Gürsel Tekin, benzin zammının iptali için Danıştay'a başvurdu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel  Tekin “AKP’nin  vatandaşdan aldığı paralarla kendi çarkını çevirdiğini” söyledi.

Tekin,  ” İktidar Milletinin cebinden elini çekmeden, utanmadan ekonominin iyiye gittiğini söylüyor. Ama gerçek ortada” dedi


Gürsel Tekin’in Danıştay’a başvurusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal devlet olduğu hatırlatıldı ve  herkese insan onuruna yaraşır asgarî bir hayat seviyesi sağlanması gerektiği belirtildi.

-“3 Y ile, Yolsuzluk, yoksulluk ve yasakları ortadan kaldırma iddiasıyla gelenler 3 Z batağına düşüp,  Zam, zulüm ve zindan girdabında vatandaşa dünyayı dar ediyorlar” diyen Gürsel Tekin imzasıyla Danıştay’a yapılan başvuru şöyle ;

DANIŞTAY İLGİLİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA

Yürütmenin durdurulması istemlidir.

DAVACI: Gürsel TEKİN ( T.C. Kimlik No: 43994042724)

TBMM A Blok 2.Kat, 3. Banko No.7

Çankaya / ANKARA

DAVALILAR:

1-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

2- Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu

Muhsin Yazıcıoğlu Cad. No:51/C 06530

Yüzüncüyıl / Ankara

KONU:17.07.2013 tarihi itibariyle uygulanan benzin zammına ilişkin düzenleyici işlemin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve yargılama sonucunda işlemin iptali talebimizin sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR:

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından benzin fiyatına 17.07.2013 tarihi itibariyle zam yapıldığı açıklanmıştır. İdarenin bu düzenleyici işlemi hukuka ve hakkaniyete aykırı olup iptali gerekmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal Devlet, devletin sosyal barışı ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla sosyal ve ekonomik hayata aktif müdahalesini gerekli ve meşru gören bir anlayış olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle sosyal devlet, herkese insan onuruna yaraşır asgarî bir hayat seviyesi sağlamayı amaçlayan bir devlet anlayışı olarak tanımlanabilir. Bakanlık ve Kurumun yapmış olduğu bu zam sosyal devlet anlayışına aykırıdır.

Anayasa Mahkemesinin 16-27 Eylül 1967 tarih ve K.1967/29  sayılı Kararında sosyal devleti şu şekilde tanımlanmıştır: “(Sosyal devlet) ferdin huzur ve refahını gerçekleştiren ve teminat altına alan, kişi ve toplum arasında denge kuran, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayan, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadî ve malî tedbirler alarak çalışanları koruyan, işsizliği önleyici ve millî gelirin adalete uygun biçimde dağılmasını sağlayıcı tedbirler alan adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini yükümlü sayan, hukuka bağlı kararlılık içinde ve gerçekçi bir özgürlük rejimini uygulayan devlet demektir.

Anayasa Mahkemesi 26 Ekim 1988 tarih ve K.1988/33 sayılı Kararında da sosyal devleti şöyle tanımlamıştır: “Sosyal hukuk devleti, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin, tüm kurumlarıyla Anayasa’nın sözüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını gerekli kılar. Hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir. Anayasa’nın Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer verdiği sosyal hukuk devletinin dayanaklarından birini oluşturan sosyal güvenlik kavramının içerdiği temel esas ve ilkeler uyarınca toplumda yoksul ve muhtaç insanlara Devletçe yardım edilerek onlara insan onuruna yaraşır asgarî yaşam düzeyi sağlanması, böylece, sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkelerinin gerçekleşmesine elverişli ortamın yaratılması gerekir.

Petrol Piyasası Kanunu 10. Maddesine göre; “Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden “Piyasa Fiyatı” fiyat olarak kabul edilir.

Bu piyasa fiyatı, Türkiye’de üretilen ham petrolün Türkiye içinde veya dışında en yakın erişilebilir dünya piyasasında, evsaf ve izafi ağırlık bakımından normal olarak mutat ayarlamalara göre tespit edilmiş emsal petrolün belirlenen serbest rekabet fiyatına, aynı evsafta ham petrolün dünya piyasasından Türkiye’de teslim yeri olan limana veya rafineriye kadar getirilmesi için gerekli bütün giderlerin yarısının eklenmesi ve fakat Süveyş Kanalı geçişi ile Batman veya civarında üretilen ham petrolün Batman rafinerisinde oluşan piyasa fiyatına Batman-Dörtyol Boru Hattı geçiş ücreti hariç oluşan fiyat veya erişilebilir dünya piyasası mevcut olmadığı takdirde üretici tarafından Türkiye’de teslim edildiği yerde vergiler hariç fiilen uygulanan satış fiyatı olarak kabul edilir.”

Ülkemizde ise akaryakıt fiyatları hiçbir piyasa ile denk düşmemekte ve dünya piyasalarında rekor fiyatlarda seyretmektedir. Ekonomik krizi büyük etkileriyle yaşayan Yunanistan’da dahi benzin fiyatı Türkiye’deki fiyatın çok altındadır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; 2004 yılında 5 milyon 400 bin 440 olan trafiğe kayıtlı otomobil sayısı 2013 Mayıs itibarıyla yüzde 65 artarak 8 milyon 927 bin 701 e ulaşmıştır. Bu araçların yüzde 41,3ü LPG li, yüzde 32,6 sı benzinli, yüzde 25,5i dizel yakıtlıdır. 2004 yılından bu yana benzinli araçlar yerini hızla LPG’li ve Dizel araçlara bırakmaktadır. Akaryakıta art arda gelen fahiş zamlar taşımacı esnafın belini büker haldedir. Hem vergilere hem akaryakıta yapılan zamlar sonucu 5-TL’yi aşan benzin fiyatı toplum üzerinde travmalara yol açmaktadır.

Türkiye’nin enerji konusunda birçok problemi olmasına rağmen, öne çıkan sorun dışa bağımlılıktır. Türkiye’nin giderek artan birincil enerji ihtiyaçları karşısında uygulanan yanlış politikalar, yerli kaynakların hizmete alınamayışı enerji arzında dışa bağımlılığı artırmakta ve herhangi bir siyasi ve ekonomik kırılganlıkta Türkiye, dolaylı olarak da biz vatandaşlar etkilenmektedir. Enerji politikalarındaki istikrarsızlık, ekonomik krizin gelecek 10 yıl çerçevesinde ülke üzerindeki etkilerinin tahmin edilemezliği, yüksek oranlarda tabii kaynaklara uygulanan zamlar, katma değer vergisiyle birlikte vatandaşlar üzerinde maddi külfet haline gelmektedir.

Son günlerde Başbakan ve Bakanlar tarafından yapılan açıklamalarda Türkiye ekonomisinin günden güne güç kazandığı, istikrar sağladığı vurgulanmaktadır. Bu açıklamaların gerçeğe aykırılığı, kurumun düzenleyici işlemleri ile enerjiye yapılan zamlarla açıkça ortaya çıkmaktadır.

Maaşlara yapılan zam %4’ü geçmezken akaryakıta her gün bir yenisi gerçekleşen zamlar ölçülülük ilkesine tamamen ters düşmektedir. Ölçülülük ilkesinin temelinde hukuki ilişkilerin adaletli, dengeli ve ölçülü bir şekilde düzenlenmesi düşüncesi yatmaktadır. Ölçülülük ilkesinin temelinde yatan bu düşünce, hukukun kendisi kadar eskidir. Ölçülülük ilkesi, araç ve amaç ilişkisi ile ilgilidir. Bir başka deyişle, yasa koyucu veya idare tarafından kullanılan aracın, ulaşılmak istenen amaca erişmek için elverişli ve gerekli olup olmadığı, başvurulan aracın ulaşılmak istenen amaçla ölçülü bir orantı içinde bulunup bulunmadığı sorunu ile ilgilidir. Bu temel ilke göz önüne alındığında idarenin söz konu düzenleyici işleminin ilkeyle bağdaşmadığı açıktır. Açıklanan enflasyon oranları ile fahiş zam oranları arasındaki fark dikkate alındığında yapılan zam uygulamalarının ölçülülük ilkesi ile bağdaşmadığı açıkça ortadadır.

Öncelikle zamdan doğrudan etkilenen bir vatandaş olmam sonrasında ise; Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili olmam dolayısıyla İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen “ menfaati ihlal edilenler” sıfatına haiz olup, söz konusu idarenin düzenleyici işleminden doğrudan zarar gördüğüm için aktif dava ehliyetleri mevcuttur. Hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak yapılan benzin zammının iptali için dava açma gereği doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: Anayasa, IYUK, Danıştay Kanunu, Petrol Piyasası Kanunu ve tüm ilgili yasal mevzuat

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Enerji Piyasası Denetleme Kurumu’nun 17.07.2013 tarihi itibarıyla benzine zam uygulanmasına ilişkin düzenleyici işleminin, öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve yapılan yargılama sonucunda işlemin iptaline, yargılama giderleri davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 19.07.2013”

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 19 Temmuz 2013 12:42
Yandex.Metrica