Gürsel Tekin, Radyo Özgür'e konuk oldu

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Radyo Özgür'de "Önder San ile Siyasetin Başkenti" programının yayın konuğu oldu ve soruları yanıtladı.

Önder San: Efendim merhabalar, siyasetin merkezi Ankara'dan Radyo 108'den herkese günaydın ve merhabalar olsun. Çok önemli bir konuğumuzla bir aradayız ve tabi ki patronumuzda burada, Muharrem Köse, öncelikle sana merhaba diyelim konuğumuza da hoş geldin deriz herhalde. Kim var konuğumuz Muharrem?

Muharrem Köse: Gürsel Tekin var.
CHP Genel Sekreteri, İstanbul Milletvekili Sayın Gürsel Tekin aramızda. Gürsel Tekin ile biraz ön seçimi konuşacağız. Biraz Türkiye'de dünyada neler oluyor onları konuşacağız. Artık duayen bir siyasetçi diyebiliriz. Başkanım hoş geldiniz.

Gürsel Tekin: Hoşbulduk, iyi yayınlar diliyorum şu anda bizi dinleyen sadece Başkent değil başkentin dışında dünyanın birçok ülkelerinde, Almanya'da bizi dinleyen arkadaşlarımız var. Herkese buradan selam.

Önder San: Aslında ben Gürsel Bey'in bir parça siyasi özgeçmişini şöyle uzunca bir tarih değil mi? Hafiften hatırlatırsanız çünkü orası önemli mücadelelerle dolu.
Gürsel Tekin: Yani bir saat programınızda anlatabilirim, geçmişimle ilgili. Tabi biz 78 kuşağıyız yani belki en şanslı kuşaklardan bir tanesiyiz, 68 ve 78 Türkiye tarihinde çok önemlidir. 15-16 yaşında kendimizi siyasetin başında gördük ve iyiki de görmüşüz. Toplumun dünyanın bütün meselelerini kendimize dert edindik, o yaşlarda. Ama şimdiki gençleri gördükçe çok üzülüyorum. Toplumsal meseleler konusunda duyarsız kalmalarının tek sebebi 12 Eylül'ün yaratmış olduğu apolitik siyaset anlayışıdır, örgütlü yapıların ortadan kaldırılışıdır. Kars'da başladım biliyorsunuz 12 Eylül oldu. 12 Eylül'de onlarca yüzlerce arkadaşımızın kimi gözaltına alındı kimi hayatını kaybetti kimi bugün Avrupa'nın birçok ülkesinde maalesef sürgün. Daha sonra ben İstanbul'a geldim. İstanbul'a geldikten sonra 83 yılında partiler yeni kurulmuştu. SODEP ile buluştum, ilçeye gittim. İlçe başkanımızın kulakları çınlasın. Hayırdır dedi, ben partiye üye olmak istiyorum dedim. Yaşın ne dedi, yaşım tabi o zaman 18. 25 yaş kuralı vardı üye olmak için. O zaman seni komisyon başkanı yapalım dedi. Gençlik kolları komisyonunda başladım. Daha sonra ilçe yöneticiliği, belediye meclis üyeliği, belediye başkan vekilliği, il yöneticiliği... Şunu söyleyebilirim, CHP tarihinde var mı bilmiyorum galiba ben tek örneğim. Gençlik kollarında başlayıp bütün kademelerde görev yaptım yani, ara kademeler dediğimiz hiçbir şey yok ve hiç ara boşluğumda olmadı. Hani böyle üç yıl görev yaparsınız da beş yıl ara verirsiniz, bu hiç olmadı. Yani gençlik kolu başkanlığından genel sekreterliğe kadar süren bir serüven, biraz uzun bir hikaye. Belediye başkan vekilliği yaptım 10 yıl ve çok öğünerek söylemek istiyorum. İstanbul'da dört yıl il başkanlığı yaptım. Bir başka şey daha söylemek istiyorum. Yine CHP tarihinde ilklerden, iki kez tek başıma il başkan adayı oldum İstanbul'da.

Önder San: Karşınıza hiç aday çıkmadı yani.
Gürsel Tekin: Hiç çıkmadı. Genelde tabi çok rekabetli bir parti olduğumuz için çok aday çıkar. İki dönem üst üse sağolsun CHP örgütü ve İstanbul tek aday olarak beni çıkardılar. Bende onlara olan borcumu ödemeye çaba sarfediyorum.

Önder San: Aslında İstanbul çok önemli. Sayın Hüsamettin Cindoruk şöyle söylemişti. Askeri darbe oldu sonra ülke darbesi oldu şimdi İstanbul Belediyesinin darbesidir dedi AKP iktidara geldiğinde. Aslında İstanbul Belediyesinde birçok şey pişiyor ve bugün iktidara taşınıyor. Sizinde mutlaka belediye başkanlık döneminizde ve il başkanlık döneminde böyle bir tecrübeniz birikiminiz olmuştur mutlaka. Yani bugün ki mesela o da başka bir siyasi duayen. Karayalçın'da orada meşakatli bir iş yürütüyor. Siz İstanbul il başkanıyken rakip çıkmamasını neye bağlıyorsunuz?
Gürsel Tekin: Şimdi öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bütün dünyada İstanbul'un bilinirliği daha fazla. Tarihi bir kent, başkent. Ama hiç kimsenin tahrip edemediğini AKP yaptı. Bizans'ın yapamadığını yaptılar. İzin verirseniz İstanbul ile ilgili anlatmak istiyorum. Benim iki kez İstanbul'da tek başıma aday olmamın tek sebebi de belki İstanbul ile ilgili mücadelemden kaynaklanıyor. Hatırlarsanız en son 2011 yılında TBMM'de İstanbul'un nasıl talan edildiğini ve talanın haritasını koydum. Gazetelerin çoğunda haber oldu. Sadece İstanbul'da 100 milyar dolar İstanbul'daki bu organize yolsuzluktan elde edilen rakamın 100 milyar dolar olduğunu söyledim. Savcılara çağrıda bulundum dedim ki hadi ceberut bir iktidarla karşı karşıyasınız belki iktidara gücünüz yetmeyebilir. Ama Gürsel Tekin olarak bana gücünüz yeter. Sadece beni çağırıp ne demek istiyorsunuz yani 100 milyar dolar rant para ne demektir bu, bunu bize izah et... Oradan da ses çıkmadı. Eski başbakan hani şimdi paraleldi şuydu tuzaktı hikayeleri anlatıyor ya. Eski başbakanın kendisine postayla yolsuzluk haritasını gönderdim. İsimlerini de yazarak, oradaki bakan çocuklarının yani hani bizim çocuklara tuzak kurdular falan diyor ya. Bakan çocukları dahil olmak üzere organize işlerin içinde kimlerin olduğunun hepsini yazdık. Beni de boşver MİT, organize yolsuzlukla iligli rapor göndermiş o da çare etmemiş. Yani kısacası İstanbul gerçekten büyük bir tahribatla karşıkarşıya. İStanbul'u biliyorsunuz en büyük özelliklerden bir tanesi Yeditepe. Yeditepe sadece şarkılara konuk olsun diye yapılmış değildir. İstanbul'un Yeditepesi İstanbul'un hava sirkulasyonunu sağlar, klima görevini yapıyor ve bütün o dönemlerde hiçkimse dönüp İstanbul'un tepelerine el sürmemiş, çünkü İstanbul'un dokusunu bozmaması açısından herkes özenli davranmış üç bin yıl. Birileri geliyor, Yeditepenin bir tanesi yok.
Aslında bunlar bilime de inanmıyorlar, ilime de inanmıyorlar. Din imana da inanmıyorlar. Yani inansalar bu davranışın içerisinde olmazlar. Şimdi Çamlıca'da cami yapacağız. Ya arkadaş İstanbul'da yeterinde camiler var ama bir tepede camiye ihtiyaç olmaz. Kaldı ki buraya cami yaparsanız yurttaşların buraya gelme imkanı olmaz. Üç yıl önce itiraz ettik ve bütün kararlara rağmen her şeyi altüst ettiler toplumsal bir duygusallıkta var, camiyi de yaptılar. Caminin yanında duyarız ki, gittim bir basın toplantısı yaptım Üsküdar'da 56 dönüm yer var bir kısmı TRT'ye ait bir kısmı başka bir firmaya ait. Onuda kumpas içine sokmuşlar. 56 dönümü nasıl yapmışlarsa TRT'den almışlar bir zatı muhtereme vermişler buna da bir plan tadili yapmışlar. Duyuyoruz şimdi oraya otel ve alışveriş merkezi de yapılıyor. Yeter mi yetmedi şimdi duyarız ki üç ay önce  zatı muhterem kaçak sarayda oturanın evi biliyorsunuz Kısıklı'da. Kısıklı ile Çamlıca arasına tünel yapılıyor.


Önder San: Kendisi için mi yaptırıyor?
Gürsel Tekin: Herhalde kendisi için, benim için yapmıyor ya. Benim evin orada yapsa amenna, nerede yaptırıyor Kısıklı'daki villalarından Çamlıca'ya tünel yapıyor. Niye tünel yapıyor? Kısacası İstanbul tahrip edildi. İstanbul marmara depreminden sonra çok ciddi bilimsel çalışma yapıldı. İstanbul'un %74'ü fay hatları üzerinde. Yani her an depremle karşıkarşıya kalabileceğimiz bir şehrin olası bir depremde insanların toplanma alanları kalmadı. Rahmetlik Ecevit, Allah rahmet eylesin. 99'da bu Marmara depreminden hemen sonra kamuya ait, yani millete ait bütün yerleri deprem dönüşümü için kullanılması için bir yasa çıkardı. Sonra AKP bunların hepsini yedi.

Muharrem Köse: Taksim meydanı da inanılmaz kötü olmuş başkanım.
Gürsel Tekin: İstanbul duyarlılığı direnç gösterince Taksim'de AVM yapamadılar. Bütün uğraşları bir arap iş adamına daha önce pazarlandığı söylenen... Olay iki ağaç meselesi değil mesele orada bir AVM meselesi.

Önder San: Amerika'da çizilen bir senaryoya göre hatta Milenyum 2002 tatbikatına göre İstanbul'da deprem olunca bir 96 saat hükümetsiz ve iktidarsız kalacak diye bir senaryo var. Burada bir başka senaryoda depremin maliyeti üzerine 80 milyar dolar morgage ile önlenebilir dediler. Yani şöyle yaptılar devletin ödemesi gereken harcama 80 milyar dolar. Hükümet ondan kaçınmak için Morgage'ı devreye sokalım. Halk depremi kendisi önlemeye çalışsın. Ama %65'i kaçak olan bir yer İstanbul. Bu anlamıyla imar rantına tamamen açık. İMF dedi ki belediyenin gelirlerini kontrol edeceğiz. Hemen İMF'nin borcunu ödediler dediler ki borcu kontrol etme. Tüm Türkiye'de olduğu gibi İstanbul'da talana dönüştü.
Gürsel Tekin: Maalesef İstanbul değil, Ankara ve büyükşehirlerin tamamında bu manzaraları görebilirsiniz.

Önder San: Elazığ'da davalar sonuçlandı.
Gürsel Tekin: Malatya'da hatta cami yerlerini bile satarak AVM'ye çevirdiler. Aslında şöyle bir durum var. Bir insanlık suçu işleniyor. Türkiye coğrafyası fay hatları üzerinde böylesi kritik bir coğrafyada buna göre bir düzenleme yapmamanın büyük bir suç olabileceğini yarın oluşabilecek acı kayıpların faturasını ödemek mümkün değildir. Bu gözü karalık bu yeşil dolar sevdası maalesef Türkiye'yi çok kötü bir noktaya getirdi. İstanbul'da deprem dönüşümünden sonra dönüşüm ypaılması gereken yerlerin hiçbirisi dönüştürülmedi maalesef. Mesela bunun bir tanesi Zeytinburnu, bir tanesi Avcılar. Bakıyorsunuz bir yandaşa rahatlıkla gece yarısı plan tadili yapılarak İstanbul'un silüetini bozabilecek imar yetkisini veriyorsunuz. Garip Mehmet amcaya gelince burada yoğunluk oluşur... Allahtan korkun size bir yoğunluk oluşmuyorda garip Mehmet amcaya bir çeyrek yoğunluk şey mi getirecek... Ben bir başka şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Çok kolaydır, çok basittir, İstanbul'un haritasını önünüze aldığınızda Ankara'nın haritasını önünüze aldığınızda. Bir gün bizi konuk ederseniz yani Mimarlar odası plancılar odasını çağırırsınız. Bizim de bilgilerimiz var, bilgilerde Ankara'nın, İstanbul'un nasıl talan edildiğini çok net bir şekilde...

Önder San: Üçüncü havaalanı mesela...
Gürsel Tekin: Efendim üçüncü havaalanına gelene kadar daha neler var. Bunlar aynı zamanda çok yalan söylüyorlar, inanılır gibi değil. Mesela bu üçüncü köprüyle ilgili bir eylemimiz vardı. Orman bakanı nereye bakıyor belli değil. Onun bir açıklaması oldu. Bizim yeşile ağaca hassasiyetimizi kimseye tartıştırmayız. Ne güzel doğru ama bunlar doların yeşilini tarif ediyormuş. Biz orman yeşili zannediyormuşuz. Buradan bir tek ağaç kesilmeyecek dedi. bunun teminatı benim dedi, nasıl olacak diye sordum Gürsel Tekin olarak. Viyadüklerle geçeceğiz dedi. Ey orman bakanı şerefin haysiyetin varsa git orada binlerce ağacın nasıl kesildiğini gör. Onların nesine inanacağız? Yeşile hassasiyetlerini 17-25 Aralık da gördük. Türk parasına da güvenmiyorlar. Kasalarına bakıyorsun ya dolar ya da euro çıkıyor.

Önder San: Kendi bastığımız paraya güvenmiyoruz.
Gürsel Tekin: Biz güveniyoruz da... Yani biz bu kadar ağaç diktik, bu kadar bilmem ne diktik falan bu hikayelere kimse inanmasın.

Önder San: Sonra susuzluk, çölleşme diyorlar.
Gürsel Tekin: Tabi İstanbul'da üçüncü köprü ve havaalanı ile ilgili167 km'nin tamamına baktığınızda su havzaları ve orman alanlar var. Ya düşünün her şeyi olmadan da yaşayabilir. 15 gün aç kalabiliyorsunuz ama bir gün havasız kalamıyorsunuz. Bir şehrin can damarı oksijeni, suyu kesildiyse onun canını alacaksınız demektir. İnanılır gibi değil, buradan ben suç ortakları olanları da açıklamak istiyorum. Öncelikle mimarlar odasını kutluyorum, bütün odaların duyarlılığı son derece... Ama üniversitelerin suskunluğunu şiddetle kınıyorum.

Bilime inanıyorsunuz siz film adamı değilsiniz. Bakın bilim insanları bildiklerinden dolayı darağaçlarına çıkmışlardır. Dünyanın saygın üniversitelerinden birisi İstanbul'dadır. Teknik üniversite... Bir rapor alamadım üniversiteden. Bir resmi şey istiyorum alamadım, inanılır gibi değil böyle bilim olabilir mi? Sizin bir sorumluluğunuz var. Yerine geldiğinizde oturduğunuzda bir aydınız... Neyin aydınısınız siz ya siz suç ortaklarısınız. AKP'nin bütün pis işlerinin ortaklarıdır bana göre.


Muharrem Köse: Başkanım şimdi bahsedilen kent rantı 500 milyar dolar. Biliyorsunuz biz 1 milyar dolar İMF'ye para ödedik bitti bütün Türkiye'de bilboardlara çıktık sadece 1 milyar dolar ödedik diye. Ama kaybolan para 500 milyar dolar, gerisini siz düşünün. İsterseniz seçime dönelim.

Önder San: Ama Türkiye'nin de sorunlarını konuşmamız lazım.
Gürsel Tekin: Muharrem Bey şuna inanmanızı istiyorum. Sadece İstanbul'da son 6 ayda çok ciddi bir çalışma yaptık ve bu rant haritasını yani yolsuzluk haritasını çıkardığımızda hesap uzmanı iki arkadaşımız da vardı. Neye göre hesapladık, bizi dinleyen insanlar diyecekler nereden çıkardınız 100 milyar dolar falan. Bütün bunları aslında rakam daha yüksekti. Dedim ki ya kendimizi anlatamayız, bu CHP'liler atıyorlar demesinler diye ne olursunuz emlak değerlerini biraz düşük tutun. Yani düşük tutulmuş değerlere göre 2011 yılındaki hesaplarımızda 100 milyar dolar ranttan bahsediyoruz vesadece İstanbul. Bunun çok daha yüksek olduğunu söyleyebilirim. Yine dinleyicilerin daha net anlayabilmeleri için, ne oluyor siz neyi anlatıyorsunuz diyorsunuzdur onu da anlatayım. Şu an araçlarında dinleyen arkadaşlarımıza söylüyorum. milli emlak yani milletin yeri dediğimiz ortak yeri ben anlatayım mesela. Bir AKP'li iş adamı önce burayı 49 yıllığına kiralıyor. Kimin yerini kiralıyor? 76 Milyon yurttaşımızın mal varlığını kiraliyor. Kiraladıktan sonra, organize işler öyle dönüyor ya öyle hemen değil. Sonra bakanlık satışa çıkarıyor. 6 ay sonra  resmi gazetede satış var. Satışa kim girer? 49 Yıllığına kiralamış bir vatandaş var. Sizin girme şansınız var mı, aldı mı kiralayan vatandaş bunu. 2 Milyon 800Bin dolara. Burayı satın aldıktan sonra imar lobisine gidiyor, imar lobisi beton çetesi dedim betoncular ya bize dokunma dediler. Beton çetesi ve imar lobisini devreye koyuyorsun 2milyon 800bin. Buraya ne para harcıyorsun bilmiyorum, haram zıkkım olsun onlara. Hadi rüşvet falan da verdi etti 5 milyon dolar. Bunu bitirdikten sonra 6 emsal şu an 1milyar dolar. Dinlediniz mi sayın vatandaşım 1 milyar dolar... İşte yolsuzluk böyle oluyor. Sende şimdi taksi başında otur, bekle bir vatandaş gelsin onu götüreyim sekiz lira para alayım ama koşa koşada AKP'ye oy vereyim. Aklınızı başınıza alın. Cellatlarınıza oy vermeyin.

Önder San: Ankara'ya gelelim Gürsel Bey.
Gürsel Tekin: Ankara'ya gelince hükümet sözcüsü tarif etti, Bülent Arınç. Hani biz CHP olarak söyleyebiliriz başkaları söyleyebilir. İki yıl önce Ankara ile ilgili özellikle bakanlıklara sordum Ankara'nın merkezinde, Ankara'nın bütün coğrafyasında hatta mümkünse Türkiye, Türkiye değilse Ankara'daki kamu kurumlarının yerleri kimlere aittir, bu yerlerin kiraları kaç paradır. Tarafıma bildirilmesini istiyorum dedim. Çok basit bir soru sordum, ilkokula giden çocuklara sorsan cevap verebilecekleri bir sorudur ama iki yıldır bir cevap alabilmiş değilim. Önümüzdeki günlerde onlar cevap vermeyecekler ama biz kendi çalışmalarımızla Ankara'daki yerlerin kiralarının kime ait olduğunu, ne kadar olduğunu, elbette ki kamuoyuna açıklayacağız. Burada da başka organize işler dönüyor. İnanın bunların aklına gelen şeytanın aklına gelmez. Yani bu yolsuzluk konusunda hiçkimsenin cesaret edemediği işleri bunlarda görüyorsunuz. Şimdi burada da şöyle yine benzer İstanbul'da biraz önce açıklamış olduğum kurumsal uygulama gibi kamu yeri, bakanlıkların yerini önce gidiyorsunuz 50 yıllığına kiralıyorsunuz. Üstüne yapı yapıyorsunuz. Devletten kiralamış olduğunuz arsanın üstüne bina yapıyorsunuz, o binayı devlete kiraya veriyorsunuz. Akıl almaz iş... Şimdi sen devletsin, ben arsanı kiralık alıyorum ve oraya bina yapıyorum. Sonra o binayı sana kiraya veriyorum. Ne güzel değil mi? Ne yapıyorum şimdi bunu yaparken bakanlıkla asgari 20 yıllık sözleşme yapıyorum...

Önder San: Bir talan düzeni İstanbul'da devam ediyor, Ankara'ya geldi...
Gürsel Tekin: Tabi Bayburt ile Ardahan'da rant yok tabi. Orada da ufak ufak AKP'liler var onlarda tarlalarla meşgul. Ama genel anlamda büyükşehirlerin tamamında İzmir dahil. Kamuya ait olan yerler yani bakanlığa ait olan yerler... Büyük bir arsayı uzun süredir takip ediyorum. Bu milletin anasına küfür eden iş adamı almıştı ya, o bir hazinenin yerini satın aldı. Bakalım ona kaç emsal verecekler o da takibimizde. Yani Bülent Arınç o kadar güzel bir şey söyledi ki, parsel parsel nasıl satıldığını çok güzel ifade etti. Yetmedi o kadar güzel şeyler söyledi ki, biz o hakaretli cümleleri söylemek istemiyoruz. Burada radyoyu kapatırlar, onun için söylemek istemiyorum. Mesela şuraya bakın, sen seçimi nasıl aldın onuda biliyoruz. Bülent Arınç dediğimiz sıradan bir milletvekili değil, bakanlar kurulu toplantısından çıkıyor, hatta bakanlar kurulu toplantısında gündeme gelmiş kendisi ifade ediyor. Bakan arkadaşlarım bu adamla muhattap olma dedi diyor. boşbakan da orada. Boşbakan'ın yanında bu cümleleri kullanıyor. Savcılar dava açtılar haklı olarak çünkü, 100 dosya da elimde ama 8Haziran'da açıklayacağım. Bu suç bir kere...

Önder San: Yani suçluyu ört pas etmek bekletmek gibi bir şey.
Gürsel Tekin: Şimdi haklı olarak sayın savcı soruşturma başlattı. Ne yapacak şimdi bu savcı? Hiçbir şey yapamaz. Neden yapamaz, çünkü savcının imar yetkisi yok, savcının yapacağı sadece bir şey var. Bilir kişilere diyecek ki bana araştırın getirin. Bilirkişi müessesinde en iyi tarif eden Cemil Çiçek'ti ve burası tam bir rezillik dedi. Daha nesini anlatayım... Şimdi rezillik dediği bir müesseseyi oradan savcıya bilirkişi raporları gelecek. Savcı da o bilirkişi rapolarına göre karar verecek, mümknü değil bu. Eğer istiyorsan, temiz eller operasyonu istiyorum diyorsan, bu ülkede namussu bir görev yapmak istiyorum diyorsan adresi vereyim size sayın savcım, mimarlar odası, plancılar odası. Bütün odaları çağırırsınız eğer bizede ihtiyacınız olursa bizimde çalışmalarımız var hadi siz siyasi partisiniz sizin bilginize ihtiyacım yok diyorsanız en doğru adres mimarlar odasıdır. Planları koyacaksınız, nerenin parsel parsel satıldığını çok net bir şekilde önünüze koyarlar. Hayır ben organize edilmiş bilirkişi müesseseinden alacağım dersen hiçbir şey yapamazsın kardeşim yorma kendini.

Önder San: Eski bir hikayedir, Almanya'da birisi bir köylünün arsasına saray yaptırıyor köylüde şikayetçi bundan. Rüzgarımı, temiz havamı kesti diye. Berlin'de savcılar var diyor adamda.
Gürsel Tekin: Ama Alman yargısı öyledir gerçekten.

Önder San: Deniz Feneri operasyonunda biz gördük...
Gürsel Tekin: Nasıl unutuluyor yani Almanya'da son yüzyılda olağanüstü işler yaşanmıştır ve bu işlerin içerisinde Deniz Feneri son yüzyılın olayı olarak anılıyordu. Ama Türkiye'de nasıl kapattılar inanılır gibi değil. Kapanmayacak orada da savcılar bypass edildi yeni savcılar geitirildi bir sürü şey. Orada da kuryeler var. Hatırlar mısınız Almanya'da bir gazete Almanların Türkiye'yi dinlediğini ifade etmişti. Dışişleri bakanı da doğruladı. Bizimkiler ne yaptılar? Hani herkese diklenen Kasımpaşalılar niye Almanya'ya bir cümle kullanamadınız? Kullanamazsınız, suça bulaşırsanız asla yiğitlik yapamazsınız. Yiğitlik yapmak için suçsuz olmalısınız.

Önder San: Masum olacaksınız.
Gürsel Tekin: Masum olacaksınız, haysiyetli olacaksınız aksi takdirde sesinizi çıkaramazsınız. Bakın Merkel dinlendi, ne yaptı Almanya? Bütün Almanya kamuoyu Amerika'yı dize getirdi.

Muharem Köse: Özür dilediler.
Gürsel Tekin: Özür diletti. Hodri meydan, siz öncü olun biz CHP olarak arkanızda olacağız hadi Almanya'ya meydan okuyalım. Hadi meydan okuyalım, siz kimsiniz bizi dinliyorsunuz. Bu ülkenin başbakanı, bakanları dinlenir mi. Ses çıkaramadılar, niye çıkaramadılar? Acaba o Deniz Fenerindeki kurye kim.

Önder San: Ya da RTÜK başkanı neler yapıyor.
Gürsel Tekin: Efendim tabi ki bakın yoksa bunlar hesap sorulmayacak şeyler değil. Bir ülke gelip benim ülkemi dinleyecek biz ona nota bile veremeyeceğiz. Bunun arka planıda büyük olasılıkla Deniz Feneri. Orada kullanılan kurye çocuklar var ihtimali yüksek.

Önder San: İş batıya, büyük ülkelere gelince suspus olanlar doğuya gelince...
Gürsel Tekin: Ama geçmişimize bakın, kimse susmamış. Aslanlar gibi meydan okuduğumuz dönemler yıllardır var. Eğer suç ortağı olmuşsanız meydan okuyamazsınız.

Önder San: Birazda doğumuzu konuştuktan sonra yine geleceğiz yani Suriye ile dış ilişkilerde sıfır sorun diye geldiler, komşularla iyi ilişkiler falan dediler kimse suratımıza bakmaz oldu. En son Cumhuriyet Meydanında bakıyoruz ki başbakan sizin deyiminizle boşbakan yalnız kaldı kimse suratına bakmadı. Protokolde arkalara atıldı kimse ağırlamadı. Bu aslında Türkiye'nin de sorunu. Uluslararası diplomasi yalnızlaşan bir Türkiye. Bu anlamda hani CHP olarak hani temel direğe dayandığımızı biliyoruz. Hani yurtta sulh cihanda sulh. Sonuçta gördük ki barışın dilini konuşmaktı. Ne diyorsunuz bu komşularla olan soruna?
Gürsel Tekin: Aslında CHP baştan itibaren Avrupa Birliği dahil olmak üzere çok üstüne düşen görevi yaptı. 2010 yılında sarayda oturan zat-ımuhretemle biliyorsunuz Antep'de bir miting yapıldı. Esad ile beraber el ele ve uzun süredir hepimizinde özlem duyduğu bir yani yanıbaşımızdaki komşularımızla... Aynı zamanda komşularla ilişkilerimiz aynı zamanda akrabalık ilişkileridir, sıradan bir komuşuluk değil. Sınırın ötesine geçtiğinizde Arapla, Kürtle karşılaşıyorusunuz Suryani ile karşılaşıyorsunuz. Hemen hemen çoğunun akrabalık ilişkileri olan bir ülke. Altı ay geçti ve onuda referans alan toplum haklı olarak Suriye'de otel açanlar, fabrika açanlar ansızın ne olduysa kim düğmeye bastıysa saraydaki zat-ı muhterem dedi ki, bu diktatör. Siz el eleydiniz, tatillere gittiniz. Mitingdeki cümlelerini hatırlatmak istiyorum. Ey Antepli kardeşim bundan sonra elini kolunu sallayarak Şam'a gideceksin. Ey Şam'daki kardeşim bundan sonra elini kolunu sallayarak Antep'e geleceksin dedi. Ama şimdi maalesef Ortadoğu coğrafyasında kanamalı bir duruma geldik. Burada ana muhalefet olarak biz kendimizi sorumlu hissettik ve bu süreci nasıl barışa çevirebiliriz diye. Biliyorsunuz bir heyetimiz Suriye'ye gitti aman efendim vay vay. Ergenekondu, Esadcı, darbeci aklınıza gelebilecek neler varsa söylendi. Hiç ciddiye almadık çünkü bunların ön görülerinin olmadığını bildiğimiz için ikinci heyetle Irak'a gittik. Irak'da ben de vardım. Mısırla Türkiye'nin çok özel ilişkileri vardır biliyorsunuz. Yani tarih boyu Mısır ile Türkiye ilişkisini kimse bozamamıştır. Bir adam bozdu işte. Çıktı deli dumrul gibi ne dediği belli olmayan tamamen iç politikaya malzeme olsun diye bir iç politikada bunu reye tabi edebilir miyim düşüncesi ile Ortadoğu ile bizi düşman etti. Şu anda Libya'da bir tek Türk iş adamı yok. Ortadoğu coğrafyasında hiçbir yerde yok. Mısırla geldğimiz duruma bakın. Bunların hepsini rapor haline getirdik. O dönemin dışişleri bakanı bugünün boşbakanına gönderdik. Kaldı ki iktidarın muhalefete göndermesi gerekirken, muhalefet kendisini sorumlu hissetti bütün bu raporları bunlara gönderdik. Ciddiye almış olsaydılar bu meselelerle karşı karşıya kalınmamış olurdu. Geldikleri noktaya bakın, Amerika'yı devreye koyuyorlar Arabistan'ı devreye koyuyolar. Aman bizi Sisi ile barıştırın... Hani Esad'a Esed diyordunuz söyleyin şimdi, Mısır'a birtek cümle kullanabiliyorlar mı? Her gün Esed diyorlardı, geçende baktım düzeltmişlerdi Esad diyorlardı. Bu kadar çapsız bu kadar ön görüsüz bir politikanın Türkiye'yi getirmiş olduğu duruma bakın. Şimdi bizim en rahat ticari ilişkilerimiz Ortadoğu ile, buradaki kapıların hepsi kapandı. Şimdi biliyorsunuz deniz kapısı olarak Roro var. Sisi 23 Nisan'da ben kapatacağım. Ama hiç kimse merak etmesin. 8 Haziran'dan sonra CHP iktidarı ile Ortadoğu coğrafyasındaki ilişkiler barışçı ilişkiler olacak ve bu sorunları çözeceğiz. Öyle Amerika, Arabistan'a gidipte ne olursunuz bizi barıştırın sevdasından vazgeçsinler. Burada anamuhalefet var, CHP var. Eğer istiyorlarsa bu görevi CHP alır ve en iyi şekilde halleder. Mısır dahil olmak üzere. Yani 23 Nisan'daki Mısır sorununu da çözmek istiyorlarsa CHP olarak biz hazırız.

Önder San: Bu ahval ve şerayet içinde gelelim biz Türkiye'ye. Muharrem'inde çok heveslendiği, konuşmak istediği bir konu. Çünkü yıllardır birçok şeyler değişmek zorunda kaldı.
Muharrem Köse: Acaba karar doğru muydu yanlış mıydı sonuçları bir analiz etmek lazım.

Önder San: Nedir mesela, ben ön seçim taraftarıyım. İyi oldu, keyifli oldu, birçok insanın iddiası ispatlanmış oldu. Siz ne düşünüyorsunuz Genel Sekreterim?
Gürsel Tekin: Şimdi bizim yaptığımız öyle çok ahım şahım birşey değildi. Bizim yaptığımız demokrasilerde olması gereken işin bir parçasıdır, tamamı da değil. Ne diyoruz milletvekili, milletvekili ne demektir milletin iradesini temsil edecek insan demektir. Şimdi milletin iradesini temsil edecek insanlar millet tarafından belirlenmesi gerekmiyor mu? Uzun zamandır Türkiye'de millet iradesi ile sadece birtek kurum var muhtarlar. Geri kalan hiçbirisi palavra yapıp millet iradesi falan demesin. Hangi millet kardeşim? Siz genel merkezlerinizde oturacaksınız kimin vekil olup olmayacağına siz karar vereceksiniz bazen de yetmedi MİT'e soracaksınız milletinvekiline karar vereceksiniz. Böyle milletvekilliği olur mu? Gelişmiş bütün ülkelere baktığımızda biz birinci aşamasını yaptık. Uzun yıllardır aslında 2011 yılında hemen seçimden sonra biz  bir kanun teklifi verdik. Siyasi partiler yasasını değiştirelim. Siyasi partiler yasası 12 Eylül, Evren dönemindeki yasa. Türkiye bunu hak etmiyor, bunu değiştirelim. Yüzde on barajını indirelim. Yani düşündüm Türkiye'de nereye giderseniz tartışma konusu. HDP %10 barajını aşar mı aşmaz mı. Aşarsa ne olur, aşmazsa ne olur. Ne hakkınız var, pırangalarla parlamentonun kapısını kapatmışsınız ısrarla millete bacalardan girin diyorsunuz. Bırakın kardeşim insanlar kapıdan girsin. Maalesef sayısal çoğunluk AKP'de olduğu için teklfimizi de kabul etmediler. CHP iktidarında ilk işimiz bunlar olacak. Birincisi siyasi partiler yasasını değiştreceğiz. Ön seçim zorunluluğu sadece CHP için eğil geçmiş yıllarda olduğu gibi bütün partiler millet iradesi ile milletvekilini tespit edecek. İkincisi mümkünse dünyada olduğu gibi ikinci tercihini de seçmen kullanabilsin. Yani kimi vekil olarak görmek istiyorsa vatandaşda buna dahil olsun. Milleti ancak böyle dahil edebilirseniz millet iradesi olur. İkincisi AKP'de üyeliğin ne anlamı var? Oğlumu işe sokayım, kızımı işe soakyım diye üye olmuştur zorunlu olarak. Ama CHP'de üyeliğin bir anlamı var. Genel sekreterlik bana ait biliyorsunuz. Son günlerde olağanüstü bir üyelik talebi var. İnşallah önümüzdeki süreçte üyelik yapımızıda derleyip toparlayacağız. Mutkak ve mutlak aidat sistemini getireceğiz. Maksatımız para değil, üyeliğini kontrol edebilmek. İlişkilerimizi sağlıklı yürütebilmek için...

Önder San: CHP üyeliği önemliydi.
Gürsel Tekin: Olağanüstü bir sinerji yarattı. Ve ilk kez bütün siyasi partilerde heveslendi Ne güzel insanlar panayır gibi kendilerini ifade ediyorlar ve 56 ilin tamamında yarışan bütün arkadaşlarımıza da başarılar diliyorum. En ufak bir olayda çıkmadı. Geçen gün İstanbul'a gittim, birinci bölgeye. Seçilemeyen arkadaşlarımız dahil olmak üzere seçim koordinasyon merkezine gelmişlerdi ve hepsi biz listenin birincisiymişiz gibi çalışacağız dediler.

Önder San: Burası devam edecek diyor, çünkü ben CHP'den aday adayıydım, bu bürolar çalışacak, bu bürolar artık CHP'nin bürolarıdır diyorlar tam da olması gerektiği gibi.
Muharrem Köse: Ama siyasete devam edecekse bir sonrasını da düşünmesi lazım.
Gürsel Tekin: Siyasetçinin gideceği adres millettir.

Önder San: Asıl patronun kim olduğunu öğrenmiş olduk.
Gürsel Tekin: Patron millettir. Vatandaşa gidecek, muhtara gidecek, sokağa gidecek, örgüte gidecek, partiliye gidecek. Burayı cazip hala getiremezsiniz aksi takdirde.

Muharrem Köse: Peki başkanım Genel Merkez de biraz rahatladınız mı?
Gürsel Tekin: Çok rahatladık, inşallah bir dahaki seçime %95'ini yapacağız. Son derece doğaldır teknik açıdan kullanılması gereken kontenjandır. Geri kalan tamamını millete, örgüte bırakacağız.

Muharrem Köse: Peki sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz, örgüt doğru mu karar verdi?
Gürsel Tekin: Çok doğru karar verdi. Buna emin olmanızı istiyorum.

Muharrem Köse: Çünkü çok sürpriz sonuçlar çıktı. Bu partide genel sekreterlik yapan arkadaşlarımız vardı, genel başkanlık yapan arkadaşlarınız vardı. Hatta karşılığı neydi onu görmüş olduk.
Gürsel Tekin: Ben şunu söyleyebilirim, ben genelde kamuoyunda ciddi mücadele eden, parlamentoda canıyla çalışan insanlar bir çıktılar.

Önder San: Hatta sokakta çalışanlar hiç parlamentoya girmeden...
Gürsel Tekin: Mahmut Tanal mesela, öyle çok üyesi olan bir insan değil. Ama Allah için nerede eylem varsa mağduriyet varsa Mahmut Tanal, Aykut Erdoğdu işte Barış Yarkadaş birçok arkadaşlarımız yine keza İzmir'den Mustafa Balbay arkadaşlarımıza baktığımızda onun dışındaki arkadaşlara baktığımızda çoğu sahada mücadele etmiş, kamuoyunun bildiği vicdan sahibi insanlardır. Parlamentoda bu sefer çok renkli olacak. Mesela Eren Erdem kardeşimiz yani farklı bir alandan gelmesine rağmen örgüt sahip çıktı.

Önder San: Yani şey diyorlardaki CHP'yi suçluyorlardı islamafobik bir parti diye.
Gürsel Tekin: Hayır hayır hiç... Vicdana bakar CHP.

Önder San: Hangi görüşte olduğu hiç önemli değil.
Gürsel Tekin: Tabi ki. Kaldı ki bu çok ilkelliktir. İnsanların inançlarını mezheplerini memleketini sorgulamak bir insanlık ayıbı olarak düşünüyorum ben. Bizim kriterimiz iyi ya da kötü insan.

Muharrem Köse: Kontenjanlar var. Halk mesela seçimde bir sürpriz yaptı mı?
Gürsel Tekin: Şu andaki ön seçime baktığımızda gerçekten her kesimi temsil edecek bir yapı çıktı. Ama kontenjan konusu Sayın Genel Başkanımıza ait, çok sınırlı sayı yani.

Önder San: Bu da olması gereken bir sayı değil midir?
Gürsel Tekin: Kesinlikle, dünyanın her yerinde var yani sadece CHP'de değil. Sınırlı sayıda kontenjan vardır. Onu Sayın Genel Başkanımız bugün akşam sekizden sonra öğreneceksiniz.

Önder San: Seçimi konuşacaktık genel başkanımız açıklama yaptı, dedi ki emeklilere dönük şunlar var noterden tasdikli. Onlarda dediler ki nereden bulacaklar bu parayı.

Muharrem Köse: Bununla ilgili de bir para talebi oldu noterden biliyorsunuz.

Gürsel Tekin: Şimdi Sayın Genel Başkanımız hesap uzmanıdır, siz her şey olabilirsiniz. Bakan olursunuz, başbakan olursunuz ama hesap uzmanı olmak çok zordur. Yani onlarca sınavdan geçiyorsunuz ve hesap uzmanı oluyorsunuz. Hesap uzmanı Türkiye'de sadece ben söylemiyorum AKP'li hesap uzmanlarına da sorabilirsiniz Türkiye'de hesap uzmanı olarak Kemal Kılıçdaroğlu duayendir. Paranın nasıl pay edileceğini, milli gelirin nasıl pay edileceğini çok iyi bilen ve bu hayatın içinden gelen bir isimdir. Emekliye söylemiş olduğu rakamın çok cüzi bir rakam oldğunu da herkesin bilmesi gerekir. Kimyaları bozuldu. Kimyaları bozulunca önce nereden bulacaksınız parayı falan diyemiyorlar çünkü nereden bulacağımızı biliyorlar. Onu 2011 den önce diyorlardı. Şimdi paraları sarayda orada burada... Paraların hepsi hazır, Türkiye'de para sorunu yok, Türkiye'de bir irade sorunu var. Milli gelirin eşit pay edilememe sorunu var. Siz Japonya'nın gelişmiş diğer ülkelerin yapamadığını bir yılda onlarca yaratıyorsanız gariban emekliye mi para bulamıyorsunuz. Bu hesapların tamamı yapıldı ve çıktı o da dedi ki ben de yüz lira veriyorum dedi. Çok komik bir şey. 11 Nisan'da Kartal İstanbul'da büyük bir mitingimiz olacak önce onuda ilan edeyim burada. 11 Nisan'da Genel Başkanımız projelerin bir kısmını orada anlatacak. Ama 19'unda seçim bildirgesinde emekli, esnaf, borçlu bakın 43 milyon borçlu insan var. Çaresiz herkes, herkese ilaç olabilecek projemiz var. Bu proje uluslararası uzmanlar tarafından hazırlandı sadece bizim uzmanlarımız değil. Bugün dünya bankasında İMF'de çalışan, bu topraklarda yetişmiş Anadolu cooğrafyasında yetişmiş pırıl pırıl çocuklarımız bu projeleri hazırladılar ve bu projeleri hayata geçireceğiz. Esnafından aklınıza gelebilecek toplumun bütün kesimlerine dokunabilecek projelerimiz var.

Şu anda cezaevlerinde 168 bin kişi yatıyor. Kapasitemiz 150 bin. 18bin fazlası ama en az 190-200 bin kişi de cezası kesilmiş ve cezaevi bekliyor. Çünkü cezaevi yok. Kim bunlar? Bunlara bir bakalım, bunların önemli kısmı namuslu davranmış borcum borç borcumu ödeyeceğim taksite bağla demiş. Gitmiş bankaya ödeyememiş 20 ay diyelim 10 ayını ödemiş. 11. ayda ödeyememiş tıkanmış, vay sen misin ödemeyen aldım seni cezaevine attım. Anadolu coğrafyası, geleneklerinizi değiştirme imkanınız yok. Küçük yaş evlilikler vardır biliyorsunuz. Ailelerde hüsumet yok, barışılmış evli çocuğu var kamu davası diye içeride yatıyor yıllardır. Daha komiğini söyleyeyim. Kamuda çalışığ 240 lira zimmetten dolayı... Elbette yolsuzluktur hiç itiraz etmiyorum ama 240 lira üstüne zimmet geçirdiği için 7 yıl yatıp, 200 milyon doları çalanlar caka çalıyorsa batsın bu sistem. Böyle bir hukuk sistemi olur mu?


Önder San: İlk önce adalet.
Gürsel Tekin: Şimdi bakın cezaevlerindeki dramatik tablo bu. Diyoruz ki kısmi af dediğimiz yani bu evliliklerden dolayı, işte taahüdü ihlal... Adam ödemiş namuslu davranmış, sonrası yok kardeşim arabasını evini satmış ödemiş ondan sonra ödeyebilecek durumu yok. Yok ben cezaevine koyacağım diyor. Cezaevine koyduğunda ondan parayı alma imkanın olmadığı gibi o ailenin psikolojik durumunu düşünmüyorsun. Özellikle arada anlatmak istiyoruz, bu konuda çok ciddi sıkıntılar var. Ama AKP bu meseleyi hiç duymazdan geliyor. Davutoğlu'na ben şimdi soruyorum sadece bankalardan dolayı 87 milyar dolar tahsil edilemeyen para var biliyorsunuz. TMSF sözde işte bunları tahsil edecekti, hadi edemediniz. Bu dolandıranların, çalanların bir tanesi var mı cezaevinde? 87 milyar çalanların hiçbirisi cezaevinde olmayacak ama adam taahhüdi ihlal den dolayı cezaevinde olacak, böyle bir adalet sistemi olur mu, bu ülkede huzur olur mu?

Önder San: Sonra adalet mülkün temelidir diyeceksiniz.
Gürsel Tekin: CHP döneminde bunları düzelteceğiz. Bu projelerin bu paraların tamamı hesaplanmıştır. Tarım, çiftçilik, hayvancılık ve kentsel dönüşüm... Bir kere öylesine kentsel dönüşüm geliyor ki CHP iktidarında, hiç kimse merak etmesin. Özellikle kentlerin çeperlerinde oturan yani anadoludan kentlere sığınmak için gelmiş barınmak için kendi başını sokabilecek bir yuva yapmış insanların kentsel dönüşüm konusunda hiçbirisi sürgüne tabi tutulmayacaktır.

Muharrem Köse: Yerinde dönüşüm mü olacak Sayın Başkanım?
Gürsel Tekin: Tabi ki elbette. Dünyada modelleri var, CHP'nin şu anda uygulamış olduğu şeyler var. Mesela bu sıkıntı niye İmzir'de, Eskişehir'de olmuyor? Bu sıkıntı Aydın'da olmuyor da Ankara'da İstanbul'da oluyor? AKP'li belediyelerde oluyor, ey vatandaşım sormaz mısınız AKP'ye oy veren arkadaşlar. 99'da Sultanbeyli'ye gittim, konuşuyorum muhtarlar gelmiş. Bir kısmıda AKP'li. Bakın dedim ki, kendi kaderinizi kendiniz tayin edeceksiniz. Sakın ha bu dönem de AKP'ye oy verirseniz sürgüne tutulursunuz. Bir kısmı itiraz etti hayır dedi tapularımızı verecekler. İnşallah verirler ben de yanılmak istiyorum. 2014'te beni çağırdılar, başkanım haklısın bize sahip çık. Biz sahip çıkacağız, kime oy verirseniz verin, bütün mağdurların limanı olacağız. Emeklilerle ilgili ve taşeron işçilik. Bakın devletin resmi rakamları beş buçuk milyon işsiz var şu an. Çıktı saraydaki geçen gün bu güvenlik şeylerini kaldıracağız. 800 bin kişi orada çalışıyor iyi ya da kötü. İnanılır gibi değil bizim huzurumuz yerinde olsun da saray köşk huzurlu olsunda geri kalanı ne olursa olsun anlayışı ile siyaset gütmeye çalışıyorsun...

Önder San: Ciddi derecede imara aykırı orası, ısınma gideri için Bayburt'un aylık gider...
Gürsel Tekin: Kaç Bayburt Allah aşkına.

Muharrem Köse: Ödenekte çıktı ya.

Önder San: Ödenek çıktı, gizli örtülü ödenekte paralar kalmamış.
Gürsel Tekin: Valla örtülü ödenek işi tamamen bir rezillik, nasıl kullanılacak onu da tam bilmiyorum ama anayasaya aykırı. CHP olarak biz anayasa mahkemesine götüreceğiz, büyük olasılıkla iptal ediliyor. Öyle bir şey kullanma şansı yok ve hukuken aykırıdır. Bu neye ayrılmıştır başbakan istihbarat örgütleri için devletin geleceği için kullanması gereken paralardır. Şimdi istihbarat ve emniyet kime bağlı?

Muharrem Köse: Başbakan olması lazım.
Gürsel Tekin: Bütün bunlar buraya bağlıyken paraları niye oraya bağlıyorsunuz? Bugüne kadar kullanılmış bütün örtülü ödeneklerin de çok şaibeli kullanıldığı tartışması da ciddi anlamda tartışılacaktır.

Muharrem Köse: Peki sosyal yardımlarla ilgili başkanım? Bu kadar yardımdan sonra insanlar düzeldi mi başkanım, sosyal yardım alan insan sayısı azaldı mı?
Gürsel Tekin: Tam tersine çoğaldı. Bu kadar işsizlik olursa sosyal yardımla kurtulması mümkün olabilir mi? Sosyal yardımlar bakın tüm ülkelerde var. Bizim anayasamızda var, olmazsa olmazların bir tanesidir. Hatta değişmez kural diye koymuşlar bunu.

Önder San: Yani sosyal devlet dediğimiz şey budur.
Gürsel Tekin: Sosyal devlet nedir? Bugün Avrupa'da nasıl kullanılıyor? Sağlık, eğitim ve insanların yaşam kalitesi açısından devletin görevi. Şu anda bizi dinleyen vatandaşlarımızın bilmesi açısından söylüyorum. 77 milyon yurttaşımızın tamamı vergi mükellefidir. Şu anda doğan çocuk vergi mükellefi olarak doğdu. Çünkü babası ona üst baş süt alacak... Fukara zannetmesin ki ben vergi ödemiyorum. En çok vergiyi sen ödüyorsun. Senin vergi kaçıracak durumun yok, ekmek aldın biraz önce ve vergini ödedin. Havanın dışında her şeye vergi ödüyorsun. Vergiyi zengin ödemiyor. Niye ödemiyor biliyor musun? Çünkü her harcamasını gider olarak kullanıyor. Sen harcamanı gider olarak kullanamıyorsun ki. Zengin bütün harcamalarını akşam lüks yerlerde yiyor faturayı da şirkete gönderiyor. O faturayıda senin sırtından ödüyor. Bunu bilesin... Bizde diyoruz ki 77 milyon yurttaşımız vergi ödüyor, bu vergiyi adil dağıtalım. Hayır bunlar ne diyorlar? Doksanı bizim, geri kalan on u fukaranın.

Önder San: Tarık Özdemir sormuş Avrupa örgütlerinde çalışmalar için ne düşünüyorlar, sizleri daha çok Avrupa'da görmek istiyoruz demiş.
Gürsel Tekin: Evet Tarık kardeşime de selam ve saygılarımı gönderiyorum. Ayın 25'inde, 25 Nisan'da Almanya'dayız. Sayın Genel Başkanımızın büyük bir toplantısı olacak.

Önder San: Bütün Avrupa'yı davet ediyorsunuz.
Gürsel Tekin: Tabi Almanya'da olacak ama olasılıkla çevredeki bütün Avrupa ülkelerinin ortak toplantısı olacak. 28 Mayıs'da Hollanda'da olacağım. Takvim sıkıştı, birçok yerlere gitmek istiyoruz. Buradan bütün Avrupa örgütlerine de selam ve saygılarımı gönderiyorum.

Önder San: Evet Muharrem biraz sorunlara gelmeliyiz, vakit bizi daralttı yoksa Gürsel başkanla da konuşmak isteriz. Yakında da bir program yapmak isteriz, ciddi anlamda seçim bildirgesi yayınlandıktan sonra onu okumak ve çalışmamız lazım.
Gürsel Tekin: Sayın Kılıçdaroğlu biraz tarif edeyim. Sayın Kılıçdaroğlu kamuda çalıştığı için çok ciddi bir hem aile terbiyesi hem de kurumlarda çalıştığı için ciddi bir terbiye almıştır. Sayın Kılıçdaroğlu, şunu da diyiverelim bu toplumun hoşuna gitsin diyebilecek bir insan değildir. Onu defalarca hesaplar inceler, uzmanlarına baktırır. Yetmedi yabancı uzmanları getirir, mesela bu bedelli askerlikle ilgili AKP'nin medyası çok tartıştı başta saraydaki. Efendim memleketi kim koruyacak... Parası olan var olmayan var, bu CHP hayal görüyor falan. Bunun üzerine Genel Başkanımız dünyadaki uygulanan sistemlerdeki uzmanları getirdi. Günlerce tartıştık nasıl olacak diye, bizim projemiz biliyorsunuz sadece parası olan cukkası olan vatandaşların çocukları değil. İmkanı olmayan çocuklarımızında gidebileceği bir projeydi. Yarım yamalı uyguladılar, CHP iktidarında bunun tamamını uygulayacağız. Altı tane projemizi hayata geçirdiler. 2011 yılındaki bizim projelerimizin altı tanesini hayata geçirdiler. Kılıçdaroğlu olmasaydı, ey emekli amcam bunlar intibak yasası getirir miydiler? Kılıçdaroğlu size iki bayram maaş vereceğim demeseydi 100 lira size söylerler miydi? Bunları tanıyın, Ahmet Arif'in dediği gibi. Tanıyın bunların kim olduğunu, hele böyle işe ihtiyaç köleleştirilmiş taşeron firmalarda çalışan insanların AKP'ye oy verdim deyince saçlarım diken diken oluyor. Rantçılar verebilir haklı ama sevgili kardeşim 800 liraya köle gibi çalışıyorsun. Hiçbir sosyal güvencen yok sen AKP'ye oy veriyorsun.

Önder San: Genelde diyorlar ki bu devletin yaptığı yardımlar CHP gelince kesilecek. Böyle bir tehdit de var, biz oy vermezsek CHP gelince bunları kesecek.
Gürsel Tekin: Bunların hangi yalanına inanacaksınız? Bizi yıllar önce ne ile suçluyorlardı? Ergenekoncu, şimdi ne ile suçluyorlar?

Muharrem Köse: Paralelci.
Gürsel Tekin: Bunların eski adları AKP'ydi. Şimdi adlarını değiştirdim, YTP yani Yalan ve Talan Partisi. Bunlara inanmayın.

Önder San: Çünkü CHP var. Gelecek iktidara.
Gürsel Tekin: CHP iktidarında göreceksiniz bütün bu birikmiş sorunlar çözülecektir. Dış politikanın şöyle bir avantajı var. Bugün beş bucuk milyon işsizden bahsediyoruz. Bu işsiz insanları kısa süre içerisinde iş sahibi yapmak çok zordur. Ama ne olur, Ortadoğu coğrafyasında barışı sağladığımızda inanın sadece Irak'da 1 katrilyon yatırım ihtiyacı var. Bunu en iyi Türkiye yapacaktır. Yüzbinlerce insanımız orada aş ve iş sahibi olacaktır.

Önder San: Hızlı hızlı sormak istiyorum. Elektrik kesintisi var, kimse sorumluluğa sahip değil.
Gürsel Tekin: Kediler yapmıştır. Bir şey daha, çok güzel enteresan. Bizim basının da enteresan bir durumu var hiç sorgulamaz. Bir sebep ararlar. AKP yanlış bir şey yapmaz o bakanlık işi değil. Kediler falan girmiştir bir şey değil.

Önder San: Türkiye ciddi anlamda bir süreçten geçiyor.
Gürsel Tekin: Sorumluluk olmadığı gibi anlayamadık niçin onu anlayamadık. Böyle bir devlet olur mu? Biz yarın bir savaşta olsaydık ne olurdu? Yani elektriğin nasıl kesildiğini Türkiye'nin bütün coğrafyasında elektriğin kesilmesi inanılır gibi değil.

Önder San: Diyorlar ki Fuat Avni de böyle bir şey yazdı. Bunun provası yapıldı diyorlar.
Gürsel Tekin: Valla Fuat Avni ne dediyse doğru çıktı. Onu yalancı çıkaracak değiliz yani. Bugüne kadar ne dediyse doğru çıktı. Bu ara CHP ile çok meşguller. Yani CHP'yi kirli işlerin içine çekmek için ciddi çaba sarfediyorlar.

Önder San: Bu rehine krizinde de hiçbir sorumluluk almadılar hatta CHP'liler çözmeye çalıştılar.
Gürsel Tekin: Sağ olsun, bereket versin savcımızın babası muhteşem bir baba bütün oyunlarını bozdu. Kendisine Muhammed amcaya çok teşekkür ediyorum.

Önder San: Yalova'da Valinin hakareti üzerine ölen öğretmenimiz...
Gürsel Tekin: Onlara vali denmez, ne olduğu belli olmayan adeta bir... AKP il başkanı bile böyle davranmaz. Biraz şerefi haysiyeti varsa bir gün daha o ilde durmaz. Japon mühendis, adamlardaki geleneğe inanca bakın. Ben böyle bir inançta olmak istiyorum diyeceksiniz.

Önder San: Anadolu'da böyle bir gelenek var.
Gürsel Tekin: Olmaz olur mu? Bu toprakların geçmişine baktığınızda bu gelenekler var. Kendisini sorumlu hissediyor. Kopan halat benim eksikliğimden oldu diye intihar ediyor. Kimse intihar etmesin ama istifa edin. Onurunuz şerefiniz haysiyetiniz varsa istifa edin.

Önder San: Bunların ki öyle bir siyaset ki, bunlar oluyor iktidar da olanlar bütün sorumluluklardan hepsinden uzak. Hiç kimse düşünmüyorlar mı hiç akıllarına gelmiyorlar mı? Hiç istifa etmiyorlar, elektrik bakanı hiç mi istifa düşünmüyor.
Gürsel Tekin: Kaba bir cümle kullanmak istemiyorum bu pişkinlik. Sevgili vatandaşım, beni dinleyen vatandaşıma söylüyorum. Israrla elbette ben CHP'ye oy vermenizi istiyorum. Ama AKP'ye oy verirseniz bu işin günahkarı olursunuz bunu söyleyeyim.

Önder San: Hakkımızı helal etmeyiz, kul hakkı ile gidersiniz.
Gürsel Tekin: Dinimizde en affedilmeyecek şey kul hakkı yemektir. Bu kadar kul hakkı yiyenlere siz nasıl oy veriyorsunuz doğrusu ben anlamakta güçlük çekiyorum.

Önder San: Muharrem soracakların var mı?
Muharrem Köse: Bitti artık.

Önder San: Çok keyifliydi.
Gürsel Tekin: Efendim ben teşekkür ediyorum, seçimler bitsin belki haftada bir gün program yaparız.

Muharrem Köse: Sonuç olarak hitabınızda çok keyifliydi.
Gürsel Tekin: Çok teşekkür ediyorum.

Önder San: Eyvallah yani önemli konuları basit örneklerle açıkladınız. Keyif aldık bir daha bekliyoruz. Son söz olarak ne diyorsunuz. 7 Haziran'da mutlaka gitsinler, üşenmesinler.
Gürsel Tekin: Bir kere bir vatandaşlık görevi, bir askerlik görevi gibidir. Herkes reyini kullanacak. Reyini kullanmayan sorumluluk almamak demektir, özellikle 5-6 milyon yurttaşımızın sandık başına gitmemeleri kendisine aydınım sanatçıyım, bilim insanıyım deyipte sandık başına gitmiyorsa kusuruma bakmasın onların adına bilim insanı demem onlar AKP'nin suç ortakları olarak kabul edilir. Gidip oyunuzu kullanacaksınız. Kullanacaksınız ki Türkiye'nin geleceği ile ilgili en azından sizinde söz söyleme hakkınız olsun. Ben şunu söyleyerek kapatmak istiyorum. Önümüzdeki dönemde bir AKP iktidarı yok, buna emin olabilirsiniz. Bir CHP iktidarı ile Türkiye bir nefes alsın.

Önder San: Kesinlikle. Gürsel Tekin ile konuştuk. Yakın tarihte kendisini tekrar ağırlamak isteriz. Bunları uzun uzun açacağız. Siyasetin Başkentinden ben Önder San hepinize sağlıklı günler diliyorum, iyi çalışmalar. Muharrem.

Muharrem Köse: Ben Doktor Muharrem Köse, radyo Özgür'de kalın dostça kalın diyoruz.
Gürsel Tekin: Teşekkür ediyorum ben de keyifle radyo Özgürü her sabah dinliyorum bundan sonrada her sabah dinlemeye devam edeceğim. Dinlemeyenler de mutlaka dinlesin. Eğer farklı ses duymak istiyorsanız şunu da söyleyeyim. Şimdi gazete satışları çok düşüyor. Televizyonların durumları vahim. Geçen bir tanesi dedi ki, bir gazete alıyorum. Niye dedim, çünkü hepsi aynı haber fark etmiyor dedi. Farklı ses ve gazeteleri mutlaka takip edin. Bunun bir tanesi de Özgür radyodur.

Önder San: Eyvallah, sağ olun var olun, iyi çalışmalar.

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 06 Nisan 2015 17:06
Yandex.Metrica