Soru: Bir vatandaştan gelen bir telefonla bir soru sormak istiyorum izninizle. Bu süreçte seçim ertesi mecliste çok ciddi kararlar alınacağı düşünülüyor. Vatandaşın meclise girmesini engellemek, ağır güvenlik koşulları almak amaçlı düzenlenmiş bir komploda olabileceği sorusunu yöneltiyor.
Gürsel Tekin:
Tabi daha öncede iktidar yetkililerin özellikle Salı günkü uygulamalarla ilgili rahatsızlıklarını ifade etmiştik. Bu şunu göstermez. Yani evet insanlar geliyor güvenlik zafiyetinden vazgeçelim anlamı taşımaz. Oraya 10 bin kişide gelir. Bugün Sayın Çiçek’inde benzer bir demeci var Salı günü 10 bin kişi geliyor. 100 bin kişide gelebilir.

Yani TBMM'yi önce TRT'ye kapatın, sonrada parlamentoyu kapatın. E gidelim evimizde yapalım. Yani Genel Merkezlerimizde yapalım. Bunlar gerçekten bu süreci, bu olayı nasıl bertaraf edebiliriz tartışmalarıdır. Hiçbir güç bu olayı bertaraf edemeyecektir.


Soru: MHP grubuna giriyor olması, orada bekleyip mecliste sonra yemeğe gitmesi. Bunlarla ilgili daha fazla inceleme yapılması için şimdi sonuçta adliyede gidiyor artık bundan sonraki süreç ama yani daha öncesiyle ilgili eleştirilerinizi dile getirdiniz. Mesela yemekhaneye meclisi bilmeden nasıl gitmiş bu kişi falan gibi sorular. Bunları daha fazla incelenmesi için CHP'nin bir dilekçe verme hakkı var bunu yeniden incelemek adına. Böyle bir şey yapacak mısınız?
Gürsel Tekin:
Bir kere öncelikle şunu söyleyeyim. Parlamentoda 3 yıllık bir parlamento mensubu olmama rağmen o koridorları halen ben kavrayamadım. Ama ne gariptir hayatında ilk kez gelen bütün koridorları biliyor, yemekhaneyi biliyor, farklı siyasi partilerin gruplarını biliyor. Bütün bunlar elbette CHP olarak biz ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Bütün araştırmaları, verileri topluyoruz. Ama bizden önce bu devletin kurumları, güvenlik güçleri nasıl bir önlem alacak. Bizleri, kamuoyunu tatmin edebilecek hangi verileri getirecek? Herhalde benim biraz önce sizlerle paylaştığım soruları polisler sormuş olsaydı bugün bu belki farklı bir sonuç elde etmiş olacaktı. Şu bile söylenmez mi şu cümle. Siz herhangi bir siyasi partiye üye misiniz, değil misiniz?

Soru: Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Melih Gökçek'in seçim sürecinde bir ifadesi olmuştu. Bir takım liderlere saldırı olabileceğini ifade etmişti. Bununla ilgili herhangi bir girişimde bulunuyor musunuz veya bu söylemin gerçek olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gürsel Tekin:
Değerli arkadaşlar, cumhuriyet savcıları derler bizde. Yani devletin savcıları cumhuriyeti ve milleti korumakla yükümlüdür. Savcılar benzer özellikle siyasilerin ya da herhangi bir vatandaşın söylemiş olduğu her cümleyi mutlaka değerlendirmesi gerekiyor. Yani belediye başkanı seçim öncesi eğer bir şeyler paylaşıyorsa kamuoyuyla ya bilgiye dayanarak söylüyor ya da belgeye dayanarak söylüyor. Şimdi bu bilgiler, belgeleri savcıların mutlak ve mutlak ifadesini alarak bu konuda sorması gerektiğine inanıyorum.

Soru: Bu saldırı Başbakana olsaydı acaba ne olurdu?
Gürsel Tekin:
Efendim kime olursa olsun yani bu Başbakan olabilir, Ana Muhalefet Lideri olabilir, siyasi olabilir, vatandaş olabilir. Her türlü saldırı sonuna kadar dikkatle incelenmesi gerekir ve soruşturma sağlıklı sonuçlanması gerekiyor. Bunun için bir şey olmaya gerek yok. Ama buradaki önemli olan şu, böylesi kritik bir süreçte siyasetin gerilimli bir ortamında bir Ana Muhalefet Liderinin tamda parlamentonun göbeğinde böyle bir eylemle karşı karşıya kalması eğer normal bir hukuk devletinde bu saldırı Cumhurbaşkanına sayılır, bu saldırı Başbakana sayılır, bu saldırı parlamentonun tamamına sayılır. Ama ne yazık ki böyle bir gelenek, böyle bir kültür oluşmadığı için işte yok üyemizdi de 6 ay önce şöyle oldu da falan filan oldu da attık cümleleri kamuoyunu tatmin edecek cümleler değildir. Altını çizerek söylüyorum, bu şahsın hangi milletvekilleriyle hangi siyasilerle ilişkilerinin olup olmadığını önümüzdeki günlerde hep beraber göreceğiz.

Soru: Bu kişinin banka borcunun bir siyasi tarafından kapatıldığı iddiası da size ulaştı mı?
Gürsel Tekin:
Çok sayıda iddialar var. Yani kanıtlanmamış hiçbir iddiayı paylaşmak doğru değildir. İşte burada bütün bu hassasiyet içerisinde bu soruşturma devam ederse çok şeyi göreceksiniz. Ama şunun beni hayal kırıklığına uğrattığını da ifade etmek istiyorum.

Çok teşekkür ediyorum.

    Çarşamba, 09 Nisan 2014 16:42

Bağlantılı Konular