8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü direnişin, emeğin ve sevginin gücü ile anıyoruz

8 Mart 2014; Kadınların, hak ve özgürlük mücadelesinin sembolü "Dünya Emekçi Kadınlar Günü"nün yıldönümü.


Dünyada biz kadınların hak arayışı yüzlerce yıl önceden başlamıştır. Kadın hakları mücadelesi, neredeyse yaşıt olduğu insan hakları mücadelesinden asla bağımsız düşünülemez. Dünyada yüzyılı aşkın bir süredir biz kadınlar siyasal, ekonomik ve sosyal haklarımız için, istihdam için, daha adil bir ücret için, siyasette var olabilmek için mücadele ediyoruz.

Ancak ne acıdır ki toplumda birçok görevi olan kadınlarımız, kendisine biçilmiş tüm rollerin üstesinden başarıyla gelmiş olmasına rağmen hâlâ hak ettikleri değeri görememekte, ikinci plana itilmekte, şiddet görmekte ve katledilmektedir.

Ülkemiz, her yeni yıl mücadele ve kararlılık günü olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne maalesef kadına yönelik şiddetin gölgesi altında girmektedir. Kadına yönelik şiddetin yüzde 1400 arttığı Türkiye'de artık kadınlar "hak" mücadelesinin yanında "can" mücadelesi vermektedir. Türkiye'nin kentleri kadınlar için artık bir cehenneme dönüşmüş, sokaklarında can pazarı yaşanır bir hal almıştır. Can güvenliğinden yoksun kadınlar, her an ölümle yüz yüze, korunmadan uzak yaşam ve ölüm arasında bir hayatı tercih etmek durumunda bırakılmıştır. Devletin kendi koruması ve emaneti altındaki yerlerde dahi kadınlarımız şiddete, tacize, tecavüze uğramaktadır.

Mevcut iktidar ile birlikte kadın ve kadın hakları kıskaca, kadınların tüm kazanımları askıya alınmış, hatta kadınlar bu kazanımlarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır. Bugün ülkemizde kadınlar iş yaşamının dışındadır, politikanın dışındadır, devlet görevlerinden uzak tutulmaktadır, özetle görmezden gelinmektedir.

Kadına yönelik şiddetin artarak devam etmesinin ve toplumda kadının statüsünün düşük olmasının temel nedeni; kadına uygulanan cinsiyet temelli ayrımcılık ve kadının adını yok sayan, kadını birey olarak görmek istemeyen bir anlayıştan kaynaklanmaktadır. Kadın bedeni üzerinden siyaset yapan hükümet, hatta hükümetin başı sıfatıyla Başbakan kadının adına düşünmekte, karar vermekte ve uygulamaktadır. İşsizliğin, yoksulluğun, ayrımcılığın en ağır faturası ise şüphesiz kadınlara ödettirilmektedir. Gelinen nokta ve görünen tablo, ülkemizin kadın karnesinin oldukça kötü notlarla dolu olduğunu açık olarak göstermektedir. Eşitliğe inanmayan, kadını kadın olarak görmekten kaçınan gerici bir zihniyet ürünü olan bakış açısı ile ne kadına yönelen şiddet durdurulabilir, ne kadına istihdam yaratılabilir ne de siyasi hayatta kadınların daha çok katılımı sağlanabilir.

Bütün bunlar karşısında bir kez daha ifade ediyoruz ki; Kadın, yaratıcılığın, yenilenmenin ve aydınlığın adıdır. Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir. Başladığımız aydınlanma yürüyüşüne hiç kimse engel olamayacaktır.

CHP Kadın Kolları olarak; özgür ve aydınlık bir Türkiye'yi yeniden oluşturma mücadelesinde, kadın erkek eşitliğinin toplumun her alanında sağlandığı, üreten, geliştiren ve büyüten kadının, emeğinin karşılığını adil bir şekilde aldığı ve hak ettiği değeri bulduğu bir dünyada yaşamak dileğiyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü direnişin, emeğin ve sevginin gücü ile anıyoruz.

 
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı
Hilal Dokuzcan

    Cuma, 07 Mart 2014 12:59

Bağlantılı Konular