"Şah değil mat operasyonu!"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Süleyman Şah Türbesi’nden nakil için yapılan operasyonu değerlendirdi.

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin: "Şah operasyonu değil mat operasyonu olmuştur. Şah Türbesi operasyonu Türkiye için kabul edilebilecek bir durum değildir. İlk kez 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde kendi topraklarımızı, savaşmadan topraklarımızı kaybediyoruz. Şimdi onu allamaya pullamaya çalışıyorlar."

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Gürsel Tekin, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürsel Tekin , basın toplantısında şunları söyledi:

"Merhaba arkadaşlar, iyi Pazarlar. Öncelikle bugünkü operasyonda hayatını kaybeden Halit Başçavuşa, ailesine ve bütün Türkiyeye başsağlığı diliyorum. Çok üzücü bir olay ne yazık ki, inşallah sadece Halit çavuşumuzdur.

Değerli arkadaşlar, iki gün önce İzmir'de bir basın toplantısında Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı döneminde kirli ve suça bulaşmış gazeteler Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı döneminde elbette hukuk yoluyla el konulacaktır. Çok açık söylüyorum kirli ve suça bulaşmış. Yüzlerce gazete var, yüzlerce televizyon var hiç kimse üstüne alınmamış. Ama bir kısım gazeteler olağanüstü saldırıya geçmiş ve bizim özgürlükçü olmadığımızı, hatta Hitler'e benzetmişler. Biz iktidar gibi yasadışı hiçbir gazeteye, televizyona el koymayız. Eğer çok merak edenler varsa kaç gazeteye, kaç televizyona el konulmuş, ne kadar gazeteci, ne kadar televizyoncu işinden edilmiştir, kaç kişi tutuklanmıştır, kaç gazeteci öldürülmüştür. Bütün raporları buradadır. Bu raporları da sizlerle paylaşmak isterim.

Şimdi bizim özgürlüğümüzü tartışanlara buradan seslenmek istiyorum. Ana muhalefetin temel görevi aynı zamanda Türkiye'de olup bitenlerle ilgili olumsuz, negatif işleri iktidarı uyarmaktır. Temel görevi budur. 2006 yılında kulakları çınlamasın şuanda bizi izliyorsa. AKP’nin bir koalisyon hükümeti olduğunu, bu koalisyonun her an çatlayabileceğini, ciddi bir kavgayla Türkiye çok ciddi bir sorunla karşı karşıya kalabileceğini söylediğimde benim hakkımda darbeci, beni tanımasına rağmen, çok yakinen bilmesine rağmen darbeci ve iftiracı diye yazdı. Sonra o gazeteci kardeşimiz çok nazik davrandı ve 2014 yılında yani 17 Aralık - 25 Aralık döneminde özür diledi, kendisine teşekkür ediyorum.

Yine bugün bana saldıran o gazetelerin, köşe yazarlarının bir kısmı beni çok yakinen tanır. Öyle tanır ki bizim 28 Şubat'ta bunlar inlerine girerken 28 Şubat döneminde aslanlar gibi dimdik duran, kamuda görev yapan belediye başkanı vekili olduğum dönemde yanımda türbanlı çalıştırabilecek kadar özgürlükçü ve antidemokratik uygulamaya tepki göstermiş bir insanım. Ve keza yine türban meselesinde çok net bir tavır koyan bir insanım. Bugün köşesine taşıyan bir arkadaşıma bunu da hatırlatmak istiyorum.

Daha ileri gidiyorum. Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak beni aradı, miting yapacaklarını söylemişlerdi. Ne mitingi hocam dediğimde savaşa hayır. Elbette savaşa hayır mitingi düzenleyecekseniz ne istiyorsanız ben gereğini yapacağım ve bunun gereğini yapmış bir insanım. Hiç kimse bizim asla ve asla özgürlük anlayışımızı eleştiremez, hele bunlar hiç eleştiremez. Bunu özellikle altını çizerek ifade etmek istiyorum. Ben ne söylemek istediğimi çok iyi biliyorum. Bugüne kadar söylediklerimizin bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dış politikada gelmiş olduğumu nokta, keşke Cumhuriyet Halk Partisinin uyarılarını bu iktidar ciddiye alabilseydi bugün Türkiye Cumhuriyeti bu kadar güçlü bir ülke kendi topraklarını kaybetmemiş olacaktı. Reyhanlı'da 53 tane vatandaşımız hayatını kaybetti bombalama sonucu. Daha sıcağı sıcağına işgal orduları gibi AKP sözcüleri ve yöneticileri tek tek televizyonlara çıktılar hedef şaşırtmak için yok Devsol yaptı, yok bilmem şu yaptı, bu yaptı. Yapmayın dedik sadece zaman kazanmak için Türkiye'yi kötü noktaya götürmeyin. Burası Rakka’da El Kaide tarafından yapılmıştır ve 53 tane vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Önleminizi alın. Hani sizin anlık istihbaratlarınız vardı?

Yine keza ilk kez konsolosumuz ve 101 tane vatandaşımız orada görevlimiz gözaltına alındı. Günlerce rehin alındı. Dün gazetelerde okumuşsunuzdur konsolosun ifadesini. Tam bir utanç verici bir tablo. Hükümete gerek burada gerek TBMM’de 2011 yılında önleminizi alın büyük yolsuzluk oluyor. Bu yolsuzlukların içinde bakan çocukları da var. Türkiye'de zor durumda kalır, sizde zor durumda kalırsınız. Yalan mı çıktı bu? Şimdi size soruyorum. Bir gazetemizin manşetinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun dinlendiğini manşete taşımıştı ve ertesi gün basın toplantısında Sayın Kılıçdaroğlu'nu dinlemenin bir zaman kaybı olabileceğini, bunun için bir şey bulamazsınız. Sayın Kılıçdaroğlu kupon arsa pazarlığını bilmez, ihale vermesini bilmez, yandaşını korumasını bilmez. Son derece şeffaftır. Bundan dolayı lüzumsuz işler yapıyorsunuz ama sizde dinleniyorsunuz. Aman ha önleminizi alın. Ne zaman söylemişiz? 2012 yılında söylemişiz. Sadece söylememişiz aynı zamanda soru önergesiyle hükümete sormuşuz. Hükümet sözcüsünün bir tanesi bir iftira demiş, bir tanesi de bana yazılı cevap vermiş böyle bir şey yok demiş. Şimdi ne oldu arkadaşlar ben size hatırlatmak istiyorum. Dinleniyoruz, dinlendik, inimize girdiler, aldatıldık. Muhalefetin temel görevi bu. Bu uyarıları ciddiye alacaksınız. 15 - 20 gün önce Urfa'da Süleyman Şah Türbesinin işgal edildiğini, bu mesele Türkiye Cumhuriyeti meselesidir, sadece bir iktidar sorunu değildir. Gelin burada ne yapılması gerekiyorsa bir el birliğiyle, güç birliğiyle bunun karşısında duralım dedik. Buna yalan dediler. Sonra dün maalesef üzülerek ifade etmek istiyorum bugün gazetelere, televizyona baktığımda Şah operasyonu. Şah operasyonu değil mat operasyonu olmuştur. Şah Türbesi operasyonu tam Türkiye için kabul edilebilecek bir durum değildir. İlk kez 90 yıllık cumhuriyet tarihinde kendi topraklarımızı, savaşmadan topraklarımızı kaybediyoruz. Şimdi onu allamaya pullamaya çalışıyorlar.

Efendim biz küresel dünyanın bir parçasıyız, Ortadoğu’yu dizayn edeceğiz. Yapmayın, etmeyin, Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda çok ciddi çaba sarf etti. Özellikle Ortadoğu coğrafyasındaki belli ülkelerde heyetlerimizle görüşmelere gittik ve bu görüşmelerin sonucunda Sayın Genel Başkanımızın devlet terbiyesi almış bir Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hazırlamış olduğumuz bu raporların tamamını geçmişin Dışişleri Bakanı bugünün Başbakanına gönderildi. Aman ha önleminizi alın. Maalesef bu önlemlerin hiçbir tanesi alınamadı. Düşünebiliyorsunuz bu sadece bugüne mahsus değil. Yine 53 vatandaşımızın dışında Türkiye Cumhuriyetinin uçağı düşürüldü, iki tane pilotu şehit oldu. Cumhuriyet Halk Partisi olarak soruyoruz, bir sorumluluk içinde soruyoruz çok net bir şekilde 6 aydır 3 tane soru sormuşum. İlkokul çocuklarına sorduğunuzda rahatlıkla cevap vermesi gereken sorunun cevabını halen alabilmiş değiliz. Bu uçağı kim düşürdü, bu uçak niçin hava sahası ihlal etti? Bütün bu şeye baktığımızda ne yazık ki bir öngörüsüzlükle bu coğrafyanın en güçlü ülkesi bu iktidar tarafından biçare hale gelmiştir. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bugün sadece Ortadoğu coğrafyasında değil, tüm Türkiye'de tek haline gelmiş, tek başına kalmış bir Türkiye Cumhuriyetini düşünmek bile istemiyoruz.

Değerli arkadaşlar, Kobani meselesinde biliyorsunuz siyasetçiler özellikle dış politika konusunda söyleyecekleri çok önemlidir. Her cümlenin çok ciddi bir anlam ifade edebileceğini, size yol, su elektrik olarak dönebileceğini bilmeniz lazım. Öyle atarsınız. İç politikada yapabilirsiniz bunu. Ama dış politikada bunu yaparsanız bunun bedelini çok ağır ödersiniz. Kobani meselesinde gerçekten bir terör örgütüyle vatandaşların karşı karşıya kaldığı bir ortamda çıktı dedi ki eski Başbakan PKK nasıl terör örgütüyse PYD’de terör örgütüydü. Dün sizin terör örgütü dediğiniz PYD’nin kontrolünde bu operasyonu yaptınız. Böyle bir Türkiye olabilir mi? Onu söylemeyeceksiniz ya da bunu yapmayacaksınız.

Ne yazık ki, gerçekten gelmiş olduğumuz durum çok vahim. Kabul edilecek bir durum değildir. 20 - 25 gündür bütün uyarılarımıza rağmen Süleyman Şah Türbesinde nöbet değişimi, asker değişimi olmuyor. Hatta asker değişiminin ötesinde hiçbir lojistik destek olmuyor. Oradaki çocuklarımızın akıbetini bile bilmiyoruz dediğimizde kesinlikle böyle bir şey yoktur diyen iktidarın bugün Türkiye'yi getirdiği durum çok vahim bir durum olduğunu sizlerle paylaşmak istedim.

Değerli arkadaşlar, daha söylenecek çok şeyler vardır. Yine birkaç AKP vekili bu kadar ağır şeyler söylememize rağmen işte yolsuzlukla ilgili, 17 Aralık'la ilgili, 25 Aralıkla ilgili. Hiç rahatsız olmamışlar. Ama kirli yasadışı gazetelere el konulacak deyince müthiş bir öfkelenmişler. Bir tanesi de işte Gürsel Tekin'e 8 Haziran'da el koyacaklarmış. Bana el koysanız ne olur, kendi topraklarınıza gidin el koyun eğer yüreğiniz yetiyorsa. Önünüze de biz vereceğiz hadi hodri meydan gelin gidelim bakalım.

İki gün önce çağrı yaptım Dışişleri Bakanına. Gelin Süleyman Şah Türbesine hep beraber gidelim dedik. Sorun yok diyordular. Ne yazık ki maalesef çok üzücü bir olayla Türkiye karşı karşıya olduğunu da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu meselelerle ilgili sorusu olan arkadaşlarımız varsa sorularınıza da cevap vermek istiyorum.


Soru: Dün akşamla ilgili aslında benim sorum. Mecliste iç güvenlik paketi görüşülüyor ve tansiyon her daim yüksek. Dün akşamda yine çok sert tartışmalar vardı. Özellikle meclis başkanvekiline söz vermemesi iddiasıyla muhalefet milletvekilleri sert tepki gösterdiler, sloganlar, protestolar yükseldi. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?
Gürsel Tekin: Şimdi AKP akil adamlara çok itibar eder. Bir önerim olacak bu meseleyle ilgili, bu sıkıyönetim paketiyle ilgili. Bütün siyasi partilerin dışında vicdanlı hukukçularla ilgili bir komisyon oluşturalım. İçinde AKP'li hukukçular dahil olmak üzere o hukukçuların hazırlayacağı güvenlik paketine gözü kapalı oy vereceğiz. Hani Sayın Davutoğlu diyor ya efendim bunlar bonzaici, bunlar Molotof kokteylci. Sayın Davutoğlu Molotof kokteyle ilgili, bonzaiyle ilgili, uyuşturucuyla ilgili, yolsuzlukla ilgili, mafya örgütlenmeleriyle ilgili getireceğiniz her yasayı gözü kapalı olarak Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz oy vereceğiz. Ama sizin maksadınız o değil. Bizi izleyen vatandaşların çok net bilmesi gereken bir şey vardır ki bu bir sıkıyönetim yasasıdır. Bu nedir biliyor musunuz çok net. Hakimleri, savcıları, yargıyı baypas ediyor, 81 tane valiye bu yetkiyi veriyor. Bunu hukuken de, vicdanen da kabul etmek mümkün değildir. Mademki her şey çözümden yanalar, birde çözüm süreci devam ediyor. Çözüm sürecini siz yasakçı bir anlayışla devam ettirebilir misiniz? Gelin bir komisyon oluşturalım şunu herkesin bilmesi lazım. Türkiye'de en çok güvenliğe ihtiyacı olan siyasi parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Bütün ara dönemlerde, önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım. Bütün ara dönemler, darbe dönemleri dahil olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisinin kadrolarında 228 tane faili meçhul cinayetlerde hayatını kaybetmiş partilimiz var. 228 tane. Demek ki, en çok güvenliğe, en çok güvenlikle yasaya bizim ihtiyacımız var. O konuda hiç tereddüdünüz olmasın. Hodri meydan getirin dediğim gibi gerçekten Türkiye'nin saygı duyduğu hukukçuları akil adamlar gibi bir araya getirelim onlar o paketi gözden geçirsinler bizde o pakete oy verelim.

Sayın eski Cumhurbaşkanı bile tahammül edemedi. Bu paketin içeriğini ve çok önemli bir meseleye de parmak bastı biliyorsunuz. Polise olağanüstü yetki verdik, o yetkilerini kötü kullandı ve vermiş olduğu yetkilerden en çok iktidar mustarip oldu, iktidar dinlendi biliyorsunuz.

Şimdi hani bir deyim var ya insan cehennemi görmeden cennete inanmaz. Böylesi bir cehennemli süreçten sonra siz ısrarla böyle bir yasayı isteminizi, bir polis devleti kurmanızı kabul etmek mümkün değildir. Yine aynı şeyi söyledim tekrar söylemek istiyorum. Güvenlik diyoruz. Bakın çıkaracağımız bu yasayı aynı zamanda devletin güvenlik kurumları kullanacak. Yani Genelkurmay, jandarma, polis bu meselenin neresinde bir soralım, görüşlerini alalım. Ne alelacele, ne oldu yani? Süleyman Şah Türbesine acele etmiyorsunuz da parlamentoda gece yarısı darbe yapmak istiyorsunuz o darbeyi parlamentoya değil, o darbeyi dış politikadaki yediğiniz bu sorunlarla ilgili yapın gücünüz yetiyorsa.


Soru: Efendim PYD konusundan bahsettiniz az önce Süleyman Şah'la ilgili. Bunu biraz açabilirsiniz? Çünkü sabah Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu dedi hiçbir kimseden izin almadık şeklinde.
Gürsel Tekin: Başkomutan mı?

Soru: Bu PYD kısmını bir açar mısınız?
Gürsel Tekin: Valla bugün bütün gazetelerde var görebilirsiniz. Eğer çıkarsanız koridorların ve PYD kontrolünden nasıl geçtiğini bütün gazetelerde görebilirsiniz.

Soru: Gazetelere dayanarak mı söylüyorusunuz?
Gürsel Tekin: Evet tabi tabi. Haber ajanslarının hepsinde var şimdi gördüm. Hiç itiraz etmiyorum olmalı hiç sorun yok. Benim öyle bir sıkıntımda yok. Ama büyük laflar etmeyeceksiniz. Yani büyük laflar ettiğiniz zaman ondan sonra mahcup olursunuz diye onu hatırlatmak istedim.

Soru: Sonuç itibariyle Suriye'yle politikamız noktasında acaba CHP yönetimi şuanda iktidarda olmuş olsaydı siz nasıl bir müdahale düşünürdünüz ya da müdahale olur muydu? Ya da savaş mı açardınız Suriye'ye? Nasıl bir öngörünüz var?
Gürsel Tekin: Çok teşekkür ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bu meselelerin hiçbirisi olmazdı.

Değerli arkadaşlar, eski Genel Başkanımız Sayın Baykal'ın bir cümlesini size hatırlatmak istiyorum. Ortadoğu coğrafyası özellikle 1 Mart tezkeresinin tartışıldığı bir ortamda ısrarla Cumhuriyet Halk Partisinin aslında biz daha çok böyle kendisini İslami hareketin içinde gören kesimin daha çok destekleyebileceğini düşünürken maalesef o destek yeterince alınamamıştır 1 Mart tezkeresinde. 1 Mart tezkeresinde Sayın Baykal'ın söylemiş olduğu cümleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ortadoğu coğrafyasının iki fay hattı vardır. Bunun bir tanesi Şii fay hattı, bir tanesi Sünni fay hattı. Yani Irak’la Suriye'yi kastetmişti. Sakın ha buralarla oynamayın. 90 yıllık bu kadar güçlü Türkiye Cumhuriyeti asla ve asla Ortadoğu'daki o kanamalı coğrafyanın bir parçası olmamıştır. Hatırlayın 9 yıl Irak'la İran savaştı. Türkiye burada sadece barış elçisi oldu. Bu süreçte Türkiye barış elçisi olmuş olsaydı bugün Ortadoğu coğrafyası ve İslam coğrafyasında ne yazık ki tecrit edilmiş bir ülke konumunda olmayacaktı. Ama şunu söyleyebilirim işte bizim Mısır ziyaretimiz, Irak ziyaretimiz, Suriye ziyaretimizin ne kadar anlamlı olduğunu bugün hepinizle paylaşmak istiyorum. Sizden rica ediyorum ey Sayın Davutoğlu Cumhuriyet Halk Partisinin bu çalışmaları sonucu size göndermiş olduğu bu raporları kamuoyuyla paylaşın neler vardı? Keşke Cumhuriyet Halk Partisinin o önerilerini bu iktidar ciddiye almış olsaydı bugün bu meselelerle karşıya gelmemiş olacaktı.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çok net söylüyorum. 6 ay çok uzun süre değil. 6 ay içerisinde Ortadoğu coğrafyası özellikle komşu ülkelerimizle bu sorunlar barışla sonuçlandırılacaktır ve Ortadoğu'nun Türkiye'ye ihtiyacı vardır. Türkiye bu barış konusunda öncü bir ülke olacaktır.


Soru: Sayın Tekin, geçen yıl Şubat ayında telefon dinlemeleriyle biz öğrenmiştik ki Süleyman Şah'a tankların gönderilmesiyle sözkonusuydu. O günden bugüne 1 yıl geçti. Sizde az önce söylediniz 20 gün öncede Süleyman Şah türbesi gündemdeydi ama iç güvenlik paketinin görüşüldüğü gecenin sabahı bu müdahale haberi geldi. Bu zamanlama için ne dersiniz?
Gürsel Tekin: Şimdi değerli arkadaşlar, biraz öncede ifade ettim. Gerçekten bu adına iç güvenlik demeyin, yani iç güvenlik derseniz bizde alınganlık gösteririz. Şunu samimi olarak söylüyorum en çok bizim ihtiyacımız var iktidarın değil. Niçin iktidarın değil? Çünkü iktidar devletin bütün kurumlarını kullanarak gidiyor. Hatta bugün bana darbeci diye, hitler diye yazan gazetecilerin çocuğu üçer dörder polisle geziyor. O polislerin maaşlarını biz veriyoruz. Dörder polisle geziyorlar. Onların güvenliğe ihtiyacı yok. Bizim güvenliğe ihtiyacımız var. Bu bir güvenlik yasası değildir. Bu bir darbe yasasıdır. Önümüzdeki süreçte yani 7 Haziran günü Türkiye'de o tabloyu söylemek bile istemiyorum. Bütün kamuoyu yoklamalarına baktığınızda kendilerine çok yakın kamuoyu yoklamaları şirketi dahil olmak üzere önümüzdeki süreçte AKP'nin tek başına iktidar olmayacağını çok net bir şekilde söylüyorum. Bütün buna rağmen niçin buna ihtiyaç duyuldu? Vallahi onu da kamuoyunun takdirine sunmak istiyorum. Dediğim gibi güvenlik açısından hele hele böyle Almanya modeli ya da Avrupa’daki belli ülkeleri model gösterecekseniz şuna açık çek veriyoruz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri olarak söylüyorum, partim adına da söylüyorum, Genel Başkanım adına da söylüyorum. Almanya'daki bütün modelleri gelin Türkiye'ye yerleştirelim. Siyaseti dahil olmak üzere. Siyasi partiler yasası, evrensel hukuku, güvenlik yasasını ne istiyorsanız. Eğer modeliniz Alman modeli olacaksa hani Sayın Arınç Alman modeli geliyor demişti. Evet gelin Alman modeli üzerine bir güvenlik yasası kuralım.

Soru: Eyalet sistemini kastediyor musunuz Almanya'da?
Gürsel Tekin: Hayır elbette kastetmiyorum. Hani kendileri diyorlar ya işte Alman modeli sürekli referans gösteriyorlar.

Değerli arkadaşlar, Alman polisi, İngiliz polisi, Fransız, Amerikan polisi iktidar polisi değildir. Onlar devlet polisidir. Hiçbir yargıç iktidar yargıcı değildir. Hiçbir kamu görevlisi o iktidarın görevlisi değildir. Tamamen anayasal çerçevede görev yapar. Örneğin İngiltere’deki bir polisin bir Başbakanın oğlunu nasıl karakola götürdüğünü size hatırlatmak istiyorum. Ama Türkiye’de bir milletvekilinin çocuğu sadece uygulamada kimliği sorulduğu için vay sen misin bize kimlik soran, bütün polis kardeşlerimiz duvarlara dizildi milletvekilinin oğlu sadece mutlu olsun. Eğer Alman modeli diyorsanız işte bizim savunduğumuz evrensel modeldir.

Çok teşekkür ediyorum."

 

Haberin videosuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Gürsel Tekin: "Şah değil mat operasyonu!"

    Pazar, 22 Şubat 2015 12:56
Yandex.Metrica