"Kadın Kolları Küçük Kurultayı iktidar yürüyüşümüzün hazırlığıdır."

“Demokrasi de, özgürlükte, kardeşlikte, kadını özgürleştirme hareketi olan CHP’nin  iktidarı da,  kadınların eseri olacaktır.”

“Güzel günler göreceğiz kadınlar. Güzel günler CHP iktidarında gerçekleşecek.” diyen CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil Kadın Kolları Küçük Kurultayı Divan Başkanı olarak yaptığı konuşmada şunları söyledi;

“Değerli misafirler, saygıdeğer katılımcılar, Cumhuriyet Halk Partisinin kadını ve erkeğiyle yoldaşlarımız, yol arkadaşlarımız hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.

Sizlerle beraber bu iktidar yürüyüşünün hazırlığı olan toplantıda bir arada olmak güç veriyor, ümit veriyor ve inanç veriyor. İnancımız şudur ki, önce yerel seçimlerde, sonra genel seçimlerde altıoklu şanlı bayrağımız iktidar gönderinde olacaktır. Ve bu iktidarın hazırladığı yeni Türkiye’nin Genel Başkanı ve Başbakanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olacaktır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun inancı, güveni ve sizlerle beraber yol arkadaşlığı inancı her zaman tam oldu, bütün oldu. Başarılarda hep beraber olduk, beraber olmaya devam edeceğiz dedi. Bizde ona inanıyoruz, onunla beraber iktidara inançla yürüyoruz değerli arkadaşlarım.

Sevgili kardeşlerim, bizler bir sonbahar mevsimindeyiz. Belki havalar bulutlu, belki günler karanlık ama ben bugün buradaki heyecanı, buradaki birlikteliği ve coşkuyu gördüğüm zaman karabulutlarla birlikte AKP karanlığının da dağılacağına, 90 yıldan beri ülkemizi aydınlatan laik cumhuriyetin ve cumhuriyetin değerlerinin egemen olacağına, yarınların özgürleşeceğine, Türkiye’nin demokratikleşeceğine ve sizler gibi güzelleşeceğine olan inancımı daha da arttırdım, daha da arttırıyorum.

Kısaca övünçle ve güvenle diyorum ki, güzel günler göreceğiz kadınlar. Güzel günler göreceğiz kız kardeşlerim. Ve bu güzel günler CHP iktidarında gerçekleşecek. Demokraside, özgürlükte, kardeşlikte kadını özgürleştirme hareketi olan Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarı da kadınların eseri olacaktır. Buna içtenlikle inanıyorum. İnanıyorum çünkü siz mücadelenin başında ve önderlerisiniz. Dün bu böyleydi. Bugünde öyle devam ediyor, yarında böyle olacak.

Ülkemiz işgal altındayken de kadınlar olarak meydanlardaydık. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le çıktığımız ulusal kurtuluş mücadelesinde sırtında gülle taşıyanda, çarık dikende, babasız kalan yavrusuna kol kanat geren, hem analık, hem babalık yapanda bizlerdik. Çünkü biz kadınız, biz eşiz, biz yurtseveriz ve biz anayız. Biz ülkemize, cumhuriyetimize, insanımıza sahip çıktığımız gibi ölümüze de, kaybımıza da sahip çıkarız. Bir yandan da hem Suriye’de, Mısır’da, Irak’ta öldürülen kızlar için ağlarken hem de Kenya’da katledilen hamile kardeşimiz içinde ağlarız. Biz gezi eyleminde hedef gösterilerek acımasızca, merhametsizce, kalleşçe öldürülen evlatlarımızın acısını yüreğimize gömerek, aynı acıyı yaşayan bir başka anayla kucaklaşıp gözyaşı döker, o gözyaşlarının birbirine karışmasından da rahatsız olmayız. Çünkü biz biliriz ki anaların gözyaşının rengi yoktur. Hep aynı renk akar.

Değerli kardeşlerim, demokrasilerde ve modern toplumlarda alınan kararların meşruiyet kazanması için bu kararlardan etkilenen ve o etkilenenlerce seçimin gerçekleşmesi gereken bir temel ilkenin var olduğunu hepimiz biliriz. Bu noktada herkesin seçme hakkına sahip olmasının yanı sıra siyasal katılımın her türünden faydalanarak bireylerin ve toplumun dengeli temsili göz ardı edilemez.

Bu çerçevede nüfusun yarısını oluşturan kadınların yetki, karar alma süreç ve mekanizmalarına katılımı büyük önem taşımaktadır. Kadının her düzeyde yönetime etkin katılımı sağlanmadan karar alma süreçlerinde etkin olarak var olması gerçekleştirilemeden bir ülkede demokrasi vardır diyemeyiz. Ve bizim hedefimiz bunu gerçekleştirerek cumhuriyeti taçlandıracak demokrasiye işlerlik kazandırmaktır.

Yerel yönetimler ve yerel siyaset bunun ilk adımı olacaktır. Biz öyle adımları atmaya başlamıştık. Bugün aramızda da olan bir topuklu efemiz var. Aydın Belediye Başkanımız sevgili Özlem Çerçioğlu. Onunla beraber güzel bir örneği gerçekleştirdik. Bundan sonra inanıyorum ki pek çok güzellik Türkiye için aydınlık kadın liderlerin yönetimindeki yerelde gerçekleşecek başarılarla taçlanacaktır. Kadın dostu olan yerel yönetim anlayışında kadın eli değmiş olan karar mekanizmaları olmazsa olmaz şartımız olacaktır. Bu temsildeki kadın artışının demokrasiye sağlayacağı katkıları da hiçbir zaman göz ardı etmeyeceğiz.

Ülkemizin, insanımızın ve toplumumuzun AKP iktidarında hukuksuzluktan, adaletsizlikten, işsizlikten ve yoksulluktan, yolsuzluktan aşırı bir yorgunluğu ve bunalmışlığı var. Başta seçilmiş milletvekilleri olmak üzere yazarlarımız, çizerlerimiz, aydınımız, siyasetçimiz, bilim adamımız, askerimiz hak ve hukuktan yoksun bırakıldı. Emek dünyası kuşatıldı. Kadınlarımız ise kadın – erkek eşitliğine inanmayan, kadını ikinci sınıf gören AKP zihniyetiyle karşı karşıya kaldı. Ancak biz Cumhuriyet Halk Partili kadınlar olarak tüm bu olumsuzluklara rağmen umutsuz değiliz. Geleceğe güvenle bakıyoruz. Çünkü birbirimize güveniyoruz, birbirimize inanıyoruz. Çünkü sizler emeği sömürülen, şiddete maruz kalan, çalışma hakkı elinden alınan, evlere hapis edilmek istenen her kadınında umudusunuz. Bugün Türkiye’de zamanın kadınlar için tersine aktığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Gerçeklerin özgür olmadığı bir ülkede özgürlüğün gerçek olması şansı var mıdır acaba? Çalışan kadının kocasının emrinde olmayı uygun bulmuyor ama patronuna himayeti haysiyetine uygun buluyor diyebilecek kadar haysiyet cellatlığı bir kişinin kadın çalışanlarında verdiği vergilerle yayın yapan devlet televizyonu TRT’de muteber yorumcu olarak nefret söylemine devam etmesini bu iktidar ortaya koyuyor. Aynı zat ben kendi ayaklarımın üzerinde dururum, kadının ekonomik açıdan hürriyeti gibi aldatmacalardan vazgeçilmesi lazımdır sözlerini de aslında bu zihniyetin şecaat arz ederken sirkatini söylemesi olarak görmek net olarak ortada. Bu kişiyi konuşturan iktidarın zihniyeti kadınları demokrasi ve özgürlüğün kutsal anlamına sığınarak ayrıştırma çabası içine girmek demektir. Temel ilkesi adalet olan hukuk düzeni kurallarının geçerli olmadığı yönetimlerde kendini padişah zannedenler egemen olmaya heveslidirler. Ama bu heves demokrasinin gücüyle olduğu yerde kalmaya ve oradan da yok olmaya mahkumdur.

Haklara kendi ideolojik penceresinden bakanlar özgürlüğün evrensel resmini hiçbir zaman göremezler. Demokratik anlayışı yaşatmak için başkalarının görüşlerini anlama yeteneği ve nefret beslemeden düşünebilmekle bunun mümkün olduğunu içine sindiremeyenler toplumun içinde birbirinden ayrı taraflar yaratma arzusunda olanlardır. İnsanlık acıyı çektiren değil, acıyı paylaşan olmayı bilmek demektir. Bugün unutulmamalıdır ki Ortadoğu’da kendi hırsları için o bölgeyi kan gölüne çevirenler masum insanların ölümü pahasına dünyayı açılarından kazanma hevesindedirler. Ama bütün dünyayı kazansalar da o masumların kanı ellerinde oldukça neye yarayacaktır. Ve unutulmamalıdır ki, insanların hiçbir amacı barıştan daha değerli değildir.

Değerli dostlarım, sizler merdiven altı atölyelerde 14 – 16 saat çalışan, aynı işi yaptığı erkek arkadaşlarından daha az ücrete mahkum edilen birey olması, sosyal hayatın içinde özgürce yaşaması engellenen kadınların, o kadınların hayallerinin, beklentilerinin, umutlarının ve rüyalarının da temsilcilerisiniz. Hep beraber bu görevi yapıyoruz. Cumhuriyet devrimiyle kadına seçme ve seçilme hakkını veren aydınlanmanın mimarı başta Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını şükranla anarken bugünde yeni devrimlerin, yeni hedeflerin uygulayıcısı olarak her kademede %33 cinsiyet kotasıyla bizlere olduğu kadar erkeklere de yönetimde yer açan Cumhuriyet Halk Partisinin bir yönetici kadını olarak sizlerin şahsında dünyanın neresinde yaşıyor ve hangi din, hangi ırk, hangi dil, hangi mezhep ve hangi renkten olursa olsun tüm kadınlara buradan merhaba deyip sevgiler yollamak istiyorum.

Türkiye’nin aydınlık geleceği için kadınların önümüzdeki yerel seçimlere gerek siyasi başarıları, gerekse oylarıyla damga vuracaklarına inancım sonsuzdur. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş sürecinde tarih yazan kadınların önümüzdeki yerel seçimlerde de cumhuriyet kadınının gücünü herkese göstereceğine tüm kalbimle inanıyorum. Ve inanıyorum ki, Cumhuriyet Halk Partili kadınlar tekrar tarih yazacaklardır. Ve o tarihi yazacak kahraman Cumhuriyet Halk Partili kadınlar sizleri canı gönülden selamlıyor, bizlere iktidar yolunu açacak olan kurultayımıza başarılar diliyorum. Ve burada olmaktan, bu kurultayda değerli arkadaşlarımla beraber kurultaya hep beraber divan yönetimi olarak görev yapmaktan onur duyuyorum. Ve son sözlerimle şunu söylemek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi köklerinde baktığınız zaman Kuvva-i Milliye’yi, Müdafaa-i Hukuku taşıyan ve ilk kongresi Sivas Kongresi olan partidir. Cumhuriyet Halk Partisi iktidar rantlarını paylaşmak için otel lobilerinde kurulmamış, kökünde ulusal kurtuluş mücadelesi olan partidir. Ve Cumhuriyet Halk Partisinin kadınları bu inançla ve ilkeyle ülkenin aydınlık yarına gitmesi için mücadelesini sürdürecektir. Biraz önce Türkiye coğrafyasında filizlenen ve gerçekten aydınlık ışığı bizlere büyük bir coşkuyla yaratan Cumhuriyet Halk Partisi kadın örgütüne, Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kuruluna, Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanına, eskiden bugün görev yapan tüm Cumhuriyet Halk Partili kız kardeşlerime sizinle olmak, sizinle yürümek, sizinle gerekirse ölmeye hazırım demek istiyorum!

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun diyorum.

    Cuma, 04 Ekim 2013 15:41

Bağlantılı Konular