Gürsel Tekin'den MYK sonrası açıklamalar

CHP MYK, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başkanlığı’nda çalışmalarını sürdürürken Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin açıklamalarda bulunarak, "Her türlü ortaklık bozulur, suç ortaklıkları bozulmaz." dedi.

Değerli basın mensubu arkadaşlarımız, öncelikle bugün MYK’mız bitmek üzere. Biraz sonra da Sayın Milletvekilimiz Haberal’ın yemin töreni var oraya katılacağız.

Bu görünmeyen tablo içerisinde Türkiye’deki en önemli temel sıkıntılar ne yazık ki göz ardı edildi. Burada basın mensubu arkadaşlarım benim yakın tanıklarımdır. Reyhanlı’da 53 yurttaşımız hunharca katledildi ve hemen bir gün sonra 12 Mayıs günü ben, karşınıza geçerek Reyhanlı’daki sürecin nasıl işlediğini, hangi terör örgütleriyle bu eylemlerin yapıldığını sizlerle paylaşmıştım. Burada da gazete kupürlerinde de var. Bunun en canlı tanıkları da sizlersiniz.

Sayın Başbakan ne demiş Reyhanlı’yla ilgili olarak, bir de ona bakalım. Başbakan, Reyhanlı saldırısıyla CHP arasında bağlantı var demiş. Tabi AKP’nin saz heyeti boş durur mu? Devletin kurumlarında görev yapan bakanlar patır patır demeç vermeye başlamış. Ne dediler? Allah aşkına, ne olursunuz sizden rica ediyorum, Türkiye’nin geleceği için, bu ülkenin çıkarları için Google girdiğinizde bütün bu rezil cümleleri tek tek görme imkânınız olacak. Hatta daha ileri gidiyorum, Rakka’daki bu bombalı araçların nasıl dizayn edildiğini, neden dizayn edildiğini, niçin buraya gönderildiğinin adreslerini bile ana muhalefet milletvekili olarak biz biliyoruz. Bu ülkeyi yöneten Başbakan ne yazık ki bundan haberdar değildir.

Şimdi geldiğimiz nokta ne? El Kaide bu eylemi üstlendi. Şimdi bu cümleleri kullanan bir ülkenin Başbakanı acaba ne diyecek? Bir şey söylemeyecek mi? İtiraz etmiyorum. Bu tür terör örgütleriyle yakın ilişkileriniz, işbirliğiniz olabilir. Eğer bugün suskun kalıyorsanız; bu terör örgütüne, bu demecine bile cevap veremiyorsanız hani bir deyim vardır, “Her türlü ortaklık bozulur suç ortaklığını bozulmaz.” Siz de ne yazık ki 53 tane insanımızın hayatını kaybetmesinde bu olayın en baş suç ortaklarından birisiniz. Ne diyor şimdi? Sınırları açmazsanız Türkiye’yi de vururuz. Kim diyor bunu? Türkiye’nin himaye ettiği terör örgütleri söylüyor. Bunun çok büyük bir vahim olay olduğunu hatta ilişkilerin Obama masasında sadece bundan dolayı bozulduğunu da yine sizlerle paylaşmıştım. Kazaren Cumhuriyet Halk Partisi yetkilileri ya da Sayın Genel Başkan bu cümleleri kullansaydı bugün herhalde Sayın Genel Başkanı ya da bizleri idam ederdiler.

Kısacası değerli arkadaşlar, bu vahim olay kabul edilmez bir olay. Türkiye’nin bu suskunluğu, basınımızın, medyamızın görmezden gelmesi çok vahim bir olaydır. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Sayın Başbakan defalarca zikretmişti biz bu projelerin aşama aşama nasıl hayata geçeceğini hepimiz biliyorduk. Kendisi ifade etti, BOP Eş Başkanı. Eş Başkan olarak senin görevin ne? Böl, parçala ve yönet. Kime böl, parçala? Taşeronu olduğun egemen güçlere göre. İddianız Irak’ta demokrasiyi getirmek değil miydi? Dün Sayın Cumhurbaşkanı da zikretti. Defalarca benim de zikrettiğim sadece en kutsal günümüz bayram günü, yani dinimizce barışın, hoşgörünün egemen olduğu bir günde 1500 tane Müslüman’ın katledildiği bir coğrafyanın suç ortaklarından bahsediyor. E yetmedi ne olacak? Kendilerinin varlık sebebi olan Kaddafi ile ilgili oradaki örgütlerin Libya’daki örgütlere Dışişleri Bakanı, “Ben çantaya para koydum ve götürdüm.” dedi. Şimdi geldiğimiz nokta Suriye’yle bir dönem kardeş ilişkisi içindeyken Sayın Başbakanın kardeşini bırakıp terör örgütleriyle işbirliği yapması doğrusu kabul edilecek bir şey değildir.

Kısacası 53 tane vatandaşımızın katilinin kim olduğu çok net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Kendileri de bu konuda üstlenmiştir. Ama bu konuda bu saate kadar iktidar yetkililerinden söyleyebilecekleri bir tek cümlenin olmaması da doğrusu şaşırtıcı bir olay.

Değerli arkadaşlar, yine son dönemlerde tartışılan, hatta neredeyse Sayın Başbakanın açıklayabileceği paketlerin televizyonların, gazetelerin heyecanla, merakla beklediği bir döneme girdik. Sayın Başbakan’ın açıklamasından önce, CHP olarak çeşitli sivil toplum örgütleriyle, toplumun her kesimiyle müzakere ederek; kimine göre doğru kimine göre yanlış olabilecek ama asgari düzeyde basının, kamuoyunun tartışabileceği demokratikleşme paketini biz sunduğumuzda üzülerek ifade ediyorum, kendini çok beğendiğim Sayın Reha Muhtar olmak üzere birçok gazeteci bu işten haberdar değildi. Bu da galiba bizim eksiğimizdir, diye kabul ediyorum. CHP’nin beyaz Türkler ve Aleviler için demokrasi paketi yok mu diye soruyor. Var,  hem de Türkiye için demokrasi paketi var. 3 yıldan beri açıklamalarımız, AKP’nin reddettiği Meclise verdiğimiz kanun teklifleri var. Ben bugün başta Sayın Reha Muhtar olmak üzere hemen hemen bütün köşe yazarlarına bu demokratikleşmenin ne olduğunu, demokrasinin ne olduğunu, evrensel kurallar içerisinde demokrasinin ne olduğunu CHP’nin hazırlamış olduğu bu raporu kendisine göndermek istiyorum.

6-7 ay önce kendi programımıza aldığımız evrensel kurallar içerisinde Türkiye’de demokrasinin ve özgürlüğün önünü kesebilecek bütün maddelerin tek tek kaldırılmasının acil ihtiyaç olduğunu söyleyen CHP ve programına alan da yeni CHP’dir.

Ama ısrarla CHP’nin bu söylemlerini görmemezlikten gelmek doğrusu çok da iyi niyetli bir anlayış değil ve bu iki tane kitapçığımızı da değerli gazeteci dostlarımıza bugünden itibaren göndereceğim.

Siz de izin verirseniz, hiç olmazsa sizin vesilenizle 8 ay önce çıkmış bu kitapçıkların 2011 yılında demokrasi manifestosu dâhil olmak üzere 3 yıl önceki kitapçıklarımızı da bütün gazeteci dostlarımıza tekrar göndermek istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, kısacası bizim ana gündem maddemiz bu Suriye’deki terör olaylarıyla ilgiliydi. Bu konuda ya da Türkiye’nin son yaşamış olduğumuz gündemle ilgili sorunlarınız varsa sorularınıza da cevap vermek istiyorum.

Soru: Başbakanın geçtiğimiz günlerde açıkladığı Demokrasi Paketini nasıl yorumlarsınız?

Gürsel Tekin: Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; demokrasiyi kirletmeyelim diyorum. Yani demokrasi Sayın Başbakan’ın ya da AKP iktidarı demokrasinin içeriğini iyi okumaları gerekiyor. Demokrasinin birinci önceliği milletin kendi kaderini kendisinin tayin etmesi demektir.

Bir demokrasi paketinde Siyasi Partiler Yasası olmaz mı? Hani siz 12 Eylül dönemi Evren’le hesaplaşıyorsunuz? 100 yaşındaki Evren’le hesaplaşmayı bırak. 12 Eylül döneminde parti içi, parti hukukunun önünü kesmiş, anti-demokratik bir Siyasi Partiler Yasasını değiştirelim. Demokrasi önce siyasi partilerin mutfağından işletilir. Hayır, demokrasi bize lazım değil. Kime lazım?

%3 Raporun içerisinde kendisinin ifade ettiği 3 temel şey koymuş. %3’le ilgili niye itiraz ediyor? Evrensel ülkelerde hukuk demokrasinin işlediği ülkelerdeki kurallar neyse aynı kuralları işletelim. Daha geçen hafta Almanya’dan geldim. Almanya’da her yurttaş kendi kaderini kendisi tayin ediyor. Ankara’da oturmuş, otoriter siyasi partilerin liderlerin vereceği kararlar değil. Tam da milletin vereceği kararlar doğrultusunda seçimler oluyor.

Mesela çok merak ediyorsunuz, her alanda bize soruyorsunuz, şurada adayınız kim olacak, burada adayınız kim olacak? Bu Türk demokrasinin en ağır ayıplarından bir tanesidir. Eğer İstanbul’un adayına karar verecekse, Ankara’nın, Çorum’un, Ardahan’ın, Antalya’nın adayına karar verilecekse o kararı oradaki yurttaşlarımızın kendisinin vermesi gerekiyor. Hayır, kim verecek? Demokrasi paketini açan saltanat verecek. Saltanatlık döneminde demokrasi böyle olmaz. Bizim %10 barajıyla ilgili vermiş olduğumuz kanun teklifi var. En azından makul düzeyde %5, %3 bunlar tartışılabilir. Bunun hayata geçirilmesi mücadelesine devam edeceğiz.

Tavrımız açık. Günaydın Başbakan. Biz kanun teklifi vermişiz. 2011 yılında %10 barajıyla ilgili Siyasi Partiler Yasasıyla ilgili kanun teklifi vermişiz. Değerli arkadaşlar, sizden rica ediyorum, ne olursunuz bizi tamam mutfaklarınız görmeyebilir ama en azından bu partiye gidip gelen muhabir arkadaşlarımız olarak bunlara siz bir bakın, okuyun.

Tamam, mutfak kapanmış. İtiraz etmiyorum.  Ama bunlar çok net. 2011 yılında vermişiz. Tam 3 yıl. 3 yıldır CHP’nin vermiş olduğu son derece demokratik bu iki maddenin tartışılmayıp sadece Başbakan atmış ortaya, ne olduğu muamma. %3’de olabilir, kuşta çıkabilir, civcivde çıkabilir. Geçecekler bunu.

Soru: İstanbul’da ölen gencin cenazesi defnedilmedi hala. Onunla ilgili bir inceleme ekibi oluşturduğunuzu zannediyorum.

Gürsel Tekin: İnsanların sağlığına saygı duymayabilir bir iktidar. Ama eğer bir ülkede insanların ölümüne, ölüsüne de saygı duyulmuyorsa o ülkede demokrasi, o ülkede özgürlükten bahsetmek büyük bir ayıp olur diye düşünüyorum.

Devleti devlet eden, bu olayı yapan kim olursa olsun 24 saat içerisinde bunu bulması gerekirken, bununla meşgul değil. Çeteler tarafından öldürülmüş gencecik, pırıl pırıl bir çocuğumuzun 48 saattir yaşamış olduğu sürece bakın.

Sadece bu kardeşimiz değil. Gezi Parkı eylemlerinden dolayı öldürülmüş 6 arkadaşımızın tamamına bu zülüm yapıldı. Bu zulmü yapanlara demokrasi; bu zulmü yapanlara hak hukuk denilebilir mi? 5 tane PM üyesi milletvekili arkadaşımız İstanbul’da, arkadaşlarımız şu anda oraya intikal etmek üzereler.

Teşekkür ediyorum.

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 02 Ekim 2013 17:13
Yandex.Metrica