İstanbul’un su sorunu sürüyor!

İstanbul'a su sağlayan Melen Çayı'nda kuraklığa bağlı olarak su seviyesinde düşme yaşanmaya başladı. Geçen yıllarda şubat ayı ile kıyaslandığında çaydaki su seviyesinde yaklaşık 80 santimlik düşüş olduğu belirtildi. Yaşanan susuzluk sorununun mevcut yöntemlerle çözülemeyeceğini geçmiş dönemlerde dile getiren Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı, 2008 yılında bu konuya ilişkin, Gürsel Tekin'in başkanlığında bir sempozyum düzenlemiş ve İstanbul’un su sorununu pek çok bilim insanının katılımıyla ele almıştı.

Yetersiz yağışların da etkisiyle İstanbul barajlarında son 10 yılın susuzluk rekoru kırıldı. Barajların doluluk oranının yüzde 30,34’e gerilemesi İstanbulluların susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

İstanbulluyu tehdit eden susuzluk tehlikesiyle ilgili, yetkililer tarafından dönem dönem açıklamalar yapılsa ve İstanbul’da su problemi olmadığı söylense de ne yazık ki bu açıklamalar yaşanan susuzluk sorununu örtmeye yetmiyor.

Yaşanan susuzluk sorununun mevcut yöntemlerle çözülemeyeceğini geçmiş dönemlerde dile getiren Cumhuriyet Halk Partisi, 2008 yılında bu konuya ilişkin bir sempozyum düzenlemiş ve İstanbul’un su sorununu pek çok bilim insanının katılımıyla ele almıştı.

Dönemin CHP İstanbul İl Başkanı olan ve “İstanbul’un Su Politikası” adlı sempozyuma başkanlık eden Gürsel Tekin düzenledikleri sempozyuma ilişkin, İstanbul’a içme suyu sağlayan baraj havzalarının son 15 yıldır yapılaşmaya açılması ve yerel yönetimlerin yanlış politikaları nedeniyle içme ve kullanma suyunda tehlike boyutunda sıkıntılar yaşandığını belirterek, “Su sorununu tüm çıplaklığıyla göz önüne sermeyi, İstanbul halkı ve gelecek kuşaklar adına yapılması gereken yaşamsal bir ödevi olarak kabul ediyoruz” demişti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen sempozyumu eleştirerek İstanbul’un su sorununu çözdüklerini iddia etmişlerdi. Gürsel Tekin bu eleştirileri “Bizim amacımız siyaset yapmak değil, kentin en önemli sorunuyla ilgili bilimsel bir çalışmayı ortaya koymaktı. Biz isterdik ki bu sempozyuma İSKİ’den, DSİ’den katılanlar da olsun. Çünkü tüm dünya biliyor ki 21. Yüzyılın en önemli silahı su olacak ve ileride çok büyük su savaşları yaşanacak.”  şeklinde yanıtlamıştı.

Gürsel Tekin’in Sempozyum Başkanı olduğu “İstanbul’un Su Politikası Sempozyumu”  140'ı aşkın bilim insanının katılımıyla gerçekleştirilmiş ve sempozyumun ardından bir sonuç bildirgesi yayınlanmıştı.

Bildirgede şu maddeler yer alıyordu:

1- İstanbul’a Düzce’den getirilen Büyükmelen suyu İstanbul’daki su ihtiyacının yaklaşık % 50’sini karşılayacağından Büyükmelen Projesinin tamamlanması zorunluluk haline gelmiştir. Büyükmelen Çayı’nın çevresel kaynaklı etkiler ile kirlenmemesi için Büyükmelen Havzası koruma altına alınmalıdır. Bu suyun kaynağında mı yoksa İstanbul da mı arıtılacağı konusuna da hızla kalıcı bir çözüm bulunmalıdır.  

2- Günümüzde, İstanbul’a Düzce ve Istranca derelerinden gelen ve yakın gelecekte Rezve deresinden getirilecek ham suya, ileriki yıllarda, Düzce ve Istranca bölgelerinde ihtiyaç olması halinde ne yapılabilecek, planlanmış mıdır? Ülkeler arasında yaşanması beklenen su savaşları olmadan, benzerlerinin ülkemizin şehirleri arasında ortaya çıkmasından korkulmuyor mu? Bu konuda yaşanabilecek olumsuzluklara kamu önlem almış mıdır?

3- Bir panelimizde açıklandığı üzere, İstanbul genelinde gerçekleştirilmiş olan su anketi sonucuna göre, İstanbulluların, evlerindeki musluklardan akan suyu % 92.15’lik bir katılımla, sağlıklı ve güvenilir bulmadıkları için içme suyu olarak kullanmadıkları, içme suyu ihtiyacını damacana suyu satın alarak karşıladıkları belirtilmiştir. Halk nezdindeki bu güvensizliğin sorumlusu İstanbul’daki yerel yöneticilerdir.

4- Su havzalarının korunması ve denetlenmesi sonrasında Istranca derelerinden getirilecek ham suyun başka bir suyla karışımına izin verilmeden ileri arıtmadan geçirilmesi ve elde edilecek birinci sınıf su kalitesindeki (güvenilir) içme suyunun ayrı bir şebeke (hattı) ile İstanbul’daki mahalle merkezlerinde halka arz edilmesi sağlanmalıdır. Bunu takiben mevcut hatlara ilave ikinci bir hat şeklinde de konutlara verilmesi halinde halk sağlığının korunması adına üstün bir kamu hizmeti yapılmış olacaktır. Böylesi iyi nitelikli bir suyun, evlerde içme suyu dışında çamaşır, bulaşık, temizlik vb. gibi işlerde kullanılması doğru olmayacaktır.

5- İstanbul’un su havzalarında kaçak yapılaşmalar hız kazanmış olup su havzalarında yaklaşık 24 bin kadar kaçak bina ve tesis mevcuttur. Su havzaları bu gibi yapılardan derhal arındırılmalıdır.

6- Su yönetiminde, kuraklık dönemlerinde, kriz yönetimi yerine risk yönetimine geçilmelidir.

7- Ormanlık alanlar korunmalı ve baraj havzaları ağaçlandırılmalıdır.

8- Arıtılarak denize akıtılan sular, yeraltındaki akiferlerde depolanarak saklanmalıdır.

9- İstanbul’da aşırı yeraltı suyu çekilmesi nedeniyle hem zeminde oturma, hem de yeraltı sularında tuzlanmalar görülmektedir. Aşırı çekim nedeniyle tuzlu suyun denizden karaların içine girişi İstanbul’un her iki yakasında da görülmüştür. İstanbul’da yeraltı suyu kullanımı yönetimi yoktur veya tam bir kaostur.  DSİ su konusunda ülkemizdeki tek otorite olmalıdır.

10- İstanbul’un içme suyu barajlarından özellikle Ömerli Barajı’nın suları iyon fakiridir. Diş sağlığı açısından önemli olan flüorür bu sularda olması gerekenden 10 kat daha az bulunmaktadır. Yine sularımızın Mg değerleri Ömerli de özellikle düşüktür. Sularımızdaki bu iyon eksikliğini gidermek adına yapılması gerekenler saptanarak, yerel ve devlet görevlilerinin bu konuyu dikkatle takip etmeleri gerekir.

11- İstanbul suları, arıtma tesisinden evlerdeki musluğa geliş sürecinde, borulardan yüksek oranda Fe, Zn ve Mn gibi iyonlar kazanmaktadır.

12- İstanbul halkı tarafından içme suyu olarak tüketilen, İstanbul ve yakın çevresinde üretilen şişe ve damacana sularının İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ayda bir kez yapılan analizleri yetersizdir. İnsan sağlığının korunması için su analizlerinin sıklığı arttırılmalı ve yüksek olan analiz ücretleri düşürülmelidir.

13- T.C. Sağlık Bakanlığı’nca denetlenen, yetkilendirilmiş, teknik altyapısı uygun, uzman araştırmacıların görev yaptığı, sadece şişe ve damacana suyu analizlerinin yapılacağı Su Analiz Laboratuarları’nın kurulmasına izin verilmelidir.

14- İstanbul’da şebekeden kaynaklanan su kaçakları % 30 civarındadır. Ciddi zemin sorunlarına neden olan su kaçakları, binaların yıkılmasını kolaylaştıran bir faktördür.

15- Türkiye nüfusunun yüzde 18’ini barındıran İstanbul’un su sorununun çözümü, her türlü siyası çekişmelerin üzerinde tutulmalıdır. Sorunun çözümü için konusunda uzman araştırmacıların görüş ve önerileri dikkate alınmalıdır.

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 21 Şubat 2014 15:45
Yandex.Metrica