Gürsel Tekin, Radyo Mozaik'te gündemi değerlendirdi

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin Radyo Mozaik'in yayın konuğu oldu ve ülke gündemini değerlendirdi.

Soru: Türkiye pazar sabahına Süleyman Şah Saygı Karakolu'na düzenlenen geri çekilme operasyonu ile uyandı. Türkiye'nin sınırları dışındaki tek toprağı olan Süleyman Şah Türbesi TSK operasyonu ile IŞİD'in hakimiyeti olan bölgeden alındı, PYD hakimiyetindeki bölgeye taşındı. Parantez içinde dinleyicilerimiz için de söyleyelim ki PYD için AKP iktidarı bir süre önce terör örgütü diyordu.
Gürsel Tekin: Hatta dün yinelediler tekrar Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcüsü aynı cümleyi kullandı.

Soru: O da kafa karıştırıcı evet bir gün dostumuz olan ertesi gün düşmanımız oluyor. Bu operasyonun ardından tartışmalar başladı. Hatta tartışmalar öyle bir noktaya geldi ki, Türbe'de yatanın hangi Süleyman olduğu bile tartışıldı. Bunlar tartışılırken Başkana Davutoğlu da dedi ki, başarılı bir operasyon gerçekleştirdik. Siz bu operasyonu nasıl değerlendiriyorsunuz ve Türkiye'nin Suriye politikasını genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gürsel Tekin: Öncelikle bütün cumhuriyet dönemine baktığınızda darbe dönemleri dahil olmak üzere dış politikaya Türkiye'nin milli meselesi olarak bakılmıştır. Herhangi bir siyasi partinin geleceği ya da herhangi bir siyasi partinin meselesi gibi bakılmaz. Dünyanın her yerinde de böyledir. Ama ne yazık ki, son 12 yıldır AKP iktidarıyla bu mesele ya AKP meselesidir ya da başka bir mesele değildir.  Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Gerçekten vahim bir durum. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yani bizim devlet geleneğimize baktığınızda, geçmiş dönemlere baktığınızda bütün bu süreçlerde mutlak ve mutlak parlamentodaki siyasi partilere hatta daha ileri gidiyorum parlamento dışındaki siyasi partilere de bilgi verilirdi. Şimdi bu bilgi akışı yok. Sadece bir merkezde, o merkezin de ne olduğunu doğrusu biz de bilmiyoruz.

Ortadoğu politikasına girmek istemiyorum. Ortadoğu'da maalesef bir bataklık politikasına girdik. Şimdi ağızlarına almıyorlar hatırlarsınız, övünerek, biz Ortadoğu Eş başkanıyım dedi eski başbakan. Süreç kötü gidince bu sefer eş başkanlıktan çıktılar başka bir kahramanlık edası içinde Ortadoğu coğrafyasını dolaşmaya başladılar. Bu sefer başka bir argüman çıkardılar; biz küresel dünyanın oyuncusuyuz diye. Şimdi küresel dünyanın büyük aktörleri var ya Amerika gibi, İngiltere gibi. Bunlar da kendilerini bir küresel oyuncu olarak tarif ettiler. Maalesef kendileri Türkiye'yi kümesel hale getirdiler, kendileri de küresel dünyanın oyuncağı haline geldiler. CHP olarak çok itiraz ettik. Özellikle dış politika konusundaki yanlışlarınızdan geri dönün. Suriye Irak ve Mısır gezimizin birinde Sayın Genel Başkanımız da vardı. Daha sonra kendimize vazife edindik, Ortadoğu'daki bütün siyasi partilerin, barıştan, özgürlükten yana olan bütün siyasi partilerin yöneticilerini İstanbul'da üç gün bir araya getirdik ve bu süreci tartışmaya soktuk. Ana muhalefet olarak bizim hazırlamış olduğumuz bu raporları bir önceki Dışişleri Bakanı şimdiki Başbakan Davutoğlu bunları okumuş olsaydı bu rezaletlerin hiçbirini yaşamamış olacaktı.
Soruyorum şimdi, bunların partisinin ideolojisi neydi? Milliyetçi ve muhafazakâr. Yesinler milliyetçiliğinizi. Siz nasıl milliyetçisiniz? 53 tane vatandaşımız Reyhanlı'da hayatını kaybetti. Hani intikamını alacaktınız alelacele tezkere dediniz. Ne yaptınız? Tık yok!
Uçağımız düştü. Bu ülkenin uçan kuşuna kimse ses çıkaramazken uçağımız düştü iki pilotumuz şehit oldu. Sözcüleri yine o televizyonlarda bunun bedeli ağır olacak falan. E hadi, hodri meydan! yine ses yok, tık yok.
Şimdi bu son geldiğimiz rezalet. Buna ne gerek vardı ya? Türkiye gibi bir ülke bu maskaralığa niye ihtiyaç duyar, niçin yaparsınız? Hadi bunlar siyasette maskaralığı sever, ey devletin kurumları siz bu maskaralığın parçası nasıl olursunuz ya?


Soru: Şimdi Sayın Tekin dediniz ki, CHP'nin hazırladığı raporlar var, raporlar sunuldu. Şimdi Sayın Davutoğlu o raporları okusaydı da acaba o devletin kurumlarından birinin başında bakan olarak sizce gerekli tedbirleri alacaklar mıydı?
Gürsel Tekin: Valla çok ciddi uyarılarımız vardı. Onlar ciddiye alınabilirdi diye düşünüyorum. Okudular mı okumadılar mı onu da tam bilmiyorum. Şimdi Süleyman Şah Türbesi'ne gelince onu da açık ve net söyleyeyim, çok yalın söyleyeceğiz. Dünya çok değişti, dünya 30 yıl, 40 yıl, 50 yıl, 100 yıl önceki dünya değildir. Hani bu televizyonlarda biri bizi gözetliyor evleri vardı ya, dünya da birbirini gözetliyor. Öyle gözetlenmişiz ki hatta bazı büyük ülkelerin Türkiye'yi dinlediği yönünde haberler çıktı. Türkiye'de bu konuda bir tepki göstermedi. Bunun en somut örneği Almanya'dır. Evet Türkiye'dir, dinlenir.  Bu çok aşağılayıcı bir cümledir. Bizim CHP olarak bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Ne demek siz kimsiniz, haddinizi bileceksiniz diyebilecek bir babayiğit iktidardan çıkmadı göremedik. Böyle küreselleşmiş bir dünyada, istihbarat örgütlerinin cirit attığı bir yerde bu maskaralıkların hiçbirine gerek yoktu. Başka bir şey yapılabilirdi. 7 Şubat'ta Urfa'da bir açıklama yaptım. Süleyman Şah Türbesi işgal altında dedim. Kamuoyuyla ilk kez paylaştım. Bakanları çıktı hayır dedi yok öyle bir şey. Şimdi bunlar yalan makinesi gibi. Ya kardeşim bu bir milli meseledir. Bunu ciddiye alacaksınız. Burada bir şey varsa bu hepimizin sorunudur. Bu konuda CHP olarak biz de katkı sunmak isteriz. Hayır dediler. Aslında bölgeye baktığınızda bölge IŞİD'den temizlenmiş bir bölgedir. Öyle operasyon yaptık, şatafatla gittik. O operasyonun sonucu bir kardeşimiz şehit düştü. Savaşmadan şehit verdik yani düşünebiliyor musunuz?

"Operasyonu allayıp pullayıp satıyorsunuz"
Soru: Dün Independent gazetesinde çıkan bir analizde şöyle bir tespit yapılmış. Deniyor ki, IŞİD Türk petrol uzmanları bölgede petrol arasınlar, biz de karşılığında sizin türbenizi verelim şeklinde bir pazarlık var. Bu işin içinde petrol var deniyor. Ya da denildi ki, Amerika oradaki enerji kaynaklarını güvenli bir şekilde çıkartacağı koridor üzerindeydi de türbeyi yine bir şekilde getirdiler deniliyor. Hatta Independent oradaki Türk petrol uzmanlarının IŞİD'in kontrolü altındaki bölgede görüldüğü yönünde de bir haber vardı. Olabilir mi bir petrol pazarlığı?
Gürsel Tekin: Bugün Ortadoğu'daki bütün bu savaşların temel sebebi enerji. Enerji medeniyettir. Enerjinin olmadığı yerde medeniyet yoktur. Bu enerjiyi tabi ki dünyaya açmak lazım. Ama böyle barbarca katliamlarla bu enerjiyi dünyaya açmayı kabul etmek mümkün değildir. Bütün bu barbarlığa kendisine milliyim diyen, muhafazakârım diyen, din iman sahibiyim diyen bir iktidarın öncülüğünde Ortadoğu coğrafyasında 8 milyon insan hayatını kaybetmiştir. İslam coğrafyasında ortalama 10 milyon insan da bertaraf edilmiştir. Kimin iktidarı döneminde olmuştur? AKP döneminde olmuştur. AKP’ye oy veren seçmenlerin bunu bilmesini istiyorum. Kaddafi'nin başı niye ezildi? AKP'ye oy veren bir seçmen olarak siz sormayacak mısınız? Elbette bir enerji hikâyesi var ama sorun şu; İsmet Paşa der ki "Dış politika meselesi iç politika malzemesi haline getirilemeyecek kadar önemlidir." Hatta daha ileri gidiyor diyor ki, "Büyük devletlerle yatağa girmek ayıyla yatağa girmek gibidir." Kimse kimseyle oynaşmayacak. Oynaşmayı bırakacaksınız AKP. Oynaşmaya devam ederseniz, Türkiye'yi itibarsızlaştırdığınız gibi daha da zor durumda bırakırsınız. Süleyman Şah Türbesi meselesine baktığınızda, küresel koalisyon ülkelerinin oradaki ana koalisyonu da YPD'dir. Bunu bir kere kabul edeceğiz. Hiç numara çekmeyin kardeşim. Özellikle IŞİD'in kontrolünde olan yerlere baktığınızda da bir tek türbe yoktur. Yerle bir ediyorlar. Bizim Süleyman Şah Türbemizin sağlıklı kalmasının da arka planında başka şeylerin olduğunu da göreceğiz. Durum böyle olunca Kobani'den sonra özellikle aşağıya inmek yani Körfez'e doğru gitmekle beraber bir temizlik hareketi başladı. Bizim Süleyman Şah Türbemizin olduğu topraklarda IŞİD'den temizlenmişti zaten. Bunu kamuoyunun bilmesi gerekiyor. Bunu taşımak için tankla topla gitmenize gerek yoktu zaten. Bir talimat verseydiniz, biz buradan taşınacağız, mezarımızı alacağız kardeşim. Çok zor değil ya. Bunun için, şatafata, geceyarısı toplantılara gerek var mıydı? Türkiye gibi önemli bir ülke bu kadar maskaralığı hak eder mi? Sonra çıkıyorsunuz, allayıp pullayıp satıyorsunuz. Hadi bana allayıp pullayıp satabilirsin, benim vatandaşımı kandırabilirsin ama dünyayı kandırmanız mümkün değil. Şimdi ben Sayın Davutoğlu'na sormak isterim; elbette bütün operasyonlar çok önemlidir. Bu kadar önemsediğiniz operasyonda, kullandığınız güzergâhta bu operasyonun olduğu bölgede IŞİD olduğuna dair bir kare koyun bakalım. Orada asker olan 40 tane Mehmetçiğimize soralım. Konsolosumuzla ilgili de bir sürü biliyorsunuz bir sürü yalan yanlış şey söylediler. Yalanın sonu yoktur. Babamız bize iki şeyi öğretti: yalan söylemeyeceksiniz, hak yemeyeceksiniz. Yalan sadece kısa sürede kendinizi kurtarmanıza yarar ama fakında olmadan bünyenizde yaratacağı tahribatı telafi etmeniz mümkün değildir. Hele bir de din iman sahibiyseniz hiç yalan söylemeyeceksiniz. Şimdi Konsolosumuzun ifadesine bakıyoruz. Ya arkadaş Konsolosa mı inanalım sizin yalanlarınıza mı inanalım. Elbette Konsolosumuza inanacağız. Niye bu yalanları söylüyorsunuz ya bu yalanların sonu yok. Şimdi göreceksiniz önümüzdeki günlerde bu meselenin başka planlarını da tartışacağız.

Soru: Bülent Arınç'ın Alman modeli olarak nitelendirdiği İç Güvenlik Paketinden bahsetmek istiyorum. TBMM Genel Kurulu bu sabah sekiz buçuğa kadar çalışmış. İlk on madde geçti. Çok tartışıldı, çok şeyler söylendi. Polise vatandaşların üzerinde evlerinde arama yetkisi veren, 48 saate kadar gözaltında tutma yetkisi veren bir paket. Muhalefet partileri bu pakete karşı çıktı. Sayın Tekin bu paket sizce gerçekten iç güvenlikle mi ilgili?
Gürsel Tekin: İlk kez demokrasi kültürümüzde görülmemiş bir şey yaşıyoruz. Farklı üç ideolojik yapıda olan üç parti demokrasi ve özgürlük için mücadele ediyor. Ne istiyorsunuz? Kardeşim burada açık söylüyorum; bonzai, molotof kokteyli, çeteleşme şiddet unsuru olabilecek aklınıza gelebilecek ne varsa getirin geçirmezsek namerdiz kardeşim. Siz de getirmezseniz namertsiniz!
Ama ne istiyorlar biliyor musunuz, bu ara biliyorsunuz bir kısım medyada bana saldırıyor, izin veriyorsanız saldırının sebebini de anlatacağım. Ama iyi bir şey yapmışım. Halbuki kimsenin ismini vermedim sadece dedim ki kirli medya. Biz öyle yasadışı el koymayacağız. O gazetelere iktidar tarafından el konuldu.  Sadece gazetelere konulmadı. İsmini vermek istemiyorum ama önümüzdeki süreçte araştırma önergesiyle Türkiye öğrenmiş olacak. Türkiye'nin en büyük telefon şirketine el koydu bu iktidar. Böylesi bir dönem. Şimdi daldan dala atladım. Burada şunu istiyorlar, sadece köşk istiyor. Davutoğlu istemiyor, Genel Kurmay istemiyor, polis istemiyor, Eski Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül istemiyor, hukukçular istemiyor, barolar istemiyor, sivil toplum örgütleri istemiyor. Sadece ve sadece köşkün korunması için bu yasalar çıkartılacak. Bu bir felaket olur. Bu yasayı çok savunanların bilmesi gereken başka bir şey var. Burası Türkiye. Sakın Ortadoğu ülkelerine benzetmeyin. Bu çıkarmış olduğunuz yasaların tamamı size yol, su, elektrik olarak dönebilir. Yine o zaman biz sizi savunacağız galiba öyle olacak.
Ne istiyorlar? Diyorlar ki biz polise güvenmiyoruz. Ya sizden öğrendik polise güvenmiyoruz demeyi. Biz bu kadar dayak yemişiz, bu kadar işkence görmüşüz, bu kadar zulüm görmüşüz bir kez olsun polise güvenmiyoruz demedik. Siz 50 yıldır devletin bütün olanaklarını kullanıyorsunuz 13 yıldır iktidarsınız, biz bu polise güvenmedik diyorsunuz.
Senin güvenmediğin polis seni bile dinleyebilecek duruma gelmişse, ben gariban Gürsel Tekin, hiçbir devletin gücü arkamda yokken benim güvencem kim olacak? AKP'nin ivedilikle bu anlayıştan vazgeçmesi lazım. Bu Anayasa Mahkemesi'nden de dönecektir.


Soru: Sayın Tekin, geçtiğimiz günlerde şöyle bir açıklama yaptınız. Kirli medyaya el koyacağınız dediniz. Nedir bu kirli medya işi?
Gürsel Tekin: Dış politikayla ilgili son bir şey söylemek istiyorum. Çok nefret ettikleri her alanda Esed diye küçültmeye çalıştıkları bir ülkeden bu operasyonda izin aldılar onu da söyleyeyim. Dış politikada büyük laflar etmeyeceksiniz. Şimdi aslında uzun süredir iktidar kendine göre bir kısım medya oluşturdu. Bir kısmına da resmen el koydu. Bizim bunların beni eleştirdiği gibi ceberutça bir el koyuşumuz olmayacak. Yargı yoluyla. Çünkü bunların önemli kısmı suçlara bulaşmış gazetelerdir. Şimdi ben hiçbir gazete ismi vermedim dedim ki kirli medya. Yolsuzluğa bulaşmış medyaya CHP iktidarı döneminde hukuk eliyle el koyulacaktır. Biz çete falan değiliz bunu herkes bilsin. Hele bizim demokratlığımızı en son sorgulaması gereken köşe yazarları yazıyorlar.
Bizim demokrasi yolunda vermiş olduğumuz mücadeleyi şu anda parlamentoda olan AKP'li vekiller de bilirler. Buna 28 Şubat da dâhil. Çok net söylüyoruz: kirli. Kirli değilseniz niye alınganlık gösteriyorsunuz? CHP iktidarı döneminde bizi eleştiren, bizim ideolojik yapımıza karşı olan hangi gazete olursa olsun güvencesi yine biz olacağız. Kirli diyoruz bakın, altını çizerek söylüyorum kirli işlere bulaşmış. Bizi eleştirenler, bunu sürekli gündeme getirenler hiç mi vicdanınız yok? Sizin gazetelerinizin okunmadığını biliyoruz ama televizyon ve radyolar gazete manşetlerini okuyor. Vatandaşımızın da kafası karışıyor. Diyor ki, Alman istihbarat örgütü bana bilgi veriyormuş. Üç gün üst üste manşet. O tarihte Almanya'ya gitmiş miyiz? Yok. Öyle bir yere gitmiş miyiz? Yok. Öyle birilerini tanıyor muyuz? Yok. Belge koyacağız diyorlar, koymazsanız namertsiniz dedik. Dört beş aydır hala belge koyacaklar ortaya. Bunların yalanlarından dolayı insanlar intihar etti. Allah'tan korkun ya. Bu nasıl bir rezilliktir. Yani biz ne söylediğimizi biliyoruz. Tekrarlamak istiyorum, kirliliğe ve harama bulaşmış, yasadışı işlere bulaşmış hangi gazete olursa olsun CHP iktidarı döneminde hukuken soruşturulacaktır. Sizin gibi öyle ceberutça da değil, şu an AKP iktidarı döneminde gayriresmi olarak 7-8 tane gazeteye zaten el konuldu onu da herkes bilsin istiyorum.


Soru: Sayın Tekin, demokrasi sandıktan mı ibarettir? Sayın Cumhurbaşkanı bir kaç gün öncede dedi ki Başkanlık sistemi ile ilgili, halka soralım sandığa gidelim dedi. Bir taraftan da sandık deniyor ama benim sandığa gidip oy verdiğim milletvekili de Meclis'te konuşturulmuyor. Kendi adıma umutsuzluğa düştüğüm oluyor. Sandık denilince benim aklıma kediler geliyor, çöplerden çıkan oy pusulaları geliyor. CHP 7 Haziran'da yapılacak seçimlerde çalışmalara başladı mı sandık görevlilerinin eğitimleri ya da bu sistemle ilgili verilen bir soru önergesi var mı? Çünkü dışardan müdahale edilebileceği söyleniyor.
Gürsel Tekin: Edirne'nin ötesine geçtikten sonra bütün ülkelerde seçimler nasıl oluyor bir bakalım. Bütün demokratik ülkelerde seçimin güvenliğini devlet sağlar. Bizim devlet kavramımızı tartışmamız lazım. Eğer devletin kurumlarını iktidarın arka bahçesi haline getirirsek o zaman zaten demokrasiden kopmuş oluruz. Niye şimdi bu meseleleri tartışıyoruz? Polisi, yargıyı tartışıyoruz. Gidin başka Almanya'da hiç yargı tartışılır mı, Alman polisi tartışılır mı? Çünkü Alman polisi devletin polisi. Devletin, yasaların vermiş olduğu yetkilerin dışına asla çıkmaz. O ülkenin başbakanı git bu suçu işle dese de asla işlemez. Yakın tarihte biliyorsunuz, İngiltere polisi Tony Blair'in oğlunu aldı karakola götürdü. Tony Blair ne yaptı karakoldan çocuğunu aldı, polise de teşekkür etti. İşte demokrasi dediğiniz böyle bir başbakan, böyle bir polis teşkilatıyla olabilir. Türkiye'de ne oldu? Sizin deyiminizle destan yazan 750 tane polisi bir gece yarısı sürgün ettiniz. Niye? Dinliyorlarmış diye. E sizi dinleyen beni niye dinlemesin kardeşim niye dayatıyorsunuz şimdi bu yasayı bize? 12 Eylül'de itibaren polis teşkilatı iktidarların kirli bahçesi haline dönüşmüştür. Kendinizi kullandırmayın. Yargının hukukun size vermiş olduğu yetkinin dışına sakın çıkmayın. Tüm bunlara bakınca en çok güvenliğe ihtiyacı olan parti biziz. Onlarca tehdit alıyoruz. Umurumuzda değil bize vız gelir tehditler o ayrı bir şey. Ama bana her gün hakaret eden o gazeteciler üçer tane polisle geziyor.
Soru: Siz de korumasız geziyorsunuz...
Gürsel Tekin: Çok şükür. Çalmadık, çırpmadık niye korunacağız? Bakın, üçer tane polisle gezip bana saldırıyor. Polissiz gez. Cumhurbaşkanı Fuat Avni'ye dedi ya karşıma çık, delikanlıysanız siz de çıkın karşımıza. Şimdi öyle devletin imkânlarını kullanarak saldırmaya kalkışmayın. Hepinizi de çok iyi biliyorum. Sizi uyarıyorum.

"Türkiye'de kadının kaderini değiştirmek için düşüncelerimizi değiştirmemiz lazım"
Soru: Sayın Tekin, Özgecan Aslan'dan bahsetmek istiyorum izninizle. Biz Özgecan'ın katledilmesinin acısını yaşarken Manisa'dan acı bir haber aldık. Orada da genç bir kadın bir barakada yanmış halde bulundu ve daha bildiğimiz, bilmediğimiz niceleri var. AKP hükümetinin kadın cinayetlerinde sorumluluğu var mı?
Gürsel Tekin: Şimdi aslında sadece bugünkü döneme bağlamak insafsızlık olur. Ne yazık ki, kadının İslam coğrafyasında sadece Türkiye'de değil kaderi ne yazık ki değişmiyor. Özgecan kardeşimize gelince, hala içimde bir yara olan, 2010 yılında hatırlarsanız Medine kardeşimiz 16 yaşında Adıyaman'da diri diri gömüldü. Eğer o gün Türkiye'de kadınıyla erkeğiyle vicdanlı insanlar isyan etmemişse bugün hiç kimse ağlamasın. Hepimizin çocuğu var. Her insan hata da yapabilir, eksik de yapabilir. Allah'ın yarattığını Allah alabilir. 16 yaşında gencecik kız diri diri gömüldü ve bu ülke ayaklanmadı. Bu ülke isyan etmedi. Şimdi kimse yalandan gözyaşı dökmesin. Türkiye'de kadının kaderini değiştirmek için zihnimizde, beynimizde düşüncelerimizi değiştirmemiz lazım. Kadının da insan olduğuna, kadınla erkeğin eşit olduğuna inandığımız günden itibaren bu meseleleri aşabiliriz. Kadın diye aşağılarsanız, kadın erkek eşitliğine inanmazsanız hangi yasayı çıkarırsanız çıkarın bu katliamların önüne geçmeniz mümkün değildir. Bu meseleler niye Bulgaristan'da, Yunanistan'da yaşanmıyor da biz de yaşanıyor? Kendimizi hiç mi gözden geçirmeyeceğiz? Sadece fıtrat diyerek mi geçiştireceğiz? Bütün kötü işler fıtratımızda var da iyi işler niye fıtratımızda yok Allah aşkına ya?

Soru: Bu idam tartışması sizce, yani verilen cezaların uygulanması ya da idam cezasının getirilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?
Gürsel Tekin: Türkiye'de idam vardı. Sadece düşünenler idam edilmiştir bu ülkede. Kadın cinayeti işleyenler idam edilmemiştir. Yapmanız gereken birkaç tane şey var çok basit. İnşallah CHP iktidarıyla hepsini yapacağız. Bir kadın yaşamın içinde olacak, sosyal yaşamdan kadını tecrit etmeyeceksiniz. İki kadının ekonomik özgürlüğü olacak. Üç, kadın erkek eşitliğini bilecek ve inanacak. Yoksa yasayla falan görüyorsunuz bir sürü yasa var ama her gün maalesef bu cinayetler işleniyor.

Soru: Dün yapılan bir açıklama vardı. CHP İstanbul Milletvekili Sayın Nur Serter TEOG sınavlarının neden açıklanmadığıyla ilgili bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Dedi ki başarılı ve başarısız iller açıklanmıyor. En başarılı il Tunceli çıkmış ortaöğretime geçiş sınavında. Şimdi deniliyor ki, Tunceli ağırlıklı olarak Alevi vatandaşların bulunduğu bir il ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun da memleketi. Bu sonuçlar Cumhuriyet Halk Partisi'nin işine yarar diye açıklanmıyor.
Gürsel Tekin: Tunceli sadece Sayın Genel Başkanımızın memleketi değil Türkiye'nin şerefli bir ilidir. Tuncelili savcılık sınavına giren bir kardeşimiz 100 tam puan aldı yine de hakim ve savcı olamadı. Gerekçe; Tuncelili, Alevi kökenli. Şimdi bu AKP'nin çok güzel bir sloganı var. Arada bir güzel şeyler yapıyorlar; Hayaldi gerçek oldu. Türkiye'de her şey hayaldi gerçek oldu. Dün Türbe'de yaşanan maskaralık gibi. Türkiye'de iki tane güvenilir kurum vardı. Tapu hevesi nerden geliyor biliyor musunuz güvenden geliyor. Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin bu kadar kimsenin özel mülkiyeti yoktur, edinmez de. Ama Türkiye'de herkesin arsam olsun, dairem olsun demesinin nedeni tapuya olan güvendi. Onu bitirdiler. Diğeri sınav. Sınavdan döndüğümüzde hiçbirimizin annesi babası bizim çocuğumuzun hakkı yendi demezdi. Oğlum sen çalışmadın, otur çalış derdi. Şimdi bundan sonra hayaldi gerçek oldu ya, maalesef burayı da çökerttiler. Bundan sonra çocuk hiçbir şey yapmasa bile o anne babanın aklına vay bu AKP bizim çocuğumuzun hakkını çaldı diye gelecek. Haziran'ın 7'sinde vicdanınıza oy vereceksiniz. Aksi takdirde telafisi mümkün olmayan bir süreçle Türkiye karşı karşıya kalmış olur.

    Salı, 24 Şubat 2015 14:41
Yandex.Metrica