Gürsel Tekin'den ilginç hediye

CHP Genel Başkan Yardımcıları Gürsel Tekin ve Yakup Akkaya, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle gazetecilerle kahvaltıda bir araya geldi.

Tekin, Türkiye’de 62 gazetecinin tutuklu olduğunu belirtirken, işten çıkarılan gazeteci sayısının da 400’den fazla olduğunu ifade etti. Hakkında dava açılan gazeteci sayısının 37, medya kurumu sayısının 21 olduğunu kaydeden Tekin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan basın özgürlüğü davası sayısında da Türkiye’nin birinci olduğunu, basın özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye’yi 13 bin 500 euro tazminat ödemeye mahkum ettiğini söyledi. Türkiye’de basına sansür uygulandığını ve gazetecilerin sendikasızlaştırılmaya çalışıldığını savunan Tekin, “Tutuklu gazetecilerin olmadığı, herkesin kendini özgürce ifade edebildiği, gazetecilerin mesleklerini icra ettiklerinde kaleminin tutuklu olmadığı, hiçbir baskı altında olmadan sendikalı olduğu dönem inşallah en yakın zamanda olacak.” dedi.

Kelepçe hediyesi
Tekin daha sonra gazetecilere, “Kalemlerinin kelepçelenmemesi”ni dileyerek kelepçe hediye etti. Tekin, “Biz sembolik olarak, sansürlendiğiniz için size bunları veriyoruz. İnşallah bugün bir milat olur. 2013 yılında tutuklu gazeteci olmaz. 2014 yılında da, bundan sonraki süreçte de hiçbir arkadaşınızın haberleri sansürlenmemiş olur. Hiçbir arkadaşınızız ‘Acaba ben işimden olur muyum, olmaz mıyım?’ korkusu içinde olmamasını diliyoruz.” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya da, Türkiye’de sendikal örgütlenmenin en az olduğu mesleğin gazetecilik olduğunu belirterek, gazetecilerin işsizlik tehdidiyle “terbiye edilmeye” çalışıldığını ifade etti. Akkaya, bu konudaki sorunların ise örgütlü olmakla aşılabileceğini savundu.

Faşist valinin açıklaması
Akkaya, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun 1 Mayıs’ta İstanbul’da polisin müdahalesi sonucu ağır yaralanan Dilan Alp’le ilgili, “Örgüt üyesidir, marjinal grup üyesidir. Bizde kayıtları vardır. Çatışma içindedir. Tam bir radikal mensuptu.” sözlerine de tepki gösterdi.

Mutlu’nun bu sözlerini kınayan Akkaya, “Ceberut bir hükümetin, faşist bir valinin açıklaması gibi. Yargısız infaz yapılıyor. Varsayalım ki marjinal grupta. Onun darp edilmesine haklı bir gerekçe olarak gösterilebilir mi? Nasıl bir bakıştır bu. İnsana, emeğe değer vermeyen, yüzü emeğe, insana dönük olmayan, gizli ajandalarının ne olduğunu açıkça ortaya çıkartan bir anlayışın sonucu. İstanbul Valisi, eğer demokratik bir ülkenin valisi olsaydı bunu yapamazdı, yapsaydı da bugün yerinde kalmazdı.” diye konuştu.

“Yürümeden müdahale ettiler”
Akkaya, 1 Mayıs’ta İstanbul’da Vali Mutlu’nun yaptığı açıklamanın da “külliyen yalan” olduğunu ifade ederken, “CHP, Beşiktaş ilçe binasının önünde toplanırken orada polis müdahale etmiştir. CHP daha yürümemiştir. Bu onların CHP ile ilgili, İstanbul Valisi başta olmak üzere bir siyasal hesaplaşma içinde olduğunun göstergesidir. Burası muz cumhuriyeti değildir. Herkes, bu konuda demokratik yollardan gereken cevabı alacaktır” dedi.

Tekin: “Hak arama marjinallikse başta biz marjinaliz”
Toplantıda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasa referandumu öncesinde, partisinin grubunda 12 Eylül döneminde idam edilen Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu ve Erdal Eren’i andığı konuşması izlettirildi.

Tekin görüntülerin üzerine şöyle konuştu:
“Gerçekten çok dramatik. Ne diyor Sayın Başbakan, 17 yaşında bir geç çocuk tutuklanıyor ve idam ediliyor. Bunu insanlık dışı olarak kabul ediyor. Yine keza bir başka genç sabah namazını kılarken kafasına dipçikle vuruyorlar. Şimdi ben soruyorum Sayın Başbakan’a: O dönem apoletliydi, şimdi sizin döneminiz apoletsiz dönem. (1 Mayıs’ta) Sabahleyin Müslüman sosyalistler namazını kılıp Taksim Meydanı’na geldiğinde biber gazlarını siz sıkmadınız mı Sayın Başbakan '17 yaşındaki Dilan’ı, daha 17 yaşında ve bir kamu görevlisi utanmadan çıktı, hayır 17 değil 19 yaşındadır.’ dedi. Sonra, ailesi ‘Kimliği bizde, biz çocuğumuz kaç yaşında olduğunu biliyoruz.’ dedi. Hiç kimse önce Dilan’ın bu ülkenin bir yurttaşı olduğunu, ‘Yaralanmıştır, devlet olarak görevimizi yapmalıyız’ diye düşünmedi.

12 Eylül döneminde referandum öncesi ağlama seansları kuracaksınız, 12 Eylül’ü sorgulayacaksınız, 12 Eylül döneminde olmayan zulmü İstanbul’da yurttaşlara yapacaksınız. Gencecik çocuklarımızı perişan edeceksiniz, onları da numaralandıracaksınız; ‘marjinal’ diyeceksiniz, şu, bu diyeceksiniz. Hak arama marjinallikse başta biz marjinaliz.”


Tekin, 1 Mayıs’ta provokasyonun hat safhada olduğu bir günün yaşandığını belirterek, olaylar sırasında sivil polis memurlarının kışkırtıcı davranışlarda bulunduğunu ifade etti. Tekin, DİSK binasının önündeki çevik kuvvetlerin yanında yer alan ve sivil bir polis olduğunu iddia ettiği kişiye ait görüntüleri de izlettirdi.

“İçişleri bakanından mobese kayıtlarını istedim”
1 Mayıs’ta yaşananlarla ilgili İçişleri Bakanı Muammer Güler’in kendisini telefonla aradığını belirten Tekin, “Kendisinden rica ettim, dedim ki ‘hiçbir şey istemiyoruz. Sadece iki talebim var; mobese kameralarını getireceksiniz. İkincisi de, mesleğini icra eden gazeteci kardeşlerimize soracağız. Bu ne kin, bu ne nefret? Sizden korkmayacağız, Bize gaz, bomba da atsanız sizden korkmayacağız. Bunların Esad’dan ne farkı var?” diye konuştu.

“3. Havalimanı ihalesi meşru değil”
Tekin, İstanbul’a yapılacak 3. havalimanıyla ilgili de havalimanının yeri için iki farklı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu hazırlandığını ifade etti. İlk raporda havalimanının yapılacağı yerde “70 adet, göl, gölet veya gölcük bulunmaktadır.” ifadesinin yer aldığını, nihai raporda ise bu ifadelerin büyüklü ve küçüklü geçici su birikintileri şeklinde değiştirildiğini belirten Tekin, “Bu ihale meşru değil, yasa dışı” değerlendirmesinde bulundu.

Haber: Anka

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 03 May 2013 18:00
Yandex.Metrica