SIW Konseyi Sonuç Bildirgesi

SIW Konseyi 'Bin Yıllık Kalkınma Hedefleri' Sonuç Bildirgesi  geniş özeti:

Birleşik Devletlerin 2015′e kadar olan Bin Yıllık Kalkınma Hedeflerinin bir çoğunda ilerleme kaydedilirken, diğer hedeflerin aksine kadın ve kız çocukları  ilgili daha  az gelişme kaydedilmiştir.

Bin Yıllık Kalkınma Hedefleri 3 de (MDG 3) cinsiyet eşitliği küresel bir öncelik olarak yerini bulmuşsa da ,milyonlarca fakir ve marjinal kadın ve kız halen çok gerilerde bırakılmıştır.

Birleşik Devletlerin Ekonomik ve Sosyal Konseyi içinde danışmanlık statüsünde yer alan Sosyalist Enternasyonal Kadın, insan hakları prensiplerinin ana çekirdeği olarak cinsiyet eşitliğine saygı duyulmasını ve 2015 sonrası  sürdürülebilir kalkınma programına entegre edilmesinin gerekliliğini  ileri sürmektedir. Aksi takdirde (UN)  BM ler  hedeflere ulaşmakta başarısız olacaktır.

Bin Yıllık Kalkınma Hedefleri 1 (MDG 1) tüm kalkınmakta olan ülkelerde açlık sınırının altında olanları yarıya geriletmiştir. 1990 da %47 olan açlık sınırı oranını 2010 da %24  geriletmiştir.  Bu orana  açlık  oranının daha da yüksek olduğu Sub-Saharan Afrika da dahildir.

Kadınlar tarım dışı ücretli işlerin %40 ında yer almaktadırlar. Ancak tüm kalkınmakta olan ülkelerde bu tür işler çok az sosyal yardım kapsamındadır ve düşük güvenliktedir.

Tüm dünyadaki parlamenterlerin %16 sını kadınlar teşkil etmektedir. Bu hızla görünen o ki politik eşitliği sağlamak 40 yılı alabilir.

Bin yıllık Kalkınma hedeflerinde ve 2015 sonrası programında (MDGs) maalesef cinsiyete yönelik  şiddetlerden  bahsedilmemiştir.  Tecavüz, kadın ticareti, kadın sünneti, çocuk istismarı, çocuk gelinler ve zorlamalı evliliklerin tamamı sadece belirgin olarak HIV bulaştırıcı risk faktörlerinde  tanımlanmıştır. Cinsiyete(kadına) yönelik şiddetin, eşitsiz ücretlerde, anne ve çocuk ölümleri gibi  diğer amaçlarda da belirgin bir etkisi vardır. Bu nedenle , cinsiyete yönelik şiddeti azaltmak için  bunun sürdürülebilir hedeflerin içine açık olarak konulmasını önermektedir.

SIW, cinsel yönelim veya temel insan hakları ile bağdaşmayan diğer ayırımcılıklara  da karşıdır. Bu nedenle, LGBT li kişilerin, Roman halkının ve tüm dünyadaki yasa dışı uygulamalara maruz kalanların haklarının korunmasını talep etmektedir.

SIW,  hükümetleri ve Sosyalist Enternasyonale üye partilerini; Birleşik Milletlerin, hükümetlerin, STK ların, devlet kurumlarının, MDG ve 2015 sonrası programlarını  garantiye  almaya ve aşağıdaki maddelere katılmaya davet etmektedir.

MDG kalan kısmında, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini başlatma önceliğine imkan vermek,

Kabul edilemez sınırlardaki anne ve bebek ölümü oranını çok daha azaltmak için daha güçlü bir politik istek göstermeye  ve fon ayırmaya gitmek,

Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini formüle etmeye, Kadın organizasyonlarının dahil olmasını sağlamak,

2015 sonrası programında eğitime, politik katılıma ve ekonomik güçlenmeye, toplumsal cinsiyet eşitliğine  öncelik vermek.

Cinsiyetlere (kadına) yönelik şiddeti azaltmak için sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin içerisine özel bir hedef sunmak,

Çocuk  gelinleri ve çocuk işçileri yasaklayan kuralların uygulanmasını sağlamak,

Barışın ve güvenin önemini üye ülkelere hatırlatmak. Çünkü sürdürülebilir kalkınmaya  savaş ve kargaşa içerisinde erişilemez,

İzlenebilirlik  ve hesap verebilme mekanizmalarını Uluslararası İnsan Hakları mekanizmasına  entegre etmek  ve bunu sistemi kadın organizasyonları dahil bütün uygun paydaşlar üzerine kurmaya davet etmek.

Arap Baharı ve Kadınlar

Sonuç Bildirgesi
Arap Baharı olarak bilinen Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’daki demokrasi hareketlerinde kadınlar  önemli bir yer almışlardır. Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn ve Suriye’den faklı jenerasyonlardan ve geçmişlerden on binlerce kadın organizatör, konuşmacı, internette paylaşımcı olmuşlar  ve olaylarda yaralananlara  da destek olmuşlardır. Aile fertlerinin serbest bırakılması için, protesto gösterileri  yapmışlar ve 8 Mart Uluslararası kadın gününü toplu olarak kutlamışlardır. Kendi yaşamlarını tehlikeye atan bu kadınlar, bu ayaklanmaların insani sorumluluklarından da kaçmamışlardır.

Protestolarda talep edilen  her iki cinsiyetin eşit temsili , yeni kurulan karar mekanizmalarında ve yeni yasama önerilerine yansıtılmamıştır. Çünkü yeni kurum talepleri yapılırken kadınlar buralara dahil edilmemişlerdir. Devrik politik  diktatörlerin yerine geçen, çoğu dini egemen olan yeni hükümetler kadınları karar mekanizmalarının dışında tutan  ve onlara karşı ayırımcılık  yapan politik tasarılar  hazırlamaktadırlar.

Sosyalist Enternasyonal Kadın  Orta Doğuda ve Kuzey Afrika’daki yeni hükümetlerden kadına karşı şiddetin insan haklarına karşı olduğunun tanınmasını  acilen talep etmektedir.

Ortadoğu’daki ve Kuzey Afrika’daki çoğu yeni hükümetlerde kadının  Politik olarak temsili azalmıştır. Mısır’da daha önce parlamentodaki  % 12 olan kadın oranı, askeri hükümette % 2 olarak gerilemiştir. Hükümetin belediye meclislerinde %25  olarak ilan ettiği kadın kotasına rağmen, şu anda kurucu mecliste oran sadece %10 dur.

Karar verici mekanizmalarda  yeterli kadın sayısının olmaması, yeni ayırımcı politikalara ( çok eşlilik yasaklarının kaldırılmaması, çocuk gelinlere, bazı ülkelerde kadın sünneti)  yol açmaktadır.

Libya ve Tunus seçimlerde fermuar yöntemini kullanmıştır. Bu tam olarak  ayırımcı olmayan politikalar yapma anlamına gelmese de, parlamentolarındaki kadın sayısını korumuştur. Libya’da ilk bağımsız seçimlerde, millet  meclislerine %17 kadın seçilmiştir. Kadınlar, 60 kişilik olan  yeni anayasa tasarısı komitesinin en az 15 sandalyesini talep etmişlerdir, fakat sadece altısı kadınlara tahsis edilmiştir.

Tunus’ta , kadınlar 2011 seçimlerinde kurucu meclisin %23 nü kazanmışlardı. Ancak, kurucu meclisteki 49 kadından 42 si İslami Ennahdha Partisinin üyeleri idi. Sonuç itibariyle, kurucu meclis 60 yıl önce anayasaya koyduğu eşitlik maddesini tersine çevirmeye teşebbüs etmiş ve o maddeyi kadınların erkeklerin ‘tamamlayıcısı’ olduğu şeklinde yeni bir anlayışla  değiştirmiştir.

Eğer Temsili Demokrasi nüfusun yarısını göz ardı ediyorsa, ismine uygun değildir. Eğer kadınların temsilcileri olmazsa etkin bir şekilde erkek egemenliği altında kalırlar. SIW, Yeni Orta Doğu ve Kuzey Afrika politika sistemlerinden, bölgesel ve ulusal politikaları dahil olmak üzere, hayatın her alanında kadınların eşit katılımını  garanti etmelerini talep etmektedir.

Bu nedenle, SIW  özellikle  sosyalist ve sosyal demokrasi ile yönetilen tüm hükümetleri  ve SI in tüm üyelerini,  politik eşitlik mücadelelerinde ilerleyen Arap kadınlarına eşit haklar  ve  karar mekanizmalarına eşit katılımına  tam destek sağlamak konusunda ve aşağıda belirtilen konularda göreve çağırmaktadır.

Demokrasiyi  geliştirmek, temel özgürlüklerin temini, herkes için eşitlik  ve   insan hakları için devlet işlerini dini inançların ilgi alanından ayırmak   gerekli bir şarttır.  Bunu yaparken  ırk, etnik kökken, cinsiyet, dini inançlar veya cinsel tercihi hesaba katmamak önemlidir.

Birleşik Devletler Güvenlik Konseyinin kadının barışa ve demokratik sürece olan  katkısının önemini  vurgulayan kararının,1325,  uygulanmasının desteklenmesini, yeniden teyit edilmesini talep ediyoruz.

Arap kadınlarına yerel ve ulusal olarak  destek ve yardım sağlamak ve  yaşamın her alanında kadınların güçlenmesine destek olmak için gerçek demokrasileri oluşturmaya teşvik etmek,

Orta Doğu  ve Kuzey Afrika’daki ülkelerdeki  yeni anayasalarda, kadınların eşitliğine sahip çıkmak  ve kadın karar vericilerle idari yöneticiler için  özellikle en az %30 luk  bir kota koymak,

Uluslararası  bağış yapan ülkelere , kadınların toplumsal yaşama katkısına ve dini –laik bölünmelere  köprü olacak teşvikleri destekleyen, uzun dönem kalkınma programlarına yatırım yapmalarında ısrarcı olmak,

Özellikle kadınları etkileyen fiziksel şiddet ve diğer kötü muameleye maruz kalan  Suriye vatandaşlarının bastırılmış endişelerinin sesi olmak,

Arap Baharı sonrasında, cinsiyet temelli  kadına yönelik  şiddetten kadını koruyacak bölgesel ve uluslararası tüm ilgili  idari  anlaşmaları kabul etmeye zorlamak ,

Akdeniz bölgesi, Kafkaslar ve Orta Doğu bölgesi kadınlarının dayanışmalarını güçlendirecek  görüş alış verişinde ve deneyim paylaşımında  bulunmanın  anlayışı içinde,  barış ve birlikte yaşam kültürünün önemini  desteklemek ve yinelemek.

    Pazartesi, 30 Aralık 2013 13:30

Bağlantılı Konular