"Yarın olası bir faciada depremin fıtratında var demeyin!"

Gürsel Tekin, "İstanbul'da 500'e yakın kamu alanı deprem dönüşümü ve kentsel dönüşümün dışında bırakıldı. Tamamen yandaşların, havuz sermayesinin, AVM'lerinin ve rezidanslarının oldu." dedi.

Marmara'da peş peşe meydana gelen 4.4 büyüklüğündeki depremlerin ciddiye alınması gerekiyor. Deprem gerçeği adeta unutulmuş gibi görünüyor. 1999 Depremi'nin üstünden 17 yıl geçmesine rağmen, elle tutulur, gözle görülür tek bir somut proje ortaya konamıyor. Cuma sabahı olan depremin öncü olup olmadığına bilim insanları karar verecek. Bu deprem belki öncü değil ama haberci... Yaklaşan tehlikenin habercisi.

AKP iktidarı, 14 yıldan bu yana Türkiye'yi yönetiyor. 17 Ağustos depreminin üzerinden ise 17 yıl geçti. Geride kalan 14 yıl içinde depremin yıkıcı etkilerine karşı tek bir önlem dahi alınmadı. Bırakın önlem almayı, Ulusal Deprem Konseyi bile bir gecede lağvedildi. Bilim insanlarımız adeta kapının önüne konuldu. Sanki Türkiye’de bir deprem gerçeği ve tehlikesi yokmuş gibi, bu konuda çalışma yapan bilim insanlarımızın çalışmaları kendilerine haber dahi verilmeden sonlandırıldı.

1999 depremi sonrası İstanbul'da belirlenen yaklaşık 11.000 dönüm "deprem sonrası toplanma alanının" büyük çoğunluğunun imara açıldı ve yandaşlara peşkeş çekildi. Türkiye'nin %66'sı fay hatları üzerinde yaşamakta. DSP Hükümeti döneminde çıkarılan ‘deprem vergisi’ kapsamında vatandaşlar bugüne kadar 69 milyar lira ödedi. Kamu arazileri deprem dönüşümü kullanımı için ayrıldı.

Ne yazık ki, AKP iktidarı topladığı vergileri duble yollar için harcadı. 69 milyar dolar vergi ranta dönüştürüldü. Başka bir ülkede bu durum büyük bir suçtur. İnsanlarımız doğal afet kurbanı değil rant kurbanı oldu, olacak! Bugün İstanbul'da belirlenen deprem toplama alanlarının yandaşlara nasıl peşkeş çekildiğini görüyoruz.

İstanbul'da 500'e yakın kamu alanı deprem dönüşümü ve kentsel dönüşümün dışında bırakıldı. Tamamen yandaşların, havuz sermayesinin, AVM'lerinin ve rezidanslarının oldu.

14 yıldır hükümet olan AKP afet ve deprem risklerinin azaltılmasına yönelik gerekli yasaları düzenlemedi ve eksikliklerini gidermedi. Mevcut İmar Yasası, Afet Yasası, Yapı Denetim Yasası, Zorunlu Deprem Sigortası Yasası ile deprem riskleri azaltılamaz. Risklerin önlenmesi ve azaltılması hedefine yönelik düzenlemelere geçilmesi ciddi bir zorunluluktur.

17 Ağustos Büyük Marmara Depremi'nin üzerinden tam 17 yıl geçmesine rağmen, Türkiye hâlâ 20 yıl önc, 18 Nisan 1996 tarihinde yürürlüğe giren, hem güncelliğini hem de işlevini yitiren Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasını kullanmakta.

2009 da kurulan AFAD hala yara sarma ve müdahale ağırlıklı bir misyonda kalmıştır.

İstanbul Deprem Master Planı ve 2004 yılında yapılan Deprem Şurası kararları rafta kaldırılmıştır.

Ulusal Deprem Konseyi de kaldırıldığına göre, deprem ülkemiz için tehlike olmaktan çıkmış mıdır? Bu karar Deprem Şurası kararlarını hiçe saymak değil midir?

Yapılması gerekenlerin bir an önce hayata geçirilmesi ve olumsuzlukları yok etmek için iktidarı ve yetkilileri bir kez daha duyarlı olmaya ve bir an önce söylenenleri dikkate almaya çağırıyoruz. "Çılgın projeler" ile meşgul ettiğiniz gündemi akılcı projeler ile telafi etmenizi istiyoruz.

Uyarıyoruz; yarın meydana gelecek herhangi bir olayda "depremin fıtratında var" demeyin!

    Pazar, 26 Haziran 2016 15:19
Yandex.Metrica