Keşke hukuk işleseydi

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.

CHP MYK Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başkanlığı’nda çalışmalarını sürdürürken Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin MYK çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını şöyle yanıtladı:

"Değerli arkadaşlar, bugün MYK’mız özetle bir 5 – 6 ana madde üzerinde görüşmeler yapıldı. Bir tanesi bu Silivri duruşmaları, dış politika, ekonomi, çalışma yaşamı, yerel seçimler ve aşama aşama önümüzdeki süreçte yasaklı bir Türkiye’ye doğru gittiğimiz bir dönemi beraber görüştük.

Değerli arkadaşlar, Silivri’yle ilgili uzun süredir özellikle son 5 yıldır yazılıyor, çiziliyor, hukukçular yorum yapıyor. Sadece bizim hukukçularımız değil, aynı zamanda uluslararası hukukçularında çeşitli yorumları var. Tabi keşke hukuk işlese de siyaset hukuk alanına müdahale etme imkanı olmasa. Eğer bir yerde siyaset hukuk alanına müdahale etmiş duruma gelmişse orada hukuk askıya alınmıştır demektir.

Şimdi, bugün AKP yetkilileri Sayın Genel Başkanımızın bu kararların meşru olmadığıyla ilgili bize cevap vermişler. Değerli arkadaşlar, eğer bir hukuki sürecin başsavcısı bir Başbakan benim derse orada ne kadar haklı kararlar olursa olsun tartışmalı kararlar olur. Yani kısacası süreç adil işlemediği sürece hükmün adil olması mümkün değildir. Keşke bütün bu süreç sağlıklı işlenebilseydi kamuoyunda da bizimde, yurttaşlarımızın da hukuka itibarı olmuş olurdu. Ne yazık ki Türkiye’de her alanda olduğu gibi burada da hukuk ciddi bir şekilde itibar kaybetmiştir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de ekonomiyle ilgili çok ciddi sıkıntılar olmasına rağmen ne yazık ki siyaset gündemimizde basının, medyamızın gündeminde de çok yer almıyor. Ramazan üstü biliyorsunuz yarın bayram. Ben bu vesileyle bütün İslam aleminin bayramını kutlamak istiyorum. İnşallah bütün bu coğrafyada kansız, gözyaşsız bir sürece gireriz diye umut ediyorum. Ekonomide bir devalüasyon yaşandı. Konut kredilerindeki faizlerin ne kadar yükseldiğini sizler çok iyi biliyorsunuz. Özellikle inşaat sektöründeki sıkıntıların gittikçe büyümesi Türk ekonomisinin en kırılgan parçalarından, alanlarından birisi olacak. Umut ediyorum ki en kısa süre içerisinde bunlar toparlanır, yanlış politikalardan vazgeçiliyor. Faiz lobileriyle uzlaşırlar mı, ne yaparlar bilmiyorum. Biz bu faiz lobilerinde bir türlü öğrenemedik. Sayın Başbakan bir gün faiz lobilerini kamuoyuyla, bizlerle de paylaşmış olurlarsa en azından bizde bu önümüzdeki süreçte ekonomideki kırılmaların önüne engel olmak için destek vermek isteriz.

Değerli arkadaşlar, bugün birkaç televizyonda da haber olmuş galiba. Özellikle Sayın Genel Başkanımızın Ortadoğu’daki davetleriyle ilgili. Değerli arkadaşlar, daha 3 ay önce yani gezi parkı sürecinden önce iktidar yetkililerinin tamamı ekranlara çıktığında sizin zaman zaman sormuş olduğunuz sorulara biz küresel oyuncuyuz, muhalefet bu işten anlamaz derlerdi. Kendi ekranlarınıza baktığınızda da bunları çok somut şekilde göreceksiniz. Ne zaman diyordu? 10 yıl önce değil, 3 ay önce. Bu küresel oyuncular ne yazık ki Türkiye’yi küresel oyuncak haline getirdiler. Elbette ana muhalefet olarak bu gidişattan çok rahatsız olduğumuzu, daha önce Sayın Genel Başkanımızın başkanlığında Arap Baharı, Ortadoğu coğrafyasındaki Arap Baharı toplantısında da düşüncelerimizi çok net bir şekilde ifade etmemize rağmen ne yazık ki iktidar özellikle Ortadoğu coğrafyasındaki bu yanlış politikalardan vazgeçmemeyi ısrarla, dirençle devam etmeye başladılar. Şimdi geldiğimiz noktaya bakın. Şuanda gelmiş olduğumuz noktada ne yazık ki Türkiye demiyorum. Çünkü Türkiye’nin dostları her zaman olacak. AKP’nin Ortadoğu coğrafyasında bir tek dostu kalmadı. Tam da bu süreçte daha öncede kamuoyuyla paylaşılmıştı. Sayın Genel Başkanımıza özellikle Ortadoğu’da çeşitli ülkelerde davetler vardı. Örneğin Mısır. Aslında Mısır’da bu sorunlar yaşanmamış olsaydı Sayın Genel Başkanımızın ilk ziyareti Mısır olmuş olacaktı. Ne yazık ki bu sorunlar yaşandığı için inşallah Mısır’da da biran önce millet iradesinin hakim olabileceği bir süreç başlarsa Sayın Genel Başkanımız Mısır ziyaretini de inşallah yerine getirecek.

Onun dışında, çok yakın süreç içerisinde Irak’ta bir ziyaret gerçekleşecek.  Irak hükümetinin özel daveti. Daha sonra planlanacak Tunus. Yine İran ve Irak’tan sonra büyük olasılıkla bir Erbil seyahati olacak. Ama önümüzdeki günlerde inşallah bayramdan sonra bir Irak ziyareti gerçekleşmiş olacak.

Değerli arkadaşlar, çalışma yaşamı dedim. Tabi ki, ne yazık ki en sorunlu alanların bir tanesi oldu çalışma yaşamı. Şuanda milyonlarca taşeron firmalarda çalışan kardeşlerimiz bir umut içerisinde önümüzdeki süreçte bizim kanun teklifi olarak vermiş olduğumuz kanun teklifinin hayata geçmesini bekliyor. Sendikaların durumunu sizler çok iyi biliyorsunuz. Bizim talebimiz özellikle çalışma yaşamındaki bizim talebimiz taşeron işçi olarak çalışan yurttaşlarımızın, kardeşlerimizin hani çok güzel bir deyim var. Kulla Allah arasına kimse giremez. Devletle çalışan arasındaki yandaş firmalarınızı çıkardığınızda kamuya hiçbir maliyeti olmayacak. Milyonlarca kamuda çalışan insanlar sosyal güvenliğine kavuşmuş olacak. En azından kendi geleceğiyle ilgili, çocuğunun geleceğiyle ilgili bir yaşam sürdürmüş olacak. Bu kanun teklifimiz ısrarla bekliyor. İnşallah parlamento açılır açılmaz bunu da hayata geçiririz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, en önemlisi hani çok güzel bir deyim var bunu süreklide kullanırım. Her gün baktığınız ağacın ne kadar büyüdüğünü fark edemezsiniz. Her gün bir yasakla karşı karşıya gelen bir dönemdeyiz. Yani kısacası sıkıyönetimli bir döneme girdik. Tabi sıkıyönetim olağanüstü dönemlerde kamuoyuyla paylaşılırdı ama sivil iktidar olduğu için belki çok kamuoyuyla paylaşılmıyor. Çok illegal, çaktıramayacağınız gibi, hatta öyle cümleler kullanırlar ki sizde inanırsınız. Yani onların kullanmış olduğu yalanlara sizde inanmış olur ve aa gerçekten böylemi deyip bakmak zorunda kalırsınız.

Değerli arkadaşlar, çok çabuk unutuyoruz. 2009 yılında şurada AKP yöneticilerinin Sayın Arınç’la ilgili sözde düzenlenecek, kendilerine verilen istihbarat bilgileri doğrultusunda sözde düzenlenecek suikastle ilgili kıyametler koptu. Hiç merak etmez misiniz, yani Türkiye’nin gündemini bu kadar meşgul eden bir olayla ilgili ne oldu sonucu?

Değerli arkadaşlar, istihbarat bilgileri dünyanın her yerinde ancak ve ancak devletin güvenlik birimlerine verilir unutmayın. Eğer devletin güvenlik birimlerinden önce iktidarın yöneticilerine verirseniz güvenliği de zaafa uğratmış olursunuz. Silivri’de insanlar annelerini, çocukları, babalarını, kardeşlerini, yakınlarını görmek için gidecekler Sayın Arınç çıkacak diyecek ki efendim bize gelen istihbarat bilgileri doğrultusunda burada eylem olacakmış, suikast olacakmış. İyi de tam da bu noktada işte istihbarat dediğiniz, bilgi ağı dediğiniz devletin önemli kurumlarına verilir ki onlarda önlem alsınlar. Hayır önlem almayacağız. E ne yapacağız? Biz kendimize göre bir yasak getireceğiz. Son 3 – 4 aydır hayatımıza giren yasakları biliyor musunuz değerli arkadaşlarım. Daha önümüzdeki günlerde çok çeşitli yasaklarla, çok çeşitli sıkıyönetimlerle karşı karşıya kalacağız. İftar açamazsınız. Niye? Toplu halde iftar açamazsınız. Siz? Biz açarız, bizim %50’miz açabilir. Bende açmak istiyorum. Hayır. Benim çizeceğim çerçevenin içinde açabilirsin. Açık alanlarda, parklarda toplanamazsın. Niye toplanamam kardeşim? E oradan toplanıyorsunuz iktidar lehine konuşuyorsunuz. Evet zaten iktidar aleyhine konuşmak için bir araya geliyorum. İktidarın bu ceberut tavrından dolayı bir araya geliyorum. Yolsuzluklardan hesap sormadığı için, yolsuzluklara battığı için bir araya geliyorum. Bunun hesabını sormak için geliyorum. E ne yapacağız burayı? Burayı da yasaklayacağız. Sonra? Olası, bunu da ifade ediyorlar. Sizin istihbarat bilgilerinden bilgi almanıza gerek yok. Bu ülkede özgürlük mücadelesi için, hak arama eylemleri için her yerde eylem olacak kardeşim bunu bilesiniz. Kafanıza yazın. Ne olur, ne zaman bundan vazgeçilir? Siz bu ceberut yapınızdan vazgeçerseniz, insanlara zulmetmekten vazgeçersiniz, ayrıştırmaktan vazgeçerseniz herkeste elbette evet işte o zaman bizde inanacağız ki bu ülkede demokrasi var, bu ülkede özgürlük var. Bizde bunların karşısında dururuz. Hayır ben her türlü yöntemi uygulayacağım, istediğimi yaparım, kimse bana müdahale edemez. Valla hiç kabul edilebilir bir anlayış değil. Üniversiteler açılacak. Daha dün siz YÖK kaldırılmalı demiyor muydunuz? 90’lı yıllarda Sayın Başbakan, Sayın Arınç, Sayın Gül siz siyasi parti yöneticileri olarak camilerin önünde tekbir sesleriyle bu hükümet istifa, hatta bugün ittifak ettiğiniz egemen güçler karşısında onların bayraklarını yakmıyor muydunuz? Marmara üniversitesinin önünde YÖK’e hayır sloganları atmıyor muydunuz? Size hak da bir başkasına niye hak olmasın? Ne yapacağız? Burayı polis üniversitesi yapacağız. Sonra? Hadi oranında önlemini aldınız. Bir önlem daha. Şimdi en tehlikeli şey lig başlıyor, maçlar var. Nasıl kontrol edeceğiz? Ederiz. Onu nasıl yapacağız? Onu ilk kez bakın dünyada modeli yok. İlk kez siz kombine kart alacaksınız yani maç izlemek için kart alacaksınız. O kartınızı bir başkasına kullandıramayacaksınız. Çocuğuma kullandırtmak istiyorum ne olacak? Bak kredi kartımı çocuğuma kullandırabiliyorum. Sinemaya giderken aldığım sinema biletini çocuğuma kullandırabiliyorum. Bunu niye kullandırtamıyorum. Hayır. Niye? Bizi burada yuhalayabilirler ya da bizi protesto edebilirler. Gitmeyin. Korkuyorsanız gitmeyin sorun değil. Ben şimdi bir taraftar olarak gideceğim kulübümü belki protesto edeceğim, yöneticilerini protesto edeceğim. Hadi slogan atmadım, meta olarak mendil sallamak istedim. Ne yapacak savcı bana dava mı açacak?

Şimdi bütün bunlara baktığımızda ne yazık ki Evren’in bile aklına gelmeyecek yöntemleri aşama aşama, sinsi sinsi hayatımıza işlemek istiyorlar. Bu yasakçı, bu baskıcı, zulümcü bir anlayıştan iktidarın ivedilikle vazgeçmesi gerekiyor. Dünyanın hiçbir yerinde otoriter yapılar hayatını sürdürememiştir. Hele özellikle yeni dünya düzeni, yeni Türkiye düzeni daha çok demokrasi, daha çok özgürlük talep ediyor.

Benimde iktidara özel ricam, gelin uzun yıllardır denenmemiş, sizin de denemekten korktuğunuz demokrasi, özgürlüğü deneyelim sizde rahat edin, bizde rahat edelim. Aksi takdirde her gece yattığınızda ertesi gün farklı bir korkuyla uyanmış olursunuz. Bu da sizin yaşamınızda büyük acılar size yaratabilir. Bu yasakçı anlayışta 2000 yılında, 2001 yılında sizin sloganınızı size hatırlatmak istiyorum. 3Y’yle geldiniz, 3Z’yle gitmeyin.

Teşekkür ediyorum."
 

Yemin içn Meclis’i toplayacak mısınız?
Hayır yok. Yani 1 Ekim’de parlamento açıldığında Sayın Haberal’da gelip yeminini edecek. Ben geri kalan milletvekili arkadaşlarımızın da en kısa süre içerisinde parlamento çatısı altında yemin etmelerini arzu ediyorum. İnşallah öbür arkadaşlarımıza da bu olanaklar verilir.

Irak gezisinin programı…
Tarih tam kesinleşmedi, davet kesinleşti. En üst düzeyden bir davet. Çeşitli programlar var. Daha sonra sizlerle paylaşacağız. Özellikle Türkiye’nin son dönemlerdeki Ortadoğu’da yaşamış olduğu sıkıntıları Sayın Genel Başkanımız inşallah kendi imkanlarıyla, olanaklarıyla bu tamiratı, tadilatı gerçekleştirecektir. Bu sadece Irak için değil, Ortadoğu’da hemen hemen bütün ülkelerle ne yazık ki bu iktidar bizi karşı karşıya getirdi. Sayın Kılıçdaroğlu barışçıl tavrıyla bu sorunları en kısa süre içerisinde aşacağız.

Yerel seçimlerle ilgili görüşleriniz MYK’da. Büyükşehir Belediye Başkan Adayları belirlendi mi? Siz aday olacak mısınız ya da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına? Birçok isim geçiyor bunlardan biride sizsiniz.
Olmaz mı? Değerli arkadaşlar, şu anda yaşamış olduğumuz sorunu aslında hiç kimse konuşamadı, hiç kimsede tartışmadı. Mesela Gezi Parkı'nda Başbakanın ne işi var? Park bahçeler müdürü müdür Sayın Başbakan? Bu bize neyi gösteriyor? Önce kimin belediye başkanı olup olmayacağından ziyade ranta dayalı değil, yolsuzluğa dayalı değil, dünyada uygulanan millete hizmet eden şeffaf, buradan baktığında öbür tarafı görebilecek bir sistemi oturtmamız lazım. Gelin seçimden önce bunu hayata geçirelim. Bakın şuanda Türkiye’de 1070 tane belediye başkanı yargılanıyor. Böyle bir demokrasi olabilir mi? Niye yargılanıyor? 5 bin tane bürokrat yargılanıyor. Niye yani Avrupa’da herhangi bir belediyede bu yargılanmalar yok. Çünkü ranta dayalı. Eğer bir ülkenin Başbakanı kendi belediyesiyle ilgili 6 – 7 emsallerden rahatsızım diyorsa orada çok ciddi sorun var demektir. Hiç kimse belediyelerin iç sorunlarını konuşmuyor. Gelsinler hodri meydan diyorum.

Belediye başkanlarının kimin olup olmayacağının önemi yok. İktidar partililerinden bir tanesi, bir babayiğit istiyorum. İnşallah o babayiğit çıkar. Belediyelerdeki çamuru temizleyelim. Ben sizlerle paylaştım İstanbul’da 100 milyar dolar rantı. 100 milyar dolar rant. İstanbul’da belediye başkanı olacak. Ne olacak yani ne fark eder AKP’de ya da CHP’de. Şu anda AKP belediye başkanı var. İstanbul’u AKP belediye başkanı mı yönetiyor? Eğer bir kentte 3. köprü ya da 3. havaalanı ya da Taksim’de parkın ne olup olmayacağına belediye başkanı değil Başbakan karar veriyorsa orada her şey çürümüştür. Gelin önce bu çürümüş sistemi hayata geçirelim sonra CHP’de adaylar çok. Binlerce adayımız var.

Teşekkür ediyorum, sağolun.

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 07 Ağustos 2013 13:58

Bağlantılı Konular