"Sayın Başbakan çetelerle iş birliği yapmışsın"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Genel Merkez'de basın toplantısı yaparak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a cevap verdi.

Gürsel Tekin'in konuşması:
"Değerli basın mensupları arkadaşlarım, önce bugün Sayın Arınç’ın, hükümet sözcüsünün Bursa’da basın toplantısında kullanmış olduğu ifadeler var, onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Arınç 'Her şeyin garantisi biziz, biz varsak siz varsınız, biz yoksak sizler de yoksunuz.' dedi. İfadesinin iki anlamı var: Birincisi, suç ortaklığını ifade eder eğer varsa böyle bir suç ortaklığı. İkincisi, açık bir tehdittir.

Bizim bildiğimiz demokrasilerde iktidar 76 milyonun yani Başbakan'ın 2011 yılında ifade ettiği gibi balkona çıkıp 76 milyonun güvencesiyim demesidir. Ama Sayın Arınç bu cümleleri hangi anlamda kullanmış doğrusu merakla bekliyoruz.

Her şey tersine döner. Bu kadar açık söylüyorum. Para, üretim, ihraç, hamle, yatırım olmaz, kalkınma olmaz, insanlar birbirlerine düşer. Sen neymişsin be Bülent abi ya! Demek ki sen olmasan Türkiye çöker. Biz bulup buluşturmaya çalışıyoruz. Doğrusu çok manidar bir soru. Yani bir ülke düşünün koskoca Türkiye Cumhuriyeti bizim bildiğimiz kurallar ve yasalar içerisinde yürümesi gereken bir ülkede bir hükümet sözcüsü bulup buluşturmaktan bahsediyor. En önemlisi operasyonu yapanların canlarına ot tıkayacağız diyor.

Değerli arkadaşlar, şöyle bir düşünün, bir hükümet sözcüsü, bir bakan olası yarın yapılacak operasyonlarla ilgili bu ülkenin savcılarının, bu ülkenin polislerinin durumunu siz düşünün. Sayın Arınç, biz en azından ben kabinede en az mevcut bakanlar sıralamasında kısmen de olsa vicdanlı bir bakan olarak sizi biliyordum. Ama yanılmışım. Bütün bu operasyon, bütün bu yolsuzluklara rağmen ortada belgeler, bilgiler, tapeler. Buna rağmen bu operasyonu yapan insanlara canına ot tıkayacaksınız. Pes doğrusu.

Değerli arkadaşlar, bu cümleler Türkiye Cumhuriyeti bakanının kullanabileceği cümleler değildir. Bu cümlelerin tamamını şiddetle kınıyorum. Yarın yolsuzlukla, hırsızlıkla mücadele edecek kamu adına görev yapan bütün savcıların, bütün polislerin, bütün istihbarat örgütlerinin teminatı da Cumhuriyet Halk Partisi olacak. Aksi takdirde dün yapmış olduğunuz cesurca davranışı bugün yapamazsanız yarın hem çocuklarınızın karşısında, hem Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının karşısında mahcup bir vaziyette olacaksınız.

Değerli arkadaşlar, ne yazık ki dün Esenyurt’ta hayatını kaybeden Cengiz Akyıldırım kardeşimize rahmet, MHP camiasına da başsağlığı diliyorum.

Tabi Sayın Arınç bunları söyler de. E nereden bu cesareti alıyor? Sayın Başbakan'dan alıyor. Sayın Başbakan dün ne söylemişti? Önce hafızalarınızı yenilemek için iki yıl önce sizlerle paylaşmış olduğum bir rant haritası vardı. Organize imar yolsuzlukları nasıl olduğunu harita üstünde tane tane hem sizlerle paylaştım. Aynı zamanda hatırlarsanız Sayın Başbakan'a postalamıştım. İşte bu rant haritası. Sayın Başbakan dün ben belediye başkanlığı yaptım belediyelerde fırıldakların nasıl döndüğünü çok iyi bilirim. Doğru evet fırıldakların nasıl olduğunu, nasıl döndüğünü iki yıl önce haritayla size göndermiştim. Mesela bunlardan birkaç tane örnek söylemek istiyorum. Bir tanesi hani sizin sağlara saygınız yok ama ölülere bir saygınız olsun. En azından inancınızın gereği böyle olması gerektiğine inanıyorum. Şu fotoğraf görmüş olduğunuz bu fotoğraf mezarlık alanı ve bir tekke. Şuradan bütün detayları merak ederseniz tamamını daha sonra sizlerle paylaşırım. Sonra ne olurdu burası? Burası şöyle bir şey oldu. Neresidir burası? AKP il binası.

Şimdi bu Başbakan'ın ifade ettiği fırıldak işlerin nasıl döndüğünü sizlerle paylaşacağım. Burası benim de il başkanı olduğum dönem kamuoyuyla paylaştım ve buranın bir insanlık ayıbı olduğunu, burada böyle bir imar uygulamasının yapılamayacağını defalarca kamuoyuyla paylaşmamıza rağmen, yargıya götürmemize rağmen ne yazık ki yargı çok topal yürüdüğü için yıllar geçti benim söylemiş olduğum 2008. Bugün 2014’teyiz. Yani altı yıl sonra bir yargı kararı çıktı. Yargı kararı nasıl çıktı? Yargı kararı bu binanın kaçak olduğunu ve yasadışı olduğuna karar verdi. E nasıl yapılmış yani bu kadar belediyenin fırıldaklarını bilen insanlar bunu nasıl yaptılar diye doğal olarak hepinizin düşünmesi gerekiyor.

Biliyorsunuz kurallar var, sit alanları kurullara bağlıdır. Kurullarda her şeye rağmen gerçekten namuslu, tarihe saygısı olan, ölüye, diriye saygısı olan, mezarlığa saygısı olan bilim insanları, kurul bu planlar yapılırken kurul kararında onay vermediler. Onay verilmediği için iptal etmek zorunda kaldılar. Sonra ne oldu? O kurul yerinde durabilir mi savcı gibi, polis gibi? Yani AKP’nin kendi organize işleriyle ilgili bir uygulama yapılacak o uygulamaya da haddi bilmez o kurul yöneticileri böyle bir karar verecek. Ne oldu kurul yöneticileri? Tamamı değiştirildi. Ne uğruna değiştirildi? Sadece organize işlere engel oldukları için bu değiştirildi.

Şimdi yine sizlerle paylaşmış olduğum hani deve hikayesi var ya nereden başlayım. İstanbul’un tarihi silueti bozuldu diye sizle paylaştık. Daha sonrada Sayın Başbakan bütün bu rezil tabloyu görünce kamuoyuyla o da paylaşmak zorunda kaldı. 'Bu kabul edilir değil.' dedi. Ne dedi buna? 'Ben, rica ettim burayı tıraşlayın tıraşlanmadı. Ben de küstüm.' Şimdi siz kurul yöneticilerine küsmüyorsunuz, onu bir bıçakla kesip alıp atmasını biliyorsunuz ama bu zatı muhtereme gelince niye küsüyorsunuz? Niye küsüyor biliyor musunuz? Çünkü bu binanın sahibi aynı zamanda bu il binasını yapan bir vatandaşımızdır. Şimdi neden küstüğünü anlayabiliyor musunuz?

İki; doğrusu burada da bir hayret içindeyim. Bir yargı kararı çıktı bununla ilgili. Yargı kararı bunun belli katlarının tıraş edilmesi gerektiği kararı aldılar. Şimdi ben yargı mensuplarına soruyorum. Bu kararı verirken ya da size bilirkişi organize aynı zamanda organize bilirkişi müesseseleri kuruldu değerli arkadaşlar. İki yıldır, üç yıldır, beş yıldır yırtınıyorum. Bu organize imar yolsuzluklarının bir parçası olan doğal olarak yargıda hakim, savcı imar uygulamalarını çok bilmez. Gelecek rapora göre karar verir. Şimdi bu raporu yazan o vicdansızlara sesleniyorum. Plan tadilini kim yaptı? İnşaat ruhsatını kim verdi? Niye bunlar ceza almaz da bu mal sahibi ceza alır? Mal sahibi gereğini yapmış, size bir bina yapmış işte. Ne yapsın adam? Binanın dışında da neler yaptığını bilmiyoruz.

Şimdi burada değerli arkadaşlar, kararı alan, imar uygulamasını yapan büyükşehir imar komisyonu. İlçeye gelip uygulamayı yapan ilçe belediyesi ruhsatı veren hiçbirinin suçu yok. İşte fırıldak işler. Daha size ne kadar fırıldak işler anlatacağım biraz sabredin. Tabi sadece bunlar mı? Size İstanbul’la ilgili saatlerce imar yolsuzluklarının, imar çetesinin nasıl işlediğini gösterebilirim. Burası neresi? Burası da tarihi bir yer ve eski bir cami. Şu anda ne var? Saray. Sayın Başbakan Allah aşkına yasalarımıza baktığımızda yasalarımız çok açık ve net.

Değerli arkadaşlar, altını çizerek söylüyorum organize işler, yolsuzluklar nereden gelirse gelsin Cumhuriyet Halk Partisinin duruşu değişmeyecektir. Hele Sayın Kılıçdaroğlu’nun duruşu hiç değişmeyecektir. Sayın Kılıçdaroğlu dün nasıl yolsuzlukla mücadele ettiyse bugün de aynı kararlılıkla mücadele eder. Ama böyle bir çaresizlik olur mu? Başbakan'ın dün kullanmış olduğu cümlelere bakın. Dehşete kapıldım. Acaba dedim kim bu muhalefet partisi mi? Bu uygulamanın başında olmayan bir zat mı? İnşaat mafyası diyor.

Değerli arkadaşlar, en azından İstanbul’u bildiğim için İstanbul’u sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben vallahi hiç CHP’li müteahhit tanımıyorum. Çünkü CHP’li, fark etmez CHP’li, BDP’li, MHP’li ya da farklı siyasal düşüncelerde olması. Eğer Sayın Başbakanın onayından geçmemişse İstanbul’da Sayın Topbaş’ın da onayından geçmesi mümkün değil. Unutmayın İstanbul’un baştan beri söylüyorum İstanbul’un belediye başkanı Sayın Tayyip Erdoğan’dır. Sayın Topbaş’ta onun yardımcısıdır. Ve bütün bu uygulamalara baktığımızda bu uygulamaların çoğunda Sayın Topbaş’ında bir kısmından bilgisi yok. Örneğin 3. köprüyle ilgili. Yine 3. köprü uygulamasının daha yapılmadığı günden itibaren kamuoyuyla paylaştım. Elbette ulaşım sorununun çözülebilmesi için yapılması gereken hangi uygulamalar varsa her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu ifade ettik. Ama ulaşımın nasıl olup olmayacağını Sayın Erdoğan ya da bizler ya da siyasilerin karar verebileceği bir iş değildir. Tamamen bilimsel olarak bu konuda eğitim almış, şehirlerin nasıl olup olmayacağını, ulaşımın nasıl ulaşım ağlarının nasıl çözüleceğini bilim insanları karar verir. Sadece Türkiye’deki bilim insanları yetmedi. Sayın Topbaş Japonya’dan ulaşım uzmanlarını getirdiler. 'Hayır, 3. köprü yaparsanız 3. köprüde bir trafik sorunu çözmeniz mümkün değildir.' dediler. Tam tersine ne yaparsınız?

Değerli arkadaşlar, şu fotoğrafta üç tane köprünün fotoğrafı var. Şimdi birinci köprüye baktığınızda bütün çevresi yeşil alan. O dönem gerçekten İstanbul’u seven, kent duyarlılığı olan binlerce bilim insanlarının itirazlarına rağmen yapıldı. Yapılmaz diye bir kaide yok.

İki; yapıldıktan sonra bölgenin tamamı sit alanı ilan edildi. Yani yapılaşmaya kapatıldı. Bugün gelmiş olduğumuz nokta 2 milyon İstanbullu buraya dahil oldu. İkinci köprüye gelince, çok net görebiliyorsunuz tamamen sağı solu orman alanları. Şimdi geldiğimiz nokta beton alanlarına döndü.

Şimdi 3. köprü özellikle tabii çete, mafya, organize işler çok güçlüdür. Bütün ayaklarını oluşturur. Haklı çıkabilmesi için her türlü ayakları oluşturur, sizin söylediklerinizin bir kısmı vatandaş tarafından çok anlaşılır gelmez. Efendim 3. Köprü, şunu görebiliyor musunuz? Bakın, ortadan geçmişler. Şimdi bu 3. köprüyle İstanbul’un akciğeri dediğimiz su havzaları ve yeşilinin tamamı ortadan kaldırılıyor. Hadi 3. köprü uygulamasını yaptınız tamam dedik. Bütün itirazlarımıza rağmen, sadece bizim değil, bu konuda bilgi birikimi olan insanların itirazlarını yok saydınız ve yaptınız. Çıktım sordum. 3. köprü güzergahında kimlerin arsaları var açıklayın. Şimdi dün Sayın Başbakan diyor ki, 'İroni yaparak sözde ya benim eşim ne zenginmiş benim de haberim yok. Hastaneleri varmış.' Sayın Başbakan, hastane sahiplerinin kimin olup olmadığının bir önemi yok. Eşinizin de olabilir, dostunuzun da, arkadaşınızın da olabilir. Şimdi size soruyorum. O ismi geçen hastanelerin arsaları kime aittir? İmar uygulamalarını nasıl yaptınız? Cevabını gelecek mi? Gelmez.

Yine burada eski belediye başkanıdır, fırıldak işleri de bilir. Doğal olarak işin başında olduğu için bilmemesi mümkün değil. Şimdi bir soru daha soruyorum. Rahmetli Ecevit 99 depreminden sonra İstanbul’da 500’e yakın kamuya ait, millete ait, yani milli emlak üstünde milli emlak yazıyor. Millete ait olan bu arsaları deprem dönüşümü için kullanmak için depreme ayırmıştı. Kent dönüşürken ya da Allah göstermesin herhangi bir deprem anında insanların birikebileceği ya da barınma çadırlarının kurulabileceği alanlar. Şimdi bunun bir tanesi var mı? Biriniz cevap vermeyecek misiniz kardeşim iki yıldır soruyorum? Çıkın, evet biz bu arsaları kamu adına kullandık deyin. Diyebilirler mi? Diyemezler. Şimdi bu kadar kirliliğe bulaşmış, bu kadar organize işlerin içinde olan bir iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi ya da Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı'na dil uzatmasını şiddetle kınıyorum.

Buradan sizin aracılığınızla bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sayın Genel Başkanımızın çağrısına siz cevap veremediniz, benim çağrıma cevap verin. Gelin İstanbul’daki organize yolsuzlukların ne olduğunu karşılıklı hangi televizyonda istiyorsanız Sayın Belediye Başkanınız da olabilir, başkası da olabilir. Gelin bunları bir bir konuşalım. Bizim hesaplarımıza göre rakam daha yüksek 100 milyar dolar değerli arkadaşlar. İmar rantından yandaşlara sağlanan miktar 100 milyar dolar. Kimlerin parası? Yetimin parası. Kimlerin parası? 15 milyon İstanbullu emlak vergisini ödeyen, çevre vergisini ödeyen, duyarlı vatandaşlık görevini yapan yurttaşlarımızın kendi mallarını, yani milli emlak dediğimiz millete ait olan yerleri alıyorsunuz yandaşlarınıza peşkeş çekiyorsunuz, kendinize il binası yapıyorsunuz. Neyin üstünde yapıyorsunuz? Mezarlığın üstünde yapıyorsunuz.

Şimdi nereye havale edeceğiz bilmiyorum. Maalesef yargıyı susturdular. Bülent Arınç da bugün tehdit etmiş. Bir tek yer kaldı Allah’a havale edeceğim bunları.

Teşekkür ediyorum, sorularınız varsa daha detaylı sorularınıza da cevap vermek istiyorum.


Soru: Efendim Sayın Başbakan, dün açıklamasında 'Şişli Belediyesi'ndeki o yolsuzlukların sonucu da ağır olacak.' dedi. O raporun altında yine CHP’nin kendi elemanlarının imzası olduğunu söyledi. Ve daha sonrasında belediye başkanı ve yanında çalışan bir kişinin CHP’nin ilişiğinin kesilmesi uygun görülmüştür denildi. Siz daha sonrasında Sarıgül’ü partinize aldınız ve şu anda da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden aday gösterdiniz. Bu konuyu nasıl değerlendireceksiniz? Burada kendimi tanıtmadım özür dilerim Beyaz TV’den Gencay Ünal.
Gürsel Tekin: Sevgili kardeşim, 20 yıl İstanbul’un sorumlusu AKP’dir. Yani 20 yıllık belediyecilik süreçleri var. 11 yılda merkezi iktidar. Şunu özellikle altını çizerek söylüyorum bilmeniz gerekir. Uygulamaların tamamı, kiralamaların tamamı, herhangi bir uygulamanın yani imar uygulaması geçen gün tapedeki imar uygulamasını da sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir iş adamı belediyelerin tamamını baypas ediyor. Çünkü bu yeni çıkan özellikle kentsel dönüşüm yasasından sonra belediyelerin yetkilerinin tamamı Sayın Başbakan'a ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na aktarıldı. Diyor ki, Bakan'a, 'Abi, tabi o kadar large hale gelmiş ki ilişkiler, abi, kardeş falan filan bakanlıklar, başbakanlıklar başka bir noktaya gelmiş. Patronla konuştum. Kim patron? Sayın Başbakan. Patronla konuştum, tamam dedi. Şu yerdeki imar uygulamasının emsal artışını şu nokta yapabilir miyim?' diyor. Yap kafana göre takıl.

Şimdi ben Sayın Başbakan'a soruyorum; bu iddialarının doğru olduğunu varsayalım. Bir ülkenin Başbakan'ı bütün bu olumsuzluklara göz yummuşsa, eğer gerçekten böyle bir şey varsa bunun sorumlusu da Başbakan'ın ta kendisidir.

Ne demek yani müteahhit çetesi. Çete varsa sorumlusu sendin Sayın Başbakan. Hani sen çetelerle mücadele ediyordun! Çetelerle mücadele etmemişsin, tam tersine çetelerle iş birliği yapmışsın. Onun için bütün iddialarının hiçbir gerçek payı yoktur bence.


Soru: Diyorsunuz ki, 20 yıldır İstanbul onlarda, 11 yıldır iktidarda. Yani şöyle mi; ilçede yapılan imar değişikliği büyükşehirden onay almak durumunda mı?
Gürsel Tekin:
Değerli arkadaşlar, aynı zamanda uzun süre belediyecilik yapan, 10 yıl belediye başkan vekilliği yapan bir arkadaşınızım. İstanbul dahil Ankara dahil Türkiye’nin dört bir yanında özellikle bütünşehir dediğimiz büyükşehirlerdeki uygulamalar imar uygulamaları plan tadillerinin tek sorumlusu büyükşehirlerdir.

Yani İzmir’de bir uygulama yapılacaksa uygulamayı ancak ve ancak Sayın Kocaoğlu yapabilir. Herhangi bir ilçe belediyesinin imar uygulaması yapma yetkisi yoktur. Altını çizerek söylüyorum. Yapmışsa da mutlaka büyükşehirle iş birliği içinde yapmıştır. O zaman bu soruları soruyorsa Sayın Başbakan bu sorunların muhatabı Topbaş’tır. Sorun nerede yolsuzluk varsa, nerede organize işler varsa, nerede yetimin hakkı yenilmişse hep beraber hesap sormasak namussuzum. Ama gelin kirliliklerimizi kapatalım, bu kirliliklerimizi kapatmak için ona buna çamur atarak bu kirlilikleri kapatamazsınız.

Mesela size ben Sayın Arınç’a burada seslenmek istiyorum, ayın 18’indeki yani 17’sinde darbe diyorlar ya, keşke bütün darbeleri yolsuzluklar üstüne yapabilselerdi o darbelerin en büyük destekçisi ben olurdum. Bu ülke bugün başka bir noktada olurdu. Ayın 18’inde ya da daha sonraki soruşturmada savcının çok açık ve net soruşturması var. İmar A.Ş’ye niye sokmadınız? Arkadaşlar, altını çizerek söylüyorum; eğer bu ülkede yolsuzluklarla hesaplaşılacaksa İmar A.Ş’ye girdiğiniz andan itibaren kirli siyaseti temizleyebilirsiniz. İmar A.Ş’yi kapatırsanız kirlilikle mücadele edemezsiniz.

Gelin Türkiye’de yeni bir sayfa açalım. Temiz siyasetin önünü açalım. Kirlenmiş siyaseti arındıralım, bunun bir tek yolu var bütün bu pislikleri ortadan kaldıralım. Açın İmar A.Ş’yi. Niye çekindiniz, korktunuz? Olabilecek 24 tane operasyonun önünü niye kestiniz Sayın Arınç size soruyorum? Hani sizin hesaplarınıza göre bir çete size suikast yapacaktı? Ne yaptınız? Devletin en derinliklerine kadar girdiniz. Son derece doğal. Şimdi gelin bu derinliklere girelim. Hani derin dehliz diyorsunuz ya. Derin kirliliklere girecekseniz hodri meydan diyorum.


Soru: Sayın Başbakan'ın yolsuzluk dosyaları şeklinde adlandırdığı ve son 11 yıl onların dediğiniz bu süreçte 2004 yılındaki yine partinize mensup kişilerin imza attığı o komisyon gereği parantez açıyorum 17 Aralık sürecinden sonra kesinleşmiş bir karar şu an olmamasına rağmen bakanların çocuklarından dolayı bakanlar istifa etmişlerdir. Size göre bir yolsuzluk dosyası değil midir Sayın Başbakan'ın açıkladığı? Eğer bu süreçte Sarıgül’ün partisinden istifa etmesi gerekmiyor mu?
Gürsel Tekin: Sizin ismini zikrettiğiniz insan Başbakan. 2004-2014. 10 yıldır gerçekten böyle bir şey varsa eğer Başbakan bunlara göz yummuşsa Başbakan bu işin tam başındadır ve bu çeteleşme varsa, böyle bir yolsuzluk varsa onun sorumlusu Sayın Başbakan'dır. 2004-2014 arasında 10 herhangi bir yargı sürecinde, herhangi bir ceza alınmış değil. Siz ikisini nasıl birbirine benzetirsiniz? Bir tanesi çok açık, net. Paralar var, kasalar var, gidişler var, gelişler var, telefonlar var, suç aletleri var. Bütün bunlara baktığınızda iki şeyi birbirine benzeştirmeye kalkıştığınızda bu kirliliği silemezsiniz. Başbakan elinde ne varsa gereğini yapmazsa namerttir.

Soru: Geçen gün biliyorsunuz Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayınız Sayın Mansur Yavaş’ın seçim bürosu önünde bir ambargo uygulandı kanalımız Beyaz TV’ye. Tüm kanallar içeri alındı basın toplantısında ancak biz giremedik. Siz Sayın Yavaş’la bu konuyu görüşeceğinizi söylemiştiniz. Bu ambargo ortadan kalkacak mı?
Gürsel Tekin: Ambargo konusundaki duyarlılığımızın ne olduğunu herhalde buradaki bütün arkadaşlarımız çok iyi bilirler. Ambargo işi AKP’ye ait bir iştir. Ben arkadaşlarımızla da konuştum. Bakın CHP Genel Merkezi'ne geliyorsunuz. Son derece rahat sorularınızı sorabiliyorsunuz. Her sorduğunuz soruların cevabını alabiliyorsunuz. Ambargo CHP jargonunda yoktur. Ambargo işi AKP işidir. Ben arkadaşlarımızla da konuşacağım. Elbette hiç kimseye ambargo uygulamak durumunda değiliz.

Teşekkür ediyorum. Belgeleri, bilgileri temin etmek istiyorum diyen arkadaşlarımız varsa yargı kararını sizlere de gönderebilirim. O yargı kararlarına da bakabilirsiniz. Rant haritasına da bakabilirsiniz. Rant haritasında hangi çete müteahhitler var onları da görebilirsiniz.

Hepinize çok teşekkür ediyorum."

    Pazartesi, 27 Ocak 2014 14:49
Yandex.Metrica