“Boğazına kadar terörle iç içe olan, kucak kucağa olan, terörle aynı yatağa giren sensin!”

 Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç: “Elbet bütün bu yaptıklarının faturasını millete ödeme vakti gelecek.”

 

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Elbet bütün bu yaptıklarının faturasını millete ödeme vakti gelecek” dedi.

İstanbul’da yapılan Merkez Yönetim Kurulu toplantısı sürerken toplantıya ve gündeme ilişkin basın açıklaması yapan Koç, Türkiye’de siyasetin artık öfke ve kin üzerinden yürütülmeye başlandığını söyledi. Koç, Başbakan Erdoğan’ın dün grup toplantısında yaptığı konuşmaya değinerek, Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdi. Başbakan Erdoğan’ın panik atak geçirdiğini söyleyen Koç, “Daha hala ABD’den dönerken yediği beyzbol sopasının etkisi üzerinde devam ediyor. Çünkü bakarsanız, sağlıklı, yaptıklarına güvenen, inanan bir siyasetçi sözü çıkmıyor ağzından. Çok farklı, gittikçe gerçeklerden kopan, hakaret eden, çekinen, bağırarak konuşmaya çalışan, bu arada söylediği her söz, attığı her iftira, ettiği her küfür, söylediği her yalan bir korkunun, bir çekincenin aynı zamanda bir siyasi çöküşün ifadesi olarak yansıyor” dedi.

Koç, kriminolojideki, “Suçlular, suç mahaline geri dönerler ve ne olup bittiğine bakma ihtiyacı duyarlar” şeklindeki görüşü hatırlatarak, “Başbakan, ABD ziyareti sonrasında gecikmiş bir ziyarette bulundu. Suçlu olduğu çok açık, net. Vahim olayların yaşandığı Reyhanlı’ya yani suç işlediği, suçlu olduğu, sorumlu olduğu mahale giderek, koruma ordusuyla ve bindirilmiş seyircilerle zoraki ziyaret yaptı. Gerek orada gerek dünkü grup konuşmasında CHP’ye dönük vahim suçlamaları oldu” dedi. Başbakan Erdoğan’a, “Devletin tüm emniyet teşkilatı senin emrinde. Devletin Milli İstihbarat Teşkilatı doğrudan sana bağlı. Aralarındaki çelişkiyi bu son olaylar çerçevesinde sen ifade et. Açıkça takip edilen şüphelilerin, Reyhanlı’da o bombaları kurup, patlatmalarını adeta izlediniz Ankara’da. Açık net MİT uyarısına rağmen önlem almadınız, almak istemediniz” diye seslenen Koç, şöyle devam etti: “Gücün yettiği kadar CHP’ye saldırmaya, iftira atmaya devam et. Emperyalist taleplerin taşeronluğunu yapmaya devam et. Siyonizmin işbirlikçiliğine devam et. Açık söylüyorum, son olaylar kimin, nerede, kiminle nasıl iş tuttuğunu ortaya koymuştur. Siyonizmin işbirlikçisi bir Türkiye başbakanı vardır. İslam dünyasına bir Truva atı gibi sokulmana müsaade et, kendini kullandırt. Kul hakkı yemeye devam et, firavun rolü oynamaya devam et. Elbet bütün bu yaptıklarının faturasını millete ödeme vakti gelecek. Şunu da hiç unutma, bugün seni pohpohlayanlar, senin yanlışlarını görmeyenler, senin demokrasiyi nasıl katlettiğini gözlerini kapatarak, vicdanlarını mühürleyerek izleyenler, yarın sabık başbakan olduğunda hiç unutma senin karşında en acımasız savcılar olacaklardır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bugün başbakanı pohpohlayanlar, yarın başbakanın savcıları kesileceklerdir.” Başbakan Erdoğan’a yönelik sert sözlerini sürdüren Haluk Koç, şöyle devam etti: “Ağzı fren tutmayan, ağzından çıkanın kulağı tarafından duyulmadığı ortada olan bir Başbakan. Öfke ve kin gözünü bürümüş. Söylediği sözler, ‘vatana ihanet’, ‘boğazlarına kadar çamura batmışlar’… Teröristle yatıp kalkan sensin. Her türlü teröristle. Hikmetyar’ın elini öperek başladın bu mesleğe, daha sonra el-Beşir’le, şimdi terörist diktatör diye suçladığın Esad’la albüm oluşturacak kadar fotoğraf çektirdin, ailecek öyküler yaşadınız, en büyük katliamı yapan el-Beşir’i Türkiye’de konuk ettin, Şaron’la sayfa sayfa resimler çektirdin, kucaklaştın, daha sonra ‘Türkiye’nin başına terör belası olarak çökenlerle bir arada olmam’ derken, elinde ip, ‘idamı geri getireceğim’ diye dolaşırken birden bire aldığı talimatla halvet oldun, dost oldun, siyasi izdivaç yaptın, yol arkadaşı oldun, koalisyon ortağı oldun PKK’yla… Bütün bunları yapanlar, tek kişi Recep Tayyip Erdoğan, CHP’ye ‘vatana ihanet’ suçlaması yapıyor. Karne bu, sabıka bu. ‘Boğazına kadar çamura batma’ sözünü kullanıyor CHP’ye, boğazına kadar terörle iç içe olan, kucak kucağa olan, terörle aynı yatağa giren sensin, sayın Başbakan! Kanıtları ortada. Örgüt örgüt, isim isim söyledik. Daha El-Kaide’sine El-Nusra’sına girmedik. Şu anda Suriye’de akan Müslüman kanının Türkiye’den nasıl kışkırtıldığını, nasıl lojistik destek verildiğini, daha bunlara girmedik.” – “İki tane ayyaşın çıkarttığı yasa” Başbakan Erdoğan’ın, “İki tane ayyaşın yaptığı yasa sizin için muteber oluyor da inancın emrettiği bir gerçek, vaka niçin sizler için reddedilmesi gereken bir olay haline geliyor” şeklindeki sözlerine de değinen Koç, Başbakan Erdoğan’dan, bu sözleriyle kimi kastettiğini açıklamasını istedi. Haluk Koç, şöyle konuştu: “Eğer parlamentoda kuruluşundan bugüne kadar yasa çıkartma sürecini, mevzuatını takip edecek olursak, eğer parlamentoyu ve tüm parlamenterleri kastediyorsan çok açık bir çağrısı var CHP’nin. Dilin fren tutmuyor olabilir. Öfke, kin söylemin aklını başından almış olabilir veya bir panik atak geçiriyor olabilirsin ama bu sözü sarf eden bir başbakanın mutlaka parlamentodan özür dilemesi gerekir. Açıkça çağrımız var. Bu sözleri ifade eden bir başbakan, ki bir başbakan, siyasi sorumluluğu, devlet sorumluluğu olan bir kişi bu şekilde konuşamaz. Külhanbeyi söylemini siyasi söylem haline bir başbakan ağzı getirmemelidir. Özür dileme borcu var. Parlamentodan özür dilemek zorundadır. Bunu nerede, hangi koşullarda yapacak bilmiyorum ama bunun peşini bırakmayacağız.” Koç, bu sözleriyle Başbakan Erdoğan’ın hukuk devletini tartışmaya açtığını ve hukuk devletini inanç temelli yasama şekline çevirmeye çalıştığını söyledi.

- “Bu sözü söyleyen, Patrona Halil, Kabakçı Mustafa geleneğinden geldiğini gösteriyor” AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik’in, “Bu, tamamen sözün gelişi olarak söylenmiş bir sözdür” şeklindeki açıklamasını da hatırlatan Koç, “O zaman lafın gelişi bağlamında benim de bir şey söyleme hakkım var. Şimdi söyleyeceklerim lafın gelişidir. ‘Bütün bu ifadelerden, söylediklerinden, ruh ve akıl sağlığının artık yerinde olmadığı belli olan, diktatör heveslisi kişilerin dayatmasıyla yasa çıkartılan bir dönemden geçiyoruz.’ Kimseyi kast etmedim. Lafın gelişi. Men dakka dukka. Kaşırsan kaşırlar. Kaşınırsan da kaşırlar. CHP, hem demokrasiye saygısı hem parlamentoya saygısı, tüm bunları koruyarak senin yaptığın hakaretlere cevap vermeme hakkını kullanamaz. Hak ettiğin cevabı alacaksın CHP’den. Hak ettiğin eylemi de göreceksin parlamentodan. Bu kadar ucuz değil demokrasi. Her şeyin bir ölçüsü var. Bu sözü söyleyen, Patrona Halil, Kabakçı Mustafa geleneğinden geldiğini gösteriyor” dedi. – “Bir kez daha ikaz ediyoruz” Koç, “Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’yi terörist yatağı haline getirdiğini” söyleyerek şöyle devam etti: “Bir kez daha ikaz ediyoruz. ‘Bir an önce Türkiye’nin dış politikasını, Türkiye’nin çıkarlarına göre meşruiyet çizgisine çek’ uyarısı yapıyoruz. Terörün dini, milliyeti, inancı, kapitali, ideolojisi, mazereti olmaz, sadece hedefi olur. Türkiye’yi hedef haline getirme Sayın Başbakan. Yardımcın Yozgat mebusu Bekir Bey’e de söyle, sağa sola kullandığı ifadelerle yeni terör davetleri çıkartmayın. Türkiye’nin başını zaten belaya soktunuz. Türkiye’yi hiç yoktan terör ithal eden bir ülke haline getirdiniz. Daha hala değişik noktalara terör davetiyesi yolluyorsunuz. ‘Gel bizde terör yap’ davetiyesi yolluyorsun, ondan sonra suçu üstünden atmak için CHP’yi sorumlu ilan etmeye çalışıyorsun. Savcın, Emniyet’in, MİT’in kim nereye giderse gitsin, gerekirse yargı dedin, git yargıya gücün yetiyor, yüreğin yetiyorsa.”

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, “Türkiye Cumhuriyeti, bundan böyle Suriye’deki iç savaşın hiçbir şekilde tarafı olmayacağını dünya kamuoyuna ilan etmelidir” dedi.

Haluk Koç, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, İslam dünyasına bu yüzyılın kazığı olduğunu” ileri süren Koç, “İslam dünyasının içine sokulmuş bir Truva atı görevi görmektedir. İslam dünyasının sırtına saplanmış hançerdir. Eylemler ortada. Kim kimle iş tutuyor, kim kimle yan yana. Hani İsrail? Şu an siyonizmin Ortadoğu’daki tek destekçisi, politikalarıyla tek başına siyonizme arka çıkan kişi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bir firavun olmuştur. Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sürecin içerisine dahil edilmesi, ettirilmesi, İslam dünyasında kan ve gözyaşının akmasının zirveye çıktığı dönem olmuştur. Hani Ortadoğu sokaklarının Fatih’i?” dedi.

Bir muhalefet partisi sorumluluğu içerisinde hükümete 5 önerileri olduğunu anlatan Koç, önerilerini şöyle sıraladı:
“Türkiye Cumhuriyeti, bundan böyle Suriye’deki iç savaşın hiçbir şekilde tarafı olmayacağını dünya kamuoyuna ilan etmelidir. Türkiye topraklarında konuşlandırılan yabancı silahlı birliklerin bundan sonra topraklarımızda sahiplenilmeyeceğini, barındırılmayacağını, Türkiye olarak kardeş kavgasının, her türlü terör eyleminin karşısında olunduğunu deklare etmek zorundasınız. Sınarların güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri süratle alın. Cenevre sürecine samimi destek verin. Türkiye Cumhuriyeti olarak bölgede barışa destek veren bütün siyasi ve diplomatik süreçlerin içinde bulunarak, yapıcı ve güven verici bir dış politikanın adımını atın.”

Mezhep savaşlarının Türkiye’ye sıçratılması için hükümetin zemin hazırladığını söyleyen Koç, “Türkiye’ye acı çektiriyorsunuz. Türkiye’ye terör ithal ediyorsunuz. Bu, vatana ihanettir. Ülkenin birliğini, dirliğini ve bütünlüğünü tehlikeye sokmak budur. Savaş davetçiliği budur. Savaş kışkırtıcılığı budur” dedi.

Başbakan Erdoğan’a akıl ve ruh sağlığı dilediğini söyleyen Koç, Erdoğan’dan, Türkiye’nin barışı, birliği, huzuru ve inanç mozaiğiyle oynamamasını istediğini kaydetti.

“Başbakan, parlamentodan özür dilemelidir”
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Koç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun Diyarbakır ziyaretinin hatırlatılması üzerine, “Diyarbakır, Türkiye’nin en güzel illerinden bir tanesi. Kürt kökenli kardeşlerimizin daha yoğunluklu olarak yaşadığı yer. Türkiye’nin hiçbir yeri hiçbir yerinden farklı değil. Kardeşliğimizi, birliğimizi gizli planlarla, gizli pazarlıklarla, birilerinin yakın dönem çıkarlarına malzeme yaparak kullanmak için bazı süreçlerin işletildiğine tanığız. Türkiye’de hiç kimsenin barıştan, kardeşlikten, kucaklaşmadan şikayetçi olacağını düşünmüyorum. Hep beraber bir bütünüz. İç içe geçmişiz. Samsun’a da gelir, İzmir’e de gider. Ayrışmanın parçası değiliz. Tam tersine kardeşliğin, bütünlüğün ve kucaklaşmanın tarafıyız” yanıtını verdi.

“Başbakan Erdoğan’ın ‘iki ayyaş’ açıklamasının ardından özür gelmemesi sonucunda yasal bir sürecin başlayıp başlamayacağının” sorulması üzerine de Koç, “Bunu arkadaşlarımız değerlendirecek. Parlamentoda da ona uygun bir tavır içerisinde olacağız. Yani burası Başbakan’ın her aklına geleni söylediği, söylediği her şeyin de bu toplum tarafından sindirildiği bir ortam değil. Başbakan, parlamentodan özür dilemelidir” dedi.

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 30 May 2013 15:15

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica