Gürsel Tekin Best FM'e konuk oldu

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin Best FM'in konuğu oldu ve gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Dış politikada yaşananları değerlendiren Gürsel Tekin şunları söyledi:

"Bizim toplumsal olarak şöyle bir alışkanlığımız var; hep sonucu tartışırız. Ne oldu da buraya geldik hiç tartışmayız. İzin verirseniz bir kaç şey söylemek istiyorum. Dünyanın birçok yerinde anayasalarda üç madde vardır, yasama yürütme, yargı ve dördüncü kuvvet olarak her ne kadar anayasada öyle tarif edilmemiş olsa da dördüncü kuvvet basın ve medya özgürlüğüdür derler. Basın  ve medya özgürlüğü toplumun aynasıdır. Şimdi bazen televizyona bazı yalamalar çıkıyor, kusura bakmayın demek zorundayım üzerine alınan da alınsın. İktidara bir şey söylemenin bedeli çok ağırdır, söyleyemiyorsunuz. Patronsanız vergi müfettişi gelir, baskılar olur, işinizden olursunuz. En kolay kim dövülebilir? E muhalefet dövülebilir. Muhalefeti dövmenin hiçbir bedeli yok. CHP'ye her şeyi söyleyebilirsiniz, MHP'ye her şeyi söyleyebilirsiniz. Hiçbir bedeli yok. Durum böyle olunca bu hadsizler sürekli şu cümleleri kuruyor; Türkiye'de iktidar sorunu yok muhalefet sorunu var. Şimdi bu ana muhalefet ne yapmış? Muhalefet görevi yapmış mı yapmamış mı bakalım. Yıl 2011. Bugün olduğu gibi terörün her gün can acıttığı, her gün şehitlerin geldiği bir dönemde Sayın Erdoğan'ın bütün nezaketsizliğine rağmen Sayın Genel Başkanımız 4+4+4 tartışmaları sürerken, Sayın Erdoğan'a, 78 milyon yurttaşımızı ilgilendiren bir eğitim sistemidir. Karşılıklı konuşalım dedi. Sayın Erdoğan buna karşılık dedi ki ben CHP ile görüşme yapmam benim için zaman kaybıdır dedi. Buna rağmen Sayın Genel Başkanımız terör ve Kürt sorunu hakkında ivedilikle bir şey yapmamız lazım. Bu yarın telafisi mümkün olmayan bir sürece götürebilir dedi. Yine Erdoğan ve şürekâsı, haram medyanın yazarları bu akil adamlar da neymiş falan diye alaycı bir tavırla CHP'nin önerilerini dikkate almadı. Şimdi ne oldu? Şimdi sadece AKP değil bütün siyasi partiler 2011 yılında CHP'nin terörle mücadele ve Kürt meselesi konusunda aynı noktaya geldi. Demek ki Cumhuriyet Halk Partisi görevini yapmış ve tüm bu belgeler de AKP Genel Merkezinde var.

Irak meselesi hatırlayacaksınız, 2003 yılında maalesef Irak operasyonuyla ilgili 1 Mart Tezkeresiyle 200bin başta Amerikalı olmak üzere asker bizim coğrafyamızda yerleşik hale gelecekti. Niye geleceklerdi? İnsanların açlığını, yoksulluğunu, sefaletini gidermek için mi? Hayır. Ortadoğu coğrafyasındaki enerji kaynaklarını nasıl ele geçirebiliriz diye. Cumhuriyet  Halk Partisi olarak biz o zaman yapmayın dedik. İtiraz ettik. İslam coğrafyasında çok ciddi sıkıntılar var, sorunlar var. 1450 yıl önce bir Kerbela yaşanmış hala acısı ortadayken bu sorunun bir parçası olmayın. Kaldı ki, savaş meydanlarında bu ülkeyi kuran Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü gibi insanlar şunu söylemiş, savaş meydanlarında acının ne kadar büyük olduğunu bildikleri için; "Savaş zorunlu olmadığı sürece cinayettir" denilmiş. Ve Irak operasyonu oldu oraya girildi, Türkiye onun bir parçası oldu. Tezkereyi geçiremediler ama AKP'nin alışkanlığıdır, dolaylı olarak biz o işin içinde olduk. Nasıl oldu bugün olduğu gibi hava üslerimiz yolgeçen hanına döndü, kapılarımız açıldı. Irak'la ilişkilerimiz bozuldu.

Biz yine kendimize görev edindik, biz sıradan bir siyasi parti değiliz, biz Türkiye'yi kuran siyasi partiyiz. Kendimize görev edindik, Irak'a gittik. Irak'taki görüşmelerimizin tamamını Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda yapılması gereken ne varsa bir rapor haline getirdik. İşleyişe bakın, iktidarın süreçle ilgili muhalefete bilgi vermesi gerekirken ana muhalefet daha sorumlu davranıyor. Tüm bu raporları dönemin Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu'na ilettik. Biz isterdik ki bu göndermiş olduğumuz raporlar için  Ana muhalefet bir hazırlık yapmış, bu raporlar Türkiye için yararlı mıdır değil midir bırakın bizi çağırmayı rapora bakmanız bile yeterli. 2013 yılında söylemiş olduğumuz ne varsa bugün doğru çıktı.

Hatırlarsanız, Sayın Erdoğan'la Esad Antep'te bir miting yaptı. Sayın Erdoğan, aynen şunu söyledi; "Biz kardeş halklarız, aradaki tel örgüleri kaldıracağız. Antep'teki kardeşimiz elini kolunu sallayarak Şam'a gidecek, Şam'daki kardeşimiz elini kolunu sallayarak Antep'e gelecek." Bunu referans kabul eden iş adamları da koşa koşa gittiler kimi otel yaptı, kim fabrika yaptı. Kime güvendiler bir ülkenin başbakanına. Aradan altı ay geçti, bilemedin sekiz ay. Sayın Erdoğan çıktı kim ne dediyse, 'Sabrımız taştı' dedi. Bir Suriye meselesi oldu. Tam o dönemde biz meselenin daha da büyümemesi için ne yapabiliriz diye, Suriye ziyaretimiz sonrası Sayın Erdoğan'a Suriye ile ilgili, çözüm ile ilgili övünerek söylüyorum sadece Türkiye değil bütün dünya Cumhuriyet Halk Partisi'nin önermiş olduğu çözüm noktasına geldi. Keşke Sayın Recep Tayyip Erdoğan bunları okuyabilseydi de bu ülkenin başı belaya girmemiş olsaydı."


2010 yılında hukuk tartışması var. CHP olarak dedik ki, 'referanduma gitmeyelim 24 maddeyi parlamentoda bütün siyasi partilerin oylarıyla geçirelim, yargı sistemiyle ilgili maddeleri aceleye getirmeyin bu çok tehlikeli. Hukuk sistemi hepimizin ihtiyacı olan bir şey'
Hayır dediler biz vesayet sisteminden kurutulacağız derken öyle bir noktaya geldik ki, yargı sisteminin Türkiye'de güvenilirliği %20. Siyasete güvenilirlik daha da az. Siyaset çürümüş. Cumhuriyet tarihinden bu yana hiçbir dönemde siyaset bu kadar itibarsız hale gelmemişti.

Paralel yapıydı, şuydu buydu ele geçirmişler. Bunlar zavallı. Yani ülkeyi yönetiyorsunuz, bir grup geliyor size rağmen ülkeyi ele geçiriyor. Bir cemaat sizi ele geçirebiliyorsa o zaman bu büyük ülkeler sizi toptan ele geçirebilir. Bu kaygılarımız da kafalarımızda soru işareti olarak kalmalı diye düşünüyorum. 17 aralık -25 Aralık ile ilgili 2011 yılında bir rant haritası açıkladım. Dedim ki 'Birçok Bakan çocukları var, Türkiye'ye rezil olursunuz.' Maalesef 17-25 Aralık'ta operasyonlar yapıldı ama yine ana boyutu ortaya çıkarılamadı." dedi.
 

Anahtar Kelimeler
    Cumartesi, 12 Aralık 2015 13:01
Yandex.Metrica