Gürsel Tekin: "O'na buna edep dersi verenler, dün edeplerini aştılar"

"Bir ülkenin Başbakanı vatandaşı dövüyorsa,  onun danışmanının da  öldürmesi lazım. Bu  son derece doğaldır. Bu bildik Başbakan işte.  Ona buna edep dersi verir ama edepsizliğin daniskasını da kendileri yaparlar"

"Markete sığınmış. Sığınacak tabi. Kaç insanın öldüğünü bilmeyen bir hükümete, canlarımızın ailelerinin tepkisi üzerine  senin danışmanın dayak atacak, senin polisin copla dövecek. İnsaf yani, inanın çok duygusal bir andayım,  kötü cümle kullanmak istemiyorum. Ama insanlığa davet ediyorum."

"Hiçbir şey olmamış gibi, bırakın olayın araştırılıp trafoda mı, başka gerekçelerle mi olup olmamasını, halen bu saate kadar kaç kişinin ocakta olup olmadığını, kaç canımızın canlarını kaybettiğini bilmiyorsak, sorumluların derhal ve derhal istifa etmeleri gerekir."

"Ortalama insanlık duygusu taşıyan her siyasetçinin yapması gereken birkaç kural vardır. Bunun için demokrasiye, özgürlüğe, hukuk sistemine de gerek yok. İnsanlık onurunu taşıyan siyasetçilerin yapması gereken birinci temel kural benzer meseleler olduğunda derhal istifa müessesesini işletmektir"

"Genel Merkezimizde ve Soma'da bir kriz merkezi oluştu. Herşey gün gün takip edilecek. Sadece ölülerimizi, canlarımızı defnetmek için değil, aynı zamanda bu meselelerin sonuna kadar araştırılması, gerek idari olarak soruşturulması, araştırılması ve ne gerekiyorsa CHP bunu yakinen takip edecektir"

"Bu meseleler konusunda televizyonların, gazetelerin bir hassasiyet içerisinde davranmasını istiyoruz. Biz ana muhalefetiz. İtiraz etmiyorum %43 oyları var ama siz %70'i zatı muhtereme ayırın. Geriye kalan  %30’u da 3 partiye, ana muhalefetle ilgili 3’er dakika ayırın"

"Türkiye şuanda acaba bu CHP ne diyecek diye merak ediyor. Eğer böyle gidecekse bundan sonraki basın toplantılarına belki de ihtiyaç duymayacağız"

"Hele TRT. Nerede TRT? TRT'nin asli görevi Bülent Arınç'ın sağlığını bile canlı yayın vermek mi?  Ana muhalefetin bu kadar kritik, bu kadar önemli meselesini TRT niye vermez? Nerede bu TRT? Nerede bu TRT’nin genel müdürü? Ey genel müdür utanmadan yarın şimdi Cumaya gideceksin, kafanı secdeye koyacaksın. Sizi Allah'a havale ediyorum"


CHP MYK Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında çalışmalarını sürdürürken CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin basın toplantısı yaptı, güncel konuları değerlendirdikten sonra,  gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin'in açıklamaları ve sorulara verdiği yanıtlar şöyle ;

"Değerli basın mensubu arkadaşlarımız, ne yazık ki Türkiye'de gün geçmiyor ki iş cinayetleriyle ilgili acılar yaşanmasın. Tabi aslında Soma’dan önce hemen hemen hayatımıza baktığımızda 30 gün içerisinde ortalama her ay istisnasız 30 ila 40 tane iş cinayeti var.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz parlamentoda bugüne kadar 2005 yılından itibaren iş cinayetleri konusundaki hassasiyetlerimizi sürekli gündemde tutmamıza rağmen ne yazık ki bu iktidar hiçbir gün bu meseleleri ciddiye almamıştır. Canlı tanıkları sizlersiniz. Her ay gerek iş cinayetleri, gerekse şiddete mağdur kalan kadınlarımızın durumunu Cumhuriyet Halk Partisini takip eden muhabir arkadaşlarımızla her ay paylaşmıştım.

İki gün önce 76 milyon yurttaşımızı, sadece 76 milyon değil bütün dünyayı yasa boğan Soma’daki acı manzarayı dün Sayın Genel Başkanımız, ondan öncede gerek Manisa milletvekillerimiz, gerekse bölgedeki belediye başkanlarımız ve çok sayıda arkadaşlarımız Yakup Akkaya başkanlığında bölgede oldular ve oradaki acıya ortak olmak istediler.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'nun dünkü açıklamalarına baktığınızda olabildiğince sadece kendisi değil bütün arkadaşlarımızı da uyararak böylesine yoğun bir acının yaşandığı bir ortamda meseleyi siyasallaştırmayalım, daha çok acıları paylaşalım ve orada toprağın altında can çekişen canlarımızın kurtulması için bütün imkanlarımızı seferber edelim diye hepimize talimat verdi.

Ama maalesef hani ona buna edep dersi verenler dün edeplerini aşarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin vermiş olduğu önergenin bir Soma'yı kapsamadığını, onu Başbakanın kendisinin siyasallaştırdığını da sizin takdirinize sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, sadece Nisan ayında verilmiş bir önerge değil, parlamentoya gittiğinizde Cumhuriyet Halk Partisinin yıllardır iş cinayetleriyle ilgili özellikle altını çizerek söylüyorum. Çünkü iş kazası değil bir iş cinayetidir. Her ne kadar Sayın Başbakan bunları bir fıtrata bağlamış olsa da keşke 17 Aralık'ı da fıtrata bağlamış olsaydı kamuoyu onu da incelemiş veya altında nelerin olup olmadığını da öğrenmiş olurdu.

Bütün bunlara baktığımızda bizim ortalama iş yaşamıyla ilgili İLO sözleşmelerine baktığımızda Başbakanın dün örnek olarak göstermiş olduğu tarihler 1860 ve 1906 gibi Almanya, işte Hitler dönemi, ondan önceki dönemler ve öylesi bir dönemki insanların ekmeğe muhtaç olduğu bir dönemdi. Şimdi dünyanın bilimle, teknolojiyle buluştuğu bir dönemde bir ülkenin Başbakanı daha düne kadar küresel ülke olduk diyen bir Başbakanın 1860’ları referans göstermesi doğrusu şaşırtıcı ve o kadar da düşündürücü diye düşünüyorum.

Aslında bütün dünyada benzer meseleler, olaylar olduğunda ne yapılır? Yani çok yakın tarihimizde buna bu kadar ağırlıklı bir mesele olmamış olsa da siyasetçilerin demokrasilerde olması gereken istifa müessesesini işletmesidir. Hiçbir şey olmamış gibi bırakın olayın araştırılıp trafoda mı, başka gerekçelerle mi olup olmamasını halen bu saate kadar kaç kişinin orada olup olmadığını, kaç canımızın canlarını kaybedip etmediğini bilmiyorsak bu ülkede sorumlular derhal ve derhal istifa etmeleri gerekir.

Dün Sayın Bakan kendisi firmanın ne kadar ciddiyet içinde olduğunu ifade etti.

Değerli arkadaşlar, bir ülkenin sorumlu olan bir bakan önümüzdeki günlerde araştırılması ve soruşturulması gereken bir meseleyle ilgili bir firmanın kusursuz olabildiğini tarif ediyorsa yarın orada tayin edilecek bu soruşturmaları yapacak bilirkişilerin nasıl bir davranış içinde olacağını sizin takdirinize bırakıyorum. Bu bakanı görevi değil. Kaldı ki, Sayın milletvekillerimiz Nisan ayında vermiş olduğu önergeyi bu gerekçelerle reddetmişsiniz. Hatta bir milletvekili methiyeler dizdirmiş bu firmayla ilgili, bu ocakla ilgili. İyi de şimdi o bakanlar, o milletvekilleri bu yanan ocaklar için ne diyecekler onu çok merak ediyorum.

Bakın, ortalama insanlık duygusu taşıyan her siyasetçinin yapması gereken birkaç kural vardır. Bunun için demokrasiye, özgürlüğe, hukuk sistemine de gerek yok. İnsanlık onurunu taşıyan siyasetçilerin yapması gereken birinci temel kural benzer meseleler olduğunda derhal istifa müessesesini işletmektir. Neden işletmektir? Çünkü ondan sonraki süreç daha sağlıklı yürüyebilmesi için. Çalışma bakanı ortalarda yoktu. Yani sosyal medya patlamamış olsa çalışma bakanı ortada yok. Gazetelerde soramıyor, maalesef yazamıyorlar.

Şimdi dün bir gazete birkaç gazetede var Sayın Genel Başkanımızın tepki gördüğünü. Ben oradaydım şimdi gerçekten merak ediyorum. Sayın Kılıçdaroğlu'na niye tepki gösterir insanlar? Ve Sayın Kılıçdaroğlu 3 bin polisle gezmedi değerli arkadaşlar. Arkadaşlarıyla, bizler vardık. Birebir oradaki yurttaşlarla temas kuran tek liderdir. O tepki enerji bakanı yanında olduğu için bir kadıncağızın haklı tepkisiydi. Kaldı ki, siyasetçilere de tepki olsun bu son derece doğaldır. Başbakanın markete sığınmasını birçok gazeteler yazmamış bile. Kaldı ki, bütün bu olumsuzluklar içerisinde sorumlu bir iktidarın oraya gitmesi bile çok tehlikelidir.

Şimdi izin verirseniz size hepimizin aklına gelmesi gereken 7 tane soruyu sizinle paylaşmak istiyorum. Tabi başka memleketlerde özellikle Avrupa'da, Asya'da, çeşitli ülkelerde benzer olaylarla ilgili kesinlikle istifa müessesesi hemen hayata geçer. Bunun son örneği de biliyorsunuz feribot kazasında. Yani böyle trafo patlaması bilmem şey değil feribot kazasında ortalama bizim kaza sayımızı da inşallah bir gün sizlerle paylaşırız. En üst düzey siyasetçi görevinden istifa eder. 300 civarında can kaybı olan Soma'da neden istifayı düşünmez? Hiç kimsenin kusuru yok mu yani? Bu kadar kusursuz bir müessesemi ne oldu? Varsayalım ki kusursuz, istifa edin, araştırmalar, soruşturmalar selamet bir şekilde sonuçlansın evet kamuoyunda bizlerde bu siyasetçilerin, bu hükümetin, bu bakanların kusurunun olmadığını biz takdir edelim. Ama siz orada oturup her şeyi siz yönlendirecekseniz, hatta bırakın sadece oradaki şeyleri yönlendirmek değil aynı zamanda basını, medyayı da siz orada yönlendiriyorsunuz. Bunların hepsini biliyoruz. Orada birebir televizyoncuların, gazetecilerin nasıl davranacağını birkaç gazete, televizyon hariç iktidarın bütün oradaki organizasyonunu da biliyoruz. Soma'daki işçi mezarlığı kömür ocağında can verenler arasında bakan şimdi itiraz etti dedi ki efendim 15 değilmiş 19'muş. Anadolu'da bir deyim varda onu kullanmak istemiyorum.

Değerli arkadaşlar, maden ocağından bahsediyoruz. Bakın benzer ülkelerde maden ocaklarında çalışma nasıl olur, oradaki çalışan insanlar hangi kriterler içerisinde çalışır, hangi eğitimlerden geçer onların hepsine bir bakmamız lazım. Bu 19 yaşındaki kardeşimizi ne zaman eğittiniz de bu maden ocağının altına indirdiniz onu bir söyleyin Sayın bakan. Hadi 15 değil diyelim sizin dediğinizi doğru varsayarak söylüyorum. Bakın, nereye iniyor? Bu çocuklar buralara iniyor. Şimdi insan hayatı bu kadar ucuz olabilir mi? Bu önemleri almak için bir Soma'nın yaşanması mı gerekiyor? Niçin muhalefetin, sivil toplum örgütlerinin, sendikaların bugüne kadar taleplerini ciddiye almadınız? Çok mu çözülmeyecek, çok mu yapılmayacak taleplerdi? Hiçbir şey olmamış gibi efendim kader deyip bağlayacaksınız. Elbette elhamdülillah çok şükür hepimiz kadere inanırız. Ama bunu getirip ihmalinizi en kutsal değerlerimize, inançlarımıza havale etmeniz ne insanıdır ne de inanca sığar. Bunu kabul etmeyiz böyle bir şey olabilir mi?

3 hafta önce ya da 2 hafta önce meclis araştırma önergesini reddeden AKP'li milletvekillerini çok merak ediyorum. Yani Cumhuriyet Halk Partisi araştırma önergesi verdiğinde hangi gerekçelerle reddettiniz? Gerçekten size soruyorum. Hadi bırakın erkekleri bugün Soma'da galiba 20 AKP'li milletvekili kadın var. Siz annesiniz anne. Merak ediyorum nasıl ellerinizi kaldırdınız? Şuanda elinizi kaldırdığınızda yaşamış olduğunuz manzara konusunda vicdanınız, yüreğiniz parçalanmıyor mu? Hadi erkekleri bir tarafa bıraktım kadınlar size sesleniyorum. Hangi yüzle Soma'ya gittiniz siz? Bunun içeriğini bile okumadınız. İçeriğini okumadan reddettiniz, hiçbir şey olmamış gibi şimdi Soma’ya gidip caka satacaksınız.

Yine bakan 9 ay önce inceleme araştırma gezisi yaptığı Soma'daki kömür ocağının ne kadar güzel olduğunu, dünya kriterleri içerisinde önemli bir firma olduğunu… Bunu hiçbir bakan söylemez. Dünyada da yoktur bu. Elbette olabilir. Ama bu senin işin değil. Sen sponsor değilsin, sen bakansın. Hangi gerekçelerle bunları söylüyorsun? Hadi söyledin şimdi ne yapacaksın? Bu cümleler sana ait. Herhalde bunun gereğini yapacaksınız.

Şimdi AKP'nin şöyle bir alışkanlığı olmuş. Uluslararası araştırmalar ya da kriterler, raporlar Türkiye lehine ya da iktidar lehine gelince onları hemen hemen bütün gazetelerin manşetlerinde görebiliyorsunuz. Havuz medyası zaten tek kalemle sür manşetten geçiyor. İyi de biz bu iş cinayetlerinde niye Avrupa'da birinciyiz? Niye birinciyiz Allah aşkına? Bu araştırılıp soruşturulmaz mı yani? Bunu da mı kadere bağlayacaksınız?

7. madde biliyorsunuz zatı muhterem ne zaman sinirlense herhangi bir gazetenin başlığında olası AKP'yle, iktidarla ilgili bir eleştiri varsa ilk yaptığı iş telefonlarda, tapelerde siz gördüğünüz için bununla ilgili hepiniz biliyorsunuz. Düğmeye basar ya gazetenin genel yayın müdürü ya da gazetenin patronunu tehdit eder. Tehditle kalmaz sıcağı sıcağına müfettiş gönderir. Başbakan, siz gazete patronlarına müfettiş göndermeyi akıl ediyorsunuz da 7 bin 500 tane canın çalıştığı yere bir gün müfettiş göndermek aklınıza gelmedi mi?

Değerli arkadaşlar, acı çok taze. Aslında söylenecek o kadar şey var ki, izin verirseniz bir hafta geçsin daha söylenecek çok şey var. Cumhuriyet Halk Partisi olarak başta Sayın Genel Başkanımız ve Çalışma Yaşamından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız arkadaşımızın başkanlığında Genel Merkezimizde ve Soma’da bir kriz merkezi oluştu. Gün gün takip edilecek. Sadece ölülerimizi, canlarımızı defnetmek için değil, aynı zamanda bu meselelerin sonuna kadar araştırılması, gerek idari olarak soruşturulması, araştırılması ne gerekiyorsa Cumhuriyet Halk Partisi bunu yakinen takip edecektir.

Ben sadece ailelere değil, çünkü bu mesele hayatını kaybeden canlarımızın aileleri değil 76 milyonun yüreğini parçalayan bir meseledir. 76 milyona başsağlığı diliyorum. Ölenlerinde yakınlarına sabır diliyorum.

Teşekkür ediyorum. Bu meselelerle ilgili soracağınız sorular varsa onlara da cevap vermek istiyorum.


Soru: Basına yansıyan bazı iddialar aslında kendisi de daha sonra kabul etti. Başbakanın müşavirinin bir vatandaşı tekmelerken bir görüntüsü yansıdı. Geçtiğimiz saat içerisinde de Başbakana ait olduğu iddia edilen bir görüntü var şimdi internette. Yine Başbakan bir vatandaşa vuruyor gibi görünüyor. İzlediniz mi görüntüleri? Değerlendirmeniz ne olacak acaba?
Gürsel Tekin:
Cemaat – hoca ilişkisi diye bir hikaye vardır hepiniz bilirsiniz. Bir ülkenin Başbakanı vatandaşı dövüyorsa onun danışmanı onu öldürmesi lazım son derece doğaldır. Yani sanki yeni keşfetmiş gibisiniz Başbakanı. Bizim bildik Başbakan. Ona buna edep dersi verir ama edepsizliğin daniskasını da kendileri yaparlar.
O acıyı bakın değerler arkadaşlar, biz dün oradaydık. 500 – 600 insandan bahsediyoruz değerli dostlar. Can bunlar. 600 tane insanın toprağın altındayken yapılan bir çalışmada o ailelerin duygularını siz bir düşünün, bir empati yapın. Bunu bile hazmedemiyorsanız siz insanlığınızı kaybetmişsiniz demektir. Bu kabul edilebilir mi? Hele kamu adına görev yapan o polis kardeşlerim. Siyasetçiler aymazca davranabilir. Ama unutmayın siz kamu adına görev yapıyorsunuz. Elinizi vicdanınıza koyacaksınız. O ölen Mehmet'in, ölen Ali'nin ödemiş olduğu vergilerle sen maaşını alıyorsun nasıl helal edeceksin kendine onun kardeşini döverken orada. İnsanlığımızı mı kaybediyoruz ne oluyor? Markete sığınmış. Sığınacak tabi. Ne yapacak vatandaş, kime derdini anlatacak bir bana söyler misiniz? Kaç tane insanın öldüğünü bilmeyen bir hükümete kim ne diyecek? Kaç kişinin olduğunu, kaç kişinin öldüğünü bilmeyen bir iktidara, bir hükümete canlarımızın ailelerinin tepkisine senin danışmanın dayak atacak, senin polisin copla dövecek. İnsaf yani inanın çok duygusal bir andayım yani kötü cümle kullanmak istemiyorum. Ama insanlığa davet ediyorum.


Soru: Yeni bie gensoru ve meclis soruşturması düşünüyor musunuz? Birde daha önce yani Nisan sonunda reddedilen araştırma önergesini yenileme gibi bir düşünceniz var mı?
Gürsel Tekin: Önümüzdeki günlerde meseleler çok sıcak olduğu için tabi ki çok çalışmalar var. Daha önce halen, inşallah umut ediyoruz şuanda toprak altında olan canlarımızı sağ kurtarabilirsek o mücadele içerisindeyiz. Tabi ki, bütün bunları önümüzdeki günlerde gerek parlamentoda, gerek parlamento dışında, gerekse sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla bunlar müzakere edilecek. Ama bir şeyi de altını çizerek de söylemek istiyorum. Özellikle Anayasa Mahkemesine de buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin bütün bu meselelerle ilgili 9 ay önce Anayasa Mahkemesine bir başvurusu var. Anayasa Mahkemesini de bu konuda ciddiyete davet ediyorum. Belki Anayasa Mahkemesi bu kararı önceden almış olsaydı bu meselelerin önemli kısmı yaşanmamış olabilirdi. Bunu da altını çizerek söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, en azından bir milli mesele haline gelmiş bu meseleler konusunda televizyonların, gazetelerin bir hassasiyet içerisinde davranmasını çok rica ediyoruz. Biz ana muhalefetiz. İtiraz etmiyorum %43 oyları var. %70'i zatı muhtereme ayırın ama %30'u da 3 tane ana muhalefetle ilgili 3’er dakika, bakın bütün Türkiye şuanda acaba bu CHP ne diyecek diye merak ediyor. Hak etmiyor muyuz yani? Eğer böyle gidecekse bundan sonraki basın toplantılarında belki de ihtiyaç duymayacağız değerli arkadaşlar. Lafım size değil. Bu genel yayın müdürleriniz, müdürleriniz kimlerse. Hele TRT. Nerede TRT? TRT'nin asli görevi Bülent Arınç'ın sağlığını bile canlı yayın verirken ana muhalefetin bu kadar kritik, bu kadar önemli meselesini TRT niye vermez? Nerede bu TRT? Nerede bu TRT’nin genel müdürü? Ey genel müdür utanmadan yarın şimdi Cumaya gideceksin. Evet kafanı secdeye koyacaksın. Sizi Allah’a havale ediyorum."

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 15 May 2014 15:18
Yandex.Metrica