"Fezlekeleri geciktirerek ne yapmak istiyorlar?"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Meclis Başkanı Cemil Çiçek ile görüştükten sonra basın açıklaması yaptı.

Değerli basın mensubu arkadaşlarım, öncelikle bugün Altındağ’da bir kentsel yıkımdan dolayı onlarca yurttaşlarımızın göçük altında kaldığı bilgisini aldık. Umut ediyorum ki bir acı haber gelmez. Kentsel yıkımın son halkası değil, uzun süredir benzer olaylar olmuştu. Bir tanesi de bugün yaşanıyor.

İkincisi, bugün Gezi olaylarında hayatını kaybeden bir şehit kardeşimiz Ali İsmail Korkmaz. Ali İsmail korkmadı ama Tayyip Bey'in devleti ne yazık ki korktu. Yaralı, yüreği parçalanmış bir anneyi bile duruşma salonuna alamayan bir devlet anlayışını şiddetle kınıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün Sayın Başkanımızı ziyaret ettik. Uzun süredir kendisini ziyaret edeceğimi söylemiştim. Elbette biraz sonra onunla ilgili sorularınız olursa ona da cevap vereceğim ama şunu söyleyeyim. Bir nezaket ziyareti olduğunu da ifade etmek istiyorum. Tabii
bu nezaket ziyaretinde elbette Türkiye’nin çok ciddi meseleleri, sorunları da konuşuldu. Örneğin tezkere meselesi. Hepinizin hatırlayacağı Sayın Genel Başkanımızla Silivri dönüşümüzde 24 saat sonra tezkere TBMM’ye gelmişti. Doğrusu tabii sadece ben değil, Türkiye’de bütün yurttaşlarımızın merakla sorduğu bu tezkereler neden parlamentoya gelmiyor? Bunun nedenlerini elbette sorduk. Bu sorunun Sayın Meclis Başkanından kaynaklanmadığını da biliyoruz. Önümüzdeki günlerde tezkerelerin ivedilikle parlamentoya gelmesi için Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları ve Kadın Kollarımız Adalet Bakanlığı'nın önünde tezkereler meclise gelene kadar büyük olasılıkla eylemler yapacaklardır. Fezleke pardon çok özür diliyorum. Fezlekeler.

Değerli arkadaşlar, olağanüstü hal dönemi yaşıyoruz. Sadece yasası yok, uygulamaların tamamına baktığınızda geçmiş dönemde doğuda, güneydoğudaki olağanüstü hal dönemlerindeki uygulamalar neyse bugünkü uygulamaların tamamı, hatta daha ötesinde bu uygulamalarla karşı karşıyayız. İşte biraz önce Kayseri örneğini gösterdim. Yine keza bakanların çok somut, eğer gerçekten bu bakanlarla ilgili iddialar doğru değilse bu bakanları niye görevden aldınız? Görevden aldığınıza göre herhalde bununla ilgili ciddi sorunların olduğu da belli. Kamuoyuna yansıyan tapeler, telefon konuşmaları, uygulamalara baktığınızda geçmiş dönemdeki 90’lı yıllarda Güneydoğu’da valilerin uygulamalarına baktığınızda aynı uygulamaları bugün görebilirsiniz. Faili meçhul cinayetlerin ihbarları olmasına rağmen, savcının tespitleri olmasına rağmen bunların hepsi kapatılmıştı. Polislerin, kamu görevi yapan insanların 24 saat içerisinde nasıl darmadağın edildiğini hepimiz biliyoruz. Ne fark ediyor şuanda? Sadece parlamentoda alınmamış bir karar ama uygulamaların tamamı olağanüstü hal uygulamaları.

Değerli arkadaşlar, aslında yine bu çatının altında hepinizin hatırlayacağı iki yıl önce İstanbul’da imar çetesi, beton lobisinin yolsuzluk haritasını sizlerle burada paylaşmıştım. Ve bunu söylerken de bunun için savcı, bunun için hakim, bunun için istihbaratçı, bunun için polis olmaya gerek yok. Biz Çin değiliz. Sonuç itibariyle 76 milyonluk bir ülkeyiz hepimizde birbirimizi çok iyi biliyoruz. Buradan kamuoyuna bir çağrıda bulunmak istiyorum. Savcılar, polisler, paralel örgütlenmeler, bunların hepsini bir tarafa bırakalım biran bunları doğru varsayalım. İktidarın iddialarını doğru varsayalım. Bir tek bir şey istiyorum. İranlı işadamı Rıza Sarraf, Sarraf’ın ofisine gelen giden siyasetçilerin hemen onun önündeki mobese sistemini kamuoyuna açıklayalım kimler girmiş, kimler çıkmış. Hayırdır burası türbe mi? Ne işiniz var buralarda? Bakanların, belediye başkanlarının, siyasetçilerin, milletvekillerinin yolgeçen hanı olarak kullanmış olduğu bu mobese sistemini kamuoyuna açın iddialarınızın tamamını doğru varsayacağız. Çok zor bir şey değil. Hem binanın girişindeki yani binanın akıllı binadır. Binanın girişindeki giriş çıkışlar belli. Aynı zamanda hemen yanı başında devletin kullanmış olduğu 3 – 4 noktada mobese sistemleri var. Açalım bunları halka.

Değerli arkadaşlar, özellikle son dönemlerde tapeler, telefon dinlemeleri, telefon konuşmaları gerçekten Türk siyasetinin ne kadar kirlendiğini, ne kadar çamura battığını da gösteriyor. Bir siyasetçi olarak utanç duyduğumu da ifade etmek istiyorum. Sözde milletin iradesini buradan temsil edeceğiz, milletin haklarını buradan savunacağız diye geldik. Ama ne yazık ki bırakın milletin haklarını savunmayı kendi haklarımızı savunabilecek durumda bile değiliz.

Bütün bunları kamuoyuyla paylaşmak istedim. Sayın Başkan deneyimli, tecrübeli bir siyasetçidir. Elbette sizinle paylaşamayacağım çok önemli şeylerde konuştuk. Ama umut ediyorum ki önümüzdeki süreçte bütün bu olup bitenler bir şeye vesile olabilir. Kirlenmiş Türk siyasetini arındırır diye umudum var. Bu umudumu devam ettirmek istiyorum.

Çok teşekkür ediyorum. Sorusu olan arkadaşlarımızın da sorularına cevap vereceğim.

Soru: Fezlekelerden bahsettiniz. Hafta sonu adı geçen bakanlardan bazıları kameraların karşısına geçti ve biz aklanıp karşınıza geleceğiz dedi. Bir taraftan onların böyle bir beklentisi, açıklaması var. Diğer taraftan gelmeyen fezlekeler var. Nasıl görüyorsunuz çelişkiyi?
Gürsel Tekin: Biraz önce ifade ettim. Yani olağanüstü hal dönemi yaşıyoruz. Değerli arkadaşlar, Sayın Kılıçdaroğlu’nun fezlekesi 24 saat değil, 12 saat sonra geldi. Sayın Kılıçdaroğlu’nun fezlekesinin içeriği yolsuzluk değil, rüşvet değil, aldı verdi değil, sadece düşüncesini ifade ettiği için Sayın Kılıçdaroğlu’nun fezlekesi jet hızıyla geldi. Ve Sayın Kılıçdaroğlu’da gereğini yapın dedi. Bir siyasetçinin yapması gerekende budur.

Şimdi doğrusu bu fezlekeleri geciktirerek ne yapmak istediklerini ben merak ediyorum. Yani daha sonra Sayın Bakan düzeltti bu inceliyoruz demişti. Değerli arkadaşlar Adalet Bakanının gelmiş ya da gelecek fezlekeleri inceleme yetkisi yoktur. Bu fezlekelerin ivedilikle parlamentoya gelmesi lazım. Çok ivedilikle.

İki; oluşabilecek fezlekeler ya da oluşmuş fezlekelerinde gelmesi gerekiyor. Bu soruşturmalar sadece bu noktada değil. Birçok siyasetçi ve birçok bakanla ilgili çok önemli iddialar var. Yani bunları kapatmamız mümkün değildir. Umut ediyorum ki, en kısa süre içerisinde bu fezlekeler gelecektir. Aksi takdirde bu fezlekelerin gelmesi için Cumhuriyet Halk Partisi olarak kamuoyuna daha çok dillendireceğiz. Belki çeşitli bölgelerde de bunlarla ilgili eylemlere de başvuracağız demokratik eylemlere.


Soru: CHP’nin, Gürbüz Çapan’ın özellikle bu cezası onanmasından sonra aday değişikliğine gidileceği şeklinde haberler var. Avukatıysa herhangi bir engel olmadığı şeklinde açıklamaları var. İddialar doğrumu?
Gürsel Tekin: Hiç bilmiyorum. Sadece bugün gazetede okudum. Bilgi sahibi değilim. Elbette onlar incelenecek, bakılacaktır.

Soru: Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, yeniden yargılama, uzun tutukluluk süreleriyle ilgili. Onlarla ilgili çalışmalar yürütülüyor. Şöyle iddialarda var. Bu tür özel yetkili mahkemeler kaldırılmasıyla yeniden yargılamaların tekrar yapılması anlamında yolsuzluk ve rüşvetin önünü kapatmak için iktidarın böyle bir yönteme başvurduğu, gündem değiştirmek amaçlı olduğu. Siz bu iddialara katılır mısınız?
Gürsel Tekin: Değerli arkadaşlar, bir siyasetçi olarak TBMM çatısının altında olağanüstü hal dönemine girdik dememiz benim yüreğimi sızlatıyor. Olağanüstü hal dönemlerinde ihtiyaca göre kanun yapılır. Bugünkü iktidarın talebi daha demokratik bir hukuk anlayışı değil, ihtiyaç duyduğu için özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını istiyorlar. Bu özel yetkili mahkemelerin başsavcısı Sayın Başbakan değil miydi değerli arkadaşlar? Bu özel yetkili mahkemeler hiçbir demokratik, hiçbir hukuk ülkesinde olmaması gerektiğini söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi değil miydi? Sayın Başbakan hayır bu bir ihtiyaçtır ve ben bu özel yetkili mahkemelerinde başsavcısıyım diye ifade etmişti. Şimdi bunu elbette bu düzenlemeler olacak. Cumhuriyet Halk Partisi dün ne demişse bugünde aynısını söyleyecek. Ama öncelikle yapılması gereken bu soruşturmaların sağlıklı yürümesi gerekiyor. Bu soruşturmalar bitmeden sadece buradan işte özel yetkili mahkemeler, yok hakimler savcılar kurulunu değiştireceğiz. Hakimler savcılar kurulunun değişmesi gerektiğini biz defalarca ifade ettik. Bu kurulun içinde siyasetin olmaması gerektiğini biz ifade ettik. Sonuç itibariyle bunun büyük bir sorun yaratabileceği, bu büyük bir felaket yaratılabileceğini ifade ettik ve sonuçta da Sayın Bozdağ’la ilgili İzmir olayına baktığımızda bunun çok kabul edilemeyecek bir sorun olduğunu hepimiz gördük. Demek ki ne yapılacaktır? Hukuku siyasetten arındıracağız. Hayır ne yapalım? Şimdi biz ihtiyaç duyduk. Bizim ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek bir hukuk anlayışını getiriyoruz. Ana muhalefet sizde gelin bize destek olun, bu suçlarımıza ortak olun. Hiç kimse bunu bizden beklemesin. Evrensel hukuk istiyorsanız hodri meydan buyurun gereğini yapalım. Hayır nasıl yapacağız? Efendim RTÜK gibi yapacağız. Bizim rozetli çocuklarımız orada olacak, rozetli çocuklarla biz hukuku dağıtacağız. Bu kabul edilebilir mi?

Soru: Hükümetin bu 7,5 yıla indirilmesi tutukluluk konusundaki sizin CHP olarak öngörüleriniz nedir?
Gürsel Tekin: Arkadaşlarımız görüşmeleri yapıyor. Onunla ilgili daha şuanda herhangi somut bir şey yok.

Soru: Başkanla görüşmede Umut Oran olayı gündeme geldi mi?
Gürsel Tekin: Tabii ki onu da görüşeceğim.

Soru: Aynı soruyu soracaktım. Umut Oran olayını nasıl karşılıyorsunuz bu talebi?
Gürsel Tekin: Değerli arkadaşlar, Türkiye’de basının, medyanın yaşadığı sıkıntıları hepiniz çok iyi biliyorsunuz. 2005 yılında Sayın Başbakan Türkiye’de e devlet oluyoruz. Yani elektronik devlet oluyoruz ve bilgi çağına girdik demişti. Şimdi insanların en doğal iletişim haklarını kaldırırsanız bu olağanüstü halin ötesinde diktatörlüğe ve otoriterliğe gider.

Şimdi hele bir milletvekilinin soru önergesini yani birileri benim soru önergemi herhangi bir haber sitesi haber yaptı diye buna hukuku kullanmadan yasak getiriyorum demesi ancak işte Diyarbakır’da, Mardin’de, Şırnak’taki uygulamaların benzeridir. O dönemde işte gazeteyi kapattım, televizyonu kapattım. Onu şunu yaptım, bunu yaptım. Bu kapatmalarla, bu baskılarla bunun önüne geçmemiz mümkün değil. Hadi diyelim ki burayı biz kontrol altına aldık. Siz demediniz mi ya biz küresel ülke olduk. Küresel ülke dünyayla entegre olmuş Almanya’yı nasıl durduracaksınız, İngiltere’yi, Bulgaristan’ı, Yunanistan’ı. Hemen yanı başımızda biz orayı nasıl kontrol edeceğiz? Nasıl kontrol edeceksiniz? Hadi burayı ettiniz. Bu kabul edilecek bir anlayış değildir. Bu yanlışı gidecekler herhalde büyük olasılıkla o gözüküyor.

Soru: Sayın Meclis Başkanının tepkisi ne yönde oldu?
Gürsel Tekin: Tabii Sayın Başkanın yani haklı olarak TBMM sitesinde var yani bu çok doğru bir anlayış olmadığını o da ifade ediyor. Dinlemelerle ilgili pardon bir şey sordunuz.

Soru: Dinlemeler konusunda...
Gürsel Tekin: Yine dinlemeler deyince tabii Sayın Başbakan'ın ismini zikretmemek mümkün değil. Ben 1,5 yıl önce soru önergesi verdim. Sadece muhalefet değil, Başbakan'da dinleniyor diye. Bu konuda uzun süre sessiz kaldılar. Daha sonra nasıl olduysa Sayın Başbakan kendisi ifade etti evet dinleniyorum. Sayın Başbakan'ı dinleyenlerle ilgili herhangi bir soruşturma açıldı mı? Yani bir Başbakan kendisi itiraf ediyorsa ve ona rağmen bir soruşturma açılmamışsa bu çok manidar.

İki; Cumhuriyet Halk Partisi'
nin dinlendiğini, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin dinlendiğini, MHP milletvekillerinin takip altında olduğunu gazetelerin yazmasına rağmen iktidar yetkililerinin bir tanesi sanki iktidar değiller, Türkiye’yi yönetmiyormuşlar gibi bir tanesi ya ne demek kardeşim bu ülkede milletvekilleri dinlenebilir mi, takip edilebilir mi? Bir demeç bile vermediler. Yani bırakın kınamayı bir demeç bile vermediler. Kaldı ki yani sonuç itibariyle 76 milyonun güvencesi yürütmedir. Bu yürütme sadece kendisiyle meşgul olacak değil. Ve Sayın Başbakan çok enteresan bir cümlede etmişti yine Sayın Genel Başkanımızla ilgili. Nefesini bile dinliyorum. Sayın Kılıçdaroğlu’nun nefesini dinlesen ne olur? Sayın Kılıçdaroğlu uygulamanın başında değil, ihale vermez, ihale almaz, gazete satışları yapmaz, onu yapmaz. Dinlersiniz boşu boşuna dinlemiş olursunuz ve zaman kaybı olur. Demek ki şimdi size dokununca şimdi feryat ediyorsunuz. Gerçekten bu kamuoyuna yansıyan bu tapelere baktığımızda hepimiz dehşete kapılıyoruz. Doğrusu bu konuda bu saate kadar kimsenin bir açıklaması yok. Örneğin Sayın Genel Başkanımızın salı günkü grup toplantısında iddiasına halen bir cevap verilebilmiş değildir 100 milyon dolarla ilgili. Herhalde bunu sürekli soracağız. İnşallah bu işin muhatapları da bir cevap verir diye düşünüyorum.

Hepinize çok teşekkür ediyorum, iyi günler diliyorum.

    Pazartesi, 03 Şubat 2014 17:10
Yandex.Metrica