Koç: "Türkiye’de bugün kişisel hak ve özgürlükler gasp edilmiştir"

Haluk Koç, tutuklu milletvekillerinin de sorunu hallolacak ise,  CHP’nin 48 madde için  kapısını çok daha kolay açabileceğini söyledi.

“Esas milli irade bugün tutuklu ve Haziran geçti, 2 yıl bitti. Öncesini de sayarsanız 4 yıllık tutukluluk sürelerini de doldurdular”

“Türkiye’de bugün kişisel hak ve özgürlükler gasp edilmiştir, baskı vardır, Muhalefete ayrı medyaya ayrı, yargıya ayrı, sokağa ayrı, herkese ayrı baskı var”

“Çözüm sürecindeki politikamız çok net ve açık. Siyasal uzlaşma, toplumsal uzlaşma. Bunun da zemini meşru zemin TBMM. Kapı arkasında gizli pazarlık değil.”

Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç NTV’nin canlı yayınında güncel konuları değerlendirdi ve Oğuz Haksever’in sorularını şöyle yanıtladı;

Oğuz HAKSEVER- TBMM tatile girer ama siyaset biraz yavaşlasa da tatile girmez. Üstelik meclisin hacmi küçük fakat önemli çok büyük bir unsuru çalışmaya devam ediyor. Anayasa Uzlaşma Komisyonu. Zaten gündemin ağırlıklı noktasında komisyon ve tabi ki Anayasayla ilgili süreç tartışmaları oluşturuyor. Bugün muhalefet sözcüleriyle ve iktidar sözcüsüyle ele alacağız. Bu ve diğer konuları.
CHP Genel Başkan Yardımcılarından, parti sözcüsü Haluk Koç bizlerle beraber. Hoş geldiniz Sayın Koç.

Öncelikle AKP’de Mehmet Ali Şahin komisyon üyesi ve sözcü Hüseyin Çelik bir heyet oluşturup kapınızı çalacaklar bu yeni 48 madde veya daha fazlası için. Açık olacak mı kapı?

Haluk KOÇ- Siyasette kapı açıklığı her zaman olması gereken bir süreç. Çünkü demokrasiyi tarif eden en temel kurallardan bir tanesi uzlaşma arayışıdır, diyalogdur. Maalesef Türkiye’de siyaset bütün bu kapıları şu ana kadar kapattığı için içinden çıkılmaz olan bir takım tablolarla karşı karşıyayız. Gerek toplumsal boyutta, gerek meclis boyutunda, gerek yaşamı ilgilendiren her konuda bütün kapılar kapandığı için böyle bir sıkıntı içinde Türkiye.

CHP tabi ki, açık. Her şey konuşulur, CHP’nin görüşleri ortada. Yola çıkarken ki görüşleri ortada. Bugün takındığı tavır ortada ve bundan sonra ne yapılması gerektiği konusundaki düşünceleri ortada.

Burada tabi AKP’nin Sayın Başbakanın hırslarından, yakın dönem isteklerinden koşullamalarından kurtularak net bir bütünlük içinde ortaya çıkmaları gerekiyor. Çünkü oyunun yarısında ben kural değiştirdim, oyunun yarısında ben şunu istiyorum, oyunun yarısında ben şurayla müzakere ederken böyle bir takım gerekçeler önüme geldi, bunları da yapmak zorundayım gibi bir takım oyunun sürecin yarısında yeni kurallar koyarak sürekli kapı çalarsa o zaman o kapı kusura bakmayın yalama olur. Kötü anlamda söylemiyorum. Yani kapının sürekli açıklığı bir anlam taşımaz.

Oğuz HAKSEVER- 48 maddenin veya olabilirse daha fazlasının peyderpey meclise gelmesine ne dersiniz? Sayın Genel Başkan komisyonun iradesini yok sayamazsınız diyor.

Haluk KOÇ- Şimdi şu şekilde söyleyeyim, Anayasa bir defa bir bütündür. Bir toplumsal kontrattır, bir ruhu vardır, bir felsefesi vardır. Şimdi hepimizin üzerinde anlaştığı en temel konu 12 Eylül faşizminin tüm kalıntılarını ortadan kaldırmaktır. 12 Eylül faşizminin oluşturduğu Anayasa ve o Anayasaya bağlı olarak yapılan darbe yasalarının arkasına sığınmadan gerçekten bir demokrat tablosu ortaya koyabilmektir. Samimiyet budur.

Şimdi 12 Eylül Anayasası değişirken deminde söyledim, nasıl bir Anayasa? Özgürlükçü dedik. Sivil dedik. Her türlü vesayetten uzak tutulmuş dedik. Arındırılmış dedik. Bu vesayetin içerisinde bugün yaratılmaya çalışılan sivil vesayette var kurumlar üzerindeki. Bütün bunlar üzerinde anlaşalım Anayasanın bütünün söylüyorum. Özgürlükçü, kişisel hak ve özgürlükleri kabul eden, her türlü vesayetten arınmış, gerçekten demokratik, demokratik kurum ve kuralları madde madde önümüze koyan bir Anayasa. Burada anlaşıyorsak bir bütün olarak ele almamız gerekir.

Şimdi 48 maddenin bir kısmı Anayasanın giriş bölümünde, bir kısmı kişisel hak ve özgürlükler bölümünde, bir kısmı yasama, yürütme, yargı bölümünde. Yasama ve yürütme başkanlık teklifi AKP tarafından masaya getirildikten sonra biliyorsunuz tıkınmış durumda. Şimdi bir bütünü yok o 48 maddenin. Ama biz yine de tartışmaya açığız. 48 maddenin içerisinde en temel olanlardan bir tanesi, Başbakan bunu duymak istemiyor, AKP’lilerde bunu duymak istemiyor. Ama yüksek sesle söyleyelim, çünkü çok az fırsat medyada. Ben bile NTV’nin 3 yıldır görev yaptığı bu binaya ilk defa geliyorum. Burada 83.madde dokunulmazlıklarla ilgili madde, tutuklu milletvekillerinin de sorunu hallolacak ise CHP kapısını çok daha kolay açabilir 48 madde için.

Oğuz HAKSEVER- Hatırladığım kadarıyla 2 seçenek öneriyor CHP. Birisi, tutuklu milletvekilinin davasının dondurulması. Diğerini tam hatırlamadım ama bir daha hatırlatmakta yarar var.

Haluk KOÇ- Kesin hüküm çıkana kadar hiçbir milletvekilinin, seçilmiş olan milletvekilinin tutukluluk, gözaltılık gibi bir takım süreçlerle karşı karşıya bırakılmaması. Bunlar tartışılır. Özü önemli. Bakın milli iradeden bahsediyoruz ki, bunu Sayın Başbakan çok sık diline pelesenk ettiği bir kavramdır. Milli irade, milli irade. %49 kusuru milli irade olarak görür. %50 kusuru milli irade olarak görmeyen bir mantıktır.

Esas milli irade bugün tutuklu ve Haziran geçti, 2 yıl bitti. Öncesini de sayarsanız 4 yıllık tutukluluk sürelerini de doldurdular. Anayasa Mahkemesi bir karar aldı biliyorsunuz 10 yıl fazla dedi. 5 yılla sınırlanmalı dedi. 5 yılı dolduranlar var içeride. Doğu Perinçek var. Diğer gazeteci ya da değişik silahlı kuvvetler mensubu kişiler var. Araştırmacılar var. Akademisyenler var.

Şimdi Anayasa Mahkemesi bir karar alıyor 1 yıl süreyle bu uygulanabilir diyor. Anayasaya aykırı diyor ama Anayasaya aykırılığını ben 1 yıl daha gözetebilirim, gözümü kapatabilirim diyor. Böyle bir mantık olmaz ve hükümet yetkilileri Sayın Bozdağ’da dahil efendim bu mahkemelere bunları tahliye etme talebi vermiyor diyor.

Şimdi bakın, yani bu perhiz bu ne lahana turşusu dediğimiz hem demokrasiden bahsediyoruz hem evrensel kurallara göre bir Anayasa yapmaktan bahsediyoruz hem demokrasinin en temel kavramlarını eskitiyoruz, kötü kullanıyoruz.

Bugün tabi Anayasayla ilgilenmek çok önemli bir konu. NTV’nin duyarlılığını da ben kutluyorum. Ama sadece Anayasa konusunda değil, diğer konularda da bir ortak duyarlılık sergilenmek gerekiyor. Bu toplumda yaşıyoruz, bu topluma sorumluyuz. Bakın ifade özgürlüğü, medya özgürlüğü, bütün bunların yargıyı bir kenara koydum bütün bunların demokratik bir toplumda kurallar içerisinde yaşanması gerekir, yaşatılması gerekir. Koşulları biliyorum, ağırlığını biliyorum, çalışan arkadaşlarımızın sıkıntılarını da biliyorum, tahmin ediyorum, görebiliyorum. Ama ana muhalefet partisi sözcüsünün, Genel Başkanın Türkiye’nin önemli haber kanalarından bir tanesine canlı yayın konuğu olarak 3 yıl yeni taşındığı bir binaya geliyor ise burada her halde ana muhalefet partisinin muhalefet yapma kapasitesinin ötesinde medyanın da kendisine bir takım cevaplar çıkarması lazım.

Bunları ifade etmek zorundayız. Çünkü demokrasi buralardan yaralı. Bakın Türkiye’de  bu sabah 100’e yakın öğrenci, lise öğrencileri var aralarında. Eskişehir’de bir gencimiz sopayla dövülerek, hunharca öldürülüyor. Görüntüler var, kayıtlar var. Bir türlü tespit edilemiyor. Efendim, fotoğraflardan eylemlere katılanlardan Türk bayrağı taşıyanlardan tespit ettikleri 100 öğrenciyi, lise öğrencisi de var aralarında, gözaltına alma kahramanlığını gösteriyor bugünkü sistem.

Bunun demokrasiyle ne ilgisi var. Hangi Anayasadan bahsediyoruz? En temel hak ve özgürlükler iktidar tarafından gasp edilmiş bir ortamdayız. Medya bunları görmek, görmemek durumda sıkıntılar yaşıyor. Bunları görüyoruz ve burada biz Anayasaya yani bu Fransız İhtilalinden önce hani halk isyanda, canım pasta yesinler, ekmek bulamıyorlarsa denmesine benziyor.

En temel hak ve özgürlük peşinde Türk toplumu. Yaşananlar ortada. Biz hani kuramsal Anayasa tartışmaları içerisinde boğuluyoruz. Günlük gerçeğe bakalım. Türkiye’de bugün kişisel hak ve özgürlükler gasp edilmiştir, baskı vardır, baskı her yerde vardır. Muhalefete ayrı medyaya ayrı, yargıya ayrı, sokağa ayrı, herkese ayrı.

Oğuz HAKSEVER- Bir gazetede çıkan haber internet medyasında yayıldı. AKP için şok biçiminde yayıldı. Onu ne kadar doğrularsınız? Ankara’da MHP ile MHP adayı üzerinden CHP’nin işbirliği, İstanbul ve İzmir’de de CHP adayı üzerinden MHP ile işbirliği veya ittifak.

Haluk KOÇ- Şimdi siyasi partiler arasında üst yönetici olduğum için söylüyorum; böylesi bir görüşme gerçekleşmemiştir. Böyle bir diyalog arayışı söz konusu değildir. Ama vatandaş Haluk Koç olarak söylüyorum, yurttaş Haluk Koç olarak söylüyorum bugün deminden beri tarif ettiğimiz tablo karşısında bulunduğum yerde bu ceberut iktidar yapısının geriletilmesi için üzerine düşen her şeyi yapabilecek tercihi kullanır. Yurttaş Haluk Koç olarak söylüyorum.

Oğuz HAKSEVER- CHP yönetiminin de nabzını iyi bilen parti sözcüsüsünüz. Oradaki hava için bir şey…

Haluk KOÇ- Gündeme gelmedi. Böyle bir resmi teklifte yok. Bizimde bir karşı teklifimiz yok. Ama bir yurttaş duyarlılığı televizyonları başında bizi izleyen birçok insanında bu ortak duyarlılığı sergilediğini görüyorum, hissediyorum. Yurttaş olarak onlarla beraber gönlümden geçeni konuştum. Siyasi parti sorumluluğum içerisinde henüz böyle bir tartışmanın ya da bir fikir oluşturmanın içerisinde değiliz.

Oğuz HAKSEVER- Çözüm süreci için doğuya heyetler yolluyorsunuz. Tunceli’ye gidiyor geliyor. Çözüm sürecinden bir takım çekinceleriniz de var veya eleştirileriniz var. Yani tamamına değil herhalde ama bu heyetlerin gidip gelmesiyle çözüm sürecine dahil politikanızı nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Haluk KOÇ- Çözüm sürecindeki politikamız çok net ve açık. Siyasal uzlaşma, toplumsal uzlaşma. Bunun da zemini meşru zemin TBMM. Kapı arkasında gizli pazarlık değil. Eğer bugün bir takım sıkıntılar yaşanıyor ise kamuoyuna yansıyanlar bakımından söylüyorum; kapı arkasında ne konuşulduğunun, ne pazarlığı yapıldığının, neyin mutabakatına varıldığının, neyin belgelendiğinin, protokollendirildiğinin bilinmemesindendir.

Şimdi oralarda taraf olanlar birbirlerine sen şunu demiştin, bunu yap diye bir baskı yapıyorlar. CHP tabi ki bölgeye gidecek. Daha önce bende başkan olarak gitmiştim. CHP tespitlerini de yapmıştır. Bütün bunlar meşru zeminde siyasal ve toplumsal uzlaşmayla yapılır. Kişisel beklentilerine dönük yakın dönem hesaplarla bu süreci oyalayarak değil. Yani Kürt kökenli yurttaşlarımızı da Başbakan daha önce kandırdığı gibi tekrar kandırıyor. Kısa dönem kendi siyasi çıkarını elde ettikten, beklentisine ulaştıktan sonra aynı Oslo benzerindeki gibi ortada bırakacak öyle gözüküyor tablo. Onlarda taleplerini dile getiriyorlar. Hoş olmayan görüntüler geliyor. Lice’den, Cizre’den, Beytüşşebap’tan biliyorsunuz ve bunlarda Türk toplumunda, Türkiye toplumunda bir soru işareti yaratıyor. Ne oluyor? Bir bölgenin güvenlik kontrolünü tamamen devlet tarafından terk edildim diye.

Bence Gezi Parkı eylemleriyle bu kadar uğraşacağına emniyet herhalde doğuda yaşananlarla da ilgili bir takım önlemler alsalar çok daha uygun olur.

Oğuz HAKSEVER- Çok teşekkür ederiz.”

    Salı, 16 Temmuz 2013 15:14

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica