Gürsel Tekin çok önemli açıklamalarda bulundu

CHP MYK Genel Başkan Kılıçdaroğlu Başkanlığı'nda çalışmalarını sürdürürken Genel Sekreter Gürsel Tekin basın toplantısı düzenledi ve  görüşlerini açıkladı.

"Değerli basın mensubu arkadaşlarımız, bugün MYK bitti. Sayın Genel Başkanımız bizim uzun yıllar geçmiş dönemde Gençlik Kolu Genel Başkanlığımızı yapan arkadaşımızın cenazesi var cenazeye katıldı. Bende size bugün MYK'daki aldığımız kararla ilgili birkaç şeyi paylaşmak istiyorum.

Bunun bir tanesi biliyorsunuz son dönemlerde ciddi tartışma konusu olan güvenlik yasası. Bunu çok açık ve net söylüyorum. Bütün yurttaşlarımızın bilmesi gereken bu bir güvenlik yasası değildir. Bu fırsatlar ülkesinden faydalananların güvenliğini sağlamak için çıkarılmış bir yasadır. Bu yasada fıtratlarda hayatını kaybetmiş, kepengini kapatmış, intihar etmiş, baskı görmüş herhangi insan için çıkarılmış bir yasa değildir. Maalesef iktidarın uzun süredir işlemiş olduğu suçları tölere etmek için kendilerinin böyle bir güvenlik yasasına ihtiyaç olduğunu hepimizin çok net bir şekilde bilmesi gerekiyor.

Dün hükümet sözcüsü Sayın Arınç bir açıklama yaptı. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Sayın Arınç aynen şu ifadeyi kullandı. Herkesin çocuğu değil. Elbette çok haklısınız herkesin çocuğunu kastetmedik biz. Bizim kastettiğimiz uzun süredir kirli işlerde çocuklarını kurye olarak kullanan siyasetçileri biz kastediyoruz. Bakanlıklarda kupon arsaları pazarlayanları kastediyoruz. 17 Aralık - 25 Aralık'ta tapelerde görüldüğü gibi para alışverişlerinde olan çocukları kastediyoruz. Elbette bütün bakanların çocuklarını kastetmemiz mümkün değil. Biz sizin ne kadar rahatsız olduğunuzu biliyoruz. Kendisi de itiraf etti. Bakan arkadaşlar benim çocuğuma da teklif etti Sayın Arınç dedi. Ama dedi çocuğum da benim gibi, çok önemli kendisine teşekkür ediyorum. Çocuğum da benim gibi baba dedi ben özel sektörde çalışacağım. Size de teşekkür ediyorum, çocuğunuza da teşekkür ediyorum kirliliğe bulaşmadığı için. Aslında bu tartışmalar siyaseten gerçekten çok ayıplı tartışmalardır. Bütün gelişmiş ülkelere baktığınızda siyasetin, siyasetçinin ailelerinin, çocuklarının kirli işlerde olması asla düşünülebilecek bir tablo değildir. Kimsenin aklından bile geçmez. Ama ne yazık ki tabi geldiğimiz ülke fırsatlar ülkesi olduğu için, çürümüş bir sistem olduğu için bunları söylemek zorunda kalıyoruz. Sayın Arınç'ın söylediği cümlede anlam ifade ediyor. Düşünebiliyor musunuz geldiğimiz noktaya bakın. Yani hükümetin sözcüsü itiraf etmek zorunda kalıyor.

Yine ikinci itiraf daha öncede defalarca ifade ettik, hatta çağrımızı yaparken de kabinedeki gerçekten bu kirliliğe bulaşmamış bakanlara isimlerini zikrederek söylemiştik. Sayın Ali Babacan geçen gün Hürriyet gazetesinde manşetinde görüldüğü gibi daha öncede ifade etmişti. Bir gece yarısı kalem oynatarak milyar dolarlar elde edildiğini ifade etmişti. Aynen katılıyorum. Kaldı ki, bu milyar dolarların organize yolsuzlukların, organize imar çetelerinin nasıl çalıştığını 2011 yılında sizlerle paylaştım. Arkamdaki haritayla tek tek tarif ettim. Yetmedi bu haritayı detaylandırıp isimlendirerek eski Sayın Başbakana gönderdim. Sayın Erdoğan'a mektupla gönderdim hatırlarsınız. Sayın Babacan günaydın 5 yıl geçti. 5 yıl içerisinde görüldüğü gibi sadece İstanbul değil Türkiye coğrafyasının tamamına baktığımızda milyar dolarlık, yani ortalama 400 - 500 milyar dolarlık rantların sağlandığını neredeyse şehir merkezlerinin önemli kısmının ranta çevrildiğini bu rant merkezi bir yerde toplandığını, tahsislerin bir kalemde çıktığını, imar uygulamalarının nasıl olacağı bir merkezde çıktığını sizlerle paylaştık. Şimdi çıkmışsınız efendim yeni bir imar yasası çıkaracağız. Bu yeni bir imar yasası değildir onu bilesiniz. Ey belediye başkanları, size sesleniyorum. Hangi siyasi partide olursanız olun, AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi ve BDP’lisine. Bu film önümüzdeki günlerde belediyelerin imar yetkisini ortadan kaldırma filmidir bunu bilesiniz. Hani yerelleşeceğiz diyorlardı ya merkezi bir yere bağlayıp tek merkezde, tek havuzda imar uygulamalarını yönetmek istiyorlar.

İki; Sayın Ali Babacan'a bir çağrıda bulunmak istiyorum. Önerisine sonuna kadar katılıyorum. Gelin çok basit, çok kolay imar uygulamalarının tamamına baktığınızda bunu göreceksiniz 2005'i baz alalım. 2005'le 2014 arasındaki uygulamaların tamamına bakalım bu uygulamalardaki elde edilmiş rantların %40'ını hemen devlete alalım. Bu ne demektir biliyor musunuz %40'ı? Hani bütçe açığı veriyorsunuz ya kaçak saraydan dolayı. Bütçe açığınızı çok önemli şekilde kapatabilecek 200 - 250 milyar dolarlardan bahsediyor. Hodri meydan. Gelin Cumhuriyet Halk Partisi de arkanızda olacak. Yapabilir misiniz? Asla yapamazsınız. Bu şirinliklerle belediyelerin yetkilerini Ankara'ya bağlamak istiyorsunuz onu biliyoruz. Doymadınız mı? İnsanoğlunu toprak doyuruyor sizde doyun bir gün, doyacaksınız.

Değerli arkadaşlar, yine 17 Aralık - 25 Aralık'ın konusu olan en önemli konularından bir tanesi biliyorsunuz bu imar uygulamaları ve arsa satışlarıydı. Defalarca soru sorduk, defalarca müzakere ettik ama hiç kimse cevap vermedi. Örneğin çok basit bir soru sormuşum halen cevabını bekliyorum. Ne yazık ki cevabını alabilmiş değilim. Bana verilen cevaba bakın yani. İnsan haklarına aykırıymış. Siz insan tanımazsınız, siz insana saygınız yok insan haklarına aykırıymış. Ben ne soruyorum? Diyorum ki, kime rant verdiniz kardeşim? Rant verdiğiniz kişilere kaç para kira ödüyorsunuz? Bu arsalar kime ait? Çok basit sorular soruyorum bana insan haklarından bahsediyorsunuz. Keşke insanlara saygınız olsa, insan haklarına saygınız olsa.

17 Aralık - 25 Aralık maalesef sadece Türkiye değil dünyanın özellikle son 6 aydır tartıştığı en önemli konularından bir tanesidir. Organize yolsuzluk devletin tepesindeki hükümetin 3/1'i çeteleşerek devleti nasıl soyar uygulamasını bütün dünya gördü. Şunu da altını çizerek söyleyeyim, söylemiştim bir daha söyleyeyim. Sakın 4 bakan değil, birçok bakan daha var. 4 bakan suçüstü olmuş, belgelenmiş bakanlardır. Ama şunu da söyleyeyim değerli arkadaşlar. Dünyada yasadışı uygulamaların içinde olan mafya örgütleri dahil olmak üzere her türlü rezaleti yaparlar ama en azından bir etik tarafları var çocuklarını bu pis işlere bulaştırmazlar. Bir babanın evladından daha kutsal nesi olabilir? Kirli işlere çocuklarınızı bulaştırıyorsunuz. Hepiniz görüyorsunuz. Bir baba yasadışı kirli işlere çocuklarını bulaştırır mı? Gelmiş olduğumuz noktaya bakın.

Sayın Başbakan, yolsuzlukları yapan kardeşimde olsa elini keserim demiş. Biz el kesmelere karşıyız. Sayın Başbakan Cumhuriyet Halk Partisinin size bir önerisi var. Sizde yorulmayın, sizde bu sorularla muhatap olmayın. Gelin Sayın Ali Babacan’ın uluslararası bir toplantıda söylemiş olduğu gibi geniş çaplı, kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele yasası çıkaralım. Çıkaralım sizde rahatlayın, yorulmayın. Bu sorularla muhatap olmayın. Herhangi bir siyasetçi Merkel'e bu soruları sorabilir mi? Size de sorulmasın. Bu kirlilikten kurtulmanın tek yolu Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim hazırlamış olduğumuz kapsamlı bir yolsuzluk yasasıdır. Buna evet derseniz ya da siz hazırlayın biz sizin yanınızda duralım. Bu neye yarar biliyor musunuz? En çok ailelerinizi düşünüyoruz, çocuklarınızı düşünüyoruz. Ailenizi ve çocuklarınızı korumak istiyoruz. Ancak bir yasayla koruyabilirsiniz. Hani bir deyim var ya insanlar cehennemi görmeden cennete inanmaz. 17 Aralık - 25 Aralık gibi bir rezaletle karşı karşıya kalmış bir iktidar hiçbir şey değişmemiş gibi yolsuzluğa devam ediyor. İmar uygulamalarına bir bakın. Hodri meydan diyorum. Sadece imar uygulamalarını tartışmak için çok medeni bir şekilde, şimdi bu ara birde AVM yasası tartışılıyor biliyorsunuz. İmar yasasını ve imar uygulamalarını, AVM yasasını tartışmak için kimi istiyorsanız, hangi kanalı istiyorsanız sadece bu meseleleri konuşmak için bir AKP’li arkadaşımızı davet ediyorum. AVM yasası tartışma konusu bile çok ayıplı bir konudur. Özellikle esnaf odalarının baskı altında olduğunu biliyorum. Ne kadar esnaf kepenk kapattı bileniniz var mı değerli arkadaşlar? Kaç esnaf intihar etti? Karabük gibi ufacık bir ilin ortasına bile iki tane AVM koyuyorsunuz.

Şimdi utanmadan akıllarına gören görmeyen bir Alman modeli diye bir tartışma var. Güvenlik yasası içinde teklif ettik. Gelin Almanların uygulamış olduğu bütün yasaları Türkiye Cumhuriyetinde uygulayalım Cumhuriyet Halk Partisi olarak sonuna kadar arkanızda olacağız. Tamamını değiştirelim. Bir kere her şeyden önce siz Alman yasasını uygulamaya kalkışırsanız parlamentonun yarısını tutuklatırsınız. Yarısını tutuklarlar. Belediye başkanlarının yarısı tutuklanır. Nasıl Alman yasası dersiniz Allah aşkına? Sonra Sayın Arınç'ı uyardılar herhalde aman bu Alman malman işini bulaştırmayın güvenlik yasasında farkındaysanız Alman kısmı bir tarafa atıldı. Şimdi dün baktım AVM yasası tartışması Almanya'daki uygulamayla ilgili. Gidin Berlin'e bakın.

Benim yaşadığım şehirde bakın şu arkamdaki rant haritasında. Kaldı ki, Almanya'daki uygulamalarda rant elde etmek mümkün değildir. Çekirdek bile elde edemezsiniz. Belediye başkanı da olsanız, Merkel'de olsanız, bakanda olsanız asla buna izin vermezler. En son Almanya'da bir bakan neden istifa ettiğini biliyorsunuz değil mi? Devletin helikopteriyle asker çocuğunu ziyaret ettiği için istifa etmek zorunda kaldı. Siyasetin etiğini arıyorsunuz. Hani bunların çok güzel bir sloganı vardı fırsatlar ülkesi. Doğru sizin için fırsatlar ülkesi. Ama gariban, esnaf, zavallı bakkal amca için fıtratlar ülkesi haline geldi.

17 Aralık - 25 Aralıkla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir daha tarihimizde siyasetçi kirli işlere bulaşmasın diye dedik ki, garibim televizyonlar, gazetelere çok ciddi baskı var, oralarda konuşmak, tartışmak biraz zor oluyor. E ne yapalım? Kendi imkanımızla, kendi paralarımızla billboardlara paramızı verip kiralayalım.

Şimdi bakın, film işlere bakın. Biliyorsunuz daha önce özellikle vergilerle ilgili bizim böyle bir uygulamamız vardı. Bin tane film uydurdular ve sonuçta alamadık vermediler.

Şimdi önce arkadaşlarımız sözlü olarak konuştular. Ben sözlü istemiyorum dedim ki yazılı istiyorum. Yazılı bize fahiş fiyat, hiç önemli değil onu da vereceğiz. Yani bir 10 gün önce, 15 gün önceki o billboardlardaki fiyatların ne olduğunun hepsinin fiyatını almışım. Onu üçe çarparak vermişler ona da eyvallah ettik. Sonra dün arkadaşlarım beni aradı efendim ayın 17'siyle 21'i arasında bütün billboardlar kapalıymış acaba 21'le 28'i ancak size verebiliriz. Haddinizi, hududunuzu bileceksiniz. Çok açık söylüyorum. Ey reklam şirketleri, ey billboard çeteleri, sakın ha 17 Aralık ve 25 Aralık'ta bunu kabul etmezseniz size dar ederim onu söyleyeyim. Paramı veriyorum ya. Kendi paramla Türkiye’de bir daha bu rezalet yaşanmasın diye billboard yaptıracağım şimdi bana 40 tane numara çekiyorsunuz. Bu firmaların sahiplerinin kimler olduğunu da biliyoruz. Umut ederim ki, yarına kadar benim bu teklifime bir cevap verirler. Vermezlerse ne olur? CHP çaresiz bir parti değildir. Kendi çaremizi buluruz. Demokrasilerde çare tükenmez. Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olarak başta Gürsel Tekin partinin Genel Sekreteri olarak ayaklı billboard olarak dolaşırız. Paramızı da vermeyiz ama size para vereceğiz, size 24 saat süre veriyorum öyle numaralar falan çekmeye kalkışmayın. İvedilikle kararınızı verin ve gönderin.

Biliyorsunuz rüşvetle toplanmış medya grubu var,  işte tapeler. Pardon bu tapelerin önemli kısmını da 81 il başkanımızın tamamına göndereceğiz. Yani her türlü çaremiz var.

Buraya baktığımızda maalesef geçmiş dönemlere de bakın değerli arkadaşlar. Bütün bu olumsuzlukları yapmanız için bir masa gibi düşünün masanın 4 ayağının da sağlıklı olması lazım. Aksi takdirde bu organizasyonları yapmanız mümkün değil. Birinci ayağı işte medya, televizyon, iletişim işleri. İkincisi, kendinize göre bir yöntem oluşturup bütün toplumu susturacaksınız. Yani sendikaydı, sivil toplum örgütleriydi, farklı siyasal kuruluşlardı. Ona mutlaka bir tema bulursunuz. Yani geçmiş döneme de baktığınızda çok kolay. İşte komünist diye linç edilen insanlar, benzer uygulamalar gördüğümüzde de hiç değişmiyor aynı uygulamalar devam ediyor. Bütün bu kirlilikleri kapatmanız için sizin yapmanız gereken bir tek şey var. Bir; toplumu korkutacaksınız, sindireceksiniz. İki; buna uygun uygulamalar yapacaksınız. Yani yargı sistemini buna gör dizayn edeceksiniz. Kendi askerinizi, kendi emniyetinizi oluşturacaksınız. Halen kendi emniyetini oluşturabilmiş değiller. Hiç kimsede sormadı. Bir daha söyleyeyim, 5 tane kardeşimiz maalesef biliyorsunuz yolda şehit düştü polis kardeşimiz.

Sorarım ben şimdi Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı Malatya'da polis yok muydu? Niçin kendi polisinizle dolaşıyorsunuz? Bir ülkenin yöneticileri kendi polisine, kendi askerine güvenmiyorsa vatandaş kime güvenecek? Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı herhangi bir şehre gittiğinde burada Ankara'da yüzlerce polisle gidiyor. Mesela ben İstanbul’da bildiğim kadarıyla 50 bin polis var. 50 bin polisin olduğu yerde sizi koruyacak, güvenebileceğiniz polis yok mu buradan polis götürüyorsunuz?

Bunlar yazılabilir, çizilebilir. Dünyanın hiçbir yerinde 21. yüzyılda otoriter yapılaşmayla, sıkıyönetimle kimse ayakta kalabilmiş değildir. Bunu herkesin bilmesi lazım. Bundan vazgeçin. Gelin eğer korkularınız 17 Aralık – 25 Aralık ve benzer uygulamalardansa bununla ilgilide Türkiye'nin dokusunu bozmayın. Hani bununda altyapısını böyle insanların en duygusal alanlarını kullanarak yapmayın. Bu çok günahtır. Bugün mübarek gün. Ne yapıyorsunuz? Dini, imanı kullanıyorsunuz. Doğru siz ilk mücahittiniz ama müteahhitlik döneminizi dinle kapatamazsınız. Bundan vazgeçin. Gelin evrensel kurallar içerisinde öyle bir anayasa yapalım ki hepinizin güvencesi olsun. Hatta öyle güvenceniz olsun ki zaman zaman polisle gezme ihtiyacı bile duymayın. Aksi takdirde 1000 polis değil 5000 polisle de gelseniz ama gece rahat uyuyamazsınız onu da ifade etmek istiyorum."

 

Haberin videosuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Gürsel Tekin: "Gerekirse ayaklı billboard oluruz"

    Cuma, 12 Aralık 2014 16:29
Yandex.Metrica