Koç “Kart almayın kapatın” diyen Başbakan Erdoğan’a, “Peki sen ödeyecek misin milletin borcunu?” diye sordu

“Vicdansızlık yapıyorsunuz. Her türlü teknik imkan elinizde. Ethem’i vuran ortada. Bahane üretmeyin. Komik olmayın. Katil, katildir. Onu azmettiren de katildir. Kanunsuz görev emri veren de aynı derecede suça iştirak etmiştir. Eskişehir’de Ali’yi dövenler kim?”

“Taksitle anayasa yapmak gibi bir kavram olmaz”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun üzerinde uzlaştığı 48 maddenin yasalaşması önerisine ilişkin olarak “Taksitle anayasa yapmak gibi bir kavram olmaz” dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. MYK çalışmalarını sürdürürken Koç basın toplantısı yaptı ve  MYK’nın gündemine ilişkin bilgi verdi
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Haluk Koç, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun üzerinde uzlaştığı 48 maddenin yasalaşmasına ilişkin öneriye değindi.  Koç, bu 48 maddenin yeni anayasanın farklı bölümlerine ait olduğuna dikkati çekti. Anayasanın bir bütünlüğü olduğunu vurgulayan Koç,”Taksitle anayasa yapmak gibi bir kavram olmaz” dedi  ve yeni anayasa çalışmalarının kişisel başkanlık beklentileri için bir kapı olarak görülmesinin yanlış olduğunu belirtti.

Bunun Türkiye’nin “başını belaya sokacak bir yaklaşım” olduğuna dikkat çeken Koç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 48 maddenin yasalaşması önerisinin gündem değiştirmek ve yeni anayasa uzlaşma masasından kaçmak için bahane yaratmak maksatlı olduğunu da  söyledi.

AKP’nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun üzerinde uzlaştığı 48 maddenin yasalaşmasının tutuklu milletvekilleri sorununu çözeceğine yaklaşımına da değinen Koç, “83. madde anayasada dokunulmazlıkları düzenleyen maddedir. 14. madde de bir eylemlilik hali vardır. Bağlantısı vardır, 83′ün 14′e. Üzerinde anlaşmaya varılan 48 madde içerisinde 83. madde yoktur” diye konuştu.

Koç, milli iradeden söz edilecekse seçim barajının da kaldırılması geriktiğinin altını çizdi.

Konuşmasında Gezi Parkı odaklı eylemler sonrasında yaşanan gözaltıları eleştiren Koç, hükümetin korkuyla vatandaşları demokratik tepkilerini ortaya koymaktan caydırmaya çalıştığını belirtti. .

Olaylar sırasında hayatını kaybedenlerin faillerinin belli olduğunu, ancak cezalandırılmamalarının ise kabul edilemez olduğunu belirten Koç, “Vicdansızlık yapıyorsunuz. Her türlü teknik imkan elinizde. Ethem’i vuran ortada. Bahane üretmeyin. Komik olmayın. Katil, katildir. Onu azmettiren de katildir. Kanunsuz görev emri veren de aynı derecede suça iştirak etmiştir. Eskişehir’de Ali’yi dövenler kim?” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Erdoğan’ın sözleriyle milleti tahrik ettiğini, ancak ölenler için rahmet bile dilemediğini ifade eden Koç, “Onların anaları, babaları var. Bu kadar mı kin gözünü bürüdü? Müslümanlıkta böyle bir şey var mı? Allah kimseyi senin durumuna düşürmesin. Bunların hesabı sorulacak” görüşünü paylaştı.

Koç, Başbakan Erdoğan’ın kredi kartı kullanımına ilişkin sözlerini de değerlendirerek, Erdoğan’ın iktidar değil muhalefet lideri gibi konuştuğunu söyledi.

“Vatandaş ne için kullanıyor kredi kartını? Gidip boğazda lüks bir lokantada yediği yemeğin bedelini ödemek için değil geçimini sürdürebilmek için kullanıyor” diyen Koç, ülkenin bu halinin sorumlusunun iktidarın 10 yıldır sürdürdüğü yanlış ekonomi politikaları olduğunu belirtti.

Koç, Erdoğan’ın “Kartlarınızı kapatın” dediğini hatırlatarak,  ”Peki sen ödeyecek misin milletin borcunu? Herkesin cebinde senin olduğu, kullandığın gibi bir örtülü ödenek fonu mu var? Ödeyecek misin milletin borcunu?” diye sordu.

Gezi Parkı odaklı eylemlerin ardından Beyoğlu esnafı adına yapılan açıklamalar konusuna da değinen Koç, “AKP  üniformasıyla hükümet paralelinde açıklama yapan lüks otomobilli çakma esnaf grubunun” ortaya çıktığını söyledi.

Esnaf adına açıklama yapan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) Başkanı Abdulkadir Akgül’ün geçen dönem AKP  Yozgat milletvekili olduğunu ifade eden Koç, “AKP  adına, esnaf adına bu tezgaha alet olan eski vekil kardeşim, kaç yerden maaş alıyorsun? Ne kadar para kazanıyorsun aylık. Bunu bir açıkla da şu temsil ettiğin esnaflar seni bir görsünler” ifadesini kullandı.

Esnafın eylemler değil 10 yıllık yanlış ekonomi politikaları nedeniyle ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten  Koç, esnafın ekonomik durumuna ilişkin bazı rakamları da aktardı. Koç, “Bence baş eylemci Tayyip Erdoğan. Esnafın sıkıntı çekmesinin baş eylemcisi Tayyip Erdoğan ve uyguladığı politikalardır” şeklinde konuştu.

Koç, çözüm sürecinde gelinen noktaya ilişkin de “Sanki Türkiye’nin bir bölgesi, hiçbir problem olmadan güvenlik, kontrol yavaş yavaş da idare bakımından bir başka güce, bir başka yapıya devrediliyor gibi bir fotoğraf çıkıyor karşımıza” değerlendirmesinde bulundu. Amacın gerçekten çözüm değil siyasi çıkar olduğunu belirten  Koç, olayın taraflarının kendi hedeflerine ulaşmak için çaba harcadığını söyledi.

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Koç, Suriye’deki son gelişmelere ilişkin bir soru üzerine Türkiye’nin Suriye politikasını eleştirerek, “Suriye’de daha köprünün altından çok sular akar” dedi.

Koç, benzin fiyatındaki artışa ilişkin soruya ise “İnsanları eyleme teşvik etmiyorum ama insanlarımızın bu tür genel durumu etkileyecek olan ekonomik yaptırımlarda da tepkilerini ortaya koymaları gerekiyor” dedi.

Haluk Koç, tutuklu milletvekilleriyle ilgili yasal düzenlemenin yeni anayasanın uzlaşılan 48 maddesi arasına katılması halinde tutumlarının ne olacağına ilişkin soru üzerine ise iktidarın bu konuda samimiyetine çelişkili açıklamaları nedeniyle inanmadıklarını belirtti. Koç, “Tutuklu milletvekilleriyle ilgili irade koyacak yapı, Haziran 2011 seçimlerinden sonraki, o tartışmalı dönemde bunu hayata geçirebilirdi. Samimiyet sorgulaması açımızdan devam ediyor” diye konuştu.

Yerel seçimlerde CHP-MHP ittifakı olup olmayacağı sorusuna ise Koç, “CHP’ye böyle bir teklif gelmemiştir. CHP de başka bir partiye böyle bir teklif götürmemiştir” karşılığını verdi.

Çeşitli senaryolar içinde böyle değerlendirmeler yapıldığını ifade eden Koç, ancak şahsi görüşünün, bulunduğu yerde AKP’yi geriletmek için en makul, en mantıklı seçimi yapmak olduğunu da belirtti.

GENEL BAŞKAN YARDIMCISI HALUK KOÇ

BASIN AÇIKLAMASI

17 TEMMUZ 2013

Değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Alparslan Işıklı Hocanın cenaze töreni vardı. Çok acı bir kayıp. Allahtan bir kere daha rahmet diliyoruz. Türk aydınlanmasında daha sonraki yıllarda kalemiyle, akademisyen kimliğiyle önemli görevler yapmış, ışık tutmuş, mücadele etmiş bir düşün insanıydı, bir akademisyendi. Tekrardan rahmet diliyorum. Kaybı Türkiye için oldukça önemli bir eksiklik olacak önümüzdeki yıllarda da.

Değerli arkadaşlarım, MYK’mız bu yüzden geç toplantıya başladı. Haftanın olaylarını aşağı yukarı biliyorsunuz. Değişik tartışmalar gündemde. Şöyle bir format uygulayabilir miyiz diye düşündüm; hep ben konuları sırayla alıyorum, onları özetliyorum daha sonra size soru sorma kısmında soracaklarınızın çoğu yanıtlanmış olduğu için böyle bir hazır sunu gibi oluyor. Acaba sizlerin sorularını yanıtlayayım mı dedim. Ama isterseniz belli başlı başlıkları ben özetleyeyim. Orada yine eksik kalanlar olursa sizlerin sorunlarını yanıtlayayım. O şekildeki düzene sizde alıştınız.

Önemli tartışmalardan bir tanesi iktidar partisi sözcüleri tarafından dile getirilen önce Başbakan tarafından bir keşif olarak ortaya atılan Anayasa Uzlaşma Komisyonunda uzlaşmaya varılan 48 maddeyle ilgili gelin mecliste adım atalım çağrısı idi.

Değerli arkadaşlarım, CHP bu konudaki görüşlerini defaten ifade etti. Anayasa Uzlaşma Komisyonu ne için kuruldu? Yeni özgürlükçü, sivil, demokrat, ger türlü vesayetten arınmış 12 Eylül faşizmini tarihe tam gömecek olan bir çağdaş anayasa yapma fikrinden yola çıktık.

Olay böyleyken anayasanın komisyonda görüşülmesi, maddelerinin görüşülmesi belli sırada giderken tam yürütme ve yasamayla ilgili maddeler geldiğinde masaya birden bire AKP tarafından bir öneri paketi getirildi. Yani demokratik temsili parlamenter sistem yeni anayasada güçlendirilerek yer alması gerekirken, bu yönde düzenlemeler beklenirken bunu reddeden, başkanlık sistemine odaklanmış ve ondan sonraki maddeleri de buna göre yapılandıran bir AKP teklifi masaya düştü. Anımsıyorsunuz ve ortalık toz duman oldu. Yani masa biraz karıştı tabiri caizse.

Ondan sonraki süreçte bugüne kadar gelindi. Şu sözü ben unutmuyorum; Mart ayının sonu Nisan ayının başları. 23 Nisana kadar çıkarsa çıkar çıkmaz ise biz kendi teklifimizi meclise getiririz. Bu sözlerin müellifini hatırlayabiliyor musunuz?  Temmuz ayının ortasındayız. Bu sözleri söyleyen kişi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan idi. Açık bir tehdit vardı. Hatırlıyorsunuz.

Peki, bugün nedir? 48 madde. Tam uzlaşılmış 48 madde. Anayasanın biliyorsunuz bölümleri var. Giriş bölümü var, temel ilkeler var, kişisel hak ve özgürlükleri ilgilendiren bölüm var, yasama-yürütme-yargıya ait olan maddeler var bir de genel maddeler var.

Şimdi bu 48 madde her bölümden bir iki maddenin oluşmasıyla ortaya konan bir yapı. Anayasanın bir ruhu vardır, bir felsefesi vardır, bir bütünlüğü vardır. Daha önce söyledik, taksitle anayasa yapma diye bir kavram olmaz. Öz şudur; demokrasi mi istiyorsun, özgürlükler mi hedefinde peki, vesayetler kalksın istiyoruz. Ama her türlü vesayet. Bir çeşit vesayeti kaldırırken iktidarın sivil vesayetini yargıya, yasamaya monte edecek vesayetlerde olmayacak. Çağdaş, demokrat, sivil, özgürlükçü bir anayasa.

O zaman nedir derdin? Ama benim kişisel beklentim başkanlık. Oraya gitmek istiyorum. Bu yoldaki engelleri de aşmak istiyorum. Anayasada bunun için bir kapı benim için. Yok, kardeşim orada dur. Türkiye’yi her boyutta kişisel beklentilerine göre kişisel hırslarına göre tanzim etmeye kalkarsan milletin de başını, demokrasinin de başını belaya sokarsın Sayın Başbakan.

Değerli arkadaşlarım, geldiğimiz nokta budur. 48 maddede anlaşılmış parantez içinde olanlar var. Bu 58 olabilir. 78 olabilir. Önce şu direnmekten vazgeç. Başkanlık sistemi değil, parlamenter demokratik temsili sistemin güçlendirildiği bir anayasa de, 48, 58 olur 68 olur. Çok daha geniş boyutta uzlaşma zemini çıkar.

Değerli arkadaşlarım, Başbakanın bu 48 madde üzerinde ısrarı şudur; hem bir gündem yaratmak işte faiz lobisi, dış mihraklar, Yahudi lobisi gibi saçma sapan senaryolardan biraz uzaklaşmak hem de ben masadan kalkacağım artık onlar kalkar diye bekledim ama kaçmak için fırsat arıyorumun bahanesini yaratmak.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışıyor. CHP’li üyeler baştan imzalanan protokole bağlı olarak görüşlerini ifade ediyorlar. Belki en çok tartışan parti CHP. Oradaki kendi 3 arkadaşımızda tartışıyor kendi içlerinde. Partimizin içinde milletvekillerimiz de tartışıyor. Bizlerde tartışıyoruz MYK’da. Açık şeffaf bir partiyiz. Böyle olması gerekir.

Hiç kimse yukarıdan bir zil çalıp tek başına bir madde için koskoca bir parti gövdesine emir veremez. CHP bu canlılığı, bu demokrasiyi kendi içinde de yaşıyor. Belki o yüzden daha çok konu oluyoruz bu iç konularda.

Değerli arkadaşlarım, tutuklu milletvekillerinin işini halledelim öyle geçirelim diyor şimdi Mehmet Ali Şahin. Bakın arkadaşlar, 83.madde Anayasada dokunulmazlıkları düzenleyen maddedir. 14.maddede bir eylemlik hali vardır. Bağlantısı vardır 83’ün 14’e. Şimdi anlaşılan üzerinde anlaşmaya varılan 48 madde içerisinde 83.madde yoktur. Bu bir.

Milli irade, milli irade her konuda sabah akşam milli iradeden bahseden ve kendi aldığı %40 küsura indirgeyen Başbakana şu soru; peki, milli irade hapisteyken hangi milli iradeden bahsediyorsunuz? Milli iradeden bahsediyorsanız o zaman milli irade üzerindeki hırsızlığı kaldıralım. Gelin şu seçim barajını da kaldıralım. Öyle mi? Demokrasi mi? Tam demokrasi mi? Korkma, kaçma. Gel, %10’u da kaldıralım. Milli irade üzerindeki oy hırsızlığına son verelim. Tutuklu vekillerin işi halledilsin. 83’ü düzenlemeden ki 12 yıldır kaçıyorsunuz. Sadece tutuklu milletvekilleriyle ilgili 83 dile getirmedi CHP. 2002’den beri dokunulmazlıklarla ilgili 83 ve 100’ü sürekli gündemde tutuyor biliyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, Başbakan siyaseti her alanda istismara çevirebilen bir anlayışı ısrarla uyguluyor. Anayasa konusunda da aynılar. CHP olduğu yerde duruyor, verdiği sözde duruyor, Türkiye’yi 12 Eylül faşizminden çıkartacak çağdaş, özgürlükçü, sivil, demokrat ve her türlü vesayetten arınmış bir anayasanın yapılması için kendi siyasi iradesini masada tutuyor ve karşıdan da bu konuda istismar yapılmasın uyarısını yapıyor. Bu 48 maddeyi böyle geçiyorum.

Değerli arkadaşlarım, ilginç süreçler yaşanıyor. Acı tablolarda yaşanıyor onu söyleyeyim. Bir cadı avı işletiliyor biliyorsunuz. Olur ya başka bir neden içinde bu insanlar sokağa çıkmaya alıştı. Demokratik tepkilerini, hak ve özgürlüklerini kullanarak koyuyorlar. Başka bir nedenle sokağa çıkmasınlar, bunları ürkütelim, bunları korkutalım, caydıralım ki sokağa çıkmasınlar. O zaman ne yapalım? Bu gösteriler sırasındaki bütün bantları, bütün fotoğrafları alalım, kişileri takip edelim, elinde Türk bayrağı olanı, Türk bayrağı satanı, annesiyle yolda yürüyeni bunları gözaltına alalım, tehdit edelim, sosyal medyadaki mesajlaşmaları çözelim, sirkeden, limondan, kasktan, güneş gözlüğünden, deniz gözlüğünden suç unsuru üretelim. Çarşı Grubundan terör örgütü inşa edelim, icat edelim. Caydıralım toplumu.

Ya sokakta, Eskişehir’de ölen Ali? Ya Ankara’da kurşunlanan Ethem? Ya Hatay’da öldürülen rahmetli Abdullah? Bunların failleri nerede? Vicdansızlık yapıyorsunuz. Ahlaksızlık yapıyorsunuz. Her türlü teknik imkan elinizde. Ethem’i vuran ortada. Bahane üretmeyin saniyenin 60’da birini hesaplayıp da yorum yapmaya kalkmayın. Konik olmayın. Katil katildir. Onu azmettiren de aynı şekilde katildir. Kanunsuz görev emri verende aynı derecede suça iştirak etmiştir.

Kim Eskişehir’de, Ali’yi dövenler kim? Diline pelesenk ettin, yalan konuştun, camide içki içildi, Kabataş’ta başı örtülü bacımı dövdüler. Tahrik ettin milleti. Ağzını açıp bir kere rahmet dilendi mi şu ramazan gününde? Onların anaları var. Onların babaları var. Bu kadar mı kin gözünü bürüdü. Müslümanlıkta böyle bir şey var mı? Allah kimseyi senin durumuna düşürmesin.

Değerli arkadaşlarım, bunların hesabı sorulacak. Eskişehir’de dayak atma, dövme bandının 18 dakikasının silinmesinin hesabı sorulacak. Görevliler belli. Failler belli. Sanki bir ortaoyunu oynanıyor.  Eskişehir Valisini de buna alet ediyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bunlar kabul edilecek şeyler değil. Bu ülkenin gençleri var, bu ülkenin demokrasi ve özgürlük talebini sokaklarda yükselten gençleri var. Bunun önüne geçemezsin. Onun için diktatörler alanlardan korkar. Meydanlardan korkarlar. Gösterilerden korkarlar. Yarasanın güneş görmüşü gibi olur. Kaçarlar.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’yi dünya demokrasilerinin gözünde sabıkalı bir ülke haline getirdi iktidar uygulamaları. Kişisel demokrasi, kişisel hak ve özgürlüklerini demokratik kurallar içerisinde kullanan insanlara bizzat ülkenin Başbakanının emriyle şiddet kullanılması emri verilmiştir. Gerekirse öldürme emri verildiği de ortada. Sonuçlar ortada. Bunların hesabını bu işe maşa olanlarda o maşayı da yukarıdan tutulmasını emredenlerde günün birinde mutlaka vereceklerdir. Bu dünyada a öteki tarafta da.

Değerli arkadaşlarım, bir başka konu Başbakan iftar öncesi konuşunca daha veciz sözler çıkartıyor. Faiz lobisi bitti şimdi kredi kartı kullanılmamasını önermiş dün. İlginç bir durum. Böylece faiz dışı gelirlerle kimlerin ne kazandığını ben görüyorum, biliyorum gibi şeyler söylemiş.

Değerli arkadaşlarım. Sayın Faik Öztrak bu konuda bir açıklama yaptı ama sanki Başbakan iktidarda değil. Sanki Başbakan 10 yıldır bu ülkeyi yönetmiyor. Kredi kartı kullanmayın diyor. Vatandaş ne için kullanıyor kredi kartını? Gidip boğazda çok lüks bir lokantada yediği yemeğin bedelini ödemek için kullanmıyor. Geçimini sürdürebilmek için, idame edebilmek için kullanıyor. Kredi kartıyla borç alıyor, başka bir kartla daha önce aldığı borcu ödemek için kredi çekiyor.

Manzara buyken baktığınız zaman rakamları söylemeye gerek yok. Tablo bu. Şimdi Başbakan kredi kartı kullanmayın, faiz dışı gelirlerle kimler ne şekilde gelir elde ediyorlar biliyorum. Bankaları da biliyorum, isimleri söylemiyorum diyor. Başbakan sanki muhalefet lideri. 10 yıldır bu ülkeyi üretmeyen bir ülke, sadece ianeyle geçimi sağlayan geniş bir yetersiz ekonomik geliri olan bir taban ve sıcak parayla, taşıma değirmenle ve bu paranın turist para, Türkiye’den para kazanmasını sağlayan mekanizmaların devrede tutulduğu bir ekonomik sisteme mahkum etmedi sanki Başbakan.

Değerli arkadaşlarım, anlamak mümkün değil. Onun için bunlar Başbakan için itiraftır. Diyor ki millete, diktatör yoruldu diyor, teslim oluyor diyor. Ben yolcuyum diyor artık. Bundan sonra ben yokum diyor. Bunun ifşaatıdır bu. Bu açıklamalar budur.

Değerli arkadaşlarım, fikren iflas etmişti Başbakan şu anda moral olarak da iflas ettiğini ortaya koyuyor açıklamaları. Bunların hiçbir açıklaması yok. Ben halk diliyle o zaman Başbakana sorarak bitiriyorum bu bölümü; kartlarınızı kapatın diyor. Peki, sen ödeyecek misin milletin borcunu? Herkesin cebinde senin olduğu gibi, senin kullandığın gibi bir örtülü ödenek fonu mu var? Ödeyecek misin milletin borcunu?

Değerli arkadaşlarım, ondan sonra değişik tartışmalarda Başbakan eleştirildiği zaman hükümet ekonomi görüntüsü yönetimi bakımından güven vermediğinde kızıyor, maalesef tablo bu.

Son iki konu; Esnaf. Biliyorsunuz Beyoğlu’ndaki esnaf açıklama yaptı. Burada bugünkü tartışmalarda da gördük iki tür esnaf çıktı ortaya. Bir gerçek esnaf var Beyoğlu’nun konuşlanmasını biliyorsunuz. Daha çok eğlence sektörüne, yeme içme, lokanta sektörüne dönük yerleşim bölgesi, esnafın yoğun olduğu yer. Bir çakma esnaf grubu çıktı. Hükümet paralelinde açıklamalar yaptı ve ondan sonra lüks arabalı birileri geldi oraya. Esnafı temsil ettiğini söyledi. O yüzü biz çok iyi tanıyoruz. Geçen dönem AKP’nin Yozgat milletvekili, Tezkoop Başkanı Abdülkadir Akgül. Esnaf adına konuştu. Çok sıkıntı çekiyorlarmış.

Değerli arkadaşlarım, tezgahın bu kadarı olur. Tezgah gördük de siyasette tezgahın bu kadarı olur mu diyeceksiniz. Bu da oluyor. Kimdir Abdülkadir Akgül? Ben sizin aracılığınızla çok net bir soru soruyorum; AKP adına, esnaf adına bu tezgaha alet olan eski vekil kardeşim, kaç yerden maaş alıyorsun? Ne kadar para kazanıyorsun ayda? Bir açıkla şu medyaya da şu temsil ettiğin esnaflar senin bir görsünler bakalım. Kaç para alıyorsun? Emekli milletvekili olarak kaç para alıyorsun? Bulunduğun yerde Tezkoop Başkanı olarak kaç para alıyorsun? Başka kuruluşlardan aldığın para var mı, maaş var mı? Bir açıkla senin şu geçim sıkıntını bir görelim. Temsil ettiğin esnafı nasıl bir tezgah içerisinde sunuyorsun topluma bir görelim seni. Kaç parasın sen?

Değerli arkadaşlarım, AKP forması giyiyorlar eylem yüzünden zarar ettik diyen bir iki papağan, sonra gerçek esnaf çıkıyor. Gerçek esnaf tabloyu anlatıyor. Bakın ben size çok kısa rakamlar vereceğim. 1.997.326 kayıtlı esnaf var. Ticaret Odasına kayıtlılarla beraber bu 2,5 milyonu buluyor Türkiye’de. 151 bini icra kıskacında. Bu eylemlerle bir ilgisi mi var mı? Genel ekonomik gidişin esnaf üzerindeki olumsuzluğunu söylüyorum. Esnaf toplam 2 milyar liralık kredi borcunu ödeyemediği için bankalar tarafından takipte. Ocak-Mayıs son beş ay protesto edilen senetlerin sayısı %10 artıyor. Karşılıksız çekler 2012 yılında ş%52 oranında artıyor. TESK verilerine göre 100 binden fazla işyeri kapanıyor.

Bu eylemciler ya ne kadar çok ekonomiye esnaf üzerine olumsuz etki etmişler. Bence eylemci Tayyip Erdoğan. Esnafın sıkıntı çekmesinin baş eylemcisi Tayyip Erdoğan ve uyguladığı politikalar. Esnafa verdiği hiçbir sözü yerine getirememiştir. Ne AVM kanunu çıkarmıştır ne esnaf üzerinde 20 küsur çeşit olan vergiyi sadeleştirebilmiştir. Detaylarına girmiyorum. Onun için bu cami be Kabataş yalanlarından sonra çakma esnaf senaryosu da bu şekilde boşa çıkmış oluyor.

Ama Abdülkadir Akgül’e sorduğum soru çok açık ve net. Bunun peşini de bırakmayacağız. Kaç para alıyorsun sen Sayın Akgül. AKP forması giymiş çakma esnaf adına açıklamalar yapıyorsun. Şunları bir açıkla. Esnaf bir görsün seni. Aylık KDV’sini ödeyemeyen esnaf emekliyken bir işyeri açtı diye maaşından %15 kesilen esnaf bir görsün seni. Kaç para kazanıyorsun sen ayda? Kimi temsil ediyorsun?

Değerli arkadaşlarım, son konu çözüm süreciyle ilgili. Yaşanan tabloları görüyorsunuz, biliyorsunuz. Sanki Türkiye’nin bir bölgesi hiçbir problem olmadan güvenlik bakımından, kontrol bakımından yavaş yavaşta idare bakımından bir başka yapıya, bir başka güce devrediliyor gibi bir fotoğraf çıkıyor karşımıza. Mezarlık açmalar, şehitlikler açmalar, özel festivaller silahların gölgesinde, yol kontrolleri, özel güvenlik güçleri, bir takım gövde gösterileri devletin güvenlik teşkilatlarının asıl yapması gereken iş Eskişehir’de sokak ortasında kalp hastası olan 20 yaşındaki zavallı Aliciği döverek öldürmek. Daha kötü sözler geliyor da söyleyemiyorum bu kürsüde.

Değerli arkadaşlarım, süreci biz 4 madde ile hatırlıyorsunuz CHP olarak çok net ortaya koymuştuk. Bunlardan bir tanesi şuydu; bu süreci kişisel çıkarların için hiçbir şekilde kullanma. Kişisel beklentilerin, siyasi hedeflerin için bu süreci heba etme demiştik hatırlıyorsunuz. 4 maddeden biriydi.

Şimdi geldiğimiz zaman iki tane irade var. Bir Başbakan Tayyip Erdoğan. Görüştük görüşmedik, şöyle oldu böyle oldu. Sen bu işin merkezindesin. Altında Hakan Fidan’ın var bir iki bakan var, çokbilmiş bazı danışmanların var. Öteki taraftaki iradede Öcalan. İkisinin arasında MİT’le beraber bir protokol imzalandı. Bunun açıklanmasını talep ettik. Bu teatilerin devletle PKK arasında olan bu görüşmelerin belgelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedik. Hatırlıyorsunuz, çıt yok. Peki, yaşanan bu süreçte MİT’le Öcalan arasında varılan o mutabakatın bazı maddeleri mi uygulanıyor şimdi güneydoğuda? Nereye gidiyoruz?

Değerli arkadaşlarım, geldiğimiz nokta şudur; demin çözümde söylediğimiz o 4.madde gibi bizim. Çıkar için kullanma demiştik. Geldiğimiz nokta maalesef şudur; amaç gerçekten çözüm, gerçekten barış değil. Bu işin özünde siyasi çıkar yatıyor maalesef. Kürt kökenli kardeşlerimizi de, yurttaşlarımızı da demokratik taleplerde buluna kesimi de kullanan, onları tüketen bir süreci Başbakan kendi çıkarları için çalıştırmaya çalışıyor. Bu mutabakat nedir?

Değerli arkadaşlarım, bu görüntüler ortada. Bakın burada her iki tarafta kendi açısından nihai hedeflerine varmak için biri terör örgütü amacıyla varacağı son noktaya gitmek istiyor. Diğeri de başkanlık hedefine ulaşmak için Kürt yurttaşların oyu dahil her türlü olanağı zorlayan bir çıkar peşinde.

Değerli arkadaşlarım, burada herhalde önümüzdeki günlerde bu süreç konusu daha çok tartışılacak. Anayasa konusunda verilen sözler açıklanmasa da talepler ortada. Bunlar nasıl gerçekleştirilecek iktidar tarafından bütün bunları göreceğiz. Yani hem ekonomik açıdan dış politikaya girmiyorum. Gülümsememden de fark ettiniz. Stratejik derinlik peşinde koşanlar stratejik gerçeklerde buluşsalardı şimdiye kadar başımıza Türkiye’nin bu kadar büyük bela gelmezdi. Suriye dahil, Mısır dahil, Irak dahil, İran dahil, Kıbrıs dahil, hepsi dahil. Onun için dış politikaya şimdilik girmiyorum, zaten Sayın Loğoğlu pazartesi günü görüşlerini açıkladı. Haftanın değerlendirmesi, gelişen olaylar çerçevesinde bu. Sizlerin ek soruları varsa yanıtlayabilirim.

Soru- ……………………. özerklik ilan ettiği haberleri var. Bununla ilgili bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Haluk KOÇ- Zaten Irak benzeri Suriye’yi de belirli bir süreçte çok parçalı bir yapıya getirmek istiyorlardı. Onun için Kuzey Suriye sözü yerine Suriye’nin Türkiye’ye komşu bölgeleri diye ben adlandırmaya çalışıyordum. Oradaki çatışmalar bize de ulaşan bilgiler, devam ediyor. Yalnız Suriye konusunda iktidarın düştüğü açmazı en iyi özetleyebilecek olan pazartesi veya Salı günkü iktidara çok açıktan destek veren bir günlük gazetemizin attığı manşettir. İlk Cuma namazını Şam’da kılmaya niyetlenen Sayın Başbakanın bugün geldiği, 1,5 yıl sonra geldiği nokta, bari ateşkes olsun bundan sonra noktasıdır. Bunu da yazabilmiştir. Şimdiye kadar uydurdukları bütün tevatürleri, tezviratları kendileri tekzip etmişlerdir bu başlıkla. Gelinen nokta o. Suriye’de daha köprünün altından çok sular akar. Onun şimdilik bir değerlendirme yapmak yanlış.

Soru- Benzin fiyatlarını değerlendirir misiniz?

Haluk KOÇ- Bu da bir rekor. 5 lirayı, kritik sınırı aştı. Yani 2 euronun üzerine ya da 2 euro mertebesine yükseldi öyle söyleyebiliriz. %61 küsuru bildiğim kadarıyla ÖTV’si, KDV’si, çeşitli vergi kalemleri. Bu da yani insanların bir tek Gezi Parkı için değil herhangi bir eyleme kimseyi teşvik etmiyorum ama bu haksız vergilendirme ile ki benzine gelen artış biliyorsunuz birçok kaleme de daha sonrasında intikal ediyor, yayılıyor. İnsanlarımızın bu tür genel durumu etkileyecek olan ekonomik yaptırımlarda da iktidar tarafından uygulanan genel tepkilerini koymalarını gerekiyor. Dünyanın en pahalı benzini diyorduk, bu rekoru bırakmıyoruz sürekli rekorda yeniliyoruz. Baktığınız zaman 5 lira. Bunun karşılığı olan 1.90-1.95 euro herhalde hiçbir Avrupa ülkesinde yok, %61’nin vergi olduğu bir ülke. Üretmeyen bir ülke, kümesteki yaratıkları her zaman yolacak demektir. Türkiye’deki tüketiciler maalesef bu manzarada. AKP’nin mantığı.

Soru- 48 madde konusunda tutuklu milletvekilleri önerisiyle gelirse AKP tutumunuz ne olur?

Haluk KOÇ- Şimdi söyledik bakın, 48 madde içerisinde 83.madde yok. 48 olabilir, 58 olabilir, 68 olabilir, 78 olabilir. Öncelikle bu komisyon başta çizilen protokol çerçevesinde çalışmaya devam etmeli. Konuşmam da Başbakanın çelişkilerini hep söyledim. 23 Nisana kadar süre veren, olmazsa kendi getireceğini, dayatacağını ifade eden Başbakandan bugün taksitle anayasa yapabilir miyim noktasına gelen bir Başbakan.

Yani bu uzlaşma, çalışma masasından kaçmanın, fiilen kaçmanın gerekçesini yaratmaya çalışan bir başbakan. AKP’nin ne dediği belli değil. Sayın Çelik’ açıklaması, Sayın İyimaya’nın zaman zaman Sayın Çiçek’in Meclis Başkanının açıklamalarıdır. Bunların hiçbirisinin bizim karşılığımızda bir muteberliği maalesef yok.

Değerli arkadaşlarımızı rencide ederek söylemiyorum. Çünkü Sayın Başbakan ne derse bu kadro onun ekseninde konuşmak zorunda. Onun için tutuklu milletvekilleriyle ilgili irade koyacak olan yapı Haziran 2011 seçimlerinden sonraki o tartışmalı dönemde bunu hayata geçirebilirdi. Samimiyet sorgulaması açımızdan devam ediyor.

Soru- Yerel seçimlerde CHP-MHP ittifakı iddiaları halen devam ediyor. Ne söyleyeceksiniz?

Haluk KOÇ- Dün açıkladım bir canlı yayın programında. CHP’ye resmi olarak böyle bir teklif gelmiş değil. CHP’de herhangi bir siyasi partiye resmi bir teklif götürmüş değil. Çeşitli senaryolar içerisinde değerlendirmeler oluyor. Ben sadece şunu ekledim bu resmi olan durumu ifade ettikten sonra, ben bir yurttaş olarak dedim bulunduğum yerde AKP’yi geriletmek için hem makul en mantıklı seçimi yapardım dedim. Kişisel görüşüm o benim. Yurttaş olarak benimde hakkım. İlla siyasi kimliğimle konuşacak değilim. Ama siyaset boyutunda CHP’ye böyle bir görüş gelmemiştir. Teklif gelmemiştir. CHP’de başka bir partiye böyle bir teklif götürmemiştir.

Sizlere iyi çalışmalar diliyorum.

    Çarşamba, 17 Temmuz 2013 16:57

Bağlantılı Konular