"100 milyon dolar için açıklama bekliyoruz!"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Başkanlığı'nda toplanan CHP MYK sonrası basın toplantısı yaptı. Silivri Cezaevi'nde Fatih Hilmioğlu'nu ziyaret ettiklerini dile getiren Gürsel Tekin, Cumhurbaşkanı'nın bu çaresizliğe son vermesi gerektiğini belirtti.

"Değerli arkadaşlarım, öncelikle dün Sayın Genel Başkanımız ve Genel Başkan Yardımcımız, Milletvekilimizle birlikte Silivri toplama kampında Sayın Fatih Hilmioğlu’nu ziyaret ettik. Doğrusu 1,5 saat bir görüşmemiz oldu. Bir siyasetçi olarak, bir milletvekili olarak, bir insan olarak vicdanımın parçalandığını hissettim. Gerçekten bir bilim insanının dramını oradan saatlerce izlememiz, görmemiz bizi de çaresiz bıraktı. Umut ediyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı, en azından Sayın Cumhurbaşkanı'nın yetkisi var, bu çaresizliğe bir an önce son verir. Kamuoyunun da böyle bir beklentisi var. Cumhuriyet Halk Partisi olarak da bizim de beklentimiz var.

Tabii bu sadece Sayın Hilmioğlu için değil, şu anda cezaevinde kanserle mücadele eden galiba 600’e yakın, ölümü bekleyen insanlar var. Bunların tamamı için geçerli olması gereken bir noktadır. İnsanlığın gereğidir. Umut ediyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı insanlığın gereğini yapar.

Değerli arkadaşlar, dün grup toplantısında Sayın Genel Başkanımızın açıklamış olduğu belgeler ve sormuş olduğu bir başka belge vardı. Normal demokratik bir ülkede hukuk sisteminin işlediği bir ülkede bu iddialarla ilgili hemen saniyesinde cevap verilmesi gerekiyordu ve görüyoruz ki, Sayın Genel Başkanımız'ın dün sormuş olduğu soruya halen bir cevap alabilmiş değiliz. Bu vesileyle Sayın Genel Başkanımız'ın dün sormuş olduğu 100 milyon dolar Sayın Başbakan'ın oğlunun vakfına geldi mi? Geldiyse kimler gönderdi? Ne karşılığı gönderildi? Bunun herhalde cevabını en kısa süre içerisinde verirler kamuoyuna diye bekliyorum.

Tabii sadece Sayın Başbakan değil aynı zamanda Başbakan'ın kabinesinde Genel Başkan Yardımcıları, Parti Sözcüsü, Hükümet Sözcüsü. Sayın Arınç geçen gün Bursa’da herkesi tehdit etti. 'Biz gerekirse kafa koparırız.' demişti. Şimdi bu belgeler doğruysa bu belgelerin ya da bu paraların ne karşılığı gelip gitmediği doğruysa bu konuda dün kafa koparacağım diyen Arınç acaba bunlarında kafalarını koparacaklar mı onu da merakla bekliyoruz?

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz dünyanın birçok ülkesinde kirli siyaset arındırıldı. Hele özellikle AB ülkelerinde tamamen kirlilik arındırıldı. En son 1992 İspanya ve İtalya benzer ülkeler. Çok benzeştiğimiz ülkelerde benzer olaylar vardı. Şimdi size belki de bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak söylediklerimiz çok onları tatmin etmeyebilir ama kadere bak ne kadar birbiriyle benzeşiyor. Çok meşhur, önemli İtalyan savcısı Di Pietro diyor ki, '92 yılında siyaset dünyasıyla iş dünyası arasında kirli ilişkiler ve yolsuzluklara karşı operasyon başlatmıştı. Aralarında Başbakan, bazı bakanlar, bürokratlar, siyasetçiler, işadamı ve polis mahkum edilmişti. Bunun sayısı 300 ya da 400 civarında olmuştu. Tabi o dönem bir çağrısı var 92 yılında. Savcılara çağrı yapıyor. Savcılar yılmamalı, polisle hırsızdan daha hızlı olmalı.' Evet Sayın Savcılar, polisler sürülseniz de atılsanız da yok sayılsanız da Türkiye Cumhuriyeti'nin size vermiş olduğu yetkiyi sonuna kadar kullanmak zorundasınız. Aksi takdirde yarın bırakın sadece kamuoyuna kendi çocuklarınıza da hesap veremez duruma gelirsiniz.

Tabii bütün bu süreci yaşayan savcı haklı olarak Türkiye’de yaşanan bu süreci çok güzel özetlemiş ve bize de bir çağrısı var. Diyor ki, 'Olayların arkasında yabancı bir gücün, dış mihrakın bulunduğuna inandırmaya çalışırlar. Bizde de öyle olmuştu. Çünkü bu operasyon başladığı zaman hele Türkiye gibi bir ülkede bu bütün ayakların, yolsuzluğun, hırsızlığın belli ayaklarını da oluşturmak zorundasınız. İşte medyasıdır, basınıdır, iletişimidir... Bütün bunları harekete geçireceksiniz ve insanları inandıracaksınız. Diyeceksiniz ki, arkada dış güçler var, şunlar var, bunlar var.

İtalya’da soruşturmayı durduran, incelemeleri bloke eden ve seneler boyu kamuoyunu yanlışa yönlendiren B faktörü vardı. Yani Berlusconi. Bana göre sizde de E faktörü var. Yani Sayın Erdoğan’ı işaret ediyor. İtalya’da da para kutularını bulduk. Bize ne kadar benziyor. Bizde de bulduk. Başbakan ayakkabı kutusundaki milyon dolarları bıraktı bankayla meşgul oldu. Görüyor musunuz nasıl birbirimize benziyoruz. Biz bankayı değil ayakkabı kutusundaki Eurolarla, Dolarlarla meşgulüz. 'Di Pietro’nun güzel bir sözü daha var onu da sizle paylaşmak istiyorum. 'Hırsız kendi hakimini seçemez. Doğru. Peki kendi hakimini elbette seçemez.' Peki, AKP ne yapıyor? Hırsıza sadece hakimini değil, savcısını da, polisini de seçtiriyor. Çekmek zorunda kaldıkları HSYK tasarısı bunun en önemli örneklerinden bir tanesidir ve bugün yaşamış olduğumuz daha yeni, sıcağı sıcağına Sayın Savcı Celal Kara’yla ilgili. Neydi Sayın Celal Kara’nın görevi? Meşhur Başbakan'ın dün Sayın Genel Başkanımızın paylaşmış olduğu fotoğraftaki önemli iş adamı, yani bu organize yolsuzluğun bir ayağı olan zatı muhterem Rıza Sarraf. Rıza Sarraf’ın malvarlığıyla ilgili savcı bugün itiraz edecekti ve bugün itirazdan dolayı bu namuslu savcı görevden alındı.

Değerli arkadaşlar, Türkiye 12 Eylüller yaşadı, 28 Şubatı yaşadı. Çok zorlu dönemler geçirdi. Ama buna inanın samimiyetimle söylüyorum bir siyasetçi olarak, 30 yıldır bütün siyasal mecralar içerisindeyim ilk kez Türkiye’de bambaşka bir şey yaşıyoruz. Sahipsiz bir Türkiye. İnanılır gibi değil. Hukuk, yargı, emniyet, devletin kurumlarının tamamının baypas edildiği bir dönemi yaşıyoruz. Neden oluyor bunlar? Niçin devletin kurumlarının işlemesine engel oluyorsunuz? İşte İtalyan savcısının dediği gibi sonuç itibariyle gelip kabinenin tamamına ya da siyaset yapan birçok milletvekiline, bürokrata ulaşacağı için.

Değerli arkadaşlar, tabi ki iktidarların hele Türkiye’de evrensel hukukun yerleşik olmadığı bir ülkede devletin kurumlarını rahatlıkla baypas edebilirsiniz. Şimdi anlıyor musunuz Sayın Başbakan'ın CHP’den neden nefret ettiğini? Bunu da çok net bir şekilde ifade ediyordu. İyi de Sayın Başbakan iyi de AKP yetkilileri CHP’yi nasıl baypas edeceksiniz? Unutmayın ki bu ülkenin kurucu iradesi ülkede bir sorun varsa o sorun için yapılabilecek ne varsa gereğini yapacaktır. Siz savcıyı da baypas etseniz, görevden de alsanız biz toplumun vicdanı olarak, 76 milyonun güvencesi olarak bütün olup bitenleri Türkiye kamuoyuyla da paylaşacağız, dünya kamuoyuyla da paylaşacağız. Bundan sizin kaçarınız yok. Gelin daha yolun başındayken yargıya teslim olun, yargı bunun gereğini yapsın. Sizin yapmanız gereken tek şey bu. Aksi takdirde yarın Türkiye’ye çıkacak büyük faturanın sorumlusu da sizler olacaksınız.

Değerli arkadaşlar, çok teşekkür ediyorum. Belli ki daha çok sorularınız var. Sorularınıza da cevap vermek istiyorum.


Soru: Cumhurbaşkanının Fatih Hilmioğlu’nu serbest bırakma yetkisi olduğunu söylediniz. Ancak Cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi olmadığını söylüyor. Ayrıca ekstra bir soru. HSYK’yla ilgili yapılması ist2enen düzenleme konuşuluyor. Tavrınız?
Gürsel Tekin:
Şimdi birincisi; Anayasamız'da çok açık net. Bazen insan hayatı kanunlarla dizayn edilmez. İnsan hayatı her şeyden daha önemlidir. Suç unsuru ne olursa olsun dünyanın her yerinde her demokratik ülkede böyledir. Eğer bugün bırakın sadece kanunları vicdani olarak, dini olarak da kabul etmek mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın yetkisinde olmaması mümkün değil. Anayasamız'da çok açık ve çok net. Hadi diyelim ki Sayın Cumhurbaşkan'ın da yetki yok. Parlamentoda bizim yetkimiz var. Gelin insani bir görev yapalım. HSYK’ya gelince, değerli arkadaşlar bir iktidar geçmiş dönemlerde de örnekleri var. İhtiyaç duyduğunda yargıyı dizayn etmeye kalkışırsa o yargı olmaktan çıkar, hukuk olmaktan çıkar başka bir şeye döner. Cumhuriyet Halk Partisi olarak iki yıl önce toplumun beklentisine cevap verebilecek 17 maddelik kamuoyuyla da, sizlerle de paylaşmış olduğumuz 17 maddeyi kanun teklifi olarak parlamentoya götürdük. Bunun içinde bir tanesi de bugün Sayın Başbakan'ın dün can simidi gibi sarılmış olduğu Hakimler Savcılar Kurulu. İki; can simidi olarak sarılmış olduğu özel yetkili mahkemelerle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi iki yıl önce söylemiş. Gelin hiçbir demokratik ülkede özel yetkili mahkemeler olmaz demişiz. Ne dediler? Hayır olmaz dediler. Bizim daha çok işimiz var. Nedir? Paralel devletlerle mücadele ediyoruz. Kendilerine göre bir paralellik şeyi kurgulamışlar hatırlayın. Di Pietro’nun kulağı çınlasın. Ergenekon döneminde paralel devlet dediler tartışlar. Daha sonra yine bu paralel cümlesini KCK’da duyduk. Kim bunları kullandı? Sayın Başbakan, şimdi? Ya arkadaş savcı diyor ki ben hırsızı yakaladım. Elimde belgeler. Gelin bu savcılar görevini yapsın, bu mevcut dosyaların tamamını soruşturalım sonra ne yapacaksak yapalım. Hayır. Bizim çocukların ihtiyacı olduğu için bu ihtiyaçtan dolayı bir geceyarısı bunu değiştireceğim. Bu evrensel kurallar da kabul edilebilecek bir anlayış değildir. Elbette Cumhuriyet Halk Partisi dün ne demişse bugün de aynı şeyi söyleyecek doğrularının her zaman arkasında olacaktır.

Soru: Özel yetkili mahkemelerin kapatılması dahil, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın açıklamaları var. Daha önceden sizin verdiğiniz kanun teklifleri de var yeniden yargılamalara ilişkin. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gürsel Tekin:
İşte onu anlatmak istiyorum. Diyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisi kendisine ihtiyaç duyduğu için değil, Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermek için hazırlamış olduğu kanun teklifleri var. 2,5 yıldır parlamentoda bekliyor. Şimdi ben Sayın Adalet Bakanı'na çağrıda bulunmak istiyorum. Hukukçusunuz hiç mi vicdanınız sızlamadı? Niye bugün değiştirmek istiyorsunuz? Niyesini çok iyi biliyoruz. Bütün buna rağmen elbette ki Türkiye’nin evrensel bir hukuka ihtiyacı olduğu inancı içerisindeyiz. Gelebilecek bu maddeleri sonuna kadar destekleriz. Ama kamuoyunun unutmaması gereken bir şey var. Çünkü bu devam ederse çocuklarımıza ve bakanlara kadar gelecek korkusuyla bunu değiştiriyorlar. Evrensel hukuka inandıkları için değil. Bunu Türkiye kamuoyunun bilmesi gerekiyor.

Soru: Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in  toplantısı vardı orada dedi ki, anayasa uzlaşma komisyonunda üzerinde anlaşılan bazı maddeler var dedi. Bunların üzerinden hayata geçirilebilir dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan HSYK konusunda muhalefet adım atmadı dedi. Adalet Bakanı da yerel seçime kadar çıkaracağım dedi. Şimdi sizin yaklaşımınız ne olacak? Sizden bir öneri geldi mi? Birincisi. Bir de, geçen hafta içerisinde bir CHP milletvekili İzmir Cumhuriyet Başsavcısının Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından arandığını öne sürmüştü. Burada bazı önemli bilgiler açıklamıştı. Bugün o konuyla ilgili olarak bir bilgi geldi. başsavcılığının hazırladığı fezlekenin usullere uymadığı gerekçesiyle geri gönderildiği bilgisi ifade edildi.
Gürsel Tekin:
AKP’nin usullerine uymadığı için. Hukukun kurallarına değil AKP’nin usullerine. Zaten usulsüz olay var ortada. Yani düşünün Türkiye’de adalet dağıtan, adalet camiasının güvencesi olan bir bakan tehdit ediyor bir savcıyı, savcıda tutanakları alıyor ve fezleke gönderiyor. Bu fezleke neye uygun değil? AKP’ye uygun değil.

İki; Sayın Başbakan da, Sayın Cemil Çiçek’te yalan söylüyor kusuruma bakmasınlar. Yani hadi diyelim ki Sayın Başbakan hukukçu değil. Sayın Çiçek size yakışıyor mu? Cumhuriyet Halk Partisi olarak Sayın Genel Başkanımız ve bütün yetkililer 60 maddeyle ilgili anlaşma sağlandı getirin 60 maddenin tamamını evet biz oylayacağız dedik. Ne oldu? Cumhuriyet Halk Partisi mi engelledi? Neydi Cumhuriyet Halk Partisinin talebi? Sadece bir tek talebi vardı. Hani T tipi bir Başkanlık sistemi istiyordunuz ya sadece o T tipi Başkanlık sistemini çekin bırakın 60’ı, 80, 90, 100’e çıkaralım dedik. Ama şimdi pişkin pişkin çıkıyorlar Cumhuriyet Halk Partisi kabul etmedi. Cumhuriyet Halk Partisi dün ne demişse bugünde onu söyleyecektir. Bugün işte elimde kitapçığı görüyorsunuz 17 madde. Sadece bu madde değil, özel yetkili mahkemeler değil, geri kalan 17 maddeyi de bu hafta indirsinler en büyük destekçileri biz olacağız. Ama bu 17 maddeyi indirdiklerinde tabi bununda AKP’ye bedeli biraz ağır olabilir. Çünkü demokrasi gelecek, çünkü özgürlük gelecek, çünkü hukuken herkes kendisini ifade edebilecek. Bu da onların çok işine geleceğini zannetmiyorum.

Bir kere benim bildiğim ya da duyumlarımız sadece dört bakan değil galiba yedi tane bakanla ilgili fezlekelerin olduğunu ve bu fezlekelerin inşallah kısa süre içerisinde kamuoyuyla paylaşırlar. Paylaşmazlarsa CHP olarak biz kamuoyuyla bazı şeyleri paylaşmak zorunda kalırız.

Fezleke deyince hatırlarsınız Sayın Genel Başkanımızla biz Silivri’ye gitmiştik. Silivri çıkışında Sayın Genel Başkanımızın toplama kampı dediği için gece yarısı fezleke hazırlandı bilmenizi istiyorum. Gece yarısı fezleke hazırlandı daha biz Ankara’ya gelmeden Sayın Özilhan dedi ki fezleke geliyor. Yani üstünden 12 saat geçti.

Ne hız, ne sürat. Hiç sorun değil. Sayın Genel Başkanımızda çıktı aslanlar gibi gereğini yapmazsanız namertsiniz, kaldırın benim dokunulmazlığımı dedi. Şimdi bizde Sayın Kılıçdaroğlu’nun göstermiş olduğu bu cesareti bu bakanlarda da görmek istiyoruz. Evet kardeşim, gönderin fezlekeleri bu fezlekelerde ne varsa hesap vereceğiz diyebiliyorlar mı? Diyemezler.


Soru:  Yedi mi, dört mü?
Gürsel Tekin:
Bir ihtimal toplam yedi. Hayır, ayrıntıyı göreceksiniz yakınlarda. Her gün bir şey çıkar. Yani İzmir soruşturmasının arka planına bakmamız lazım. İki; İstanbul İmar Komisyonu soruşturmasının arka planına bakalım onların hepsini göreceksiniz. Bu soruşturmaların önü kesilince doğal olarak tabi hangi mecraya kadar gidileceğini de görmek mümkün olmadı. Ama unutmayın CHP bunların hepsini görecektir.

Soru: Başka belge ve bilgilerde var mı? Çünkü Kılıçdaroğlu grup konuşmasında bunu ima etti. Eğer fezlekeler gelmezse açıklamaya devam edeceğiz diye. Böyle bir şey var mı?
Gürsel Tekin:
CHP’de bir şeyin olup olmadığının önemi yok. Ana muhalefet olarak bizim sorularımız var. Biz diyoruz ki, şu anda bildiğimiz beş bakanla ilgili fezlekeler var. Bu fezlekeleri parlamentoya getirin ya da kamuoyuyla paylaşın. Belki fezlekelerin içinde hiçbir şey yok. Eleştiri konusu bile olmaz. Ama unutmayın geciktirdikçe fezlekelerle ilgili daha çok tartışmayı da kendiniz yaratırsınız.

İki; İzmir soruşturmasının altını çizerek söylüyorum, İzmir soruşturmasını niye durdurdunuz kardeşim? İzah edin ya, ikna edin bizi. İzmir soruşturması kime kadar gidecekti? Hangi bakana kadar gidecekti? Bu ülkenin vicdanı var merak etmeyin. Bu ülkenin ana muhalefeti var. Öyle bu ülke sahipsiz falan değil. Kedi misali her şeyi kapatamazsınız. Buna emin olun.”


Soru: Anayasa değişikliği konusunda Meclis Başkanı'na soru soruldu ve bugün yarın bununla ilgili bir ilerleme sağlanabileceğini söyledi. Bununla ilgili iktidar partisinden bir girişim oldu mu bir komisyon kurulması konusunda?
Gürsel Tekin:
Tekrar söyleyeyim; CHP olarak 2011 yılındaki seçimlerde kendi programına önümüzdeki nasıl bir Anayasa olmalıdır diye kitapçık çıkaran ve programına alan tek siyasi partiyiz. Biz Sayın Genel Başkanımızın her alanda ifade ettiği 12 Eylül döneminde, darbe dönemindeki yasaların tamamının değişmesini arzu ediyoruz ve bunun içinde AKP’nin bütün oyunbozanlığına rağmen Anayasa Masasından kalkmadık. Bir tek talebimiz var. Sayın Cemil Çiçek bu talebe karşılık verecekse elbette. Siz baştan itibaren orta olmayan bir başkanlık sistemini getirdiniz şeye monte ettiniz. Yani masayı dağıtmak için getirdiniz. Bütün buna rağmen masanın dağılmaması için CHP olarak biz sağduyulu davranmaya devam ettik.

Başkanlık sistemini çeksinler, 60 madde değil bakın altını çizerek söylüyorum, sadece anlaşmış olduğumuz 60 madde değil daha ihtiyaç duyulabilecek maddeler dahil olmak üzere getirsinler elbette tabi ki buna evet deriz.

Ama hayır, biz şu an sıkıştık, bizim çocukları nasıl kurtarabiliriz? Bu savcıları, hakimleri, polisleri nasıl by-pass edebiliriz? Bu çerçevede bize şu madde lazım bu maddeden dolayı CHP bizim yanımızda durabilir misiniz? Durur musunuz? Derlerse elbette orada biz yokuz.

İki; kamuoyunun bilmesi gereken hani şöyle bir basında da yanlış anlaşıldı, HSYK kararını sanki askıya almışlar gibi. Değerli arkadaşlar, HSYK’da özellikle 1. Daireyle ilgili yapılması gereken işleri yaptı, yani kendilerinin ihtiyaç duyduğu işleri ortadan kaldırdılar. Şimdi bunu askıya almışlar. Yani 1.Dairede terfi, tayin işte görüyorsunuz. Aynı gün hakimin, savcının iki üç yer değiştirdiğini görüyorsunuz.

AKP’nin ciddi olmadığını, hukuk konusunda ciddi olmadığını bütün Türkiye kamuoyunun bilmesi gerekiyor.

İki; Sayın Cemil Çiçek’e bir başka çağrıda bulunmak istiyorum; 17 madde duruyor. İndir kardeşim. Niye bekletiyorsun? Sen yasamanın başı değil misin? İçinde işte sizin ihtiyacınızı da giderebilecek madde de var.

Değerli arkadaşlar, bir son sorumu da ben kendime sorayım. Biliyorsunuz Gezi Parkı'nda dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de duyarlı insanlar gerek Taksim Gezi Parkı gerekse İstanbul’daki imar talanına karşı bir duyarlılık gösterdiler ve bu duyarlılık sadece Taksimle kalmadı Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı. Elbette çok ağır bedellerde ödendi. Yedi tane gencecik kardeşimiz hayatını kaybetti. 12 tane pırıl pırıl gencecik çocuk gözünü kaybetti. Bir sürü insan mağdur. Halen cezaevinde yatan şu anda tutuklu olan yüzlerce de insan var.

Neydi o gün Sayın Başbakan'ın argümanı? Faiz lobisi. Biz aylarca merak ettik. Kimdir bu faiz lobisi. Merakınız giderildi mi? Faiz lobisi dün ortaya çıktı. Kimdi faiz lobisinin başı? Sayın Başbakan. Taşeronu kimdi? Merkez Bankası. Fatura kime çıkacak? Kime çıktı? Yoksula, işçiye, köylüye, taşeron işçiye, sizin gibi sosyal güvencesi olmayan basın emekçilerine çıktı. Bugün zamlar başladı. İşte Gezi Parkı'ndaki ettiğimiz faiz lobisi de ortaya çıkmış oldu.

Teşekkür ediyorum.”

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 29 Ocak 2014 14:53
Yandex.Metrica