Gürsel Tekin Bilal Erdoğan, MEB ve TÜRGEV ilişkilerini gözler önüne serdi

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin Genel Merkez'de düzenlediği basın toplantısında haber ekinde çözümü sunulan  Bilal'li konuşmayı ve arkasından da CD'sini dağıttı.

Gürsel Tekin görüşlerini açıkladıktan sonra soruları da şöyle yanıtladı;

"Değerli basın mensubu arkadaşlarımız, bugün bugüne kadar olduğu gibi Türkiye'de maalesef organize yolsuzluk ve aynı zamanda milli eğitim bakanlığımızın, yani milli dedikleri milletin adamlarının milli eğitimi ne duruma getirdiğinin bir tapesini size izletmek istiyorum. Daha sonra onu izledikten sonra sorularınıza da cevap vereceğiz.

Görüldüğü gibi arkadaşlar Bilal Erdoğan sadece parayı sıfırlamakla yetinmemiş aynı zamanda milli eğitimin nasıl milli eğitimimizin nasıl sıfırlanacağıyla da meşgul olmamış, onunla da yetinmemiş aynı zamanda büyükşehirlerde, büyük kentlerde Türgev vakfına ve çeşitli vakıflara arsaların imar uygulamaları nasıl olup olmayacağı organizasyonunu da kendisinin yaptığı çok net bir şekilde ifade ediliyor.

Şimdi burada aslında çok vahim milli eğitimdeki rezaletin ötesinde İSMEB yani 99 yılında depremden sonra Türkiye'de ilk kez imar uygulamalarıyla ilgili herhangi bir felaket, herhangi bir deprem anında, bir savaş anında bu maddenin uygulanabilmesi için bir madde konulmuş. Görüyoruz ki bu maddeyi bile suiistimal edip çok net bir şekilde olası komisyonda, kamuoyunda bir tartışma yaratmamak için gerek AKP'li il genel meclisi üyesinin onun temel görevi nerede millete yeri varsa yani milli emlak dediğimiz kamu arsaları varsa onları bulmak, onların yerlerini tarif etmek, o organizasyonu da İstanbul İmar Komisyonu Başkanı organize ediyor. Görülüyor ki orada bazı yerlerde imar uygulamalarında zorunlu bir durum çıkarsa da bunun için kullanılması gereken, yani afet yasası dediğimiz deprem anında uygulanması gereken bir maddenin burada uygulandığını görüyorsunuz.

Tabi sesler biraz boğuk olduğu için belki televizyonda dağınık geldiği için birçok cümleleri kaçırmış olabilirsiniz. Hepinize birer tane CD vereceğiz.

10 Ağustos'ta seçime giderken milletin adamlarının milleti nasıl soyduğunu, milletin milli eğitimimizi nasıl darmadağın ettiğini Türkiye'de çok tartışma konusu olmuştu biliyorsunuz kızlı - erkekli yurtlar. Kızlı - erkekli yurtların proje mimarını da biz zannederdik ki bu ülkenin milli eğitim bakanı varmış. Demek ki bu ülkenin milli eğitim bakanı yok, bu ülkenin Bilal'i varmış, eğitime de Bilal karar veriyormuş Bilal ve arkadaşları. Üzücü ama ne yazık ki böyle.


Bu meselelerle ilgili sorusu olan arkadaşlarımız varsa sorularınıza da cevap vermek istiyoruz.

Soru: Efendim seslerden çok iyi anlaşılmıyor. Milli eğitim bakanlığına ait araziler mi?
Gürsel Tekin: Hayır. Bir kere orada isimleri de göreceksiniz milli eğitim görevlileriyle toplantılar yapılıyor. Eğitimin nasıl dizayn edileceğinin talimatları veriliyor. Onun dışındaki uygulamalarla yani milli eğitimin yerinin ötesinde milli emlak dediğimiz millete ait, kamuya ait yerlerin Bilal beye söylendiğini, Bilal beyde bu uygulamalarda, imar uygulamalarında il genel meclisi üyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi komisyon üyesiyle konuşuyor ve bu uygulamalar imar meclislerde sıkıntı olabilir olursa da bu afet yasasından faydalanabilir. Bu maddeyle buraları çıkarın.

Aynı zamanda bu madde biliyorsunuz şahıs arazisi ya da başka arazilerde olsa rahatlıkla kamulaştırma imkanı var. Bu maddelerin hepsi din, iman adına kullanılmış. Bir taraftan din tarif ediyorlar, bir taraftan da imansızlığın olup olmayacağının tarifini çok somut bir şekilde ifade ediyorlar.

Soru: AGİT konuğunuz olacak…
Gürsel Tekin: Tabi bugüne kadar olduğu gibi bu seçimle ilgilide çok ciddi kuşkular var. Bugün AGİT yetkilileri Sayın Genel Başkanımızı ziyaret edecekler. O ziyaretten sonra hem Sayın Genel Başkanımız hem de AGİT yetkilileri bu Türkiye’deki seçimle ilgili düşüncelerini söyleyeceklerdir.

Soru: Bu tapeler aynı tarihtemi?
Gürsel Tekin: Değil tabi. Farklı zamanlarda ne zaman ihtiyaç duyulmuşsa…

Soru: Ne zaman?
Gürsel Tekin: Bilemiyorum zamanlamasının önemi yok. Ama belli ki eski. Yani bu kızlı – erkekli ayrışımının olduğu tarihlerden önceki tarihlerdir. Biz tabi bütün bu uygulamaları, milli eğitimdeki değişiklikleri zannederdik ki milli eğitim şurası var herhalde onlar karar veriyorlar. Demek ki onlar sembolikmiş. Hatta bir kısmı orada bakanından değil Bilal Erdoğan'dan talimat aldığını da görüyorsunuz.

Soru: Konuyu Meclis'e taşıyacakmısınız?
Gürsel Tekin: Bugüne kadar vermiş olduğumuz gensoru ve soru önergelerinin hiçbir tanesinin cevabını ne yazık ki alabilmiş değilim. En son vermiş olduğumuz ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim bugüne kadar vermiş olduğumuz gerek soru önergeleri, gerekse araştırma önergelerinin tamamının bir gerçekliliğe dayalı olarak verilmiştir. Bunun somut örneği de kamuoyunda bugün çok tartışılan ama aynı zamanda 2012 yılında Başbakanın nasıl dinlendiğiyle ilgili vermiş olduğumuz soru önergesiydi. Bize bir cevap vermişler. Yani bir bakanlığa, bir bürokrata yakışmayacak bir cevap. Adeta sanki şey gibi. Ama bugün görüyoruz ki o dinlemeler konusunda kendilerinin de rahatsızlıklarını ifade ettiklerini.

Birde diyeceksiniz ki haklı olarak yani bununla onun ne ilintisi var, niye o rant haritasını koydunuz diye aklınızdan geçmiş olabilir ya da geçmemişse ben söylemek istiyorum. Hatırlarsanız 3 yıl önce TBMM'de İstanbul'un nasıl soyulduğunu, İstanbul'da 100 milyar doların nasıl ranta çevrildiğini sizlerle paylaşmıştım. Ama üstünden 3 yıl geçmesine rağmen bu konuda hiç kimse rahatsız olmadı. Tam tersine cumhuriyet savcılarını göreve davet ettim. Dedim ki yani iktidara gücünüz yetmeyebilir ama bana gücünüz yeter yani Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri olarak benim hakkımda dava açarsınız. Nedir diye gelin bana izah edin diyebilirdi. Maalesef orada da herhangi bir şey gelmedi. Yani şunu niye söylüyorum? 3 yıl önce nasıl İstanbul'un talan edildiğini daha sonra işte CD'de ya da tapelerdeki konuşmalarda da görüyorsunuz. Onun için özellikle onu da altına koyma ihtiyacı duydum.

Soru: Depremden sonra ne gibi çalışmalar yapıldı?
Gürsel Tekin: Değerli arkadaşlar, 99'da çok talihsiz bir dönem geçirdik. Maalesef depremde binlerce insanımız hayatını kaybetti ve bu depremden sonra geçmiş dönemdeki rahmetli Bülent Ecevit hükümeti döneminde depremin önlenebilmesi için çok ciddi bir çalışma yapıldı ve bu çalışmada özellikle Türkiye’deki bilim insanlarının dışında da dünyada deneyimi, tecrübesi olan Japon bilim adamları dahil olmak üzere birçok insandan destek alındı ve Türkiye coğrafyasının %66'sının fay hatları üzerinde olduğu tespit edildi. Yani hekime gidiyorsunuz, hekim size damarlarınızın 3 tanesinin tıkalı olduğunu söylüyor. Ne yapacaksınız onun üzerine? Ona göre kendinizi konumlandıracaksınız.

Bu rapordan sonra özellikle büyük şehirlerde kamuya ait, millete ait, devlete ait arsaların, arazilerin deprem dönüşümünde kullanılması için tamamı ayrılmıştı. Çama şimdi görüyoruz ki, bunların tamamı ne yazık ki orada görüldüğü gibi hiçbir tanesi kalmadı. Yandaşlara rant, rezidans, alışveriş merkezleri ve maalesef hepsi peşkeş çekildi.

Bugün gelmiş olduğumuz noktada CHP olarak 2008 yılında gerek ulaşımla ilgili, gerek depremle ilgili, gerekse sadece İstanbul'un su sorunu değil İstanbul’un, Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun su sorunu sempozyum alanında Türkiye'ye duyuran siyasi parti biziz.

İzin verirseniz bugün bu haberi öldürmeme açısından size İstanbul ve Türkiye, Ortadoğu su sorununun 8 yıl önce nasıl planlandığını ve bu hazırlamış olduğumuz sempozyum kitapçıklarını kamunun tamamına gönderdik. Başbakan dahil olmak üzere. Ulaştırma Bakanlığından, Su İşleri Bakanlığından, Orman Bakanlığından aklınıza gelebilecek bütün kamuya gönderdik, yetmedi üniversitelere gönderdik. Birçok üniversite ders kitabı olarak okuturken iktidar bu kadar bilimsel hazırlanmış, yüzlerce bilim adamıyla içinde AKP'li bilim insanlarının olmasına rağmen AKP yöneticileri bundan faydalanamadılar. Daha 2008 yılından 2014-2015 yılında su sorununun nasıl, hangi boyuta geleceğini 2008 yılında CHP'nin çalışmalarıyla tarif edilmiştir.

Cumartesi günü Hanım Ana ve konsolosumuzun babasıyla görüştüm. Hem bayramlarını kutlamış oldum. Daha öncede aradım. Ne yazık ki bugüne kadar hiçbir yetkili özellikle Sayın Arınç Bursa Milletvekilidir ve Hanım Anamızda Bursa’da oturuyor konsolosumuzun annesi, lütfedip kadınların nasıl davranıp davranmayacağını, nasıl gülüp gülmeyeceğini değil Hanım Ananın günlerce nasıl ağladığını görebilirse herhalde onun da bir yönetici olarak vicdan borcu olduğu inancı içerisindeyim. Bunu özellikle sizlerle paylaşmak istedim. Umut ediyorum ki gerek konsolosumuz gerek 49 tane vatandaşımız en kısa süre içerisinde evine, yuvasına da ulaşmış olur.

Hepinize çok teşekkür ediyorum. Sağolun."

 

Gürsel Tekin, Bilal Erdoğan'ın yeni tapelerini yayınladı (Galeri)

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 04 Ağustos 2014 13:46
Yandex.Metrica