"Ne yazık ki iş kazalarında açık arayla Avrupa birincisiyiz"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Genel Merkez'de iş kazaları ve iş güvencesi konulu basın toplantısı düzenledi.

CHP Genel Merkezi’nde iş kazaları ve iş güvencesi konulu basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, “Özellikle üç temel şeyin üstünde durmak istiyorum. Birincisi; Esenyurt’ta hayatını kaybeden işçilerin sorumlusu devletin kurumlarıdır. Ankara’da hayatını kaybeden 5 yurttaşımızın sorumlusu tam devletin kendisidir. Erzurum’da hepimizin vicdanını kanatan, saatlerce sadece ve sadece Allah’a sığınmanın ötesinde ellerinden bir şey gelmeyen 5 yurttaşımızın feci sonu devlet tarafından seyredilmiştir. Bunların hepsinin cevabını inşallah verecekler. Ama bir cevap vereceklerini zannetmiyorum. Zonguldak’taki ihmalin tamamı yine devletin kurumlarına aittir. Şimdi bütün bunlara baktığımızda 352 yurttaşımız maalesef iş kazaları değil, ihmalsizlik ve devletin kurumlarının aymazsızlığından kaynaklanmıştır.” dedi.

Tekin,  görüşlerini açıkladıktan sonra gazetecilerin sorularını da şöyle yanıtladı:
“Değerli basın mensubu arkadaşlarımız, bugün özellikle son dönemlerde iş kazalarında hayatını kaybeden bütün yurttaşlarımıza başsağlığı diliyorum. Ailelerine sabır diliyorum.

Çok enteresan sadece 6 ay içerisinde, yani 10 yıl demiyorum 6 ay içerisinde iş kazalarında hayatını kaybeden yurttaşlarımızın sayısı 352, yaralıların sayısı 1000’in üstünde. Ankara’da 5 yurttaşımız zehirli kömürden kaynaklı hayatını kaybetti.

Değerli arkadaşlar, bu yurttaşımızın evinde doğalgaz var. Doğalgazın pahalılığından kaynaklı haklı olarak gücü yetmediği için kömür kullanmak zorunda kalmış ve bu kömürü dev devletin kurumları veriyor. Yani eğer gerçekten orada bir ihmal varsa o zehirli kömürü kimlerin verdiğini araştırmamız ve soruşturmamız gerektiğine inanıyorum.

Yine hatırlarsınız Esenyurt’ta 11 işçi yanarak can verdiler. Bu işçilerin önemli bir kısmı Van gibi, ordu gibi yoksul ailelerin çocukları gelip orada 3 kuruş ekmek parası kazanayım diye hayatlarını kaybettiler. Hiç kimse sorgulamadı. Nerede çalışıyorlardı? Bu şirket kim, buradaki inşaat vasıflarına uygun mu? Hangi plan tadilleri yapılmıştır? Herhangi bir basın mensubu arkadaşlarımız ya da devlet yetkilileri burada bu plan tadilinin sorumlusu ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi sorgulanmaz mı? Hiçbir şey sorgulanmadı. 11 tane işçi kardeşimiz kaderiyle baş başa kaldılar.

Erzurum’da 3,5 saat Türkiye’nin 74 milyonun gözü önünde canlı yayınlarla donarak can verdiler. Donarak, hepimizin gördüğü, bütün televizyonların canlı yayın verdiği 5 işçi, 5  çalışan orada hayatını kaybetti. Burada baktığımızda tamamen büyük bir ihmalin olduğunu, özellikle HES ruhsatlarının sorgulanması gerektiğini, Sayın Başbakanın deyimiyle derelerle oynamayın, derelerin intikamı ağır olur. Sayın Başbakana buradan Çin’e selam gönderiyorum çünkü kendisi söylemişti. Eğer siz doğayla, derelerle oynarsanız 5 tane yurttaşımızda o verilen ruhsat sonucu ve devletin ihmalsizliği sonucu hayatını kaybettiler.

Sayın Sağlık Bakanı, iki gün önce ben Erzurum’daki bu olayla ilgili devletin kurumlarının özellikle Erzurum’da Sağlık Bakanlığımızın seçim dönemi, seçimde Erzurum’a helikopter aldım 24 saat emrinizdedir tanıtımını sizlere hatırlatmak ve Sayın Bakan'a da hatırlatmak istiyorum.

Yine hepiniz çok iyi bilirsiniz ki, Malatya’da hava üssü var. Orada çok donanımlı ve sat komandoları dahil olmak üzere bütün bu imkanlar varken acaba devletin yetkilileri bu imkanları niçin kullanmadı ve bu imkanları ne zaman kullanacak, hangi dönemlerde, hangi olağan koşullarda kullanacak diye merak ediyorum.

Sayın Bakan bunun üzerine bana cevap vermiş. Çağrı merkezimize kriz merkezi tarafından ambulans helikopter talebi yapılmamıştır. Yani kabinenin bakanı ve beni de burada bilgisizlikle suçluyor. Keşke ben bakanlığı arasaymışım, bakanlık yetkilileri bana cevap verecekmiş. Sayın Bakan, siz cevap veriyorsunuz. Bu kadar insanlık ayıbı olabilir mi? Bu kadar vicdansızlık olabilir mi? Devletin bütün olanaklarına rağmen bu olanakları seferber etmeyeceksiniz bir ağlama duvarı gibi kabinenin bakanları ölümlerden sonra üç kelimeyle geçiştirmeye çalışıyor.

Ve dün Sayın Genel Başkanımızla beraber Çaycuma’ya gittik. Çaycuma’da 15 yurttaşımız gerçi bulunamadı ama bu saatten sonra rahmetle anıyorum çünkü bulunması da mümkün değil; o olayı yerinde de gördük. Bir kişi bulunabildi. Bütün bunlara baktığımızda hani iktidarın her zaman yaptığı gibi çok güzel bir park yaparsınız, yeşillendirirsiniz, güllendirirsiniz. O parkın altına da mayın döşersiniz. O mayının ne zaman patladığını fark edemezsiniz. Oradaki köprü aynen böyle.

Şimdi yetkililere soruyorum. Siz bu tadilatı yaparken mühendislik hizmeti almadınız mı Allah aşkına? Bu nasıl bir aymazlıktır, bu nasıl bir duymazlıktır, buna nasıl tahammül edilir değerli arkadaşlarım? Bir empati yapın. Yani son beş ayda bu sadece iş kazalarıyla ilgili söylüyorum 350’nin üstünde. Tamamına baktığımızda sıralamak istemiyorum. Özellikle güncel olan olayları sizlerle paylaşmak istedim. Tamamı devletin kurumlarının ihmalinden kaynaklanıyor. Esenyurt’taki işçilerle Sayın Bakan gitti iş yasasının çıkması gerektiğini söyledi.

Değerli arkadaşlar, AKP’yle ilgili, iktidarla ilgili ihtiyaç duyulduğunda 24 saat içerisinde yasa çıkarıyorsunuz. 10 yıldır o koltuklara oturan insanların iş yasalarından haberi yoksa pes derler size Sayın Bakan. Ve Sayın Başbakanın ve yetkililerin övünerek ekranlarda ekonomide gelişen 16. ülkeyiz demişti. Ama iş kazalarında Avrupa birincisi, açık arayla Avrupa birincisi. Dünyada da ne yazık ki üçüncü sıradayız.

Değerli arkadaşlar, özellikle üç temel şeyin üstünde durmak istiyorum. Birincisi; Esenyurt’ta hayatını kaybeden oradaki işçilerin sorumlusu devletin kurumlarıdır. Altını çizerek söylüyorum. Ankara’da hayatını kaybeden beş tane yurttaşımızın sorumlusu tam devletin kendisidir. Çünkü devlet bu kömürü vermiştir. Bu kömür nereden alınmıştır? Bu yurttaşlara bu kaçak kömür nasıl verildi bunların hepsinin soruşturulması gerekiyor.

Erzurum’daki hepimizin vicdanını kanatmıştır. Saatlerce sadece ve sadece oradaki beş yurttaş Allah’a sığınmanın ötesinde bir şey yapamamıştır. Yine tekrar soruyorum. Hava üssündeki helikopterler niye harekete geçmedi? Sayın Sağlık Bakanı size soruyorum. Siz diyorsunuz ki, bu helikopter talebi olmadı. Bu talebi hangi kurumların yapması gerekiyordu? Bunların hepsinin cevabını inşallah verecekler. Ama bir cevap vereceklerini zannetmiyorum. Zonguldak’taki ihmalin tamamı yine devletin kurumlarına aittir. Şimdi bütün bunlara baktığımızda 352 yurttaşımız maalesef iş kazaları değil ihmalsizlik ve devletin kurumlarının aymazsızlığından kaynaklanmıştır.

Tuzla’da daha geçen gün üç kişi hayatını kaybetti. Tuzla bugüne kadar bu olaylardan kaynaklı 151 tane insan hayatını kaybetmiştir değerli arkadaşlar. 151.

Şimdi bir başka veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle devletin kurumu TÜİK’in yapmış olduğu verilerdir. Bu verilerde de maalesef yine Avrupa birincisi şampiyonuz, dünya üçüncüsüyüz. Düşünebiliyor musunuz Çin, yani Çin gibi bizim nüfus ortalamamızın neredeyse 20 katı olan Çin’de böylesi bir kaza yok. altı ay içerisinde 350 tane insanın ölümü söz konusu bile değildir.

Evet değerli arkadaşlar, manzara ne yazık ki acı. Ama böyle. Soruları olan arkadaşlarımız varsa sorularınıza da cevap vermek istiyorum.

Eylemler yapmayı planlıyorsunuz ülke genelinde. Bununla ilgili takvim bugün belirlenecek, belirlendi ilki Zonguldak’ta galiba.
Aslında irili ufaklı illerde ciddi protestolar var. Her ne kadar medyamız haber yapmamış olsa da hemen hemen Türkiye’nin her yerinde gerek Cumhuriyet Halk Partisi, gerek sivil toplum örgütleri, tüketici dernekleri zamları protesto ediyorlar ama basınımızda, medyamızda haber değeri olmadığı için zaman zaman görülmüyor. Ama bu konuda elbette bugünde MYK’da konuşulacak. Çünkü önümüzdeki süreçte büyük zamların geleceğini kendisi iktidar yetkilileri de söylüyor. Yani son dönemlere baktığımızda tahammül edilemeyecek zamlardır. İşte o doğalgaz zammı olmamış olsaydı Ankara’daki beş yurttaşımız hayatını kaybetmemiş olacaktı. Bu konuda gereken duyarlılığı göstereceğiz. Ama bu sadece bizim sorunumuz değil, aynı zamanda bütün sivil toplum örgütleri ve bütün siyasi partileri bu zamlar konusunda duyarlı olmaya davet ediyorum.

Haberal’in annesi öldü. Böyle konularda düzenleme sağlayacak bir kanun teklifi vardı. Genel Kurulda bekliyor ama kanun teklifi genel kurula gelmeden ölüm haberi geldi, bunun bir süredir Genel Kurul'da bekliyor olmasını nasıl değerlendirirsiniz?
Öncelikle Sayın Haberal’ın ve Haberal ailesinin başı sağolsun. Bunlar insani şeyler eğer kanunla düzenlenecekse bu Türkiye’nin en büyük ayıplarından bir tanesidir. Umut ediyorum ki kanuna gerek kalmadan bu insanlık ayıbını ortadan kaldırırlar diye düşünüyorum.

Bu ölümlerle ilgili sorularınız yok mu değerli arkadaşlar? Yani nedir bu devletin ihmalleri? Rica ediyoruz size, bakın son dört ay içerisindeki ölümlere bakın. Tamamı ama tamamı ve bu insanların önemli bir kısmının da hiçbirinin sosyal güvencesi yok. Yani bu insanlar arkasında ailesini, çocuklarını bırakacaklar ve onlar geçinecekler. Öyle bir devlet anlayışı olabilir mi? Böyle bir sosyal devlet olabilir mi? İşte burada diyoruz ki, gelin ey iktidar bu iş kazalarının, bu yoksulluklardan kurtulmak istiyorsanız Cumhuriyet Halk Partisi'nin önermiş olduğu aile sigortasını derhal hayata geçirelim. Umut ediyorum ki, aile sigortası hayata geçtiği zaman bu iş kazaları dahil olmak üzere önemli bir sorundan da kurtulmuş olacağız.

Çalışma Bakanı iş güvenliği yasasını çıkartacaklarını söyledi ama bir türlü hayata geçiremiyorlar. Çok eski bir iş güvenliği yasası şuan mevcut. Neden acaba hükümet iş güvenliği yasasını bir türlü meclise getiremiyor?
Nedeni şu; maalesef iktidar yetkililerinin insana saygısı olmadığından kaynaklıdır. Kendileriyle ilgili herhangi bir sorun olsaydı o yasa 24 saat içerisinde çıkardı. Bunun başka bir izahı söz konusu değil. Yani o 11 kişiden sonra 40 kişi öldü. Şimdi ben Sayın Bakana soruyorum Erzurum’daki o 5 arkadaşımızın, kardeşimizin sosyal güvencesi var mı? Ya da bu Esenyurt’taki olaydan sonra devlet geniş çaplı bir soruşturma yapabildi mi? Değerli arkadaşlar ne yazık ki, sadece iş kazalarıyla ilgili sayıları söyledim. İntiharlardan haberiniz var mı bilmiyorum. 100'ün üstünde intihar var. 30 tanesi atanamayan öğretmenler. Yanı başımızda işte Van’daki sorun. Van’da çok sayıda çocuk, çok sayıda yurttaş yanarak hayatını kaybettiler. Ama aynı iktidar öyle cevval ki bir hafta içerisinde sınırda bir şehir oluşturdu. Bu kadar hızlı bir şekilde bir hafta içerisinde şehir oluşturan iktidarın Van’da çaresiz kalmasını anlamış değilim.

Bunları yeni kitabınıza da alacak mısınız?
Yok o bizim kitap siyasetle ilgili. Siyasetin derinlikleriyle ilgili. Özellikle son dönemlerde darbe dönemlerinin konuşulduğu ve darbe dönemlerinin tartışıldığı bir dönemde çok şık düşerdi ama bu zamanda olmayacak. Daha uzun süre sonra olacak. Sayın Başbakan geçen gün Konya’da sesleniyordu işte 12 Eylül’le hesaplaşacak. Nasıl hesaplaşacaklar doğrusu merak ediyorum. Eğer Sayın Başbakan, iktidar yetkilileri darbe dönemleriyle hesaplaşmak istiyorlarsa Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz hazırız. Bütün darbe dönemlerine. Siz sözde darbecilerle hesaplaşacaksınız, darbecilerin getirmiş olduğu bütün yasaların üstüne oturacaksınız. O kadar iki yüzlülük olur mu? Darbecileri yargılamanın tek yolu darbecilerin getirmiş olduğu bütün yasaları kaldırırsınız o zaman ben size helal olsun işte darbecilerle hesaplaşıyor derim. Onun için demokrasicilik oyunu oynuyorlar. Öyle bir kimseyle hesaplaşacak durumlar sözkonusu değil. Hesaplaşmak istiyorlarsa Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz hazırız. Evren paşanın ve o dönemin cuntacılarının getirmiş olduğu bütün yasaları, hepsini kaldıralım. Örneğin Cumhuriyet Halk Partisi %10’la ilgili, siyasi partiler yasasıyla ilgili, özel güvenlik mahkemesiyle ilgili kanun teklifleri şuanda parlamentoda bekliyor. Sayın Başbakan Çin’den bir talimat verirse 24 saat içerisinde bunları hallederiz. Hodri meydan diyorum.

Savunma Bakanı yaklaşık iki ya da üç gün önce önemli bir cümle kullandı. Suriye konusunda her şeye hazırlıklıyız dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İşte biraz önce ifade ettim. Yani Van’da çaresiz kalan iktidar sınırda bir hafta içerisinde bir mega şehir kurdu. Umut ediyorum ki, iktidarın bu Suriye konusunda ve İran konusunda bütün politikalarını yeniden gözden geçirirler. Aksi takdirde ciddi sorunlar yaşanabilir.

Bir askeri müdahale olabilir mi?
Valla şimdi bunların her şey demesini anlayamıyorsun. Yani mesela bizim bildiğimiz örneğin Sayın Başbakanın 4 – 5 ay önce sabrım taştı dediğinde bu dünyada bunu savaş kabul ederler. Yani bir Başbakan sabrım taşıyor kelimesini kullandığı an bütün gazetelerde ve medyada evet galiba Başbakan savaşmaya karar vermiştir diye algılanır. Onun için zaman zaman bu terimleri kullanıyorlar ama ne demek istediklerini ben çok anlamış değilim. Ama siz Sayın Bakana sorarsanız büyük olasılıklı Sayın Bakan size daha doyurucu cevap verir.

Sizden ricam özellikle bu ülkede yeni ölümlerin olmaması için bu iş kazalarında hayatını kaybeden arkadaşlarımızı işlemenizi rica ediyorum. Çünkü bütün aileler iktidardan umut değil, basından, medyadan en azından acılarımızı azaltabilecek haberleri görebilir miyiz diye bekliyorlar.

Teşekkür ederim.“

    Pazartesi, 09 Nisan 2012 13:47
Yandex.Metrica