Kılıçdaroğlu, gaziler ve şehit aileleriyle buluştu

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gaziler ve şehit aileleriyle iftar yemeğinde biraraya geldi.

“Şehit ve gazilerin çok sorunları var. Biz onlara minnet borçluyuz, şükran borçluyuz. Eğer akşam evimizde rahat yatıyorsak, sokağa rahat çıkabiliyorsak bunların verdiği mücadele sonucunda. İktidarın sorunlarla ilgilenmesi ve çözmesi gerekiyor.”
“Eğer bir ülkede demokrasi yoksa orada hukukta, hukukun üstünlüğü de yoktur. Hukukun üstünlüğü toplumun vicdanı demektir. Elinde palayla insanları yaralayan kişi serbest bırakılır, elinde karanfil taşıyan kişi hapse atılırsa orada ne adaletten ne hukuktan söz edemezsiniz.”
“Ben de her yurttaşın büyük bir merakla izlediği gibi Halk TV’den olayları izliyorum. Özgürce sokağa çıkan, düşüncelerini ifade eden yurttaşlara polis orantısız güç kullanıyor, şiddet kullanıyor. Bazen biber gazı, bazen sopa, bazen tomalarla su. Bunu biz de, toplumun vicdanı da kabul etmiyor.”
“Bu ülkenin Başbakanı kim? Vatandaşlar eğer borç içine girmişlerse, borç batağındalarsa bu ülkenin ekonomi politikasını kim yürütüyor? Dışarından gelenler mi? Hem uyguluyor hem de vatandaşı suçluyor. Neden siz kredi kartı kullanıyorsunuz? Yasakla bari. Zaten vatandaşın elinde bir kredi kartı kaldı. Onu da yasakla”

“Türkiye iyi yönetilmiyor. İzlenen ekonomi politikaları sağlıklı değil. İstihdam, işsizlik sorunumuz var. Dış ticaret açığımız var.  İş dünyası kaygı içinde.  Kaygıyı yaratan bu tabloyu Sayın Başbakan kredi kartı kullanmayın, şunu yapmayın, bunu yapmayın diyerek geçiştiriyor”
“Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışıyor. Bu aşamada tutuklu milletvekilleri serbest bırakılacak mı bırakılmayacak mı diye bir tartışma doğru değil. Sanki anayasayı tutuklu milletvekilleri çıksın diye yapıyoruz gibi bir algı çıkabilir ortaya. Bu doğru değil. Biz Türkiye’nin daha özgür, daha demokratik bir anayasaya sahip olmasını istiyoruz ve bunun için çaba harcıyoruz.”

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu gaziler ve  şehit yakınlarıyla iftarda bir araya geldi. Kılıçdaroğlu gazetecilerin güncel konularla ilgili sorularını da şöyle yanıtladı.

Soru: Anayasayla ilgili 48 maddeye ek olarak AKP’den bir değerlendirme daha geldi ve tutuklu milletvekilleriyle ilgili 48 maddeye destek verilsin sonra çözülür değerlendirmesi yaptılar. Ne düşünüyorsunuz?
Kemal Kılıçdaroğlu: Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışıyor. Verimli bir çalışma götürüyorlar. Çalışan bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bu aşamada tutuklu milletvekilleri serbest bırakılacak mı bırakılmayacak mı öyle bir tartışma doğru değil. Sanki anayasayı tutuklu milletvekilleri çıksın diye yapıyoruz gibi bir algı çıkabilir ortaya. Bu doğru değil. Biz Türkiye’nin daha özgür, daha demokratik bir anayasaya sahip olmasını istiyoruz ve bunun için çaba harcıyoruz. Arkadaşlarımızda bu çabayı gösteriyorlar.

Soru: Başbakanın bir de kredi kartı kullanmayın şeklinde bir açıklaması vardı. Siz ne diyorsunuz?
Kemal Kılıçdaroğlu: Ne söyleyeyim? Bu ülkenin Başbakanı kim? Bu vatandaşlar eğer borç içine girmişlerse, borç batağındalarsa bu ülkenin ekonomi politikasını kim yürütüyor? Dışarından gelenler mi bu ülkeyi yönetiyor? Ekonomi politikalarını başkaları mı yürütüyor?
Hem uyguluyor şimdi vatandaşı suçluyorlar. Neden siz kredi kartı kullanıyorsunuz? Yasakla. Yasakla bari. Zaten vatandaşın elinde bir kredi kartı kaldı. Onu da yasakla.
Doğru değil. Ülke iyi yönetilmiyor. Türkiye iyi yönetilmiyor. İzlenen ekonomi politikaları sağlıklı değil. Sağlıklı üretim yapılmıyor. İstihdam sorunumuz var, işsizlik sorunumuz var. Bunlar çözülemedi. Dış ticaret açığımız var. Gittikçe büyüyor.
Bakın iş dünyasına herkes kaygı içinde. Şimdi bu kaygı içinde olan tablo, bu kaygıyı yaratan tabloyu Sayın Başbakan kredi kartı kullanmayın, şunu yapmayın, bunu yapmayın diyerek geçiştiriyor.
Bu doğru değil. Doğru dürüst ekonomi politikası uygulayacaksınız, üretime endeksli politika olacak, istihdama endeksli politika olacak, herkes mutlu olacak. Bu politikayı yürütürseniz başarı elde edersiniz. Vatandaşı suçlayarak bir sonuç elde edemezsiniz.

Soru:Şehit ve gaziler için buradasınız. Hükümetin şehit ve gaziler için sürdüğü politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kemal Kılıçdaroğlu: Az önce şehit annesi gerçekten de çok sitemde bulundu. Kendisine verilen aylığın çok düşük olduğunu söyledi. Ayrıca Başkan bir konuşma yaptı. Şehit ve gaziler adına. O da söyleminde, Sayın Başbakanın şehit ve gazilerle ilgili olarak doğruları ifade etmediğini dile getirdi.
Çok sorunları var. Bunlara biz minnet borçluyuz, şükran borçluyuz. Eğer akşam evimizde rahat yatıyorsak, sokağa rahat çıkabiliyorsak bunların verdiği mücadele sonucunda. Bunlara saygıyla, minnetle anmak zorundayız. Saygı göstermek zorundayız.
Belki onları yılda birkaç kez anıyoruz, bir araya geliyoruz ama çok sorunları var. İktidarın bunların sorunlarıyla ilgilenmesi ve çözmesi gerekiyor.

Soru: Bir ayı aşkın süredir Türkiye olağanüstü günler yaşıyor. Hükümetin bu Taksim Gezi Parkında direnişinde vatandaşlara yaptığı muameleyi, polis şiddetini, orantısız polis müdahalesini nasıl değerlendirirsiniz?
Kemal Kılıçdaroğlu: Bende her yurttaşın büyük bir merakla izlediği gibi Halk TV’den olayları izliyorum. Türkiye’de insanların özgürce sokağa çıkmaları, düşüncelerini ifade etmeleri gerekiyor. Bu bir anayasal hak. Yurttaşlara verilmiş bir hak. Ama bu hakkı yerine getiren, bu hakkı kullanan yurttaşlara polis orantısız güç kullanıyor, şiddet kullanıyor. Bazen biber gazı, bazen sopa, bazen tomalarla su.
Bunlara baktığımız zaman bu insanlarımızın haklarını kullanırken orantısız şiddet görmeleri, toplumun vicdanın tarafından kabul edilmiyor. Vicdanımız kabul etmiyor bunları ve tepki gösteriyoruz, hep beraber tepki gösteriyoruz. Oysa demokratik bir ülkede insanlar özgürce düşüncelerini ifade edebilmeliler. Yaşadıkları kente sahip çıkmamalılar. Kentin doğasına, yollarına, caddelerine, kültürüne sahip çıkmalılar.
Ama siz kentine sahip çıkan insanlara şiddet uyguluyorsunuz, onları konuşamaz hale getiriyorsunuz, baskı uyguluyorsunuz. Oysa o insanların istediği çok güzel şeyler var. Demokrasi istiyorlar, özgürlük istiyorlar. Ana hangi çağdaş ülkenin demokrasi ve özgürlük isteyen toplumuna, halkına şiddet uygulayan bir yönetimi vardır? Böyle bir demokrasi anlayışı olabilir mi? Olmaması gerekir. Ama maalesef Türkiye’de oluyor.
Ama Gezi Parkı olayları bir gerçeği ortaya çıkarmıştır. AKP ülkeyi iyi yönetemiyor. Baskı uygulamasının temel nedeni de bu. Acaba ben baskı uygulayarak insanları yola getirebilir miyim? Onları konuşamaz hale getirebilir miyim? Tomalarına rağmen, biber gazına rağmen o insanlar direndiler. Haklarını aradılar. Seslerini sadece Türkiye’ye değil bütün dünyaya duyurdular. Türkiye’den yükselen özgürlük ve demokrasi talebi bütün dünya tarafından kabul edildi. Güzel bir şey.

Soru:Medya için ne diyeceksiniz? Büyük medyanın yayını ya da yapmadığı yayınlarla ilgili, tüm dünya Türkiye’yi gördü. İşte Türkiye’den birkaç kanal Türkiye’nin bu durumunu değerlendirdi, yayınlar yaptı.
Kemal Kılıçdaroğlu: Eğer bir ülkede medya özgürlüğü yoksa halkın haber alma kanalları tıkanmış demektir. Türkiye’de Gezi Parkı olaylarında tepkinin yoğunlaştığı yerlerden birisi de medyaydı. Medya üzerine uygulanan baskıları Gezi Parkı eylemcileri kabul etmediler. Baskıya boyun eğenleri de affetmediler ve gösterileriyle onları kınadılar.
Türkiye’de biz medyanın bağımsız ve özgür olmasını isteriz. Haberleri özgürce vermesini isteriz. Gazetecilerin iş güvenliğinin olmasını isteriz. Onların özgürce yazmalarını, televizyon ekranlarına çıkmalarını, olayları anlatmalarını isteriz. Özgürce yorum yapabilmeliler, özgürce haber yapabilmeliler.
Bunu yapan bir Türkiye ancak çağdaş, demokrat, özgür bir Türkiye olur. Bizim CHP olarak medya özgürlüğüne çok büyük önem verdiğimizi sizlerde biliyorsunuz. Çünkü milli iradeyi temsil eden üç büyük erk var. Yasama-yargı- yürütme. Ama dördüncü büyük bir erk çağdaş demokrasilerde medyadır. Ama maalesef medya bizim arzu ettiğimiz konumda değil.

Soru: Yine bu Gezi Parkı olaylarıyla ilgili yitirdiğimiz canlar var. Çok sayıda yaralı var. Ağır yaralı var ve gözaltılar var. Hukuka güvene ilgili de bir sarsılma söz konusu vatandaşlarda. Gözaltılarla ilgili, akıbetlerini bilemiyorlar. CHP’nin bu anlamda görüşü nedir?
Kemal Kılıçdaroğlu: Eğer bir ülkede demokrasi yoksa orada hukukta yoktur. Hukukun üstünlüğü de yoktur. Hukukun üstünlüğü kavramı çok önemlidir. Toplumun vicdanı demektir hukukun üstünlüğü kavramı. Elinde palayla insanları yaralayan kişi serbest bırakılır, elinde karanfil taşıyan kişi hapse atılırsa orada ne adaletten ne hukuktan söz edemezsiniz.
Türkiye bu gerçeği yaşıyor şu anda. Halk büyük ölçüde yargıçlara güvenmiyor. Yargıya güvenmiyor. Adalete güvenmiyor. Adaletin olmadığını düşünüyor ve öyle söylüyor. Sokak ortasında herkesin gözünün önünde eğer polis kurşunuyla bir kişi yaşamını yitiriyor ve o polis serbest bırakılıyorsa orada adaletten söz edemezsiniz.
Ölen kişinin annesinin haykırışı hala kulaklarımızda. Çocuğunun cenazesini götürmek isterken bile polisler engel oluyorlar. Bunu çağdaş demokrasilerin yaşadığı bir ülkede görmek mümkün değil. Biz kendi ülkemizde demokrasiyi yüceltmek ve derinleştirmek isteriz. Halk özgürce sokaklara çıksın, düşüncelerini ifade etsin. Bunu isteriz.
Eylem yapan insanların üzerine orantısız güç kullanılarak onların dağıtılmasını istemeyiz. İktidar yandaşlarının eline sopaları verip gencecik çocuklarımızın üzerine sürülmesini istemeyiz.

Bunlar bizim kabul edeceğimiz olaylar değil. Hep beraber bunları kınayacağız.”

    Perşembe, 18 Temmuz 2013 11:29

Bağlantılı Konular